CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Mourinho’nun iflası

Jose Mourinho'ya uzun süredir sürekli en ağır eleştirileri yazarım. Bunların içinde Fenerbahçe'nin kazandığı birçok karşılaşma da dahil. Eleştirilerimin odak noktası şu: "Dünyanın en önemli takımlarının hepsinde belli bir sistem ve kadro istikrarı var. O takımların sahaya çıkacak 11'lerini sakat ve cezalı yoksa hemen hemen ezbere bilebilirsiniz. Mourinho'nun sahaya çıkaracağı ne kadro belli ne de sistem belli. Bir 3'lü oynatıyor bir 4'lü. Dünkü maça bile 3'lü başladı. 4'lüye döndü, 3'lü bitirdi.
Bu, günümüz futbolunun istediği ilkelere tam zıt kutup teşkil eden anlayışla başarılı olmak mümkün değil. Fenerbahçe'nin dün yenildiği Beşiktaş'ın kadrosuna bakalım; stoper de Masuaku, sol bekteki bütün sezon çok az görev almış genç Emrecan. İleride sol tarafta deneyimsiz genç Mustafa. Bir de üstelik takımın en büyük kozu Rafa Silva adeta sahada yok. Yani Fenerbahçe sadece cansiperane mücadele eden rakibi karşısında tek gol dahi atamadı. Sahanın yıldızı kaleci Mert Günok'tu. Talisca'nın frikiğindeki kurtarış maçın seyir zevki açısından en önemli anıydı. Ve de ciğeri parçalanana kadar mücadele eden Gedson. Fenerbahçe bu sezon İstanbul'da toplam 5 derbi oynadı. Bunlardan 3'ü kendi sahasında sonuç 4 mağlubiyet 1 beraberlik. Sadece bu tablo Mourinho'nun iflasını göstermektedir. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'a acil tavsiyem, istikrar düşüncesini bir kenara bırakıp gelecek seneki Mourinho ile devam kararını tekrar ciddi bir şekilde gözden geçirmesidir. Ayrıca hakem Yasin Kol'u çok beğendim.

Temel direk Lucas Torreira!

Öncelikle şunu belirteyim. Son viraja girildiğinde Galatasaray'ın her maça önemli bir derbi maçı oynayacakmış gibi çıkacağını tahmin etmek zor değil! Dün de maça son derece hırslı bir başlangıç yaptılar. Rıza hocanın taktik planında kanat forvetlerin önde bırakılması yeterli bir alan savunması oluşmasına izin vermeyince Galatasaray çok erken üst üste gelen 2 golle rahatladı . Ondan sonra da 31. dakikada 4. golü atarak maçın fişini çekti. Sonrasında da akıllı bir düşünceyle karşılaşmayı bir idman havasına getirdiler. Sonuçta da bir önemli 3 puan ı daha kazandılar. Şimdi gelelim genel gözlemlerime; Beşiktaş maçından sonra ağır eleştirilere uğrayan Okan hoca, Morata ile konuşarak tek santrfora döndü. Zaten 3'lü defanstan 4'lüye geçtikten sonra bir de tek santrfora geçince işler rayına girdi. Ama maçtan önce tahmin ett-i ğim gibi dün gece de kolay maç diye tekrar Osimhen- Morata ikilisine döndü. Ancak eminim ki Trabzon maçında da tek santrfor ile çıkacaktır. İlk 2 golde de Eren'in katkısı vardı. Bu çok formda oyuncunun sakatlık geçirmesi dün gecenin tek kaybıdır. Torreira'nın iki kişilik presle birlikte çok az pas hatası yaptığını, istikrarlı olduğunu ve de kr-i tik goller attığını söyleyerek geçen haftaki maç yazımın başlığını da "Torreira takımın temel direği" diye attık. Ertesi gün yazımı okuyan bir arkadaşım telefon açtı. 'Osimhen varken onun önünde Torreira olur mu?' dedi. Ben de şu cevabı verdim. "Torreira 3 senedir takımın temel direği, Osimhen bu sene geldi" diyerek durumu özetledim. Dün de haftalardır bahsettiğim gibi Torreira golcülüğünü gösterdi..

Mourinho, F.Bahçe’yi bitirdi

Geçen haftaki maç kritiğimin sonunu şöyle bitirmiştim; "Eğer Mourinho bu inanılmaz hatalarında ısrar ederse bundan sonraki hiçbir maçta F.Bahçe'nin galibiyet garantisi yoktur'' dedim. Bu görüşümün en önemli özelliği 9 eksikli Kayserispor karşısında 3 gol yenmesi ve lige havlu atmak. Dün gece Mourinho yine ilk 11'de şapkadan tavşan çıkardı. Çok ağır bir sakatlık geçiren, arkadaşlarınca yeterince tanınmayan, ciddi maç eksiği olan ve çok kilo almış Carlos ilk 11'de. Zaten onu ikinci devre başında çıkarması kendisinin ne kadar büyük hata yaptığının açıklamasıydı. Hadi Çağlar'ı oynatmıyorsun peki nerede Yusuf? Hani tüm medya ilk yarı sonunda "Mourinho, Yusuf'u kazandırdı" diye methiyeler yazmıştı. Bir anda ortadan kayboldu. Ters ayaklı Mert Müldür'ü Kostic'e tercih etti. Halbuki Mert sahada atakların sonunu getiremeyen Osayi'den daha faydalı olur. Oğuz bir derbi maçıyla kadronun dışında kaldı. İrfan Can Kahveci, Mourinho'ya ne yaptı da tamamen devre dışı kaldı? Yürüyen Tadic'e sınırsız kredi niye verildi? Mourinho bu soruların hiçbirine ne yazık ki cevap veremez. Bunları kendisine sorsak "Siz bana futbolu mu öğreteceksiniz'' der. Ama F.Bahçe'yi göz göre göre ne yazık ki bitirdi. Dün gece çok önemli bir performans gösteren Maximin olmasa F.Bahçe kaleye bile zor giderdi. Kayserispor'u gerçekten kutlamak lazım. Transfer tahtaları kapalı, 9 eksikleri var ve büyük bir enerjiyle mücadele ettiler. 3 gol attılar, müthiş savunma yaptılar, yedikleri 3 golden biri penaltı, 2'si kaleci hatası. Kalecilerinin kurtardığı gol yok. Bu örneklerle işte onların başarıları ortada, F.Bahçe'nin hali de ortada.

Ağır çekim bir galibiyet aldı!

Mourinho'yu anlamam gerçekten mümkün değil. Kümede kalma mücadelesi veren bir takım ile deplasmanda oynuyorsun, sahaya çıkan ilk 11'de fiziksel sıkıntıları olan 3 oyuncu bir arada! Tadic, Dzeko ve Talisca… İlk yarıya bakıyorum, önce Livakovic'ten müthiş bir kurtarış geliyor. F.Bahçe ağır çekim kapalı savunmaya hücum ediyor, 42. dakikaya kadar bir tane yarım pozisyon var. Buna karşılık 2-3 kere Sivas'ın tehditkar atakları gündemde. Sonra Talisca'dan mükemmel bir frikik golü geliyor, takım soyunma odasına morali ve önde gidiyor. İkinci devre başında fark ikiye çıkıyor . Gelelim ondan sonrasına… F.Bahçe rahatladı diyoruz ama Efkan'ın, Talisca'nın mükemmel frikiğinden daha müthiş golü oyunun zorluk derecesini yükseltti. Daha da çok süre vardı.. İşte burada Mourinho'nun yapması gereken acilen iki oyuncu değişikliğiydi. Bunu yapmadığı gibi 80. dakikaya kadar bekledi. Eğer o arada F.Bahçe beraberlik golünü yemediyse bu şanstır. Artık nefes alamaz hale gelen Dzeko'nun yerine giren En-Nesyri kısa sürede rakibi bir kişi eksik bıraktırttı. Mourinho'ya sormak istiyorum; Kostic niye hiç yok? Oğuz-En Nesyri niye son 10 dakikada giriyor? İrfan Can neden hiç belli bir bölüm olsa da düşünülmüyor? Dün gece fizik açıdan eleştirdiğim iki kişi 3 gol attı. Ama bu her şey doğru yapıldı demek değildir! Bana göre Mourinho'nun bu anlayışı ile F.Bahçe'nin son 7 maçta hiçbir tane garantisi yok. Nedeni de şu; dünya futbolu atletizme dönmüş, Mourinho ise kadro tercihleri ile ağır çekim oynatıyor. Yasin Kol maçın adamıydı. Müthiş maç yönetti.

Eldeki malzeme ile bu kadar!

Dün gece Tüpraş Stadyumu'nda yüksek tempolu kora kor bir mücadeleye sahne olan bir 90 dakika izledik. Solskjaer, elindeki kadroda sadece 1 stoper kalması nedeniyle çareyi 3'lü defansta bulmuştu. İlk devre iki takım da hırslı oynuyor, modern futbolun gereği olan rakibi oynatmama ilkesini iyi uyguluyorlardı. Karşılıklı az pozisyon oldu. Beşiktaşlı futbolcuların iştahları da açıkça görülüyordu. İkinci yarıya Beşiktaş alışılmış dışı bir vites yükselterek başladı. Dalga dalga hücum girişimlerinde bulunuyorlardı. Rakibi baskı altına aldılar. Ama bu tempo içinde savunma güvencesini ihmal ettiler. Bir kontrada 50 metre genişlikte yakalanınca, skor dezavantajına düştüler. Artık işler zorlaşmıştı. Bu gol moralleri de bozmuştu. İlk golün sahibi Yusuf Sarı, kısa bir zaman sonra mükemmel bir frikik golüyle farkı 2'e çıkarınca Beşiktaş da pes etti. Ve önemli bir 3 puanı kaybetti. Beşiktaş taraftarı netice dolayısıyla tepki gösterdi. Ama unutmamaları gerekir ki eldeki kadronun kapasitesi bu. Oyuncular iyi niyetle mücadele ettiler. Bu kadarını yapabildiler. Mustafa, üzerinde durulması gereken genç bir santrfor. Temel eksiklikleri var. Ama çalışkanlığı, topla rakip arasına girmesi ve alan boşaltmasıyla faydalı oluyor. Başakşehir aslında iyi bir takım. Ama bu seneki genel görüntüleri beklentileri karşılayamadı. Dün gece de iyi oynayarak haklı bir galibiyet elde ettiler. Cihan Aydın mükemmel bir yönetim gösterdi.

Devamlılık yok

Dünkü maçta futbol kalitesi vasatı aşmasa da tempolu, seyir zevki tatmin edici bir 90 dakika izledik. Beşiktaş ilk yarıda hızlı, atak bir futbol sergiledi. Ama unuttukları bir şey vardı; Kasımpaşa'nın ligin pas trafiği iyi olan takımlarından biri olması. Ofansif girişimlerde devamlılık sağlayamayan Beşiktaş, karşı ataklarda da geride açıklar veriyordu ve skor dezavantajına düştüler, sonra 10 kişi kaldılar. Tayyip Talha, 4 günde ikinci kez kırmızı gördü, kendisi bu zaafının mutlaka üstünde durmalı. Solskjaer'in en doğru kararı devrede İmmobile'yi çıkarmaktı. Yoksa 11'e 9 kalacaklardı. 75'e kadar sahaya sınırsız enerji yansıttılar. Son 20 dakikada Kasımpaşa tekrar momentumu eline aldı. İnanılmaz goller kaçırdı. Sonunda da atamayana atarlar bir kez daha gündeme geldi ve maç beraberlikle noktalandı. Paulista iyi görev yaptı, Fernandes yine çok koştu. Rafa Silva'nın aklına ayak uyduracak oyuncu olmaması en büyük problem. Bana göre Solskjaer'in Mustafa'ya sürekli görev vermesi lazım. Gelelim Kadir Sağlam'a; büyük takım korkusundan net kırmızı kartı göstermeye cesaret edemedi. VAR devreye girince yapacağı bir şey kalmadı. 2. yarıda da Kasımpaşa'ya iki ucuz sarı kart verdi. Gelelim en büyük hataya. Salih, hava topunda 18 üzerinde rakibinin yüzüne vuruyor. Hakem faulü çalmayıp korner veriyor. Sonrasında aynı hareketi rakibi yapıyor, bu sefer keyifle penaltıyı çalıyor!

F.Bahçe’nin şansı...

Mourinho bana göre yine çok hatalı ilk 11 çıkardı. Sahada yürüyerek oynayan Tadic, santrforda 39 yaşındaki Dzeko, sol kenarda da 'çalışmıyor, çok kilo aldı' diyerek kadro dışı bıraktığı, kısa süre önce affettiği Maximin… Bu arada da 4'lü defansa dönmüştü. F.Bahçe, hücumda etkili olamadı, pozisyon üretmekte zorlanıyordu. Maximin, maç eksiğine rağmen hücumda bölüm bölüm iyi işler yapıyordu. Ama defansif yönü çok zayıf olduğu için, sol bekte ters ayaklı Mert Müldür karşısında Zubkov, Trabzonspor'un hücum girişimlerinin odak noktasını teşkil etti. Devre sonunda da skor dezavantajına düşüldü. Artık işler tam çıkmazdaydı… Mourinho artık doğal olarak kendini daha da risk almak durumunda hissetti ve Talisca'yı da sahaya sürdü. Takımın en büyük şansı devrenin hemen başlarında Mustafa'nın neden olduğu gereksiz penaltıydı. Skora denge geldikten kısa süre sonra F.Bahçe öne geçince büyük bir moral depoladılar, ondan sonra da sahada şov vardı! Önce Maximin beklenen gerçek asistini yaptı, sonra da Talisca'nın hattrick'i mükemmel bir golle geldi. Sonuçta F.Bahçe bu zor virajı dönmüş oldu. Trabzon cephesi için kısa ve öz bir yorum yapmak istiyorum… Skor avantajına sahipken ikinci devreye başlıyorsun, bütün riskleri alan F.Bahçe'de Tadic, Talisca, Dzeko ve Maximin gibi fizik durumları yeterli olmayan 4 oyuncu varken 4 gol yiyorsan fazla söze gerek yok. Ayrıca 90 dakikada her yönüyle mükemmel bir Mehmet Türkmen izledim…

Ateşle oynadı

Galatasaray deplasman derbisinde hem önemli bir üç puan hem de namağlup ünvanını kaybetti. Maça Beşiktaş hızlı başladı, Galatasaray önce dengeledi, sonra kontrolü ele alır gibi oldu ve 23. dakikada Rafa Silva, hem gayreti hem kalitesiyle çok güzel bir gole imza attı. Sonra Galatasaray 10 kişi kaldı. Skor üstünlüğüne sahip Beşiktaş için bu durum çok önemli bir avantaj oldu. Ancak devre sonunda sahneye Torreira çıktı. Kendisinden alışmadığımız uzak menzilli mükemmel bir gole imza attı. Benim beklentim ikinci yarıda Okan Buruk'un hamleler yapmasıydı. Ama o her zaman şansına güvenip, ateşle oynamayı seviyor. Skora denge getirmişsin, rakip sahada derbi oynuyorsun, böyle bir pozisyonda çift santrforla oyuna devam edilir mi? Üstelik de yaşadığı sakatlık nedeniyle Yunus Akgün'ün de fizik durumu hiç iyi değilken. Beşiktaş bu şartlarda yoğun bir baskı kurdu. Ama onlar da telaş yüzünden basiti zorlaştırıyorlardı. Sonunda bir şans golüyle skor avantajı sağladılar. 90 dakikanın sonuna kadar mücadelelerini disiplin içinde sürdürdüler. Ancak risk alan eksik Galatasaray karşısında geniş alanlarda pozisyon üretecek hiçbir olumlu varyasyon yapamadılar. Ama önemli bir galibiyet aldılar. Uzun süren sakatlıktan çıkan Paulista'yı iyi gördüm. Gedson alışılmış performansının altındaydı ama galibiyeti getiren golü attı. Solskjaer'in en büyük doğrusu, bitik yıldız santrforu İmmobile'yi oynatmamasıydı. Galatasaray'da Barış Alper iyi niyetiyle çalıştı. Takımın en iyisi Eren'di.