CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Barış Alper ileri taşıdı, lokomotif oldu

Galatasaray, derbinin neticesinden sonra dünkü deplasmana çok hırslı ve atak başladı. Ama 15. dakikada beklenmedik bir şok gelişti. Genç Metehan'ın yaptığı hata sonucu Galatasaray hem 1 kişi eksik kaldı hem de kısa süre sonra skor dezavantajına düştü.
Ama Galatasaraylı futbolcular sanki maç 11'e 11 oynanıyormuş gibi devre sonuna kadar oyunu domine ettiler. Ve soyunma odasına 2 gol bulup skor avantajıyla girdiler. Tabi ki burada Sivas kalecisinin ilk golde büyük hatası vardı. Karşılaşma 11-11'ken de Manaj'ın müthiş vuruşunun direğin içinden dönmesi Galatasaray için şans anlarıydı.
İkinci yarının da zor geçmesi tahmin ediliyordu. Ama Barış Alper, erken 3. golü atınca bütün saha içi dengeleri Galatasaray lehine döndü. Bu yarıda bütün riskleri alan Sivasspor, uzatma dakikalarında attığı gole kadar tek net pozisyon dahi bulamadı. Sonuçta da sarı-kırmızılılar, çok önemli galibiyetle puan cetvelinde büyük bir avantaj sağladı. Ben en çok Sallai ile takımı ileri taşıyarak lokomotif görevi gören Barış Alper'i beğendim. Osimhen de etkili sprintiyle penaltıyı yaratan ve gole çeviren oyuncu oldu.
Gelelim Sivasspor'a... Bülent Uygun tek santrfor oynayan G.Saray'a karşı gereksiz yere 3'lü defans uygulatıyor. Haydi böyle başladın, rakip eksik kalıp gol atınca o zaman değiştir. Uzatmada ise hakem Turgut Doman'ın skandal bir kararı vardı. VAR uyarısına rağmen pozisyonu izledikten sonra Manaj'ın hareketine kırmızı çıkarmaması akıl tutulmasıydı!

F.Bahçe oyuna ağırlık koyamadı

Hafta içi gazetemdeki kısa tahminimde bu tip maçlarda favori gözüksen de yaralı rakip çok tehlikelidir. Yüksek motivasyonla büyük bir mücadele sergiler ve her türlü sonuç olur. Dün gece Beşiktaş müthiş bir mücadele ile maçı kazanmayı başardı. Serdar Topraktepe'nin kadro tercihinde çok önemli bir doğrusu vardı; ikili mücadele özelliği olan 3 orta sahayla oynamak. Buna mukabil Mourinho'nun planlaması çok yanlıştı. Bu maçın yüksek dozajda oynanacağı belliydi. Üstelik de seyircisi önünde prestij mücadelesi verecek olan Beşiktaş karşısında. Tadic gibi devamlılığı olmayan, defansif yönü yetersiz bir yeteneği orta sahada görevlendirdi. Amrabat, belli bir alanda oynayan deneyimli bir ön libero. Fred formsuz. Bu durumda oyunu nasıl domine edeceksin.
F.Bahçe oyuna hiç ağırlık koyamadı. Sadece Dzeko'nun 3 pozisyonu vardı. İkisini çok kötü kullanarak kaçırdı. En zorunu iyi kullandı onu da Emirhan çizgiden çıkardı. Sonrasında da F.Bahçe beklemediği anda bir de gol yiyince hem rakibin direnci iyice arttı hem de taraftar desteği. Bu arada çok önemli bir pozisyonda Tadic bitiklikten kaleciye geri pası verdi! Uzatma bölümünde En-Nesyri'nin direkten dönen kafasıyla beraberlik şansı da kaçırıldı. Ve çok önemli bir 3 puan kaybedildi. Serdar Hoca'yı tebrik etmek lazım. Yokluklar içinde büyük iş başardı. Takımın performansı açısında en yetersiz ismi iki yıldız Rafa Silva ve Immobileydi. Genç hakem Mehmet Türkmen'i bu olumsuz futbol iklimimizde yönettiği bu derbi için kutlamak isterim.

Mourinho ilk yarıyı heba etti!

Mourinho'nun çok hatalı ilk 11'i bu kritik maçta az kalsın pahalıya mal olacaktı. Pres özelliği ve devamlılığı olmayan yetenek Tadic'i orta sahada görevlendirdi. Bir de buna ilaveten daha da ciddi hata sağ kulvarda hiç hazır olmayan İrfan Can'ı oynatmasıydı. Fenerbahçe çok erken gol buldu, ondan sonra saman alevi gibi parladı ama 10. dakikadan devre sonuna kadar oyunun kontrolü Gaziantep'in elindeydi. Bunun da nedeni İrfan Can defansif görevini yapmıyor, Tadic yapmıyor, Fred de eski Fred değil. Bu tabloda rakibin top yapması, ileriye rahat çıkması beklenen bir olaydı. Devre sonunda da skora denge geldi. Mourinho ikinci yarıya iki değişiklikle başladı ve benim günümüz futbolunun en önemli ilkelerinden biri olduğunu vurguladığım Oğuz ve Maximin'le ideal kanat forvetleri oluştu. Ondan sonra sağlı sollu ataklarla yoğun baskı ve son 12 dakikada Becao kornerden gelen topla takımını öne geçirdi, sonra da bitime az bir süre kala Dzeko kendisine has mükemmel gollerinden biriyle maçı bitirdi.
Mourinho gibi bir teknik direktörün ilk devreyi yanlış kadro seçimiyle heba etmesini mantığım almıyor. Slavia Prag maçında takım hırpalanmış, bu yüzden muhtemel bir puan kaybı da gündeme gelebilirdi. Herhalde kendisi de bu hatasını anlamıştır. Ben dün en çok Oğuz Aydın'ı beğendim. Mourinho haftalar sonra geçen senenin flaş kanat oyuncusunu nihayet keşfetmiş oldu! G.Antep de elinden geldiğince iyi mücadele etti. Selçuk İnan iyi bir takım ortaya çıkarmış.

Buruk, ilk 11’i ile harakiri yaptı

G.Saray dün gece maça çok erken yediği golle adeta yenik başladı. Devre sonuna kadar çok sıkıntılı bir dönem geçirdiler. Galatasaray oyunu karşı alana yıktı. Ama rakibin çok koşan ve deparlı oyuncuları her kazanılan topta geniş alanlardan arka arkaya pozisyonlar buldular. İki tane Muslera'nın çok önemli kurtarışı var. İki tane de gençliklerinden dolayı acemice kaçırdıkları goller var. Yani maç farklı bir yenilgiye gidecekken devre sonunda Osimhen'den skora denge geldi. İkinci yarıya G.Saray oyunu kontrol altına alarak başladı. İlk yarının aksine de rakibe etkili atak şansı verilmezken hücum girişimlerinde ise bazı tehlikeler yaratsalar da net bir üretkenlik sağlayamadılar ve 90 dakika deplasman için iyi bir skorla döndüler. Gelelim Okan Buruk hocaya; sahaya çıkardığı ilk 11, bu tip fizik açıdan güçlü ve hızlı takımlara karşı tam bir harakiriydi. Çift santrfor da nereden çıktı? Madem İcardi'den sonra çift santrforla devam etmek istiyordun neden Bodrum maçına böyle başlamadın? Gelelim en büyük hataya... Nelsson yedek kaldığı için zihinsel ve fiziksel hazır değil. 3'lü defansa monte ediyorsun hem de ortasına! Bu şekilde Sanchez'in süpürücülüğü de hayal oluyor. Metehan-Nelsson değişikliğine gidip Sanchez'i orta stopere çekti. Sonra da Batshuayi çıkarıp çift santrfora son verdi . Sonuçta yine Okan Buruk'un şansı dün gece de devam etti. Genç ve acemi rakip ilk yarı bulduğu rekor fırsatları değerlendiremeyince önemli 1 puan kazanıldı. Tabii ki bu eleştirileri yaptık ama kazanan her zaman haklıdır!

Maximin sakat olmasa Oğuz yedekti!

Dün Kayseri'de çok ilginç bir maç izledik. Fenerbahçe ilk yarıda 3 farklı öne geçti. Aslında devrenin son dakikasında fark 1'e indi. Ancak çok rahat bir ortam olmasına rağmen Kayseri'nin tehlikeli atakları hiç bitmedi. İkinci yarıda daha da tempoyu artırıp hem gol aradılar hem de rekor sayıda korner kazanıyorlardı. Nitekim kornerde Livakovic'in zamanlama hatasıyla fark 1'e indi. İştahlı Kayserispor artık daha da tehlikeli olabilirdi. Ama En-Nesyri güzel bir kontratak ile Kayseri'nin direncini kıran golü attı. Ondan sonra da maç farka gitti. Gelelim genel gözlemlerime; hem yazılarımda hem TRT'deki programımda Mourinho'yu " Geçen sene Alanya'da çok iyi bir sezon geçiren başarılı kanat forveti Oğuz'u neden düşünmüyor?" diye eleştiriyordum. Dün gece Oğuz sahanın yıldızıydı. Eğer Maximin'in sakatlık sorunu olmasa Oğuz yine kulübede olacaktı! Mourinho'nun dün geceki önemli hatalarından biri rakip farkı bire indirmiş ve tüm riskleri alıyor. Bu oyunun santrforu En- Nesyri. Golü atmasa bile En Nesyri'nin çıkmaması lazım. Mert Hakan'ın ciddi maç eksiği olmasına rağmen ilk yarıda çok faydalı oldu. Çapraz koşularla Kayseri savunmasını bir hayli hırpaladı. Kayserispor'un rahat ortam bularak F.Bahçe'nin çok üstüne gelmesinin nedenlerine gelince; Kostic, yapısı itibarıyla kesinlikle sol bek oynayamaz. Bunun dışında Tadic de defansif görevi yerine getiremiyor. Fred'teki fiziki düşüş artarak devam ediyor. Amrabat da milli arada çok dinlenmiş ki ufak bir alanda kendini idare etmeye çalıştı.

Maximin realist futbol oynadı

Ulu Önderimizi 86. ölüm yıl dönümünde bir kere daha minnet ve şükranla anıyorum, ruhu şad olsun. Fenerbahçe, dün gece 90 dakika rakibine üstünlük kurdu. İlk devre atak girişimlerinin odak noktası Osayi, Mert Hakan, Tadic üçlüsüyle sağ kulvarda burada güzel varyasyonlar yapıldı. Tehlikeli ortalar geldi. Kaçan fırsatlar da vardı. İkinci devre de aynı görüntüde başladı. Sürekli gol arayan F.Bahçe, penaltıyla iyice rahatladı. Son 10 dakikaya girilirken de Amrabat'tan müthiş bir füzeyle 3. gol geldi. Sonuçta F.Bahçe kolay bir galibiyetle yarışa devam dedi. Gelelim genel gözlemlerime; Mert Hakan ve Samet ciddi maç eksiklikleriyle ilk defa ilk 11'de yer aldılar. Samet defansif görevini yaparken ilk golü de atan isimdi. Mert Hakan da sahanın en iyisiydi. Mourinho'nun düşünmesi gereken, takımda bazı formsuz isimler varken niye bu iki futbolcu bugüne kadar düşünülmedi. Bana göre En-Nesyri'nin iyice form tutması için oyundan çıkartmamak gerekir. Osayi, Mert Hakan'la birlikte takımın en iyisiydi. Djiku da iyi bir performans gösterdi. Maximin, bu sezon ilk defa realist bir futbol oynadı. Bu da ileriye dönük olumlu bir işaret. İlk defa oyundan çıkmadı, bir de güzel gol attı. İşi bilen usta bir ön libero Amrabat olumlu performansına bir de mükemmel gol ekledi. VAR hakemleri ne yazık ki protokolün bir numaralı ilkesi olan çok net kanıt olayını hâlâ öğrenemediler. Samet'in golünde ne gördüler de hakemi incelemeye çağırdılar?

Semih yerinde kendini buldu

İlk iki maçını kaybeden Beşiktaş, Lyon deplasmanında aldığı 3 puana dün de Malmö karşısında bir 3 puan daha ekleyince kendisine play-off için önemli bir şans elde etti. İlk devre Beşiktaş tedbirliydi, Malmö ise tipik bir deplasman stratejisiyle kontrollü anlayışını benimsiyordu. Beşiktaş'tan bu yarıda organize hiçbir atak çıkmadı ama hırslı, korakor bir mücadele görünüyordu. Çok net pozisyonun olmadığı devre golsüz noktalandı. İkinci yarı başladıktan sonra Malmö, Beşiktaş'ı gözüne kestirmiş ki ilk yarıdaki kompakt futbolunu bırakıp ofansif oyuna yönlendi. Bu tabloda karşılıklı orta sahalar kolay geçilip net pozisyonlar gündeme geldi. Onlar çok önemli 3 pozisyon harcadılar. Beşiktaş da 2 tane kaçırdı ama sonunda golü atan taraf oldu. Golle iyice morallendiler, sonra ikinci gol geldi. Malmö farkı 1'e indirmesine rağmen bitime 1 dakika kalmasıyla sıkıntı yaratmadı.
Semih, son derece hırslıydı. Gerçek yerine geçince bunu değerlendirmek istediği her halinden belliydi. Ama takımın ofansif organizasyonunun yetersiz oluşu, ileri 3'lünün uyumlu olmayışı Semih'i de mecburen bireyselliğe itiyordu. Güzel bir golle hem maçı hem de geceyi bitirdi. Gecenin yıldızı Svensson'du. Skorda denge varken %100'lük golü önlerken ilk golün de asistini yaptı. Beşiktaş'ta iki ciddi problem var. Dün 2-3 klas hareket yapsa da Rafa'da ciddi fiziksel düşüş gözüküyordu. Sakatlık geçiren İmmobile de fizik açıdan son derece yetersiz. Semih, dün gece kendisinden son derece çok daha kaliteli bir isim olmasına rağmen İmmobile'ye göre son derece mobil oynuyor.

Agresif oynadı

Dün gece Trabzon'da müthiş mücadele, maça damga vuran hakem ve VAR kararlarıyla ilginç bir maç izledik. Fenerbahçe ilk 15 dakikayı çok sıkıntılı geçirdi. Karşısında beklendiği gibi motive, hırslı ve agresif pres yapan bir rakip vardı. Sonra denge kuruldu ve F.Bahçe, En-Nesyri'nin mükemmel asistinde Fred'le skor avantajı yakaladı. İkinci devre yine Trabzon'un baskısıyla başladı. Sonra skandal bir VAR kararı geldi ve penaltıdan skor eşitlendi. Seyircisiyle birlikte Trabzon hücum girişimlerine devam etti, ardından ikinci penaltı golü geldi. Burada VAR'ın inceleme istemesi doğruydu. Sonra Mourinho hamlelere başladı, girenler doğruydu. Ama yürüyen Tadic'le formsuz Fred'i sahada tutarak ve çift santrfora dönerek rakibe aslında avantajlı bir ortam sundu. Sınırsız enerji harcayan Trabzonlu futbolcuların yorulmasıyla F.Bahçe yoğun bir baskı kurdu. Önce beraberliği buldu, sonra da uzatmanın son dakikasında Amrabat'la çok önemli 3 puanın sahibi oldu. Trabzonspor, sınırsız enerjiyle elinden geleni yaptı. Aynı uzun süre 10 kişi oynadıkları Beşiktaş maçı gibi. Uğurcan yine çok başarılı performans gösterdi. Benim en çok sevindiğim özel bir konu var, o da Trabzon seyircisinin hiçbir şekilde en ufak taşkınlık yapmadan maçı izlemeleriydi. Bütün temennim bu şekilde devam etmeleriydi. Oğuzhan Çakır'ın, Okay'ın kafa vuruşu öncesi çaldığı düdük yanlıştı. İkinci VAR skandalı da Trabzonspor ceza alanındaki pozisyonda incelenme istememesiydi.

Kalitesiz bir karşılaşma izledik

Dün gece RAMS Park'ta ligimizin düşük seviyesini belgeleyen kalitesiz bir derbi izledik… Galatasaray, rahatlıkla 3 puanı kazanırken, belki erken olacak ama yarışta çok da önemli bir avantaj elde etti. Okan Buruk, Beşiktaş'ı iyi analiz etmiş. Onların duran top ve yüksek toplardaki ciddi rahatsızlığını göz önüne alarak, sahanın uzak bölgelerinde dahi kazanılan duran toplardan sürekli ortalarla gol aramayı düşündüler. Nitekim ilk gol böyle bir pozisyonda geldi. İkinci gol de benzer şekildeydi. Asisti veren de aynı kişiydi, sadece golü atanlar farklı isimlerdi. Çok iyi futbol mu oynadı, 'hayır' ama Galatasaray'ı zorlayacak bir rakip yoktu. Sahanın yıldızı Sanchez'di. Torreira bildiğimiz Torreira'ydı. Sallai'yi, en çok da Sara'yı beğendim. Beşiktaş'a gelince sergiledikleri futbol tam bir hayal kırıklığıydı. Okan Buruk, İcardi'den vazgeçemediği için çift santrforlu, üçlü defans uygulatmaya başladı. Bu düzene karşı pozisyon olarak zorlamanız için önde kenarlarda hızlı oyuncularınız olacak. Ne Semih ne Rafa Silva bu tipte oyuncular değil. Rashica sakat olduğundan elinde bu tarzda sadece Muçi vardı. Çoğu maç oynattığın Muçi'yi niye 11'de oynatmadın? Sıradan bir İsveç takımı bu düzendeki Galatasaray'a bir devrede 3 gol attı. Son saniyede de dördüncüyü kaçırdı. Ben sezon başladıktan sonra 'İmmobile ile Rafa Silva çok önemli oyuncular ama fiziki düşüş başladı' dedim. Dün ikisi de sahada yok gibiydi. Birçok takımda bu tip yabancılar var. Bunları fazla göklere çıkarmayacaksın. Derbiyi anlatan kardeşim maç başında İmmobile'yi methetti. '8 golle gol kralı' dedi ama bunların 5'inin penaltıdan olduğunu belirtmedi.