Ömer Üründül

Ömer Üründül

Mourinho’nun hataları bitmiyor

Mourinho, öylesine büyük teknik adam yanlışlıkları yapıyor ki inanmak mümkün değil. Göztepe fizik açıdan ligin en güçlü takımı. Tempolu oynuyorlar, takım presi yapıyorlar ve hiç yorulmuyorlar. Böyle bir rakip karşısında çift santrforla çıkıyorsun, arkalarında da yürüyen Tadic. Bir büyük hata daha var; Oğuz iyi bir kanat forveti ama 3-4-1-2 düzeninin orta kenarında yapısı itibarıyla başarılı olamaz. Hiç karşı kale tehdit edilemedi. Tek yarım pozisyon devrenin son saniyesinde geldi. En büyük şans, devrenin tek farklı skor dezavantajıyla bitmesiydi. İkinci yarı değişikliklerle başladı. Çok erken bir şans golü umut verdi. Kısa süre sonra En-Nesyri'den mükemmel bir kafa golü geldi. Hemen sonrasında da Oğuz sağ çaprazdan bir füze çıkardı. Buna rağmen maçın sonu fark bire indikten sonra sıkıntılarla geçti. Bunun en önemli nedeni, yine Mourinho'ydu. Bir santrforu çıkarıp ortaya Mert Hakan takviyesi yapmayı düşünmedi. O kritik son dakikalarda yeni stoper Carlos'u da ilk defa sahaya sürdü.
Gelelim genel gözlemlerime; Amrabat, çabukluğunu kaybetmiş durumda. Maximin kısa süreli kondisyona sahip ama dribblingleriyle takıma hareket getiriyor. En-Nesyri önemli santrfor. Ama ne yazık ki medyanın bir bölümü 'En-Nesyri iyi santrfor değil' diyor. Bunu diyenler günümüz futbolunun ilkelerine fiziksel açıdan tamamen ters kutup teşkil eden Tadic'i methediyorlar. Küme düşmüş bir takım 10 kişi kalmışken iki golün asistini yaptı diye Tadic göklere çıkarıldı.

60’tan sonra nefesi yetmedi

Fenerbahçe iki puan kaybedince playoff şansını son maça bıraktı. İlk yarıda taraftarın da büyük desteğini arkasına alan sarı-lacivertli futbolcular hırslı ve mücadeleciydiler. İlk 10 dakikada yoğun tempo ve baskı vardı. Bu bölümde İrfan Can iki pozisyonda pas vermeyi tercih etse belki de skor avantajı yakalanabilirdi. 60. dakikaya kadar Fenerbahçe'nin nefesi yetti. Ondan sonra takım yoruldu. Son yarım saatte zaman zaman rakip kale tehdit edilse de Lyon'un atakları çok daha tehlikeliydi. Sonuçta puanlar paylaşıldı.
Fenerbahçe'nin üretkenliğini engelleyen çok önemli bir faktör var. Yeri geldikçe vurguluyorum. Günümüz futbolunda hücum zenginliği için driplingte adam eksilten, sıfıra inen, devamlılığı olan kanat forvetlerine ihtiyaç var. Ne İrfan Can Kahveci ne de Tadic'in yapısı buna uygun değil. O zaman nasıl üretken olacaksın. Hazır olmayan Maximin girdi, hiç olmazsa iki kez pozisyon yarattı. Bir konuda daha Mourinho'yu anlamakta zorluk çekiyorum; zaten zor maçta Tadic bir varlık gösteremiyor. İkinci yarının ortasından sonra nefes alamaz hale gelmiş ancak 82'de çıkartıyor. Kaleci İrfan Can başarılıydı. Kendinden emindi. Stoperler iyi mücadele ettiler. Genç Yusuf istikbal vadediyor. Szymanski sol kenarda bu sezonun en faydalı oyununu oynadı. Fenerbahçe'nin soğuk havada fizik mücadeleye dayalı Midtjylland karşısında en çok ihtiyacı olacak oyuncu kim deseniz; Amrabat ve Osayi'ydi. İkisinin de cezalı duruma düşmesi ciddi bir handikap.

Bu En-Nesyri’yi beğenmiyorlar!

Dünkü maçı iki ayrı devre olarak analiz etmek istiyorum. Birinci yarıda F.Bahçe'nin sergilediği futbol tam bir hayal kırıklığıydı. Zayıf rakibi karşısında tabi ki baskılı oynuyor ama kapalı savunmaya karşı set oyununda hiçbir olumlu varyasyon yok. Ciddi üretkenlik sıkıntısı var. Sadece iki pozisyon vardı. Bir de Adana Demir'in çok net pozisyonunu İrfan Can kurtardı. Takımın bu yarıda en fazla eleştirilecek yanı da rakibinin haftalar sonra puan kaybettiği durumda futbolcuların enerjilerinin çok düşük olmasıydı. İkinci yarıya agresif başladılar. Sonra En-Nesyri'nin attığı gol, yanlış bir VAR çağrısına hakem Halil Umut Meler'in de iştirak etmesiyle iptal edildi. Kenar yönetiminin sinir katsayısı yükseldi. Futbolcular da gerildiler. Belki işler zora girebilirdi ama zayıf rakip hemen 10 kişi kalınca F.Bahçe gaza bastı. Arka arkaya bulduğu gollerle farklı bir galibiyetle sahadan ayrıldı. Gelelim genel gözlemlerime… Birçok futbolcudaki fiziki düşüş sürüyor. Fred, Szymanski hâlâ toparlanamadılar. Dün devrede çıkan Kostic en kötü maçını oynadı. Oğuz bir kanat forvettir. Yedekliğe mahkûm edilmişti, sürpriz bir şekilde 13. haftada görev aldı ve arka arkaya başarılı maçlar çıkardı, sakatlandı. Sonrasında son derece ürkek, ne yaptığını hesaplayamayan ne yapacağını bilemeyen bir Oğuz ortaya çıktı. Nesyri'ye medyada 'İyi santrfor değil' diyenler var. F.Bahçe'de pozisyonlara giren, asistler yapan Nesyri 5 gol de atabilirdi.
TRT'de senelerdir büyük görevler yapan sevgili kardeşim Erdoğan Arıkan kalp krizi geçirmiş, acil şifalar diliyorum…

Çok yanlışı var

Fenerbahçe kötü oynadığı, Mourinho'nun büyük hatalar yaptığı, son 15 dakikasında ciddi sıkıntılar yaşadığı 90 dakikada 3 puanı kazandı. Aslında bu 3 puanın kazanılmasındaki en önemli faktör, Konya kalecisinin ikinci ve üçüncü gollerdeki yaptığı çok önemli hatalardı. F.Bahçe, maça 25. saniyede yenik başladı. Kısa süre sonra da çok net bir ikinci gol tehlikesini Livakovic kurtararak takımı oyunda tuttu. Ondan sonra iki duran top golüyle skor avantajı sağlandı. Ama takımın yapısına hiç uymayan öyle bir düzen vardı ki devre sonunda beraberlik golü yendi.
İkinci devrede işler daha da zor olacakken kalecinin hediyesiyle Tadic takımını öne geçirdi. Sonrasında ise durağan bir futbol, skoru korumak için takım halinde geriye yaslanmak ve zor da olsa gelen 3 puan…
Gelelim Mourinho'ya; Öylesine büyük teknik adam yanlışlıkları yapıyor ki inanılır gibi değil. Çift santrfor biri 39 yaşında, arkalarında fizik açıdan güçsüz Tadic ve 3'lü defans. Bu tarz bir uygulamada öncelikle orta sahada çok diri, savaşan oyunculara ihtiyacın var. Kadroda 3 tane ön libero var. Amrabat cezalı, İsmail sakat, Bartuğ da sadece Türkiye Kupası'nda oynadı. Formsuz Fred ve Szymanski orta sahada. Bu tabloda bir takımın iyi bir futbol oynaması, üretken olması, en önemlisi de savunma güvencesini oluşturması mümkün olmaz. Zorlukla öne geçmişsin, takım artık çıkamıyor, hiç olmazsa Tadic'le Dzeko'yu çıkarıp iki hareketli oyuncuyu sahaya sür. Onu da yapmadı.

Rakipleri sindirdi

Galatasaray, hiç iyi oynamadığı maçta bilhassa ikinci yarıda tamamen oyundan düşmesine rağmen mükemmel Barış performansıyla çok önemli bir 3 puanı daha hanesine yazdırdı. Başakşehir, çok önemli 5 ilk 11 oyuncusundan mahrumdu. Bu eksikler yüzünden sahada organize olması zordu. Galatasaray, ilk yarıda iyi oynamasa da çok rahattı. Rakibin senelerdir alışılmış kaleciden başlayarak ayağa paslarla ileriye çıkış özelliği vardı. Ancak dün çok doğru bir düşünceyle kaleci dahil topları hep uzun kullanarak G.Saray'ın etkin olduğu ön alan baskısı yapmasını engellediler. Bu da Galatasaray'ın üretkenliğini ciddi biçimde etkiledi. Ancak kaleci Muhammed ilk defa riskli pas atayım deyince de Barış, kaptığı topla golü attı. İkinci yarıya hızlı başlayan Başakşehir, hazırlanışı güzel bir golle beraberliği yakaladı. Bundan sonra G.Saray'ın işi zor olacaktı ama kısa sürede sahneye yine Barış Alper çıktı ve takımını tekrar öne geçirdi, sonra yoğun bir Başakşehir baskısı geldi. Ama Galatasaray skor avantajına tekrar sahip olduğu için tamamen savunma ağırlıklı bir oyuna döndü. Deneyimli geri dörtlü, Torreira'dan da aldığı geri yardımla alanı da daraltınca skoru korumayı bildiler. Başakşehir de baştan sona iyi mücadelesinin karşılığını alamadı. Genel bir G.Saray gözlemi yaparsam önemli oyuncu Yunus yorgun gözüktü, istediği hiçbir şeyi yapamadı. Kerem'in maç eksikliği ciddi biçimde göründü. Mertens iyi değildi, Osimhen yalnızları oynadı. Sahada yüksek fizik gücüyle her karşılaştığı rakibini sindiren Barış Alper, son 20 dakikada çok yorulsa da takımının 3 puanındaki bir numaralı aktördü.

En-Nesyri’yi göndermek büyük hata olur

Fenerbahçe'nin futbolunu olumlu yönde geliştiremediği dün gece bir kere daha görüldü. Ligin en zayıf iki takımından biri olan rakibi karşısında 90 dakikanın sonuna kadar maçı skor açısından garantiye alamayarak 3 puanı kazandılar. Ben bekliyordum ki Mourinho arada takımın fizik yönden yetersiz olduğunu ve diri oyunculara ihtiyaç olduğunu düşünür diye. Dünkü ilk 11'e bakıyorum, çift santrfor, solda fizik açıdan 45 dakikalık gücü olan Kostic, sağda başlayıp sonra on numara pozisyonuna geçen, yürüyerek oynayan, zayıf rakip karşısında tek çalım atamayan Tadic. Orta sahaya bakıyorum Amrabat'ın her geçen gün gücü düşüyor. Fred bu maçta dahi sadece bir kere pozisyona girebildi. Osayi de geliyor geliyor bitiremiyor. İlk yarıda hücumda sadece sol tarafta Kostic'in etkili ortalarını gördük. Sağ taraf çalışmadı, orta sahadan ofansif destek gelmedi. 90 dakikanın en başarılı 2 ismi var. En-Nesyri ve 38'ine gelmiş karakterli profesyonel Dzeko… Zaten taraftar da onun hakkını verdi. F.Bahçe'nin girdiği gol pozisyonlarının hepsinde En-Nesyri var. 2 gol attı, bir net pozisyonu kötü kullandı, bir kere direğe takıldı, 3 kere de gecenin başarılı ismi Erce'yi geçemedi. Kaçan penaltının da asistini yaptı. Eğer yönetim, En-Nesyri'yi bırakırsa çok büyük bir hataya imza atar. Dzeko da zaman zaman orta sahanın içine girip ileriye çok olumlu gollük paslar attı. Kaçırdığı penaltı da aşırı yorgunluğun neticesiydi. F.Bahçe ile ilgili görüşüm şöyle; eğer Mourinho ağır oyunculardan 11'i kurmaya devam ederse işler kesinlikle iyi gitmez.

Zor maçta altın değerinde galibiyet

Rams Park'ta dün gece atmosferi yüksek, her yönüyle ilginç bir 90 dakika izledik. Göztepe, birinci sınıf oyunculara sahip değil ama çok koşan, çok atletik bir takım. Galatasaray bana göre uzun zamandır kendi sahasında ilk defa pozisyon açısından en kısır maçını yaşadı. Ama bunun nedenleri Galatasaray'ın kötü oynaması değil, rakibin temaslı ve tempolu oyunuydu. Aslında zor maçta alınan 3 puan bana göre altın değerinde. Çünkü son saniyedeki Batshuayi'nin pozisyonunu saymazsak Galatasaray'ın 2 gol dışında pozisyonu yok.
Her zaman yeri geldikçe vurguluyorum, ligimizin temposu düşük. Çok sayıda takımın da kadroları çok yetersiz. Dün sahada diri, koşan, baskı yapan bir Göztepe olunca Galatasaray'ın ileri ucu tamamen düşük performans gösterdi. Barış, kuvvetli oyuncular karşısında fiziki ağırlığını sahneye koyamadı. En önemli oyunculardan biri olan Yunus, attığı güzel golün dışında sahada yoktu. Dolayısıyla Osimhen de attığı penaltı golünün dışında yokları oynadı. Galatasaray'ın bana göre en önemli artısı, yediği gol dışında kale önü tehlikesi çok yaşamamasıydı.
Sonuçta Galatasaray 3 puanı aldı. Ancak Göztepe teknik direktörünün de çok önemli taktik planının hakkını verelim. Galatasaray'ın avatajı, bilhassa kendi sahasında ön alan baskısı. Ama Göztepe kalecisi de dahil olmak üzere her geride kazandığı topları uzun kullanarak bu alışılmış pozisyon üretme şansını yok etti.

F.Bahçe kötü değil ama rakibi ürkütücü

🔴 2024'ü hayal kırıklıkları ile tamamlayan Fenerbahçe, bu moral bozukluğuyla 2025'te 8 puanlık farkı kapatabilir mi?
Öncelikle şunu söyleyeyim, 8 puan fark var ama daha ligin ilk yarısı bitmedi. Ara tatile girildi ama elde iki maç daha var. Bu yüzden genelde 'Her şey olabilir' denir. Yalnız şöyle bir konu var; F.Bahçe'nin performansını bir kenara koyarsak, şampiyonluktaki rakibinin istatistiği ürkütücü. G.Saray, tamamlanan 17 haftalık bölümde sadece Kasımpaşa ve Eyüpspor'dan olmak üzere 2 beraberlik almış. Bunlar da tesadüfi kayıplar. Geçen sezondan bu yana da 17 deplasmanda tek puan kaybı yok. Asıl sorun burada yatıyor. Fenerbahçe hiçbir şey yokmuş gibi yarışa devam etmeli. Aynı zamanda Avrupa kulvarında kalan son iki maça büyük önem vermeli.
🔴 Transfer döneminde pek çok isim gündeme geliyor ama Fenerbahçe'nin hangi bölgeye ve hangi oyunculara ihtiyacı var?
Mourinho'ya yaptığım en önemli eleştiri; kanat forvetleri konusunda… Yeri geldikçe vurguluyorum. Tadic adam eksiltemiyor. Kuvvetli bir driplingi ve defansif yönü yok. Günümüzde en vasat Avrupa takımlarında dahi bu tarzda kanat forveti bulunmuyor. Oğuz Aydın, çok geç keşfedildi. İrfan Can Kahveci, fiziksel eksiklik yaşıyor. Zaten yapısı tipik bir kanat forvete uygun değil. Maximin'in ne yapmak istediğini sadece ben değil, kimse anlayamıyor. Bana göre birinci sırada çok iyi bir kanat forveti transferi olması gerek. Talisca henüz resmi olarak açıklanmadığı için bir tane orta saha diyebilirim. Bir de stoper yeter.
🔴 Jose Mourinho'ya bir tavsiye verecek olsanız ona ne dersiniz?
Yukarıda saydıklarıma ek olarak takımın fizik kondisyonu iyi değil. Öncelikle bunu söylerim. En güçlülerden Osayi bile geriye gidiyor. Fred ortalarda yok. Amrabat'ın da gittikçe oynama dairesi küçülüyor. En-Nesyri'nin satılması bana göre çok büyük bir hata olur. Bu pozisyonda ondan daha iyi bir santrfor bulmak mümkün değil. Dakika olarak maçların yarısında oynamadığı göz önünde bulundurulduğunda buna rağmen ciddi bir gol katkısı var. Medyanın çoğunluğunun 'Mourinho takımı defansif oynatıyor' eleştirisine de katılmıyorum. Futbol toplu hücum, toplu savunmadır. Ama yukarıda bahsettiğim eksikler yüzünden Fenerbahçe'de öyle bir görüntü gündeme geliyor.