Ömer Üründül

Ömer Üründül

Talisca yetmez çağdaş kanat lazım!

Futbol bir takım oyunudur. Dünyada çok büyük bir futbolcu da transfer etseniz yine de takımın günümüz futboluna uygun bir oyun modeli yoksa işler hiçbir zaman yoluna girmez. Fenerbahçe'de iki tane çok önemli santrfor var. Bir tanesi 38 yaşında olmasına rağmen sahada her şeyini veriyor. Bu iki santrfor gerekli süreleri almasalar bile golcülük özelliklerini gösteriyorlar. En büyük sorun kanatlarda. Günümüz futbolunda Avrupa'daki güçlü takımlarda da vasat takımlarda da kanatlarda adam eksilten, defansa yardım eden, dribbling özellikleri olan oyuncular var. Fenerbahçe'de bu yok.

MAXİMİN TOPLA KAVGALI
Son Eyüp maçını örnek alırsak yapıları ve fiziksel sıkıntıları dolayısıyla Tadic ve İrfan Can'la kanat ataklarında işlevsellik sağlayamazsınız. Kadroda kanat forvetine uygun 3 oyuncu var. Cengiz Ünder futbolu unutmuş görüntüde, Maximin bireysel bir oyuncu, adeta topla kavga ediyor. Bir tek Oğuz Aydın var, o da 13. haftada keşfedildi sonra da sakatlandı. Talisca'dan da verim alınabilmesi için bana göre bu kanatlara mutlaka takviye yapılmalı.

AMAN SAKATA GELMEYELİM!
Sarı-lacivertli kulüp, bir yandan resmi olarak Talisca transferini bitirmeye çalışırken diğer taraftan ise oyuncunun sağlık durumu yakından takip ediliyor. Geçen sezonun mart ayında kas sakatlığı yaşayan ve ameliyat olan Brezilyalı oyuncu, 17 maç kaçırırken bu yıl da aynı sorundan dolayı 4 mücadelede forma giyemedi. Büyük bir yatırım yapılacak olan Talisca için kapsamlı bir sağlık kontrolü uygulanacak.

Nerede o eski Rafa Silva…

Tüpraş Stadı'nda futbol kalitesi düşük ama ligimizin genel görüntüsünün aksine tempolu, karşılıklı pres uygulanan bir maç izledik. Beşiktaş çok erken yediği golün travmasından rakip defansın büyük hatasıyla bir dakika içinde beraberliği sağlayınca kurtulmuş oldu. İlk yarı ve ikinci devre hep karşılıklı ataklarla geçti. Alanyaspor da katı bir savunma yapmadı, her kazandığı topta hücumu düşündü. Aslında bu Beşiktaş için pozisyon bulma açısından daha elverişli bir ortamdı. Ama ele geçen bazı önemli pozisyonlar değerlendirilemedi. Son 20 dakikada daha yoğun baskı kurdular. Bir iki de Alanya, tehlikeli kontratak geliştirdi. Beşiktaş, sıkıntılı bir döneminde mücadele açısında olumluydu. Ama hücum aksiyonları bilinçli değil, kopuk kopuktu. Her şeye rağmen takım savunması olumluydu. Çünkü etkili hücum girişimlerine karşı net bir pozisyon vermediler. Bana göre de en büyük sıkıntılarından bir tanesi kadroda kanat forvetlerinin olmayışıydı! Şimdi bir konu üzerinde durmak istiyorum. Medya tabii ki çok önemli güç. Doğal olarak tüm takım taraftarlarını da etk-i si altına alıyor. Ancak medyanın sayısız örneklerine rağmen çözemediği bir tek olay var: İstanbul'a gelen yabancı futbolcuların yüzde doksanı kısa sürede fiziksel düşüşe giriyorlar. Dün bir gol attı, bir iki de klas hareket yaptı ama nerede Benfica'daki Rafa Silva, nerede sezon başındaki Rafa Silva!... Çok önemli bir santrfor Immobile de artık uykuya dalmış durumda.

Çabuk oyuncu yok! Koşan yok!

F.Bahçe ağır darbe aldı. Takımın genel görüntüsü ümit vermiyor. Şampiyonluğa oynayan bir takım bu kadar düşük tempolu oynayamaz. Düşük tempolu oynaması eşyanın tabiatına aykırı. İlk yarıda son andaki beraberlik golü dışında tek pozisyon yok. Hücum gücüne katkı veren tek oyuncu Kostic. Devre sonunda beraberlik golünü bulmak bir moraldir ama bu dahi ikinci devrede değerlendirilemedi. Daha fazla gol pozisyonu oldu ama kaleci Berke'yi geçemediler. Bunun yanında da son 10 dakikada Eyüpspor da maçı kazanabilirdi. Şöyle bir düşünelim… F.Bahçe takımı neden diri değil? Niye üretemiyor? Açıklaması çok basit; Tadic yürüyerek oynuyor, . İrfan Can da fizik olarak Tadic'ten bir tık önde. İkisinin de genel yapıları kanat forvetine uygun değil. Üstelik de günümüz futbolunda en önemli güç etkili sprinter, adam geçen kanat forvetleridir. Orta sahaya bakıyoruz; Amrabat belli bir alanda işi idare ediyor. Fred yokları oynuyor. Szymanski de en çok koşan isim ama hiçbir arkadaşı ile bağlantı kuramıyor, servisi yok. Bu tabloda nasıl iyi F.Bahçe bekliyoruz? Sprinter Maximin topla kavgadan başka bir şey yapmıyor. Osayi her geçen gün fizik olarak düşüşte. Mourinho geçen senenin iki kişilik pres yapan oyuncusu İsmail Yüksek'i de yedekliğe mahkum etti. Çabuk oyuncu yok, koşan yok aslında çok iyi -biri yaşlı olsa da- 2 santrfor var ama onları oyuna sokacak oyuncu yok! Dün geceki Kostic hariç. Eyüp doğru bir kurgu ile önemli puan aldı. Berke de Montella'ya göz kırptı.

Nefesleri kesti

Dün gece gerçekten üst düzey, bol aksiyonlu, gollü nefes kesen bir maç izledik. Tabi orta sahaların bu kadar kolay geçilip bu kadar çok pozisyon bulunması yani toplam 7 golün dışında 10 tane de golün kaçırılması günümüz futbolunun ilkelerine uygun değil. Galatasaray, alışılmış ofansif gücüyle maça başladı. Trabzon da kazandığı her topta ileri çıkmayı düşününce yüksek bir tempo oluştu. Galatasaray, ilk yarıyı Yunus'un mükemmel asist ve mükemmel golüyle önde tamamladı. Bu yarıda Ozan Tufan'ın kafa golü de Premier Lig ayarındaydı.
Galatasaray, ikinci devreye biraz kontrollü oynayalım diye durgun başladı. Sonrasında Trabzon üst üste iki gol atınca işin rengi değişti. Galatasaray beraberliği yakaladı. Ondan sonra Barış'ın dribblingleriyle tehlikeler yarattılar. Sonra uzatmada maçın kırılma anı geldi. Draguş'un topu kaleye yönelirken Abdülkerim müthiş çıkardı. Son saniyede de G.Saray yine kazanmayı başardı. Bir özel paragraf da Batshuayi'ye açmak istiyorum. Gerçekten çok önemli bir karakter. İcardi, Osimhen varken hiç şans bulamıyordu. İcardi sakatlandı, Osimhen hazır değildi. Buna rağmen Okan Buruk onunla başlamadı. Sonra maça girdi ve takımını zafere taşıdı. Trabzon'a gelince hırslı ve yürekli oynadılar. Nwakaeme, hücum girişimlerinin odak noktasıydı. Ama takım savunmaları ise tam bir felaketti. G.Saray'ın attığı 4 golün dışında kaçan bazı fırsatlar ve Uğurcan'ın 6 net kurtarışı her şeyi açıkça anlatıyor.

En-Nesyri yedek bekletilmemeli

Başakşehir'in atletik bir geri dörtlüsü var. Maça son derece hırslı ve atak başlayan F.Bahçe, yoğun baskı kurmasına rağmen rakibinin direnciyle üretkenlik sıkıntısı çekti. Takım savunmasında hiç zorlanmadı ama pozisyona girmekte sorunlar vardı. Nihayet devre sonunda Dzeko, takımını öne geçiren golü attı. Sonra da Ba'nın profesyonelliğe yakışmayan hareketiyle rakip 10 kişi kalınca büyük bir avantaj elde etti. İkinci yarıda oyunun kontrolünü elinde tutan ve baskı kuran bir F.Bahçe vardı. Ama yine pozisyon bulmakta zorlanıyorlardı. Sonra kaleci Ertuğrul'un büyük hatasıyla Başakşehir, beraberliği buldu. Ardından kaos başladı. Ama En-Nesyri önce attığı çok güzel bir kafa golüyle takıma hayat verdi, sonra 10'a 10 oynanan son bölümde işi bitirip takımını rahatlattı. Gelelim genel gözlemlerime: Sezon başından beri vurguluyorum. En-Nesyri, yedek bekletilecek bir santrfor değil. Tabi ki En-Nesyri, gecenin yıldızı oldu. Fred'teki fiziksel düşüş devam ediyor. Dün en beğendiğim oyunculardan biri de yavaş yavaş form grafiği yükselen Kostic'ti. Amrabat çok güçlü değil fakat deneyimi ile işi idare ediyor. En çok koşan -bal yapmasa da- Szymanski'ydi. F.Bahçe, Livakovic boşta olmak üzere 3 sakat verdi. Üstelik de kısa süreli olmayacağa benziyor. Önemli bir sıkıntı da F.Bahçe'nin işi idare edecek yeterlilikte bir yedek kalecisinin olmayışı dün iyice belgelendi. Mourinho'nun bitime 15 dakika kala rakip 10 kişiyken 5 hakkını tamamlaması da mantıkla bağdaşmıyor.

Kariyerine itirazım yok ama...

Fenerbahçe dün güçlü rakibi karşısında 90 dakika hiçbir varlık göstermeyerek sahadan yenilgiyle ayrıldı. Maçın geneli üzerinde durmak yerine gördüğüm gerçekleri anlatmaya çalışacağım. Tabi ki 5. dakikada Samet'in hatasıyla skorda dezavantaja düşüldü. Ama unutulmamalı ki Athletic Bilbao, bu kupanın en önemli favorilerinden biri. Bu yüzden Fenerbahçe, ne üretken olabildi ne de savunma yapabildi. Bunun nedenleri çok açık. Fenerbahçe, bizim ligde dahi yüksek tempolu bir futbol sergileyemiyor. Avrupa kulvarında ise tabi ki işler daha da zorlaşıyor. Avrupa'nın en vasat takımları bile bizim takımlarımızdan fizik açıdan çok daha güçlüler. Sonuçta F.Bahçe 2-0 gerideyken 10 kişi kaldı. Rakip de işi biraz rölantiye aldı. Fenerbahçeli futbolcular da 11'e 11 oynadıklarından daha fazla koştular. Birçok kişiyle ters düşecek genel görüşüm var. Tadic'in kalitesine ve kariyerine asla itirazım yok ama fizik olarak günümüz futbolunun istediği en önemli ilkelerinden birine zıt kutup teşkil ediyor. Pres yapmıyor, çalım atamıyor, dribblingi yok. Eğer Mourinho, Tadic'e bugüne kadarki gibi sınırsız kredi tanımaya devam ederse işlerin rayına gireceğini zor görüyorum. Son sözüm Samet için; büyük bir hata yapmıştır ama taraftarın 5. dakikadan itibaren top Samet'e her geldiğinde tepki göstermesi inanılır gibi değildi. Bu tepkinin sadece Samet'i değil tüm takımı ve teknik ekibi olumsuz etkileyeceğini nasıl düşünemiyorlar. Hayretler içindeyim.

Barış Alper ileri taşıdı, lokomotif oldu

Galatasaray, derbinin neticesinden sonra dünkü deplasmana çok hırslı ve atak başladı. Ama 15. dakikada beklenmedik bir şok gelişti. Genç Metehan'ın yaptığı hata sonucu Galatasaray hem 1 kişi eksik kaldı hem de kısa süre sonra skor dezavantajına düştü.
Ama Galatasaraylı futbolcular sanki maç 11'e 11 oynanıyormuş gibi devre sonuna kadar oyunu domine ettiler. Ve soyunma odasına 2 gol bulup skor avantajıyla girdiler. Tabi ki burada Sivas kalecisinin ilk golde büyük hatası vardı. Karşılaşma 11-11'ken de Manaj'ın müthiş vuruşunun direğin içinden dönmesi Galatasaray için şans anlarıydı.
İkinci yarının da zor geçmesi tahmin ediliyordu. Ama Barış Alper, erken 3. golü atınca bütün saha içi dengeleri Galatasaray lehine döndü. Bu yarıda bütün riskleri alan Sivasspor, uzatma dakikalarında attığı gole kadar tek net pozisyon dahi bulamadı. Sonuçta da sarı-kırmızılılar, çok önemli galibiyetle puan cetvelinde büyük bir avantaj sağladı. Ben en çok Sallai ile takımı ileri taşıyarak lokomotif görevi gören Barış Alper'i beğendim. Osimhen de etkili sprintiyle penaltıyı yaratan ve gole çeviren oyuncu oldu.
Gelelim Sivasspor'a... Bülent Uygun tek santrfor oynayan G.Saray'a karşı gereksiz yere 3'lü defans uygulatıyor. Haydi böyle başladın, rakip eksik kalıp gol atınca o zaman değiştir. Uzatmada ise hakem Turgut Doman'ın skandal bir kararı vardı. VAR uyarısına rağmen pozisyonu izledikten sonra Manaj'ın hareketine kırmızı çıkarmaması akıl tutulmasıydı!

F.Bahçe oyuna ağırlık koyamadı

Hafta içi gazetemdeki kısa tahminimde bu tip maçlarda favori gözüksen de yaralı rakip çok tehlikelidir. Yüksek motivasyonla büyük bir mücadele sergiler ve her türlü sonuç olur. Dün gece Beşiktaş müthiş bir mücadele ile maçı kazanmayı başardı. Serdar Topraktepe'nin kadro tercihinde çok önemli bir doğrusu vardı; ikili mücadele özelliği olan 3 orta sahayla oynamak. Buna mukabil Mourinho'nun planlaması çok yanlıştı. Bu maçın yüksek dozajda oynanacağı belliydi. Üstelik de seyircisi önünde prestij mücadelesi verecek olan Beşiktaş karşısında. Tadic gibi devamlılığı olmayan, defansif yönü yetersiz bir yeteneği orta sahada görevlendirdi. Amrabat, belli bir alanda oynayan deneyimli bir ön libero. Fred formsuz. Bu durumda oyunu nasıl domine edeceksin.
F.Bahçe oyuna hiç ağırlık koyamadı. Sadece Dzeko'nun 3 pozisyonu vardı. İkisini çok kötü kullanarak kaçırdı. En zorunu iyi kullandı onu da Emirhan çizgiden çıkardı. Sonrasında da F.Bahçe beklemediği anda bir de gol yiyince hem rakibin direnci iyice arttı hem de taraftar desteği. Bu arada çok önemli bir pozisyonda Tadic bitiklikten kaleciye geri pası verdi! Uzatma bölümünde En-Nesyri'nin direkten dönen kafasıyla beraberlik şansı da kaçırıldı. Ve çok önemli bir 3 puan kaybedildi. Serdar Hoca'yı tebrik etmek lazım. Yokluklar içinde büyük iş başardı. Takımın performansı açısında en yetersiz ismi iki yıldız Rafa Silva ve Immobileydi. Genç hakem Mehmet Türkmen'i bu olumsuz futbol iklimimizde yönettiği bu derbi için kutlamak isterim.

Mourinho ilk yarıyı heba etti!

Mourinho'nun çok hatalı ilk 11'i bu kritik maçta az kalsın pahalıya mal olacaktı. Pres özelliği ve devamlılığı olmayan yetenek Tadic'i orta sahada görevlendirdi. Bir de buna ilaveten daha da ciddi hata sağ kulvarda hiç hazır olmayan İrfan Can'ı oynatmasıydı. Fenerbahçe çok erken gol buldu, ondan sonra saman alevi gibi parladı ama 10. dakikadan devre sonuna kadar oyunun kontrolü Gaziantep'in elindeydi. Bunun da nedeni İrfan Can defansif görevini yapmıyor, Tadic yapmıyor, Fred de eski Fred değil. Bu tabloda rakibin top yapması, ileriye rahat çıkması beklenen bir olaydı. Devre sonunda da skora denge geldi. Mourinho ikinci yarıya iki değişiklikle başladı ve benim günümüz futbolunun en önemli ilkelerinden biri olduğunu vurguladığım Oğuz ve Maximin'le ideal kanat forvetleri oluştu. Ondan sonra sağlı sollu ataklarla yoğun baskı ve son 12 dakikada Becao kornerden gelen topla takımını öne geçirdi, sonra da bitime az bir süre kala Dzeko kendisine has mükemmel gollerinden biriyle maçı bitirdi.
Mourinho gibi bir teknik direktörün ilk devreyi yanlış kadro seçimiyle heba etmesini mantığım almıyor. Slavia Prag maçında takım hırpalanmış, bu yüzden muhtemel bir puan kaybı da gündeme gelebilirdi. Herhalde kendisi de bu hatasını anlamıştır. Ben dün en çok Oğuz Aydın'ı beğendim. Mourinho haftalar sonra geçen senenin flaş kanat oyuncusunu nihayet keşfetmiş oldu! G.Antep de elinden geldiğince iyi mücadele etti. Selçuk İnan iyi bir takım ortaya çıkarmış.

Buruk, ilk 11’i ile harakiri yaptı

G.Saray dün gece maça çok erken yediği golle adeta yenik başladı. Devre sonuna kadar çok sıkıntılı bir dönem geçirdiler. Galatasaray oyunu karşı alana yıktı. Ama rakibin çok koşan ve deparlı oyuncuları her kazanılan topta geniş alanlardan arka arkaya pozisyonlar buldular. İki tane Muslera'nın çok önemli kurtarışı var. İki tane de gençliklerinden dolayı acemice kaçırdıkları goller var. Yani maç farklı bir yenilgiye gidecekken devre sonunda Osimhen'den skora denge geldi. İkinci yarıya G.Saray oyunu kontrol altına alarak başladı. İlk yarının aksine de rakibe etkili atak şansı verilmezken hücum girişimlerinde ise bazı tehlikeler yaratsalar da net bir üretkenlik sağlayamadılar ve 90 dakika deplasman için iyi bir skorla döndüler. Gelelim Okan Buruk hocaya; sahaya çıkardığı ilk 11, bu tip fizik açıdan güçlü ve hızlı takımlara karşı tam bir harakiriydi. Çift santrfor da nereden çıktı? Madem İcardi'den sonra çift santrforla devam etmek istiyordun neden Bodrum maçına böyle başlamadın? Gelelim en büyük hataya... Nelsson yedek kaldığı için zihinsel ve fiziksel hazır değil. 3'lü defansa monte ediyorsun hem de ortasına! Bu şekilde Sanchez'in süpürücülüğü de hayal oluyor. Metehan-Nelsson değişikliğine gidip Sanchez'i orta stopere çekti. Sonra da Batshuayi çıkarıp çift santrfora son verdi . Sonuçta yine Okan Buruk'un şansı dün gece de devam etti. Genç ve acemi rakip ilk yarı bulduğu rekor fırsatları değerlendiremeyince önemli 1 puan kazanıldı. Tabii ki bu eleştirileri yaptık ama kazanan her zaman haklıdır!