CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Sanchez ve Yunus maçın en iyileriydi

Dün gece futbol kalitesi vasatı aşmayan ama Sloven hakemin (Matej Jug) üst düzey temaslı futbola müsaade etmesiyle seyir zevki güzel bir 90 dakika izledik. Elfsborg, atletik ve çok koşan ama teknik kapasitesi zayıf ve takım savunması arızalı bir ekip. G.Saray, ilk yarıda göze hoş gelen bir oyunla etkili ataklar yaptı, pozisyonlarla 3 gol buldu. Bu arada rakibin de kalesinden başlayan uzun toplarla G.Saray'ı hücumda zorladığını gördük. İkinci devrenin başında Osimhen ile çok net bir gol kaçtı. Ondan sonra rakibin golü geldi. Ben günümüz futbolunda her zaman çift santrforlu oyun düzenine karşıyım. Okan Buruk, madem böyle düşünüyor saygı duymak lazım. İş sıkıştığında da gerekli hamleyi yapmak gerekiyor. Fark ikiye indiğinde bence bir forveti ve Mertens'i çıkarıp işi garantiye almak gerekirdi. Çünkü Avrupa'nın en vasat takımları bile fizik olarak senden daha iyi durumda. Sonra bir penaltı golüyle fark 1'e indi. Kısa süre sonra da rakip çok net bir beraberlik fırsatını değerlendiremedi. Sonra iki değişiklik yaptı. İş hiç iyi gitmiyordu ama Yunus, müthiş inatçılığıyla iki kere kaybedilen pozisyonun devamında mükemmel bir gole imza attı ve takımını rahatlattı. Buna rağmen uzatmada G.Saray, 1 gol daha yedi. Son saniyede neredeyse hüsran yaratacak bir 4. golü Günay kurtardı. G.Saray, pozisyonlar verip 3 gol yemesine rağmen savunmada Sanchez'i beğendim ama bana göre maçın ismi Yunus Akgün'dü.

Adam eksiltemeyen kanatlarla olmaz!

F.Bahçe aynı Göztepe deplasmanı gibi son dakikada yediği golle bir puana razı oldu. Mourinho'nun düşündüğü ilerideki üç forvetle tempolu, etkili ve pozisyon açısından zengin bir futbol oynaması mümkün değil. Tadic, adam geçemiyor. Devamlılığı yok. Dzeko gittikçe ağırlaştı, adam geçemez, Kostic de öyle. Bu tabloda F.Bahçe rakip defansın hatası ile skor avantajı yakaladı. Sonra geride takım savunmasına ağırlık vererek alan daralttılar. İki stoper, tehlikeli santrforu tesirsiz hale getirdi. Bu bölümde F.Bahçe, Mert ile 90 dakikadaki en organize atağında ikinci golü kaçırdı, bir de Livakovic'in kurtarışı vardı. İkinci devre başında skora denge geldi. Bu Samsun'a moral oldu. İşler kötüye giderken Mourinho 3 hamle birden yaptı. Maximin girer girmez ikinci girişimde golü attı. Sonra oyun F.Bahçe'nin kontrolüne girmiş görünüyordu ama Oosterwolde'nin sakatlanmasından sonra saha içi dengeleri tamamen Samsun lehine geçti. Bu baskıdan bir türlü kurtulamadılar. Bir pozisyon En Nesyri ile var... Topu iyi aldı ama aşırtma vuruşu çerçeveyi bulmadı. Son dakikada da beraberlik golü yendi. Bana göre bu golün öncesinde Djiku'ya faul vardı. Sonuçta önemli 2 puan kaybedildi. Genel olarak baktığımızda yazının başlığında da söylediğim gibi forvet hattındaki bu kadro yapısı etkili ofansif futbola imkân vermez. Günümüz futbolunda adam eksiltme özellikleri olmayan, kanat forvetleri ile oynayan bir takım yok. Amrabat uzun arada fizik açıdan gerilemiş, Fred ise gün geçtikçe fiziksel olarak geri gidiyor. Önemli santrfor En- Nesyri son 10 dakikada beşinci değişiklik olarak oyuna giriyorsa bunun bir nedeni olmalı.

Sallai’yi kazandı

Galatasaray karşısında öyle bir takım buldu ki kazanmak için çok fazla şeyler yapmasına gerek yoktu. Antalyaspor kolay top kaybediyor, hücumda etkili olamıyor. Top rakipteyken pres yapamıyor ve geride doğru yerleşemiyordu. Bu önemli ilkeleri yerine getiremeyen bir takımın yapabileceği fazla bir şey yoktu. Galatasaray çok fazla zorlanmadan güle oynaya kazandı. Okan Buruk dün gece Sallai'yi kazandı. Berkan, ihtiyaç duyduğunda hangi bölge olursa olsun 'Ben görev yerimde sırıtmam' mesajını verdi. İcardi de yine koşmadan 2 gol atarak moral depoladı! Mertens de ilk yarıda kalitesini yine açıkça gösterdi.
Okan Buruk, şansına da güvendiğinden gereksiz maceraları çok seviyor. Daha süre varken iki farklı önde olduğuna güvenerek mi çift santrfora dönüyorsun. Sakatlıkları olan Osimhen ve Barış Alper'i bozulan zeminde 15 dakika için niye riske ediyorsun? Osimhen jeneriklik bir gol attı ama ya sakatlığı nüksetseydi! Türkiye Ligi'nde İstanbul'un 3 büyüklerini biraz zorlayacak 3 takım var. Diğerleri karşısında puan kaybetmezler. Ancak hediye ederler. Sizlere iki çarpıcı örnek. Birincisi; Göztepe karşında 2 farkı koruyamayan F.Bahçe ve Kasımpaşa karşında 3 farkı koruyamayan G.Saray.
Son olarak Okan Buruk'a çok önemli bir tavsiyem var. Bu maça aldanıp sakın çarşamba günü Avrupa Lig'inde oynayacağı İsveç takımının karşısına da çift santrfor çıkma. Unutma o takım son maçta Roma'yı mağlup etti!

Hakemler maçlara sağlıklı çıkamıyor

🔴 Kulüplerimiz özellikle hakemlerden çok şikâyetçi, Türkiye Futbol Federasyonu ise 'bu sorunu çözeceğiz' diyor. Sizce umut var mı? Federasyon, son derece iyi niyetli bakış açısı içinde. Ama unuttukları bir şey var. Bizim içinde bulunduğumuz futbol iklimimiz, olumlu değişikliklere asla imkân tanımıyor. Bunun da en büyük nedeni, dünyada benzeri olmayan büyük takımlar olayıdır. Bu takımlar arasındaki rekabetle birlikte başkan, yönetici, taraftar, teknik adam ve futbolcu baskıları yüzünden hakemler maçlara zihinsel olarak sağlıklı çıkamıyorlar. Bu nedenle de ortadan kalkması mümkün gözükmüyor. Bu tablo 30-40 senedir de böyle.




YABANCI HAKEM İÇİN BEN DE PES ETTİM!

🔴 Sizin yabancı hakemlere bakış açınız nasıl? Özellikle VAR odasına yabancı hakem gelmeli mi? Geçen sezon yaşanan bir dizi tatsız olaydan sonra TRT'deki programımda bir yorum yapmıştım. O gün ne dediysem hâlâ arkasındayım. O programda şunları söylemiştim: "Bugüne kadar, yabancı hakemin gündeme geldiği zamanlarda ilk ciddiyetle karşı çıkan bendim. Ama artık ben de pes ediyorum. Yabancı hakem şart oldu." Bugün geri dönüp baktığım zaman ocak ayında söylediğim sözlerin tamamen arkasındayım. Aynı görüşteyim. Evet artık yabancı hakem şart. Bana sorarsanız çok geç bile kalındı.

GÖKLERE ÇIKARIP YERE BIRAKIYORUZ

🔴 Galatasaray'da Okan Buruk hem çok eleştiriliyor hem övülüyor. Gördüğümüz kadarıyla bu işin ortası yok. Siz Buruk'u başarılı buluyor musunuz? Yapılanlar haksızlık mı? Bizde bir özel olay var. Kazanıldığı zaman teknik adamlar göklere çıkartılıyor. İşler biraz ters gittiği zaman da yerden yere vuruluyor. Okan Buruk'u bazı maçlarda yaptığı teknik hatalardan dolayı ben de eleştiriyorum. Ama 2 sene şampiyon olmuş bir takımın hocasından bahsediyoruz. Bu sene de lider durumda olduğunu unutmayalım. Kesinlikle başarısız demem. Genel bir eleştirim yok. Ama maçtan maça kritiklerim oluyor.

MİLLİ ARA BÜYÜKLERİN RİTİMLERİNİ BOZUYOR

🔴 Milli maçlar için verilen araların ardından takımlar zaman zaman sorun yaşıyor. Siz bu kez sürprizler bekliyor musunuz? Her zaman milli maçlar için verilen aralardan sonra özellikle büyük takımlar Süper Lig maçlarında değişken performans gösterdiler. Bu yüzden de bu hafta ile birlikte aynı şeyin devamını görebiliriz. Bunun nedeni de şöyle; her 3 günde bir maç oynayan takım ona alışmışken ara giriyor ve ritimlerinde uzaklaşıyorlar. Milli takımlarına giden oyuncular yüzünden de teknik adamlar istedikleri ortamı bulamıyor. Kafalarındaki taktik çalışmaları yaptıramıyorlar.




PRİM VERMEK NORMAL VİLLA YORUMA AÇIK!

🔴 Türkiye Futbol Federasyonu'nun 2024 Dünya Kupası'na katılmak için milli yıldızlara villa hediye edecek olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? 1954'te katıldığımız organizasyonu saymazsak tarihimizde sadece bir kez Dünya Kupası'na katıldık. 2002'de Japonya-Güney Kore ortaklığında yapılan turnuvada üçüncü olduk. ABD-Kanada-Meksika ortaklığında düzenlenecek 2026 Dünya Kupasına katılmak artık ihtiyaç oldu. Bunun için futbolculara yüksek prim vadedilmesi normal. Ama bu para mı olmalı villa mı olmalı yoruma açık.

Bütün takımımız alkışı hak ediyor

Çok erken yediğimiz hatalı golle zora soktuğumuz maçı müthiş bir geri dönüşle kazandık. İzlanda erken skor avantajı yakalayınca doğal olarak oyunu geride kabul etti. Bu da bizim çabuk oyuncularımızla defansın arkasına sarkma planımızı suya düşürdü. Yerleşik savunmaya karşı sıkışık alanda denediğimiz varyasyonlarda ilk yarı golü bulamadık. İkinci yarıya iştahlı başladık. Önce kazandığımız penaltıda Hakan zeminin azizliğine takıldı ama moralimizi bozmadık. İrfan Can'ın mükemmel şutuyla beraberliği yakaladık. Ardından da ikinci penaltıdan Hakan takımı öne geçirdi. Son on dakikaya girilirken yine hatalı bir gol yedik. Ama futbolcularımız kazanmak için inançlıydılar. Kerem önce kaleciyi bozarak çaldığı topta tekrar öne geçmemizi sağladı. Son saniyede de mükemmel golle işi garantiye aldırdı.
Montella ve bütün futbolcuları kutluyorum, gerekeni yaptılar. Bir kişiyi ön plana çıkarmak gerekirse Kenan Yıldız derim. Ah be Kenan! Kart sınırındayken ne gerek vardı itirazdan cezalı duruma düşmeye. Dün en büyük artımız yorgunluğa ve zor saha şartlarına rağmen fizik güç olarak beklediğimizin çok üstünde performans sergiledik. Bu muhteşem galibiyete rağmen bir ders çıkarmamız lazım. Futbolun en önemli ilkelerinden biri olan savunma güvencesini bazen göz ardı ediyoruz. Deplasmanda daha 3. dakikada kontratak golü yedik. Üstelik rakibin attığı uzun topta en gerideki oyuncumuz santranın önünde rakip alanda yakalandı. Bu büyük bir strateji hatasıydı.

Dokunulmaz...

Galatasaraylı futbolcuların Rigas maçını unutturmak için çok hırslı bir mücadele sergileyeceklerini tahmin etmek zor değildi. G.Saray'ın bilhassa kendi sahasında seyircisinin büyük desteği ile özellikle ilk yarılarda yaptığı etkili ön alan baskısına karşın geriden pasla çıkmak tam bir harakiridir. Alanyaspor böyle yapınca Galatasaray adına bol pozisyonlu, rakibine yarım tehdit yaratacak şansı dahi bırakmayan ilk 45 dakika izledik. Goller de kaçırdı, tek golle yetindi. Ama bu gol Sara-Yunus iş birliğiyle gerçekten çok güzeldi. Tabi Alanya defansının önde çizgi halinde çakılı kalması da onlar adına eleştirilmesi gereken bir durumdu. İkinci devre G.Saray yine atak başladı, 60'tan sonra yorgunluk baş gösterdi. O dakikaya kadar ileriye doğru dürüst çıkamayan Alanya tehdit etmeye başladı. Ama Sanchez'in başarılı hamleleri ve beceriksizlikleri yüzünden tek net pozisyonu maçın son saniyesinde bulabilip onu da değerlendiremediler. Galatasaray oyundan düşmesine rağmen son yarım saatte yine gollük pozisyonlar bulan taraftı. Gelelim genel gözlemlerime; dünkü maçta öncelikle 3 puan önemliydi, o alındı. Hücumda lokomotif görevi sahanın en başarılı isimlerinden Yunus'taydı. Mertens ve Barış'taki fiziki düşüş devam ediyor. İcardi ise sahada adeta yoktu. Galatasaray'ın 10 kişi oynamasını, Yunus'un iki kişilik performansı önledi. Okan Buruk'un karşısındaki en büyük engel İcardi'ye tanıdığı sınırsız dokunulmazlıktır.

Takımlarımızın kondisyonu vasat

Twente önemli bir yıldız oyuncusu olmasa da ekol sahibi, çok koşan bir takım… Geçen sene kaybettikleri eşleşmenin de hırsıyla maça tempolu bir baskıyla başladılar. Fenerbahçe akıllı bir taktikle kontrollü oynayıp, alan daraltıp oyunu tutuyordu. Rakibin hücum girişimlerini mümkün olduğunca tesirsiz hale getirdiler. Bu arada da kısa süreler içinde önce En-Nesyri, sonra Oosterwolde ile iki pozisyona girildi. Birini kaleci kurtardı biri direğe çarptı. Sonra basit bir gol yendi. Devre bu şekilde bitti. İkinci yarıda işler artkı zordu. Mecburen risk alınacak ya da koşan rakip için avantajlı bir ortam oluşacaktı. Öyle de oldu. Ciddi tehlikeler atlatılırken geride alan daraltan rakip karşısında pozisyon da bulunamıyordu. Ama Amrabat'ın nefis pasında Tadic iyi hareketlenerek güzel bir gole imza attı. Bu golden sonra Fenerbahçe aynı oyunla devam etmeye çalışırken yine açıklar verdi. Kısa sürede Mourinho çok doğru iki kararla rakibin hızını kesen hamleleri yaptı. Fenerbahçe daha rahat oynamaya başladı. Savunmada güvenliydi. Sonuçta da çok önemli bir puan kazanıldı. Bu puandaki bana göre birinci katkı kaleci Livakovic'indi. Geri dörtü iyi mücadele etti. Amrabat tam hazır olmasa da gerçekten çok usta ve soğukkanlı bir oyuncu. Szymanski istekliydi ama dağınıklığını gideremiyor. Avrupa kulvarında 4 takımımız sık sık gündeme getirdiğim konuyu belgeledi; en vasat veya vasat altı Avrupa takımlarının tümü fizik kondisyon olarak bizden çok daha üstünler.

Mourinho’yu anlamakta zorluk çekiyorum

F.Bahçe hiç de iyi oynamadığı bir maçta 3 puanı kazandı. Daha maç başlar başlamaz Szymanski fizik kurallarını altüst eden bir gol kaçırdı. Ondan sonra son derece durgun, temposuz bir oyun… Rakip geriden rahatlıkla çıkabiliyor, bütün yük iki ön libero ile defans bloğu üzerinde. Çünkü Maximin defansa yardımı sevmiyor, Dzeko ile Tadic'in de fiziksel durumları yetersiz. İlk yarıda İsmail de sahada son derece düşük performanssergileyince takımı ayakta tutmaya çalışan deneyimli Amrabat'ın zekası ve olgunluğu oldu. İkinci yarıda iki değişiklik var… Arkadaşlarını tanımayıp ilk maçına çıkan Kostic sol bek, Oosterwolde stoper, İsmail yerine Fred… F.Bahçe yine ilk yarıya oranla daha biraz toparlanmış ama Antalya da yine gelme fırsatı buluyor. Sonra Oosterwolde tekrar sol beke geçiyor, Becao stopere geliyor, sonra Tadic'in golü ile takım nefes alıyor, ondan sonra da rakip kendi kalesine golü atınca F.Bahçe önemli olan 3 puanı hanesine yazıyor. Gelelim genel gözlemlerime…
Ben Mourinho'nun ne yapmak istediğini anlamakta zorluk çekiyorum. Kulübede maçı izleme şekli de bir ilginç! Bir defa kafama takılan en önemli sorun şu; En Nesyri'yi ısrarla Mourinho istedi. Niye oynatmıyor. Dzeko son derece deneyimli, senelerin santrforu. Ama bir büyük takımın asli santrforunun 39 yaşında olması eşyanın tabiatına aykırı. Bir de Tadic var. Kaliteli olmasına rağmen 36 yaşında ve idare ediyor. Szymanski'de de düşüş var. İsmail neden bu kadar kısa sürede geriye gitti? İrfan Can hep yedek kulübesinde, oyuna alırken gol olunca vazgeçiyorsun. Sonra hiç almıyorsun. En Nesyri'yi son bölümde oyuna aldı ilk yüksek ortaya bir yüklendi, rakip oyuncu kendi kalesine golü attı.

Arızalı kadro!

Galatasaray'ın dün gece sahaya çıkan kadrosunun organize ve etkili bir futbol sergilemesi mümkün değildi. Ama her zaman söylediğim gibi futbol ilginç bir oyun. Rakip defansın hatalarından ve iki golcünün usta vuruşlarıyla G.Saray 3 farklı skor avantajı yakaladı. Ama bu kadronun arızalı olduğu başka bir örnekle belliydi. Çünkü moralsiz Kasımpaşa devrenin son dakikalarında bir gol attı. Bir tane de yüzde yüz kaçırdı. İkinci devrede oyunun genel kontrolü Kasımpaşa'daydı. Okan Buruk, yaptığı bütün hamlelere rağmen oyunu bir türlü kontrol altına alamadı. İşler sarpa sarıyor niye Torreira'yı almıyorsun. Çünkü giren oyuncular da motive değildi. Kimin nerede oynadığı belli değildi. Muslera, iki top tutarak oyunu tutmaya çalıştı. Önce penaltı sonra son dakika golüyle çok önemli iki puan kaybedildi. Yeni isimlerden de Jelert vasattı, Sallai ise bilhassa uyum sorunundan varlık gösteremedi.
Gelelim genel gözlemime; Okan Buruk, ligimizdeki takımların genel yetersizliğini biliyor. Şansına da çok güveniyor. Dün gece yine büyük bir maceraya atıldı. İcardi ve Osimhen'le çift santrfor oluşturdu. Orta sahayı bir kişi eksiltti. Üstelik de Torreira'sız. Genelde bizim ligimizdeki takımlar bu hatalarda cezayı kesemiyorlar. Ama yeri gelir futbol şansı size de sırtını döner, büyük hata yaparsınız. 3 farklı yenik durumdaki Kasımpaşa sahadan beraberlikle ayrıldı. Aman İcardi kırılmasın diye hata yaparsanız futbol şansı da size sırtını döner.

Fred’te ciddi bir düşüş var!

Fenerbahçe ilk 20 dakikada Saint Gilloise fırtınasına tutuldu. Müthiş bir tempo ve hızlı hücumlarla bu bölümde sürekli F.Bahçe'nin üstüne gittiler. Hatta ilk dakika dolmadan az kalsın gol atıyorlardı. F.Bahçe pas yapamıyor, rakibi karşılayamıyor, ileri çıkamıyordu. Oyunu 2 kurtarışla Livakovic tuttu. Sonra takım kendine geldi. Futbolcular anladı ki fizik olarak sahaya bir enerji yansıtmazsak iş kötüye gidiyor. Çağlar'ın attığı gol de moral getirdi. Bu şekilde devre tamamlandı. İkinci yarı da kontrol F.Bahçe'deydi. Rakip 10 kişi kaldıktan kısa süre sonra ikinci gol de gelince F.Bahçe çok rahatladı. Maç o dakikada bitmişti. Ama konsantrasyonunu kaybederseniz hiç beklenmedik anda sürprizlerle karşılaşırsınız. Osayi gereksiz bir penaltıya sebep olunca ikinci sarıdan, kırmızı kart gördü. Livakovic penaltıyı kurtardı. Ama F.Bahçe o morale rağmen gol yedi. Neyse ki maç 3 puanla tamamlandı.
Gelelim genel gözlemlerime; Amrabat, iyi tanıdığım bir oyuncu. Çok deneyimli, yer tutmasını bilen, iyi top kullanan önemli bir ön liberodur. Dün takıma da yavaş yavaş ısındığını göndüm. Oosterwolde belli bir istikrarı olan bir oyuncu. Ancak Fred'de ciddi bir düşüş var. En-Nesyri, F.Bahçe için çok önemli bir santrafor. Fizik olarak hazır olmamasına rağmen bütün pozisyonların içindeydi. Rakibine kırmızı kart görmesini sağlayarak görevini tamamladı. Mourinho, En-Nesyri'de ısrar etmeli...