Ömer Üründül

Ömer Üründül

İşte ligin hali: Avrupa-Türkiye farkı!

Dünkü 90 dakikanın nasıl seyredeceğini tahmin etmek kolaydı… AZ Alkmaar, tempolu, ne yaptığını bilen, geçiş oyunlarını çok iyi yapan bir takım. Galatasaray ise bilhassa Avrupa kulvarında çok pozisyon verip çok gol yiyen bir ekip. İki önemli nokta vardı; Hollanda temsilcisinin pozisyonlarını en aza indirebilmek, kendi bulduğu fırsatları da gole çevirebilmek. Ama ilk yarıya bakınca bu beklentinin tam tersi oldu. Çünkü AZ Alkmaar rekor sayıda pozisyon buldu. Mükemmel bir maç çıkaran kaleci Günay devrenin sonuna kadar oyunu tuttu. Ama Galatasaray, moral bulacağı gol için pozisyon üretemedi. Tek pozisyonda Sallai'nin şutunu kaleci kurtardı. Devre sonunda da AZ Alkmaar kendini rahatlatan golü attı.
İkinci yarıya G.Saray biraz baskılı başladı. Ama bir kontratakta rakip farkı ikiye çıkardı. Sonra Galatasaray'ın üst üste iki golü var. Ama bu devrede rakibin, Günay'ı geçemediği 4 net pozisyon daha vardı. Sonuçta ilk maçtaki ağır yenilginin geri dönüşü mümkün olmadı. Zaten bu çok çok zordu... Günay'dan sonra sarı-kırmızılı takımda çırpınan ve elinden geleni yapan bir tek oyuncu vardı o da Osimhen'di. Okan Buruk da iş tamamen bittikten sonra derbiyi düşünerek değişikliklere gitti. Bana göre Osimhen'i daha önce de çıkarabilirdi. Galatasaray, bu sene Avrupa kulvarında vasat ve vasat altı takımlar karşısında gol yeme rekoru kırdı. Son 16'ya kalamadı ama Süper Lig'de 24. haftada sadece 3 beraberliği var. İşte ligimizin hali.

Futbolda çareler ve umut tükenmez

3 soru - 3 cevap

1-Galatasaray, ilk maçta ağır bir yenilgi aldı. Skoru lehine çevirebilir mi? Bu gücü görüyor musunuz? Okan Buruk nasıl bir sistemle oynamalı?
Galatasaray ilk maçta 3 farklı bir yenilgi aldı. Genel olarak bunun telafisinin zor olduğu bir gerçek. Ama ben her zaman şunu vurguluyorum, futbolda çareler ve umut tükenmez. Bir maçın içinde her an beklenmedik şeyler yaşanabilir. Bir örnek vermek istiyorum; Milan, Feyenoord rövanşında ilk yarıda öne geçti. İlk yarı 3-0 bitebilirdi. Her şey Milan lehineydi ama en iyi oyuncusu Theo Hernandez ikinci yarı başında kırmızı kart görünce bütün dengeler değişti ve Feyenoord sayısal fazlalığı değerlendirip attığı bir golle turu geçti. Okan Buruk'un bence dörtlü defans uygulaması gerekir. Çünkü üçlü defansla mecburen riskli oyunla fizik açıdan güçlü ve geçiş oyununu iyi oynayan AZ Alkmaar'a elverişli bir ortam hazırlanır.


MOURİNHO ROTASYONU ABARTMADAN OYNAMALI
2-Fenerbahçe çok avantajlı. Mourinho ısrarla, "Daha iş bitmedi" dedi. Sarı-lacivertli takım, deplasmandaki maçı nasıl oynamalı?
Doğal olarak Fenerbahçe'nin yakaladığı form düzeyiyle elde ettiği 3 farklı avantajı koruması gerekir. Ama Galatasaray maçıyla ilgili yaptığım analizi de göz önüne alırsak yine de dikkatli olmak şart. Jose Mourinho'nun sistemi belli. Belki derbiyi düşünerek ufak bir rotasyon yapabilir ama kesinlikle bunu abartmaması lazım.


AVRUPA MAÇI ERTELENİRSE DERBİNİN GÜNÜ DEĞİŞİR
3-G.Saray'ın maçı sırasında İstanbul'da kar yağışı bekleniyor. Maç oynanmazsa cumaya ertelenecek. Bu durumda pazartesi olan derbi için sıkıntı çıkar mı?
Kar yağışı nedeniyle bugün Galatasaray'ın maçının yarına ertelenme ihtimali olabilir. Bu durumda derbinin de salı gününe alınması gündeme gelir. Ancak hafta içinde Türkiye Kupası karşılaşmaları olduğunu da düşünürsek derbi ileride bir tarihe kalabilir. Eğer kar nedeniyle Avrupa maçı yarın da oynanamazsa bir sonraki haftaya kalır.

Nesyri’yi beğenmeyenler gerçeği görmüştür

Mourinho'nun dün gece yaptığı takım tertibi hatası inanılır gibi değil. Tehlikeli bir rakiple oynuyorsun, derbiye moralli gidebilmek için bu maçı mutlaka kazanman gerekiyor. Anderlecht maçının en iyi iki oyuncusu Kostic ve Yusuf kulübedeydi. Tam hazır olmayan Mert Müldür, ciddi maç eksiği olan Mert Hakan birlikte sahadaydı. Her zaman vurguladığım gibi kaliteli ama fizik gücü yetersiz Tadic, ondan da daha yetersiz Talisca. İlk 21 dakika maçın kaderiydi. Bu bölümde oyunu tek başına domine eden Kasımpaşa'ydı. Üç de net gol kaçırdılar. Sonra bir uzun topta defansın yaptığı hata sonucu, En-Nesyri'nin kaliteli golü geldi. Bu gol, takımın çehresini değiştirdi. İkinci devreye Mourinho, takımı yapması gereken hamleleri yapmadan çıkardı. Sonrasında ise Oğuz çok güzel ikinci gole imzasını attı. Yine kenardan hamle gelmedi ve fark 1'e indi. İşler yine sıkıntıya girmişken sahneye yine Nesyri çıktı ve işi bitirdi. Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum. Çok deneyimli bir santrfor olan Dzeko'nun yanında mükemmel bir forvetin daha var. Herhalde Nesyri'yi beğenmeyenler gerçeği görmüşlerdir. Hatta yalnız kafa golü atabiliyor, dribblingi yok diyenler de vardır. Dün gece bunlara da sahip olduğunu gösterdi. Ayrıca bir şeyi daha iddia ediyorum, şu anda Avrupa'da Nesyri gibi müthiş yükselip kafa vuran santrfor yok. Skriniar yavaş yavaş takıma ısınıyor, Oğuz her zaman faydalı. Dünün en önemli kazancı, Fred'in geçen sezonki formuna ulaşması.

Sadece gol yetmez!

Beşiktaş, maça ön alan baskısı ile tempolu başladı. Oyunu sürekli karşı alana yıktılar. Fakat hiç ummadıkları bir anda Rafa Silva'nın büyük hatasıyla skor dezavantajına düştüler. Bu şok gol, Beşiktaş'ı biraz durağan hale getirdi. Bunda en önemli etken de Trabzonspor'un direncinin artmasıydı. Yine topa sahip olan Beşiktaş'tı. Ama devrenin sonlarına doğru Cham, Trabzon adına çok net ikinci golü kaçırdı. Beşiktaş, ikinci devreye ilk yarının başı gibi önde baskı ile başladı. Tempoyu daha artırınca Trabzon kendi sahasına hapsoldu. Beşiktaş'ın bu baskısını kıracak pas alışverişleri hücuma çıkışları yapılamayınca Rafa Silva'nın usta golüyle önce skora denge geldi. Sonra da Beşiktaş bir şans golüyle öne geçti. Beklendiği gibi 10 dakika Trabzon bastırdı. Gol de atabilirlerdi. Ama sonuçta Beşiktaş 3 puanı kazandı. Solskjaer bana göre Beşiktaş'a çok faydalı olacak. Takımın sahada bir kimliği vardı. Chamberlain'in çok iyi futbolcu olduğunu biliyor. Ve onu ufak ufak kazanmaya çalışıyor. Joao Mario'yu ilk defa Benfica'daki performansında gözlemledim. Bana göre dün yine Gedson, her zamanki gibi dinamoydu. Rashica da faydalıydı. Bakalım eğer Solskjaer fiziki gücü bitmiş Immobile'yi de kazanırsa kendisini kutlamak gerekir. Trabzonspor mücadele etti. Ama temel saha içi eksiklikleri çok. Zaten bugüne kadar tek deplasman galibiyetinin olmamasının nedeni de burada yatıyor. Mustafa Eskihellaç, güçlü bir oyuncu ama kanat savunucusu özellikleri çok yetersiz. Yeni transferlerden Zubkov ve Danylo'nun kumaşları iyi. Bana göre şu anda Trabzonspor'un hücumu aktif hale getiren tek isim Nwakaeme... O da sakat. Banza ise gol atıyor. Ancak onun dışında hiçbir şey yapmıyor.

Sahanın yıldızı Filip Kostic’ti

Fenerbahçe bana göre bu sene en iyi takım oyununu sergilediği maçta görkemli bir galibiyet elde etti. Tabi ki bu kadar iyi oynamanın en önemli nedeni, rakibine göre fizik olarak bu açıyı kapatabilmek için sınırsız enerji harcamasıydı. Günümüz futbolunun istediği hücum ederken takım savunmasını hiç ihmal etmeme ilkesi de gündemdeydi. İlk yarıda 2 gol vardı, ikinci devrede üçüncü golden sonra takım savunması doğal olarak çok öne çıktı. Sonuçta rövanş için çok büyük avantaj elde edildi.
Gelelim genel gözlemlerime… Defans bloğu başarılıydı. Yusuf geleceği parlak bir oyuncu. Fiziki düşüş yaşayan Amrabat'a alan daraldığı için stoperdeki görev yeri çok iyi geldi. Ciddi maç eksiği olan ve fizik olarak hazır olmayan Skriniar çok deneyimli bir stoper oldugunu dün gece iyice belgeledi. Dzeko yine elinden geleni yaptı. En Nesyri alışılmış mükemmel gollerine bir yenisini daha ekledi. Üç tane büyük kazanç var. Biri İrfan Can'ın kalede gün geçtikçe güven vermesi. Diğer ikisi bu sezon ben dahil eleştirilen Fred ve Szymanski'de ciddi bir diriliş vardı. Sahanın yıldızı Filip Kostic'ti. Kavisli mükemmel ortalar yapıyor. Eğer ona benzer bir sağ kanat oyuncusu olsa iki santrfor daha fazla gol katkısı verirler. Ne Osayi ne de Mert Müldür bu tarz kanat futbolcuları değil. Talisca ise kısa sürede çok ağır göründü. Rakibin tüm riskleri aldığı bölümlerde geniş alanda pozisyona girebilecek oyuncu yoktu.

Bu maç Mourinho’ya ders olmalı!

Fenerbahçe için zor deplasmandı. Ama Mourinho'nun ilk 11'i hiç de bu maça uygun değildi. Çünkü Talisca fizik olarak hazır değil, Tadic zaten hep güçsüz, başarılı santrforu Dzeko da 39 yaşında. Ayrıca sürekli vurguluyorum. Oğuz faydalı bir kanat oyuncusu ama kesinlikle 3-4-1-2 düzeninde sağ kulvarda beklenen performansı düşer. Çünkü defansif anlayışı yeterli değil. Uzun kulvarda oynayınca hücumdaki başarısı da düşüyor. Fenerbahçe, bu yanlış kadro ve yanlış düzene rağmen ilk devreyi 2 farklı önde bitirdi. Önce devrede daha hazır olmayan Talisca-İsmail değişikliği gerekliydi. İlerleyen bölümde de Osayi-Tadic değişikliği olmalıydı. Mourinho, 68. dakikaya kadar takıma hiç dokunmadı. Bu bölümde F.Bahçe'nin gol yememesi büyük tesadüftü. Mourinho, çok geç kaldığı değişiklikleri yaptı, bu da takımı yoğun baskıdan kurtardı. Bu maç Mourinho'ya ders olmalı. Bir defa stoper kalmadığından ivedilikle 4'lü defansa dönmeli. Oyuncuların genel performanslarına baktığımda; Skriniar hazır olmamasına rağmen deneyimiyle işi iyi idare etti. Amrabat oyuna girdikten sonra stoperde takım, skor avantajıyla risksiz oynadığı için dar alanda genel sıkıntıları gündeme gelmedi. Szymanski hareketliydi. Dzeko, bu yaşta maçın sonunu iyi getirdi, kutlamak gerekir. Performansıyla en dikkat çeken isim ise Levent'ti. Bu inanılmaz rekor sakatlıkların nedeni nedir? Açıklaması olmalı. Çağlar ile İsmail sanki kronik sakatlar. Bir kalecinin 1.5 ay arayla sakatlandığı pek görülmemiştir. Stoper bolluğunda elde stoper kalmadı.

Emirhan parladı

Beşiktaş'ın maç başlarken iki tane büyük avantajı vardı. Bir tanesi, korkulan hava şartlarında çok iyi bir zemin. İkincisi de kadro derinliği olmayan Sivasspor'un sakatlık ve cezalılar dolayısıyla ciddi eksikleri olması. Bir de bunlara ilaveten 35. dakikada Tolga ve Ziya ile iki fire daha verdiler. Beşiktaş, çok fazla zorlanmadan iki golle 3 puanın sahibi oldu. Ama iyi futbol oynadığı kesinlikle söylenemez. Chamberlain yorulana kadar kalitesiyle Joao Mario ile birlikte oyunu iyi yönetmeye çalıştılar. İlk yarı tamamen Beşiktaş'ın hakimiyetindeydi, golü de buldular.
İkinci yarıda ise ilk yarıdaki üstünlük biraz kayboldu. Sivasspor'un olgun atakları olmasa da karşı kaleyi zorlayan girişimleri vardı. Bu devrede Solskjaer arka arkaya değişikliklere gitti. Uzatma bölümüne kadar skor garantide değildi. Ama penaltıyla maç orada bitti.
Bana göre dün gecenin en başarılı ismi Emirhan'dı. Gol attığı için söylemiyorum. Çok dinamikti, Manaj'a da hiçbir aksiyon şansı tanımadı. Sonradan oyuna giren Semih yine bekleneni veremedi. Mustafa Hekimoğlu'nun temel eksikleri var. Ayrıca büyük boyutta maç eksiği de var ama üstünde durulursa önemli bir çıkış yapabilir. Çünkü fizik açıdan çok güçlü ve hırslı bir yapıya sahip. Gedson her zamanki gibi orta sahada takımın dinamosuydu ama sakatlandı, çıktı. En büyük problem İmmobile. Fiziki tükenişi gittikçe devam ediyor. Bu kalitede ve önemli başarılara imza atmış bir santrforun bu görüntüsü kendisine hiç yakışmıyor.

Tehlike atlattı

Ajax maçının yorgunluğu ve moral bozukluğu bir yana dün geceki Yunus ve Barış'sız ilk 11'le Galatasaray'ın 90 dakikayı bazı sıkıntılarla geçireceği şüphesizdi. En büyük avantaj çok erken gelen gol oldu. Ahmed Kutucu'nun 18 üstünden vurduğu şut, 15 kişilik bir kalabalık içinden ağları buldu. Bundan sonra G.Saray ilk 30 dakikayı, oyunu kontrolüne alarak geçirdi. Daha yorgunluk başlamamışken alışılmış ön alan baskısını uyguladılar. Gaziantep de bu prese karşı geriden riskli toplarla çıkayım deyince çok top kaybetti. Devrenin son 15 dakikasında da süratli Antep atakları G.Saray'ı biraz zorladı. Galatasaray, ikinci yarıda takım savunmasını ön planda tuttu. Buna rağmen üç çok önemli tehlike atlattı. Birinde Muslera çok iyi kurtardı, diğerinde de kaleye giden top kendi arkadaşına çarptı. Sonunda da Arda'nın bir volesi vardı. Maçın en net pozisyonunu ise Ahmed Kutucu kaçırdı. Sonuçta önemli bir 3 puanla maçı bitirdiler. Osimhen, 70 dakika alışılmış deparlarıyla takımı pozisyona götüren isimdi. Torreira zaten bilinen bir motor gücü. Muslera iki çok önemli kurtarışla kalitesini yine gösterdi. Sallai'yi başarılı buldum. Kaan Ayhan çok iyi görev yaptı, gollük kafa vuruşunu da kaleci çıkardı. Morata yakından tanıdığım bir isim ama arkadaşlarına alışması için biraz zamana ihtiyacı var. Sonuçta G.Saray zor şartlarda çok önemli bir 3 puan aldı. Ayrıca bilerek 4. sarı kartları görerek cezayı çok kolay bir Adana Demir maçı öncesi temizlemiş oldular. Dün gece için bundan iyisi can sağlığı.

Tek doğrusu Amrabat’ı çıkarmaktı

Mourinho, inanılmaz teknik adam yanlışlarına ısrarla devam ediyor. Dünyanın neresinde görülmüş, iki yeni stoper transferi yapmışsın, ikisi de fizik açıdan hiç hazır değil. Üstelik hem takım arkadaşlarını hem birbirlerini tanımıyorlar. İkisini birden görevlendiriyorsun, olacak iş değil. Kendine bakmadığı her hafta gösterdiği düşüşle belli olan Amrabat da üçüncü ağır tank olunca F.Bahçe iki gol birden yedi. Üçüncü golü de İrfan Can kurtardı. İşler tam çıkmaza giriyordu ki devre sonunda Olawoyin kırmızı kart görüp takımını 10 kişi bıraktı ve gereksiz bir penaltı hediye etti. Penaltı da gol olunca ikinci yarı saha içi dengeleri tamamen Fenerbahçe lehine döndü. Sonra Rize 9 kişi kaldı. Müthiş bir baskı, rakip nefes alamıyor, kaçan goller, rekor direkten dönen toplar ve uzun süre sonra beraberlik Dzeko ile geldi. Çok kaçıran En-Nesyri jeneriklik golle galibiyeti getirdi. Dünkü maç büyük bir kaosla neticelenebilirdi ama Mourinho hatalarından hâlâ ders çıkarmıyor. Bir yanlışı daha var. Yeri geldikçe vurguladım. Oğuz'un yapısına uygun görev yeri ileride kanat forveti. 3-5- 2'de kenarda görev alırsa hem defansif görevi yetersiz kalır hem de hücuma katkısı. Talisca iyi futbolcu ama fizik olarak hiç hazır değil. Mourinho'nun son değişiklikleri için bir şey söylemiyorum. Rakip eksik kalınca herkesi aldı. Yalnız bir tane doğrusu vardı, o da Amrabat'ı devrede çıkarmak. Takımın durumu iyi değil. Mourinho'nun düşünmesi gereken çok önemli bir konu daha var. Dzeko ve En-Nesyri'den başka gol atan oyuncu yok haftalardır.

Mourinho’nun hataları bitmiyor

Mourinho, öylesine büyük teknik adam yanlışlıkları yapıyor ki inanmak mümkün değil. Göztepe fizik açıdan ligin en güçlü takımı. Tempolu oynuyorlar, takım presi yapıyorlar ve hiç yorulmuyorlar. Böyle bir rakip karşısında çift santrforla çıkıyorsun, arkalarında da yürüyen Tadic. Bir büyük hata daha var; Oğuz iyi bir kanat forveti ama 3-4-1-2 düzeninin orta kenarında yapısı itibarıyla başarılı olamaz. Hiç karşı kale tehdit edilemedi. Tek yarım pozisyon devrenin son saniyesinde geldi. En büyük şans, devrenin tek farklı skor dezavantajıyla bitmesiydi. İkinci yarı değişikliklerle başladı. Çok erken bir şans golü umut verdi. Kısa süre sonra En-Nesyri'den mükemmel bir kafa golü geldi. Hemen sonrasında da Oğuz sağ çaprazdan bir füze çıkardı. Buna rağmen maçın sonu fark bire indikten sonra sıkıntılarla geçti. Bunun en önemli nedeni, yine Mourinho'ydu. Bir santrforu çıkarıp ortaya Mert Hakan takviyesi yapmayı düşünmedi. O kritik son dakikalarda yeni stoper Carlos'u da ilk defa sahaya sürdü.
Gelelim genel gözlemlerime; Amrabat, çabukluğunu kaybetmiş durumda. Maximin kısa süreli kondisyona sahip ama dribblingleriyle takıma hareket getiriyor. En-Nesyri önemli santrfor. Ama ne yazık ki medyanın bir bölümü 'En-Nesyri iyi santrfor değil' diyor. Bunu diyenler günümüz futbolunun ilkelerine fiziksel açıdan tamamen ters kutup teşkil eden Tadic'i methediyorlar. Küme düşmüş bir takım 10 kişi kalmışken iki golün asistini yaptı diye Tadic göklere çıkarıldı.