CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

En-Nesyri’yi göndermek büyük hata olur

Fenerbahçe'nin futbolunu olumlu yönde geliştiremediği dün gece bir kere daha görüldü. Ligin en zayıf iki takımından biri olan rakibi karşısında 90 dakikanın sonuna kadar maçı skor açısından garantiye alamayarak 3 puanı kazandılar. Ben bekliyordum ki Mourinho arada takımın fizik yönden yetersiz olduğunu ve diri oyunculara ihtiyaç olduğunu düşünür diye. Dünkü ilk 11'e bakıyorum, çift santrfor, solda fizik açıdan 45 dakikalık gücü olan Kostic, sağda başlayıp sonra on numara pozisyonuna geçen, yürüyerek oynayan, zayıf rakip karşısında tek çalım atamayan Tadic. Orta sahaya bakıyorum Amrabat'ın her geçen gün gücü düşüyor. Fred bu maçta dahi sadece bir kere pozisyona girebildi. Osayi de geliyor geliyor bitiremiyor. İlk yarıda hücumda sadece sol tarafta Kostic'in etkili ortalarını gördük. Sağ taraf çalışmadı, orta sahadan ofansif destek gelmedi. 90 dakikanın en başarılı 2 ismi var. En-Nesyri ve 38'ine gelmiş karakterli profesyonel Dzeko… Zaten taraftar da onun hakkını verdi. F.Bahçe'nin girdiği gol pozisyonlarının hepsinde En-Nesyri var. 2 gol attı, bir net pozisyonu kötü kullandı, bir kere direğe takıldı, 3 kere de gecenin başarılı ismi Erce'yi geçemedi. Kaçan penaltının da asistini yaptı. Eğer yönetim, En-Nesyri'yi bırakırsa çok büyük bir hataya imza atar. Dzeko da zaman zaman orta sahanın içine girip ileriye çok olumlu gollük paslar attı. Kaçırdığı penaltı da aşırı yorgunluğun neticesiydi. F.Bahçe ile ilgili görüşüm şöyle; eğer Mourinho ağır oyunculardan 11'i kurmaya devam ederse işler kesinlikle iyi gitmez.

Zor maçta altın değerinde galibiyet

Rams Park'ta dün gece atmosferi yüksek, her yönüyle ilginç bir 90 dakika izledik. Göztepe, birinci sınıf oyunculara sahip değil ama çok koşan, çok atletik bir takım. Galatasaray bana göre uzun zamandır kendi sahasında ilk defa pozisyon açısından en kısır maçını yaşadı. Ama bunun nedenleri Galatasaray'ın kötü oynaması değil, rakibin temaslı ve tempolu oyunuydu. Aslında zor maçta alınan 3 puan bana göre altın değerinde. Çünkü son saniyedeki Batshuayi'nin pozisyonunu saymazsak Galatasaray'ın 2 gol dışında pozisyonu yok.
Her zaman yeri geldikçe vurguluyorum, ligimizin temposu düşük. Çok sayıda takımın da kadroları çok yetersiz. Dün sahada diri, koşan, baskı yapan bir Göztepe olunca Galatasaray'ın ileri ucu tamamen düşük performans gösterdi. Barış, kuvvetli oyuncular karşısında fiziki ağırlığını sahneye koyamadı. En önemli oyunculardan biri olan Yunus, attığı güzel golün dışında sahada yoktu. Dolayısıyla Osimhen de attığı penaltı golünün dışında yokları oynadı. Galatasaray'ın bana göre en önemli artısı, yediği gol dışında kale önü tehlikesi çok yaşamamasıydı.
Sonuçta Galatasaray 3 puanı aldı. Ancak Göztepe teknik direktörünün de çok önemli taktik planının hakkını verelim. Galatasaray'ın avatajı, bilhassa kendi sahasında ön alan baskısı. Ama Göztepe kalecisi de dahil olmak üzere her geride kazandığı topları uzun kullanarak bu alışılmış pozisyon üretme şansını yok etti.

F.Bahçe kötü değil ama rakibi ürkütücü

🔴 2024'ü hayal kırıklıkları ile tamamlayan Fenerbahçe, bu moral bozukluğuyla 2025'te 8 puanlık farkı kapatabilir mi?
Öncelikle şunu söyleyeyim, 8 puan fark var ama daha ligin ilk yarısı bitmedi. Ara tatile girildi ama elde iki maç daha var. Bu yüzden genelde 'Her şey olabilir' denir. Yalnız şöyle bir konu var; F.Bahçe'nin performansını bir kenara koyarsak, şampiyonluktaki rakibinin istatistiği ürkütücü. G.Saray, tamamlanan 17 haftalık bölümde sadece Kasımpaşa ve Eyüpspor'dan olmak üzere 2 beraberlik almış. Bunlar da tesadüfi kayıplar. Geçen sezondan bu yana da 17 deplasmanda tek puan kaybı yok. Asıl sorun burada yatıyor. Fenerbahçe hiçbir şey yokmuş gibi yarışa devam etmeli. Aynı zamanda Avrupa kulvarında kalan son iki maça büyük önem vermeli.
🔴 Transfer döneminde pek çok isim gündeme geliyor ama Fenerbahçe'nin hangi bölgeye ve hangi oyunculara ihtiyacı var?
Mourinho'ya yaptığım en önemli eleştiri; kanat forvetleri konusunda… Yeri geldikçe vurguluyorum. Tadic adam eksiltemiyor. Kuvvetli bir driplingi ve defansif yönü yok. Günümüzde en vasat Avrupa takımlarında dahi bu tarzda kanat forveti bulunmuyor. Oğuz Aydın, çok geç keşfedildi. İrfan Can Kahveci, fiziksel eksiklik yaşıyor. Zaten yapısı tipik bir kanat forvete uygun değil. Maximin'in ne yapmak istediğini sadece ben değil, kimse anlayamıyor. Bana göre birinci sırada çok iyi bir kanat forveti transferi olması gerek. Talisca henüz resmi olarak açıklanmadığı için bir tane orta saha diyebilirim. Bir de stoper yeter.
🔴 Jose Mourinho'ya bir tavsiye verecek olsanız ona ne dersiniz?
Yukarıda saydıklarıma ek olarak takımın fizik kondisyonu iyi değil. Öncelikle bunu söylerim. En güçlülerden Osayi bile geriye gidiyor. Fred ortalarda yok. Amrabat'ın da gittikçe oynama dairesi küçülüyor. En-Nesyri'nin satılması bana göre çok büyük bir hata olur. Bu pozisyonda ondan daha iyi bir santrfor bulmak mümkün değil. Dakika olarak maçların yarısında oynamadığı göz önünde bulundurulduğunda buna rağmen ciddi bir gol katkısı var. Medyanın çoğunluğunun 'Mourinho takımı defansif oynatıyor' eleştirisine de katılmıyorum. Futbol toplu hücum, toplu savunmadır. Ama yukarıda bahsettiğim eksikler yüzünden Fenerbahçe'de öyle bir görüntü gündeme geliyor.

Talisca yetmez çağdaş kanat lazım!

Futbol bir takım oyunudur. Dünyada çok büyük bir futbolcu da transfer etseniz yine de takımın günümüz futboluna uygun bir oyun modeli yoksa işler hiçbir zaman yoluna girmez. Fenerbahçe'de iki tane çok önemli santrfor var. Bir tanesi 38 yaşında olmasına rağmen sahada her şeyini veriyor. Bu iki santrfor gerekli süreleri almasalar bile golcülük özelliklerini gösteriyorlar. En büyük sorun kanatlarda. Günümüz futbolunda Avrupa'daki güçlü takımlarda da vasat takımlarda da kanatlarda adam eksilten, defansa yardım eden, dribbling özellikleri olan oyuncular var. Fenerbahçe'de bu yok.

MAXİMİN TOPLA KAVGALI
Son Eyüp maçını örnek alırsak yapıları ve fiziksel sıkıntıları dolayısıyla Tadic ve İrfan Can'la kanat ataklarında işlevsellik sağlayamazsınız. Kadroda kanat forvetine uygun 3 oyuncu var. Cengiz Ünder futbolu unutmuş görüntüde, Maximin bireysel bir oyuncu, adeta topla kavga ediyor. Bir tek Oğuz Aydın var, o da 13. haftada keşfedildi sonra da sakatlandı. Talisca'dan da verim alınabilmesi için bana göre bu kanatlara mutlaka takviye yapılmalı.

AMAN SAKATA GELMEYELİM!
Sarı-lacivertli kulüp, bir yandan resmi olarak Talisca transferini bitirmeye çalışırken diğer taraftan ise oyuncunun sağlık durumu yakından takip ediliyor. Geçen sezonun mart ayında kas sakatlığı yaşayan ve ameliyat olan Brezilyalı oyuncu, 17 maç kaçırırken bu yıl da aynı sorundan dolayı 4 mücadelede forma giyemedi. Büyük bir yatırım yapılacak olan Talisca için kapsamlı bir sağlık kontrolü uygulanacak.

Nerede o eski Rafa Silva…

Tüpraş Stadı'nda futbol kalitesi düşük ama ligimizin genel görüntüsünün aksine tempolu, karşılıklı pres uygulanan bir maç izledik. Beşiktaş çok erken yediği golün travmasından rakip defansın büyük hatasıyla bir dakika içinde beraberliği sağlayınca kurtulmuş oldu. İlk yarı ve ikinci devre hep karşılıklı ataklarla geçti. Alanyaspor da katı bir savunma yapmadı, her kazandığı topta hücumu düşündü. Aslında bu Beşiktaş için pozisyon bulma açısından daha elverişli bir ortamdı. Ama ele geçen bazı önemli pozisyonlar değerlendirilemedi. Son 20 dakikada daha yoğun baskı kurdular. Bir iki de Alanya, tehlikeli kontratak geliştirdi. Beşiktaş, sıkıntılı bir döneminde mücadele açısında olumluydu. Ama hücum aksiyonları bilinçli değil, kopuk kopuktu. Her şeye rağmen takım savunması olumluydu. Çünkü etkili hücum girişimlerine karşı net bir pozisyon vermediler. Bana göre de en büyük sıkıntılarından bir tanesi kadroda kanat forvetlerinin olmayışıydı! Şimdi bir konu üzerinde durmak istiyorum. Medya tabii ki çok önemli güç. Doğal olarak tüm takım taraftarlarını da etk-i si altına alıyor. Ancak medyanın sayısız örneklerine rağmen çözemediği bir tek olay var: İstanbul'a gelen yabancı futbolcuların yüzde doksanı kısa sürede fiziksel düşüşe giriyorlar. Dün bir gol attı, bir iki de klas hareket yaptı ama nerede Benfica'daki Rafa Silva, nerede sezon başındaki Rafa Silva!... Çok önemli bir santrfor Immobile de artık uykuya dalmış durumda.

Çabuk oyuncu yok! Koşan yok!

F.Bahçe ağır darbe aldı. Takımın genel görüntüsü ümit vermiyor. Şampiyonluğa oynayan bir takım bu kadar düşük tempolu oynayamaz. Düşük tempolu oynaması eşyanın tabiatına aykırı. İlk yarıda son andaki beraberlik golü dışında tek pozisyon yok. Hücum gücüne katkı veren tek oyuncu Kostic. Devre sonunda beraberlik golünü bulmak bir moraldir ama bu dahi ikinci devrede değerlendirilemedi. Daha fazla gol pozisyonu oldu ama kaleci Berke'yi geçemediler. Bunun yanında da son 10 dakikada Eyüpspor da maçı kazanabilirdi. Şöyle bir düşünelim… F.Bahçe takımı neden diri değil? Niye üretemiyor? Açıklaması çok basit; Tadic yürüyerek oynuyor, . İrfan Can da fizik olarak Tadic'ten bir tık önde. İkisinin de genel yapıları kanat forvetine uygun değil. Üstelik de günümüz futbolunda en önemli güç etkili sprinter, adam geçen kanat forvetleridir. Orta sahaya bakıyoruz; Amrabat belli bir alanda işi idare ediyor. Fred yokları oynuyor. Szymanski de en çok koşan isim ama hiçbir arkadaşı ile bağlantı kuramıyor, servisi yok. Bu tabloda nasıl iyi F.Bahçe bekliyoruz? Sprinter Maximin topla kavgadan başka bir şey yapmıyor. Osayi her geçen gün fizik olarak düşüşte. Mourinho geçen senenin iki kişilik pres yapan oyuncusu İsmail Yüksek'i de yedekliğe mahkum etti. Çabuk oyuncu yok, koşan yok aslında çok iyi -biri yaşlı olsa da- 2 santrfor var ama onları oyuna sokacak oyuncu yok! Dün geceki Kostic hariç. Eyüp doğru bir kurgu ile önemli puan aldı. Berke de Montella'ya göz kırptı.

Nefesleri kesti

Dün gece gerçekten üst düzey, bol aksiyonlu, gollü nefes kesen bir maç izledik. Tabi orta sahaların bu kadar kolay geçilip bu kadar çok pozisyon bulunması yani toplam 7 golün dışında 10 tane de golün kaçırılması günümüz futbolunun ilkelerine uygun değil. Galatasaray, alışılmış ofansif gücüyle maça başladı. Trabzon da kazandığı her topta ileri çıkmayı düşününce yüksek bir tempo oluştu. Galatasaray, ilk yarıyı Yunus'un mükemmel asist ve mükemmel golüyle önde tamamladı. Bu yarıda Ozan Tufan'ın kafa golü de Premier Lig ayarındaydı.
Galatasaray, ikinci devreye biraz kontrollü oynayalım diye durgun başladı. Sonrasında Trabzon üst üste iki gol atınca işin rengi değişti. Galatasaray beraberliği yakaladı. Ondan sonra Barış'ın dribblingleriyle tehlikeler yarattılar. Sonra uzatmada maçın kırılma anı geldi. Draguş'un topu kaleye yönelirken Abdülkerim müthiş çıkardı. Son saniyede de G.Saray yine kazanmayı başardı. Bir özel paragraf da Batshuayi'ye açmak istiyorum. Gerçekten çok önemli bir karakter. İcardi, Osimhen varken hiç şans bulamıyordu. İcardi sakatlandı, Osimhen hazır değildi. Buna rağmen Okan Buruk onunla başlamadı. Sonra maça girdi ve takımını zafere taşıdı. Trabzon'a gelince hırslı ve yürekli oynadılar. Nwakaeme, hücum girişimlerinin odak noktasıydı. Ama takım savunmaları ise tam bir felaketti. G.Saray'ın attığı 4 golün dışında kaçan bazı fırsatlar ve Uğurcan'ın 6 net kurtarışı her şeyi açıkça anlatıyor.

En-Nesyri yedek bekletilmemeli

Başakşehir'in atletik bir geri dörtlüsü var. Maça son derece hırslı ve atak başlayan F.Bahçe, yoğun baskı kurmasına rağmen rakibinin direnciyle üretkenlik sıkıntısı çekti. Takım savunmasında hiç zorlanmadı ama pozisyona girmekte sorunlar vardı. Nihayet devre sonunda Dzeko, takımını öne geçiren golü attı. Sonra da Ba'nın profesyonelliğe yakışmayan hareketiyle rakip 10 kişi kalınca büyük bir avantaj elde etti. İkinci yarıda oyunun kontrolünü elinde tutan ve baskı kuran bir F.Bahçe vardı. Ama yine pozisyon bulmakta zorlanıyorlardı. Sonra kaleci Ertuğrul'un büyük hatasıyla Başakşehir, beraberliği buldu. Ardından kaos başladı. Ama En-Nesyri önce attığı çok güzel bir kafa golüyle takıma hayat verdi, sonra 10'a 10 oynanan son bölümde işi bitirip takımını rahatlattı. Gelelim genel gözlemlerime: Sezon başından beri vurguluyorum. En-Nesyri, yedek bekletilecek bir santrfor değil. Tabi ki En-Nesyri, gecenin yıldızı oldu. Fred'teki fiziksel düşüş devam ediyor. Dün en beğendiğim oyunculardan biri de yavaş yavaş form grafiği yükselen Kostic'ti. Amrabat çok güçlü değil fakat deneyimi ile işi idare ediyor. En çok koşan -bal yapmasa da- Szymanski'ydi. F.Bahçe, Livakovic boşta olmak üzere 3 sakat verdi. Üstelik de kısa süreli olmayacağa benziyor. Önemli bir sıkıntı da F.Bahçe'nin işi idare edecek yeterlilikte bir yedek kalecisinin olmayışı dün iyice belgelendi. Mourinho'nun bitime 15 dakika kala rakip 10 kişiyken 5 hakkını tamamlaması da mantıkla bağdaşmıyor.

Kariyerine itirazım yok ama...

Fenerbahçe dün güçlü rakibi karşısında 90 dakika hiçbir varlık göstermeyerek sahadan yenilgiyle ayrıldı. Maçın geneli üzerinde durmak yerine gördüğüm gerçekleri anlatmaya çalışacağım. Tabi ki 5. dakikada Samet'in hatasıyla skorda dezavantaja düşüldü. Ama unutulmamalı ki Athletic Bilbao, bu kupanın en önemli favorilerinden biri. Bu yüzden Fenerbahçe, ne üretken olabildi ne de savunma yapabildi. Bunun nedenleri çok açık. Fenerbahçe, bizim ligde dahi yüksek tempolu bir futbol sergileyemiyor. Avrupa kulvarında ise tabi ki işler daha da zorlaşıyor. Avrupa'nın en vasat takımları bile bizim takımlarımızdan fizik açıdan çok daha güçlüler. Sonuçta F.Bahçe 2-0 gerideyken 10 kişi kaldı. Rakip de işi biraz rölantiye aldı. Fenerbahçeli futbolcular da 11'e 11 oynadıklarından daha fazla koştular. Birçok kişiyle ters düşecek genel görüşüm var. Tadic'in kalitesine ve kariyerine asla itirazım yok ama fizik olarak günümüz futbolunun istediği en önemli ilkelerinden birine zıt kutup teşkil ediyor. Pres yapmıyor, çalım atamıyor, dribblingi yok. Eğer Mourinho, Tadic'e bugüne kadarki gibi sınırsız kredi tanımaya devam ederse işlerin rayına gireceğini zor görüyorum. Son sözüm Samet için; büyük bir hata yapmıştır ama taraftarın 5. dakikadan itibaren top Samet'e her geldiğinde tepki göstermesi inanılır gibi değildi. Bu tepkinin sadece Samet'i değil tüm takımı ve teknik ekibi olumsuz etkileyeceğini nasıl düşünemiyorlar. Hayretler içindeyim.