CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Bu maç Mourinho’ya ders olmalı!

Fenerbahçe için zor deplasmandı. Ama Mourinho'nun ilk 11'i hiç de bu maça uygun değildi. Çünkü Talisca fizik olarak hazır değil, Tadic zaten hep güçsüz, başarılı santrforu Dzeko da 39 yaşında. Ayrıca sürekli vurguluyorum. Oğuz faydalı bir kanat oyuncusu ama kesinlikle 3-4-1-2 düzeninde sağ kulvarda beklenen performansı düşer. Çünkü defansif anlayışı yeterli değil. Uzun kulvarda oynayınca hücumdaki başarısı da düşüyor. Fenerbahçe, bu yanlış kadro ve yanlış düzene rağmen ilk devreyi 2 farklı önde bitirdi. Önce devrede daha hazır olmayan Talisca-İsmail değişikliği gerekliydi. İlerleyen bölümde de Osayi-Tadic değişikliği olmalıydı. Mourinho, 68. dakikaya kadar takıma hiç dokunmadı. Bu bölümde F.Bahçe'nin gol yememesi büyük tesadüftü. Mourinho, çok geç kaldığı değişiklikleri yaptı, bu da takımı yoğun baskıdan kurtardı. Bu maç Mourinho'ya ders olmalı. Bir defa stoper kalmadığından ivedilikle 4'lü defansa dönmeli. Oyuncuların genel performanslarına baktığımda; Skriniar hazır olmamasına rağmen deneyimiyle işi iyi idare etti. Amrabat oyuna girdikten sonra stoperde takım, skor avantajıyla risksiz oynadığı için dar alanda genel sıkıntıları gündeme gelmedi. Szymanski hareketliydi. Dzeko, bu yaşta maçın sonunu iyi getirdi, kutlamak gerekir. Performansıyla en dikkat çeken isim ise Levent'ti. Bu inanılmaz rekor sakatlıkların nedeni nedir? Açıklaması olmalı. Çağlar ile İsmail sanki kronik sakatlar. Bir kalecinin 1.5 ay arayla sakatlandığı pek görülmemiştir. Stoper bolluğunda elde stoper kalmadı.

Emirhan parladı

Beşiktaş'ın maç başlarken iki tane büyük avantajı vardı. Bir tanesi, korkulan hava şartlarında çok iyi bir zemin. İkincisi de kadro derinliği olmayan Sivasspor'un sakatlık ve cezalılar dolayısıyla ciddi eksikleri olması. Bir de bunlara ilaveten 35. dakikada Tolga ve Ziya ile iki fire daha verdiler. Beşiktaş, çok fazla zorlanmadan iki golle 3 puanın sahibi oldu. Ama iyi futbol oynadığı kesinlikle söylenemez. Chamberlain yorulana kadar kalitesiyle Joao Mario ile birlikte oyunu iyi yönetmeye çalıştılar. İlk yarı tamamen Beşiktaş'ın hakimiyetindeydi, golü de buldular.
İkinci yarıda ise ilk yarıdaki üstünlük biraz kayboldu. Sivasspor'un olgun atakları olmasa da karşı kaleyi zorlayan girişimleri vardı. Bu devrede Solskjaer arka arkaya değişikliklere gitti. Uzatma bölümüne kadar skor garantide değildi. Ama penaltıyla maç orada bitti.
Bana göre dün gecenin en başarılı ismi Emirhan'dı. Gol attığı için söylemiyorum. Çok dinamikti, Manaj'a da hiçbir aksiyon şansı tanımadı. Sonradan oyuna giren Semih yine bekleneni veremedi. Mustafa Hekimoğlu'nun temel eksikleri var. Ayrıca büyük boyutta maç eksiği de var ama üstünde durulursa önemli bir çıkış yapabilir. Çünkü fizik açıdan çok güçlü ve hırslı bir yapıya sahip. Gedson her zamanki gibi orta sahada takımın dinamosuydu ama sakatlandı, çıktı. En büyük problem İmmobile. Fiziki tükenişi gittikçe devam ediyor. Bu kalitede ve önemli başarılara imza atmış bir santrforun bu görüntüsü kendisine hiç yakışmıyor.

Tehlike atlattı

Ajax maçının yorgunluğu ve moral bozukluğu bir yana dün geceki Yunus ve Barış'sız ilk 11'le Galatasaray'ın 90 dakikayı bazı sıkıntılarla geçireceği şüphesizdi. En büyük avantaj çok erken gelen gol oldu. Ahmed Kutucu'nun 18 üstünden vurduğu şut, 15 kişilik bir kalabalık içinden ağları buldu. Bundan sonra G.Saray ilk 30 dakikayı, oyunu kontrolüne alarak geçirdi. Daha yorgunluk başlamamışken alışılmış ön alan baskısını uyguladılar. Gaziantep de bu prese karşı geriden riskli toplarla çıkayım deyince çok top kaybetti. Devrenin son 15 dakikasında da süratli Antep atakları G.Saray'ı biraz zorladı. Galatasaray, ikinci yarıda takım savunmasını ön planda tuttu. Buna rağmen üç çok önemli tehlike atlattı. Birinde Muslera çok iyi kurtardı, diğerinde de kaleye giden top kendi arkadaşına çarptı. Sonunda da Arda'nın bir volesi vardı. Maçın en net pozisyonunu ise Ahmed Kutucu kaçırdı. Sonuçta önemli bir 3 puanla maçı bitirdiler. Osimhen, 70 dakika alışılmış deparlarıyla takımı pozisyona götüren isimdi. Torreira zaten bilinen bir motor gücü. Muslera iki çok önemli kurtarışla kalitesini yine gösterdi. Sallai'yi başarılı buldum. Kaan Ayhan çok iyi görev yaptı, gollük kafa vuruşunu da kaleci çıkardı. Morata yakından tanıdığım bir isim ama arkadaşlarına alışması için biraz zamana ihtiyacı var. Sonuçta G.Saray zor şartlarda çok önemli bir 3 puan aldı. Ayrıca bilerek 4. sarı kartları görerek cezayı çok kolay bir Adana Demir maçı öncesi temizlemiş oldular. Dün gece için bundan iyisi can sağlığı.

Tek doğrusu Amrabat’ı çıkarmaktı

Mourinho, inanılmaz teknik adam yanlışlarına ısrarla devam ediyor. Dünyanın neresinde görülmüş, iki yeni stoper transferi yapmışsın, ikisi de fizik açıdan hiç hazır değil. Üstelik hem takım arkadaşlarını hem birbirlerini tanımıyorlar. İkisini birden görevlendiriyorsun, olacak iş değil. Kendine bakmadığı her hafta gösterdiği düşüşle belli olan Amrabat da üçüncü ağır tank olunca F.Bahçe iki gol birden yedi. Üçüncü golü de İrfan Can kurtardı. İşler tam çıkmaza giriyordu ki devre sonunda Olawoyin kırmızı kart görüp takımını 10 kişi bıraktı ve gereksiz bir penaltı hediye etti. Penaltı da gol olunca ikinci yarı saha içi dengeleri tamamen Fenerbahçe lehine döndü. Sonra Rize 9 kişi kaldı. Müthiş bir baskı, rakip nefes alamıyor, kaçan goller, rekor direkten dönen toplar ve uzun süre sonra beraberlik Dzeko ile geldi. Çok kaçıran En-Nesyri jeneriklik golle galibiyeti getirdi. Dünkü maç büyük bir kaosla neticelenebilirdi ama Mourinho hatalarından hâlâ ders çıkarmıyor. Bir yanlışı daha var. Yeri geldikçe vurguladım. Oğuz'un yapısına uygun görev yeri ileride kanat forveti. 3-5- 2'de kenarda görev alırsa hem defansif görevi yetersiz kalır hem de hücuma katkısı. Talisca iyi futbolcu ama fizik olarak hiç hazır değil. Mourinho'nun son değişiklikleri için bir şey söylemiyorum. Rakip eksik kalınca herkesi aldı. Yalnız bir tane doğrusu vardı, o da Amrabat'ı devrede çıkarmak. Takımın durumu iyi değil. Mourinho'nun düşünmesi gereken çok önemli bir konu daha var. Dzeko ve En-Nesyri'den başka gol atan oyuncu yok haftalardır.

Mourinho’nun hataları bitmiyor

Mourinho, öylesine büyük teknik adam yanlışlıkları yapıyor ki inanmak mümkün değil. Göztepe fizik açıdan ligin en güçlü takımı. Tempolu oynuyorlar, takım presi yapıyorlar ve hiç yorulmuyorlar. Böyle bir rakip karşısında çift santrforla çıkıyorsun, arkalarında da yürüyen Tadic. Bir büyük hata daha var; Oğuz iyi bir kanat forveti ama 3-4-1-2 düzeninin orta kenarında yapısı itibarıyla başarılı olamaz. Hiç karşı kale tehdit edilemedi. Tek yarım pozisyon devrenin son saniyesinde geldi. En büyük şans, devrenin tek farklı skor dezavantajıyla bitmesiydi. İkinci yarı değişikliklerle başladı. Çok erken bir şans golü umut verdi. Kısa süre sonra En-Nesyri'den mükemmel bir kafa golü geldi. Hemen sonrasında da Oğuz sağ çaprazdan bir füze çıkardı. Buna rağmen maçın sonu fark bire indikten sonra sıkıntılarla geçti. Bunun en önemli nedeni, yine Mourinho'ydu. Bir santrforu çıkarıp ortaya Mert Hakan takviyesi yapmayı düşünmedi. O kritik son dakikalarda yeni stoper Carlos'u da ilk defa sahaya sürdü.
Gelelim genel gözlemlerime; Amrabat, çabukluğunu kaybetmiş durumda. Maximin kısa süreli kondisyona sahip ama dribblingleriyle takıma hareket getiriyor. En-Nesyri önemli santrfor. Ama ne yazık ki medyanın bir bölümü 'En-Nesyri iyi santrfor değil' diyor. Bunu diyenler günümüz futbolunun ilkelerine fiziksel açıdan tamamen ters kutup teşkil eden Tadic'i methediyorlar. Küme düşmüş bir takım 10 kişi kalmışken iki golün asistini yaptı diye Tadic göklere çıkarıldı.

60’tan sonra nefesi yetmedi

Fenerbahçe iki puan kaybedince playoff şansını son maça bıraktı. İlk yarıda taraftarın da büyük desteğini arkasına alan sarı-lacivertli futbolcular hırslı ve mücadeleciydiler. İlk 10 dakikada yoğun tempo ve baskı vardı. Bu bölümde İrfan Can iki pozisyonda pas vermeyi tercih etse belki de skor avantajı yakalanabilirdi. 60. dakikaya kadar Fenerbahçe'nin nefesi yetti. Ondan sonra takım yoruldu. Son yarım saatte zaman zaman rakip kale tehdit edilse de Lyon'un atakları çok daha tehlikeliydi. Sonuçta puanlar paylaşıldı.
Fenerbahçe'nin üretkenliğini engelleyen çok önemli bir faktör var. Yeri geldikçe vurguluyorum. Günümüz futbolunda hücum zenginliği için driplingte adam eksilten, sıfıra inen, devamlılığı olan kanat forvetlerine ihtiyaç var. Ne İrfan Can Kahveci ne de Tadic'in yapısı buna uygun değil. O zaman nasıl üretken olacaksın. Hazır olmayan Maximin girdi, hiç olmazsa iki kez pozisyon yarattı. Bir konuda daha Mourinho'yu anlamakta zorluk çekiyorum; zaten zor maçta Tadic bir varlık gösteremiyor. İkinci yarının ortasından sonra nefes alamaz hale gelmiş ancak 82'de çıkartıyor. Kaleci İrfan Can başarılıydı. Kendinden emindi. Stoperler iyi mücadele ettiler. Genç Yusuf istikbal vadediyor. Szymanski sol kenarda bu sezonun en faydalı oyununu oynadı. Fenerbahçe'nin soğuk havada fizik mücadeleye dayalı Midtjylland karşısında en çok ihtiyacı olacak oyuncu kim deseniz; Amrabat ve Osayi'ydi. İkisinin de cezalı duruma düşmesi ciddi bir handikap.

Bu En-Nesyri’yi beğenmiyorlar!

Dünkü maçı iki ayrı devre olarak analiz etmek istiyorum. Birinci yarıda F.Bahçe'nin sergilediği futbol tam bir hayal kırıklığıydı. Zayıf rakibi karşısında tabi ki baskılı oynuyor ama kapalı savunmaya karşı set oyununda hiçbir olumlu varyasyon yok. Ciddi üretkenlik sıkıntısı var. Sadece iki pozisyon vardı. Bir de Adana Demir'in çok net pozisyonunu İrfan Can kurtardı. Takımın bu yarıda en fazla eleştirilecek yanı da rakibinin haftalar sonra puan kaybettiği durumda futbolcuların enerjilerinin çok düşük olmasıydı. İkinci yarıya agresif başladılar. Sonra En-Nesyri'nin attığı gol, yanlış bir VAR çağrısına hakem Halil Umut Meler'in de iştirak etmesiyle iptal edildi. Kenar yönetiminin sinir katsayısı yükseldi. Futbolcular da gerildiler. Belki işler zora girebilirdi ama zayıf rakip hemen 10 kişi kalınca F.Bahçe gaza bastı. Arka arkaya bulduğu gollerle farklı bir galibiyetle sahadan ayrıldı. Gelelim genel gözlemlerime… Birçok futbolcudaki fiziki düşüş sürüyor. Fred, Szymanski hâlâ toparlanamadılar. Dün devrede çıkan Kostic en kötü maçını oynadı. Oğuz bir kanat forvettir. Yedekliğe mahkûm edilmişti, sürpriz bir şekilde 13. haftada görev aldı ve arka arkaya başarılı maçlar çıkardı, sakatlandı. Sonrasında son derece ürkek, ne yaptığını hesaplayamayan ne yapacağını bilemeyen bir Oğuz ortaya çıktı. Nesyri'ye medyada 'İyi santrfor değil' diyenler var. F.Bahçe'de pozisyonlara giren, asistler yapan Nesyri 5 gol de atabilirdi.
TRT'de senelerdir büyük görevler yapan sevgili kardeşim Erdoğan Arıkan kalp krizi geçirmiş, acil şifalar diliyorum…

Çok yanlışı var

Fenerbahçe kötü oynadığı, Mourinho'nun büyük hatalar yaptığı, son 15 dakikasında ciddi sıkıntılar yaşadığı 90 dakikada 3 puanı kazandı. Aslında bu 3 puanın kazanılmasındaki en önemli faktör, Konya kalecisinin ikinci ve üçüncü gollerdeki yaptığı çok önemli hatalardı. F.Bahçe, maça 25. saniyede yenik başladı. Kısa süre sonra da çok net bir ikinci gol tehlikesini Livakovic kurtararak takımı oyunda tuttu. Ondan sonra iki duran top golüyle skor avantajı sağlandı. Ama takımın yapısına hiç uymayan öyle bir düzen vardı ki devre sonunda beraberlik golü yendi.
İkinci devrede işler daha da zor olacakken kalecinin hediyesiyle Tadic takımını öne geçirdi. Sonrasında ise durağan bir futbol, skoru korumak için takım halinde geriye yaslanmak ve zor da olsa gelen 3 puan…
Gelelim Mourinho'ya; Öylesine büyük teknik adam yanlışlıkları yapıyor ki inanılır gibi değil. Çift santrfor biri 39 yaşında, arkalarında fizik açıdan güçsüz Tadic ve 3'lü defans. Bu tarz bir uygulamada öncelikle orta sahada çok diri, savaşan oyunculara ihtiyacın var. Kadroda 3 tane ön libero var. Amrabat cezalı, İsmail sakat, Bartuğ da sadece Türkiye Kupası'nda oynadı. Formsuz Fred ve Szymanski orta sahada. Bu tabloda bir takımın iyi bir futbol oynaması, üretken olması, en önemlisi de savunma güvencesini oluşturması mümkün olmaz. Zorlukla öne geçmişsin, takım artık çıkamıyor, hiç olmazsa Tadic'le Dzeko'yu çıkarıp iki hareketli oyuncuyu sahaya sür. Onu da yapmadı.

Rakipleri sindirdi

Galatasaray, hiç iyi oynamadığı maçta bilhassa ikinci yarıda tamamen oyundan düşmesine rağmen mükemmel Barış performansıyla çok önemli bir 3 puanı daha hanesine yazdırdı. Başakşehir, çok önemli 5 ilk 11 oyuncusundan mahrumdu. Bu eksikler yüzünden sahada organize olması zordu. Galatasaray, ilk yarıda iyi oynamasa da çok rahattı. Rakibin senelerdir alışılmış kaleciden başlayarak ayağa paslarla ileriye çıkış özelliği vardı. Ancak dün çok doğru bir düşünceyle kaleci dahil topları hep uzun kullanarak G.Saray'ın etkin olduğu ön alan baskısı yapmasını engellediler. Bu da Galatasaray'ın üretkenliğini ciddi biçimde etkiledi. Ancak kaleci Muhammed ilk defa riskli pas atayım deyince de Barış, kaptığı topla golü attı. İkinci yarıya hızlı başlayan Başakşehir, hazırlanışı güzel bir golle beraberliği yakaladı. Bundan sonra G.Saray'ın işi zor olacaktı ama kısa sürede sahneye yine Barış Alper çıktı ve takımını tekrar öne geçirdi, sonra yoğun bir Başakşehir baskısı geldi. Ama Galatasaray skor avantajına tekrar sahip olduğu için tamamen savunma ağırlıklı bir oyuna döndü. Deneyimli geri dörtlü, Torreira'dan da aldığı geri yardımla alanı da daraltınca skoru korumayı bildiler. Başakşehir de baştan sona iyi mücadelesinin karşılığını alamadı. Genel bir G.Saray gözlemi yaparsam önemli oyuncu Yunus yorgun gözüktü, istediği hiçbir şeyi yapamadı. Kerem'in maç eksikliği ciddi biçimde göründü. Mertens iyi değildi, Osimhen yalnızları oynadı. Sahada yüksek fizik gücüyle her karşılaştığı rakibini sindiren Barış Alper, son 20 dakikada çok yorulsa da takımının 3 puanındaki bir numaralı aktördü.