CANLI
SKOR
Ömer Üründül

Ömer Üründül

Takımın omurgası çok kuvvetli

Galatasaray, ilk yarım saat oyunu domine edemedi, ataklar kopuk kopuktu. Bu bölümde ayrıca iki de ciddi kale önü tehlikesi yaşadılar. Ama 30. dakikada Antalyaspor tuzağa düştü. Galatasaray iyi oynamasa da bilhassa kendi sahasında etkili ön alan baskısı var. Bu dakikada Antalya geriden ince paslarla çıkmayı düşününce basit top kaybından G.Saray öne geçti. 30 ile 60. dakika arası Antalyaspor takım halinde oyundan yok oldu. Galatasaray da kısa aralıklarla farkı 4'e çıkardı. Sonrasında rahatlayan sarı-kırmızılılar doğal olarak rölanti anlayışa geçtiler. Okan Buruk da önündeki 3 kritik maçı düşünerek bazı kilit oyuncular da içinde olmak üzere değişikliklere gitti. Bu şekilde de güle oynaya maçın sonunu getirip 3 puanı hanelerine yazdılar. Gelelim genel gözlemlerime; Osimhen gerçekten büyük karakter. Avrupa'da tanınan çok önemli bir santrfor olmasına rağmen işini bütün içtenlikle yapıyor, arkadaşlarına örnek oluyor. Böyle hırslı bir oyuncunun penaltıyı Morata'ya bırakması da takdir edilecek bir olaydı. Barış Alper yine dinamik ve faydalıydı. G.Saray için önemli bir oyuncu olan Yunus Akgün bir sakatlık geçirdi ama fizik olarak bu kadar düşüş göstermemesi gerekirdi. Galatasaray'ın öncelikle omurgası çok kuvvetli. Muslera'ya dün pek iş düşmedi ama Sanchez, Torreira ve Osimhen gerçek bir güç gösterisi oluşturuyorlar. Eren ve Frankowski de çok ön plana çıkmasalar da basit oynuyorlar ve devamlılıkları var. İlerleyen haftalarda daha iyi olacakları kanaatindeyim.

Değişikliklerle düzeni bozdu!

Dün gece yüksek tempolu, karşılıklı etkili ikili mücadelelerin sergilendiği bir 90 dakika izledik. Tabii bu korakor maçta tek eksik, iki takımın da üretkenlik sıkıntısı çekmesiydi. Diyeceksiniz ki üç tane gol var… Ama onun dışında ben iki takım adına da en fazla iki pozisyon sayarım. Beşiktaş'ta dün bazı saha içi sıkıntıları vardı. Alışmadığı sağ bekte görevlendirilen Talha, yapısı gereği ileriye katkı veremedi, Rashica'yı da yalnızlığa itti. Bunun yanında son haftalarda çıkış yakalayan Joao Mario etkisizdi. En önemli sorunlardan biri de orta sahada iki yüksek yetenek var. Chamberlain fizik olarak istenen seviyede değil. Rafa Silva'nın da defansif yönünün yetersiz olduğunu göz önüne aldığımızda Gaziantep kazandığı toplarda ileriye rahat çıkma imkânı buluyordu. Haftalardır yürüyerek oynayan İmmobile, biraz kıpırdanmış gibi gözükse de çok etkisizdi. 77. dakikada rakip 10 kişi kaldı. Beşiktaş bütün riskleri almaya başladı. Ama Solskjaer'in çok oyuncu değiştirmesiyle düzen bozulunca yoğun baskıda pozisyon bulamadığı gibi bir de gol yiyerek önemli bir üç puan kaybetti. Bu da teknik adam hatasıydı. Bu sonuç Solskjaer için soğuk bir duş etkisi yarattı. Ama son derece olumsuz giden bir takıma kısa sürede yaptığı olumlu dokunuşları göz ardı etmemek lazım. Son paragrafı Selçuk İnan'a ayırmak istiyorum... Elindeki kapasitesi sınırlı kadroyla sahada savaşan bir takım oluşturdu. Bu da takdir edilmesi gereken bir durum.

Her yönüyle teknik adam felaketi

Dün geceki her yönüyle olumsuz futbol ve alınan iki farklı yenilginin tek sorumlusu tereddütsüz teknik direktör Jose Mouriunho'dur. Ben yeri geldikçe her zaman vurguladım. Avrupa'nın en vasat takımları dahi fizik gücü ve oyun planı olarak bizim takımlarımızdan üstün. Bu görüşüm doğrultusunda, Fenerbahçe'nin çift santrforlu oyun anlayışında arkalarında da yürüyerek oynayan Tadic olursa Avrupa kulvarında işlerin iyi gitmesi tesadüflere bağlı oluyor. Maçta esas teknik adam felaketi ikinci yarıda başladı ve devam etti. Tadic'e ilaven güçsüz Talisca oyuna girdi. Ondan sonra haftalardır oynamayan ve ciddi kilo almış Maximin sahaya sürüldü. Bu tabloda bir de risk alıyorsun. Bu ne demektir, rakibe 'çık çık bana gol at' demektir… Rangers da gereğini yaptı. Geriyi kapattı, ani ve hızlı çıkışlarla geniş alanda pozisyonlar buldu. Filelere giden iki top kıl payı ofsayta takıldı. Bir tane çok net kaçırdılar, bir tanesinde de karşı karşıya üçüncü golü bulup iyice rahatladılar.
Fenerbahçe'nin genel görüntüsünde bir ilginç tablo daha var. Uzun süredir yedek kalan, en az 4-5 kilo almış Maximin bütün arkadaşlarından daha hareketliydi! Bir çift sözüm de medyanın geneline… Bu sene önümüzde bir Galatasaray örneği varken bu defa Fenerbahçe için 'finale gider', 'İskoç takımı Rangers'ı rahat eler' dediler. Rangers vasat bir takım olsa da iki sene evvel Avrupa Ligi'nde final oynadığını ve şampiyonluğu penaltılarla kaybettiğini hiç akıllara getirmediler.

Fenerbahçe’nin lideri Skriniar

Fenerbahçe, dün gece çok kolay, net bir galibiyet elde etti. Skor avantajını erken buldular, ilk devrede 3 golle işi garantiye aldılar. İkinci yarıda Antalya riskleri artırdı. Fenerbahçe daha geniş alanlar buldu. Pozisyonlar da yakalandı. Biraz da skor rahatlığıyla konsantrasyon eksikliğiyle dördüncü gol gelmedi ama kalesinde de 90 dakika yarım tehlike bile yaşamaması önemli bir artıydı. Fenerbahçe'de yeni bir düzen oturmuş durumda. Takım genelde kontrol futbolunu elden bırakmıyor, dengeli oynuyor. Önde baskı oradaki oyuncuların yapısı itibarıyla yeterli değil. Ofansif açıdan da bölüm bölüm etkili oluyorlar. F.Bahçe'nin önemli kadrosuna rağmen hissedilen en büyük eksik, lider oyuncuydu. O da devre arasında bulundu: Skriniar. Üst düzey, deneyimli ve iş bilen gerçek bir stoper. Szymanski ile Fred müthiş koştular. Çünkü önlerindeki iki santrfor ve Tadic'ten defansif yardım gelmiyor. Çok ağır yük taşıdıklarından ofansif açıdan kısır kalıyorlar. Oğuz da çok iyi oynadı. Şimdi benim en büyük özelliğimden bir tanesi, işler iyi giderken eleştirmek. Defans bloğuyla çok oynamak son derece tehlikelidir. Mourinho, Milan Skriniar'ın iki yanını devamlı değiştiriyor. Fred, Rangers maçında cezalı, Amrabat niye son ana kadar yedekte. Büyük ümitlerle alınan Talisca 20 dakika görev almakla mı güçlenecek? Eldeki tüm kadrodaki fizik açıdan en yetersiz oyuncu olan Tadic neden bu kadar uzun süre sahada kalıyor?

Maçı kilitlediler

Fenerbahçe'nin deplasmanda öncelikle takım savunmasına özen göstereceği doğal bir durumdu. Galatasaray da 6 puanlık farkla önde olduğunu düşünerek savunma güvencesini ön plana çıkarıp kendi evinde alışılmış dışı kontrol futbolu oynayınca ilk 45 dakika karşılıklı sıfır pozisyonla geçti. İkinci yarıda biraz hareketlenme varsa da yine kısır döngü değişmedi. Akılda kalan iki pozisyon vardı. Biri Djiku'nun duran topta kafa vuruşunda Muslera'nın kurtarışı, diğeri de İrfan Can'ın kritik pozisyonda Osimhen'le girdiği topa başarılı müdahalesiydi. Tabii karşılıklı kilitleme maçı olunca 3 santrfor Dzeko, En-Nesyri ve Osimhen varlık gösteremediler. G.Saray'ın sağ beki Frankowski'nin takıma gün geçtikçe faydalı olacağı görüşündeyim. Bana göre en iyi ara transfer Lemina.
Gelelim F.Bahçe cephesine. Büyük kariyerine rağmen Mourinho kadar yaptığı yanlışta ısrar eden bir teknik adam görmedim. Defalarca vurguladım, bilhassa zorluk derecesi yüksek maçlarda çift santrforun biri 39 yaşında, onların arkasında fizik gücü çok yetersiz Tadic oynarsa başarılı sonuç sadece tesadüflere bağlıdır. Ve bu Tadic 90 dakika sahada kaldı. Oğuz bir kanat forveti, dün iki çıkışı dışında adeta sağ bek oynadı. Bana göre takımın en iyileri 3'lü defans, kaleci İrfan ve büyük bir özveriyle yalnızları oynayan Fred. G.Saray bu neticeyle ligde çok büyük bir avantaj elde etti. Büyük tecrübesiyle tansiyonu çok iyi düşüren ve sahada bir hakem otoritesi olduğunu hissettiren Vincic'i de kutlamak lazım.

İşte ligin hali: Avrupa-Türkiye farkı!

Dünkü 90 dakikanın nasıl seyredeceğini tahmin etmek kolaydı… AZ Alkmaar, tempolu, ne yaptığını bilen, geçiş oyunlarını çok iyi yapan bir takım. Galatasaray ise bilhassa Avrupa kulvarında çok pozisyon verip çok gol yiyen bir ekip. İki önemli nokta vardı; Hollanda temsilcisinin pozisyonlarını en aza indirebilmek, kendi bulduğu fırsatları da gole çevirebilmek. Ama ilk yarıya bakınca bu beklentinin tam tersi oldu. Çünkü AZ Alkmaar rekor sayıda pozisyon buldu. Mükemmel bir maç çıkaran kaleci Günay devrenin sonuna kadar oyunu tuttu. Ama Galatasaray, moral bulacağı gol için pozisyon üretemedi. Tek pozisyonda Sallai'nin şutunu kaleci kurtardı. Devre sonunda da AZ Alkmaar kendini rahatlatan golü attı.
İkinci yarıya G.Saray biraz baskılı başladı. Ama bir kontratakta rakip farkı ikiye çıkardı. Sonra Galatasaray'ın üst üste iki golü var. Ama bu devrede rakibin, Günay'ı geçemediği 4 net pozisyon daha vardı. Sonuçta ilk maçtaki ağır yenilginin geri dönüşü mümkün olmadı. Zaten bu çok çok zordu... Günay'dan sonra sarı-kırmızılı takımda çırpınan ve elinden geleni yapan bir tek oyuncu vardı o da Osimhen'di. Okan Buruk da iş tamamen bittikten sonra derbiyi düşünerek değişikliklere gitti. Bana göre Osimhen'i daha önce de çıkarabilirdi. Galatasaray, bu sene Avrupa kulvarında vasat ve vasat altı takımlar karşısında gol yeme rekoru kırdı. Son 16'ya kalamadı ama Süper Lig'de 24. haftada sadece 3 beraberliği var. İşte ligimizin hali.

Futbolda çareler ve umut tükenmez

3 soru - 3 cevap

1-Galatasaray, ilk maçta ağır bir yenilgi aldı. Skoru lehine çevirebilir mi? Bu gücü görüyor musunuz? Okan Buruk nasıl bir sistemle oynamalı?
Galatasaray ilk maçta 3 farklı bir yenilgi aldı. Genel olarak bunun telafisinin zor olduğu bir gerçek. Ama ben her zaman şunu vurguluyorum, futbolda çareler ve umut tükenmez. Bir maçın içinde her an beklenmedik şeyler yaşanabilir. Bir örnek vermek istiyorum; Milan, Feyenoord rövanşında ilk yarıda öne geçti. İlk yarı 3-0 bitebilirdi. Her şey Milan lehineydi ama en iyi oyuncusu Theo Hernandez ikinci yarı başında kırmızı kart görünce bütün dengeler değişti ve Feyenoord sayısal fazlalığı değerlendirip attığı bir golle turu geçti. Okan Buruk'un bence dörtlü defans uygulaması gerekir. Çünkü üçlü defansla mecburen riskli oyunla fizik açıdan güçlü ve geçiş oyununu iyi oynayan AZ Alkmaar'a elverişli bir ortam hazırlanır.


MOURİNHO ROTASYONU ABARTMADAN OYNAMALI
2-Fenerbahçe çok avantajlı. Mourinho ısrarla, "Daha iş bitmedi" dedi. Sarı-lacivertli takım, deplasmandaki maçı nasıl oynamalı?
Doğal olarak Fenerbahçe'nin yakaladığı form düzeyiyle elde ettiği 3 farklı avantajı koruması gerekir. Ama Galatasaray maçıyla ilgili yaptığım analizi de göz önüne alırsak yine de dikkatli olmak şart. Jose Mourinho'nun sistemi belli. Belki derbiyi düşünerek ufak bir rotasyon yapabilir ama kesinlikle bunu abartmaması lazım.


AVRUPA MAÇI ERTELENİRSE DERBİNİN GÜNÜ DEĞİŞİR
3-G.Saray'ın maçı sırasında İstanbul'da kar yağışı bekleniyor. Maç oynanmazsa cumaya ertelenecek. Bu durumda pazartesi olan derbi için sıkıntı çıkar mı?
Kar yağışı nedeniyle bugün Galatasaray'ın maçının yarına ertelenme ihtimali olabilir. Bu durumda derbinin de salı gününe alınması gündeme gelir. Ancak hafta içinde Türkiye Kupası karşılaşmaları olduğunu da düşünürsek derbi ileride bir tarihe kalabilir. Eğer kar nedeniyle Avrupa maçı yarın da oynanamazsa bir sonraki haftaya kalır.

Nesyri’yi beğenmeyenler gerçeği görmüştür

Mourinho'nun dün gece yaptığı takım tertibi hatası inanılır gibi değil. Tehlikeli bir rakiple oynuyorsun, derbiye moralli gidebilmek için bu maçı mutlaka kazanman gerekiyor. Anderlecht maçının en iyi iki oyuncusu Kostic ve Yusuf kulübedeydi. Tam hazır olmayan Mert Müldür, ciddi maç eksiği olan Mert Hakan birlikte sahadaydı. Her zaman vurguladığım gibi kaliteli ama fizik gücü yetersiz Tadic, ondan da daha yetersiz Talisca. İlk 21 dakika maçın kaderiydi. Bu bölümde oyunu tek başına domine eden Kasımpaşa'ydı. Üç de net gol kaçırdılar. Sonra bir uzun topta defansın yaptığı hata sonucu, En-Nesyri'nin kaliteli golü geldi. Bu gol, takımın çehresini değiştirdi. İkinci devreye Mourinho, takımı yapması gereken hamleleri yapmadan çıkardı. Sonrasında ise Oğuz çok güzel ikinci gole imzasını attı. Yine kenardan hamle gelmedi ve fark 1'e indi. İşler yine sıkıntıya girmişken sahneye yine Nesyri çıktı ve işi bitirdi. Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum. Çok deneyimli bir santrfor olan Dzeko'nun yanında mükemmel bir forvetin daha var. Herhalde Nesyri'yi beğenmeyenler gerçeği görmüşlerdir. Hatta yalnız kafa golü atabiliyor, dribblingi yok diyenler de vardır. Dün gece bunlara da sahip olduğunu gösterdi. Ayrıca bir şeyi daha iddia ediyorum, şu anda Avrupa'da Nesyri gibi müthiş yükselip kafa vuran santrfor yok. Skriniar yavaş yavaş takıma ısınıyor, Oğuz her zaman faydalı. Dünün en önemli kazancı, Fred'in geçen sezonki formuna ulaşması.

Sadece gol yetmez!

Beşiktaş, maça ön alan baskısı ile tempolu başladı. Oyunu sürekli karşı alana yıktılar. Fakat hiç ummadıkları bir anda Rafa Silva'nın büyük hatasıyla skor dezavantajına düştüler. Bu şok gol, Beşiktaş'ı biraz durağan hale getirdi. Bunda en önemli etken de Trabzonspor'un direncinin artmasıydı. Yine topa sahip olan Beşiktaş'tı. Ama devrenin sonlarına doğru Cham, Trabzon adına çok net ikinci golü kaçırdı. Beşiktaş, ikinci devreye ilk yarının başı gibi önde baskı ile başladı. Tempoyu daha artırınca Trabzon kendi sahasına hapsoldu. Beşiktaş'ın bu baskısını kıracak pas alışverişleri hücuma çıkışları yapılamayınca Rafa Silva'nın usta golüyle önce skora denge geldi. Sonra da Beşiktaş bir şans golüyle öne geçti. Beklendiği gibi 10 dakika Trabzon bastırdı. Gol de atabilirlerdi. Ama sonuçta Beşiktaş 3 puanı kazandı. Solskjaer bana göre Beşiktaş'a çok faydalı olacak. Takımın sahada bir kimliği vardı. Chamberlain'in çok iyi futbolcu olduğunu biliyor. Ve onu ufak ufak kazanmaya çalışıyor. Joao Mario'yu ilk defa Benfica'daki performansında gözlemledim. Bana göre dün yine Gedson, her zamanki gibi dinamoydu. Rashica da faydalıydı. Bakalım eğer Solskjaer fiziki gücü bitmiş Immobile'yi de kazanırsa kendisini kutlamak gerekir. Trabzonspor mücadele etti. Ama temel saha içi eksiklikleri çok. Zaten bugüne kadar tek deplasman galibiyetinin olmamasının nedeni de burada yatıyor. Mustafa Eskihellaç, güçlü bir oyuncu ama kanat savunucusu özellikleri çok yetersiz. Yeni transferlerden Zubkov ve Danylo'nun kumaşları iyi. Bana göre şu anda Trabzonspor'un hücumu aktif hale getiren tek isim Nwakaeme... O da sakat. Banza ise gol atıyor. Ancak onun dışında hiçbir şey yapmıyor.