CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Madrid derbisi ne ki!

Yeri geldiğinde Süper Lig'deki maçların kalitesini sorguluyoruz, eleştiriyoruz ama böylesi maçların kıymetini pek bilmiyoruz. Dün adeta bir resital izledik. Galibiyle, mağlubuyla dün emek veren 28 futbolcu da, 2 teknik adam da sonuna kadar tebriği hak ediyor. Avrupalı bir futbolsever oturup bu maçı izleseydi 2 saat önceki Real Madrid-Atletico Madrid maçından fazlasıyla keyif alırdı. İğneyi bazen kendimize batırıyoruz ama hakkımızı teslim etmemiz lazım. Bunu sadece bol gol oldu diye söylemiyorum, gollerin kalitesi ve takımların ortaya koydukları azim en klas Premier Lig maçlarından, en estetik La Liga derbilerinden fırlamış gibiydi. Hepsine helal olsun.
Bu maç bizlere bir kez daha gösterdi ki Beşiktaş bir cephanelik gibi... Geçen hafta Gençlerbirliği'nin kilidini açan adam Oğuzhan'dı, Babel gerisini getirdi. Dün Cenk bazuka gibi bir gol atıyor, Aboubakar "Bu adam neler yapıyor" dedirten bir çalım üzeri gol vuruşu yapıyor, Talisca zaten bildiğimiz gibi... Frikik olduğunda "Gol olur" diyebiliyorsak bu adam artık lig tarihinin en iyi frikikçileri arasına yazılır. Hagi gibi, Hoojdonk gibi. Köşeye eliyle koymuş gibi bıraktı topu. Elbette Beşiktaş'ın birçok arızasının olduğunu, Trabzonspor'un etkili oyunu ve baskısıyla da görmüş olduk. Maçın tadını çıkarırken Lyon maçı için kafamızda birkaç soru işareti de oluştu. Yine de artık gönül rahatlığıyla şampiyon diyebiliyorum Beşiktaş'a. Artık sadece bir zaman meselesi.
Trabzonspor'a gelecek olursak, "Galiptir bu yolda mağlup" denilecek bir performans sergilediler. Arena'da maç bitimi kopan alkış da bunun göstergesiydi. Okay Yokuşlu bir Premier Lig oyuncusu gibi gol attı. Castillo Beşiktaş sağ kanadını adeta tarumar etti. Attığı golün yanı sıra taşıdığı toplarla çok hırpaladılar lideri. Rodallega'yla öne de geçtiler ama nefesleri yetmedi. En az 1 puanı hak etmişlerdi ama üzülecek bir şey yok. Bu takımın önü çok açık...
Son olarak, bu kadar güzel bir maça bu kadar güzel bir adamın, profesyonelliğiyle, ahlakıyla herkesin takdirini toplamış Atiba'nın nokta koyması da yakıştı.

Fabri de kalplere yazıldı

Beşiktaş tarihine adını yazdırmış bir sürü kahraman var. Tabi bunların yanı sıra, gelmiş taraftarın gözünde birer kahraman olmuş, yabancı futbolcular da var. 1 yıl oynamış, gitmiş, taraftar buna bakmaz.
Taraftar oyuncunun ruhuna, verdiklerine bakar.
Bunlardan biri şüphesiz 1988'de Gordon Milne döneminde QPR'dan kiralanan Les Ferdinand'dı.
O dönem yarattığı heyecan akıllarda. Geçen ay yapılan 'Futbol Zirvesi'nde onu dinlediğimde, o anılar canlandı. "Kalmak istedim ama bırakmadılar" dedi Ferdi. Aradan 29 sene geçse de unutulmadı. Pancu'yu da unutmaz Beşiktaş taraftarı.. Kadıköy panteri Pancu.. Böyle çok fazla futbolcu yok. Yakın zamanda belki Demba Ba.. Şarkılar bestelendi ona. Mario Gomez ise başarısına rağmen, hala gönül yarasıdır.
Şimdi Fabri var.. Bu kadar kısa sürede taraftarın gönlüne yazıldı, bir kahraman oldu..
Son Gençlerbirliği maçındaki kurtarışı ile unutulmayacak isimlerden biri artık... Gözünü feda edecek noktaya geldi, takımı için devam etmek istedi.
Bu saatten sonra hatalı goller yese de Beşiktaş taraftarının gönlünde sınırsız bir kredisi var. Bunu hak ediyor... Beşiktaş ona gözü gibi baksın!

Başakşehir çok başarılıdır
Başakşehir'in aldığı sonuçlar sonrası başarısızlık yorumları yapmak büyük haksızlık olur.. Başakşehir mevcut kadrosuyla, haftalarca lider kaldığı gibi de şu anki konumunu yani ikinciliği de koruyor.. Kolay mı Beşiktaş gibi bir takımla mücadele etmek.. Beşiktaş gibi zengin kadrosu yok, zengin kulübesi yok... İşler sıkışınca parmak şıklatır gibi skoru değiştirecek yıldızları yok... En önemlisi de takımı ateşleyecek taraftarı yok. Durum böyle iken Başakşehir Kulübü, şu ana kadar önemli bir başarıya imza atmıştır. 5 puan geride kalmış, bu çok da önemli değil. Bu bütçeyle Galatasaray, Fenerbahçe gibi devleri geride bıraktılar, kolay mı? Kalan haftalarda durum ne olur bilmem ama lig sonunda sıralamada yeri ne olursa olsun Başakşehir başarılıdır. Yönetimiyle, teknik kadrosuyla…

Men mi, menemen mi?
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, CNN Türk'te konuşurken, Beşiktaş'ın 'Feda' projesini ima ederek, "Bize uygun değil" dedi. İyi hoş ama bu sefer Galatasaraylılar demez mi, "Feda uygun değil de Avrupa'dan men edilmek çok mu uygundu" diye… Beşiktaş'ın kadro masrafı 45 milyon Euro, Galatasaray'ınki 65 milyon Euro.
Aradaki kalite farkı ortada... Eminim ki şunu gören Galatasaray taraftarına "Men mi, menemen mi" diye sorsalar büyük çoğunluğu menemeni seçer.

Farkımız değerlerimiz

Avrupa'da son günlerde Türkiye'ye karşı önyargıların, korkuların ve büyük bir düşmanlığın ete kemiğe büründüğünü izliyoruz. Önceki gece Hollanda'da yaşananlara akıl sır erdirmek mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir bakanının seyahat özgürlüğüne engel olmak, onu zorla ülke dışına çıkarmak, ona destek olan vatandaşlarımızın üzerine köpeklerle, atlarla, polislerle saldırmak insanlık dışı bir muameledir. Teröristler toplanınca fikir özgürlüğü diyenler, Hollanda vatandaşı olmuş binlerce kişiye o özgürlüğü tanımadı.
Her fırsatta medeniyetten, demokrasiden, özgürlükten, bahseder dururlar ama gördük ki özellikle Hollanda medeniyet kelimesinin altında ezilip gitmiştir.
Tabii ki bu yaşananları Hollanda halkına mal edemeyiz, burada da kendi alanımız olan sporu öne çıkarırsak Sneijder'den De Jong'a, Babel'den Lens'e birçok Hollandalı futbolcu Türkiye'de yaşamaktan dolayı keyif alıyor, kendi ülke basınlarına karşı Türkiye'yi savunuyorlar.

EN YAKIN ÖRNEĞİ LENS
Bu yaşanan talihsiz, acı ve skandal olaydan sonra bir kez daha bir şeyin farkına vardık aslında.. Türkiye gerçekten çok büyük bir ülke.. Yalnızca kara parçası olarak değil insanıyla, değerleriyle… Ülkemizdeki yabancı sporcuları ne kadar iyi ağırladığımız ortada… Hatta bizim anlatmamıza bile gerek yok, kendileri gayet iyi şekilde anlatıyor. Bakın daha bir hafta önce Fenerbahçe'nin futbolcu Jeremain Lens'in babası vefat ettiğinde neler söylemiş: "Bütün Türkiye'ye teşekkür ediyorum. Babamı kaybettiğimde herkes bana mesaj attı. Beşiktaşlı taraftarlar dahi mesaj attılar. Uzun zamandır burada olan biri değilim ama bu yaşananlar benim Fenerbahçe taraftarıyla ve Türk insanıyla olan ilişkimin harika olduğunu gösteriyor." Fenerbahçeli futbolcular da Lens'in acısını paylaşmak için, R.I.P (Rest In Peace - Huzur içinde uyu) Ricardo Wilfred Lens yazılı tişörtler ile sahaya çıkmışlardı. Bunu nerede görebilirsiniz?
Sarı-lacivertli oyuncuların giydiği tişörtlerin üstünde Lens'in babasının isminin yanı sıra babasının doğum yılı olan 1957 ve sonsuzluk işareti de yazılıydı. Konuk Osmanlıspor'un oyuncuları da Lens'in acısını paylaşmış ve onlar da sahaya "Başın sağ olsun Lens" yazılı bir pankartla çıkmışlardı. Kendi vatandaşına sırf Türkiye Cumhurbaşkanına, devletine destek vermek istediği için bu muameleyi reva görenler, diğer yanda misafirini evindeymiş gibi hissettirenler… Farkımız değerlerimiz.

Kazanmak Beşiktaş’ın kimliği oldu

Bundan sadece 1 ay önce, "Galatasaray- Beşiktaş derbisi şampiyonluğun kaderini belirler" deniliyordu. Belki kısmen doğru da çıktı ama kimsenin aklında Beşiktaş'ın derbi bitimi Galatasaray'a 10, Fenerbahçe'ye 12 puan fark atması yoktu.
Galatasaray'ın şampiyonluk için son şansı olarak görülen maç, sezonun finali oldu.
Kupada yoksun, Avrupa'da zaten yoksun, ligde de şampiyonluk gitmiş. Artık tek gerçekçi hedefleri Başakşehir'in puan kayıplarını kollayıp Şampiyonlar Ligi elemesi için mücadele vermek...
Beşiktaş ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Maç maç bakınca, anlaşılmayabilir ama bundan yalnızca 2-3 yıl önce iyi oynayıp oynayıp içeride-dışarıda Galatasaray'a yenilen Beşiktaş'tan üçüncü viteste TT Arena'da derbi alan bir Beşiktaş'a gelindi.
'Kazanan' kimliği başka bir şeydir, bu vasfı elde etmek kolay değildir.
Talisca'nın şutu Bruma'ya çarptı diyebilirsiniz, şansın da etkisi vardır ama kalan 45 dakikayı zorlanmadan götürebilmek, paniklememek ve rahat oynamak özgüvenden kaynaklanır.
Artık rahatlıkla söyleyebiliriz ki Beşiktaş'ın tek rakibi Başakşehir...
Maça gelirsek, çok tadı tuzu olan bir derbi değildi. Hem Beşiktaş hem de Galatasaray çok kontrollü oynadı. Özellikle Galatasaray, evinde ve 40 bin taraftarının önünde orta sahayı ve savunmasını kalabalık tutup, önce gol yemeyeyim sonra da bir gol atarım düşüncesiydi. Teknik direktör Tudor ürkekti. Belki de bu düşüncesinde haklıydı. Beşiktaş gibi bir takımdan önce gol yememek, morallerin bozulmaması lazımdı.. Fakat Galatasaray'ın bundan golü yediği an vazgeçmeyi başarması gerekti. Kenardan gelen hamleniz Tolga Ciğerci... Tolga maça 11'de başlayabilir ama sizin kenardan maçı kazanmak için yaptığınız hamle olamaz. O kulübede Eren var, Josue var. Maçı kazanamayabilirsin ama en azından silahlarını kullanmış ve denemiş olursun. Nasıl gol atacaksın bu şekilde?
Can havliyle son 10-15 dakika zorladın ama orada da tek vuruş hakkın var.
Podolski vurdu, kaçırdı ve orada maç bitti.
Galatasaray böylesi bir kader maçında daha cesaretli ve yürekli olmalıydı.

İyi oynayıp içeride dışarıda G.Saray'a yenilen Beşiktaş'tan, üçüncü viteste TT Arena'da derbi alan bir Beşiktaş'a gelindi.

Farkı: Doğruları fazla

Zaman zaman eleştirsek de rakiplerine göre Beşiktaş'ta her şey çok farklı. Bir kere doğru bir teknik adam çalışıyor Beşiktaş'ta... Doğru bir transfer politikası yapıldı. Yeni stadı var, tribünleri dolu. Heyecan var, destek var. Bunların hiçbiri rakiplerinde şu an yok...
Fenerbahçe'nin durumu malum; artık yarışta olamaz. Bunu biz değil hocası Advocaat'ın kendisi söylüyor.
Galatasaray ceket değiştirir gibi hoca değiştiriyor. Oyuncuları istikrarsız, taraftarı mutsuz. Galatasaray'ın da bu yarışta işi zor.
Başakşehir bir noktaya kadar geldi ama seyircisi yanında olmadı, tökezlemeye başladı. Tecrübesizliği fazla.
Rakiplerde tablo böyle iken, zaten herkes de "Beşiktaş bu sezon da şampiyon olur" yorumunu yapıyor. İşte o Beşiktaş dün gece klasik tabiriyle güle oynaya kazandı.
Akhisar'ın zaten gücü belli. İlk dakikalarda biraz direndi. Ama Beşiktaş'ın geniş ve zengin kadrosunda oyun sıkışsa da çilingir gibi birisi gelip kapıyı illa ki açıyor. Beşiktaş'ın en büyük şansı da bu zaten. Yani çilingiri çok fazla... Talisca hep golü düşünüyor, sürekli şut atmayı pozisyonlar içinde olmayı istiyor ve golü de atıyor. Cenk formda. Cenk'teki en büyük değişim vuruş tekniğini çok geliştirmesi. Ya Quaresma... Yine döktürdü ve ilk golde adrese teslim yaptı yine.. Yani biraz önce dediğim gibi kapıyı açan isim oldu.. Beşiktaş oyunun son bölümleri hariç harika oynadı. Zaten istediği zaman vitesi yükseltiyor istediği zaman düşürüyor. Bu zaman zaman tehlikeli olabilir.. Dikkat etmeli!.. Rakiplerinin döküldüğü bir haftada oyuncuların da iştahlı futbolu ile Beşiktaş rahat bir galibiyet aldı.
622 tane başarılı pas yapmış Beşiktaş. Rakibi Akhisar ise 238... Oyunun tek lideri.. Tıpkı zirvede olduğu gibi. Beşiktaş büyük sürprizler olmazsa bu ligi alıp götürür. Aksi bir durum ise daha büyük 'sürpriz' olur.

Ortada bir sürpriz yok

Hapoel Beer-Sheva, Beşiktaş'a rakip olacak bir takım değildi zaten...
Şampiyonlar Ligi'nde olması gereken siyah-beyazlı takım şanssız bir şekilde bu kulvara veda ederken, UEFA Avrupa Ligi'nde yapacaklarını merak ediyorduk. Beşiktaş, kalite olarak kendisinden düşük bir vizyona sahip rakibi karşısında dün akıllı, sakin bir futbol ortaya koydu ve topa da genelde sahip oldu. Bir de yakalanan pozisyonlar gol yapılınca, İstanbul'a altın gibi bir galibiyetle dönüldü.
Kısacası bu iş bitti... Orta sahada Necip ve Tolgay'a şans veren Şenol Güneş'in temkinli orta saha kurgusu, sanki bir beraberlik havası kokuyordu.
Yani Beşiktaş'ın birinci düşüncesi mağlup olmamaktı. Rakibin düşüncesi de buydu! Beşiktaş için bu plan da yenilen gol dışında iyi uygulandı. Şampiyonlar Ligi'nde de Beşiktaş, önemli fırsatlar yakalamış ama fırsatları heba etmişti. Dün gece Cenk Tosun'un bitirici rolü, Ricardo Quaresma'nın güzel hareketleri, asisti ve futbolseverleri mest eden futbolu Beşiktaş'a turun kapısını tamamen açtı.
Her zamanki gibi bir cengaver gibi savaşan Atiba, savaşçılığının ödülünü de attığı golle aldı. Yine klasik savunma hataları göze batsa da kaleci Fabri, bu kusurlarını kurtarışlarıyla kapattı. Şenol hoca bir gün önce yaptığı basın toplantısında, "Yine söylüyorum lig benim için daha önemli" demişti.. Hoca bu sözleri söylese de Beşiktaş ve siyah-beyazlı camia için, Avrupa'da kendini göstermek ve başarı merdivenlerini tırmanmak çok önemli.. Dün saha kenarındaki heyecanına ve coşkusuna baktığımız zaman, bunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Avrupa, ne olursa olsun hem ekonomik hem de moral açısından ligden de önemlidir zaten...
İstanbul'da Beşiktaş, 40 bin taraftarı önünde şov yapar ve Avrupa'da "Yola devam" der.
Beşiktaş'a ve Güneş'in yürekli kartallarına da bu yakışır...
Ülkemize bu sevinci yaşatan Beşiktaş'ı canı gönülden tebrik ediyorum...