CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Riekerink sizi kurtarmaz

Jan Olde Riekerink, Galatasaray yönetiminin teklifini kabul edip altyapı binasından ana binaya taşındığı günden beri eleştirilerin odağındaki isim… Adama o kadar acımasız eleştiriler yapıldığı yetmiyor gibi bir de her hafta, "Sizin yerinize şu geliyormuş", "İstifa edecek misiniz" soruları geliyor, o da büyük bir sabırla yanıtlamaya çalışıyor. Sabır taşı olsa çatlardı. Mutlaka yetersizliğinden, uzun süre A takım çalıştırmamış olmasından dolayı hataları vardır ama bu tablodan ilk sorumlu Riekerink diyebilir miyiz? Hollandalı teknik adam en az suçlu isim. Kendi isteyerek, talep ederek buraya gelmedi. Yönetim geçici hoca olarak bile kulüp içinde bir tane Pro Lisans sahibi antrenör bulamadı, o da bu acı tabloda bu görevlendirmeyi kabul etti. Yaz döneminin ilk iki ayı Galatasaray'ın teknik direktör aradığını, hiçbir ismi ikna edemeyince, Riekerink'e döndüğünü ne çabuk unuttuk?
Üstelik Riekerink'in durumunda bir başka enteresan detay var. Kulislerde işine haddinden fazla karışıldığı, tavsiye ve telkinden çok daha öteye geçen, müdahale boyutuna varan yönetici tercihlerinin 11'leri şekillendirdiği yorumları yapılıyor. Bu yol, yol değil… Geçmişte biz bu denemelerin ne şekilde sonuçlandığını gördük. Rahmetli İlhan Cavcav bunu açık açık yapar, söylemekten de çekinmezdi fakat görünen o ki başkaları onun kadar dürüst değil… Bu konuda çok örnek verilebilir. Mesela Advocaat, Kayserispor maçı sonrası, "Salih Uçan niye önde bastı anlayamadım, bu talimatı ona kimin verdiğini soracağım" derken de ilginç bir noktaya parmak basmıştı!.
İşin özü, Riekerink gitse de kalsa da şu görüntü Galatasaray yönetimine yakışmadı. Ki bugün gider... Başkan Dursun Özbek'in çok çalıştığını, mali konularda yoğun çaba gösterdiğini biliyoruz, fakat sportif bakımdan yönetimin çuvalladığını da görmek gerek. Taraftar, sportif başarıya bakar, kendi açısından da haklıdır. Şu anda adı geçen adaylar ortada. Zaten bu adayları da Galatasaray yönetimi medyaya servis yapıyor. İsim isim gitmeyeceğim ama sanki Galatasaray'a değil, bir TFF 1. Lig takımına hoca aranıyormuş gibi isimler üzerine konuşuyoruz. Son yıllarda Süper Lig'de bir maç deneyimi olmayan isimlerle Galatasaray'ın ne işi olabilir? Böyle olacaksa Riekerink kalsın daha iyi. Sadece Riekerink'i göndermek, mevcut yönetimi de kurtarmaz.

Kaptanlık sadece itiraz mı?

Her zaman söylemişimdir, kaptanlık bir takımdaki en önemli görevdir. Bu görevi kaldırmak da öyle kolay değildir. Fenerbahçe maçı sonrası Oğuzhan'ın kaptanlık performansının Beşiktaş yönetimi içinde dahi tartışıldığını bu gazetenin sütunlarında okudunuz. Her ne kadar bu haber, Beşiktaş yönetiminin hoşuna gitmese de görünen köy kılavuz istemiyor. Oğuzhan kaptanlığı tamamen hakeme itiraz etme, hakeme birebir markaj olarak algılamış görünüyor. Dün Beşiktaş'ın yediği ilk golde Seleznov'la girdiği mücadelenin arkasını getirmek yerine kollarını açıp hakeme yönelmeyi tercih etti. Bir kaptan olarak yapması gereken bu muydu Oğuzhan'ın? Fenerbahçe maçını hatırlıyoruz, daha 3'üncü dakikadan itibaren Van Persie'yle atışmaya başladı. Kaptanın görevi takımı germek değil, sakinleştirmektir. Böyle kaptan olunmaz. Bu maçın kahramanı ise şüphesiz Karabükspor'un hocası Igor Tudor'dur. Hırvat hoca, futbolculuk günlerinde özümsediği İtalya tecrübesiyle harika bir savunma yaptırdı takımına. Beşiktaş'ın cılız ataklarını stoperleriyle eritmeyi bildi. Geriden akıllı çıktı, kaptıkları bir topla öne geçen takımı bir de duran toptan gol buldu. Bu lige renk kattığına şüphe yok.
Son olarak Beşiktaş'ın kupada aldığı Fenerbahçe yenilgisinin travmasını hala hissettiği ortada. Takım halinde etkin olamadıkları maçta ihtiyaç halinde kırdıkları camlarda da çekiç bulamadılar. Bir maçta Talisca, bir maçta Babel, diğerinde Quaresma, devreye girip vasat oynadıkları maçları çözüyorlardı. Karabük deplasmanında ise devreye giren yedek güç bulamayınca, kaderine razı oldu Beşiktaş. Aboubakar'ın attığı gol ise sadece son 5 dakikanın heyecanlı geçmesini sağladı.

Kaybedince süt mü oldu!

Maçın tartışmasız adamı Van Persie.. Beşiktaşlı oyuncuları sinirlendirdi, Tosic'i attırdı, golü attı ve Fenerbahçe'yi tura taşıdı. İşte gecenin özeti budur... Maç o kadar gergin bir havada başladı ki oyunun büyük bölümünde futbolu değil, ne yazık ki iki takım futbolcularının itirazları ve kavgalarını izledik. İşin ilginci futbolcuları sakinleştirmesi gereken yedek kulübeleri de fitili ateşleyen hareketler yapınca, iş çığrından çıktı. Hakem Ali Palabıyık da kontrolü kaybetti. Oyunun başında sarı kartlarını tansiyonu düşürmek adına doğru zamanda çıkarabilse, iki takım da gerginliği bu kadar üst seviyeye taşımayacaktı. Oğuzhan kaptan olarak sahaya çıkmış... Arkadaşlarını sakinleştireceği yerde Beşiktaş'ı ve tribünleri geriyor... Van Persie müthiş bir profesyonel kim ne derse desin.. Tosic'in sinirlerini allak bullak etti. Sana kim ne yaparsa yapsın, senin gidip kafa atman mı lazım! Ne oldu, takımı 10 kişi bıraktın.. Bu turun gitmesinin Beşiktaş adına bir numaralı faktörü Tosic... Filmi kopardı. Diğer faktör de Ali Palabıyık.. Tosic gibi Van Persie'yi de atmalıydın.. Sonrasında 10 kişi kalan Beşiktaş'ta doğru hamleler de yapılamadı. Tosic'in atılması sonrası aklı olaylarda kalan Şenol Güneş, Talisca'yı çıkardı. Bu büyük bir yanlıştı, çıkacak adam bence Babel olmalıydı.. Talisca ilk yarıda gole en yakın adamdı. Babel ikinci yarıda ortalıktan kayboldu. Aslında bu bir anlamda başkanların derbisiydi.. Bir yanda Aziz Yıldırım bir yanda Fikret Orman.. Eto'o transferiyle başlayan, Mehmet Ekici ile devam eden, Quaresma ile tavan yapan gerilim.. Son olarak Beşiktaş Başkanı Fikret Orman maçın siniriyle olduğunu tahmin ettiğim, talihsiz açıklamalar yaptı. Yenilip elenince, neymiş, Süt Kupası'ymış… Tarihiyle, şanıyla prestiji ortada olan Türkiye Kupası'na elenince, laf etmek yakışmadı Beşiktaş Başkanı'na.. Madem öyle, neden tribünler uzun süre sonra ilk defa ağzına kadar doluydu, neden tam kadro çıktın derler adama? Niye süt kupasının bilet fiyatları ateş pahasıydı. Yenince şanlı olan kupa yenilince mi Süt Kupası oldu? Yöneticiler sorumluluklarını unutmamalı ve ona göre davranmalı. Kupayı milyonların ekranlarına getirmek için yüzlerce kişi emek veriyor.. Hadi onu da geçtim. 6 maçtır karda kışta sahaya çıkan kendi futbolcularının emeğine de mi saygı yok.
O futbolcular Beşiktaş armasını temsil etti. Biraz saygı lütfen..

Ligin lezzeti Kartal

Beşiktaş dün gece Süper Lig'in bir numaralı lezzeti oldu.. Aslında bu hafta çok iyi maçlar oynandı.. Kayserispor'un Fenerbahçe'yi 4-1 yenmesi, Galatasaray'ın attığı 6 gol.. Başakşehir'in 90+4'te bulduğu galibiyet... Heyecan tavan yaptı.. Kendi ligimizi çoğu zaman yerden yere vuruyoruz ama iyi işler, iyi maçlar olduğu zaman da övelim değil mi?.. İstekli, iştahlı, arzulu.. Ne arasanız vardı Beşiktaş'ta.. Maça öyle bir başladılar ki ilk 10-15 dakika Beşiktaş kalecisi Fabri'yi görmedik. Sağdan, soldan ortadan Konya'yı hapsettiler. Konya bir gram bile nefes alamadı.. Beşiktaş oynadı, Konya'yı oynatmadı. Bir anlık konsantrasyon eksikliğinde Tosic'in kendi kalesine attığı gol. İşte bunun dışında 90 dakika Beşiktaş, Konya'yı kelimenin tek anlamıyla ezdi.. Babel'in gelmesi, Talisca'nın dönüşü siyah beyazlı takıma farklı bir renk getirmiş.. Sezonun en iyi Beşiktaş'ı vardı sahada..
Atiba sakat sakat oynadı.. Kanadalı futbolcu, Beşiktaş'a geldiği ilk günden beri tam anlamıyla bir istikrar abidesi.. Ricardo Quaresma parmak ısırtıyor.. Oğuzhan Özyakup kendine geldi.. Beşiktaş taraftarı "oh be" dedi.. Onun dönüşü belki de diğer oyunculardan çok daha önemli. Oğuzhan oynadığında Beşiktaş'taki diğer oyuncuların performansı da yükseliyor. Özellikle Ryan Babel'i çok iyi besledi, orta sahada top kaptı, servis yaptı. Ve Cenk Tosun.. Aylarca Gomez'i konuştuk.. Dönse dedik, fallar açtık, Alman futbolcunun ağzının içine baktık.. Tüm bu yaşananlar belki de Cenk'i yapılmış bir haksızlıktı.. O dün gece 3 gol attı, hat-trick yaptı.. Gecenin bir başka kahramanı oldu. Attığı goller usta işiydi, özellikle maçı koparan üçüncü goldeki vuruşu üst düzeydi. Aboubakar, Afrika Uluslar Kupası'ndan döndüğünde forma değil, kendisini kulübede ısıtması için bir battaniye bulabilir, hazırlıklı olsa iyi olur. Şu haliyle Cenk bu ligin gol kralı adayıdır ve ne yeni transfer Ba, ne de Aboubakar onu kesebilecek gibi gözükmüyorlar.

Oldu olacak Alex’e teklif götürün bari!

Herhalde son zamanlarda olmadığı kadar ilginç bir transfer döneminden geçiyoruz. Birçok şeyi geçmişte görmüştük. Futbolcu kaçıran kulüpler bile olmuştu. Şimdi bakıyoruz, "Eto'o Beşiktaş'a gitmesin, Mehmet Ekici Fenerbahçe'ye gitmesin" operasyonları var. Sağımız solumuz entrika oldu. Operasyonu ben demiyorum, kulüplerin değerli yöneticileri diyor. Karşılıklı suçlamalar var. Mehmet Ekici, Fenerbahçe'ye gitmese, Beşiktaş şampiyon mu olacak ya da Eto'o Beşiktaş'a transfer olmayınca, Fenerbahçe mi şampiyon olacak? Ne günlere kaldık! Bu tür bir rekabet anlayışı futbola ne verebilir ki? Bırakın kim istediği kulübe giderse gitsin. Mehmet Ekici kime gitmek istiyorsa, Trabzonspor yardımcı olsun ya da başka bir oyuncu nerede oynamak istiyorsa oynasın. Bunlar futbolda rekabete kazanç sağlar, renk getirir. Transfer döneminin sonuna doğru geliyoruz. Zaten ilginç bir dönem oldu. 4-5 futbolcu ismi kulüpten kulübe dolaşıyor. Fenerbahçe, Ekici'yi alamayınca, Sosa ile ilgilendi. Sosa kim? Beşiktaş'tan kaçan oyuncu. Niye gitti beyefendi? İstanbul'da yaşamak istemiyormuş. Ama şimdi peşinden koşuyoruz. Kulüplerin başka bir transfer aklının olmaması, seçeneklerin azlığı enteresan. Trabzonspor aradığı forveti Akhisar'da buldu. Çünkü başka bir alternatif oluşturamadı. Hugo Rodallega iyi bir futbolcu, 31 yaşında tecrübeli bir isim… Akhisar'daki ücretini ikiyle çarpınca Trabzonspor'un teklifini kabul etti. Ama demek istediğim şu; kulüplerin yaratabilecekleri bir alternatif yok. Birkaç isim var. Ligin koca transfer dönemi bunlarla geçti. Oldu olacak eski Fenerbahçeli Alex'e de teklif götürün. Çıkar oynar. Takımlar eskiden 10-15 milyon Euro verip oyuncu transfer edebiliyorlardı. Geçti o günler.. Bu ağır mali tabloya rağmen ne yazık ki yetişen bir futbolcu da yok..

************

Riekerink hoca bile dedikodu diyorsa...

Galatasaray Teknik Direktörü Jan Olde Riekerink, her hafta basın toplantısı yapıyor. Hollandalı teknik adam Perşembe günü yaptığı toplantıda, "Lukas Podolski'nin gidebileceğiyle ilgili dedikodular var. Onun kalıp kalmaması bizim için önemli" dedi. Bu sözü Galatasaray Futbol Takımı'nın hocası söylüyor. Bana şaka gibi geldi!.. Eğer ortada bir ironi yoksa, bir teknik adam takımın en önemli oyuncusu için gidebileceğine dair dedikodular var diyorsa hiçbir şeyden de haberi yoktur demektir... Siz teknik adamsınız, Podolski'yi odanıza çağırıp hiç konuşmadınız mı?.. "Kardeşim gidecek misin, kalacak mısın?.. Ben de takımda ona göre planlarımı yapayım" demez mi? O zaman biz Hollandalı teknik adamı eleştiririz kimse de kusura bakmasın.. Yardımcısı Orhan Atik de gittiği zaman bunun için yönetimin kararı demişti.. Profesyonellik farklı bir şey ama takıma sahip çıkmak her konudan bilgi sahibi olmak da şart.. Yoksa orada öyle oturursunuz yönetim de istediğini yapar.. Gelelim Podolski cephesine.. Alman futbolcu mutsuz deniyor.. Mutsuz mu gerçekten yoksa Galatasaray bu futbolcuyu satarak para kazanmak mı istiyor? İkinci ihtimali daha güçlü buluyorum.. Galatasaray, Alman oyuncuyu gönderip 1-2 transfer için kaynak yaratmak istiyor.. Ne olursa olsun bunun kararını çabuk vermek lazım.. Yoksa bu iş de sakız gibi uzar gider..

Aslında bütün suç Aatif’ta!

Rakipleri Başakşehir ve Galatasaray'ın kazandığı bir haftada Fenerbahçe, 2 önemli puan kaybederek şampiyonluk yarışında ağır bir yara aldı..
Hem de evinde.. Şöyle bir bakalım, Kayserispor, Alanyaspor, Adanaspor.. Küme düşme hattı çevresindeki takımlara karşı Kadıköy'de 6 puan bırakmak şampiyonluk hedefindeki bir takım için kabul edilebilir bir durum değil.. Ligin sonuncu sırasındaki bir takıma karşı çekingen, ürkek futbol anlayışını anlamak kesinlikle mümkün değildi.
Teknik direktör Advocaat'a ya teknik ekibi ve sorumlular Adanaspor'u anlatamadı ya da o bildiğini okudu.. Kadıköy'de eksik futbolcularınız olabilir ama rakip de Adana.. İkinci yarının son bölümleri hariç sarı-lacivertli takım herkesi şaşırtan bir anlayışla sahaya çıktı, mücadele etti, pozisyonlar verdi ve 2 de gol yedi.. Kadro tercihi yanlıştı Fenerbahçe'nin.. Orta sahası üretken değildi, ofansif değil defansif bir anlayış vardı sahada.. Defansta Kjaer arandı. Neustadter ve Skrtel ekilisi uyumsuzdu.. Advocaat'a lig tatili yaramamış.. Büyük takım felsefesi değil önce yenilmemeyi düşünen bir anlayışla çıktı sahaya... Biraz önce de belirttiğim gibi son bölümler hariç... Ama olmayınca olmuyor.. Maç 90 dakika!
Gelelim Aatıf'a.. Dün gecenin faturası ona kesildi.. Niye anlamadım! Adamın sezon başı adı Avrupa listesine yazılmadı.. Advocaat yüzüne bakmadı..
Sonra dedi ki; "Yanlış yapmışım." Bir baktık Aatıf oynamaya başladı, iyi işler de yaptı.. Devre arası geldi.. Takasa Trabzon'a yollanmak istendi, kadro dışı kaldı, Dereağzı'na yollandı.. Adam neye uğradığını şaşırdı.. Bir baktık dün gece 11'de.. Futbolunu oynuyor, kenara gelirken ıslıklanıyor. Resmen bir kimlik sorunu var adamın.. Bu adamı ya gönderirsin, göndermiyorsan da bu süreci atlatmasını sağlarsın.. Bütün suçlu Aatif mı şimdi bu maçta? Kanat bölgesine transfer yapılmış, Karavayev. Peki 10 numara? Aylardır, hatta yıllardır bu bölgedeki eksikliği konuşuyoruz, devre arasında hala Mehmet Ekici falı bakılıyor. Saha içindeki eksikler giderilmesin ama bütün suç Aatif'ta... Böyle şey olmaz.

Bu oyuna 3 puan harika

Galatasaray'ın çok eksiği vardı.. Konya gibi önemli bir deplasmandan 3 puanla dönmesini ben başarı olarak kabul ediyorum..
Oyun olarak vasattı Galatasaray.. Özellikle ilk yarıda hücum aksiyonları çok yetersiz kaldı. Kanatları tutamadılar, Josue'nin yokları oynadığı ilk devrede Carole da tek başına akınlarla başa çıkamadı.. Konya kanatlardan gelerek 3-4 pozisyon buldu.. Hepsi de birbirinin kopyasıydı. Galatasaray'daki defans sorunu hala devam ediyor..
Takım savunması bir facia..
Riekerink buna çözüm bulamamış.
Hadi Galatasaray'ın 90 dakikayı çıkaramamasına alışkınız, ya Konya? Onlar da o bildiğimiz Konya değildi.. Becerikli olsalar ilk yarıda Galatasaray golü kalesinde görebilirdi.
İkinci yarı doğru bir hamleyle Josue'nin yerine giren Garry Rodrigues, Galatasaray'ı canlandırdı ve oyunu hızlandırdı..
İlk maçında verdiği izlenim de fazlasıyla olumluydu.. İstekli, hırslı ve hücumda etkiliydi..
Bruma'sız Galatasaray'ın da ne kadar ağır bir takım olduğunu gördük dün, eksikliğini ancak Rodrigues kapatabildi.. Golün asistini yapan çiçeği burnunda transferin koşu zamanlaması bir harikaydı.. Selçuk ve Sneijder dün vasattı.. Sneijder'ın maç seçtiği o kadar belli oluyor ki.. Bir varmış beş yokmuş gibi.. Çok eksikle Konya'ya gelen Galatasaray'ın 3 puanla İstanbul'a dönmesi ve bu kötü haliyle hala şampiyonluk yarışında olması büyük başarıdır..

Beşiktaş, G.Saray ve F.Bahçe’nin pili bitmiş

Volkan Demirel tuttu, Fenerbahçe kazandı.. Maçın kısa özeti buydu.. Daha ligin ilk yarısı bitmedi.. Hatta son hafta devre arası tatili sonrası oynanacak. İyi ki de öyle... Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin pili, 15. hafta itibariyle bitmiş aslında... Beşiktaş Kasımpaşa'ya yenilirken, Galatasaray Osmanlı karşısında ecel terleri döktü.. Ve dün gece de Fenerbahçe kazandı ama Gençlerbirliği neler kaçırdı neler!.. Muslera, Ankara'da, Volkan da Kadıköy'de takımlarının kaderlerini tayin etti.. İki büyük takımın kaderi ortak bir noktada buluştu. Düşünün, 33 defa Fenerbahçe ceza alanına girmiş Başkent takımı, 13 tane korner atmış.. Bol bol pozisyon verdi Fenerbahçe defansı ve takımı... Topu Gençlerbirliği oynadı, maçı da Fenerbahçe kazandı.. Futbolun adaleti yok.. Hem de 3-0.. Fenerbahçe'nin puan kaybettiği birçok maç var ligde ama hepsinden daha mahkum oynadı desek yanlış olmaz. Kadıköy'de böyle oynayabilmek cesaret ister. Maçtan sonra Ümit Özat yenilgiye rağmen oyuncularını övdü. Gurur duymakta da sonuna kadar haklı.. Cesur bir futbol oynattı. Gollerin hepsi birer kontrataktı sarı-lacivertli takım adına.. Bu maçın adamı tartışmasız Volkan Demirel'dir.. Eğer o kurtarışları, kritik dakikalarda yapmasa maçın sonucuna dair çok farklı görebilirdik. Sonuçta Fenerbahçe kazandı.. Tabela ne diyorsa o... Beşiktaş'ın 3 puan, Galatasaray'ın 2 puan kaybettiği bir hafta Fenerbahçe'nin 3 puan alması önemli.. Fakat bunun dışında övgü beklemeleri hata olur. Sow'un son vuruş kalitesi, Lens'in de yeteneklerine diyecek yok ama takımca Gençlerbirliği oyun anlayışıyla alkışları alan taraf oldu.