CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Alayına hadlerini bildirdiler!

Muhteşem bir mücadele vardı. Grup maçlarını da dikkate aldığımızda en iyi karşılaşmayı oynayıp inanılmaz savaştık. Bütün futbolcuları alnından öpmek lazım. Hiç pes etmediler. Tüm oyuncularımız sürekli yardımlaştı. Bu 'inananların zaferi'. Takımızla ilgili bir sürü olumsuz haber çıkartmaya çalıştılar. Başından beri hep söylediğim bir şey vardı; Türkiye'nin bir tane Milli Takımı var, bir tane de bayrağımız var.
Almanya'ya da Avrupa Şampiyonası'na da Türkiye damgasını vuruyor! Sadece elde ettiği başarılarla da değil… Taraftarıyla, coşkusuyla, maç öncesi ve maç sonrası yaşadığı sevinçlerle. O kadar çok rahatsız oluyorlar ki burada. Her türlü olumsuz dezenformasyona rağmen bu çocuklar destan yazdı… Yazmaya da devam edecek… Bu gece duygularımı paylaşmak istedim. Maçın teknik ve taktik kısmıyla ilgilenmiyorum. İnanılmaz oynadık, gruplarda geride kalan üç maça göre o kadar iyi bir mücadele ortaya koyduk ki psikolojik savaşı kazandık…
Avusturya'nın ayarlarını bozduk. Maça öyle bir havada başladılar ki mücadele öncesi Almanya'da maçın favorisi onlardı ama favori değil sahada savaşan, taraftarıyla, ülkesiyle Türkiye oldu. İki İsim Merih ve kaleci Mert futbol hayatlarının en unutulmaz performansına imza attılar. Bunu da özellikle belirtmek istedim. Tebrikler çocuklar. Yolunuz açık olsun. Ne mutlu Türkü'm diyene.

MHK Başkanı İbanoğlu: Meler bu yükü kaldırdı

Türkiye bugün çok önemli bir maça çıkacak. Bu heyecanı iliklerimize kadar hissediyoruz. İnşallah güzel bir sonuçla yolumuza devam edeceğiz. Bu sütunlarda daha önce de yazdım, şampiyonada bizi temsil eden Halil Umut Meler, Türk medyasından çok fazla ilgi görmüyor ama şu ana kadar dört maçta görev yaptı. Son olarak İngiltere-Slovakya karşılaşmasını yönetti.




Sıcağı sıcağına MHK Başkanı Ahmet İbanoğlu'nu aradım. Kendisine Halil Umut Meler'le ilgili düşüncelerini sordum. İşte o satırlar: "Öncelikle size teşekkür ederim. Halil Umut Meler ile gurur duyuyoruz. Turnuvaya başlarken kaç maç oynayacağını öngöremiyorduk ama şu ana kadar çok kritik ve önemli görevler aldı. Hepsinin altından da başarıyla kalktı. Önceki gün oynanan İngiltere-Slovakya maçı 96. dakikasına kadar çok heyecanlı ve stresliydi. Bu yükü başarıyla kaldırdı. Doğru kararlar verdi, psikolojik olarak da çok başarılıydı. Şu ana kadar turnuvaya başlayan 19 hakemden 6'sı döndü, 13 hakem kaldı.




Onlardan biri de Halil Umut Meler. Bu 19 hakem içerisinde en genç dört hakemden bir tanesi. 3 hakem 35 yaşında, Halil 37 yaşında… Türk hakemleri için bu kadar büyük tartışmaların geçtiği bir sezonun ardından, özellikle de Halil Umut'un yaşadıklarını düşünürsek; kendisiyle ve hakem camiamızla gurur duyuyoruz. İnşallah Milli Takımımız da Avusturya karşısında güzel sonuca imza atacak."
İbanoğlu'nun sözleri böyle. Meler'in yaşadıklarını düşünürsek Türk hakemliği adına, ülkemizi Avrupa Şampiyonası'nda temsil etmesi çok önemli. Buradaki yabancı gazeteciler de kendisinin yaşadıklarını sosyal medya aracılığı ile öğrenmişler. Umarız böyle kötü olaylar bir daha yaşanmaz…

MİLLİ TAKIM'I KULLANMAYIN
Yine milli bir maç öncesi Türkiye'den Ay-Yıldızlı takıma zarar verici yorumlar yapılıyor. Bunların neden yapıldığına açıkçası artık TFF yönetimi de bir anlam veremiyor. Sürekli birlik ve beraberlik mesajları verilse de yalan haberler üzerine ciddi bir ilgi var. Enteresan olan, bu doğru olmayan şeylerin yazılması, paylaşılması, yorumlanması ve binlerce kişiye ulaşması. Zaten bu Türkiye'nin genel sorunu haline geldi. Mesela TFF, milli oyuncuları ve teknik direktörleri maçlara davet etmiş. Hemen hemen her teknik direktör var. Milli oyuncular var. Bunların bir kısmı davete katılmışlar, bir kısmı ise teşekkür edip gelemeyeceklerini bildirmişler. Bunlardan bir tanesi de Bülent Korkmaz. Kendisi TFF Başkan Yardımcısı tarafından aranıp davet ediliyor, fakat daha sonra başka talepleri olup bunlar için olumsuz yanıt alınca gelmekten vazgeçiyor. İşin basit tarafı bu. Federasyon'a karşı ciddi bir linç girişimi var. Benim tavsiyem, ayın 18'inde seçim var. Aday olmak isteyenler zaten bunu açıkladı. Genel kurul üyeleri sandıkta gerekli kararı verirler. Ama biraz sabır, şu maçı bir oynayalım.

BEŞİNCİ GÖREVİ OLACAK MI!
2024 Avrupa Şampiyonası'nda Halil Umut Meler, 3 maçta orta hakemdi. E Grubu'nda Belçika-Slovakya, D Grubu'nda Polonya-Avusturya ve son 16 turunda İngiltere-Slovakya maçlarında orta hakem olarak başarılı bir yönetim gösteren Meler, D Grubu'nda İngiltere-Slovenya karşılaşmasında ise 4. hakem olarak görev yaptı. UEFA normalde turnuvadaki hakemlere 3-4 maç görev veriyor. Meler'in 5. karşılaşmayı yönetip yönetmeyeceği belli değil.

Savunma yapmak güç gösterisidir

Vincenzo Montella doğru oyuncu tercihleri, doğru taktik prensipleriyle oynarsa bu rakibi geçebiliriz. Yeter ki maç öncesi dersimize iyi çalışalım

Doğru konumlanma, birbirine yakın oyuncular, dikine oyunla defans dörtlüsünden arzu edilen şekilde pozisyonlar üretebiliriz

Savunma yapmak suç değil... Bizde herkes 3-5 defa topa dokunuyor. Maçta topla az oynamamız lazım ki geçiş hücumunu hesap edebilelim

Ay-Yıldızlı ekibin oynadığı üç maçı da yerinde takip eden teknik direktör, A Spor yorumcusu ve Fotomaç yazarı Reha Kapsal ile Türkiye'nin kamp yaptığı tesislerde bir araya geldik. EURO 2024'te salı günü Avusturya ile oynanacak son 16 turu öncesi hem rakibi hem de A Milli Takım'ı değerlendiren Kapsal, sorularımıza şu yanıtları verdi:




🔴 Avusturya maçında kimi şanslı görüyorsunuz? Duygularım Türkiye'den yana ama Avusturya oyun olarak bir adım önde. Fransa veya Hollanda gelseydi işimiz daha zordu. Mart ayında bizi 6-1 yendiler. Hollanda maçını seyrettim. Avusturya Milli Takımı 4-2-2-2 oynuyor. Burada amaç, takımın omurgasının daha birlikte oynaması. Hep orta saha ve onun önünde yoğunluk var. Kenar çizgileri çok az kullanmışlar. Bunu neden yapıyorlar; şiddetli pres için. Özellikle karşı presi ön alanda çok yapıyorlar. Burada en önemli parametre, geri prestir.

İÇGÜDÜSEL FUTBOL OYNUYORUZ
Geri pres nedir? Forvet oyuncularının orta alana gelmesi, beraber pres ağı oluşturması. Savunmaya gelince de orta saha oyuncularının bir ağ oluşturması. Merkezi çok iyi kapatıyorlar. Hollanda maçında çok şiddetli presle onları çıkarmadılar 20-25 dakika. Ama sonra ne oldu? Oyun döndü. Özellikle savunma ile orta saha arasında Hollanda oynamaya başladı. Hollanda net pozisyonlara girdi, Avusturya girdiklerini atıp maçı kazandı. Presle beraber geçiş hücumunu hesap ediyorlar. Rangnick'in en büyük özelliği ve hikâyesi budur.




Tuchel, Klopp hep Rangnick'ten esinlendiler. Efsane bir teknik adamdır, eğitmen bir teknik adamdır. Red Bull Salzburg ve Leipzig'de bu farkı yaratmıştır. Biz bu presi kırabiliriz. Rakip gelmeden çok çabuk oynamamız gerekir. Çok ciddi pres yapacaklar bize. Bizim takımda herkes 3-5 defa topa dokunuyor. Topla çok az oynamamız lazım ki biz de geçiş hücumunu hesap edelim. Bunun hesabını yapmamız lazım. Savunmadan hücuma olduğu gibi hücumdan savunmaya geçişleri de çok iyi. Bizim 90 milyon Euro daha fazla değerimiz var. Ama adamlar tam bir kolektif yapıda. Taktiksel disiplin ve dayanıklılık var. Bunları doğru uygulayan bir takım. Bizim disiplinimiz yok. Çok içgüdüsel bir oyun, geçişi planlayamıyoruz. Top rakipteyken de alacağımız pozisyon sıkıntımız var.




KISA YOLDAN GOL ATMAK İSTİYORLAR
Doğru analizle Avusturya takımı geçilir. Fransa çok atletik, çok zor gol yer. Hollanda çok iyi takım. Yenildiklerine bakmayın, Avusturya'dan çok daha iyi oynadılar. Rangnick, Bayern Münih istemesine rağmen Avusturya'da kaldı. Bir felsefe oturtmaya çalışan bir teknik adam. Top rakipteyken oyunu kurgulayan bir hoca. En kısa yoldan golü bulmak istiyor. Top rakipteyken topu kazanınca rakibi dağınık yakalıyorsunuz ve çabuk geçişle gol bulmak istiyorsunuz. Savunma yapmak suç değildir, savunma yapmak bir takım için güç gösterisidir.

YETER Kİ DERSİMİZİ İYİ ÇALIŞALIM
Biz doğru konumlanma, birbirine yakın oyuncular, çok çabuk adam eksiltip dikine oyunlar ile o savunma dörtlüsünden pozisyonlar üretiriz. 25. dakikadan sonra ciddi alanlar bıraktı Hollanda'ya, biz de bulabiliriz. Yeter ki dersimize iyi çalışalım. Bir laf vardır, ''Başarı için hazırlık yapmıyorsan başarısızlık için yapıyorsunuzdur". Montella'nın doğru analizlerle Avusturya'ya çalışması gerekir. Evet, zor bir takım, atletik, güçlü, disiplinli ama biz geçeriz, geçilmeyecek bir rakip değil. Bütün maçlarını seyrettim gruptaki.

EN ÇOK FAUL YAPAN TAKIM AVUSTURYA
Montella doğru oyuncu tercihleri, doğru oyun prensipleriyle oynarsa bu rakibi geçebiliriz. Avusturya'yla ilgili çok önemli bir veri de şu ana kadar top kaybettikten sonra topu en kısa sürede kazanan birinci takım Almanya, ikincisi ise Avusturya. Çok iyi karşı pres yapıyorlar. Turnuvada şu ana kadar en çok faul yapan takım da Avusturya.




MONTELLA'YA BASKI YAPILMAMALI
🔴 Arda Güler çok gündemde. Siz nasıl buldunuz?
Arda'yı çok hazır bulmadım. Fiziksel eksiklikleri var. 'Arda' diye bağırıyorlar tribüne gelen taraftarlarımız ama bu Arda'ya ve Milli Takım'a iyilik değil. Hocayı da baskı altına alıyorsunuz. Bence etkileniyor Arda da. Kulübeye gelirken vücut dili hoş değildi. Çekya maçında 43. dakikada gol yiyorduk, kimse konuşmuyor. Arda orta sahada topu kaybetti, Mert kurtardı. Bir oyuncu top kaybedebilir ama koşar. Arda eli belinde seyrediyor. O pozisyonda topu kaptırdı, gol yiyorduk. Arda yetenekli bir oyuncu ama fiziksel temposunu, oyun ritmini yükseltmesi gerekir. Montella'ya baskı yapılmaması lazım.
🔴 Montella, Arda konusunda mobbinge uğruyor mu?
Kim iyi oyuncusunu oynatmak istemez ki… Montella'nın Arda ile ne sıkıntısı olabilir ama Arda'nın performansına üç maç bakalım. Gürcistan maçında o anlık, muazzam bir gol attı. Portekiz karşılaşmasında sakattı, oyuna sonradan girdi. Tamam ama üç maçta oyunda hiç yok. En büyük sıkıntısı bu.

HAKAN'IN YERİNDE İRFAN OYNAYABİLİR
🔴 Avusturya karşısında Hakan ve Samet kart cezalısı. Özellikle Hakan'ın yokluğunu nasıl kapatabiliriz?
Samet'in eksikliği kapatılır. Takım arkadaşlarının bile Samet'e top geldiğinde ya da hamle yaptığında kafalarında soru işaretleri oluşur diye düşünüyorum. Samet'in boşluğu dolar. Gerçi Abdülkerim turnuvada çok kötü oynuyor. Galatasaray'daki görüntüsünden çok uzakta. Pozisyon hatası yapıyor. Merih'i de beğenmedim. Çok hantallaşmış, çok büyük sıkıntıları var. Zaten top tekniği kötü. Kaan'ın stoperde denenmesinden yanayım. Abdülkerim'in yanında Kaan'ı düşünürüm ben olsam. Salih-İsmail-Hakan; niye bu orta saha turnuvanın başında oynamadı? İsmail sakattı ama Salih tercihinin daha önce olması, Kaan'ın da stoper tercihi olması gerekirdi. Çıkıncaya kadar Salih, sonradan da İsmail çok iyi tuttular stoper önünü. Samet- Merih gibi iki dağınık isme rağmen. İkisiyle eşleşecek bir oyuncuya ihtiyacımız var Avusturya'ya karşı geçiş hücumları yapmak istiyorsak. Maalesef Hakan profilinde oyuncu yok. Orkun'un performansını çok kötü buluyorum. Arda'nın fiziksel eksikliği var. İrfan, Hakan'ın yerinde oynayabilir ama yine de onun eksikliğini hissederiz. Duran toplarda ve hareketli oyunda Hakan'ı ararız. İrfan ve Arda hamlesi olur. Ön tarafı oynatacak bir oyuncu olması lazım. Topun önündeki 10 numaranın görüş zekasının çok iyi olması lazım.

40 bin kişilik stat bu coşkuya yetmez




Tartışmasız Avrupa Şampiyonası'nın en renkli taraftar kitlesine Türkiye sahip… Bu rakamlara da açık ve net bir şekilde yansımış durumda. 130 bin kişi ile ev sahibi Almanya'ya bile fark attık. Almanlar 125 bin ile gerimizde kaldı. Bundan en çok memnun olan ise UEFA… UEFA yönetimi ve başkanı, Türkiye'nin turnuvada olmasından dolayı duydukları memnuniyeti dile getiriyor. Türk taraftarların sadece tribünde değil, maç öncesi ve sonrası ortaya koyduğu coşku da alkış alıyor. Yaptığım araştırmaya göre, UEFA'nın organizasyon öncesi en büyük çekincesi Türk taraftarların olay çıkarmasıymış. UEFA komitesinin şimdiki düşüncesi ise, "İyi ki Türkiye buraya gelmiş." Durum böyleyken, statlara sığmayan bir taraftar kitlemiz varken ne yazık ki turnuvanın en az seyirci kapasiteli stadında Avusturya ile son 16 turunda önemli bir maç oynayacağız. Dortmund'da 62 bin, Hamburg'da 50 bin kişilik stadı dolduran Türkler, kapasitesi 40 bin olan Leipzig Stadı'nda bilet krizi yaşayacak, bu kesin. 100 bin kişilik stat olsa doldururuz. O güce, isteğe, taraftara sahibiz. Taraftarın tribünden tek bir ağızdan verdiği mesaj net: "Burası Türkiye, buradan çıkış yok." Türkiye'den sonra kendinden en çok söz ettiren taraftar kitlesine İskoçya sahip…




MELER'İ UNUTMAYIN! YARI FİNALE KOŞUYOR
Almanya'da Milli Takımımız kadar ülkemizin gururu olan bir diğer isim de Halil Umut Meler. Belki yaşananların içerisinde çok fazla kendisinden söz edilmiyor ama şu ana kadar başarı ile ülkemizi temsil etti ve etmeye de devam ediyor. Dün itibarı ile yeni bir göreve daha atandı (İngiltere-Slovakya). Belki önümüzdeki süreçte çeyrek final ya da yarı finalde bile maç alabilir. Turnuvada özellikle bizim Portekiz ve Çekya maçlarımızdaki hakem hataları dikkat çekti.



Bu durum Almanya basınında çok göze çarpan bir durum değil. İzlediğim televizyon programlarında özellikle hakemle ilgili hiçbir yoruma denk gelmedim. Ama biliyorsunuz bizde bu bir hastalık. İliklerimize kadar işleyen, beynimizi teslim alan bir durum. Özellikle geride kalan sezonda ve sezonlarda sürekli hakem konuştuk. Bundan sonraki süreçte de konuşmaya devam edeceğimizden şüphem yok. Bunun önüne ne yazık ki geçemeyiz. Çünkü özellikle bu işi yapan insanlar, maçlarla ilgili başka analiz boyutlarına giremiyorlar. Bu kadar ağır bir sezon geçirip, travmalar atlatan bir Türk hakemine şampiyonada üçüncü görevin verilmiş olmasına parmak basmak istedim. Şu ana kadar da UEFA hakem komitesi kendisinden oldukça memnunmuş, bunun da bilgisini aldım.




CENK ARTIK BOŞTA! KAPTIRMA BEŞİKTAŞ
PORTEKİZ maçında oyuna girerek galibiyet golüne 90+4'te imza atan Cenk Tosun için Beşiktaş Kulübü 'Atanın ve tutanın iyi olacak' diye bir paylaşım yapmıştı resmi hesabından. Cenk'le övünmeleri kadar doğal bir şey olamaz ama biliyor musunuz Cenk'in Beşiktaş'la olan sözleşmesi 31 Mayıs itibarıyla bitti. Tam bir senedir Beşiktaş'la pazarlık masasında… Önce Ahmet Nur Çebi yönetimi şimdi de Hasan Arat. Bir türlü mukavele imzalayamadılar. Şampiyona bittikten sonra taraflar tekrar görüşecek. İmzalar atılırsa Beşiktaş'ın Mert Günok ve Cenk Tosun'u öne çıkararak yaptığı gurur yerini bulacak.

4 önemli haber!

Portekiz yenilgisinden birçok ders çıkarmalıyız. Alt alta 100 madde yazılabilir. Karşılaşmanın ardından Almanya'da en çok eleştirilen isimlerin başında A Milli Takım Teknik Direktörü Montella geliyor. Alman basını da oynatılmayan oyuncular üzerinden yorum yapmış. Herkesin merak ettiği konu Arda Güler'in özellikle de Mert Müldür'ün neden oynamadığı... Turnuvanın en güzel gollerinden birine imza atan Mert Müldür'ün 11'de olmaması da şaşılacak bir durum olarak sayfalarda yer bulmuş. Yaşlılar takımı Portekiz'in, yürüyerek Türkiye'yi 3-0 yenmesine anlam veremeyen yabancı meslektaşlarımız bunun üzerinden yorum yapmış.



ARDA GÜLER'İN MR'I TEMİZ AMA KASIĞINDA AĞRI VAR
Gelelim Arda Güler olayına… Çok şey yazılıp çiziliyor. Arda'nın maçtan önce MR'ı çekilmiş. Genç futbolcu, kasığının ağrıdığını Milli Takım doktoruna söylüyor. MR'da bir soruna rastlanmıyor. Fakat oyuncu ağrısı olduğunda ısrar ediyor. Bunun üzerine Montella, böyle bir karar alıyor. İtalyan hocanın en çok eleştirildiği konulardan biri bu ama perde arkasındaki durumu da yazmak istedim. Tribünlerden ısrarla oyuna girmesine yönelik tezahürat gelince ağrısı olmasına rağmen sahaya çıkıyor. Hatta bir serbest vuruşta bacağını işaret ederek vuruşu arkadaşına bıraktı. Montella ile Arda arasında kriz varmış gibi inanılmaz dezenformasyon var. BU YAPILANLAR MİLLİ TAKIM'A İHANETTİR!!!



ROSETTİ'YE HAKEM TEPKİSİ: BU ADAM ŞİKEDEN CEZA ALMADI MI?
Portekiz maçının hakemi Felix Zwayer tepki gören isimlerden biri. 2005 yılında adı şikeye karışmış, sonrasında ceza almış bir hakem. Ama Almanya'nın en iyilerinden. Türklere karşı bir ön yargısı olduğu iddiası da var. Turnuvanın başından beri en çok sarı kartın gösterildiği karşılaşması olmuş. Hatta devre arasında Türkiye Futbol Federasyonu yöneticileri, hakemlerin patronu Roberto Rosetti'ye 'UEFA neden şikeye karışmış bir hakemi bizim maçımıza verdi' diye de sormuşlar. Rosetti sadece tebessüm etmiş. Zwayer'in kararlarına da bakarsak Başkan Mehmet Büyükekşi ve yönetimin verdiği tepkinin doğru olduğunu görebiliyoruz.



ZAFER TURLARIMIZI ALMANLAR SEVMİYOR
Almanya'da Türklerin büyük coşkusu var. Akın akın gelmişler. Alman polisi bundan büyük rahatsızlık duyuyormuş. Özellikle Gürcistan maçından sonra yapılan sevinç gösterilerinden dolayı gecenin ilerleyen saatlerine kadar mesaide kalmışlar. Bunu anlatan kişi Almanya'da görev yapan önemli bir vatandaşımız. Türklerin coşkusu, sokak gösterileri, arabaları ile yaptığı turlar nedeniyle Almanların rahatsız olduğunu farklı kesimlerden de duyduk. Yani bunun alt metni okunduğunda açıkçası gruptan bile çıkmamızı istemiyorlar diyebiliriz.

MERT'İN DİZLERİNDE PROBLEM VAR
Kaleci olayı da tartışılan konulardan biri. Mert Günok, Beşiktaş'ta bu sezon 45 tane maça çıktı. Beşiktaş kalecisi geçmişte dizinden ciddi problemler yaşamış bir isim. 35 yaşında olması itibarı ile de zaman zaman sakatlıklar geçiriyor. Milli Takım kampında dizinden ağrıları olduğunu ifade etmiş. Bunun üzerine Montella bu sezon sadece bir kez İngiltere'de kupa maçı oynayan Altay'ı tercih etmiş. Bu arada Uğurcan'ın da Trabzon'da 43 maçta görev aldığını belirtelim. Mert'in Çekya maçında oynayıp oynamayacağı belli değil. Altay'ın kötü performansı sonrası Uğurcan tercihi yapılabilir. Tabi daha müsabakaya üç gün var, bakalım zaman neler gösterecek.

Tarih birinci sıraya şampiyonu yazar

Müthiş bir sezon oldu. Her şey vardı. Bütün olumsuz şeylere rağmen hem Galatasaray hem de Fenerbahçe'yi tebrik ederim. İki kulüp de sonuna kadar mücadele etti, savaştı ve kazanan Galatasaray oldu. Türk futbol tarihinin aslında en gergin sezonuydu. Olaylar, skandallar derken çok şey yaşadık.. Sahada olan kazandı.. Aile olan, futbolu daha çok düşünen kazandı.

***

Okan Buruk, yeni bir apolet daha taktı.. Son ana kadar renk vermedi. Takımını, yıldızları, hele de İcardi'yi ve camiayı iyi yönetti. Büyük bir teknik adam olduğu kadar iyi bir iletişimci olduğunu gösterdi. Galatasaray tarihine geçti. Övgüyü fazlasıyla hak etti. Yeni sözleşmesi de hayırlı olsun, şampiyonluğu da.

***

Fenerbahçe için zor bir sezon oldu. Sarı lacivertli kulüp, son nefesine kadar bu işi götürdü. Bu takımın kahramanı da İsmail Kartal'dır. Hakkındaki tüm olumsuz şeylere rağmen ayakta kaldı. Son haftalarda daha da dik durdu. Yerine teknik adam aranırken bile… Fenerbahçe şampiyon olamadıysa bunun bir numaralı sorumlusu Ali Koç ve yönetimidir. Sayın Koç her sezon olduğu gibi herkesi suçladı, yıktı, yaktı. Estirdiği olumsuz hava takımı da etkiledi. Sayın Koç adına hüsran bir sezondu. Takım için değil ama...

***

Fenerbahçe için geçen hafta büyük zaferdi ama unutmayın ki tarih birinci sıraya şampiyonu yazar.. Galatasaray zaferiyle tüm ligi anlatmak sadece kendini kandırmaktır… Sonuç olarak bize bu heyecanı yaşattıkları için iki takıma da teşekkür ederiz.

Doğru hamle, ikramiye gibi sonuç

Beşiktaş, yakın tarihte evinde ligde mağlup ettiği Ankaragücü'ne, yarı finalin ilk maçında isabetli şut atamamıştı. O gün Ankaragücü'nün özellikle ilk yarıda golü bulmamış olması, siyah-beyazlıların ikinci devrede oyunu dengelemiş olması ve Rizespor maçını da son dakikada kazanırkenki iştahlı futbolu, final yolunda taraftarı önünde Kartal'ı favori yapmıştı. Dün gece ilk yarıda 6 hücumda kalan ve hayal kırıklığı yaratan Serdar hocanın takımı, 20 dakikada 5 hücum yediği Ankaragücü'ne rakibin bir bireysel hatasıyla cezayı kesti. Serdar Topraktepe, emaneti olan takımla elinden geleni yapmaya çalışıyor. Genç Semih en önde ezilirken ve sakatlık dönüşü kulübede oturan Gedson'a sahada ihtiyaç varken çok da beklemeyip ikinci yarıda hamle yaptı. Bu değişim doğruydu. Gedson takıma dinamizm kattı, topun hızını artırıp hücuma katkı verdi. Ezeli rakiplerinden ligde tarihi fark yiyen Beşiktaş'ın, onların erken havlu attığı Ziraat Türkiye Kupası'nda finale çıkmış olması elbette bir teselli ikramiyesi, fazlası değil.. Çünkü önlerinde kazanmaları gereken bir final var.. Ve diğer yarı finalin favorisi Trabzonspor'a karşı dün geceki futbol yetmez.. Bir parantez de Beşiktaş'ın vefakâr taraftarına açalım. Stadyumu doldurup takımlarını bitiş düdüğüne kadar desteklediler. Rakibe büyük baskı kurdular. Bu galibiyette onların da payı çok büyük…

Ah hocam ah!

İsmail Kartal'ın kadro tercihleri az kalsın ilk maçta büyük bir hezimet yaşamamıza neden olacaktı. Fenerbahçe teknik direktörü pazar günü oynayacakları Karagümrük maçını düşünüyor olacak ki elindeki 3 önemli futbolcuyu (Ferdi, İsmail ve Fred) kulübede maça başlattı... Bunu da karşılaşmadan önce şu sözlerle açıkladı: "Biraz mecburiyet biraz da strateji, 3 gün sonra bir maçımız var." Hocam bırak 3 gün sonraki maçı, hâlâ onu mu düşüyorsun? Yarı final ayağımıza gelmiş sen finale giderken sana ligi mi soracaklar! Karagümrük maçını TFF, "Erteleyelim" dedi yönetim kabul etmedi. Sana sordular mı bilmem ama sen hâlâ 'Karagümrük' diyorsun. Kulübedeki bu üç adam oyuna girince, Fenerbahçe oynamaya başladı. Maç da tek kaleye döndü. Orta sahayı geçmeye başladı Fenerbahçe! Bırakın 3-2'ye skoru getirmeyi 3-3 bile yapardık. 3 tane saçma gol yedik. Hırvat kaleci Livakovic'in yediği gollere bakınca sezon başından beri bakınca İrfan Can Eğribayat'a haksızlık yapılıyor.
Rakip 5 kişi ile basıyor, Fenerbahçe savunması ve kalecisi hâlâ o alanda kısa paslar yapıyor. "Gel, gol at" dedi, Yunan takımına açık açık. Adamlar da attı zaten… Böyle bir hata olur mu? Çağlar bu formsuzluğun ile EURO 2024'te nasıl oynayacaksın sen. Fenerbahçe dün gece İsmail Kartal'a rağmen tur şansını İstanbul'a taşıdı... Sarı-lacivertli takım, Kadıköy'de farklı kazanır ve yarı finale de kalır. Olympiakos çok kötü takım. Net olan bu... 11'deki yanlış tercihler ve savunmada yapılan hatalarla altın tepsi de az kalsın turu veriyorduk. Direkten döndük özeti bu… Uzun yıllar sonra Avrupa'da bir kupa kaldırmanın ümidini taşıyoruz. Umarım F.Bahçe tüm konsantrasyon ve enerjisiyle bu fırsatı iyi kullanır...

Birlik yok ayrılık çok

Kulüpler Birliği, her konuda olduğu gibi TFF'ye karşı başlatılan imza kampanyasında da birlik olamadı.. Başkanlar arasında toplantılarda fikir uyuşmazlıkları son derece doğal bir durum, fakat 'birlik' bir karar alır ve bu uygulanırdı. Ali Koç döneminde kulüplerin ortak noktada uzlaştığı konular bir elin parmaklarını geçmedi. Koç devam ediyor mu etmiyor mu? TFF seçimleri "Erkene alınsın" diye delege ve kulüpler noter huzurunda bir kampanya başlatıldı. Hedef, 130 imza toplayarak seçimli kongreyi bir ay sonra yapmak.

TFF İÇİN NİYE DAHA ÖNCE DÜĞMEYE BASMADINIZ!
Gerekçeleri de şuydu: "Biz Mehmet Büyükekşi'yi istemiyoruz. Temmuz değil haziran başında seçimi yapsın ve gitsin.. Temmuz geç olur. Ligler başlarken yeni bir kaos olmasın." Bu görüşe saygı duymak lazım oncak şunu da sormak gerekiyor... TFF'yi şimdi değil haftalardır istemiyorsunuz, niye daha erken hareket edip düğmeye basmadınız? Neyi beklediniz 8 Nisan'a kadar… Süper Kupa finalini mi? Yerel seçimi mi? Başka bir gizli gündem mi vardı? Sonuçta TFF, 18 Temmuz'u açıkladı.. Artık seçim süreci başladı..

9 TAKIM, TEMMUZ İÇİN İMZAYI KABUL ETMEDİ
Galatasaray, Trabzonspor, Başakşehir,
Konyaspor, Hatayspor, Çaykur Rize, Gaziantep, Kayseri ve Alanyaspor imza kampanyasına destek vermeyi tercih etmiyor. Bu dokuz kulüp "Zaten seçim kararı alındı" diyor. Fenerbahçe ve Beşiktaş, TFF'ye karşı birlikte hareket ediyor.. Bunun yanı sıra Karagümrük, Kasımpaşa, İstanbulspor, Sivasspor, Adana Demir, Antalya, Ankaragücü ve Samsun da seçimlerin erkene alınmasından yana... Pendik'in tavrı belli değil..

WHATSAPP YAZIŞMALARI ÖZEL OLMAKTAN ÇIKTI!
Şu ana kadar 130 imzaya ulaşılamadı.. Zaten bu imzaları toplamakla da iş bitmiyor.. Kongrede seçim kararı için de ayrı bir oylama olacak.. Tabi bir de alt ligler var. Onları hesaba katmıyorlar... Kulüpler Birliği'nin hedeflerine ulaşması için adı gibi birlik olması gerekiyor.. Whatsapp grubuna Mecnun Otyakmaz, "Mehmet Büyükekşi ile konuştum, aday olmuyor" diye mesaj atıyor.. Ve bu satırlar dışarıya sızıyor.. Varın siz düşünün birliği... Çok sayıda adayın adı geçmeye başladı. Yakında rakam 10'u bile bulur. İçlerinde değerli isimler var... Beklemek lazım, daha erken...

Dünyada ve özellikle de futbolda huzurun ve bereketin olduğu bir bayram dilerim..

Şimdi Fenerbahçe ne kazandı? Muhasebe zamanı!

Meslek hayatım boyunca yaşamadığım bir ilke dün gece olay yerinde tanıklık ettim. Şanlıurfa 11 Nisan Stadı'na 5 saat önce geldim. Fenerbahçe'nin bütün olumsuz açıklamalarına rağmen özel güvenlik, polis, stat çalışanları, kulüp görevlileri ve TFF, 21.30'a canla başla hazırlanıyordu. İftar vakti yüzlerce görevli, oruçlarını açtıktan sonra hiç ara vermeden hummalı çalışmalarına devam ettiler. Ortada büyük bir emek vardı. Şanlıurfa'ya indiğim andan itibaren sokak sokak dolaştım. Sağ olsunlar her yerde ilgi gösterdiler. Hepsinin şikâyeti aynıydı: "Fenerbahçe neden buraya gelmiyor biz Ali Koç'a ne yaptık." Gönül kırgınlığı kolay kolay geçmez. Ali Bey maçtan önce yaptığı basın toplantısında yine uzun uzun aynı şeyleri tekrarladı, camiasına seslendi. Cümlelerinden biri de şuydu; biletleri satın aldıklarını söyledi. Bu çok mu önemli, her şey para ile satın alınabiliyor mu! Isınmaya çıkan U19 oyuncularının yüzündeki ifade ve tedirginlik açık ve net bir şekilde belli oluyordu. İcardi'nin golünün hemen ardından sahadan çekildiklerinde, ben de görevim icabı çıkış tünelinin yanındaydım. Hepsinin yüz ifadesine odaklandım… Geleceğin yıldız futbolcularında mutsuz ve hayatları boyunca unutamayacakları bir ana tanıklık etmenin vermiş olduğu hüzün vardı. Sakın onları kahraman ilan etmeyin, bu daha da büyük bir kötülük olur. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ve yönetimi bu kararı alarak birçok kesimi cezalandırmış olabilir ama bugün de şunu kendisine mutlaka sormalıdır; "Ben ne kazandım, bundan sonra Fenerbahçe için neler değişecek?" Son sözümüz de Galatasaray'a olsun… Şanlıurfa'ya geldiler, maç tatil olmasına rağmen sahada idman maçı yaptılar, tribünleri mutlu etmeye çalıştılar ve kupayı kazandılar. Bu cesareti gösterdikleri için tebrik ederim. Türk futbol tarihi Galatasaray'ı da yazacak Fenerbahçe'yi de. Her şey dün gece itibariyle arşivlere geçti.