CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

F.Bahçe ve G.Saray ortak noktada buluştu

Yabancı hakem meselesi; bu mevzu uzun zamandır var. Fakat TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, konuya sıcak yaklaşmadı. Bugün kulüpler ile Sayın Başkan bir araya gelecek. Fenerbahçe başından beri TFF'ye destek veriyor ama geçtiğimiz gün yaptığı açıklamayla resmen yabancı hakem istedi. Bu satırlarda TFF'ye bir mesaj vardı ama destek de barındırıyordu: "Türk futbolu, Türkiye Futbol Federasyonu'nun ÇABALARINA, adaletsizlikten canı yanan takımların isyanına rağmen, özellikle VAR hakemleri aracılığıyla sistematik bir şekilde katledilmektedir..." Şimdi yabancı VAR hakemine Galatasaray da destek veriyor. Yani Fenerbahçe ve Galatasaray ortak bir noktada buluştu. Beşiktaş ve Trabzonspor da bu konuda bugün diretirse ikinci yarıda bu istek hayata geçebilir. VAR'daki tutarsız kararlar, TFF yönetimini de canından bezdirmiş durumda. Anlayacağınız herkes dertli. Yabancı VAR'ın gelmesi, kulüpleri ve özellikle de büyük takımları mutlu edecekse TFF de bu adımı atar.

AYNI SORUYU HÜSEYİN YÜCEL'E DE SORACAĞIM!
Beşiktaş'ta nefes nefese bir başkanlık yarışı var. Herkes pazar gününe kilitlendi. Hüseyin Yücel ve Serdal Adalı günlerdir her mecrada röportajlar veriyor. İki başkan adayı da Beşiktaş'ı dipten yukarıya çıkarmaya çalışıyor. 3 ayda dip yapan bir kulüp... Gerçek olan şu; Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin çok gerisinde kaldı. Hem saha sonuçlarıyla hem de vizyon olarak. Beşiktaş sezon başında bu havayı yakaladı ama kötü yönetim nedeniyle yerle yeksan oldu. Bugün gırtlağına kadar borca batmış bir kulüp var. Beşiktaş'ı, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yanına değil üzerine çıkaracak başkan, camiada efsane olur. Beşiktaşlı masada, sahada her yerde kuvvetli olmak istiyor. A Spor'da Sayın Adalı'ya, "Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe'yi geçecek mi? Bunun sözünü veriyor musunuz?" diye sordum. Sayın başkan adayı 'Tabii ki söz veriyorum. Quaresma ve Guti gibi isimler seneye bizimle olacak' dedi... Aynı soruyu, aynı ekranda yarın Sayın Yücel'e de soracağım.

NEDEN KİMSE 'BU FARK KAPANIR' DİYEMİYOR?
F.Bahçe'de sorumlu kim? Bu soruya yanıt arıyor camia… Aslında herkes sorumlu; A'dan Z'ye... Yönetim, başkan, teknik kadro, futbolcular ve zaman zaman da taraftar... 10 yıldır şampiyon olamayan kulüpte herkes ateşin üstünde. Bu stresi yönetmek bile başlı başına önemli bir iş ama F.Bahçe bu süreci iyi yönetemiyor. En ufak bir şeyde sigorta atıyor. Kavga, kaos.. Mourinho, G.Saray ile başladı Türkiye kariyerine… Sonra da G.Saray'la devam etti. Rakibini konuştuğu kadar acaba rakiplerini izledi mi? Analiz etti mi? Neden takımda önemli isimler geriye gitmeye başladı? Kahraman Fred'in neden sahada yürüyecek hali yok? Yeni transferler neden verimsiz? Fenerbahçe futboluyla keyif ve umut vermiyor. Mesele 8 puanlık farktan öte takımın psikolojik durumu. Fatih Terim, Başakşehir ile mücadele ettikleri ve farkın 8 olduğu dönem, "8 puan da 18 puan da kapanır" demişti. Ve kapanmıştı fark.. Peki bunu Fenerbahçe'de neden kimse söylemiyor? Ne hoca ne başkan ne de yöneticiler… Fenerbahçe, Galatasaray ile arasındaki puan farkını kapatmak istiyorsa; 1-En az 3 transfer yapacak. 2-Huzur ortamını sağlayacak. 3-Teknik kadro ile yönetim uyumlu çalışacak. 4-Mourinho'ya şartsız koşulsuz destek verilecek. Ama bu formda Galatasaray da 8 puan kaybeder mi? Geri vites yapar mı? İşte bu zor.

Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki en büyük fark!

Fenerbahçe o kadar büyük iniş-çıkışlar yaşıyor ki, bu şekilde şampiyon olması mucizelere bağlı. Son Avrupa maçında büyük bir patlama yaşandı. Önce Samet'in beşinci dakikada yaptığı hata ve ardından oyuncunun çıkana kadar protesto edilmesi. Sonrasında da başkan Ali Koç ve yönetim için yapılan olumsuz tezahüratlar… Samet, ikinci yarıda oyundan alınmak zorunda kaldı. Kolay bir iş değil, bu kadar büyük protesto altında futbol oynamak. Elbette yaptığı hata önemliydi ama bu kadar ağır hakaret ve küfürlere maruz kalacak bir şey değildi. Fenerbahçe taraftarı, aslında Samet'i hedef seçip Mourinho'ya mesajlar veriyordu.



Bir süre önce Sivas'ta Metehan'ın atılmasıyla Galatasaray da 10 kişi kaldı. Ama sarıkırmızılılar, 10 kişi değil sanki 15 kişi gibi oynayarak o maçı kazandı. Yani bir nevi arkadaşları, genç futbolcu için mücadele ettiler ve inanılmaz bir efor sarf ettiler. Hırs, azim, ne isterseniz vardı. Ama Samet'in yaptığı hata sonrası Fenerbahçe'de bunu göremedik. Takım olma duygusunu hissetmedik. Ben oyuncuların arkadaşlarına sahip çıkmasını bekler, onun için mücadele etmelerini umardım. Ama olmadı. İşte Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki en büyük fark da bu. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da bu duyguyu eksik görmüş olacak ki, takıma hitaben yaptığı konuşmada "Kenetlenin, birlik olun" dedi.



İCARDİ HEMEN İSTANBUL'A DÖNMELİ!
İcardi ameliyat oldu, daha ikinci günde araba kullanmaya başladı. Arjantin'de bu operasyonu geçirmesi açıkçası Galatasaray'ın istediği bir şey değildi. Ama oyuncu böyle bir tercihte bulundu. Ameliyat olmak kadar, ondan sonraki süreç de çok değerli. Oyuncunun bu rehabilitasyon dönemini nasıl geçirdiğini eminim ki Galatasaray yakından takip ediyordur. Fakat her gün kendisiyle ilgili özellikle Arjantin basınında magazin haberleri yer alıyor. Wanda Nara ile olan çekişmesi, çocuklarının velayetini istemesi, konuşmalar, açıklamalar, sosyal medya paylaşımları bütün bu süreç yıldız futbolcuya çok zarar veriyor… Belki 'Alakası yok' diyebilirsiniz ama kanımca tedavi süreci de bu yaşananlardan dolayı zarar görecek… Çünkü bu işin psikolojisi çok önemli. Galatasaray, İcardi'yi İstanbul'a getirtip gözünün önünde tedavi ettirmeli ve bu süreci beraber geçirmeli… Galatasaray'ın en maliyetli futbolcusu, bunu lütfen göz önünde bulundurun!

İKİ ADAY DA ÇOK KARAMSAR!
Beşiktaş'ta seçim için süreç ilerliyor. İki aday var; Biri Hüseyin Yücel diğeri Serdar Adalı… İkisinin de açıklamalarına baktığımız zaman Beşiktaş için oldukça karamsar bir tablo çizdiler, özellikle de ekonomik olarak. İkisinin de ortak verdiği mesaj, transfer yapmanın zor olduğu, transfer için bir bütçe olmadığı ancak birkaç takviyeyle genç oyuncuları takıma kazandırmanın ve onları da kiralık olarak almanın mümkün olduğu... Yine ikisinin de söylediği 50 milyon Euro'luk bir rakam var. Yani kim başkan olursa olsun, ortaya bu parayı koymak zorunda. Allah kolaylık versin, zor bir iş. Ama taraftar bu işin hesap kitabıyla hiçbir zaman ilgilenmiyor. Beşiktaş'ın yarışın içerisinde olması, Beşiktaş'ın kupa alması camianın ve taraftarın en büyük beklentisi. Bakıldığı zaman şampiyonluk yarışından koptu. Avrupa'da şans mucizelere bağlı. Elde bir Türkiye Kupası var. Şimdi iki sezondur bu kadar çalkantılar yaşayan, bu kadar büyük bir hasar gören camianın kısa bir süre içerisinde, yani mayısa kadar yönetime kim gelirse gelsin toparlama şansı da yok. Saha sonuçlarının iyi olması için bir heyecan, bir motivasyon lazım. Bu heyecanı ve motivasyonu yeni gelecek yönetim sağlayabilecek mi bunu hep beraber göreceğiz. Ama gerçek olan şu; Beşiktaş hem Fenerbahçe'nin hem de Galatasaray'ın çok gerisinde kaldı!



TFF, DÜNYA KUPASI İÇİN SEFERBERLİK İLAN ETMELİ!
Dünya Kupası grup elemelerinde rakiplerimiz belli oldu. Tatlı- sert bir kura çektik. Muhtemelen İspanya gelecek. Tabii ki, grubun favorisi. Bizim bu grupta her ne şekilde olursa olsun ikinci olmamız gerekiyor. Fakat büyük takımlarla da büyük zaferler elde etmiş bir milli takımız. Aslında okyanusları geçip derede boğulduk bundan önceki maçlarda. Bu nedenle hem Gürcistan hem de Bulgaristan'da oynayacağımız karşılaşmaları çok önemsiyorum. İki takımla da hem deplasmanda, hem de Türkiye'de yapacağımız maçları kazanıp puanları cebimize koymalıyız. Montella, Türk Milli Takımı'ndaki en büyük sınavını verecek. Beklenti ve umutlar büyük. Dünya Kupası'na katılma özlemine İtalyan teknik adam son verirse Türk futbol tarihine adını yazdıracak. Zaten bunu başaramazsa Milli Takım'daki hocalığı da %99 bitecek. Bu sürece iyi hazırlanmak, iyi analiz etmek lazım. Kaliteli takımlarla hazırlık maçları oynamak şart. Yani birlik ve beraberlik çok önemli ve kısır çekişmeleri bir kenara koymak lazım. Burada en önemli görev de Türkiye Futbol Federasyonu'na düşüyor. Eylül'e kadar çok uzun bir zaman var önümüzde. Macaristan karşılaşmaları ve oynayacağımız hazırlık müsabakaları. Türk futbolundaki çekişmeler ve çirkin paylaşımlar, sert açıklamalar bu şekilde devam ederse Milli Takımımız'ın da zarar göreceğini düşünüyorum. Türkiye Futbol Federasyonu'nun A Milli Takım ile ilgili bir uzun vadeli plan ve program yapması şart. Bir seferberlik ilan etmesi lazım…

Yaşadıkça oyunun içindeyiz

Beşiktaş, tarihinin yine en heyecanlı ve çalkantılı günlerini yaşıyor. Seçim için geri sayım başlarken aday olacağı konuşulan eski yönetici Emre Kocadağ'a konuyu sordum. Şimdi sözü Kocadağ'a bırakalım: "Geçmişte büyük vaatlerle yola çıkan ancak süreç sonunda birbirlerini yolsuzlukla suçlayan mevcut yönetim, güven tazeleme seçimi kararı almıştır. Bu adım, kulübe verdikleri zararı telafi etme sorumluluğunun bir gereği olarak değerlendirilmeli ve camianın beklentilerini karşılamaya yönelik bir başlangıç olmalıdır. Daha önce, Hasan Arat yönetiminin camiayı aldattığını söylediğimde kendisi başkanlığı bırakmıştı. Aynı şekilde, Hüseyin Yücel'in başkanlığının etik olmadığını ifade ettiğimde, doğru olanı yaparak seçim kararı aldı. Bu kararlılık, camianın güvenini yeniden kazanmak için atılan önemli bir adımdır."

100 MİLYON EURO'LUK ZARARI TELAFİ ETMELİLER
Konuyu borçlara getirdim. Rakamlar büyük, ne dersiniz: "Camianın temel beklentisi, Hasan Arat yönetiminin Beşiktaş'a verdiği 100 milyon Euro'luk zararın telafi edilmesidir. Bu süreçte seçilecek yönetimin, popülist vaatler ve hesapsız harcamalardan kaçınarak kulübü mayıs ayında sağlıklı bir mali yapıyla seçime götürmesi gerekmekte. Bu, hem Beşiktaş'a hem de camiaya olan borçlarının bir gereğidir."

SOSYAL MEDYAYI MANİPÜLE EDENLERİN SONU HÜSRANDIR
"Yaşanan süreç, yalnızca Beşiktaş için değil, tüm spor camiaları için bir ders olmalıdır. Tecrübesiz ve popülist kadroların, Türkiye'nin en köklü kulüplerinden birini kamuoyu önünde zor durumda bırakmasının sonuçlarını hep birlikte gördük. Sosyal medyayı manipüle ederek algı yaratmaya çalışanlar, kısa vadede kazançlı görünse de uzun vadede bu çabaların sonu hüsrandır. Beşiktaş'ın itibarı, bireysel çıkar hesaplarına kurban edilemeyecek kadar değerlidir."

4000 KİŞİLİK AİLEYİZ, 100 YILDIR BU İŞİ YAPIYORUZ
Kocadağ'a şunu sordum: "Size ve işinize
yüklenerek şahsınızı kötülemeye çalışanlar var. Ne dersiniz?"... "Biz, zamanı geldiğinde Beşiktaş'a dair somut projelerimiz ve gerçekçi önerilerimizle bu camiaya katkı sunmaya hazırız. 14 ülkede 4 binin üzerinde çalışanı olan, 100 yıllık ticari geçmişe sahip bir ailenin mensubu olarak, şahsım üzerinden kimsenin itibar restorasyonuna ya da hesaplaşma çabası içinde olmasına izin vermem. Beşiktaş, kişisel hesapların aracı olmaktan çıkmalı ve herkesin ortak değeri olarak hak ettiği yere taşınmalıdır.
"Son sözünüz ne olur?"... "Şimdi, seçilecek adaya destek olup birlik ve beraberliği sağlama zamanıdır. Beşiktaş'a yakışan, mayıs ayında gemiyi güvenle limana yanaştırarak camiayı yeniden güçlü bir geleceğe taşımaktır. Yaşadıkça oyuna dahiliz."

Maçın kahramanı Emirhan Topçu

Fenerbahçe, ezeli rekabet ortamında en çalkantılı günlerini yaşanan Beşiktaş önünde kâğıt üzerinde ağır favoriydi.. Ama derbilerde her zaman favoriler kazanmıyor.. Çünkü Fenerbahçe, "Beşiktaş'ı nasıl olsa yenerim" havasındaydı. İstediği pozisyonları da buldu Fenerbahçe ama beceri yoktu.. Özellikle ilk yarıda.... Beşiktaş ise az pozisyon buldu, daha dengeli oynadı, oyun disiplinini hiç bozmadı ve kazandı. Geçiş oyununda kaptığı topları iyi değerlendirdi.
Fenerbahçe ön alanda baskı uygulayamadı, ikinci topları Beşiktaş topladı. Bu siyah-beyazlıların yaptığı en iyi şeydi… Ayrıca Amrabat'a oyun kurdurmadı. Kanarya'nın stoperleri yerlerinde çakıldı. Beşiktaş, bloklar arasındaki mesafeyi kısa tutarak Fenerbahçe'yi yenmeyi başardı.
Bu çok büyük bir adımdı Beşiktaş adına. Yarıştan kopan ama taraftarını mutlu etmek zorunda olduğunu bilen bir futbolcu topluluğu vardı sahada. Hem maaşların ödenmesi hem de prestij açısından önemli olan derbiyi kazanmak camiadaki kara bulutları en azından biraz dağıttı. G.Antep maçında Fenerbahçe oyun olarak çok iyi değildi ama sonucun iyi olması defoları göstermedi. İşte bu maçta o defolar ortaya çıktı. Maç 1-0 olmuş ama buna isyan edip skoru değiştirmeye çalışan bir Fenerbahçe yoktu özetle. Bu sonuç elbette Galatasaray'ın bugünkü maçı öncesi bir motivasyon oldu. Galatasaray, Sivas'ı yenerse fark 6 puan olacak.. Bir cümle Emirhan'a yazalım.. Maçın kahramanıdır Emirhan... Maçın başında o topu çizgiden çıkarmasa karşılaşmanın kaderi farklı olabilirdi.. Beşiktaş o pozisyon sonrası oyuna tutundu, moral motivasyonu arttı. Tebrik etmek lazım... Böyle maçların, canını dişine takan, formasını son saniyeye kadar ıslatan böyle kahramanlara ihtiyacı vardır..

Bu savaşın kazananı olmaz!

Türk futbolunda iki gündür çok önemli gelişmeler A Spor ekranlarında yaşandı. Önce Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek yaptığı açıklamalarla gündeme damgasını vurdu. Öyle ki sözleri İtalya'da bile yankılandı. Açıklamalarının özeti aslında şuydu;
🔴 FUTBOL Federasyonu'na inanmıyoruz ama seçime de karşıyız. Düzeleceğine dair umudumuz var.
🔴 MHK değişmeli, hakemler Galatasaray'a operasyon yapıyor.
🔴 OSIMHEN'IN bonservisiyle ilgili bir hamlemiz yok, sezon sonun bekleyeceğiz. Çünkü hedefimiz 5. yıldızı takmak.
🔴 TRANSFERDE eksikleri görüyoruz. Bunları anlatmanıza gerek yok, hocamız zaten raporunu verdi. Başkan, G.Saray camiasının duygu ve düşüncelerini sert bir üslupla söylerken taraftarını da bir bütün olmaya davet etti.




Gelelim Acun Ilıcalı'ya… F.Bahçe Asbaşkanı kendisi için suçlayıcı ifadeler kullandığından dolayı Özbek'e yanıt vermek istedi. Tabii ki bu ekranlar herkese açık. Biz Acun Bey'e de sorularımızı sorduk. Onun sözlerini de hatırlayalım;
🔴 ORTADA yapı diye bir şey var. Bu içinde Galatasaray başkanının da yer aldığı bir algı operasyonudur.
🔴 BIZ Futbol Federasyonu'na güveniyoruz. Onların teşhisi koyduklarına inancımız olduğu için de gerekli neşteri vuracaklarına güvenimiz tam.
🔴 G.SARAY'IN bu kadar büyük bir algının içine girme nedeni F.Bahçe'nin zirveye yaklaşmasıdır.
🔴 MOURINHO ile her gün iletişim halindeyiz. Transfer yapacağız. Talisca'da da oldukça iyi bir yol aldık.




Acun Bey de camiasına "F.Bahçe'nin haklarını ne şartta olursa olsun savunuyoruz, savunmaya da devam edeceğiz" mesajını A Spor ekranlarında vermiş oldu. Finale gelecek olursak; iki taraf da psikolojik olarak ciddi bir maç oynuyor. Süresi yok! Bunun kendi taraftar kitlelerini ayakta tutmaya yaradığına inançları tam. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da TRT'de G.Saray Başkanı Özbek'in açıklamalarına aynı sertlikle cevap verdi. Önümüzdeki haftalarda futbol iklimini cehennem sıcağı gibi günler bekliyor. Bu savaşın kazananı olmaz, kaybedeni futbol olur...

Beşiktaş bu iddiaları mercek altına almalı

Beşiktaş'ın son günlerde yaşadıklarını herhalde ne Türkiye'de ne de Avrupa'da başka bir kulüp tecrübe etmedi. İddialar yenilir, yutulur cinsten değil. Ağzımız açık şekilde takip ediyoruz. Beşiktaş'ta görevine son verilen Samet Aybaba'nın anlattıklarının her biri soruşturma gerektirecek iddialar. Beşiktaş camiası, bir inceleme yapmazsa, bu iddiaların gölgesinde yaşayamaz. Sayın Aybaba, kulüpteki ilişkileri, gruplaşmayı, yönetimin bölünmesini, transfer hatalarını, mobbingi, elektronik imzasının rızası dışında kullanılmasına kadar birçok iddiayı gündeme getirdi. Mayıs ayında yapılacak seçime kadar Hüseyin Yücel başkanlığındaki yönetimin işi gerçekten zor.

HERKES KENDİNE GÖRE YOL ÇİZMİŞ!
İddialar doğruysa ayrı bir kaos, yalansa da ayrı. Şimdi suçlamanın tarafları da yanıtlar veriyor, verecek de.. Tümden bu iddiaların bir şekilde araştırılması lazım. Bu göreve de Beşiktaş'ın disiplin kurulu, denetim kurulu, hangi kurul varsa bu işe el atması bir an önce gerekir. Camia da bunu ister. Bütün bu yaşanan süreçlerden sonra şunu anladık ki takımın elde ettiği sonuçların şu yaşanan durumlarla ilgili payı %20-%30… Zaten fokur fokur kaynayan bir kazan varmış. Herkes kendine göre bir transfer yolu çizmiş. Alınanlar, alınmayanlar, rakamlar farklı farklı icraatlara imza atılmış.

***


BRAD FRİEDEL TEKNİK DİREKTÖR BİLE OLMUŞ!
Hüseyin Yücel, sonuçta Hasan Bey ile göreve gelmiş bir yönetici, diğer görev yapan isimler de aynı şekilde… Beşiktaş'ta bu tür olaylar yaşanırken bunlar duyuldu mu duyulmadı mı, yönetim içinde ne gibi tartışmalar çıktı ya da neden bunlara imza atıldı, bütün bunları insan merak ediyor.




Brad Friedel'ın Beşiktaş'a gelmesi kaosun fitilini ateşlemiş belli ki. 37.000 Euro maaş ile başlamış. Artı yapacağı transferlerden yüzde 2.5 komisyon alacağına dair sözleşme yapılmış.. Hadi bu da yetmezmiş gibi takımın teknik-taktik işlerine karışmaya başlamış. Van Bronckhorst kadro kurmuş.. Bunlar şaka mı?

***


7 SAYFALIK MEKTUP 20 KASIM'DA YAZILMIŞ!
SAMET Aybaba, Sayın Arat'a 7 sayfalık bir mektup yazıyor.. Mektubu okudum. Özetle Aybaba yaptıklarını, transferleri, sorunları anlatmış.. Bu mektup 20 Kasım'da yazılmış. Dikkatimi çeken birkaç cümleyi sizinle paylaşacağım..
1-Joao Mario transferi ihtiyacımız olmayan bir bölgeye yapılmıştır. Joao kanat oyuncusu değildir ve yaş/fiziksel durum olarak merkez orta sahada oynayacak durumda değildir. Neden aldık?
2-Sezon başı Gedson Fernandes'i az kalsın satıyordunuz, bonservis gelirinin %50'sini alacak olmamıza rağmen karşı çıktım, bugün ya Gedson da olmasaydı? Merkez orta saha rotasyonunda da ne noktada olurduk düşünün.
3-Muçi ve Al-Musrati'ye verilen bonservis bedeli bizimle paylaşılmadı.. Bilseydik engel olurduk..
4-Neden transferde, futbol konusunda tecrübeli yöneticilerimiz Onur Göçmez, daha önce Beşiktaş'ta futbol şube sorumlusu olarak yer almış Mete Vardar ve Feyyaz Uçar gibi isimler varken Kaan üzerinden gittiniz!

BEŞİKTAŞ TARAFTARI BUNLARI HAK ETMEDİ
5-Bronckhorst, iyi ve pozitif bir teknik direktör. Yanlış yönlendirildiğini ve böyle devam etmesi durumunda başarı şansının olmayacağını biliyorum.. Keşke Samet hoca bu mektubu çok daha önce yazsaydı. Taraftar bütün bunları yaşamayı hak etmedi. Tek düşüncesi takımına destek olmak, sevinmek, bu güzel oyunu izlemek ve evine mutlu bir şekilde çocuklarıyla dönmekti.. Bugün Beşiktaş çok derin sorunlar yaşıyor. Siyah-beyazlı taraftarların güzel bir tezahüratı vardır: Yensen de yenilsen de taraftarın seninle... Şu anda camianın ve takımın en çok ihtiyacı olan şey bu slogan olacaktır...

Şimdi bu faturayı kim ödeyecek!

Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, "Beğenmeyen maça gelmesin" demişti Frankfurt karşılaşmasından sonra.. Uyardık, "Böyle büyük laf etme, bak günü gelir sana bu sözleri hatırlatırlar" dedik.. "Beşiktaş inişe geçti, uçak düşüyor" dedik.. Uyardık, yazdık, çizdik.. Ama nafile, yönetim de uyudu hoca da.. Ve gelinen noktada 13 puan zirveden uzakta bir takım var.. Samsunspor'un transfer yasağı var, Beşiktaş gerisinde.. Eyüpspor lige yeni çıkmış Beşiktaş gerisinde.. Göztepe, Beşiktaş'ın önünde.. Şu puan tablosuna bakınca, Beşiktaş taraftarı kahroluyor zaten.. Yönetim dünya kadar para harcadı (Yaklaşık 70 milyon Euro). Ne olacak şimdi? Kim hesap verecek.. Nasıl ödenecek bu paralar! Sayın Hasan Arat seçime girerken, "Beşiktaş 3 sezondur Kasım'da havlu atıyor.. Böyle bir şey kabul edilemez" demişti.. Şimdi kendi başkanlığı döneminde Beşiktaş havlu attı!
Geçen sezon Kasım'da daha fazla puan toplamış Beşiktaş (22).. Bu sezon onun bile gerisinde kaldı (21).. Bu kadar yatırıma rağmen.. Şimdi Hollandalı teknik adam için "Sabır" dedik, "Beklensin" dedik de.. Nereye kadar beklenecek! Organizasyon yok, savunma yok, hücum yok, inanç yok, şut yok.. 6 maçta 1 galibiyet almış Beşiktaş.. Bununla mı sevinecek bu camia.. Milli arada ne yaptı bu takım! Hazırlık maçı bile oynamadı, takım ayakta duramıyor.. 5-6 gün izin yapmış.. Hücum edemiyor, savunma yapamıyor.. Her duran toptan gol yiyor Beşiktaş… Bunu kim çözecek? Hoca! Umut var mı! Yok.. Basın toplantısında diyor ki, "Ben şampiyon olacağız demedim." Sen hangi takımda çalıştığını bile bilmiyorsan, takımın başında da kalma.. O zaman Hasan Bey gereğini yapmalı!

Osimhen’e verilecek parayla Bankalar Birliği borcu ödenir

G.Saray gündeminin bir numaralı maddesi Osimhen: Bonservisi alınacak mı? Net olan tek bir şey var ki Galatasaray'ın bu futbolcuyu alacak parası yok! Ortada sponsorlar olduğuna yönelik haberler olsa da bu rakam 75 milyon Euro'yu bulmuyor. Peki G.Saray, Osimhen'i alacak mı? Bu sorunun yanıtı için önce Okan Buruk'un sözlerine bakalım: "Osimhen'in bir çıkış maddesi var, 75 milyon Euro'luk. G.Saray eğer oyuncuyu isterse her türlü şartı zorlayacaktır. G.Saray, Osimhen'in burada kalmasını istiyor." Şimdi bu sözlerin üzerinden gidelim; Okan hoca, 'Galatasaray şartları zorlayacak' diyor... Hangi şartlar! Sanki oyuncu 20-30 milyon Euro. 75 milyon Euro için Galatasaray'ın zorlayacağı bir şart yok ortada. Galatasaray, Osimhen'i ancak şöyle alır; Takımdaki önemli bir yıldızını verir, üstüne de para öder.




Bu parayı da verecek sponsor bulursa bu iş olur. Bunun dışında Osimhen transferi sadece hayal. Kulübün maaş ödemesi 120 milyon Euro! Bunu da unutmayın.. Peki G.Saray, Osimhen'i almalı mı? Türkiye'de kulüplerin mali durumu ortada. Dursun Özbek'in bu kadar büyük bir operasyonun altına imza atacağını düşünmüyorum. Eğer elinizde bu kadar büyük bir para kaynağı varsa önce Bankalar Birliği'nden çıkar Galatasaray. Bir oyuncuya vereceği parayla kaderini tayin etmez. Ya sakatlanırsa yarın bir gün! Bu paraya gider bir kulüp alır İngiltere'de, nice Osimhen'ler bulur, yetiştirir ve Galatasaray'a kaynak olur. Özbek'in, kulübü tarihi boyunca gördüğü en büyük borcun altına sokarak kaosa sürükleyeceğini düşünmüyorum. Bu işin gerçeği bu. Bunun dışındaki konular fantezi ve reyting sadece!

TÜRKİYE'DE TALİSCA AŞKI NE BÜYÜKMÜŞ!
Gelelim Talisca'ya… Yıldız futbolcuyu en güzel Beşiktaş eski başkanı Fikret Orman ifade etti: "Talisca'nın bonservisini neredeyse alıyordum. Talisca parayı çok seviyor. O yetenekle gittiği lokasyonlara bakarsanız anlıyorsunuz zaten. Bizim gibi duygusal bir ilişkisi yok, parayla onun işi." Adam Türkiye'den gideli 6 sene olmuş ama bitmemiş haberleri. Özellikle Beşiktaş her transfer dönemi almak için temasa geçmiş! Sonra Fenerbahçe... Bir ara Galatasaray… Arada bir de iki, üç mesaj atmış, millet aşka gelmiş. Talisca, akıllı adam. Türkiye şartlarını biliyor.




Nabza göre şerbeti veriyor. Şimdi Fenerbahçe'ye geliyormuş. Günlerdir manşet. Menajerine sorduk, "Yok öyle bir şey" dedi. Ama inanmadık, menajer alacağı paraya bakar. Sayın Orman, güzel analiz etmiş, kendisini; "Para… Para... Para..." Evet para varsa Talisca var. Kulüp hiç fark etmez. Arabistan'da 12 milyon Euro kazanıyor. Fenerbahçe 7-8'i verir mi? İmkânı var. Arabistan'ın parası bol ama vasat bir lig. Fakat isimler sahaya değil, tribünlere de transfer ediliyor. Bizde böyle bir alışkanlık da var. Fenerbahçe'ye hayırlı olsun! Anderson Talisca, Temmuz 2021'de transfer olduğu Suudi Arabistan ekibi Al-Nassr'da 102 maça çıkıp 76 gol, 10 asist katkısında bulundu.

TFF İZİN VERMEDİ!
Milli takım bugün önemli bir maça çıkacak. Rakip Karadağ.. İyi bir sonucu yüzde 99 değil yüzde 100 bekliyoruz.. Hocamız Montella ile ilgili birkaç satır yazmak istedim.. Kulis bilgisi diyelim..



İtalyan teknik adam özellikle yurt dışından gelecek tekliflere karşı tam kapalı değil.. Nitekim teklif de geliyor.. Roma hocamızı istiyor. Fakat TFF yönetimi Montella'nın gitmesine asla razı değil ve "Dünya Kupası'na beraber katılacağız" diyerek, noktayı koyuyor.. Bu arada mukavelede alacak takım için bir tazminat maddesi yok.

Hakan çıkmasaydı böyle olmazdı!

Kayseri, 11 yıl sonra milli takımına kavuştu. Tribünler harikaydı. Kayseri'nin havası bile bu mevsim için maç oynamaya son derece elverişliydi. İlk 10 dakika büyük baskı yedik. Galler nefes aldırmadı. Sonrasında aynı baskıyı biz uyguladık, rakibi kendi yarı sahasına hapsettik. Çok da fırsat yakaladık. Kaleye çok şut çektik ama sonuç noktasında hedefi tutturamadık. İkinci yarıda daha baskın olacağımızı düşünmüştüm. Fakat tam iyileşmeden maça çıkan Hakan Çalhanoğlu'nun ikinci yarıya çıkamaması oyun düzenini de bozdu. Bu bölümde Galler topa daha çok sahip oldu, ceza sahamıza sık sık girdi. Allah'tan onlar da son vuruşlarda bizim kadar başarısızdı. Bir gerçek var ki Barış'ın forvet gibi oynaması takımın düzenini etkiliyor. Cezalı Kenan Yıldız'ı aradık. Çünkü Kenan bir forvet. Milli Takım'ın kim ne derse desin organik bir forvete ihtiyacı var. Dışardan yaptığımız vuruşlar karavanaydı. Ceza sahasında rakibi zorladık ama final yoktu. Kale önüne kadar gelip, bitirici vuruşu yapabilecek bir ismi aradık. Barış'ın yerine giren ve en son 22 Mart'ta milli formayı giyen Enes de derdimize derman olmadı. Fakat son anlarda penaltıyı bulduk. Hem de 89. dakikada. Biz son dakikaları çok severiz ama Kerem o kadar kötü bir penaltı attı ki, galibiyet avuçlarımızdan gitti. Oysa Kerem kariyerinin en parlak günlerini yaşıyordu. Kerem'in yerine daha iyi penaltı atacak isim Orkun'du. Çünkü Orkun'un duran toptaki başarı yüzdesi oldukça fazlaydı.. Hakan ikinci 45 dakikada olsaydı penaltıyı atardı hem de daha verimli olurduk. İsmail çok top kaybetti. Özetle bir şey kaybetmedik. Son maçı alır yine gruptan lider çıkarız. Umudumuz büyük.

Yabancı hakeme kapılar açıldı!

Yabancı hakem konusunda TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu fikrinde yumuşadı. Hacıosmanoğlu, Hasan Arat'la yaptığı toplantı sonrası, "Kulüplerin bu konuda talebi var, Beşiktaş da istiyor. MHK seminerinde bakacağız, VAR'daki hataları kabul etmiyorum. Bu kadar desteğe rağmen hâlâ istediğimiz performansı alamıyorsak gereğini yaparız" dedi. Bunun anlamı şu: "Yabancı hakem kararı alacağız." Yabancı hakem uygulaması sezon başında devreye girse bugün bu kadar kavga, gürültü olmaz, kamuoyu bu konuyla meşgul olmazdı. VAR'a gelecek yabancı hakem, en azından tartışmaları azaltacaktır. Yoksa sabah, akşam hakem konuşmaları bitmeyecek. TFF doğru yolu buldu!.

HOLLANDALI KALSIN AMA HATALARI NE OLACAK!
Beşiktaş Teknik Direktörü Van Bronckhorst için başkan Hasan Arat, "Hocamızla devam edeceğiz" dedi. Sürekli hoca değiştirmenin Beşiktaş'a verdiği zarar ortada. Fakat sezona çok iyi başlayan ve parmak ısırtan Beşiktaş'ın neden bu hale geldiğinin de analizinin yapılması şart. 10 puanlık fark sonrası herkesin yorumu "Beşiktaş yarışa havlu attı" şeklinde. İşi zor... Galatasaray 10 puanlık kayıp yapar mı? Zor! Fenerbahçe kayıp yaşar mı? Olabilir… Peki Beşiktaş'ın kadrosu yeter mi? Hayır! Hollandalı çalıştırıcı, Beşiktaş kadrosu üzerinde ameliyatlar yapmaya başladı. Bir teknik adamın en önemli görevi; sadece sahaya sürdüğü 11'i değil, elindeki tüm oyuncularını hazır tutmaktır. İşte Beşiktaş'ta Van Bronckhorst'un en büyük kabahati bu... Kadrosonu kötü kullandı. Bunu düzeltebilecek mi?

WANDA: İCARDİ'NİN DİZİNDE SORUN VARDI
İcardi'nin futbol hayatı kadar, özel yaşamı da son zamanlarda sıkıntılı… Adı üstünde özel hayat. Bu bizi ilgilendirmez lakin geçtiğimiz günlerde Wanda Nara'nın, İcardi'nin kendisine attığı mesajı ifşa ederken kullandığı bir ifade oldukça dikkat çekiciydi ama üzerinde durulmadı: "O diz zaten uzun zamandır sorunluydu." Kast ettiği diz, İcardi'nin bağlarının koptuğu diz. Galatasaray çok önemli bir yıldızından bu sezon yararlanamayacak. Bunun hem maddi hem de manevi zararı çok büyük. Durum böyleyken Wanda Nara'nın ortaya attığı cümle dikkat çekici. Burada futbolcunun mu bir ihmali var, yoksa teknik heyet ve kulüp bazı şeyleri gözden mi kaçırdı? İcardi'nin dizindeki ödem dağılınca operasyon yapılacak. Ameliyat ve tedavisi İtalya'da olacak.

MONTELLA GİTMEK İSTERSE GİDER!
İtalya medyasının her manşetinde Montella ve Roma var. Deneyimli hocanın bir gün ülkesine dönmek istediğini zaten biliyoruz. Ailesi orada. Roma, 2024'te Mourinho, De Rossi ve İvan Juric'in görevlerine son verdi. Şimdi de Claudio Ranieri ile anlaşmak üzere. Bir diğer aday da Mancini. Montella'dan istediği yanıtı alamayan Roma belli ki farklı arayışlara girmiş. Montella başarılı bir teknik adam, teklif gelmesi de normal. EURO 2024 sürecinde yapılan bel altı eleştirilerden dolayı rahatsız olduğunu da biliyorum. Türkiye ve Milli Takım ile kuvvetli bağı olsa da ayrılırsa şaşırmam. 2026'ya kadar kalması dileğimiz tabi ki. Ama bu kadar saldırılara da çelik gibi yürek gerek.