CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Barış Alper meselesi ve cevap bekleyen sorular

Barış Alper Yılmaz'ın Suudi Arabistan'dan gelen yüksek maaş teklifini değerlendirmek istemesi, kişisel ve profesyonel kariyer planlaması açısından anlaşılabilir bir durum. Futbolcular için kariyer süresi kısa olduğu için maddi güvence arayışı doğal karşılanabilir. Özellikle NEOM SC'nin sunduğu yıllık 10-15 milyon Euro'luk maaş teklifleri, Türk futbolcular için cazip bir fırsat.. Ayrıca Suudi ligi son yıllarda elit oyuncuları transfer ederek prestij kazanıyor. Barış Alper'in bu teklifi değerlendirmesi, ekonomik açıdan mantıklı bir hamle olarak görülebilir. Ancak bu durumun tartışmalı yönleri de var. Yanlış olarak değerlendirilebilecek noktalar: Galatasaray, NEOM SC'nin Barış Alper ile izinsiz görüşmeler yaptığını iddia ederek FIFA kurallarının ihlal edildiğini öne sürdü ve resmi ihtarname gönderdi. Bu, transfer sürecinin etik dışı yönetildiğini düşündürüyor. Ayrıca, Barış Alper'in idmanlara katılmaması ve sosyal medyada 'siyah ekran' paylaşımı yapması, kulüp ile arasında gerginlik yarattı, bu da profesyonel duruş açısından eleştiriliyor. Bir oyuncunun idmana çıkmak istememesi kabul edilemez. Oyuncu ve yanındakilerin, süreci yanlış analiz ettikleri görünüyor. Barış cephesinden bakarsak cevap bulması gereken SORULAR var..
1-Barış'a kim söz verdi? "Teklif gelirse sana kolaylık sağlayacağız ve gitmen için kapıyı açacağız" diyen yönetici kim? Bundan Başkan'ın haberi var mı?
2-Devre arasında West Ham, Barış Alper'e teklifte bulunmuş, Galatasaray gitmesini istememişti. Bu söz o zaman mı verildi?
3-Barış Alper, "Madem gitmemi istemiyorsunuz, o zaman maaşımı 6 milyon Euro'ya çıkarın" dedi mi?
İcardi, Sane ve Osimhen'in maaşlarından rahatsız mı?
4-Galatasaray yönetimi 50 milyon Euro'luk bir teklif gelirse oyuncuyu satacak mı yoksa bundan sonra kırılan vazo eskisi gibi olur mu?
Sonuç olarak, Barış Alper'in para kazanmak için Suudi Arabistan'ı değerlendirmesi kişisel tercih olarak normal kabul edilebilir, ancak yanlış olan, etik ihlaller, kulüp ile oyuncu arasındaki iletişim kopukluğu ve taraftarların tepkilerini etkileyen sadakat algısıdır.
Her iki tarafın da hedefleri çatışıyor, bu da durumu karmaşık hale getiriyor.


YABANCI KURALI BU SEZON DEĞİŞMEYECEK!
Türkiye, yabancı futbolcu meselesini bu sayfalardan öğrendi. Kulüpler Birliği, 14 olan yabancı sayısının 16'ya çıkartılması için TFF'ye görüş belirtti. TFF ise oybirliği ile reddetti. Yine bu haberi de SABAH Spor sayfalarında okudunuz. Daha sonra da internet sitelerinin manşetlerini süsledi. Şimdi kulüpler hâlâ rakamın değişmesini istiyorlar. Kulüpler Birliği'nin yeni başkanı Ertuğrul Doğan'ın açıklamaları bu yöndeydi. Fakat TFF, ligin başlaması nedeniyle aldığı prensip kararından geri adım atmayacak. İddialara göre kulüpler, "Bize söz verildi" diyor. Ama bu sözü kim verdi, bunu bilmiyoruz. Sonuç itibarıyla yabancı futbolcu tartışması belli ki devam edecek. Ama ben TFF'nin kuralı değiştirmemesini alkışlıyorum. Sürekli değişim yapmak, bir yapıyı bozmak faydadan çok zarar getiriyor.


KİMYASINI BOZDULAR!
Beşiktaş'ta teknik direktörlerin sürekli tartışılması, hem kulüp hem de taraftar kültürü açısından sıkça görülen bir durum. Futbol, sonuç odaklı bir oyun ve Beşiktaş gibi büyük bir camiada başarı beklentisi yüksek.. Eğer sonuçlar tatmin edici değilse hocanın performansı sorgulanır. Fakat sürekli hoca tartışılması, uzun vadeli planlamayı baltalar. Beşiktaş'ta son yıllarda sık hoca değişiklikleri (Şenol Güneş, Abdullah Avcı, Sergen Yalçın, Valerien Ismael, Giovanni van Bronckhorst gibi) istikrarsızlığa yol açtı. Her yeni hoca, kendi sistemini kurmaya çalışırken zaman kaybediyor ve bu, takım kimyasını bozdu.. Bugün gelinen noktada bu yaşananların Beşiktaş'a ne kadar zarar verdiği ortada.. Sonuç olarak futbolda dün yok, sabır yok, destek bazen var, bazen yok. Dolayısıyla Beşiktaş'ın, maçlarını kazanmaktan başka şansı bulunmuyor. Solskjaer dönüşü olmayan bir yolda. Üç maçlık opsiyonu bile yok.

Solskjaer gidince ne olur!

Beşiktaş için Eyüpspor final niteliğinde bir maçtı.. Oyundan öte olan tek şey 3 puanı almaktı.. Bunun için de büyük bir mücadele örneği gösterdi.. Kazanmak için 97 dakikanın büyük kısmında mücadele etti ve o altın golü buldu.. Kolay değildi bir yanda taraftar baskısı diğer yanda sosyal medya baskısı ile uğraşmak.. Özellikle teknik direktör Solskjaer hedef konumunda.. Beşiktaş, Eyüp maçını kazanmasaydı yollar ayrılırdı.. Hoca değiştirmek çoğu zaman kısa vadeli bir çözüm gibi görünebilir ama genellikle derin sorunlara zçare olmuyor.. Beşiktaş özelinde, sık sık hoca değişikliği takımın istikrarını hep bozdu. Solskjær, Beşiktaş'ta şu an için "Başarısız" olarak nitelendirilemez; istatistikler makul bir performans gösteriyor, ancak taraftarların şampiyonluk beklentisini karşılayacak bir vizyon sunup sunamayacağı belirsiz!. Genel kariyerinde ise "Kısmen başarılı" denebilir… Kriz yönetiminde ve oyuncu gelişiminde güçlü, ancak büyük maçlarda ve kupa kazanmada eksik. Beşiktaş'ta kalıcı başarı için, taraftarların sabırlı olması ve yönetimin ona uygun kadro ile destek sağlaması kritik. Ki yönetim iyi transferler yaptı.. Büyük paralar harcadı.. İşte bu kadro yapılanmasının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için Eyüp maçını kazanmak şarttı. Ama Norveçli teknik adama tribünlerin tavrı belli ki bitmeyecek.. Böyle bir süreçte Beşiktaş'ın başarılı olma şansı var mı! Bana göre yok..

İki önemli mesele!

Birkaç gündür Türk spor medyasının gündemini belirliyoruz. Şimdi kısa kısa bu konulara bir bakalım:



KEREM İMZA ATACAK MI!
ÖNCE
KEREM AKTÜRKOĞLU... Milli futbolcunun, G.Saray sevgisi hâlâ büyük. Onu Benfica'dan F.Bahçe'ye gitmek istediği için linç ediyorlar. Kerem, G.Saray'dan Fenerbahçe'ye gitmiyor. G.Saray ile problemler yaşadı ve Benfica'ya transfer oldu. Şimdi de sarı-lacivertli takımda forma giyebilir. Ya da Beşiktaş! Ortalık karışık. Çünkü konu uzadıkça uzadı. Biz işin psikolojik tarafına gelirsek. Kerem'e kızmak, taraftarların duygusal bağından kaynaklanıyor ve bu anlaşılır ama profesyonel futbolun gerçekleri düşünüldüğünde haksızlık içeriyor. Kerem, ne bir "Kahraman" ne de "Hain"; o, kariyerini yönetmeye çalışan bir profesyonel! Kerem gibi birçok futbolcunun hatası ise şu... Geçmişte oynadıkları takımları sahiplenmeleri, bir camiaya tutunmaya çalışmaları. Eğer futbolu bıraktığınız zaman bir camia arkanızda olsun istiyorsanız o zaman hep orada kalacaksınız! Maddi olarak hiçbir beklentiniz olmayacak. Ama dedik ya profesyonel yaşam. Eğer siz Benfica'da 1.5 milyon Euro alırken, F.Bahçe size 6 milyon Euro veriyorsa tabi ki gidersiniz! Tabi bu transfer olursa. Çünkü bu iş biraz çorbaya döndü!



TFF, YABANCI KONUSUNU KAPADI
Bu konudaki tüm detayları da burada okudunuz. Fikri takip yaptık, sorduk, yazdık ve araştırdık. Kulüpler Birliği Başkanı Ertuğrul Doğan da dün açıkladı.. Takımların yabancıda yeni bir formül talep ettiklerini... Kulüpler Birliği, 14 olan yabancı sayısının 16'ya çıkmasını istedi. TFF yönetimi ise kabul etmedi. Dün Kulüpler Birliği, konuyu tekrar kendi içinde tartıştı. Sıkıntılı olan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray!. Başka kulüpler de var. Aksini düşünen de. Sonuçta, TFF bir değişime gitmedi. Hatta TFF Yönetim Kurulu'nda bir kişi bile "Değişim olsun" dememiş. Yabancı sayısının artması, kısa vadede kulüplerin Avrupa'daki rekabet gücünü artırabilir, ancak altyapı yatırımları ve yerli oyuncu gelişimi olmadan uzun vadede Türk futboluna zarar verebilir. Kulüpler, haklı olarak başarı istiyor ama TFF'nin 2025-2026 için planladığı 14 yabancı + yerli teşvik modeli çok dengeli bir orta yol gibi görünüyor.

Mesele kişisel bir tartışmaya döndü

Kerem'in F.Bahçe'ye transferi, hem Benfica'nın Şampiyonlar Ligi hedefleri hem de oyuncunun kariyer planları nedeniyle karmaşık bir hale geldi. Taraftar tepkileri ve sosyal medyadaki algı operasyonları, süreci daha da zorlaştırdı. Kerem'e baskı yapıldığına dair iddialar, Türk futbolunun rekabetçi doğası ve taraftar hassasiyetleri düşünüldüğünde şaşırtıcı değil. Kerem Aktürkoğlu ile Okan Buruk'un sosyal medyada birbirlerini takipten çıkarması, özellikle Kerem'in Fenerbahçe'ye transfer iddialarının yoğunlaştığı bir dönemde, futbol camiasında dikkat çeken bir gelişme oldu. Bu durum, ikili arasında bir gerilim ya da duygusal bir kopuş olduğu şeklinde yorumlanabilir.



Okan Buruk'un, eski öğrencisini takipten çıkarması, özellikle Kerem'in ezeli rakip Fenerbahçe ile anılması G.Saray camiasında yarattığı rahatsızlıkla ilişkilendiriliyor. Kerem'in de bu hamleye karşılık vermesi, bir nevi "restleşme" olarak görülebilir. Bu olay, sosyal medyanın günümüzde kişisel ve profesyonel ilişkilerdeki duygusal tepkileri yansıtmadaki rolünü gösteriyor. Ancak, bu tür hamleler genellikle anlık duygusal tepkilerden kaynaklanabilir ve mutlaka derin bir çatışmayı işaret etmeyebilir. Yine de, transfer sürecinin hassasiyeti ve G.Saray-F.Bahçe rekabetinin yoğunluğu düşünüldüğünde, bu hareket taraftarlar arasında büyük yankı uyandırdı. Okan Buruk'un daha önce Kerem için "Kendisi G.Saraylı, kapımız her zaman açık" dediği düşünülürse, bu takipten çıkma olayı, Buruk'un bu transfere kişisel bir tepki gösterdiği ya da hayal kırıklığı yaşadığı şeklinde de okunabilir. Kerem'in F.Bahçe'ye gitme ihtimali, G.Saray taraftarları ve camiası için hassas bir konu, bu hareketler sembolik bir anlam taşıyor olabilir. Sonuç olarak, bu durum profesyonel ilişkinin kişisel bir boyuta taşındığını gösteriyor.



YABANCI FUTBOLCU KONUSUNA BAKIŞIM

Yabancı futbolcu sayısı, yıllardır tartışma konusu… Sezon başlar, kurallar değişir. Uzun vadeli yabancı sayısı planı yapılır, yine değişir. Kulüpler kuralların ne olacağını bildiği halde yaban futbolcu transferine önem verir, aldıkça alırlar. Sonra sıkıntılar yaşanır. Yabancı futbolcu sayısı kuralın üstüne çıkar. Eldeki mevcut futbolcuların yani yabancıların sözleşmelerini feshetmek zordur, maliyetlidir. Bazıları da sakatlanır takımlarını uzun süre eksik bırakırlar. Şimdi yine tartışılan bir konu hafta içinde yazmıştım, Kulüpler Birliği'nin rakamı 16'ya (şu an 14) çekmek istediğini... Genel olarak 4 büyük takım ve bazı Anadolu takımları bu öneriye sıcak bakıyor. Aksini düşünen de var ve sonuçta lig başladı. Federasyon değiştirir mi değiştirmez mi bunu bu hafta öğreneceğiz. Düşüncem sayının sınırsız olması, böylelikle tartışma kalmaz. İsteyen istediği kadar yabancı alsın.

F.BAHÇE VE G.SARAY'IN UĞURCAN ÇAKIR AŞKI!
Bu transfer döneminde en çok konuşulan isimlerden birisi de Uğurcan Çakır… 1.5 ay önce F.Bahçe'ye transferi gündeme geldi… Arkasından Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan kaptanlarını yurt içinde hiçbir takıma satmayacaklarını açıklayarak noktayı koydu. Milli kaleci, bordo-mavililerde kalmayı istiyor mu istemiyor mu hâlâ net değil. Benim duyduğum kalmak istemiyor. Hem G.Saray hem de F.Bahçe kaleci arıyor. G.Saray, Trabzon'a 14 milyon Euro'luk bir teklif sunmuş. F.Bahçe 18 milyon Euro'luk öneri getirmiş. İki kulübün de Uğurcan'ı almak istediği bir gerçek! Milli kalecinin Avrupa'ya gitmek istediğini biliyoruz ama bu konuda resmi bir teklif de gelmedi. Profesyonel futbolculara tekliflerin gelmesi kadar doğal bir şey olamaz. Trabzonspor konuyu yurt içindeki takımlara kapatmış olsa da gelen teklifler yüksek ve iyi... Tabi ki kararı başkan ve yönetim verir. Ama Uğurcan Çakır'ın kafasında hâlâ belirsizlik varsa bunu sonlandırmalı. Trabzon bugün lige başlıyor. Önemli transferler yaptı ve Uğurcan takımın kaptanı. Yüzde yüzünü Trabzon'a vermeye hazırsa zaten yapılan bu tekliflerin de bir anlamı kalmaz. Aksi bir düşüncesi varsa o zaman profesyonel hayat neyi gösteriyorsa o yapılmalı.

Kerem Aktürkoğlu Türkiye’ye dönmeli mi?

Özellikle milli futbolcuların Avrupa'da kalıp ülkemizi temsil etmesi, hem Türk futbolunun uluslararası alandaki prestiji hem de oyuncuların bireysel gelişimi için çok önemli. Avrupa liglerindeki yüksek rekabet, farklı oyun tarzları ve profesyonel ortamlar oyuncuların yeteneklerini geliştirmesine olanak tanıyor. Mesela şu an transferi gündemde olan Kerem Aktürkoğlu; Benfica gibi bir kulüpte başarılı olursa, bu Türk futbolu için bir vitrin oluşturuyor ve genç oyunculara da ilham veriyor. Türkiye'ye dönüş maddi ya da duygusal nedenlerle bazen cazip olabiliyor; mesela Orkun Kökçü... Beşiktaş'ın muhteşem desteği karşısında Türkiye'ye dönüş yaptı. Ekonomik olarak altın değerinde bir sözleşme aldı. Kerem için de Fenerbahçe'nin sunduğu iddia edilen yüksek maaş ya da tanıdık bir lige dönme fikri çekici gelebilir. Ama Avrupa'da kalıp uzun vadeli bir kariyer inşa etmek, hem oyuncu hem de Türk futbolu için daha değerli. Kerem, Benfica'da düzenli oynuyor ve geçen sezonki istatistikleri (49 maç, 16 gol, 10 asist) sağlam. Bu performansını sürdürürse, daha büyük kulüplerin radarına girebilir. Türkiye'ye dönmesi, Fenerbahçe ya da başka bir kulüp için güç olsa da uzun vadede onun Avrupa'daki kariyer yolculuğunu sekteye uğratabilir. Bu nedenle milli futbolcumuzun Avrupa'daki kariyerine devam etmesi, Türkiye'nin sesi olması, sosyal medyasından verdiği mesajlar bence çok değerli ve önemli. Ama sarı-lacivertlilerin de ciddi teklifle gittiğini, güzel bir anlaşma önerdiğini biliyoruz. Kerem Aktürkoğlu, Fenerbahçe'de oynar mı? Galatasaray'dan isteyerek ayrıldı, mutsuzdu. Özellikle Wilfried Zaha transferi çok keyfini kaçırmıştı. Zaman zaman da taraftarın kendisine olan tepkisi nedeniyle psikolojik olarak zor günler yaşadı. Bütün bunları da düşündüğüm zaman Fenerbahçe'ye gidebilir.


NURİ ŞAHİN ŞU AŞAMADA BEŞİKTAŞ'I ÇALIŞTIRAMAZ
Nuri Şahin, iyi bir hoca olma yolunda önemli adımlar attı. Beşiktaş'ın Shakhtar maçını İstanbul'da tribünden izlemesinin ardından siyah-beyazlı takıma teknik direktör adayı olarak lanse edildi. Medyada bunu çok pompalayanlar da oldu. Beşiktaş ise günler sonra bu iddiaları dün yalanladı. Nuri Şahin henüz 37 yaşında olmasına rağmen, Antalyaspor ve Dortmund'da gösterdiği performans, onun potansiyelini ortaya koymuştu. Ancak, büyük bir kulüpte sürekli başarı için daha fazla deneyime ve birkaç büyük kupaya ihtiyacı var. Beşiktaş gibi bir kulüpte başarılı olup olamayacağı, kulübün hedeflerine, kadro yapısına ve Şahin'in taktiksel adaptasyonuna bağlı. Ve tribünlerin desteğine. Şu an için "iyi bir hoca" olarak değerlendirilebilir, ancak "çok başarılı" kategorisine ulaşması için daha fazla zaman ve büyük zaferler gerekiyor. Dolayısıyla da Nuri Şahin, Beşiktaş'ı çalıştıramaz. Yönetim, Norveçli teknik adama sahip çıktı. Bu tür şeyleri çok defa gördük ve yaşadık. Soğukkanlı olup bu aşamada hocaya destek olmak mantıklı bir strateji olabilir. Ama uzun vadede neler yaşanacak, bunu hep beraber göreceğiz. Solskjaer'in bu saatten sonra Beşiktaş'ta işi çok zor.

Solskjaer, camın üzerinde yürüyor!

Beşiktaş, Avrupa'daki ilk maçında 4-2 mağlup olarak taraftarını üzdü. Aslında herkes biliyordu ki, Beşiktaş'ın şansı az. Neden? Beşiktaş hazırlık dönemini verimli geçiremedi. 35 kişiyle kamp yapmak, hazırlık maçlarındaki sonuçlar, Shakhtar Donetsk maçının iyi geçmeyeceğinin sinyaliydi. Ama buna rağmen taraftarın büyük desteği vardı. Takım da hoca da bunu anlamadı. Şimdi şu soru gündeme geldi: "Solskjaer gitmeli mi?" Şu an Solskjaer'in gitmesi için "yolun başındayken" demek biraz aceleci olur. Shakhtar mağlubiyeti ciddi bir uyarı ancak tek maç üzerinden hoca kovmak, Beşiktaş'ın uzun vadeli hedeflerine zarar verebilir. Rövanş maçı ve ligin ilk haftaları, Solskjaer'in durumunu netleştirecek. Eğer tur geçilemez ve ligde kötü sonuçlar devam ederse, ayrılık gündeme gelir. Her kötü sonuçta tribünlerin 'Sergen Yalçın' sesleri de Beşiktaş'ı kasacak başka bir durum. Daha yeni transfer Jurasek ilk maçta yuhalandı. Bunlar çok tehlikeli gelişmeler. Zemin o kadar ince ki... Bu takımı yarışan bir ekip haline sokmak ve oyuncuları hırslandırmak hepsi hocanın görevi. Yoksa Orkun da dahil yapılan tüm işler çöp olur. Norveçli teknik adamın, başkan Serdal Adalı'nın gözünde kredisi var. Ama sınırlı. Yani Solskjaer camın üzerinde yürüyor.

BİR FOTOĞRAF ÇOK ŞEY ANLATIR!
Ali Koç ve Mourinho'nun Portekiz'deki transfer zirvesinde çekilen fotoğrafı çok şey anlatıyor. Bu kare, Fenerbahçe'nin resmi hesaplarından yayınlandı. Görselde Ali Koç, Mourinho, Devin Özek ve Berke Çelebi'nin bir araya geldiği toplantıdan bir kare yer alıyor; yüzler gülüyor, atmosfer pozitif!
Fotoğraf, Fenerbahçe taraftarına umut veren bir mesaj taşıyordu. Ali Koç'un Portekiz'e gidip, Mourinho ile transfer planlarını masaya yatırması, kulübün Şampiyonlar Ligi 3. Eleme Turu'na (Feyenoord maçı) ciddi hazırlandığını gösteriyor. Kalacak, gidecek oyuncuların analizi. Mourinho'nun karizma gözlükleri, başkanın mavi şık tişörtü ve gülen bir aile tablosu. Arka fonda Fenerbahçe. İyi bir PR çalışması olmuş. Bir fotoğraf çok şey anlatır bazen. Hele de gazetecilikte.

Profesyonel futbolcu romantik olamaz!

Profesyonel futbolda, "Ben şunun taraftarıyım" demek, romantik bir bağlılık gibi görünse de iş transfer dönemine gelince çoğu zaman havada kalıyor. Hakan Çalhanoğlu gibi oyuncuların çocukluk sevgileri, sosyal medya paylaşımları ya da ailelerinin açıklamaları taraftarları coşturuyor ama işin aslı; profesyonel futbol para, kariyer planlaması ve kulüplerin sunduğu fırsatlarla dönüyor. Hakan'ın "Galatasaraylıyım" demesi, taraftar ruhunu yansıtıyor olabilir, ama Fenerbahçe'nin ya da başka bir kulübün devreye girmesiyle bu duygular genelde ikinci planda kalıyor.. Gerçekten de tarih boyunca böyle örnekler çok fazla.. Duygusal bağlılık güzel ama kontratlar, bonservis bedelleri ve teknik direktörlerin vizyonu genelde ağır basıyor.

YENİ BİR SÖZLEŞME İSTİYOR!
Kısaca, evet, bu tür "Taraftarım" açıklamaları biraz boş kalıyor. Futbolcu için kulüp sevgisi bir yere kadar; işin sonunda profesyonellik ve mantık kazanıyor. Hakan için de durum bu. Galatasaraylıyım dese de, Fenerbahçe'nin ya da başka bir kulübün projesi daha cazipse, o forma giyilir. Hele de işin içine para giriyorsa o zaman düşünecek bir şey yok. Hakan 31 yaşında, 2026'da İnter ile anlaşması bitiyor. 35 yaşına kadar oynamak istiyor, belki daha fazla. İtalyan kulübü 2026'dan sonra kendisiyle yeni sözleşme yapmaz. O da kariyeri açısından uzun vadeli bol sıfırlı bir sözleşme istiyor ve planlıyor. Belli ki Fenerbahçe bunun imkânını vermiş. Özellikle Ali Koç kendisiyle görüşmüş teklifini iletmiş.

ORKUN 5 MİLYON ALACAK!
Ötesi İnter ile yapılacak bonservis pazarlıklarına kalmış. Futbolun içindeki bu gelişmeler aslında bir şok değil. Ama işte özellikle bazen oyuncuların tuttukları takımları açıklamaları, ailelerinin devreye girmesi şu takım bu takım demeleri çok da mantıklı bir şey değil… Profesyonel hayat başka.. Şimdi diyeceksiniz ki; öyle de Orkun Kökçü örneği yok mu! Beşiktaş'ı tercih etti 'çocukluk hayalim' dedi. Beşiktaş'ta her türlü fedakârlığı yaptı. Gözden kaçan bir şey var, senede 5 milyon Euro ve bunu beş sene boyunca alacak. Bu ayrıntıyı gözden kaçırmayalım. Hakan'a dönersek. Fenerbahçe için çok prestijli bir transfer olur. Ali Koç'un elini güçlendirir. Taraftara umut verir. Belli ki Hakan da kırılmış, Galatasaray'dan çok ciddi şekilde bir karşılık beklemiş ama olmayınca da hayal kırıklığına uğramış. Kendisini kenara atılmış hissetmiş. Çünkü Galatasaray için varsa yoksa Osimhen transferi ön plandaydı… Uluslararası deneyimi çok fazla olan milli takım kaptanı bu açıdan da Fenerbahçe'ye önemli kazanımlar getirir. Bakalım imzalar atılacak mı?


SHAKHTAR MAÇLARI KAYBEDİLİRSE NORVEÇLİ GİDER!
Beşiktaş, bu hafta Avrupa yolunda Shakhtar Donetsk ile önemli bir maça çıkacak. Daha hazır değil. Eksikleri çok. Çok da faydalı bir kamp dönemi geçirmedi. 35 kişilik oyuncu topluluğu ile yapılan yurt dışı hazırlık dönemi verimli değildi.. Ve zaman yok. Perşembe günü Beşiktaş maça çıkacak. Rakip Beşiktaş'a göre çok daha hazır ve organize olmuş durumda.. Başında da Türk futbolunun yıldızı, teknik direktörlük kariyerinde merdivenleri hızla çıkan Arda Turan var.

SOLSKJAER ÇOK KİBAR!
Solskjaer, Türk futbolunun yoğun baskı ortamına ve taraftar beklentilerine henüz tam alışmış değil. Norveçli teknik adam kamp sonrası yaptığı açıklamada Ukrayna takımıyla oynayacakları maç için "Umarım, bence, umutluyum" türünde kelimeler kullandı. Hep temkinli konuşuyor. Zarif adam! Oysa anlamadığı bir şey var. Beşiktaş böyle bir kulüp değil. Yönetim şu ana kadar faydalı olabilecek önemli transferler yaptı, ciddi bir mali yükün altına girdi. Shakhtar Donetsk maçlarının sonucu açıkçası Solskjaer'in durumunu da tartışmaya açar. Hatta Beşiktaş elenirse, Norveçli teknik adamın Beşiktaş serüveni de biter. Bu bir bilgi değil sadece bir yorum.

TARAFTAR KENDİNE GELDİ!
Özellikle
Orkun'un transferi ile pozitif hava yakalandı Beşiktaş'ta. Taraftar da kendine geldi. Rakip taraftarlarla konuşacağı, tartışacağı ortak hedeflerde buluştu. Bunun bozulması birçok şeyin baştan yapılmasına neden olur. Dolayısıyla da Beşiktaş'ın İstanbul'da ilk maçında avantajlı sonuçla tur biletini cebine koyması lazım. Bunu da "Umutluyum" türünden açıklamalarla değil "taraftarımızın desteğiyle turu geçeceğiz, yola devam edeceğiz" türünden söylemlerle ifade etmek gerekir Beşiktaş camiasına.


LİDER OYUNCULAR LİGE DE RENK KATAR
Trabzonspor önemli transferler yapıyor. Bordo mavili yönetim, tecrübesi yüksek, takıma yol gösterecek isimleri tercih ediyor. Bunlardan biri de Saul Niguez… Sahada deneyim, taktik, zekâ ve liderlik vasıflarıyla eminim ki Trabzonspor için önemli bir kazanım olacak.. Onun Atletico Madrid'deki başarıları, büyük maç deneyimi ve çok yönlü oyunu, özellikle derbilerde fark yaratabilir. Niguez, Sevilla'da (kiralık) 2024-2025 sezonunda istikrarlı bir performans sergiledi ancak eski Atletico Madrid günlerindeki parlak formundan uzaktı. 26 maçta 1 gol ve 6 asist ile oynamış.. Yüzde 85 pas isabeti yakalamış. Sonuç itibarıyla ne olursa olsun hem Trabzonspor hem de Süper Lig'e önemli bir oyuncu geliyor. Bordo mavi takım bu transfer için çok uğraştı, hayırlı olsun… Bu arada ilk yıl maliyeti 4 milyon Euro..

G.Saray&F.Bahçe’yi bile gölgede bıraktı

Orkun Kökçü'nün Beşiktaş'a transferi, hem kulüp hem de taraftarlar için büyük bir moral ve psikolojik üstünlük sağladı. 24 yaşındaki milli futbolcunun, Manchester United ve Tottenham gibi devlerin radarında olduğu bir dönemde Beşiktaş'a katılması, kulübün çekim gücünü ve iddiasını ortaya koydu. Taraftarların havalimanında coşkulu karşılaması, muhteşem imza töreni ile Kökçü'nün "Çocukluk hayalim" diyerek duygusal bağını vurgulaması, camiada birlik ve heyecan yarattı. Bu transfer sadece yetenekli bir oyuncunun kadroya katılması değil, aynı zamanda psikolojik motivasyonu artıran bir hamle oldu.



ADALI BÜYÜK RİSK ALDI AMA…
Kökçü'nün liderlik vasıfları, agresif oyun tarzı ve saha içindeki etkisi, Beşiktaş'ın rakiplerine karşı mental üstünlük kurmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, sosyal medyada taraftarların "Orkun Beşiktaşlı" gibi paylaşımları ve transferin yarattığı coşku, camianın özgüvenini pekiştirdi. Başkan Serdar Adalı'yı tebrik etmek lazım. Zamanında Quaresma, Almedia, Simao ve Guti gibi büyük yıldızları Beşiktaş'a kazandıran bir yöneticiydi. Quaresma 20.000 kişi önünde imza atmıştı. Dün gece bunun bir benzeri de yaşandı. Bu Beşiktaş'ın tekrar küllerinden doğmasının bir işaretiydi. Adalı, bütün riskleri göz önüne alarak büyük bir transfer yaptı.

48 SAATTE BEŞİKTAŞ AYAĞA KALKTI
Bir oyuncunun yaratmış olduğu sinerji bütün camiayı da 48 saatte ayağa kaldırdı. Bugün Fenerbahçe ve Galatasaray'ın değil Beşiktaş'ın yaptığı Orkun transferi konuşuluyor. Gazete manşetlerinde, televizyonlarda ana gündem ve sosyal medyada birinci. Beşiktaş son iki yıldır gölgede kalmış, kenarda kaderini bekleyen bir kulüp durumundaydı. Özellikle medyanın tekrar gündemine geldi. Bugün sadece Türk basını değil Avrupa'da Beşiktaş'ın transferini konuşuyor. Özetlersek Orkun kökçü transferi oyuncunun katacaklarını bir kenara bırakırsak, psikolojik olarak çok büyük bir hamle oldu. Unutmayın ki, Milli Takım yıldızı, Galatasaray ve Fenerbahçe'yi bile reddetti. Haftalardır Türk medyası, Avrupa, Arabistan, Osimhen'in Galatasaray'a gelip gelmeyeceğini konuşuyor. Beşiktaş'ın yapmış olduğu bu hamle Nijeryalı futbolcunun durumunu bile gölgede bıraktı; gerçekçi olmak lazım…



ASENSİO'YU MOURİNHO BİTİRDİ
Fenerbahçe'nin transferde geç kaldığına dair çok sayıda yorum yapılıyor ama ne olursa olsun aceleci olmamak lazım. Geçmişte bunu yaptı, arka arkaya bombaları patlattı. Değişen bir şey olmadı. Bu sefer sindire sindire gidiyorlar. Mesela Duran transferi çok maliyetli olsa da Fenerbahçe'ye önemli bir güç katacağı gerçek. Daha resmi olarak açıklanmasa da Asensio... Real Madrid'de 3 Şampiyonlar Ligi ve 3 La Liga şampiyonluğu yaşamış, İspanya Milli Takımı'nda 38 maça çıkmış bir oyuncu. 447 maçta 87 gol ve 68 asistlik kariyer istatistikleri, onun hücumdaki etkinliğini gösteriyor. Fenerbahçe'nin şampiyonluk hedefi ve Avrupa kupalarındaki iddiası için bu tecrübeyi almak büyük bir hamle. Asensio'nun 2026 Dünya Kupası'nda oynama hedefi, düzenli forma giyebileceği bir kulüp arayışını artırıyor. Fenerbahçe'nin projesi, ona bu fırsatı sunacak. Mourinho'nun, Asensio'yu özellikle istemesi ve onunla görüşmesi, oyuncunun takıma adaptasyonunu kolaylaştırabilir. Özellikle Fenerbahçe resmi olarak daha açıklamadı ama çok önemli bir transfere imza attı. Hücumun her hattında faydalanabileceği joker bir oyuncuyu, uluslararası deneyimi yüksek bir ismi alarak saha içi liderliği içinde pozisyon boşluğunu doldurdu.



VÜCUT KAMERASI TADI İYİCE BOZAR!
Hakemlere vücut kamerası takılması fikri, Türk futbolunda ve dünyada tartışma yaratan bir yenilik. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun 9 Temmuz'da duyurduğu bu uygulama, yeni sezona yetiştirilmeye çalışılıyor ve hakemlerin, gözlemcilerin ve temsilcilerin konuşmalarını kayıt altına almayı hedefliyor. Fakat futbolda var olan tartışmalara yeni bir boyut kazandıracağı bir gerçek. Bir bakalım konuya. Vücut kamerası, hakem kararlarının daha şeffaf hale gelmesini sağlayabilir. TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'nun dediği gibi, "Kim ne söylüyorsa hepsi kayıt altına alınacak." Bu, maç sırasında hakemlerin oyuncularla, teknik ekiplerle veya VAR ile iletişiminin belgelenmesi anlamına geliyor. Özellikle Türkiye gibi hakem kararlarının yoğun tartışıldığı bir ülkede, bu uygulama yanlış anlamaları azaltabilir ve hakemlerin baskı altında olup olmadığını ortaya koyabilir.

HAKEMLERİN GÖZÜNDEN MAÇ MI İZLEYELİM!
FIFA Hakem Komitesi Başkanı Pierluigi Collina, bu sistemin seyircilere "Hakemin gözünden maçı izleme fırsatı" sunduğunu belirtmiş, bu da taraftarların karar süreçlerini daha iyi anlamasına olanak tanıyabilir. Bütün bunlara rağmen elbette olumsuz tarafları da var. Futbol, akıcılığı ve duygusal yoğunluğuyla bilinen bir spor. Vücut kamerası, hakemlerin her hareketini ve konuşmasını kaydettiği için onların doğal karar alma süreçlerini baskı altına alabilir. Hakemlerin kendilerini bir "reality show" içindeymiş gibi hissetmelerine yol açabilir, bu da kararlarında tereddüt yaratabilir. Bunlar da büyük bir soru işareti..

KONUŞMALAR MEDYAYA SIZARSA NE OLACAK?
Hakemlerin her konuşmasının kaydedilmesi, özel diyalogların medyaya sızması riskini de doğurabilir. Örneğin, hakemlerin oyuncularla samimi veya gergin diyalogları kamuoyuna yansırsa bu hem hakemleri hem de oyuncuları daha fazla baskı altına sokabilir. Ayrıca "Futbol çığırından çıktı" algısı, teknolojinin spora fazla müdahale ettiği düşüncesinden kaynaklanıyor. VAR zaten tartışmalara yol açarken vücut kamerası eklenmesi bazı taraftarlar için oyunun ruhunu zedeleyebilir. Durum böyleyken dezavantajların daha fazla olduğunu düşünüyorum, dolayısıyla da uygulama sağlıklı bir yapı oluşturmaz.

Taraftar olmasa transfer etmezler!

42 GÜNDÜR Galatasaray, Osimhen transferiyle yatıp, kalkıyor.. Falcılar bile yorum yapıyor.. Atıp tutan da çok.. Sırf takipçi toplamak için.. Bereketli iş! Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve yönetim kurulu da bu işten ve yaşananlardan sıkıldı.. Galatasaray'ın sanki başka hiçbir işi yokmuş gibi sabah Osimhen gece Osimhen gündemiyle yaşıyor.. Transferler durdu.. Önce Osimhen beklendi şimdi de Napoli Kulübü.. Peki neler oluyor!
🔴 G.SARAY 40 milyon Euro ile başladığı pazarlıkta 75 milyon Euro'ya kadar çıktı.. Ama Napoli teminat mektubu istiyor. İtalyan takımı şeytan gibi.. Bankalar Birliği'ne borcu olan Galatasaray'ın bu teminatı alması çok zor! Ama çözecek bu işi!
🔴 OSİMHEN, Napoli'nin Serie A kadrosuna dahil edilmedi ve forma numarası Lukaku'ya verildi. Transfer olmazsa, Osimhen'in Napoli'de oynama şansı düşük; bu durumda ya yedek kalır ya da başka bir kulübe kiralık gönderilir.
🔴 G.SARAY yönetimi içinde "Bu transfer olmasın" diyenler var.. Buraya dikkat! Operasyonun maliyeti 200 milyon Euro'yu (Yaklaşık 9 milyar 500 milyon TL) buluyor.. Kurdaki bir artış, bütçemizde derin yaralar açar düşüncesi hakim..
🔴 ESKİ Başkan Faruk Süren geçtiğimiz günlerde ameliyat olan Özbek'i ziyareti sırasında, "Bu transfer sıkıntılı, yapmayın başkan" demiş.. Bir iddia!
🔴 OSİMHEN, Al-Hilal'in 40 milyon Euro'luk yıllık maaş teklifini reddetti, ancak transfer çıkmazı devam ederse Suudi kulüpleri tekrar devreye girer.
🔴 İKİNCİ başkan Metin Öztürk, TFF Mali Kurulu'nda Ankara'da ne dedi: "Her futbolcu G.Saray'a gelmek ister. Biz de Osimhen için gerekli teklifi Napoli'ye yaptık. 48 saat içinde bu iş çözülür. Her futbolcunun alternatifi var!. Büyük olan G.Saray sevgisidir" Yani olmazsa sorun yok demek istedi.
🔴 OKAN Buruk da önceki gün idmanda "Hakan Çalhanoğlu'nu her takım ister. Çok büyük oyuncu. Galatasaray'a olan sevgisi inanılmaz büyük. Ama şu anda oynadığı bir takım var ve takımının beklentisi büyük. Hakan'ı herkes ister ama bütçe konusunda Osimhen konusu önem kazanıyor. Sonrasında hamleleri yapacağız" dedi.. Bu bir itiraftı.. "Şu an her şey Osimhem'e bağlı" demek istedi.

İTALYA'DA DEV SATRANÇ!
ÖZETLE
Galatasaray bir yandan büyük bir yıldızı almak için her şeyi yapıyor ama her gün bir sorun ile karşılaşıyor.. Oyuncu günler sonra Galatasaray'ı seçti.. Sevgi değil, şartlar burada ağır bastı. Çünkü Arabistan dışında kimse futbolcuya 25 milyon Euro'luk bir seçenek sunmadı.. Ve Şampiyonlar Ligi faktörü.. Galatasaray, Osimhen'i alacak.. Şu an Napoli ile satranç oynuyor. Olmazsa taraftar arıza çıkarır.. Olay olur! Şimdi bile homurdanma var! Olursa büyük bir mali sorumluluk herkesi terletir.. Yani öyle zor bir durum ki taraftar mutlu, yönetim mutsuz olur!