CANLI
SKOR
Murat Özbostan

Murat Özbostan

Grubun en hayati maçını kazandık

Dünya Kupası içimizi yakan bir özlem… Dün gece yeni bir yolculuğa umutlu başladık. Ama çok stres yaşadık. Grubun gelişim gösteren takımı Gürcistan'ı 3-2 yendik ama öldük öldük dirildik.

Birkaç maddede maça bakalım:

1- Üçüncü dakikada gelen gol bizim için bir şanstı. Rakibin morali ve direnci bozuldu. İlk yarının sonuna kadar oyunu domine ettik ve nitekim ikinci golü de bulduk. İkinci yarı attığımız 3. golle fişi çektiğimizi düşündük ama öyle olmadı.

2- Oyuna giren son günlerin sıkıntılı oyuncusu Barış Alper'in kontrolsüz bir faulü nedeniyle takımımız 10 kişi kaldı. Neden sıkıntı diyorum, son 15 günde yaşadığı ve yaşattıkları normal değildi. Montella'nın yerinde olsam psikolojisi normal olmayan Barış'ı bu seferlik kadroya almazdım. Nitekim atılmasını da buna yorumluyorum. Konsantrasyon sorunu yaşıyordu.

3-Tempomuz düşünce dağınık oynamaya başladık. Rakip 1 kişi fazla olmanın moraliyle cesaretlendi ve üzerimize oynayıp, baskıyı artırıp golü de attılar. Son 20 dakika biraz kâbus gibiydi. Güle oynaya götürdüğümüz gerildikçe gerildik.

4-İki gol atan ve daha sonra oyundan alınan Kerem Aktürkoğlu sahanın yıldızıydı. Eski takım arkadaşlarıyla küs olduğu ve konuşmadığı yönünde bir şehir efsanesi vardı. Yani yalan! Gol sevinçlerinde bunun da yalan olduğu ortaya çıktı. Görüntü güzel mutluluk tablosu harikaydı.

Sonuca gelirsek; A Milli Takım zor bir deplasmandan 3 puanla dönerek elemelere büyük bir avantajla başladı. Final gibi bir maçtı. Grubun hayati önem taşıyan karşılaşmasıydı. İşte böyle bir maçtan galip çıkmaz ne olursa olsun altın değerindedir… Pazar günü Konya'da grubun favorisi İspanya ile karşılaşacağız. Ben İspanya maçlarına şöyle bakıyorum, ne alırsak kârdır.

Milli davada polemik olmaz

GÜRCİSTAN MAÇINI CANLI CANLI İZLEDİK, 90 DAKİKANIN ARDINDAN DİNAMO ARENA'DA KONUŞTUK

A Milli Takım'ı Tiflis'te beraber izledik. Çok stresli anlar yaşasak da 3-2 kazandık ve ilk maçta üç puanı cebimize koyduk. Öncelikle Gürcistan karşısındaki 90 dakikayı nasıl değerlendirirsiniz?

Bu maç çok kritikti. Zaten senelerdir eylül aylarına futbolcularımız fiziksel olarak yeterince hazırlanamıyorlar. Bir de transferlerle birlikte zihinsel rahatsızlıklar da eklenince işler iyice zorlaşıyor. Gürcistan gelişim içinde ve fizik açıdan güçlüler. Kvaratskhelia gibi önemli bir forvete sahipler. Montella fizik olarak hazır olmadığımızı bildiği için kontrol futboluna ağırlık vererek oynadı. Rakip 18'den çıkarken önde baskı uyguladık. Top bizim alanımıza geldiğinde Uğurcan'ı da işin içine alıp tempoyu ayarlayarak hazırlık paslarına öncelik tanımaya başladık. Sonra da uzun toplarla rakip savunmanın arkasına sprinter forvetlerimizi kaçırmaya çalıştık. İkinci golü de bulduk. Hatta ikinci devrede 3-0 öne geçtik. Ama işte ondan sonra kimsenin beklemediği sorunlar başladı. Önce bir kolay gol yedik. Sonra Barış'ın kırmızısıyla eksik kaldık. Gürcistan kondisyonu iyi olduğu için sanki iki kişi fazla oynar duruma geldi. Ağır bir baskı yedik. Tehlikeler atlattık. Bizim dünyada benzeri olmayan bir sıkıntımız var. Zoru kolaya çevirdiğimizde, kolayı bir anda tekrar zora sokuyoruz. İlk yarıda Kerem'in attığı golden sonra devrenin bitimine 3 dakika kala, "Aman! En tehlikeli anlar, soyunma odasına gol yemeden gidelim" dedim. Gol yemedik ama son anda Gürcistan belki de maçın en net pozisyonunu kaçırdı.

KONU AY-YILDIZ'SA SORUNLAR RAFA KALKAR

Türkiye'de bir aydır Kerem Aktürkoğlu konuşuluyor. Gürcistan maçında iki gol attı ve Fenerbahçe'nin yeni futbolcusu olarak büyük alkış aldı. Kerem için neler söylersiniz?

Ben polemiklerle uğraşmayı seven bir insan değilim. Her zaman şunu söylüyorum, 'İşin içine Milli Takım giriyorsa her türlü sorun devre dışı kalır.' Bunun da böyle olması gerekir. Böyle de olduğunu maçta açıkça gördük.

BARIŞ ZİHİNSEL OLARAK SIKINTI İÇİNDE

Barış Alper Yılmaz, Kerem'in yerine oyuna girdi ve 4 dakika sonra kırmızı kart gördü. Bizim için çok değerli bir oyuncu ama İspanya maçında olmayacak. Barış'ın kafası transferde mi kalmış yoksa 'Futbol bu, bir kaza yaşandı' diye mi yorumlamalıyız?

Barış Alper, zaten biraz kontrolsüz bir oyuncu yapısına sahip. Hatırlarsak Galler maçında da 2. sarıdan kırmızı görmüştü. Bu aralar zihinsel olarak da sıkıntısı olduğu için istemeden de olsa kırmızı kartı gördü. Ama ben Milli Takım'ın maçlarını yorumlarken hiçbir zaman bir oyuncuyu topluma hedef göstermem.

KIRMIZI GÖRECEĞİNİ DÜŞÜNEMEDİ

Montella'nın kadro seçimini, sahaya dizilişini nasıl buldunuz?

Montella artık kafasına göre bir ideal 11 oluşturdu. Bu benim beklediğim bir kadroydu. Çünkü Orkun Kökçü'nün fizik olarak düşüş içinde olması nedeniyle İsmail Yüksek'i tercih etti. Sarı kartı olduğu için de 2-0 öndeyken İsmail'i kenara alarak Orkun'a görev verdi. Barış'ın kırmızı göreceği aklına gelemezdi. Sonrasında uzun bir sakatlıktan çıkan Ferdi'yi Kenan Yıldız'ın yerine alarak defansif açıdan eksikken Eren'nin yanına yardımcı olarak yerleştirdi.

İSPANYA DÜNYANIN EN İYİ TAKIMI!..

Pazar günü Konya'da İspanya ile oynayacağız. Onlar da ilk maçlarında Bulgaristan'ı 3-0 yendiler. Son Avrupa Şampiyonu karşısında 3 puan için umutlanalım mı yoksa bir puan bile bize yeter mi?

Hiçbir zaman hayalperest bir yazar olmadım. İspanya bugün bana göre dünyanın en iyi takımı. Ama bir de yeri geldikçe vurgulamadığım bir görüşüm vardır; rakip ne kadar üstün olup net favori gösterilse de futbolda çareler tükenmez. Bakalım ekibimiz o çareleri üretebilecek mi? Ben takıma özgüven kazandıracak bir futbol oynanmasını bekliyorum, neticeden bağımsız olarak.

KENAN YILDIZ MAÇIN HAVASINA GİREMEDİ

Son olarak takıma genel olarak bakarsak, oyuncularımızla ilgili isim isim neler söylersiniz?

Uğurcan Çakır; kritik bir atmosferde maça çıktı. Bir-iki hata yaptı ama son saniyede beraberlik golünü kurtararak 3 puanda büyük katkısı oldu. Geriden oyunu başlatması ve 70 metrelik defansın arkasına uzun topları çok iyi atması iyi görüntüydü. Mert Müldür; Milli Takım'da çok daha özgüvenli. Öne çıkan en önemli isimdi. Çok güzel bir gol attı. İkinci gol onun mücadelesi sonrası oluşan pozisyonla geldi. Bir de Kvaratskhelia ile boğuştu. İki stoperimizi de başarılı buldum. Eren'deki gelişme çok başarılı. Hakan Çalhanoğlu; tam bir kaptan. Ama henüz fiziksel eksikliği var. Arda Güler; 10 kişi kalana kadar çok iyiydi, sonra oyundan düştü. Kumaştaki en verimsiz oyuncu çok umut bağladığımız Kenan Yıldız'dı. Kuvvetli olmasına rağmen maçın havasına giremedi. İstediklerini gerçekleştiremedi. Kerem golünü attı. Nokta santrfor olmadığı halde iki gol attı. Yunus'un da futbol bilgisini ve oyun görüşünü beğenirim. Kaliteli hareketlerini belli sürelerde yaptı ama fizik olarak daha güçlenmesi lazım.

Sultanlarımız artık global bir markadır!

TÜRK sporunda altın günler yaşıyoruz. Hem voleybolda hem de basketbolda tarihi bir başarıya imza attık. Futbolda da Gürcistan'ı evinde yendik. Sıra İspanya'da inşallah! Önce Sultanlar'dan başlayalım. Japonya gibi disiplinli ve teknik bir takımı geçmek, final öncesi öz güvenimizi tavan yaptırdı. Japonya, hızlı ve teknik oyunuyla ilk seti 25-16 aldı. Ancak millilerimiz, bu sete takılmadan mental olarak o kadar çabuk toparlandı ki, koç Santarelli'nin taktik değişiklikleri ve oyuncuların sakin kalması, geri dönüşün anahtarı oldu. Bu zafer, Türk voleybolunu dünya sahnesinde daha da görünür kıldı. Filenin Sultanları, artık sadece bir takım değil, global bir markadır. İlk kez Dünya Şampiyonası finaline çıkan kadın voleybol takımımız, müthiş bir mücadele ruhu, taktiksel disiplin ve dünya çapında bir performans sergiledi. Ebrar, Vargas, Eda ve diğerlerinin liderliğinde kupa hayali artık çok yakın!. Bu başarı, sadece voleybolu değil, Türk sporunu ve genç nesilleri de ilhamla dolduruyor.

ATAMAN'IN LİDERLİĞİNDE MÜTHİŞ BİR ORKESTRA!

VE basketbol… 12 Dev Adam'ın tekrar dirilişine tanıklık ediyoruz. Tüm maçlarını kazanan Ay-Yıldızlı takımda koç Ergin Ataman büyük övgüyü hak ediyor.. Hem saha içi hem de saha dışı söylemleriyle gerçek bir liderlik örneği gösterdi. İsveç maçında üçüncü çeyrekteki savunma devrimi (6.5 dakikada 2 sayı) Ataman'ın hamleleriyle geldi. Oyunu okuyup doğru rotasyonlar ve savunma planıyla maçı çevirdi. Ataman, Alperen Şengün, Cedi Osman, Larkin gibi yıldızları bir orkestra gibi yönetti. Genç oyuncular (Bona, Osmani) ve veteranları harmanlayarak takım kimyasını üst düzeye çıkardı. İsveç karşısında 34. dakikada eşitlik anında (69-69) soğukkanlı kalarak doğru oyunculara sorumluluk vermesi, zaferi getirdi. Panathinaikos'la EuroLeague şampiyonluğu, Anadolu Efes'le iki EuroLeague zaferi ve şimdi milli takımla tarihi bir çeyrek final. Ataman, Türk basketbolunun efsanesi olduğunu bir kez daha kanıtladı. Tebrikler 12 Dev Adam.

Transferi unut Gürcistan’a bak

A Milli Takımımız için heyecan verici ve kritik bir serüven başlıyor bugün! Dünya Kupası'na katılım hasretimizi gidermek için büyük bir fırsat var önümüzde… 2002'den bu yana o coşkuyu yaşamadık. Ne yazık ki malum transfer haberlerinden dolayı Milli Takımımız gündemin uzağında kaldı. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzon'un art arda indirdiği uçakları ve gelen yolcuları şimdilik bir kenara bırakma zamanı. Takımımızın en önemli yıldızları Hakan Çalhanoğlu, Uğurcan Çakır, Kerem Aktürkoğlu, Barış Alper Yılmaz ve Orkun Kökçü yaz transfer döneminin başından bu yana en çok konuşulan isimler oldular. An itibariyle kimisi çok mutlu, kimisi mutsuz. Bazıları linç edildi, bazıları göklere çıkartıldı. Bu olumlu ve olumsuz tablonun bu akşamki maça nasıl yansıyacağını merak ediyorum. 2026 Dünya Kupası'na gidebilmek için E Grubu'nda İspanya (EURO 2024 şampiyonu ve 2022 Dünya Kupası'nda son 16 turunu gördü), Gürcistan (son yıllarda sürpriz yükselişte, EURO 2024'te aynı gruptaydık) ve Bulgaristan (Dünya Kupası finallerine 7, Avrupa Şampiyonası finallerine 2 kez katılma başarısı gösterdi) ile oynayacağız. Gruptan birinci çıkmak doğrudan Dünya Kupası bileti demek. İkincilik ise play-off'lara yol açıyor. İspanya'nın varlığı, diğer takımlar için grubu "ölüm grubu" yapıyor. Son dönemde iyi bir jenerasyon yakaladık. Kadromuzun büyük bir kısmı Avrupa'nın dev kulüplerinde forma giyen ve giymeye devam eden isimlerden oluşuyor. Montella, Avrupa Şampiyonası'nın ardından yeni yönetimle yeni sözleşme imzaladı, morali yerinde. Beni endişelendiren tek şey yaşanan transfer süreci… İyi başlamak ve özellikle İspanya maçı öncesi kayıp yaşamamak lazım. O nedenle Gürcistan deplasmanından puan ya da puanlar almak çok değerli.

Kimse bu skandalı hatırlamayacak!

🔴 MURAT ÖZBOSTAN: 12 saatte hem Beşiktaş hem Fenerbahçe hocalarını yolladı. Bu çok konuşuldu. Ne dersiniz?
🔴 ALİ GÜLTİKEN: Bu yönetimlerin camialarına karşı kredisinin olmadığını gösteren bir icraat oldu. İki camia da farklı sebepleri olsa da ayağa kalkmış durumda. Yönetimlerin önemli transferler yapmalarına rağmen yeterli desteği bulamamaları ve yeni bir süreç başlatmaları için alınan kararlar diye okumak gerekiyor.
🔴 GÜRCAN BİLGİÇ: Farklı ama haklı nedenlerle alınan kararlardı. Solskjaer, camiayı canlı tutacak futbolu da oynatamadı, o iletişimi de sağlayamadı. Sezon bittiğinde başkan ona güvendi ama medya ve tribünler arkasında değildi. Lausanne'a yenilip elenmenin mazereti yok. Mourinho resmen kendisini kovdurdu. Benfica maçı öncesindeki açıklamaları, çalıştığı yönetimi adeta 'satması', oyuncu grubunu küçümsemesi, camianın 17 yıldır beklediği hedef için 'Benim ilk 5'ime girmez' demesi, zaten bazı şeylerin koptuğunun işaretiydi. Birlikte çalışmaları mümkün değildi ve Ali Koç da gereğini yaptı. Aslında Mourinho ile devam etmek büyük yanlıştı. Buna rağmen ona güvenen hatta Acun Ilıcalı'dan vazgeçen bir başkana yapılabilecek en büyük kötülüğü yaptı.
🔴 LEVENT TÜZEMEN: F.Bahçe de Beşiktaş da hocalarını göndermekte geç kaldı. Başkan Serdal Adalı çok tecrübeli olmasına, Norveçli hocanın yetersiz olduğunu görmesine rağmen devam etmenin bedelini ağır ödedi. Mourinho geldi, Türk futbolunu kötüledi, 'Toksik' dedi, G.Saray'a, Okan Buruk'a salladı. Sonunda F.Bahçe yönetimini yerden yere vurdu, 15 milyon Euro'yu aldı, gitti.
🔴 AHMET ÇAKAR: Beşiktaş için hoca yollamak kaçınılmazdı. Solskjaer'in Lausanne gibi basit bir takıma elenmesi bardağı taşırdı. Fakat Mourinho'nun kovulması, bambaşka bir olay. Geçen yılın devre arasından beri bas bas bağırıyoruz, 'Bu adam kötü, kibirli, terbiyesiz ve en önemlisi, ne futbol ne de skor olarak F.Bahçe'ye katkısı yok' diye. Ama Ali Koç kovmadı. Sezon sonunda da kovmadı ama sezon başlamış, 3-4 maç geride kalmış ve birden kovuverdi. Çünkü tuzağa düştü. Mourinho, kendini kovdurmak için yönetime salladı ve sonunda da istediğini aldı. Kovuldu ama arkasından 15 milyon Euro banka hesabına yatacak. Önümüzdeki yıllarda kimse Mourinho'nun F.Bahçe'deki skandal dönemini hatırlamayacak. Onun kazandığı çok üst düzey lig şampiyonlukları ve Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları hatırlanacak. Dolayısıyla Mourinho hiçbir şey kaybetmedi. Olan yine F.Bahçe'ye oldu.
🔴 ÖZBOSTAN: Fenerbahçe'ye transfer olan Kerem Aktürkoğlu önceki akşam İstanbul'a geldi, Fenerbahçe formasını giydi. Fakat yaptığı bir açıklama olay oldu. "Türkiye'nin en şerefli kulübüne geldim" diye bir ifade kullandı. Bu söz infial yarattı. Ne düşünüyorsunuz?
🔴 GÜLTİKEN: Çok talihsiz bir açıklama. Hem saygısızca hem cahilce söylendiği çok açık. Türkiye'nin koca çınarı olan camiaları ölçüp biçmek kimsenin haddine değil, olamaz da. Şeref kelimesi çok dikkatli kullanılması gereken bir kelime. Kerem bu kelimenin altında mutlaka kalacaktır. Bir diğer yandan da aslında üzerinde oluşan baskıyı da daha ilk günden yönetemediğini de çok net bir şekilde gösteren bir açıklama.
🔴 BİLGİÇ: Neye istinaden bu yorumu yaptı bilmiyorum ama doğru söylemiş. İlk tepkiler G.Saraylı yorumculardan geldi. Niye bu lafı 'G.Saray camiası üstüne aldı' onu da anlamadım. Çünkü Kerem kimseye 'Şerefsiz' demiyor. Çok sıkıntılı bir süreçten sonra transfer oldu. F.Bahçe'yi Şampiyonlar Ligi'nden eden golü attı. Geçmişinde G.Saray forması ile oynadığı maçlar ve demeçleri de var. Böyle bir ortamda bu cümleyi kurarak F.Bahçe taraftarıyla kucaklaşmak istediğini düşünüyorum.
🔴 TÜZEMEN: Kerem Aktürkoğlu'nun "Türkiye'nin en şerefli kulübüne geldim" sözü, futbol hayatı boyunca başının üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi sallanacak. Kerem'in atfettiği bu söz, öncelikle G.Saray'ı, sonra diğer kulüpleri kapsar. Adama sormazlar mı 'Bu kadar şeref meraklısıydın niye G.Saray'da 4 yıl oynadın' diye! Kerem'e şöyle diyorum, Allah kimseyi yanlışı savunacak kadar cahil, doğruyu inkâr edecek kadar da nankör yapmasın.
🔴 ÇAKAR: Kerem hem cahil hem de terbiye problemi yaşıyor. Şimdi Kerem'e soruyorum, 1.5 sene önce anasına küfür ettiğin F.Bahçe, şu anda senin için Türkiye'nin en şerefli kulübü. Bu aradan geçen kısa sürede ne oldu da anasına küfür ettiğin takım birden en şerefli kulüp oluverdi? Bu lafla aslında G.Saray'a da bir gönderme var. Üstelik o G.Saray'ın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş bir adam. Öyle cahil futbolcular ne kadar konuşurlarsa o kadar büyük hatalar yapıyorlar. Kerem'e yine soruyorum, Milli Takım kampında G.Saraylı Abdülkerim'e, Yunus'a, Eren'e ne diyecek? Onların suratlarına nasıl bakacak acaba?