CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Usain Bolt gibiydi

Kasımpaşa maçları Galatasaray açısından zor geçiyor. Çünkü Kasımpaşalı oyuncular, içeride ve dışarıda Galatasaray maçlarına zihinsel olarak iyi motive oluyor.
Galatasaray, 10. dakikada erken golle öne geçti.
Gol öncesi Barış'ın attığı depar, Usain Bolt kalitesindeydi. Yunus'un da vuruşu müthiş kaliteliydi.
Kasımpaşa, golü yemesine rağmen asla kompakt futbol anlayışından uzaklaşmadı ve sürekli geçiş oyunlarıyla pozisyon bulmayı planladı.
İlk yarıda eğer Barış ön direğe topu gönderseydi, Yunus da Kasımpaşa kalesine çalımı basıp sağ ayağıyla kaleye vurmayı düşünseydi Galatasaray, geniş skora ulaşırdı.
Özellikle Yunus'un pozisyonunda Sane'nin verdiği pas ders olacak güzellikteydi.

İkinci yarı Galatasaray, yine rakip kaleye yüklendi, pozisyonlar üretmeye çalıştı. Sane ve Barış'ın kanatlardan yarattığı hücumlar hep tehlikeli oldu.
Yunus, kalitesi ile rakip savunma önünde pas istasyonu olurken hem arkadaşlarına pozisyon hazırladı hem de gerektiğinde kendisi pozisyona girdi.
Yunus'un Sane ile kurduğu birliktelik olumluydu. Galatasaray'ı rahatlatan golü, Yunus'un baskı ile kazandığı top sonrası verdiği pasta, Sara mükemmel bir vuruşla attı.
Maç boyu gol için çalışan İcardi, o mutluluğu 88. dakikada yaşadı.
Kupada Başakşehir'i yendikten sonra tam dinlenmeden, iki gün sonra lig maçına çıkan Galatasaray için öncelikli hedef kazanmaktı.
Üç golle alınan üç puanla Galatasaray hem liderlik koltuğuna yeniden oturdu hem de ilk yarı sonunda 40 puan barajını geçen tek takım oldu.

Ahmed ‘ben de varım’ dedi

Sakatlar ve Afrika Kupası'na giden oyuncular dışında Okan Buruk rotasyonlu bir kadroyu sahaya sürdü. İki genç oyuncu Arda Ünyay savunmada, Gökdeniz de forvet arkasında oynadı. Kulübenin gediklisi Ahmed Kutucu sol açıkta görev yaparken Galatasaray'a galibiyeti getiren golü attı. Kutucu'nun performansı izleyenler tarafından çok beğenildi. Çünkü Ahmed maç boyu çok çalıştı, önündeki rakibe baskı yaptı, savunmaya gelip yardım etti. Okan Buruk'a "Beni devre arasında yollama hocam" mesajını verdi. İlk 45'te Sane mükemmel hareketlerle göz okşadı. Kazımcan ve Sallai savunma bekleri olarak gerektiği anda hücuma destek verdi. İlkay bir maestro gibi G.Saray'ı sakin sakin yönetti. Özellikle Leroy Sane ve Sallai ikilisi birlikte hücuma çıkığı anda gelip sağ bek mevkiinde görev yapıp savunmaya destek verdi. Okan hoca maç öncesi planladığını devre arasında uyguladı. Sanchez, Torreira ve Barış'ı oyuna aldı, Galatasaray'ı enerji olarak güçlendirdi.

Genç oyuncu Gökdeniz çok çalışıp iyi mücadele ortaya koydu. Haftalardır inişli çıkışlı bir grafik içen Sara sahanın her yerindeydi. Hem rakipten top çaldı hem de kazandığı topları oyuna etkili ve akıllı soktu. Yunus Galatasaray için çok önemli. Çünkü rakip savunmanı önünde mükemmel pas istasyonu oluyor. Kaleci Günay tecrübesiyle ön plana çıkarken son dakikalarda Başakşehir'in gollerine engel oldu. Sonuçta G.Saray ligin dişli takımı Başakşehir'e karşı akıllı bir oyun sergiledi, top rakibe geçtiğinde takım halinde savunma yaptılar. Geniş alan bırakmadılar ve kupa serüvenine galibiyetle başlamayı başardılar.

Yunus etkisi

Okan Buruk, Yunus'un hücumdaki etkili oyununu gördükten sonra acaba, "Monaco'da oyuna keşke Yunus'la başlasaydım" diye düşünmüş müdür? Çünkü bu Yunus, Monaco'da ilk yarı etkili oynayan G.Saray'ın pozisyon bulmasına fazlasıyla katkı sağlardı. Antalya önüne Yunus'lu kadroyla çıkan G.Saraylı oyuncular, oyunun ilk yarısında sahanın hakimiydi, inanılmaz pozisyonlar ürettiler.

Eğer Osimhen, son vuruşlarda dikkatli olabilseydi rahatlıkla üç gol atıp gol krallığında tahta otururdu. Yunus sayesinde Sallai, özellikle Leroy Sane etkili çok etkili oynadılar. Sane'nin attığı gol, Yunus'un pas kalitesiyle geldi. Hücuma sağdan sık çıkan Sallai, güzel oyununu bir golle süsledi. Barış veya Jakobs Antalya'nın sol kanadından etkili ataklar yapmalarına rağmen isabetli ortalara imza atamadılar. Yine Yunus'un varlığıyla Torreira ve İlkay ikilisi rahat pas kulandılar çünkü Yunus, resmen Osimhen'in arkasında pas istasyonu oldu.

Okan Buruk'un Yunus'a ne kadar ihtiyacı olduğunu Antalya maçında gözlemledik. Yunus bir maestro gibi görev yaparken Osimhen'in attığı gole de verdiği mükemmel pasla büyük katkı sağladı. Kaleci Günay uzun süredir kulübede oturmaktan dolayı biraz paslanmış. Geriden oyun başlatırken riskli paslar kullandı, bu konuda da Okan hocanın doğru bir uyarısı oldu. Yine de Günay, tecrübesiyle ender Antalya ataklarında hata yapmadı. Akdeniz ülkesi Monaco'da morali bozulan G.Saray, Akdeniz'in en önemli şehri Antalya'da kendini geldi. Maçın oyuncusu benim adıma Yunus olur.

Dar kadronun sıkıntısı

Uğurcan sakatlandı, Galatasaray'ın gol yememe sihri bozuldu. Monaco ataklarında 65 dakikalık süreçte Uğurcan yaptığı kurtarışlarla Galatasaray'ı ayakta tutarken, geçit vermediği penaltıda gecenin adamıydı. Günay'ın oyuna girerken rakip hocayla tartışması anlamsızdı. Eline top değmeden golü yedi. Oysa Günay yerinde kalsaydı, o top kucağına gelecekti. Galatasaray için Devler Ligi'nde yola devam etmek adına Monaco'dan puan almak çok değerliydi. İlk yarıda takım halinde iyi oynadılar, özellikle Galatasaray'ın topa en iyi vuran oyuncusu İlkay'ın 13. dakikada kaçırdığı gol kalitesine yakışmadı.

Leroy Sane maalesef çok egoist oynadı. İki pozisyonda kalabalık savunma içinde topu süreceğine Osimhen'in önüne yuvarlasaydı golü bulan taraf kesin Galatasaray olurdu. Barış'ın çalışkanlığı ön plandaydı. Galatasaraylı oyuncular, final paslarında isabeti yakalayamadı. İkinci yarı Monaco'nun Galatasaray kalesinde yarattığı baskılara Uğurcan çıkana kadar tek başına direndi ancak Abdülkerim-Sanchez ikilisi rakibin ön alan baskısından dolayı oyunu kurmakta zorlandılar. İlkay'ın fiziksel yetersizliği Monaco'nun orta sahada daha etkili olmasını sağladı. Yunus daha erken girebilseydi, Galatasaray'ın orta alan zaafı giderilebilirdi. Osimhen'e arkadaşları yeterince gollük paslar atamadı. Dar kadronun sıkıntısı çok net belli oldu. Oyuna sadece İcardi ve Yunus girebildi. G.Saray, Monaco'da ilk yarı ayağına gelen fırsatları kaçırdı ve kaybetti.

Herkes kapısının önünü temizlesin!

Tarih: 5 Temmuz 2024 Yer: EURO 2026 Ev sahibi Almanya ile İspanya, çeyrek finalde karşılaşıyor. Skor 1-1, Musiala'nın kaleye giden topu Cucurella'nın eli ile buluşuyor. Almanlara göre pozisyon penaltı, İngiliz hakem Anthony Taylor, 'oyna' diyor, VAR karışmıyor. Uzatmada İspanya 2-1 kazanıp yarı finale çıkıyor.

Tarih: 6 Temmuz 2024 Yer: EURO 2024
Türkiye- Hollanda maçını Fransız Clement Turpin yönetiyor. Mert Müldür'e yapılan kırmızı kartlık hareketi sadece faulle değerlendiriyor, Barış'a yapılan penaltıyı çalmıyor. Milli Takımımız'ın yediği 2. golde, Hollandalı oyuncu Mert'in ayağına vurarak golü atıyor. Sonuç: Almanya'nın ve Türkiye'nin hakkının yendiği konuşuluyor.


G.SARAY'IN HAKKI HİÇ Mİ YENMEDİ!
Galatasaray-Samsunspor maçında Kazımcan'ın eline gelen top sonrası herkes ikiye bölündü. Kimilerine göre penaltı, kimilerine göre de eline geliyor, Kazımcan elini kaçırıyor. Bu tür hatalar defalarca yaşandı. Özellikle sosyal medyada diğer büyük kulüplerin maçlarında benzer el pozisyonlarıyla ilgili görüntüler cirit atıyor. Birçok Avrupa maçlarında da Kazımcan benzeri el olayları yaşanıyor.

Şimdi ortaya çıkıp "Samsunspor'un hakkı yendi" diyerek, "Galatasaray kollanıyor" algısı yaratmak isteyenlerin amacı üzüm yemek değil Galatasaray'ı dövmek. Soruyorum; Sanchez'e yapılan faulde çıkmayan kırmızı kartta, Kazımcan'a yapılan ve verilmeyen penaltıda Galatasaray'ın hakkı yenmiş olmuyor mu? Fenerbahçe derbisinde Yasin Kol'un 55. dakika ile 95. dakika arasında tam 40 dakika Galatasaray lehine düdük çalmaması ve bu süre içinde Sara'ya Skriniar'ın iki kez kartlık faul yapmasına rağmen Kol'un düdük çalmaması bir hak yemek değil miydi?


YİNE İTTİFAKLAR DEVRİ BAŞLADI
Maalesef G.Saray'ın 3 yıl üst üste şampiyonluğu, Türk futbolunda ciddi bir ittifak oluşturdu. Geçmişte de Fikret Orman-Ali Koç- Göksel Gümüşdağ üçlü ittifak oluşturmuş, hakemler Serkan Çınar- Bülent Yıldırım ve Suat Arslanboğa'nın hakemliği bitirilmişti. Ama G.Saray aleyhine hata yapan Hüseyin Göçek ile Halis Özkahya'nın görevleri sürdü. Sezon başından beri 'hakemler hata yapar' diyenler şimdi şunu algı haline getirmeye çalışıyor: G.Saray lehine hata yapanların kafası kopartılır! Hakemler üzerinden G.Saray'a sopa gösterenler, bahis skandalında ön plana çıkan hakemlerle ve MHK ile ilgili tepki koysunlar ve ittifak oluştursunlar! Herkesin canının yandığı pozisyonlar oldu. Lütfen herkes kendi kapısının önünü bir temizlesin.

Okan Buruk'u uyarıyorum

G.Saray, liderlik konusunda psikolojik açıdan çok önemli bir galibiyet aldı.
Avrupa'da yenilgisiz yoluna devam eden Samsunspor, kompakt futbolu ve geçiş oyununu Türkiye'de en iyi oynayan ekiplerden bir tanesi.
İlk yarıda F.Bahçe maçı kadrosu ile oynayan G.Saray, topu, oyunu ve hücum zenginliğini elinde tuttu.
Torreira-Sane ikilisinin ortaklaşa hazırladığı pozisyon sonrası Alman yıldızın erken attığı gol G.Saray'ı moral açısından yukarı taşıdı.

Leroy Sane, gecenin adamı olmaya kafayı takmış olacak ki attığı kaliteli golün dışında 50 metrelik deparla topu taşıyıp Osimhen'e hazırladığı gol mükemmeldi. Nijeryalı yıldız, gol önce topa kadife bir vuruş yaptı.
Eğer, Sane ilk yarı uzatmasında topu vurmayıp Barış'a aktarsaydı, G.Saray daha büyük farka ulaşacaktı.
Lemina'nın sakatlanıp arda Ünyay'ın oyuna girmesi G.Saray'ın ilk yarıdaki ayağa paslı oyununa olumsuz yansıdı.
Çünkü Lemina en geride oyunu yönetiyor. Servisleri İlkay ve Sara yapıyordu.

G.Saray'daki bu ritim bozukluğunu Samsun iyi değerlendirdi, eski oyuncusu Emre'nin hazırladığı pozisyonda Musaba golünü attı.
Bence golde, Uğurcan'ın geç kalmasının yanı sıra Kazımcan'ın kolay çalım yemesi de etkili oldu. Okan Buruk'u uyarıyorum! Bir takım devamlı sol kanadından aynı golleri yememeli.
Beşiktaş ve US Gilloise sonrası benzer golü Samsun'a karşı da yediler.
Buraya önlem alınmalı, oyuncuların pozisyon bilgisi geliştirilmeli. 2-2'ye geldikten sonra ise son anda gecenin adamı Osimhen sahneye çıktı.
Röveşatası ile G.Saray'ı liderlikte tuttu.

Yetersiz ve torpilli!

Okan Buruk, isyanında yerden göğe kadar haklı. Sadece Türkiye'de değil dünyada oynanan bütün derbilere baksak, 55. dakikadan itibaren 90+5'e kadarki 40 dakikada hiçbir kulübe faul çalınmamış örneğine tanık olamayız. Yasin Kol, tam 40 dakika göz göre göre faulleri çalmadı. 65'te Skriniar'ın Sara'nın ayağına basış şekli kimine göre kırmızı, kimine göre sarı olurdu ama kartsız geçmezdi. Yasin Beyefendi, faul bile çalmadı. 82'de aynı Skriniar, Sara'yı kendi ceza alanı önünde faulle durdurdu, sonra da dizi ile sertçe itekledi. Kartın rengi sarı olmalıydı. F.Bahçe kaptanı, maç boyunca Yasin Beyefendi tarafından kollandı ama aslında sahada bile kalmamalıydı. İkili mücadeleleri, faulleri G.Saray lehine çalması gerekirken sessiz kaldı. Öyle bir komik olay var ki… 45+7'de Archie Brown, Sane'nin ayağına bastı, karşılığı sarıydı ama Yasin Beyefendi 'maç bitti' dedi. Böyle komedi mi olur! Yetersiz, bilgisiz, TFF'den torpilli Yasin Beyefendi dünyaya rezil olacak kararlar verdi.

OKAN HOCAYA UYARI MESAJI
Okan
hocaya da bir uyarı yapmak istiyorum... Osimhen'i çıkarıp İcardi'yi sokmak gereksizdi. Osimhen duran toplarda bir savunmacı gibi tehlikeleri engelledi. Takım savunmaya gömülmüşken tecrübesiz Arda'yı sağ beke, Davinson'u stopere çekmeliydi. Bu hata pahalıya mal oldu. 3 puan, liderliği perçinleyecek, rakibin yenilmezligini sonlandırıp psikolojik etki yapacaktı.


GÖRÜNTÜLERLE UEFA'YA VE FIFA'YA GİTSİNLER!
G.Saray Başkanı Sayın Dursun Özbek ve yönetiminin TFF'ye gitmesini doğru buluyorum. Bir derbi maçında kötü bir hakem yönetimi ile G.Saray'ın fauller konusunda hakları çiğnendi. Özellikle Sara'ya yapılan hareketlere faul çalınmaması, Skriniar'ın sahada kalması skandaldı. Ama ben TFF'ye başvurunun yeterli olacağına inanmıyorum. Ne kadar şikâyet ederseniz edin, şikâyetleri TFF'nin bir kulağından girip bir kulağından çıkıyor. TFF Başkanı Sayın Hacıosmanoğlu bildiğini okuyor. G.Saray yönetimi büyük düşünmeli. Derbinin görüntülerini hem UEFA hakem komitesine hem de FIFA hakem komitesine götürmeli, Yasin Kol'u şikâyet etmeli. İnanıyorum ki UEFA ve FIFA'nın bilirkişileri Yasin Kol için 'Bu adam nasıl hakem olmuş. Asla maç yönetemez' yorumunu yapacaktır.

12. adam gibiydi!

Galatasaray, Kadıköy'den hem lider olarak döndü hem de ezeli rakibini evinde yenmeni fırsatını son dakikada kaçırdı. Okan Buruk'un elinde 'kalan sağlar bizimdir' anlayışında bir kadro vardı.
Lemina ve golcü Osimhen'in derbiye yetişmesi G.Saray'a psikolojik olarak çok olumlu yansıdı. Özelikle G.Saray ilk yarıda oyunun temposunu kontrol ederken rakibine pozisyon vermedi.

Sane'nin vuruşuyla gelen gol G.Saray'ın Kadıköy'de daha güvenli, yardımlaşması ön planda bir oyun ortaya koymasını sağladı.
Osimhen, belki çok fazla etkili değildi ama sürekli hareket halinde olduğu için F.Bahçe defansının çok fazla öne çıkmasını engelledi. Sara bağlantı oyuncusu olurken zaman zaman etkili paslar verdi, İlkay'ın daha rahat hareket etmesini sağladı. Okan Buruk'un Sanchez'i sağ beke, Lemina'yı stopere koyması belki bir çaresizlikti ancak defansif anlamda G.Saray, başarılı oldu.

Barış Alper, Leroy Sane, ikili mücadelelerde Semedo-Brown ikilisin hayli yıprattı. Torreira, orta sahada ahtapot gibi mücadele ederken F.Bahçe'nin ataklarını orta alanda durdurma adına çok başarılıydı.
Yedeklerin olmadığı bir sol bekte görev yapan Kazımcan, çok fazla darbe almasına rağmen görevini başarıyla yaptı, basit oynadığında etkiliydi.
Okan Buruk, derbiye belli ki özel olarak hazırlanmış. Maçı kulübeden 12. adam gibi yönetti. Top G.Saray'a geçtiğinde oyuncularını nereye yap yapacakları konusunda sürekli uyardı.
Duran'ın golünde G.Saray defansı ilk hatasını yaptı. Hakem Yasin Kol, ilk yarıda başarılıydı ama ikinci yarı oyunun kontrolünü elinden kaçırdı.
Olmayan faullere düdük çaldı, olanları ise pas geçti.

Başkanın ağzını bıçak açmadı!

Galatasaray'ın Union Saint-Gilloise'a kaybetmesi hesaplarda yoktu. 3 maçta 9 puan toplayan Galatasaray'ın hedefi, Belçikalı rakibini yenip 12 puana ulaşmak, ilk 8 için iddiasını güçlendirmekti. Akıldaki hesaplar maalesef RAMS Park'taki hesaplarla uyuşmadı. Aylardır G.Saray'ın kadrosunun geniş olmadığını iddia ettim ve bu düşüncem Gilloise maçında tam olarak belgelendi. G.Saray, sayısız Avrupa maçı oynamasına rağmen ilk kez bu kadar çaresiz bir kadro ile sahaya çıktı. 11. adamın kulübede 12, 13'üncü yedeği yoktu.
Perşembenin gelişi, çarşambadan belli olur denir ya, maç öncesi localardaki dostlarla sohbet ettim. Hepsinin genel düşüncesi, '1 puana razıyız' şeklindeydi. Öyle ki tribünler bile geçmiş Avrupa maçlarındaki havasında değildi. İlkay çok top kaybı yaptı, İcardi etkisizdi, Leroy Sane yokları oynadı. Elde tutulacak tek isim, yüreğiyle sahada mücadele eden Torreira oldu. Joker Sallai mücadelesiyle ön plana çıkarken Barış Alper güçlü fiziğine rağmen ikili mücadeleleri kazanmakta zorlandı.


ŞIMARIK İSPANYOLLAR TÜRKLER'E DÜŞMAN!
İspanyol hakem Jose Maria Sanchez, bir kez daha G.Saray'a düşmanlık yaptı. 2023-24 sezonunda M.United maçında skor 3-3 olmasına rağmen Maguire'ın koluyla düzelttiği topa penaltı çalmadı ve maç boyunca itiraz eden G.Saraylı oyuncuları kötü bir vücut diliyle sürekli azarladı. Bu hakemin son büyük maçına baktığımız zaman 6 tartışılan penaltısı, 4 tane iptal edilen golü, 2 VAR çağrısı krizi ve maç başı ortalama 9 sarı kartı olan ve ülkesinde de tartışılan bir hakem. Sanchez, G.Saray'ın oyun kurmasına izin vermedi. Saçma düdüklerle oyunu kesti, avantajı oynatmadı, oyunun ritmini bozdu. Gereksiz yere yatan rakip oyunculara prim tanıdı, hatta taç çizgisinin dışında yatan oyuncu, hocasının talebiyle saha içine girip kendini yere attı, buna bile göz yumdu. Ama en büyük hatası, sarı kartı olan ve kaleci Uğurcan'ın ayağına bilerek basan Promise David'i ikinci sarıdan atmamasıydı. İspanyol hakemlerin Türk futboluna karşı bir hainliği var. Çünkü Avrupa ve dünya futbolunda son dönemlerde gövde gösterisi yapan İspanyollar, şımarıklıklar gösteriyor. Fransız ve İngiliz hakemler mükemmel maçlar yönetirken İspanyollar kendi takımlarına göre hareket ediyorlar. Sanchez, bu kararları belki de A.Madrid ve A.Bilbao'yu düşünerek verdi.


G.SARAY, OSİMHENSİZ AVRUPA'DA YÜRÜYEMEZ
Maç sonunda Galatasaray Başkanı Dursun Özbek'in locasına girdim. Gördüğüm manzara karşısında çok üzüldüm. Etrafında eski ve yeni yöneticiler vardı. Hepsi, 'Üzülme başkan' diye tesellide bulunuyorlardı ama başkan, kimseye cevap bile vermedi. Belli ki sonuca çok üzülmüştü. Ben de bu üzüntüsünü haklı buluyorum. 105 milyon Euro verip Osimhen ve Singo gibi oyuncuları alıyorsun, 12 milyon Euro'ya Sane'yi getiriyorsun, karşılığı bu olmamalı diye düşünüyorum. Şu gerçek, Victor Osimhen oynamadığında G.Saray, mücadele anlamında ve pozisyon üretme konusunda öksüz kalıyor. Çünkü Osimhen önde yaptığı baskıyla rakip savunmanın dengesini bozarken arkadaşlarını da ateşliyor. Osimhensiz bir G.Saray'ın Avrupa'da yürümesi çok zor görünüyor. Örnek; Frankfurt ve Gilloise maçlarında Osimhensiz G.Saray kazanamadı. Liverpool, Bodo ve Ajax zaferleri Osimhenli kadroyla yaşandı.


EKİBE TRANSFER ŞART
Okan Buruk'un maçtan sonra, "Eren yoktu, Yunus sakattı" söylemlerine katılmıyorum. Bu kadar çok sakatlık yaşanmasının nedenleri bulunmalı. Bence Okan hocanın akıl danışabilecek güçlü bir desteğe ihtiyacı var. Fizik kondisyon konusunda da güçlü bir isim veya isimler, Kemerburgaz'a getirilmeli. Liverpool, Manchester City, Manchester United, Barcelona, Real Madrid gibi dev kulüplerin teknik kadrolarının çok geniş olduğunu görebiliriz.

Bedel mi ödettiler!

İspanyol hakemlerinin Türk takımlarına karşı olan düşmanlığı bir kez daha belgelendi. Şampiyonlar Ligi'nde G.Saray'ın evinde Manchester United ile 3-3 berabere kaldığı maçı yine Jose Maria Sanchez yönetmiş, Mustafa Çulcu'nun bana yaptığı analizde; G.Saray'ın 1 penaltısını vermemişti. Zaman geçirmek için yatan bütün Gilloise oyuncularına destek verdi. Şeytanın avukatlığına soyunuyorum. Milli takımımızın İspanya'ya Sevilla'da diz çöktürmesi ve 2 gol atmasının bedelini Sanchez, G.Saray'a ödettirdi.

US Gilloise önünde G.Saray eksik kadrosu ile oynamaya çalıştı. Belçika ekibi genç oyunculardan kurulu olduğu için G.Saray'a kolay pas yaptırmadı ve hemen baskı koydular. Ama G.Saray iyi oynamayabilir ama bir hakem oyun kurallarını değiştiremez. Neden mi? İlk yarıda David Promise, Sanchez'e hareketi sonrası sarı kart gördü, ikinci yarıda Uğurcan topu tutmasına rağmen bilerek ve görerek ayağına bastı. 2. sarıdan atılması gerekirdi. Uğurcan tedavi gördü, Sanchez'in kolladığı David Promise, Gilloise'nin golünü attı ve ardından kırmızı görmemesi için oyundan alındı.

Ben G.Saray'ı son dönemlerde kulübe ve kadro olarak bu kadar yetersiz görmedim. Oyuna girecek Arda ve Ahmed Kutucu vardı. Jakobs sakatlandı, Arda girdi. Çok top kaybı ile oynayan İlkay Gündoğan yerine oyuncu bile koyulamadı. Jakobs'un çıkması tüm oyun planını bozdu. İcardi etkisizdi, sonuçta revire dönen G.Saray US Gilloise'ye karşı hesapta olmayan yenilgi aldı. İddianın devam etmesi için Okan Buruk ve öğrencilerinin Monaco'yu telafi maçı olarak görmeliler.