CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

İspanya için yetmez

Milli Takım, Bulgaristan maçına zaten play-off'a kalarak çıktı. Maç öncesi "Bulgarlar'ı farklı yenersek, Gürcüler de İspanya'yı geçerse, biz de İspanyolları deplasmanda farklı yenersek lider olur Dünya Kupası'na gideriz" söylemleri hikâye yazmaktı. Merih Demiral'ın "Hepimiz İspanya maçını bekliyoruz" yorumu gereksizdi. Bu hikâyeler, A Milli Takım'ın Bulgarlar'a karşı tam motive olmalarını bence engelledi. Ayrıca evlerinde farklı kaybeden ve ülkede ağır eleştirilen Bulgar oyuncular, kompakt futbol anlayışı içinde savunmada etten duvar ördüler. Kalabalık Bulgar savunmasını maalesef aşmakta zorlandık. Kenan-Ferdi ikilisinin kanadından etkili ataklar yaptık. Oğuz-Zeki ikilisiyle sağ tarafta verimli atak yapmakta başarılı olamadık. Zeki'nin tek başına yaptığı bindirmelerle Bulgarlar özellikle ikinci yarı kalemize cesaretle gelip tehditkâr ataklar yaptı. Milli Takım'ın keyif vermediği maçta Bulgarlar'ı Hakan'ın penaltı golüyle ve Chernev'in kendi kalesine attığı golle yendik. Montella maalesef oyuncu değişikliklerinde hatalar yaptı. İyi oynayan Ferdi ile Zeki'yi gereksiz yere oyundan aldı. Etkisiz Arda ile çok pozisyon harcayan Kerem'i oyunda tutması hataydı. İsmail orta alanda kusursuz oynadı ama gördüğü sarı kart hataydı. Kaptan Hakan savunma ile hücum hattında gidip gelirken çok çalıştı. Özellikle Kenan Yıldız buluştuğu her topta rakibini sihirbaz türü çalımlarla geçti. İspanya maçında öfkeli değil akıllı oynamalıyız. İlk maçta 6 gol yemenin tepkisi içinde mücadele etmemeliyiz. Bu orta saha İspanya için yetmez. İsmail de olmayacak. Montella orta alanı güçlü tutmalı ve İspanya'ya geniş alan vermemeli. Milli maçlar için ideal bir şehir olan Bursa yine görevini başarıyla yaptı, tribünler doldu, seyirciler destek ateşini hiç söndürmedi.

Dengeyi bozdu

Okan Buruk'un İcardi fantezisi G.Saray'ın yenilmezliğini kaybetmesine neden oldu.
Bunun adı intihar. Geçen sezon Avrupa'daki G.Saray-Tottenham maçından bu yana hiçbir maça Okan Buruk, İcardi-Osimhen ikilisi ile çıkmadı. Kocaeli maçında bu ikiliyi oynatma fikri Okan hocada nasıl oluştu? İcardi maç boyu sıfır çekerken önde baskı yapmadığı gibi yüksek toplara bile sıçramadı, forması terlemedi hatta çamurlanmadı. Selçuk İnan, G.Saray'ı çok iyi analiz etmiş olacak ki geniş alan bırakmadı hızlı ataklarda G.Saray'ı hep tehdit etti.
Icardi'nin oynaması Osimhen'in de dengesini bozdu.


Sezon başından bu yana Liverpool, Bodo ve Ajax maçlarında G.Saray, hep tek forvet ve genelde de Osimhen ile oynadı.
Okan hoca bu hataya rağmen ikinci yarı nedense İcardi'yi çıkarıp tek forvete dönmeyi düşünmedi.
G.Saray'ın etkisiz oynamasını sağladı. Torreira'ya çok yük bindi ve Uruguaylı oyuncunun sakatlanmasına neden oldu.
Oysa Sara bağlantı oyuncusu olarak Osimhen arkasında görev yapsa kanatlara pas atılır, Barış ve Sane top almak için çok fazla geriye gelmezlerdi. Agyei'nin attığı golde önce Abdülkerim sonra kaleci Uğurcan hatalıydı.
Büyük takım kalecisi kapattığı köşeden gol yemez. Bu yenilgi doğrudan Okan hocaya yazar, milli maç arası gelmeseydi Kocaeli'de alınan yenilgi travma yaratırdı.
Dilerim Okan hoca takımı toparlar ve çift forvet oynatma inadından vazgeçer.

Osimhen büyülüyor

Osimhen UEFA'ya verdiği röportajda, "Devler Ligi'nde oynamak harika bir duygu.
Biz 'Galatasaray burada' dedirtecek işler yapmanın zamanı geldi. Amacımız Avrupa'da iz bırakmak" dedi.
Galatasaray taraftarlarının kendisini büyülediğini vurgulayan Osimhen, oynadığı futbolla ve attığı gollerle Galatasaray taraftarlarını büyülüyor. Galatasaray, Hollanda'da yıllardır kazanamama şansızlığını kırdı ve Ajax önünde alınan 3 puanla Devler Ligi'ne devam edeceğinin imzasını attı.
Osimhen Hat-trick yaparak sadece geceye damga vurmadı gol krallığında tahta oturdu. Osimhen'i Galatasaray'a transfer eden Başkan Dursun Özbek'i kutluyorum.

Maç Osimhen ile kaleci Pasveer arasında geçti. Hollandalı kaleci, direndi ama sonunda Osimhen'in golcülüğüne teslim oldu. Hollanda futbolunun rol modeli Ajax'ı deplasmanda yenen ilk Türk takımının hocası olan Okan Buruk, maç boyu Galatasaray'ı mükemmel yönetti ve doğru kararlar verdi. Etkisiz Sara'yı oyundan alıp Barış'ı ikinci yarı sahaya atarak Ajax'ın çöküşünü hazırladı. Barış'ın çalışkanlığı, mücadele gücü ve savaşçılığı Ajax savunmasını dağıtırken Osimhen'in daha konforlu hareket etmesini sağladı. Barış'ı ıslıklayanlar utanmıştır herhalde.

Sane sorumluluk alarak oynadı.
Singo gücü, hızı ve çabukluğuyla savunmayı toparladı. Torreria ile Lemina Galatasaray'ın enerji güçleri oldu.
Sane'nin ortasında Osimhen'ın kafayla attığı gol öncesi topu rakipten kazanan ve akıllı pasa dönüştüren Leminay'dı.

Her yerde Osimhen

Osimhen'i çıplak gözle izlemek insana büyük bir keyif veriyor. Nijeryalı yıldız, inanılmaz çalışıyor, sahanın her yerine basıyor, pres yapıyor, rakibi kovalıyor, ikili mücadeleye giriyor, takipçiliği ile de golünü atıyor. Osimhen'in yarattığı konfor ortamı arkadaşlarının da konforlu bir alanda oynamasını sağlıyor. Belki 1 gol attı ama Lis en az 3 tane kurtardı, İcardi'nin golü öncesinde atak başlangıcında yine Osimhen vardı.


Okan Buruk, ikinci yarıya Göztepe 10 kişi kaldığı için çift forvet ile başladı. İcardi'yi sokarak Göztepe savunmasının düzenini alt üst etti. Osimhen-İcardi ikilisi rakip savunmayı yaprak gibi sallarken Sara-Yunus-Sane üçlüsü çok etkili oynadı. Özellikle İcardi'nin sahte 9 gibi takılıp, orta alana gelerek pas alıp top dağıtması da G.Saray'ın iyi oyununa büyük katkı yaptı. Sanchez acaba kurban mı kestirsin ya da kiliseye gidip mum mu yaksın? Kolombiyalı stoper 5 maçta 4 sarı ve 1 de kırmızı kart gördü. Trabzon maçında olmayacak.

Okan hoca Sanchez'i çıkarıp Lemina'yı stopere aldı, ardından da Lemina yerine Arda Ünyay'ı sahaya sürdü. Bu Trabzon maçının savunma yapılanmasıydı. Kaan'ı da Torreira gibi oynattı. G.Saray, güçlü savunma yapan Göztepe'yi 2. yarı doğru, akıllı ve iyi oyunla alt etti. Günün güzelliklerinden biri de; maç sonu Barış Alper'in tribünlere gitmesi ve taraftarın da adını söyleyerek tempo

Gecenin parlayan yıldızı

Liverpool zaferiyle zirve yapan Galatasaray, Bodo galibiyetiyle Şampiyonlar Ligi'ne ısındığını gösterdi. Galatasaraylı oyuncular bu oyun anlayışından, coşkudan, mücadeleden geri adım atmadıkları müddetçe Devler Ligi'nde yoluna devam eder. Galatasaray seyircisi de farklı bir tezahürat misyonu üstlenerek rakiplere RAMS Park'ı zindan ederken, Galatasaraylı oyuncuları da ateşliyorlar.

Osimhen, gecenin yıldızlığına soyundu… İlk golde Lemina'nın topu rakipten çalması ve çabuk oynaması çok önemliydi ama Osimhen'in önüne düşen topu düzeltmeden kaleye vurması akıllıcaydı. Hücumda görev yapan oyuncular bu vuruşu örnek almalı. Bodo takımı, fizik gücü üst düzeyde olan, çok koşan, oyundan düşmeyen, birbirlerine ezbere pas yapan ve baş ağrıtan bir takım. Galatasaray, Osimhen'in ikinci golüne kadar oyunu çok akıllı yönetti.
Gereksiz yere hücuma çıkmadılar, aktif dinlenmeyi gerektiğinde yaptılar ve en önemlisi çok şut atmasıyla bilinen Bodo'lu oyunculara geniş alan bırakmadıkları gibi şut izni de vermediler. Galatasaray'ın Osimhen'le kazandığı ikinci gol öncesi yapılan ön alan baskısı çok mükemmeldi.
Osimhen, Barış ve Yunus'un yaptığı baskı Bodo savunmasının dengesini bozduğu gibi hata yapmasına da neden oldu. Nijeryalı yıldızın pozisyona sırtını dönmeyip takipte kalması hata sonucu yakaladığı topu gol yapmasını sağladı.

İkinci yarı Galatasaray akıllı oyununu devam ettirdi. Yunus'la skoru üçledi.
Eğer Osimhen son vuruşlarda daha dikkatli olsaydı Galatasaray, Bodo'ya ağır bir yenilgi tattırırdı. Lemina-Torreira ikilisi hatasız oynadı.

Özlenen Sane

Leroy Sane'yi ilk kez istekli, coşkulu ve çalışkan olarak gördüm. Sorumluluk alarak oynadı, İlkay'ın hazırladığı pozisyonda düzelttiği topu düzgün bir vuruşla tavana astı. Sane, golün dışında takım savunmasına destek verdi ve sık sık orta alana gelerek pas trafiğine katıldı. Attığı ikinci golde Sara ile yaptığı duvar pasının yanında çabukluğunu, tekniğini ve hızını ön plana çıkardı. Maça Sane imza attı.
Şu gerçek; özlenen Sane, Galatasaray'ın oyununun patronu İlkay'ın yardımıyla sahne alacak.
Mertens sonrası İlkay transferi sistem için doğru hamle oldu. İlkay, koşu kalitesinin yanı sıra attığı kilit paslarla Galatasaray'a hücum etkinliği kazandırdı.

Sara, oyunu yönetme konusunda etkin rol alınca İlkay daha rahat oynama fırsatını yakaladı ve baskı yemedi.
Sara, yüzde 92 pas isabetiyle oynadı.
Barış Alper, yine mücadelesini gösterdi ama gol denecek son vuruşlarda yine isabetsizdi. Barış bence şut çalışmasını ısrarla yapmalı. Torreira, kalitesini ve çalışkanlığını alkışlattı.
Başakşehir ilk yarıda Galatasaray kalesine hiç gitmedi, şut atmadı, pozisyon üretemedi. Okan Buruk'un yaptığı rotasyon Galatasaray'ın oyun ritmine ve pas alışkanlıklarına olumsuz yansıdı. Galatasaray eğer 4 günde iki maçı üst üste oynayamayacaksa bu pahalı kadro neden kuruldu?
Nuri Şahin'in ikinci yarıya Da Kosta ile Ebosele hamlesi Galatasaray'ın başını ağrıttı. Biri ofsayt olmak üzere Galatasaray iki gol yedi. Kaan Ayhan- Abdülkerim ikilisi savunmanın göbeğinde yan yana oynamaz. Çünkü ikisi de çok ağır. Yenilen golde Kaan Ayhan'ın pozisyon hatası vardı.

Dünya Kupası’na gitmek bize yakışır!

Türk Milli Takımı'na Dünya Kupası'na gitmek çok yakışır. 3 gün arayla önce Bulgarlar'a 6 gol atan, Gürcüler'i 4 golle geçen ve toplamda 10 gol atan Milli Takım oynadığı oyunla izleyenlere güven ve mutluluk verdi. Güzel oyunun temelinde yetenekli, becerikli, kaliteli, dengeli ve birbirini tamamlayan oyuncu grubuna sahip olmamazın etkisi var. Kocaeli tribünlerinin hazırladığı konforlu tezahüratlar, A Milli Takım'ın coşkulu, arzulu, istekli ve kazanma duygusu yüksek, keyif veren bir maç izlememizi sağladı. Millilerin motivasyonu ve hırsı "Dünya Kupası'na gitmek istiyoruz" inancındaydı. İlk 15 dakikada golü erken bulmak adına telaşlıydık. Abdülkerim'in mühendis ölçüsündeki uzun pasına koşu yapan Kenan Yıldız'ın akıllı bir aşırtma ile attığı gol Gürcistan adına sonun başlangıcı oldu. Gövdeli galibiyet "Play-off" kapısını ardına kadar açtı. Sahanın her yerine basan millilerimiz coşkuyu hep yüksek tuttu. Önde yaptığımız baskı Gürcü savunmasının dengesini bozdu. İki duran topta Hakan'ın ölçülü ortalarında iki kafa golüne imza atan Merih'in doğru pozisyon alması akıl doluydu. Özellikle İsmail orta alanı tek başına tuttu. Eren ile birlikte Kenan'ın kanat bindirmeleri etkiliydi. Kerem belki çok top kaybı yaptı ama önde yaptığı koşular, Gürcü savunmasına telaş yaptırdı. Yunus'un attığı gol öncesi Kerem'in topa dokunup başlattığı atak değerliydi. Hakan oyunun liderliğini yaparken hem etkili ortalar yaptı hem fazlasıyla koştu. Bir uyarı; Montella'nın, skor üstünlüğüne kavuşan takımın "Maç bitti" rehavetine girmesini önlemesi gerekir.

Yorgunluk vardı

Galatasaraylı futbolcular, adeta dejavu yaşadı. İlk yarıda Beşiktaş, Galatasaray'ı Liverpool'a karşı oynadığı taktikle etkisiz hale getirdi. Beşiktaşlı oyuncular, kompakt futbol anlayışı içinde mükemmel alan savunması yaptılar, hücumu hızlı ataklarla planladılar ve çoğunluğunda da başarılı oldular. Abraham'ın attığı gol öncesi hata Barış'tan başladı, çünkü Orkun Kökçü'yü kovalamadı. Galatasaraylı oyuncularda Liverpool maçının çok ciddi bir yorgunluğu vardı. Abdülkerim'in savunmadan hücuma attığı tüm uzun toplar hep auta gitti. Rafa Silva'yı Sanchez'in düşürmesi ve kırmızı kart görmesi hataydı. Oysa Sanchez, çelme takacağına Silva'nın vuruşuna izin vermeli ve takımını 10 kişi bırakmamalıydı. Silva'nın vuruşunu belki de Uğurcan engelleyebilirdi.

Okan hoca, bir ödül vermeyi düşünerek Liverpool'u yenen takımı sahaya sürdü. Ama oyuncularının hangisinin yorgun, hangisinin güçsüz olduğunu hesaplayamamış. Bunu bariz şekilde Barış'ta gözlemledik. Galatasaray'ın cengaveri Barış, Liverpool maçında çok çalışmıştı, o kadar çok yorulmuş ki, çok fazla top kaybı yaptı. Pas vermesi gereken yerlerde kaleye etkisiz ve cılız şutlar attı. İkinci yarıda taraftarının desteğini arkasına alan Galatasaraylı oyuncular, 10 kişi olmalarına rağmen dişlerini tırnaklarına takarak mücadele ettiler ve Beşiktaş kalesine baskına gittiler. Torreira'nın Ndidi'den çaldığı topu İlkay gole çevirerek hem skoru eşitledi hem de arkadaşlarına moral verdi. Gol sonrası Liverpool taktiğine geri dönen Galatasaray, ikinci gol için umutlarını kontrataklara bağladı. Derbiden Galatasaray'a kalan yenilmezlik oldu.

Islık fırtınası Liverpool’u bitirdi!

Liverpool maçı öncesi sohbet ettiğim başka takım taraftarları el işaretleriyle bana, '5 olur, 8 olur, 10 olur' dediler. Unuttukları tek şey, G.Saray'ın Avrupalı kimliğinin olmasıydı. Çünkü kuruluş nedeni ebedi başkan Ali Sami Yen'in de söylediği gibi, "Türk olmayan takımları yenmek" olan G.Saray, büyük takımlara karşı bir büyük takım olarak gerektiğinde gerekli cevabı verdi. RAMS Park'tan içeri girdiğimde müthiş bir kalabalık vardı. Taraftarların enerjisi, 'Kazanacağız. Asla kaybetmeyeceğiz' şeklindeydi.

Tribünler gelin evi gibi süslenmiş, ağzına kadar hınca hınç doluydu. Localar normal sayının dışında ekstra para ödenerek gelen konuklarla taşacak duruma gelmişti. Liverpool'un, 'Asla yalnız yürümeyeceksin' diye bir şarkısı vardır. Önceki gece yalnız yürümeyen G.Saraylı futbolculardı. Çünkü maç boyu yanlarında, arkalarında onları destekleyen güçlü taraftarı vardı. Tribünler bir saniye olsun susmadı, top rakibe geçtiğinde kulakları sağır edecek bir ıslık fırtınası yarattılar. Liverpoollu oyuncular bu ıslıktan gerçekten olumsuz etkilendiler. Salah, kulaklarını tıkayarak ıslık fırtınasını tarif etmeye çalıştı. Taraftarlar o kadar organizeydi ki konsantrasyonu bozmamak için sahaya bir çöp dahi atmadılar.


FRİKİKTE TÜM GÖZLER HAGİ'YE ÇEVRİLDİ
G.SARAYLI
futbolcular için bir başka güç ise ailelerinin kendilerine gönderdiği enerji dolu mektuplardı. Ayrıca oyuncuların aileleri localarda yerlerini alarak büyük destek verdiler. Osimhen'in ailesinin goldeki sevincinde büyük coşku vardı.

Maçı çıplak gözle izlemek çok keyifli oluyor. Ben dostum Haluk San'ın locasında maçı izledim. Yan locada G.Saray efsanesi Gheorghe Hagi oturuyordu. Osimhen'e yapılan faul sonrası kazanılan frikikte herkes Hagi'ye 'Sen olsan kesin gol olurdu' dediler. Buna kulağımla şahit oldum. Hagi güldü ama sessiz kalmayı tercih etti.


BAŞKAN'IN AYAKLARI YERDEN KESİLDİ
Maç bittiğinde herkes birbirine sarıldı, dev bir sevinç yumağı oluştu. Dursun Özbek, locasından çıkıp futbolcuları kutlamak için aşağı inerken, ayakları yerden kesilmiş gibi yürüyordu. Çünkü herkes başkanı kucakladı, bir tek omuzlara almadıkları kaldı. Maç sonu tribünlerle bütünleşen G.Saraylı oyuncuların sevgileri, mutlulukları gerçekten görülmeye değerdi.


SLOT MAÇI ROBOT GİBİ İZLEDİ BURUK BİR DAKİKA DURMADI
Liverpool'un hocası Arne Slot, maç boyu kenardan takımı bir robot gibi izledi. Okan Buruk ise kulübede bir saniye bile oturmadı. Her atakta her rakibi karşılamada o da onlarla hareket etti. İmkân olsa sahaya girip oynayacaktı. G.Saray taraftarının yarattığı tezahürat fırtınası, Liverpoollu futbolculara adeta bir baraj oldu. Teknik heyet, tribünler ve futbolcular birlikte hücum ettiler, birlikte savunma yaptılar.