CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Madem paranız vardı Emre Mor’u alsaydınız

Milli Takım, gruplardan çıkamadı. Bu başarısızlıktan çok kamptaki prim kavgaları, oyuncular arasındaki tartışmalar, Fatih Terim'in sert açıklamaları gündeme geldi. Bundan sonra ne olur, görüşleriniz neler?
Bir teknik adam için kulüp takımını çalıştırmakla Milli Takım'da görev yapmak arasında ciddi fark var. Neden? Bir teknik adam kulüp takımında belirlediği kadroyla Temmuz ayından, Mayıs ayı sonuna kadar yani tam 10 ay birlikte oluyor. Antrenmanı kendi yaptırıyor, sistemini kendi belirliyor. Milli Takım hocası kafasında belirlediği oyuncularla sadece milli maç öncelerinde bir araya geliyor. En uzun birliktelik turnuva öncesi yaşanan kamplarda oluyor. Milli Takım'a gelen seçilmiş oyuncular oynadıkları kulüplerin ya "Yıldız" ya da ilk onbir oyuncuları oluyor. Milli Takım hocasının birinci görevi; farklı karakterlere sahip oyuncu grubunu "Ekip ruhu" içinde harmanlamaktır. Tanıdığım Fatih Terim krizlerin nedeni değil, sorunları çözen bir hocadır.
Milli Takım'ı Fransa'ya taşıyan "sevgi, dostluk, arkadaşlık" ilişkilerinin "prim, ego, gruplaşma" üçgeninde futbolcuya dayalı sisteme dönüşmesine Terim'in müdahale edememesi beni çok şaşırttı. Dünya Kupası grup elemelerinde takımın başında Terim olacak. Ancak Milli Takım'ın ciddi bir barışa ve revizyona ihtiyacı var. Oğul Arda Turan ile baba Fatih Terim arasındaki buzlar erimeli. Ayrıca Fatih Terim'in yarışırken yenileyeceği kaliteli genç jenerasyonun lider kimlikli ve tecrübeli Arda'ya ihtiyacı olacaktır.

Cüneyt Çakır, 2016'da yola devam ediyor. İtalya-İspanya maçını yönetecek. UEFA'nın bu ataması İtalyanlar'ı kızdırdı? İtalyan basını "Çakır bizden intikam alacak" haberleri yapıyor. UEFA'nın ataması doğru mu?
UEFA'nın Fransa'daki en formda hakemi Cüneyt Çakır. Yönettiği iki maçta da oynanan oyundan izleyenler keyif almışsa bunda en büyük pay Çakır'a aittir. Futbolcuya yaklaşımı güven veren, pozisyonlara hep yakın olan, oyunun temposunu sürekli yükselten ama asla maçın önüne geçmeyen ve ekibiyle birlikte dikkatli yönetim sergileyen ve finali hak eden bir Cüneyt Çakır izledim. İtalyanlar akıl karıştırıp Çakır üstünde baskı kurmaya çalışıyor. Kumpas işlerini İtalyanlar iyi bilir. Türkiye'nin elenmesinde başrolü oynayan İtalyanlar, kanayan vicdanlarına, "Çakır bizden intikam alacak" algısıyla hem pansuman yapmaya çalışıyorlar hem de İspanyollar'a kaybederlerse kendilerine Çakır üzerinden kılıf hazırlıyorlar.

Galatasaray'ın Fatih Terim hayali suya düştü. Türkiye Kupası'nı kazanan altyapı teknik direktörü Riekerink ile yola devam edilecek. Yönetim risk mi aldı, şartlar mı buna zorladı?
Alp Yalman'ın, Hollandalı hoca için tavrı, "Altyapıda çalışır" şeklinde. Yalman, Galatasaray'ın başına Feldkamp tipinde bir hoca getirmeyi planlıyordu. Eğer Sneijder kalacaksa Riekerink de Galatasaray'ın başında olur. Riekerink'le birlikte Galatasaray'da "Futbolcuya dayalı sistem" devam eder. Etliye, sütlüye karışmayan hocalara hele hele Sneijder gibi yaşı ilerlemiş oyuncular bayılır. Çünkü bu oyuncular istediği gibi at koşturur, hocanın kararlarında etkili olur. Galatasaray'ın kadrosunun fazla değişmeyeceğini ve kulübün Avrupa olmadan sadece "Yerel rekabet" içerisinde olacağını düşünürsek Riekerink tercihini yadırgamam. Çünkü Türkiye Kupası'nı kazanan Galatasaraylı oyuncuların maç sonu sevgi yumağı oluştururken Riekerink'e, "Seni seviyoruz. Hoca olarak başımızda kal" şeklinde coşkuyla sarıldıklarını gördüm.

Serdar Aziz 4.5 milyon Euro ve 3 futbolcu karşılığında transfer edildi? 2 milyon Euro yıllık ücreti ve bonusları da olduğu açıklandı. Galatasaray taraftarı yüksek ücrete isyan etti. FFP kıskacındaki kulübün bir oyuncuya bu kadar para vermesi normal mi?
Galatasaray'ın boşaltması gereken ciddi bir kadro şişkinliği var. Bunu yaparken az zarar çok kar elde etmek gerekir. Serdar Aziz genç ve mücadele gücü yüksek ancak tek hamleli bir savunma oyuncusudur. 4.5 milyon Euro eder mi? 14 yabancının serbest olduğu bir ortamda Serdar'ın bonservis bedeli ve aldığı ücret çok yüksek. Çünkü hem üç oyuncu vereceksin hem Bursa'ya 4.5 milyon Euro ödeyeceksin hem de Serdar yıllık 2 milyon Euro alacak. Şimdi Başkan Dursun Özbek'e soruyorum; madem paranız vardı, neden o zaman 2 milyon Euro verip Emre Mor'u almadınız? Serdar'ı bu paraya alıp, Emre Mor'u almamak bence Mali Kongre'de, "Hesap verin" sorusudur.

Galatasaray'ın Serdar Aziz dışında diğer transfer arayışları için görüşleriniz nedir?
Galatasaray tarihinin en önemli başkanı Alp Yalman'dır. Yalman'ın kurduğu yönetimlerden sırasıyla Faruk Süren, Mehmet Cansun, Özhan Canaydın ve Adnan Polat gibi isimler Galatasaray'a başkan olmuştur. Yalman, futbolu iyi bilir. Hocadan da futbolcudan da iyi anlar. Başkan Dursun Özbek Galatasaray'ı yönetmeye aday olduğunda Alp Yalman'ı yönetiminde istememişti. İşler iyi gitmeyince, Galatasaray camiası da, "Seçime git yönetimini yenile" baskısı yapınca Özbek çareyi Sportif AŞ'yi değiştirmekle yaptı ve Alp Yalman'ı ikna etti. Yalman, "Davul da tokmak da" kendisinde olması şartıyla görev yapar. Yani Yalman asla "Yetkisiz kral" olmaz. Yalman'ın rahatsızlığının nedeni başkan Özbek'in kendisine taahhüt ettiği yetkilere müdahale etmesidir. Transferde Alp Yalman ve ekibi yetkiliyken başkan Özbek'in, Serdar Aziz transferini bizzat kendisinin bitirmesi bardağı taşıran damladır. Datça'da tatilde olan Yalman bu hafta başkan Özbek'le bir araya gelip sıkıntıları masaya yatıracak. Dialogdan ya çözüm çıkacak ya da ayrılık yaşanacak. Büyük saygı duyduğum mükemmel insan Alp Yalman eğer yetkilerinin delinmemesini istiyorsa bence Dursun Özbek ile bir protokol imzalamalı..

Galatasaray'ın Serdar Aziz dışında diğer transfer arayışları için görüşleriniz nedir?
Akhisar'ın golcüsü Rodallega doğru bir tercih olur. Çünkü Kolombiyalı golcü hem maliyetli değil hem de Türkiye'ye alışma konusunda uyum sorunu yok. Rodallega sırtı dönük oynayan, top tutan, iki ayağıyla şut atabilen tekniği ve vuruş becerisi yüksek, hava toplarında etkili olan bir golcü. Milli Takım'a kadar yükselen Emrah Başsan ne yazık ki önündeki basamakları atlayamayan bir oyuncu. Asla gelişme kaydedemedi. Galatasaray yönetimi Antalya'da 20 maçta ilk 11 oynayan ancak ortalama 53 dakika görev yapan Emrah Başsan sevdasından vazgeçmeli. Bu sezon sadece lig ve kupa olacağını düşünürsek Bruma ucuz bir ücrete satılmayıp kadroda tutulmalı.

TFF yeni sezonda 6 hakem uygulamasından vazgeçti. EURO 2016'da 6 hakem uygulaması sürüyor. Sizce TFF'nin kararı doğru mu?
Fransa'daki kupada UEFA, 6 hakem uygulamasını bozmadı. TFF de bozmamalı. TFF'nin, Türkiye'deki uygulaması yanlıştı. Kale arkası hakemlerine orta hakem atamak hataydı. Kale arkasındaki hakem eğer maç yöneten orta hakemden kıdemliyse Türkiye'de bu anlayış kriz yaratıyor. Cüneyt Çakır'ın ekibinde yer alan Bahattin Duran ve Tarık Ongun dışında kale arkası hakemleri kim; Hüseyin Göçek ve Barış Şimşek.. Bu ikisi de Avrupa'da maç yöneten FIFA hakemleri değil mi? Orada hatasız görev yapanlar Türkiye'de kendilerine "Kale arkası hakemliği" görevi verilmesini içlerine sindiremiyorlar. Bence TFF bu 6 hakem uygulamasından vazgeçmemeli, sadece kale arkası hakemlerini yardımcı hakemlerden oluşturmalı...

İtalyan şikesi!

Organizasyon: EURO 2004.. Ülke: Portekiz.. Tarih: 22 Haziran 2004.. Danimarka, İsveç, İtalya ve Bulgaristan aynı gruptaydı ve iki takım çıkacaktı. Son maçlarda şartlar Danimarka ile İsveç'i, Bulgaristan ile de İtalya'yı karşı karşıya getirdi. İtalya kazandığında, İsveç ile Danimarka berabere kaldığında Bulgaristan dışındaki üç takım 5 puanda olacak ve gruptan çıkacak iki takımı "Üçlü averaj" belirleyecekti. Eğer İsveç-Danimarka maçı 2-2 biterse İtalya "Üçlü averaj" kurbanı olacaktı.. Sağanak yağmurda oynanan Danimarka-İsveç maçını Porto'da izledim.. İsveçli ve Danimarkalı taraftarların tribünde açtıkları pankartta şöyle yazıyordu: "Viking kardeşliği; 2-2" Maç "Viking kardeşliği" sayesinde 2-2 bitti ve İtalya ağlayarak elendi.. İtalyan medyası sonucu manşetlerine "Viking şikesi" olarak yansıttı. UEFA Sözcüsü Rob Faulkner, "Şike yok" dedi ama o dönemde UEFA Başkanı'nın İsveçli Johansson olduğunu hatırlatırım. Ahlakın temelinde, "Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmamalısın.." düsturu yatar...

FRANSA'DA DİN KARDEŞLİĞİ
Tesadüfe bakın; EURO: 2016.. Ülke: Fransa.. Tarih: 22 Haziran 2016.. Hırvatlara ve İspanyollara yenilen ama son maçta Çekleri 2-0 yenen Türk Milli Takımı'nın "En iyi üçüncü" olması için Belçika'nın İsveç'le, İtalya'nın İrlanda ile berabere kalması yetiyordu. Belçika kazandı. İtalya, zayıf İrlanda'ya 85'te yediği golle kaybedip Türkiye'yi badem etti... EURO 2016'dan elenen kim; Türkiye ve Arnavutluk.. Bu iki ülkenin dini değerleri nedir: Müslümanlık.. Maçlara ve sonuçlara baktığımızda Fransa'daki kupa "Din kardeşliği" olarak tarihe geçecek. O yüzden göbeğimizi kendimiz kesmeyi öğrenmeliyiz.

UEFA 'ETİK DEĞİL' DİYOR
UEFA'nın 2016 Avrupa Şampiyonası için açıkladığı statüye göre İtalya'nın yaptığı geniş rotasyona benzer durumlar için bir madde bulunuyor. Statünün 5. maddesinin A bendinde, "Federasyonlar, elenene kadar sahaya olabilecek en güçlü takımlarıyla yer alır" ifadesi bulunuyor. İtalya'nın yaptığı rotasyonun UEFA tarafından da etik bulunmadığı bu maddeyle açıklığa kavuşsa da söz konusu maddenin ciddi bir yaptırım uygulama ihtimali bulunmuyor.

Cumhurbaşkanımızın mesajını aldılar

İsteyince adam gibi mücadele edilebiliyor, adam gibi futbol ortaya konuyor, yürekli olunuyormuş. Milli Takım oyuncularının aklı başına yumurta kapıya dayanınca geldi. Bu kadar inançlı, yardımlaşması yüksek, kişilikli ve karakterli oyunu Çekler'den önce kaybedilen iki maçta sahaya yansıtsalardı yine alkışlanacak bir Milli Takım olurdu.
Bu futbol değişiminin altında üç tane neden var:
1- Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın hem Arda'ya sahip çıkması, hem de Terim'e destek vermesi tüm Milli Takım'a bir mesaj gibi yansıdı. Cumhurbaşkanımızın bu konuşmasının altında yatan en büyük ifade "Bizi sevindirdiniz, kaybettiğinizde de arkanızdayız.
Ama bizleri sevindirecek güce sahipsiniz, bunu yapın" şeklindeydi. Cumhurbaşkanımızın motivasyonu, başta kaptan Arda olmak üzere tüm futbolcuların; dikkatli, istekli, coşkulu ve mücadele gücü yüksek bir oyun kurmalarını sağladı.
2- Bu turnuvanın yıldız adaylarından birisi Emre Mor'du. Nihayet Fatih Terim, "Yap hep ya hiç" şeklindeki Çek maçına Emre'yi 11'de başlattı.
18'lik yıldızın farklılığını tüm Milli Takım oyuncuları hissetti Emre, çabukluğu, deparları, dikine gidişiyle; hem hücuma zenginlik kazandırdı hem pozisyon üretmemizde etken oldu hem de özlediğimiz kanat ataklarını yaşattı.
Burak'ın attığı golde yaptığı koşu, attığı çalım ve topu kestiği adres dört dörtlüktü.
3- Arda Turan tribünler tarafından alkışlanırken gerçekten ilk 2 maçta koşmadığı kadar Çeklere karşı müthiş mücadele ortaya koydu.
Takımını gerçek bir kaptan gibi yönetti. Mücadele ederken de ortaya karakterini koydu.
Milli Takım, Fransa'da unuttuğu, arkadaşlık, dostluk ve sevgi değerlerini Çek maçında yeniden kazanmış göründü. Ozan Tufan mükemmel bir gole imza atarken inanılmaz rakipleriyle mücadele etti. Selçuk sahanın her yerine bastı. İspanya maçında yürüyecek hali olmayan Burak, rakip defansın arkasına attığı deparların yanı sıra savunmaya da ciddi destek verdi. Bu Milli Takım, Fransa'ya "Yenildiğimizde değil, vazgeçtiğimizde kaybederiz" sloganı ile gelmişti. Vazgeçmemek adına iyi oyundan çok mücadele olarak yardımlaşma olarak sahaya kaliteyi yansıttılar. Arnavutluk'u geride bıraktık ama kendi göbeğimizi kendimiz kesemeyeceğiz.
Rakiplerimiz yardım ederse geçebileceğiz.

Beşiktaş Hava Yolları!

Koltuğa yapışmak gibi bir niyetim yok. Görev sürem olan altı yılda en büyük hedefim sportif olarak başarılı, ekonomik olarak güçlü bir Beşiktaş yaratmak...

Yeni sezonda deplasmanlara kendi uçağımızla gideceğiz. Uçağın gövdesine Beşiktaş yazacak... Kullanmadığımız günlerde uçak özel firmaya kiralanacak

Nice'teki Türkiye-İspanya maçından sonra Türk Hava Yolları ile İstanbul'a dönerken, uçakta Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman ile sohbet ettik... Şampiyon olmanın mutluluğu hala Başkan Fikret Orman'ın yüzünden okunuyordu. Uçakta yer alan rakip takım taraftarları üzerlerinde kulüp formalarıyla Başkan Orman'ın yanına gelip fotoğraf çektirdi. Beşiktaş üzerine yaptığımız futbol sohbeti sırasında yanımızda Uludağ Gazozları'nın sahibi Ömer Kızıl da vardı... Sözü Başkan Orman'a bırakıyorum:

RESTORANLAR MÜTHİŞ OLACAK
"Dünyanın en güzel stadını dünyanın en güzel yerine yaptık. Çok uğraştık. Uykusuz geceler geçirdik. Teknolojisi yüksek çok akıllı bir stadyum yaptık. Vodafone Arena, Beşiktaş'a sadece futbol mabedi olmayacak, yaşayan bir stat haline gelecek... Özellikle boğaza bakan restoranlar her vakit hep müthiş bir doluluk yaşayacak. Ayrıca stada büyük bir müze yapmayı planlıyoruz.. Avrupa'daki büyük kulüplerin statlarında olduğu gibi Vodafone Arena'yı gezmek isteyenlere ücret karşılığı bu imkanı tanıyacağız.. Ben Beşiktaş'a hizmet için varım. Koltuğa yapışmak gibi bir niyetim yok. Tüzük gereği iki dönem yani toplam 6 yıl görev yapma hakkım var. Bu zaman sürecinde en büyük hedefim; sportif başarıları istikrarlı olan, ekonomik açıdan güçlü bir Beşiktaş yaratmak. Ben ve yönetim kurulumuz hesaba kitaba dikkat ediyoruz. Örneğin futbolcularımıza tek kuruş borcumuz yok. Pahalı futbolcuların da peşinden koşmuyoruz. Üstelik bizim belirli bir bütçemiz ve transfer politikamız var. Beşiktaş'ın güçlü kadrosuna yapacağımız 3-4 tane oyuncu transferi yeterli olacaktır. Devre arası kiraladığımız Marcelo'nun da bonservisini de bütçemize uygun aldık. Pahalı transferler yapmayı düşünmüyoruz. Takım içi dengelere özen gösteriyoruz. Bütçemize uygun almak istediğimiz oyuncular eğer belirlediğimiz ücreti kabul ederlerse Beşiktaş'a gelebilirler."

SAĞ BEKİ SİZ BİLİYORSUNUZ!
Başkan Fikret Orman'a, "Kaleci aldınız mı?. Sağbek kim olacak?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Sağ bek geliyor.. Kaleciyi de Milli Takım'ın kaybettiği İspanya'dan aldık.." dedi. Sağ bek'in Gökhan Gönül olup olmadığını hatırlattığımda, "İsim yok ama biliyorsunuz.." şeklinde gülümsedi.. İspanyol kalecinin de Boyko transfer edilmeden önce çapraz bağlarını koparan ve Deportivo ile sözleşmesi biten 28 yaşındaki Fabricio Agosto Ramirez olduğunu öğrendik.

İKİ DE OTOBÜS ALIYORUZ
Başkan Fikret Orman'ın sohbetimizdeki sürprizi kulübe alacaklarını söylediği Beşiktaş uçağı projesiydi... Orman, yeni lig sezonunda Beşiktaş'ın kendi uçağıyla deplasman maçlarına gidip geleceğini anlattı. Alınacak uçağın gövdesi Beşiktaş'ı yaşatacak. Maliyeti 40 milyon dolar olacak. Ancak Başkan Orman uçağı Leasing sistemiyle almayı düşündüklerini ve bütçeden 20 milyon dolar çıkacağını söyledi. Başkan Orman, Beşiktaş uçağını sadece deplasmanlar için kullanmayacaklarını gelir elde etmek amacıyla özel bir uçak firmasına kiralayacaklarını söyledi. Orman ayrıca iki otobüs aldıklarını vurguladı. Havalimanına kendi otobüsleriyle gideceklerini, ikinci otobüsün de indikleri havalimanında kendilerini karşılayacağını söyledi. Başkan Fikret Orman, uçak ve otobüs formülüyle Beşiktaş'ın kurumsal imajlarını güçlendirmeyi amaçladıklarını dile getirdi.

Tüccar zihniyeti

İspanya da Brezilya da Almanya da ağır mağlubiyetler almışlardır. Ama kaybederlerken asla teslimiyetçi bir ruhla oynamamışlardır. İspanya bize karşı zaten favoriydi. Hırvatistan maçından sonra ağır eleştirilen millilerin, İspanya'ya karşı onur mücadelesi vereceklerini tahmin etmiştim ama yanıldım. Başta kaptan Arda olmak üzere tüm futbolcuların, "Turnuva bitsin, evimize gidelim. Bizim Fransa'da ne işimiz var?" diyecek kadar sorumsuz, isteksiz, mücadeleden uzak ve sahaya yüreklerini koymadan oynadıklarına şahit oldum. Fatih Terim'in çok eleştirilen kadroda değişikliğe gitmeyip sadece Burak'ı monte etmesi Milli Takım'ın çöküşünün habercisiydi. O Burak, zihinsel ve fiziksel olarak hazır değildi. Kritik pozisyonlarda gole giden arkadaşının ayağından topu çaldı, ofsayta düştü, pozisyonu öldürdü ya da topu dışarı şutladı. Fatih Terim ve Milli Takım'ı Fransa'ya götüren en büyük etken son üç maçta oynadığı 4-6-0 sistemiydi. Ancak Burak'a teslim olmak, santrforlu sisteme dönmek İspanya maçının farklı kaybedilmesine neden oldu.
İddia ediyorum, İspanya Milli Takımı'nın idmanlarındaki çift kalelerde bile bu kadar yumuşak mücadele olmaz. Milli Takım'ın kaybetmesine saygı duymuyorum, çünkü sonuca ve rakibe isyan eden oyun ortaya koymadılar. Terim takımla yaşamıyor mu? Kimin formda, kimin başarıya aç olduğunu bilmiyor mu? Ama sahadaki oyuncular kusura bakmasınlar Fransa'daki turnuvaya, tüccar zihniyeti ile gelmişler. Arda'nın kafası İspanya'da, Gökhan'ın, Topal'ın kafası transferde. Caner, Ozan Tufan uzun süre oynamamışlar. Terim'in Emre Mor'u İspanya'ya karşı düşünmemesi hayal kırıklığı oldu. Çünkü İspanya bize boş alanlar verdi ama Arda, Oğuzhan, Burak ve Hakan Çalhanoğlu'nun öne hızlı hücum edecek güçleri yoktu. Eğer İspanya maçı idman havasında oynamasa 6-0'lı-8-0'lı yenilgiler dönemini yeniden görebilirdik.
Arda iyi değil. Koşamıyor, mücadele edemiyor, çalım atamıyor. Seyircinin tepkisine tepki koyması hataydı. Ancak tribünde izlerken bir konuda utandım; Türk taraftarları tribünlerde içkilerini içerken maç boyunca milli sporculara ağza alınmayacak küfürler etti. Yuhalayabilirsiniz ama kimsenin ailesine küfür edemezsiniz. Böyle taraftarlık olmaz.

4-6-0 oynamalıyız!

🔴 İlk maçı kaybettik ve sıra İspanya maçında… Sizce İspanyollara karşı nasıl oynamalıyız?
İspanya Milli Takım'ı Barcelona'nın yarattığı "Altın Jenerasyon" dönemini kaybetti, Barça'nın İspanya Milli Takımı'na taşıdığı "Tiki-taka" pas anlayışı da eskisi gibi güçlü ve keyifli değil. Milli Takımımız, İspanyollar ile "Pas düellosu"na girmemeli.
Top bizde kalmamalı ama dikkatli ve doğru pozisyon almalıyız.
Gürcistan'ın 1-0 kazandığı, Çekler'in son dakika golüyle kaybettiği maçlarda ortaya koyduğu oyun anlayışı Milli Takım'a "rol model" olmalıdır.
İniesta'nın yönetimindeki İspanya'yı dar alanda oynamaya mahkum etmeliyiz. Konya'daki Hollanda maçında orta alanı kalabalık tutup rakibi geniş alan vermeden, nasıl kenarlara oynamaya zorladıysak İspanya'ya da aynı anlayışı uygulamalıyız. Hırvat maçında en büyük eksiğimiz maç 0-0 iken Milli Takım'ı hızlı hücuma çıkaracak oyuncu yokluğuydu. Göbekten Oğuzhan, kanattan da Emre Mor bunu yapabilir. Çünkü bu ikili topla rakip savunmanın arkasına gidip, pozisyon üretir.
İspanya'ya santrforlu sistemle değil savaşçı ve kalabalık bir orta sahayla, yani 4-6-0 düzeninde çıkmalıyız.
🔴 İspanya maçında kadroda nasıl değişiklikler bekliyorsunuz? Özellikle Emre Mor'la ilgili düşünceleriniz neler?
Emre Mor ilk 11 başlamalı.
Neden? Emre hızlı ve çabuk. Topla dikine giderken müthiş vites yükseltiyor ve önüne çıkan rakibine kolay çalım atıyor. Emre, kanatta oynayacaksa Juanfran'ın kanadında oynamalı. Jordi Alba çabuk ve atletik bir bek.
Emre bu düelloda yıpranır. Juanfran geri dönüşleri ağır bir bek. Ayrıca Emre pozisyon değiştirip "santrfor" gibi oynar ve Pique&Ramos ikilisinin arasına atılacak toplara yapacağı koşularla rahat pozisyon bulur. Pique&Ramos ikilisi La Liga'da Emre Mor tipi oyunculara karşı hep zaafiyet yaşadı.
🔴 Terim'in sözleri için ne diyorsunuz?
Futbolcularına hep, "Bir şeyi kazanmak için bazı şeyleri kaybetmelisin. Unutma; kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin" sözünü ezberleten Terim'in, "Fransa sonrası Milli Takım benimle ya da bensiz yola devam eder" açıklamasında eleştirilerden dolayı bir kırgınlık yaşadığını düşünüyorum. Milli Takım'ın başarısızlığından reyting yapmaya çalışanların yine gölgeleri görünmeye başladı. Terim bu eleştirilere artık şerbetli olmalı ve göreve devam etmeli. Çünkü Milli Takım yepyeni, kaliteli ve genç bir jenerasyon yakaladı. Çizilen yeni yol haritasında bu Milli Takım'ın Dünya Kupası elemelerinde oyuncuların "e tle tırnak" örneği gibi Terim'e ihtiyacı olacaktır. Terim eğer ayrılmayı düşünüyorsa, bu yanlış olur, çünkü hem Milli Takım hem de Türk futbolu zarar görür.
🔴 İspanya maçı sonrası, Çeklerle oynayacağız. Gruptan çıkma şansımız sizce nedir?
Şartlar; "3 puan alırsan rakipleri bekle. 4 puan ise mutluluk ve tur demek" diyor.

Sürpriz Emre olmalıydı

Fatih Terim'in, Milli Takım'ı Fransa'ya taşıyan oyuncularla Hırvatistan maçına başlaması, "Duygusal karar" olarak görünse de kağıt üzerinde çok yanlış değildi. Oyuna akıl ve kalite koyan oyuncularımız Arda Turan-Hakan Çalhanoğlu- Oğuzhan çok etkisiz kaldı. Bu üçlünün topa hükmetme eksikliği yüzünden Hırvat kalesine Ozan'ın kafa vuruşu dışında etkili hücum edemedik. Arda- Hakan-Oğuzhan üçlüsü topla dikine gidemedikleri gibi hem top tutamadılar hem de rakibin sertlik içeren temaslı oyununa yeterli fizik güçleri olmadığından karşılık veremediler.
Maçta ciddi fark yaratan Hırvatların iki yıldızı Modric ile Rakitic, oyunun iki yönünü eksiksiz ve disiplin içinde oynadı. Arda-Hakan-Oğuzhan üçlüsü top tutamamalarının yanı sıra hücuma gittiler gelemediler, savunmaya döndüler bu kez hücuma çabuk gidemediler.
34 yaşındaki Hırvat kaptanı Srna bindirmeleriyle Caner'in bölgesini darmadağın etti ve inanılmaz etkili ortalar yaptı. Hırvat kalesinde yakaladığımız tek pozisyonda Gökhan'ın mükemmel ortasına Ozan Tufan kafayla "stoper" vuruşu yaptığı için golü kaçırdı. Modric'in attığı gol tamamen kaleci Volkan'ın dikkatsizliğiydi. Neden mi? Selçuk topu uzaklaştırdığında Volkan, "Tehlike geçti" rahatlığında olduğundan Modric'in vuruşunu beklemediğinden gereken pozisyon duruşunu yapmadı ve golü yedi.
Fatih Terim'in soyunma odasına yenik giren ve ilk yarı üretemeyen oyuncu grubuyla ikinci devreye başlaması bence akıl tutulmasıydı. Çünkü ilk yarı Milli Takım'ın en büyük eksiği rakip kaleye hızlı top taşıyacak ve çabuk hücumu gerçekleştirecek bir oyuncunun olmamasıydı. Volkan- Burak değişikliği aynı anda ve ikinci yarının başında yapılmalıydı. Ayrıca "Sürpriz" denilen Cenk Tosun tercihi yanlıştı. Hırvat savunmasını ancak rakibin sırtına etkili koşular yapabilen Burak'la rahatsız edebilirdik.
Fatih Terim, Türk futbolunun en cesur hocalarından biridir. Hırvatlar galip durumda ve kapalı savunmaya döndüğü anda Emre Mor'u oyuna almak hataydı. Emre gibi hiperaktif, rakibini kolay geçebilen ve kolay faul kazandıran bir oyuncu ancak skor eşitse oyunda olmalı. Yani; Terim'in ilk on bir sürprizi Cenk değil Emre Mor olmalıydı.

Arda bilinçaltındaki baskıdan kurtulmalı

Tarih: 22 Aralık 2009.. Yer: Florya'da GS TV stüdyosu. Hasan Tankaya'nın yönettiği, ben ve Cüneyt Tanman'ın katıldığı Futbol Akşamı programının konuğu Arda Turan olmuştu. Sohbetimiz sırasında şimdilerde Barcelona'da birlikte oynadığı Messi için, "Dünyanın en büyük futbolcusu... Müthiş yetenekli" ifadesini kullanmış, kendisini tanımlarken, "Önder bir oyuncuyum" demişti. Avrupa hedefini açıklarken Arda, "Avrupa'nın her takımında rahat oynarım" demişti. Arda kalitesi ve yetenekleri sayesinde Atletico Madrid'den Barcelona'ya hak ederek transfer oldu. Arda benim için çok çok özeldir. Türk futbolunun en değerli mücevheridir.. Karakter olarak "Adam gibi adam"dır.
Milli maç performanslarına bakınca Barcelona'da oynamadığı ve oynadığı dönemde iki farklı Arda var. Türkiye'nin; Letonya, Hollanda, Çek ve İzlanda maçlarında müthiş bir Arda izledim. Arda o dönem Barça'nın transfer yasağı nedeniyle sadece Milli Takım'da oynayabiliyordu. Maç eksiğine rağmen Milli Takım'ın en çalışkanı ve en üretkeniydi.
İki kupalı şampiyonluk yaşadığı Barça'da ilk 11'de oynamamak bence Arda'yı bozmadı. Ancak As Gazetesi'nin Arda'yı, "Yılın en kötü transferleri" listesinde göstermesi bilinçaltında Arda'nın futbol aklını karıştırmış. Karadağ ve Slovenya maçlarında Arda'yı "Nasıl bir futbolcuyum, görün" gibi bir anlayış içinde olduğunu gözlemledim. Bu iki maçta paylaşımcılıktan uzak topla daha fazla oynayan Arda'nın bilinçaltına yerleşen bu saplantıdan hatta baskıdan kurtulması gerekir. Fransa'da Hollanda-Çek-İzlanda maçlarındaki gibi sadece oynayan değil, oynatan, üreten ve lider Arda'ya ihtiyacımız var.

-------------------

Hem yaz hem oyna!

Galatasaray'da iki kadın finans direktörünün çekişmesi Gözde Turan'ın gönderilmesiyle noktalandı. Sabah Spor Servisi de olayı, "İki kadın tek koltuk" başlığıyla manşet yaptı. Ben, "O kişi benim adamım değil gitsin. Yerine benim adamım gelsin" felsefesine karşıyım. Önce işin başındaki çalışanı araştırmak, gözlemlemek gerekir. Eğer bir yetersizlik ya da zaafiyet varsa o kişi gider yenisi gelir. İşini doğru yapan gönderilir yerine "Arkadaş" gelirse onun adı "Torpilli" olur.
Fatih İşbecer'in "Sınıf arkadaşı" kontenjanıyla getirdiği sayın Gözde Turan bankacıdır. Ünal Aysal'ın bir dönem gönderdiği ama Yarsuvat'ın yanlışı düzelterek yeniden göreve getirdiği Sedef Hacısalihoğlu finans uzmanıdır.
Sedef Hanım ile Gözde Hanım'ın zaten birimleri aynı değil. Yönetici İşbecer, arkadaşı Gözde Turan'ı finans departmanına yerleştirdiğinde hedefi arkadaşının işi öğrenmesiydi ama olmadı.Gözde Hanım, başarılı olsaydı İşbecer de Sedef Hanım'ı yollayacaktı. Başkan Dursun Özbek olaya el koyup yüksek maliyet nedeniyle Gözde Turan'ı yolladı. Gözde Hanım'ın Galatasaray'a, bankadan kazandığı maaşının üç misline transfer olduğu söyleniyor. Evet ortada İşbecer'in dediği gibi bir "Bizans oyunu ve entrika" var ama acaba yönetmeni kim? Hem yazacaksın hem de oynayacaksın. Olmaz...

-------------------


Beyler tekmelik takın

Beyler tekmelik takınBaşarı ayrıntılarda gizli mi? Evet... Milli Takım'ın idmanlarını gözlemledim. Arda Turan ayağına aldığı bir darbeden sonra antrenmanı yarım bırakıp çıktı. İdmanda oyuncuların çift kale maçında "Tekmelik" takmadığını gözlemledim. Oyun kuralları oyunculara, "Tekmelik takmak şart" diyor. Tekmelikle oynamak kolay değil ama koruyucu. Şimdi Arda Turan ya da bir başka isim tekmelik takılan bölgeye bir darbe alsa ve "İki ya da üç hafta yok" açıklaması yapılsa kim kaybeder? Önce Arda sonra da Milli Takım, hatta Barcelona... Bu tespitim belki ayrıntı ama Fatih Terim Hocam oyuncuları tekmelik takmaları konusunda ısrarla uyarmalı.


----------------

Scott Piri'nin sihirli programı

ABD'li performans uzmanı Scoot Piri'nin ekibiyle birlikte Milli Takım'a yeniden getirilmesinin milli oyuncular için şans olduğunu düşünüyorum.
Scott Piri'yi önce 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda tanıdım sonra da Galatasaray'da iki yıl izledim.
Fatih Terim, Galatasaray'ın başına geçtikten sonra Aralık ayında Scott Piri'yi uzun uğraşlardan ve aşırı ısrarlardan sonra Florya'ya getirmişti. Scott Piri; Galatasaraylı futbolcuları yaşlarına, mevkilerine ve kas yapılarına göre özel olarak çalıştırdı. Scott Piri'nin metodları sayesinde Terim'li Galatasaray ligde iki yıl üst üste şampiyon olurken sahada çok koşan, mücadele eden, güçlü, kuvvetli ve hızlı bir takım gördük.
Galatasaray'daki fizik güç kalitesinin perde arkasındaki kahraman Scott Piri'ydi.
İdmanlardan 2 saat önce salona gelen Piri, eksiği bulunan oyuncuları özel olarak çalıştırırdı.
İşte Scott Piri'nin Milli Takım oyuncuları için hazırlayacağı sihirli program:
1- Mevkilerine ve yaşlarına göre her oyuncuya ayrı bir program yapacak.
2- Sakatlıktan çıkan oyuncuları yaşadığı sakatlıklara göre özel programlara tabi tutacak.
3- Genç futbolculara dayanıklılık ve çabukluk idmanları yaptırırken yaşlı oyunculara esneklik çalışmaları yaptıracak.
4- Kondisyon sorunu bulunan oyuncuları iki saat önce spor salonunda özel seansa alıp, çalıştıracak.
Hakan Balta, Mehmet Topal ve Selçuk İnan'ın yakından tanıdığı ve çevresine pozitif enerji saçan Scott Piri, uygulanması zor hareketleri bile sempatikliği sayesinde futbolculara rahatlıkla yaptırır.

Hep coşkuluyuz

Oyun akıllarımız Arda, Oğuzhan, Hakan Çalhanoğlu, Selçuk ve Volkan Şen'in koşu performansları, dirençleri ve topa hükmetme kaliteleri, Milli Takım'a Fransa'da yön verecek. Neden mi? İspanya-Hırvatistan- Çek üçlüsünün karışımı, sert, çok koşan, iyi mücadele eden, iyi top kullanan Slovenya önünde oyunun savunma ve hücum yönünü nasıl oynadığımızı gördük.
İlk yarıda, Arda-Oğuzhan-Çalhanoğlu üçlüsü sık alan değiştirip, doğru pozisyon alıp, topa hükmettikleri süre içinde Slovenya kalesine etkili hücum ettik. Slovenya'nın kalemizde kurduğu baskıyı "kompakt" oyun anlayışı içinde bertaraf ettik. Takım halinde savunmaya geçtiğimizde Slovenya'ya şut atacak alan bile bırakmadık. Orta alanı çok adamla kontrol ettik. Caner-Gökhan ikilisini kanatlardan hücuma kaldırdık. Terim'in Oğuzhan-Çalhanoğlu ikilisini çıkarıp Emre Mor ile Volkan Şen'i kanatlara monte etmesi Milli Takım'a hızlı hücum yapma imkanı verdi ama orta alandaki direncimiz zedelendi. Selçuk-Ozan ikilisi, baskıyı karşılarken Burak ve Arda'dan yeterli destek alamadık.
Oğuzhan-Çalhanoğlu aynı anda oyundan çıkmamalı. Özellikle Oğuzhan bu sezon Beşiktaş'ta Atiba ile başarılı bir ikili olurken oyunun iki yönünü de oynamayı öğrendi. Oğuzhan'ın varlığı orta alana direnç ve kalite katıyor. Terim belli ki Burak'ı "Seni gol silahım olarak görüyorum" mesajıyla kazanmak istiyor. Burak da güzel bir kafa golü atarak Milli Takım'ın kazanma alışkanlığını sürdürdü. Ancak Burak savunmaya yardıma sadece rakip korner atarken gelmemeli. Önde kalacaksa rakip savunmanın kolay top kullanmaması için baskı kurmalı. Volkan Babacan gecenin yıldızıydı, topları sektirmedi. Rakibin etkili şutlarında doğru pozisyon alarak gol yemedi.
UYARI: Emre Mor her türlü övgüyü hak ediyor. Ama iki şeyi unutmamalı. 1- Pas vermeyi öğrenmeli. 2- İtiraz etmeyi unutup futboluna odaklanmalı.

Emre Mor’dan 11’de yararlanılmalı

SORU : EURO 2016 öncesi bugün Slovenya karşısında son hazırlık maçına çıkıyoruz. Fatih Terim'in bu son provada sahaya nasıl bir takım çıkarmasını bekliyorsunuz?

Milli Takım'ın orta alanda ve hücum bölgesinde sorunları yok. Savunmanın iki kanadında da Gökhan-Şener, Caner-İsmail gibi etkili hücum beklerimiz var. Ancak savunmanın göbeğinde ciddi sıkıntı olduğunu düşünüyorum.
Fatih Terim Mehmet Topal-Hakan Balta ikilisini göbekte kullanıyor.
Balta'nın sol stoperde uzun süredir belirli istikrarı var. Ancak Topal'ın tek hamleli bir oyuncu olduğunu hatırlatırım.
Ayrıca Topal ön liberoda çok başarılı bir sezon geçirdi.
Terim, son prova Slovenya'ya karşı kadroda iki analizi görerek yapmalı.
2008'de savunmada yaşanan sakatlıkları hatırlatarak; Ahmet Çalık-Balta ile Semih-Topal ikilisini savunma uyumu adına birer devre birlikte düşünmeli.
Çünkü bu eşleşmeleri hiç görmedik.
Emre Mor turnuvanın yıldız adayı.
Çabuk, özgüvenli, iki kanatta birden oynayabiliyor. Topla hareket halinde rakibine kolay çalım atıyor. Fatih Terim Fransa'da Emre Mor'u, kaptan Arda, Oğuzhan-Hakan Çalhanoğlu gibi tekniği ve etkili pas kullanma becerisi yüksek yıldızlarla birlikte ilk onbirde kullanmalı.

SORU : Gruptaki rakiplerimizi göz önüne alırsak EURO 2016'da Milli Takımımız'ın şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başarı şifremiz: dikkat &sabır
Futb olda sistemler değil stratejiler maç kazandırır. Hırvatlar'ı, Çekler'i ve özellikle İspanya'yı, fizik gücümüzü düşünürsek oyunun boyunu büyüterek alt edemeyiz. Konya'daki Hollanda ve İzlanda ile dışarıdaki Çek maçındaki gibi geniş alan vermeden ama topu kazandığımızda rakip kaleye hızla giden Milli Takımımızın oynadığı "Kompakt" futbolumuz üç rakibimize karşı oynayacağımız oyun için "Rol model" olmalıdır. Santrforlu sistemde Burak'ı eğer 4-6-0 oynarsak Arda'yı ve Emre Mor'u "Sürpriz golcü" olarak orta alandan rakip savunmalarını arkasına kaçırarak gol ya da golleri bulabiliriz. Başarı şifremiz; dikkatli, sabırlı olmak. En büyük zaafımız öfke kontrolüne yenik düşmemek. Sayısal olarak eksilmezsek bu gruptan çıkarız.