CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Şifre Van Persie!

🔴 Advocaat Fenerbahçe'nin başında 6 maça çıktı ve hala iskeletini kuramadı. Neden bu arayış?
Advocaat'ın en büyük sorunu kadro tercihinde istikrarı yakalayamaması... Hollandalı hoca sürekli arayış içinde olduğundan Fenerbahçe her maça farklı 11 ile çıkıyor. Zorya maçının ikinci yarısında oyuna giren isimler ilk 11'de olmalıydı. Özellikle Van Persie maça kafadan başlamalıydı. Fenerbahçe'nin üstünlük kurduğu ve rakibe baskı uyguladığı ikinci yarıda en büyük etken Van Persie idi... Hollandalı güçsüz olabilir ama rakip defans önünde top tuttuğu için Fenerbahçe hücuma çok adamla çıkmayı ikinci yarıda başardı. Sow duvar olmasını bilmediğinden ilk yarıda Fenerbahçe rakipten kontraatak yememek için defans güvenliğini ön plana çıkardı.

🔴 Fenerbahçe'nin eksiği nerede?
Fenerbahçe hala orta alanda oyunu yönetecek ve yönlendirecek oyuncunun sıkıntısını yaşıyor. Advocaat, Salih'e güvenmiyor. Ozan Tufan, Mehmet Topal ve Souza üçlüsü rakipten top çalan, rakibi karşılayan ve çok koşan bir yapıya sahipler. Ama topu kullanma becerileri, oyunu ters yöne çevirmeleri konusunda kapasiteleri ve yetenekleri sınırlı. Advocaat, 10 numara olarak Van Persie'yi kullanmak zorunda. Çünkü Hollandalı yıldız, Souza-Topal-Tufan üçlüsü ile Sow arasında takımın hücuma etkili kalkması için pas istasyonu olabilecek tekniğe ve kaliteye sahip. Alper Potuk, Stoch gibi oyuncular topsuz oyunu bilmiyorlar. Zaten bu iki oyuncu çıktıktan sonra Fenerbahçe etkili olmaya başladı. Yani Advocaat için iki şifre var: a- Kadro istikrarı. b- Van Persie olmazsa olmaz...

🔴 Gidenlerin yeri doldu mu sizce?
Gökhan ve Caner artık Beşiktaş'ta... Geriye dönüp bakmamak lazım. Ama bu ikili ile Hasan Ali-Şener ikilisi arasında futbolun oyun zekası olarak çok büyük fark var. Hasan Ali-Şener fazla bindiriyorlar ama finalde ne yapacaklarını bilmiyorlar. Advocaat milli takımda da sol bek oynayan İsmail'i kazanmalı, kalitesini tartışmayacağın Van der Wiel'in de performansını yukarı çekmek için çalışmalı. Çünkü tekniği yüksek, dikine hızlı gidebilen ve güçlü olduğunda da sıfıra inip etkili ortalar yapabilen bir kalite Van der Wiel.

Kulübü Sneijder yönetiyor

Galatasaray yönetimi, ücretinde "Feda" demediği ve indirime gitmediği için kaptan Selçuk İnan'a "mobing" uyguluyor... Tarz olarak da "Selçuk formsuz. Selçuk kötü oynuyor" şeklinde algı operasyonu yaptırılıyor. Aynı uygulama nedense Sneijder'e yapılamıyor... Selçuk kötü de Sneijder çok mu iyi?
Bir büyüğümle Kayserispor karşılaşması sonrası Galatasaray, Selçuk ve Sneijder üzerine telefonda sohbet ettik. Ben, "Takımı resmen Sneijder yönetiyor" dedim. Büyüğüm de bana, "Takımı yönetse iyi. Sneijder kulübü yönetiyor!" açıklamasını yaptı... Geldiği yıl oyundan çıktığında dönemin başkanı Ünal Aysal'a soyunma odasından telefon açıp, "Ya Terim.. Ya ben" diyen Sneijder değil miydi? Mancini ve Prandelli döneminde ipleri elinde tutan Selçuk- Burak ikilisini istemeyen Sneijder değil miydi? Riekerink'i, Galatasaray'ın başına Sneijder hoca yapmadı mı? Mevcut yönetimi yerden yere vuran Sneijder değil miydi?
Feda konusunda başta Hasan Şaş olmak üzere eski oyuncuları örnek gösteren yöneticiler bugün Selçuk'tan indirim bekliyorlar ama yürekleri Sneijder'e "Ücretinde feda yap" demeye yetmiyor.
Selçuk İnan, son 5 yılda 3 şampiyonluk yaşadı, üç Türkiye Kupası kazandı, 4 Süper Kupa'yı da kaptan olarak kaldırdı. Selçuk; Galatasaray'da Avrupa maçları dahil 218 maç oynamış, 50 gol atarken 54 de asist yapmış.
Sneijder ise 146 maçta 40 atıp 29 asist yapmış... Bu ikiliden hücuma kim daha yakın oynuyor; Sneijder değil mi? Ama; Selçuk daha fazla gol atmış ve verimli olmuş...

TOLGA-DE JONG VERİMLİ OLMAZ
İki yıllık sözleşmesi olan 32 yaşındaki Sneijder'in maç başları dahil Galatasaray'a maliyeti 9 milyon Euro olacak. O Sneijder, Ocak 2016'dan bu yana diz sakatlığını tam çözmüş değil. Bu net görünüyor... TT Arena'da önceki sezon Volkan Demirel'e attığı efsane gollerinden ikincisinde yaptığı uzun mesafeli deparı bu sezon yapabilir mi? Asla... Çünkü doktorların, "Ameliyat şart" talebini reddeden Sneijder dizini güçlendirerek ve maç içinde duran topları kullanarak, ikili mücadaleye fazla girmeyerek oynamaya çalışıyor. Dizinin izin verdiği güçle şut atabiliyor. Mesafe hesap etmeden toplara mermi gibi vuran Sneijder'in 10 Şubat 2016'daki kupadaki Akhisar maçından bu yana gol atamaması tesadüf mü?
Sneijder'in Kayseri maçında "Tank" gibi görüntü veren De Jong'u da aldırmasının nedeni Selçuk'u kulübeye çekmek ve kaptanlık bandını takıp Galatasaray'ı yönetmek.. İddia ediyorum; Selçuk-Tolga, Selçuk-De Jong oynar. Ama Tolga-De Jonk ikilisi asla verimli olmaz.
Galatasaray'ı yönetenleri uyarıyorum, Selçuk- Sneijder konusunda adaletli olmazlarsa, "Kaş yaparken göz çıkarmak" durumuna düşerler..

SELÇUK İNAN'A FEDA BASKISI
Galatasaray'da eski başkan Ünal Aysal, 11 futbolcunun sözleşmesini uzatırken döviz kurunu sabitleştirip Türk Lirası'na çevirmişti. 11 futbolcu sözleşmeye, "Kur sabitlemesi bir başka oyuncunun sözleşmesinin uzatılmasında delinirse biz da aynı kurdan alırız" maddesini koydurmuştu. Mevcut yönetim Hakan Balta'nın sözleşmesinin uzatırken döviz kurunu sabitlemeyi unuttu ve Selçuk, Balta gibi Euro kurundan alıyor. Şimdi yönetim kendi hatasını Selçuk'a "Feda yap" diyerek örtmeye çalışıyor.

Kaptanlık farkı!

Fatih Terim'le kıyaslanmak Riekerink'in aklını karıştırmış. Hem kupa finallerinde hem de Karabük ve Akhisar maçlarında Riekerink oyuncu tercihlerini ve değişikliklerini hatasız yapmıştı. Dakika 90;
Galatasaray'a gol lazım, Riekerink içine Mancini kaçmış gibi, "Aman gol yemeyelim.
Bir puan bize yeter" düşüncesiyle sakatlanan De Jong'un yerine Hamit'i alıyor.
Sinan Gümüş varken Hamit mi kurtarıcı olacak? Bazı taraftarlar kızıyor diye Selçuk çıkmaz.. Selçuk çıkıyor, hazır olmayan ve ağır görüntü veren De Jong giriyor.
Maçın ilk yarısında "Galatasaray'da kim kötüydü?" diye sorsanız herkes "Sneijder" diye cevap verirdi. Yorgun olduğu söylenen ve ilk 11'de sürpriz olarak yer alan Sneijder'in ilk 45'te tek olumlu hareketi yoktu.
Nedense Selçuk çıktı, yürüyen Sneijder oyunda kaldı.. İkinci 45'te ise kaptanlık bandını takan Sneijder sihirli değnek değmiş gibi değişiverdi. Özellikle Bruma'ya milimetrik paslar atan Sneijder çalışkan bir görüntü sergiledi.
Hazırlık maçlarında Sneijder-Bruma ikilisi solda birlikte oynayarak etkili olmuş ve Bruma da sağ ayağının içiyle müthiş goller atmıştı. Demek ki; Sneijder-Bruma solda oynamalı.
Bruma, Kayseri'de de Galatasaray'ın en iyisiydi. Portekizli yıldız kanatlardan yaptığı bindirmelerde hep iki ya da üç kişiyi çalımlamak zorunda kaldı. Bruma'nın çabukluğu, topla buluştuğundaki, sakinliği, isteği ve coşkusu üst düzeydeydi.
Yasin'in golünde Bruma'nın etkili ortası kadar toptan vücudunu kaçıran Eren'in de katkısı vardı.. Yasin çıktığında yerine hücuma dikine gidebilecek Sinan Gümüş girmeliydi. Josue kanat oyuncusu olmadığından hep içeri girip oynamaya çalıştı ve etkisiz kaldı. Ayrıca Eren uzun boylu "Pivot santrfor" değil mi? Kenarlardan orta gelmezse Eren de "Kenar süsü" olur.
Galatasaray fizik güç ve mücadele olarak sınıfta kaldı. Her yere koşan, her yere basan, rakibi kovalayan, sahanın her yerini arşınlayan, savunmada kademeye giren hep Tolga Ciğerci oldu.
Uyarıyorum; Sneijder'in kaptanlık fantezisi ve kaprisi Galatasaray'a huzursuzluk verir. Kaldı ki; Selçuk sonrası kaptanlık bandını bir yabancı oyuncu takacaksa bu isim Muslera olmalı. Çünkü Muslera Galatasaray'da başarı ve oynadığı süre olarak Sneijder'e "Kıdem" basar..

Şans ve ‘Mor’

Grubun favorisi Hırvatistan'dan 1 puan almak, yenilenen ve gençleşen Milli Takım için büyük bir moraldir. Ama bu beraberlik, Milli Takım'da taşların yerine oturduğu anlamına gelmez. Çünkü Hırvatlar düşük viteste oynadıkları maçta bile üstelik seyirci desteği olmadan kalemizde ciddi pozisyonlar ürettiler. Napolyon şöyle demiş; "Şansı olanın, horozu da yumurtlar." Bu pozisyonlardaki şansımız horozun yumurtlama şansına benziyor! Milli Takım, Volkan Babacan, Mehmet Topal'a, Hakan Çalhanoğlu'na ve özellikle Emre Mor'a endeksliydi. Volkan yine müthiş kurtarışlar yaptı. Kaptan Topal, defansta çok başarılıydı. Kademeye akıllı girdi, tecrübesi ile hata yapmadı. Arda ve Oğuzhan'la birlikte iken "Ben yerimde oynayamıyorum" diyen Çalhanoğlu, Milli Takım'da artık oyunun iplerini elinde tutuyor. Ancak Hakan, yeterli çabukluğa sahip olmadığı için final pası vermekte zorlanıyor, sadece duran topları kovalıyor. Hakan daha fazla sorumluluk almalı, liderlik kimliğine de soyunmalı. Yani üzerinde giydiği 10 numara gibi oynamalı.
Emre Mor, Hırvat savunmasını resmen dağıttı ve korku tüneline soktu. Rakibini geçerken, çalım atarken, içeriye topla dalışlar yaparken ve dikine giderken, Vida ve Corluka ikilisini zorladı. Emre ne zaman önde baskı yapsa, Hırvat savunması korkudan topu kalecilerine oynamak zorunda kaldı. Fatih Terim, Emre Mor'dan daha fazla verim almak istiyorsa çevresini topu daha iyi kullanabilecek oyuncularla donatmalı. Çünkü bu Milli Takım, Hırvatlar'a karşı mücadele gücüyle ön plana çıktı. Gençliğin verdiği dinamizmle top Hırvatlar'a geçtiğinde takım halinde baskı yaptılar. Ancak Millilerin en büyük defosu, birbirlerini tanımadıkları için, pas alışverişlerinde isabeti yakalayamaları oldu. Özellikle Okay, çok top kazanmasına rağmen Hırvat ataklarına neden olan top kayıpları da yaptı. Terim, Okay'da ısrar etmeli mi? Bence zaman kaybı olur. Üstelik Okay, Ozan ve Kaan aynı tipte oyuncular. En tecrübelisi Ozan Tufan, müthiş koşu kalitesiyle orta alanı ayakta tuttu. Rakibi karşıladı, önde baskı yaptı, hücuma katıldı, savunmaya da yardım etti. İsmail ile Şener, hücuma çıkmayı çok seviyorlar ama oyun zekaları finalde ne yapacaklarına yetmiyor. İsmail'in, Modric'e yaptığı penaltıyı amatör bir oyuncu bile yapmaz.

Muslera yine kahramanlaştı

Galatasaray'ın kamp döneminde Sneijder çalışkanlığıyla, Bruma da sürati, çabukluğu, deparları ve attığı şık gollerle ön plana çıkmıştı. Sneijder, Akhisar maçında da istekli ve çalışkandı. Gole olan susuzluğunu gidermek için sahanın her yerinden şut denemesi yaptı. Bazen etkiliydi ve kaleci Fatih'i çok yıprattı bazen de topu tribünlere yolladı. Ancak; Sneijder'in her duran topun başına geçmesini doğru bulmuyorum. Özellikle ilk yarıda kazanılan frikiğin yeri tam Selçuk'a göreydi. Üstelik Selçuk-Sneijder ikilisi uzun süredir birlikte oynuyor ve ikisi de kimin nerede nasıl bir vuruş yapabileceğini biliyor. Sneijder egosunu biraz frenlemeli.
Ayrıca Eren'in attığı gol Sneijder'e "Asist" olarak yazılacak. Hakkını verelim, Sneijder'in ortasında Eren Derdiyok yere doğru inen ve sönmeye yüz tutmuş topa darbeli bir kafa vuruşuyla hayat verip golü attı.
Galatasaray rakibi geniş alanda yakaladığı her maçta Bruma ile çok ciddi pozisyonlar bulur. İspanya'da futbolunu geliştiren ve rakiplerin arasına dikine dalışlar yapabilecek fizik güce sahip Bruma, Galatasaray'ın kazanmasında etkin rol oynadı. Bruma, attığı güzel golün dışında, Yasin'e gol pası verirken önce arkadaşını ofsayta düşürmedi sonra da topun ve pasın şiddetini mükemmel ayarladı.
Toprağı bol olsun; Cruyff, "Futbol basit oyundur. Ancak basiti oynamak zordur.." demişti. Tekniği güçlü, ayak becerisi yüksek ve futbol aklı üst düzeyde olan ve BASİT OYNAYAN Josue bu sezon Galatasaray'da kesin fark yaratacaktır.
Neden mi? Bruma-Yasin işbirliğiyle Galatasaray'ın kazandığı gol öncesinde Josue'nin savunmada kazandığı topu Bruma'nın önüne çabuk oynaması çok akıllıcaydı. İki hafta üst üste kazanmak Galatasaray'a ciddi moral olacaktır.
Ancak Karabük ve Akhisar maçının ikinci yarısında verilen pozisyonlara bakınca Chedjou-Balta ikilisinde zamanlama konusunda ciddi sorun olduğunu gösteriyor.
Muslera yaptığı kurtarışlarla yine Galatasaray'ın kahramanları arasındaydı.
Bonservisine 4.5 milyon Euro ödenen Serdar herhalde kulübe için alınmadı..
Bir uyarı; rakip duran top kullanırken adam paylaşımını doğru yapmalı. Vaz Te-Selçuk eşleşmesi fiziksel olarak komikti ve gol oldu. Bir öneri; zaman varken Galatasaray yönetimi Rodallega'yı almaya çalışmalı...

Eren’in inadıyla

İspanya'da La Liga yönetimi yeni sezonda tribünlerin dolması için önemli bir karara imza attı. Tribün kapasitesinin yüzde 75'ini dolduramayan kulüplere para cezası verilecek. Ayrıca kulüplerin tribün kapasitesi yüzde 50'nin altında kalırsa ceza iki katına çıkacak. Türkiye'de ise TFF halen "Seyircisiz maç oynama cezası" vermeye devam ediyor. Oysa, "Ceza hatayı yapan tribüne verilecek" diyen TFF değil miydi? İspanya seyirciyi çoğaltmak için "Devrim" sayılacak karar alıyor. TFF ise tribünleri seyircisiz bırakıyor. Ne diyelim; zihniyet farkı..
Galatasaray Selçuk ve Sneijder'e göre vitesini belirliyor. Bu ikilinin fizik gücü yeterliyse Galatasaray'ın oyun tarzı tempo kazanıyor. Eğer ikili yetersiz ise Galatasaray yana ve geriye oynuyor. Josue kadroda yer bulursa Galatasaray'ın yana değil dikine oynamasını sağlar. Seyircisiz maçta oyunun kontrolü Karabük'teydi.
Karabük "Kompakt" anlayış içinde fazla enerji harcamadan alan savunması yaparak Galatasaray'ın etkili hücum yapmasına izin vermedi.
Karabük'ün alanları daraltmasını ve oyunu kendi sahasında kabul etmesini Galatasaraylı oyuncular ve Riekerink görmesine rağmen ısrarla oyunun boyutunu uzatarak oynamaya çalıştı. Galatasaray'ın bu anlayışı sayesinde Karabük ciddi kontrataklar buldu. Karabük ataklarını sürekli Linnes'in kanadından yaptı. Riekerink'in Linnes'i 39'da değiştirmesi geciken bir hamleydi.
Sabri girdi ve savunmayı toparladı.
Karabük'ün yakaladığı gollük pozisyonlarda Muslera yine kurtarıcı oldu.
Sinan-Bruma ikilisi rakip savunma arkasına koşu yapamadıkları için topla bireysel takılıp ısrarla dikine oynamak istedi.
Ama Karabük orta alanı ve savunması ikili-üçlü sıkıştırmalarla Bruma ve Sinan'a geniş alan vermedi. Galatasaray kanatlardan bindiremeyince gol üretemedi.
Yönetim Diarra'yı bitirmeli. Selçuk- Tolga birlikteliği yetersiz kalıyor ve Galatasaray orta alanı rakibin göbekten yaptığı ataklarda çaresiz kalıyor. Ayrıca Tolga Ciğerci sadece orta alana koşu kalitesi katıyor. Risk almıyor, yana, geriye oynuyor ve dikine hiç gitmiyor. Eren Derdiyok Galatasaray'ın en isteklisi ve çalışkanıydı.
Israrla ve inatla golü hep aradı ve mükemmel bir kafa vuruşuyla G.Saray'a mucizevi bir galibiyet kazandırdı. Sinan Gümüş'teki durgunluk beni şaşırttı. Çünkü Sinan fizik olarak eskisi gibi ikili mücadelelerden galip çıkamıyor.

Kupa alışkanlığı

Galatasaray'ın öne çıkan oyuncuları; kaleci Muslera, Bruma ve Carole'du. Bu üç oyuncunun dikkatine ve isteğine diğer oyuncular yeterince ortak olamadı. Özellikle Bruma, Galatasaray taraftarını heyecanlandırırken, Alman panzeri Beck'i attığı çalımlarla ve dikine yaptığı koşularla zor durumlara soktu. Geldiği günden beri Galatasaray'ın en büyük kurtarıcısı olan Muslera, Beşiktaş'ın gol olabilecek ataklarına yaptığı inanılmaz kurtarışlarla engel koydu. Bruma gibi futbolunu geliştiren Carole, gerek hücuma yaptığı katkılarla, gerekse defanstaki duruşuyla alkış aldı.
Tolga Ciğerci, iyi bir kumaş... Alan savunmasını doğru yapıyor, hücuma giderse savunmaya çabuk dönüyor, çok koşup çok çalışıyor ama kaptan Selçuk'la saha içinde aynı dili konuşmadılar. Yani birbirlerini tamamlamadılar. Tolga'nın Galatasaray'a katkısı olacaktır ancak yönetim -altını çiziyorum- Melo türü bir ön libero almazsa Galatasaray göbekten gelecek ataklara karşı koyamaz. Bu zaafiyet Beşiktaşlı Tolgay oyundayken çok hissedildi. Sneijder istekli, çalışkan ama ayaklarının gücü yeterli değil. Alıştığımız sert şutlarını ne yazık ki göremedik.
Sinan Gümüş'e en büyük desteği ben verdim. Milli Takım'a alınması için önerdim ama bu anlayışla önce kendine sonra da Galatasaray'a ihanet eder. Bruma geriye gelip top alıyor, Sinan Gümüş topu kaptırdıktan sonra adamını kovalamadığı gibi savunmaya yardıma bile gelmiyor. Sinan saçlarını sarıya boyatacağına futbolunu parlatsın. Çünkü sahadaki görüntüsü "Ben büyük futbolcuyum" havasında.
Riekerink'in henüz takımla antrenman yapmamış ve maç oynamamış Podolski'yi ilk 11'e koyması yanlıştı. Alman yıldız, kenarlara saklanarak oynadı. Podolski'nin kaçak dövüşmesi, kendi alanını terk etmesi en çok Bruma'ya zarar verdi. Eren Derdiyok'la maça başlamak daha doğru olurdu. Neden mi? Eren girdikten sonra yüksek fizik gücüyle Beşiktaş savunmasının kulesi Marcelo'yu çok ciddi rahatsız etti. Ve Muslera'nın uzun degajlarına yükselip toplara kafası ile vurdu. Kaptan Selçuk'u hiç beğenmedim. Yetersiz fizik gücü nedeniyle yerden kalkmadığı gibi çok top kaybetti ve etkili pas veremedi.
Penaltılarda kupa alışkanlığı olan Galatasaray kazandı.

Yönetim zaafı

Haziran bitti, Temmuz bitti, Süper Kupa ile lig kapıya dayandı Galatasaray yönetimi hala golcü ve ön libero transferlerini yapamadı.. Sıkıntı para mı bilmem ama Serdar Aziz "Bulunmaz Hint kumaşı" türü bir transfer miydi? İhtiyacın varsa al.. Ancak; Semih, Hakan, Chedjou, Donk ve Koray varken Serdar'ın bonservisine ödenen ücretle en az iki oyuncu ya da iyi bir golcü alınabilirdi.
Galatasaray'ın hazırlık maçlarının yıldızı Bruma, göz okşayanı ise hırsıyla Sneijder oldu. İyi ki Manu'ya muhteşem bir gol atan Bruma var.. Ancak yönetim taraftar baskısıyla "Asla satmayacağız" diyerek Portekizli yıldızın arkasına saklanmasın. Çünkü Bruma zaten bu yönetimin eseri değil..
United karşısında Selçuk'un orta alana katkısını gördük. G.Saray, Selçuk farkını ilk 45'te Manu'ya üstünlük kurarak gösterdi. Selçuk çıktı, Hamit girdi önce orta alan sonra G.Saray çöktü..
Yönetim kimseyi kandırmasın; bu Hamit ve bu Cemali ile G.Saray bir arpa boyu ilerlemez. Çünkü bu ikili o kadar ağır ki; belleri dönmüyor. Ama "Topu en iyi ben kullanırım" edasıyla Sneijder modeli oynamaya çalışıyorlar. Bilal Kısa kalsaydı daha verimli olurdu. Hamit-Cemali ikilisi zaman kaybı olur. Melo sonrası travma yaşayan Selçuk'u bu ikili hastanelik yapar..
Selçuk kampa katıldığında; "Takım geçen seneden çok iyi.. Herkes iyi çalışıyor, çok iyi bir havamız var.." yorumunu yapmıştı. Doğru tespit.. G.Saray'ın fizik gücü, mücadele isteği, takım savunması ve yardımlaşması iyi.. Ama kadro kalitesi ve derinliği yetersiz. Örnek mi? Mourinho 5 adam soktu maçı kazandı. Selçuk-Balta çıktı, Serdar-Hamit girdi Galatasaray çöktü. Kısaca; Bruma, Sneijder, Selçuk, Sinan, Carole, Balta ve Muslera dışında kaliteli oyuncu yok. Golcü ise hiç yok..

Neden susuyorsun!

Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin, Türkiye'ye karşı yapılan hain darbe kalkışması hakkında hiçbir açıklama yapmamasına, başta spor yazarları ve dernek üyeleri olmak üzere spor dünyasından sert tepki geldi. Daha önce spor basınından olmamalarına rağmen Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmasına bile tepki gösteren TSYD'nin, onlarca vatandaşın ve polisin hayatını kaybettiği FETÖ'cü hain darbe girişimi karşısında sadece bir cümlelik açıklama yapması büyük tepki çekti.

TEPKİ SONRASI ZORAKİ İKİ CÜMLE!..
TSYD, hain darbe girişimi sonrası sadece daha önceden planlanan 18 Temmuz'da derneğin havuzbaşında yapılacak ödül töreninin iptal edildiğini "Ülkemizde yaşanan üzücü olaylardan dolayı" ifadesiyle duyurdu. Bir sonraki günse aynı iptal duyurusunu "Gün, Demokrasiye sahip çıkma günüdür" diyerek tekrar etti. Ancak ne 'üzücü olayları' ne de neden demokrasiye sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan, FETÖ'cülerin hain darbe girişimini kınayan herhangi bir açıklama metnine yer verilmedi. Dernek üyeleri ve spor yazarlarının tepkisi üzerine, TSYD'nin resmi sitesine siyah zemin üzerine Türk bayrağıyla "Darbe girişimlerinin sonuna kadar karşısındayız. Gün, demokrasiye sahip çıkma günüdür" yazısı girildi.

ARTIK O KOLTUKLARDA OTURMAYIN!
Türkiye çok büyük bir badire atlattı. İçimizdeki vatan hainleri "Darbe" eylemini gerçekleştirmiş olsaydı, Türkiye ülke olarak uzun yıllar yaralarını saramayacağı bir karanlığın içine gömülecekti. Güçlü devlet yapısı, hükümetin cesur tavrı ve dik duruşu ile milletin sağduyusu ve kararlılığı sayesinde vatan hainlerinin emellerini gerçekleştirmeleri engellendi. Benim inandığım bir söz şöyle der; "Darbeler, ayaklanmalar, başkaldırılar yıkamadıkları hükümetleri daha da güçlendirir." Vatan hainlerinin bu kalkışması sonrası Türkiye'nin daha da güçleneceğine, toplumun birbirine daha çok sarılacağına inanıyorum. Hayatını kaybeden asker, polis, sivil tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Dünyanın her yerinden "Türkiye'ye geçmiş olsun" mesajları yağdı. İş dünyası darbe girişimini kınadı ve devletin yanında olduğunu açıkladı. Darbeyi önleme uğruna yüzlerce insan şehit oldu. 4 yıl boyunca asbaşkanlık görevini yaptığım TSYD'nin iş başındaki yöneticileri, vatan hainlerinin "Darbe" girişimini bilgisayarda bir oyun olarak görmüş olacaklar ki; yaşananları "Üzücü olay" olarak kınadılar. Yapılan ağır eleştiriler karşısında çark eden TSYD, "Gün, demokrasiye sahip çıkma günüdür. Bu nedenle ödül törenimizi erteledik" şeklinde "Özürleri kabahatinden büyük" türünden anlamsız bir "Tweet" attılar. TSYD'nin vatan hainlerinin darbeye kalkışmalarına bir bildiri ile açıklama yapmaması utanç vericidir. Eğer siyasi arenada birbirleriyle büyük tartışmalar yaşayan, hatta kavga eden partilerin liderleri yaşanan vatan hainliğine karşı "Darbeye hayır" ve "Gün birlik olmak günüdür" sloganıyla hareket ediyorlarsa ve kolkola giriyorlarsa bu darbe girişiminin siyasete yönelik olmadığını ve tamamen devleti yıkma amaçlı olduğunu görebiliriz. Darbe girişimi sonrası Türkiye'nin yaşadığı ruh hali ile TSYD'nin ruh hali arasında ciddi düşünce farkı vardır. Bu yüzden darbe girişimine karşı, TSYD yönetiminin baskılara dayanamayarak, son anda resmi siteden yaptığı açıklama tatmin edici değildir. TSYD yönetimi gereğini yapıp artık o koltuklarda oturmamalıdır.