CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Oyun aklı Poldi olmalı

Galatasaray, kağıt üzerinde ağır favori. Ancak Trabzonspor'un kadro oluşumunda yakalayamadığı istikrar ile maç kazanamama hali, Galatasaraylı oyuncuları, "Biz bu maçı rahat alırız" havasına ve rehavetine sokmamalı.. TT Arena'ya gelecek 50 bin taraftar, Galatasaray'ın iyi ve etkili oyunu için ciddi itici güç olacaktır.
Antalya maçında Galatasaraylı oyuncular baskı kurdukları süreçte maalesef "Dikkat" zaafı yaşamışlar ve golü yemişlerdi. Trabzon'da N'Doye, Castillo ve Yusuf Erdoğan gibi rakip savunma arkasına hızlı giden oyuncular var.
Bu üçlüye karşı Galatasaray savunması dikkatli olmalı ve özellikle Sabri-Carole ikilisi hücuma çıktıklarında bıraktıkları boşlukları kapatmak gerekli.
Trabzonspor belki iyi oyun anlamında 'senkron' eksikliği yaşıyor ama çok koşup iyi mücadele ediyorlar.
Yanal'ın futbolumuza getirdiği 'Yugoslav faulü' anlayışına karşı Galatasaraylı oyuncular sakin olmalı ve 'rövanş faul' zihniyetine kapılmamalı.

EN BÜYÜK SİLAH KANATLAR
Galatasaray'ın bu maçta en büyük silahı kanatları olacak.
Özellikle Bruma'nın dikine yapacağı hızlı ataklara karşı hücumda Galatasaray takım olarak çoğalmalı. Bruma dışında diğer kanatta bence Podolski oynamalı. Çünkü Alman yıldız tekniği yüksek olduğu kadar topla buluştuğunda arkadaşlarının rakip sahaya yerleşmelerini sağlıyor.
Sneijder'in kulübede maça başlayacağını hesaplarsak Galatasaray'ın derbide Podolski'nin oyun aklına ihtiyacı olacak. Çünkü Podolski arkadaşlarının sahaya yerleşimi ve doğru pozisyon almaları konusunda da etkili oluyor.
Galatasaray'ın yumuşak karnı olarak görünen Chedjou- Balta ikilisi 'garanti pas' dışında topu gelişigüzel kullanmamalı.
Bu yanlış pasların yol açtığı zafiyet en son Gençlerbirliği maçında verilen pozisyonlarda çok net göründü. Ayrıca Sabri-Carole ikilisi kolay çalım yememek için Castillo-Yusuf ikilisine karşı yakın oynamalı.

Podolski topla buluştuğunda arkadaşlarının rakip sahaya yerleşmelerini sağlıyor.

Muslera’yı öpün..

Evde kazanmak çok değerlidir. Ancak zirve yarışında eğer ipi göğüslemek istiyorsan deplasmanlarda mutlaka kazanacaksın. Galatasaray 4 sezon sonra Gençlerbirliği'ni yenerken ilk yarım saat dışında oyunun hakimi değildi. Milli maç araları, bir takımı bu kadar etkiler mi? Oyuncular, zihinsel ve fiziksel olarak bu kadar düşer mi?
İlk 30 dakikada coşkulu, istekli ve kazanma duygusu yüksek bir Galatasaray izledik. Sadece Eren ve Bruma birbirlerine yaptıkları asistleri golle sonuçlandırsalardı, maç daha erken bitebilirdi. Bu ikili müthiş goller kaçırdı. Josue'nin başlatıp, Yasin'in hazırladığı pozisyonu Eren kaleciye çarptırdı ve kaçan golü Bruma takipçiliğiyle hayata döndürdü.
Muslera ikinci yarıya damgasını vurdu, inanılmaz 4 tane yüzde yüz golü kurtardı. Selçuk Şahin ile İrfan Kahveci'nin vuruşlarında Muslera maça tam konsantre olduğu için gollere izin vermedi. Uruguaylı kaleci ayrıca bir libero gibi oynadı, topla çıkamayan Balta- Chedjou ikilisine sık sık nefes aldırdı. Selçuk-Tolga, Carole, Sabri ve Josue baskı yediklerinde topu kaleye oynayıp resmen Muslera'ya sığındılar.
Ortada alınan bir üç puan varsa başta Riekerink olmak üzere tüm takım Muslera'nın boynuna sarılıp ellerini öpmeli.. Kaptan Selçuk başta olmak üzere; Yasin, Chedjou, Carole top kaptırma ve yanlış pas verme konusunda birbirleriyle yarıştı. Riekerink'in özellikle Yasin ve Chedjou'ya nasıl tahammül ettiğine şaşırdım! Eğer Riekerink'in yerinde Yılmaz Vural olsaydı sahaya girer Yasin ve Chedjou'nun üzerine yürürdü.
Riekerink'in orta sahanın krize girdiği anlarda geç de olsa Hamit'i oyuna alması doğruydu. Ama Lukas Podolski girdiğinde Josue değil Yasin çıkmalıydı. Çünkü Podolski top yapan, top tutan ve tekniği yüksek bir oyuncu. Podolski-Josue ikilisi hücumda daha verim sağlardı.
Avrupa'daki gururumuz Cüneyt Çakır; bu maçı kasetten izlesin. Yardımcıları; Tarık Ongun ile Bahattin Duran hatasızdı. Çakır'ın, Eren'e, Tolga'ya, Bruma'ya yapılan faullere kart çıkarmaması şaşırtıcıydı. İbrahim Üzülmez takımını resmen sahanın içinden yönetti. Çakır oralı bile olmadı.
Galatasaraylı oyuncular kendilerine yapılan faullere kibarlık gösterp Çakır'a itiraz bile etmediler. Gençlerbirliği oyuncuları ise en ufak temasta stadı inleterek kendilerini yere bıraktılar. Cüneyt Çakır bu ayrıntıyı süzemedi.

Temel atıldı, sıra Fatih Terim’de

Fatih Terim ile Arda Turan arasında yaşananları derin bir polemik haline getiren yazılı ve görsel medya, TFF Başkanı Yıldırım Demirören'in A Spor'a verdiği canlı röportajı merakla bekliyordu. Polemikseverler, "Demirören yeri göğü inletir" düşüncesindeydi. Yaşananlardan ve gelişmelerden haberi olduğunu düşündüğüm Demirören, mükemmel bir üslup ve kıvrak zeka ile sorulan sorulara "Polemik" yaratacak cevapları vermedi. Demirören, hocası Terim'i yeri geldi savundu, eleştirilerini de ustaca kırıp dökmeden tereyağından kıl çeker gibi yaptı.
Demirören, prim konusunda Burak için, "467 bin lira ödedik. Elimde dekontlar var" dedi. Oysa Burak, "Prim almadım" açıklamasını yapmıştı. Kim haklı? Bunu Burak konuşur ve kanıtlarsa öğreniriz.
Demirören, polemiklerin merkezinde oturan Barcelonalı Arda ile ilgili yorum yaparken, "Kusura bakmayın, Milli Takım'a alınmadı diye Arda'yı aramam. Kalbimde sevgisi vardır ama Arda'yı aradığımda Terim'in arkasından iş çevirmek olur.. Ben böyle biri değilim" diyerek bir başkanlık örneği sergiledi. Terim'in kızarak bir oyuncuyu almamazlık etmeyeceğini vurgulayan Demirören, "Arda hazır ve uygun görüldüğünde çağrılacaktır" şeklinde yapıcı bir mesaj da verdi. Beklenenlerin aksine açıklamalar belki doyurucu değildi ama "Polemikler çözülür. Çözülmeyecek gibi yargılamak ayrı, çözümü beklemek gerek" şeklinde "Hassas kantar" gibi yorum yapan Demirören'in Terim-Arda polemiğiyle ilgili söylediklerinin alt yazısını ben şöyle okudum: Binanın temelini Yıldırım Demirören attı. Binanın yapımını, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim medya ile yapacağı ucu açık basın toplantısıyla bitirecek.

Lidersiz, dilsiz, ritimsiz

Ozan sakatlanıyor, Tolga oyuna girinceye kadar Milli Takım iki dakikada yine iki gol yiyor. Bu nasıl profesyonellik? Bir futbolcu kulübede forması üzerinde, ayakkabısı ayağında olmadan oturur mu? Tolga hazır olsa, Ozan çıktığında hemen oyuna girse kademe kaybolmayacak ve golleri de yemeyeceğiz.. Kulübeler podyum değil..
Ukrayna'nın hocası Shevchenko basın toplantısında Emre Mor için, "Emre'yi durdurmak çok zor" demişti.
Terim'in 4-6-0 anlayışla Emre'yi kanattan koparıp uçta "santrfor" gibi kullanınca Milli Takım 10 kişi oynadı. Emre verimsiz olurken İzlanda savunmasının arasında kayboldu.
Terim'e "Yasin'de ne buluyorsun?" diye son kez soruyorum. Yasin, top tutamaz, adam geçemez, orta yapamaz, etkili pası da hiç veremez. Emre yine sağda oynasaydı, Mevlüt ya da Cenk'ten biri golcü olsaydı İzlanda savunması bu kadar rahat eder miydi? Emre kanatta olsaydı İzlanda'nın sağ tarafını da felç ederdi.
Fransa'ya kadro istikrarının yarattığı uyum sayesinde gitmiştik. Şimdi her maça değişik onbirlerle çıkıyoruz. Milli Takım'ın acilen kadro istikrarına ihtiyacı var. Deneme yanılma metoduyla kadro oluşmaz..
Savunmanın önünde iki ön liberoyla oynayacaksak bir oyuncu mutlaka Selçuk tipinde oyuna akıl koyan biri olmalı.
Çünkü Ozan Tufan, Kaan Ayhan ve Tolga Ciğerci rakibi karşılama ve top çalma konusunda başarılılar ama topu oyuna sokma konusunda etkili değiller.
Hakan Çalhanoğlu'na sadece frikik atsın, kornerleri kullansın, duran topları kessin diye mi katlanacağız. Hakan ayaklarına hakim bir oyuncu ama maalesef oyuna akıl koyamıyor. Oğuzhan'da ve Arda'da gördüğümüz farklılığı Hakan sahaya yansıtamıyor. Oyuncular saha içinde birbirleriyle hiç konuşmuyor. Bu Milli Takım hem lidersiz hem dilsiz hem de ritimsiz.

Lideri yok...

Devre arası stat hoparlörlerinden "Biz bitti demeden bitmez" anonsu yapıldı. İlk yarı Fatih Terim'in Cenk-Enes ikilisiyle oluşturduğu çift forvet anlayışı tutmadı. Topun ve oyunun hakimi Ukrayna idi... Birbirlerini tanımadıkları için Milli Takım oyuncuları, akordu bozuk orkestrayı andırıyordu. Ömer Toprak'ın zamanlama hatası sonucu yediğimiz penaltı golünün ardından Hakan Balta'nın ikinci golde rakibini kontrol edememesi sonucu Milli Takım maçı ya farklı kaybedecekti ya da bir mucize gerçekleşecekti. Alman hakemin özellikle Emre Mor'a yapılan ceza sahasında ikinci faulde penaltıyı vermemesi kırılgan ve teslimiyetçi bir görüntü sergileyen Milli Takımı birden ateşledi. Devre arası Emre'ye verilmeyen penaltıyı MHK Başkanı Yusuf Namoğlu ile görüntülü olarak paylaştık. Namoğlu, "Topa dokunuyor ama rakip tabanla geliyor. Kesinlikle penaltı" dedi. Agresif yapıya bürünen milliler bu haksızlığa karşı ciddi bir direnç ortaya koydu. Ozan Tufan'ın golü umut ışığının işaretiydi. Terim, Tolga ve Kaan'ı oyuna alarak geç de olsa Ukrayna'nın göbekten gelmesini engelledi. Emre Mor'un bayıltıcı çalımları, Cenk Tosun'un mücadeleci ruhu, Caner'in bindirmeleri ve Hakan Çalhanoğlu'nun oynama iştahı Milli Takımı ayağa kaldırdı. Milli Takım'ın 2-0 geriden 2-2'yi yakalaması özellikle yeni katılan oyuncular için ciddi bir özgüven kazancı olacaktır. Ancak Milli Takımı öne götürecek iki oyuncu var.. Biri Emre, diğeri Volkan.. Eğer Emre tek oynayacaksa Terim oyunu bu genç yıldızın üzerine kurmalıdır. Çünkü Emre dikine süratlenip çalımlar attığında Ukrayna sallandı. Ama Hakan lider gibi oynamalı... Oyunu kurmalı, yönetmeli.. Çünkü Milli Takım Ukrayna önünde böyle bir oyun liderinin eksikliğini fazlasıyla hissetti. Mücadele, tutku, coşku güzeldi...
Ancak hücumda yeterince organize olamadık. Ayrıca Fatih hoca Ömer'le oynayacaksa ya Topal'dan vazgeçmemeli ya da Ömer'in yanına yeni bir partner bulmalı. Çünkü Hakan Balta eskisi kadar çabuk ve güçlü değil. Bu beraberlik bize huzur şehri Konya'nın bir hediyesi ve dersi olsun.

Poldi’den ders!

Gündüz maçında 40 bin taraftar TT Arena'ya gelip, bir rekora imza atarken Galatasaray'ın muhteşem dönüşüne de büyük keyif alarak tanık oldu. Teslimiyetçilikten uzak, mücadele gücü yüksek coşkulu ve tempolu bu oyun tribünleri hep doldurur.
Riekerink'in derbi kadrosunu bozmaması mantıklıydı. Çünkü dışarıda kalacak oyuncu derbi berberliğinin sorumlusu ilan edilirdi. Galatasaray ilk yarıyı yenik kapatmasına rağmen maç boyu kazanma duygusu adına hiç geri vites yapmadı.
Antalya, attığı gol sonrası kalesine yaslandı ve 'Galatasaray üzerimize gelir. Biz de kontrataklarla gol buluruz' düşüncesiyle Eto'o'yu oyuna aldı ama bu planı Tolga bozdu. Tolga Ciğerci, Uzay Yolu'ndaki 'Işınlanma Makinesi' gibiydi.
Galatasaray'ın başı sıkıştığında Tolga sahne aldı, çok top kazandı, basit oynadı, savunmaya büyük destek verdi. Tolga sadece koşu kalitesi ve enerjisiyle parlamadı, bazen de uzun toplarla Galatasaray'ın hücum yönünü belirledi.
Galatasaray'ın geçen yıldan farkı nedir; Tolga, Bruma ve Eren Derdiyok...
Tolga koşuyor, çalışıyor.
Bruma dikine hücuma çıkıyor.
Eren de önde top tutup rakip savunmalarla boğuşuyor. Bruma öğrenmeye devam ediyor.
Nasıl mı? Bruma kenardan içeri girdiğinde etrafına bakmadan şut atıyordu. Artık sıfıra indiğinde, topu hemen geriye kesiyor. Podolski golü atarken, Bruma'nın şut denemeyip ya da gelişi güzel ortalamayıp topu geriye kesmesinin büyük payı vardı. Sneijder çıktıktan sonra, Galatasaray'ın hücumda tekleyeceğini düşündüm. Riekerink'in Podolski'yi, aksayan Sabri'nin yerine Cavanda ile birlikte oyuna alması doğru hamle oldu.
Bruma ile solda güçlü bir pas ağı kuran Podolski, fizik olarak hazır olmamasına rağmen, tecrübesi, kalitesi ve tekniğiyle Galatasaray'ın hem akıl hocası oldu hem de etkili hücum etmesini sağladı. Alman yıldız, ilk golde dönerek müthiş sert bir vuruş yaparken, ikinci golde kendisine pas vermeyen ve şutu deneyen Sinan'ın kaleciden dönen topunu ağlarla buluşturdu ve 'Sinan sen de benim gibi solaksın. Ama topa böyle vurulur' dersini verdi.
Kaptan Selçuk, zaferin kapısını aralayan ve klasikler arasına geren frikikler golünde topu köşeye müthiş vurdu. Selçuk varsa bu tip frikiklerin başına kimse geçmemeli.

Kulübe uyudu!

Maç öncesi Galatasaray'ın kadrosunu yaparken Yasin'i ilk 11'e koymamıştım. Yanılmadım. Eren'in arka direkte attığı gole aşırtma kafayla katkı sağlayan Yasin maç boyu savruk yapısı, topu ayağında tutamaması ve ikili mücadeleleri kaybetmesi yüzünden Galatasaray'ı hızlı hücuma çıkamadı. Galatasaray 70 dakika 2-0 önde götürdüğü derbide galibiyeti geç yapılan oyuncu değişiklikleri yüzünden elinden kaçırdı. Aboubakar-Talisca ikilisi oyuna girdikten sonra Beşiktaş, Sabri'nin kanadından Caner'in de desteğiyle ağır bir baskı kurdu. Yasin savunmaya da destek olmayınca Sabri'nin kanadı dağıldı. Oysa önce Talisca sonra da Atiba, Sabri'nin bölgesinden yaptıkları ataklarla "Gol geliyor" sinyalini yakmıştı.
G.Saray golü erken bulduğu ilk yarıda çok akıllı oynadı. Sneijder'in organize ettiği Galatasaray oyun temposunu Beşiktaş'ın istediği seviyeye taşımadı. Muslera, Balta, Selçuk, Sneijder ve Tolga sakin oyunlarının yanı sıra ayağa bilerek görerek pas yaparak derbinin tansiyonunu G.Saray'a göre ayarladı. Bu akıllı ortamda Beşiktaş tek pozisyon bile üretemedi. Bruma'nın attığı "Messi" vari golden sonra eğer Yasin hatta Sneijder karşı karşıya golü kaçırmasaydı skor büyük olurdu. Bruma o muhteşem golü yaparken Beşiktaş orta sahasının ve savunmasının adeta içinden geçti.
Türkiye'de şöyle bir algı var; "Yabancı hocanın en az bir yardımcısı Türk olmalı" Riekerink'in iki tane Türk yardımcısı var. 60'tan sonra Galatasaray'ın fizik gücünün düştüğünü, Yasin'in geriye bile gelemediğini Riekerink hadi göremedi ama bu iki Türk yardımcısı da mı görmedi. Kulübe resmen uyudu! Erken değişiklik yapılabilse ve sadece Cavanda, Yasin'in yerine oyuna girip Sabri'ye destek verseydi Beşiktaş elini kolunu sallayarak gelemezdi. Riekerink'in oyuna hamle yapması Galatasaray iki golü yedikten sonra aklına geldi. Ama Hollandalı hocayı yine de çok suçlamıyorum. Çünkü elinde hamle yapabilecek De Jong, Sigthorsson ve Podolski gibi yıldızlar sakat. Chedjou maalesef takım baskı yediği anlarda dağılıyor ve ciddi hata yapıyor. Marcelo ve Cenk'in attığı gollerde zamanlaması inanılmaz kötüydü. Riekerink, Chedjou zaafına çözüm üretmeli. Hakem Ali Palabıyık'a soruyorum; Marcelo'nun Eren'in beline yaptığı hareketin karşılığı ne olmalıydı?

Aslan’ın silahı tecrübe

🔴 Beşiktaş'ın derbide favori görülmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Vodafone Arena'nın ilk derbisinde Beşiktaş kağıt üzerinde favori… Geçen sezon hariç, Galatasaray'ın 4 yılda üç şampiyonluk yaşadığı dönemde Beşiktaş'a karşı kazanılan psikolojik üstünlüğün mimarları Sneijder, Selçuk, Muslera, Hakan Balta, Sabri ve Chedjou gibi tecrübeli oyuncular halen kadroda bulunuyor. Bu isimler "Hiperaktif" Beşiktaş'a karşı nasıl oynanması gerektiğini iyi biliyorlar.
Bu oyun modelinin son örneğini de Konya'da Beşiktaş'a karşı sergilediler. Kartal'a güçlü seyircisi itici güç olacaktır.
Galatasaray'ın en önemli silahı, tecrübeli oyuncularının "Derbi" maçlara kafaca daha iyi hazırlanmalarıdır. Geçen sezon rakiplerine fizik güç olarak ezilen Galatasaraylı oyuncuların fizik güçlerinin yükseldiğini 4 maçta gördük.

🔴 Siyah-beyazlıların derbide kalesini Fabri mi Tolga mı korumalı?
Şenol Hoca kaleci Tolga'yı Vodafone Arena'da ilk 11'de kolay kolay oynatamaz. Geçen yıl Sporting Lizbon maçından sonra Beşiktaş yine Galatasaray'la oynamış ve kaleyi Tolga'ya olan taraftar tepkisi nedeniyle Günay korumuştu. Derbide Beşiktaş kalesinde Fabri olur.

🔴 İki takımın forvet hattını nasıl buluyorsunuz?
Talisca başta olmak üzere Beşiktaş'ın geniş alanda oynamayı seven bir hücum hattı var.
Oğuzhan oyunun kesin mimarı olacaktır.
Galatasaray öncelikle Beşiktaş'a geniş alan vermeden ve oyunun boyunu Bruma hattından uzatarak oynamalıdır. Eren'in en büyük sıkıntısı kenarlardan fazla orta alamamasıdır.
Kadroda düşündüğüm Linnes, Eren'e orta yapar, çabukluğu hücuma katkı sağlar, orta alanı güçlendirir, Caner'in ataklarında da Sabri'ye destek olur.

🔴 Derbiye rakip takımın taraftarı sizce gelmeli mi?
15 Temmuz'da vatan hainlerinin kurşunlarına karşı vücutlarını siper edenlerin, canlarını verenlerin arasında Galatasaraylısı, Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Trabzonlusu da vardı. O gün devleti yıkmaya çalışanlara nasıl dil, din, ırk ayrımı olmaksızın karşı çıktıysak artık futbolda tribünlere de barış gelmeli. Çünkü 15 Temmuz sonrası ülkede esen birlik- beraberlik rüzgarları statlarda da esmeli. Bu barış rüzgarlarını engellemeye çalışanlar olursa devlet güçleri kötü niyetlileri ayıklamalı ve gözünün yaşına bakmamalı.

🔴 Size göre G.Saray derbiye hangi 11'le çıkmalı?
Riekerink oynama alışkanlığı kazanmış kadroyu değiştirmez ama sürpriz yapıp Tolga-De Jong ile orta alana duvar örebilir. Selçuk'u öne itip Sneijder'i sola çekip Bruma'yı tek kenar hücumcusu olarak düşünebilir. Bu sürprizde Bruma-Sneijder uyumu kaybolur. Linnes'i öne çıkarmamın nedeni hem oyun içinde birçok bölgeye katkı sağlaması hem de hücum yönünün zengin olmasıdır

Ne röveşataydı!

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, reklam filminde TT Arena için "Mekan oynatıyor" sloganını üretmişti. Galatasaraylı oyuncular, taraftarının büyük desteğiyle Rize'ye karşı 90 dakika müthiş bir mücadele sergiledi.. Selçuk-Sneijder ikilisi başta olmak üzere her oyuncu takım savunması ve yardımlaşma konusunda çok çalıştı.. Galatasaray'ın topa ve oyuna hükmetme konusunda yüzde 75'e, 25'lik bir üstünlük kurmasına rağmen fazla pozisyon bulamamasının nedeni, beklerin yeterince orta yapamamasıdır. Sabri-Carole ikilisi hücuma fazla çıkmadıkları için yetersiz kaldı. Bütün yük Bruma ve Yasin'in üzerine yıkıldı. Yasin vasattı, Galatasaray'ı kanattan Bruma uçurdu. Portekizli yıldız uzun ayrılıktan sonra Galatasaray taraftarıyla buluşmanın keyfini ekstra şov yaparak gidermeye çalıştı. Sneijder de haklı olarak "Tekte oyna, topu ayağında fazla tutma" gibi uyarılar yaptı. Bruma şovu ikinci yarı bırakıp sonuca yönelik oynamaya çalışınca Galatasaray hücumda etkili oldu. İki gole de asist yapan Sneijder maçta çok çalışkandı ve yine etkili paslar attı. Sneijder'ın bu coşkusu ve isteği takıma pozitif enerji olarak yansıdı. Coşkulu ve çalışkan olan kaptan Selçuk, keşke Galatasaray'da lig maçlarında "Dalya" yaşayan Sneijder'e, "Gel, penaltıyı sen at" jestini yapsaydı...
Orta alandaki formuyla Tolga Ciğerci Galatasaray'ı parlatıyor. Topla rakip arasına mükemmel giren Tolga, ayrıca yine müthiş koşu kalitesiyle savunma-hücum hattı arasında "Körük" görevini yaptı. Chedjou-Balta ikilisi Tolga'nın savunmaya yaptığı desteğin rahatlığını yaşıyorlar. Tolga'nın topla 140 kez buluşmasını tamamen çalışkanlığının ve sürekli maç içinde dikkatli olmasının bir mükafatı olarak görüyorum. Eski hocası Rıza Çalımbay jenerik olacak gollere imza atan Eren Derdiyok için şöyle demişti: "Galatasaray'da çok mutlu. Eren mükemmel kafaya çıkar, inanılmaz topa vurur. Eren kenarlardan beslendiğinde çok gol atar, gol kralı olur.."
Eren'in "İbrahimovic" türü röveşata golü sadece beni değil, taraftarları da büyüledi. Eren'in röveşatadaki zarafeti, gollük olmayan ortada topa bireysel kalitesiyle ve becerisiyle resmen hayat vermesiydi. İkinci golde de topa kafayı vurmadan önce "Kule" gibi yükseldi. Riekerink golcüsü Eren'in verimini arttırmak istiyorsa, kenarlardan onu çok daha fazla besleyecek oyunu formüle etmeli...

Şifre Van Persie!

🔴 Advocaat Fenerbahçe'nin başında 6 maça çıktı ve hala iskeletini kuramadı. Neden bu arayış?
Advocaat'ın en büyük sorunu kadro tercihinde istikrarı yakalayamaması... Hollandalı hoca sürekli arayış içinde olduğundan Fenerbahçe her maça farklı 11 ile çıkıyor. Zorya maçının ikinci yarısında oyuna giren isimler ilk 11'de olmalıydı. Özellikle Van Persie maça kafadan başlamalıydı. Fenerbahçe'nin üstünlük kurduğu ve rakibe baskı uyguladığı ikinci yarıda en büyük etken Van Persie idi... Hollandalı güçsüz olabilir ama rakip defans önünde top tuttuğu için Fenerbahçe hücuma çok adamla çıkmayı ikinci yarıda başardı. Sow duvar olmasını bilmediğinden ilk yarıda Fenerbahçe rakipten kontraatak yememek için defans güvenliğini ön plana çıkardı.

🔴 Fenerbahçe'nin eksiği nerede?
Fenerbahçe hala orta alanda oyunu yönetecek ve yönlendirecek oyuncunun sıkıntısını yaşıyor. Advocaat, Salih'e güvenmiyor. Ozan Tufan, Mehmet Topal ve Souza üçlüsü rakipten top çalan, rakibi karşılayan ve çok koşan bir yapıya sahipler. Ama topu kullanma becerileri, oyunu ters yöne çevirmeleri konusunda kapasiteleri ve yetenekleri sınırlı. Advocaat, 10 numara olarak Van Persie'yi kullanmak zorunda. Çünkü Hollandalı yıldız, Souza-Topal-Tufan üçlüsü ile Sow arasında takımın hücuma etkili kalkması için pas istasyonu olabilecek tekniğe ve kaliteye sahip. Alper Potuk, Stoch gibi oyuncular topsuz oyunu bilmiyorlar. Zaten bu iki oyuncu çıktıktan sonra Fenerbahçe etkili olmaya başladı. Yani Advocaat için iki şifre var: a- Kadro istikrarı. b- Van Persie olmazsa olmaz...

🔴 Gidenlerin yeri doldu mu sizce?
Gökhan ve Caner artık Beşiktaş'ta... Geriye dönüp bakmamak lazım. Ama bu ikili ile Hasan Ali-Şener ikilisi arasında futbolun oyun zekası olarak çok büyük fark var. Hasan Ali-Şener fazla bindiriyorlar ama finalde ne yapacaklarını bilmiyorlar. Advocaat milli takımda da sol bek oynayan İsmail'i kazanmalı, kalitesini tartışmayacağın Van der Wiel'in de performansını yukarı çekmek için çalışmalı. Çünkü tekniği yüksek, dikine hızlı gidebilen ve güçlü olduğunda da sıfıra inip etkili ortalar yapabilen bir kalite Van der Wiel.