CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Kurtarıcı Eren

Galatasaray, Antalya'da yönetimin, futbolcuların ve teknik heyetin kaderini belirleyecek müthiş bir maç kazandı. Ve bu zaferi, sarı-kırmızılı oyuncular, 10 kişi kalmalarına rağmen elde etti. Maçın başından itibaren başta Bruma ve Josue olmak üzere Chedjou hariç tüm oyuncular, 3 puan almak için coşkulu ve mücadele gücü yüksek bir oyun ortaya koydu.
Galatasaray'ın en iyileri maç boyu pozisyon arayan, bazen Sneijder gibi oynayan, boş koşular yaparak arkadaşlarıyla pas alışverişine giren Bruma'ydı. Josue, iki gole asist yaparken, Sneijder'in formsuz olduğu dönemde yöneticilere ve teknik heyete adeta 'Beni gördünüz mü?' mesajı gönderdi.
Galatasaray'ın bu zaferine rağmen Tudor'u ve Chedjou'yu eleştiriyorum. Büyük bir takımın teknik direktörü, hakem kararı yanlış da olsa bu kadar ağır öfkelenmemeli ve kendini attırmamalıdır. Çünkü Tudor, hırslı ve kulübeden oyuncularına enerji veren bir teknik adam. Galatasaraylı futbolcular, Tudor'un yokluğunda zaman zaman bocaladılar. Ayrıca Carole'ün sakatlandıktan sonra sağlık heyeti tarafından ısrarla sahada tutulması ciddi bir hataydı. Hemen oyuna Linnes girmeliydi. Başı sarılı Carole, oyuna konsantre olamadığı için Galatasaray ikinci golü soldan yedi.
Laubali Chedjou'nun G.Saray'ın stoperi olamayacağını dilerim Tudor görmüştür.
3-5-2, 4-4-2 tabu değildir. Tudor'un 2-0'dan sonra dörtlü savunmaya ve kompakt oyuna geçmemesi bir fanteziydi. Çünkü Chedjou gibi ağır ve temposuz bir oyuncuyla üçlü defans oynanamaz. İlk kez sol stoper oynayan Ahmet ise yerini yadırgadı. İlk toplara basamadığı anlarda rakibine faul yaptı. Topu oyuna sokmakta zorlandı.
Galatasaray'ın baskı yediği anlarda takım defansının paniğe girmesine rağmen kaleci Muslera, soğukkanlı bir duruş sergileyerek Antalya'nın gol olabilecek kritik pozisyonlarını engelledi. Eren golcülüğünü hatırlarken sadece iki mükemmel gole imza atmadı. Hem kurtarıcı oldu hem de Galatasaray'ın zirveyi takip etmesini sağladı.
Hakem Ali Palabıyık beni şaşırtmaya devam ediyor. FIFA kokartı takıncaya kadar mükemmel bir hakemlik yapıyordu. Kokartı taktıktan sonra cesaretini kaybettiği gibi sistemin fikirlerine göre düdük çalmaya başladı. Palabıyık bu anlayışla bir Cüneyt Çakır gibi Avrupa'da asla yükselemez.

Bülent Bey utanın!

Bu sezon hakemler G.Saray'a ve Fenerbahçe'ye resmen operasyon yaptı. G.Saray tek pozisyon bile vermediği derbide Beşiktaş'a kaybetti. Talisca'nın "Kuş taşa çarptı" örneği attığı golde topun Bruma'nın sırtına çarpıp ağlara gitmesi Beşiktaş'ı zirvede Başakşehir ile birlikte bıraktı.
Hakem Bülent Yıldırım derbinin şifresi oldu. Atınç'ın Yasin'e yaptığı penaltıyı verdi sonra yardımcısı Ekrem Kan'ın uyarısıyla iptal etti. Atınç'ın Yasin'i eliyle itmesini ve ayağına basmasını biz tribünden gördük Bülent Yıldırım gördü, verdi ve iptal etti. Aynı Bülent Yıldırım 1 metre önünde Talisca'nın Selçuk'un tendonuna bastığını gördü. Kartın rengi kırmızıydı. Yıldırım sırf kırmızı kart göstermesin diye yardımcısına "Ne diyorsun?" diyerek sarı çıkardı. Eğer Talisca atılsaydı gol olur muydu? Kamuda görev yapan Bülent Yıldırım ne kadar utanır bilmem ama MHK'ye yaptığı bu atamadan dolayı yazıklar olsun. Beşiktaş, Türkiye'nin en iyi futbol oynayan takımı. Hakemlere ihtiyacı yok. Zaten Tudor da Beşiktaş'ın üstünlüğünü durdurmak için Conte'nin taktiği 3-5- 2'yi G.Saray'a ilk yarı oynattı ve başarılı oldu. Eğer G.Saray kaybettiği maçlarda da bu anlayışla oynasaydı puanı daha fazla olur ve Beşiktaş'a yenilgisi zirveden uzaklaşmasını engellerdi.
Tudor "Conte" taktiğinde alkışı hak etti ama oyuncu hamlesini hızlı düşünemedi. Selçuk'un yerine Tolga değil bence Josue girmeliydi.
Tolga kaptırdığı toplarla ve yaptığı pas hatalarıyla yine saç-baş yoldurttu. Ben Riekerink'i 72'de oyuncu değiştirdiği için eleştirmiştim. G.Saray'a gol gerekiyordu ve Tudor'un 75'te Eren-Rodriuges ikilisini oyuna alması geciken hamleydi. İvedilikle Rodrigues yenilen gol sonrası Yasin'in yerine hemen alınmalıydı. Çünkü Eren-Rodriguez girdikten sonra G.Saray Beşiktaş kalesinde etkili oldu ve Podolski ile biri boş kaleye olmak üzere iki net golü atamadı.
G.Saray'ın oyun lideri konumundaki Sneijder'in sahada sadece ismi vardı ve hiç katkı yapmadı ayrıca tek kilit pas bile vermedi. Sneijder'i oyundan alma cesaretini gösteren Tudor'a helal olsun. Çünkü Riekerink bu cesareti asla gösterememişti. G.Saray'ın artık iki rakibi var; önünde Başakşehir arkasında Fenerbahçe.. Tudor bu oyun planını geliştirerek uygulamaya devam etmeli. Ayrıca hedefi olmayan oyunculara fazla tahammül etmemeli..

Gereksiz fantezi

Rodrigues maalesef Bruma'nın kopyası bile olamadı. Öfkeyle alınan kararlar zarar getirirmiş. Tudor'un, Bruma'yı Rize'ye getirmemesinin bedeli ağır oldu. İkinci yarı oyun Bruma'nın kalitesine ve becerisine göre şekillenmişti. Rodrigues boş alan bulmasına rağmen etkisiz kaldı. Rodrigues'in yakaladığı gol pozisyonlarını Bruma yakalasa, ayak içi vuruş becerisiyle kesin gol yapardı.
Galatasaray'a Igor Tudor'un elinin değdiğini ilk yarıda gördük. Galatasaraylı oyuncular ilk 45'te müthiş koşarken hem oyuna ve topa hakim oldular hem de önde yaptıkları presle Rizespor'u hiç çıkarmadılar. Pas alışverişi düzgün ve etkiliydi. Koşu kalitesinin yüksekliği sayesinde Galatasaray oyunu Rize kalesine yıktı. Futbolda 1-0 her zaman riskli skordur. Rize ikinci yarıya ön baskıyla başlayınca G.Saray zorlandı. Rize savunmasının önünde Podolski duvar olamayınca toplar G.Saray kalesine çabuk geldi. Rodrigues-Yasin ikilisi de kolay top kaptırınca Rizespor kanatlardan Özgür Çek ve Ahmet İlhan ikilisiyle etkili bindirmeler yaptı. G.Saray rakibine ilk 45'te tek pozisyon bile vermedi ama ikinci yarıda baskı yemesine rağmen Rodrigues, Yasin, Tolga Ciğerci ve Podolski ile gol olacak pozisyonları harcadı..
Tudor'un oyundan düşen Josue'yi çıkarıp orta alanı güçlendirmek için Tolga'yı alması mantıklıydı. Ancak Chedjou ile birlikte G.Saray'ın iyilerinden Linnes'in çıkması ve Semih'in sol beke geçmesi yanlış bir fanteziydi.. Eğer Ahmet Çalık girdiğinde Semih sol beke geçtiğinde Yasin'den daha fazla bindirme yapan Linnes öne itilseydi doğru olurdu. Çünkü Yasin, maç boyu gölge markaj yaptı. Yani sahte oynadı.
Almanya'da yetişen Türk oyuncularda ciddi disiplin sorunu var. Sinan oyuna taze girdi ama rakibini bile kovalamadı. Josue'ye, nasıl olduysa gol öncesi pas veren Yasin, final paslarında ya geç kaldı ya da topu kaptırdı. Tolga Ciğerci ise futbolu bilmiyor. Akıllı bir oyuncu kendi kalesinin önünde arkası dönük rakip oyuncuya faul yapar mı? Tolga yaptı ve G.Saray golü yedi. Aynı Tolga çaprazda gol olabilecek pozisyonda topu kalecinin üzerine vurdu. Hele hele üç kişinin boş olduğu durumda pas vermeyip kaleye şut atması skandaldı. Geldiğinden beri tek golü ve isabetli şutu olmayan Tolga'yı birileri ne olur "Şut atma" diye uyarsın.

Florya’ya sokmam!

Atalarımız, "Gülme komşuna gelir başına" diye boşuna dememişler. Galatasaraylı futbolcular tam 11 puanlık maça çıkıyorlardı. Ama başta Riekerink olmak üzere hiçbir Galatasaraylı futbolcu, "Elimize geçen fırsatı değerlendirelim. Adam gibi oynayalım. Bu maçı kazanalım ve zirve yarışında söz sahibi olalım" inancında değildi. Sneijder ve Selçuk'un yokluğunda ve Muslera dışında Galatasaraylı oyuncuların saha içi görüntüsü, "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" şeklindeydi. Bruma, Yasin, Rodrigues üçlüsü, Sneijder'in rolüne bürünmeye çalıştıkları için adeta birbirleriyle üstünlük yarışına girdi. Özellikle Rodrigues kaçırdığı golden sonra çok rahat gole çevireceği pozisyonda "Yine kaçırırsam bana laf ederler" korkusuyla topa vurmayıp pas verdi. Hamza Hoca'yı gönderen, Mustafa Denizli ile yolları ayıran yönetimin yetersiz ve çapsız Riekerink'e bu kadar tahammül göstermesine aklım ermiyor.
Bu Riekerink'in bizim görmediğimiz ya da anlayamadığımız bir özelliği mi var?
G.Saray maça önde Eren arkasında Podolski ile başlamalıydı.
3 aydır topa vurmayan ayrıca futbol aklı bile olmayan Tolga Ciğerci'yi oynatmak ve takıma ısınan Josue'yi kulübede tutmak eğer Riekerink'in kararıysa ben bugünden itibaren bu hocayı Florya'ya bile sokmam.
Final gibi maçları oynayamayan, "Rakibi çözdüm" dediği maçları kaybeden Riekerink'e tahammül edenler de bu ısrarlarının hesabını vermeli.
Rodrigues-Yasin ikilisini çıkarıp Sinan'ı almak tam bir futbol cahilliği idi.
Galatasaray'ı sezon başından beri kanatlardan taşıyan Bruma değil mi? Eren girip, Poldi forvet arkasına Bruma da kanada geçince ve Josue geç de olsa oyuna girince Galatasaray, Kayserispor kalesinde pozisyonlar buldu.
Riekerink'in baştan tercih ettiği maceracı kadro, ilk yarıyı iki duran toptan yediği iki kafa golüyle yenik kapattı. Yenen goller tesadüf değil. Savunmada Hakan Balta-Semih ikilisi oynadıkça Galatasaray kafa golleri yemeye devam eder. Mancini, Semih'i kafa toplarındaki zaafı yüzünden sağ bek oynatıyordu.
Ayrıca yönetim Ahmet Çalık'ı 2.5 milyon Euro ödeyerek kulübe genç ve yakışıklı olsun diye mi aldı? Peki Chedjou neden affedildi? Chedjou olsa duran toplarda ileri çıkar ve kafa vuruşları yapardı. Doğru dürüst şut bile atamayan Tolga'nın Podolski'nin yanında frikik atması bir diğer skandaldı.

10’suz olmuyor!

Levent Nazifoğlu, Sneijder ile ilgili yorum yaparken şöyle demişti: "Hollandalı yıldız oynamadığında, Galatasaray sahada başı kesilmiş tavuğa benziyor." Sneijder çıktı, Galatasaray'ın oyun aklı kayboldu, senkron bozuldu. Sneijder sonrası Galatasaray'ın ofsayttan yediği gol, kupadan elenişinin işaretiydi. Galatasaray maçlarını, artık Mete Kalkavan yönetmemeli. Ofsayt golünde belki yardımcısının hatası vardı ama göz göre göre Josue'ye dirsek atan Emre'ye kırmızı kart gösterememesi, hakemliğindeki yetersizliğin en büyük kanıtıydı. Mete Kalkavan, öncelikle futbolu bilmiyor. Faul pozisyonlarında doğru yorum yapamıyor. Emre'nin dirseğinden sonra Galatasaraylı oyuncuların olaya ciddi tepki göstermemeleri, teslimiyetçi bir ruha büründüklerinin göstergesiydi. Eğer sahada Melo olsaydı, Emre bırakın o dirseği atmayı, teşebbüs bile edemezdi. Ama bu Emre'ye Türkiye'de haddini bildirecek ne yazık ki bir tane hakem yok.
Tribünler elenişe tepki gösterirken Riekerink'i istifaya davet etti. Hollandalı hocanın yetersiz olduğunu biliyoruz ama bir insan kendi yaptığı doğruları inkar edecek tercihler yapar mı? Ligde kaybettiği Başakşehir'e karşı yine Carole ile çıkar mı? Başakşehir ilk yarı tüm atakları Carole'nin bölgesinden yaptı. Özellikle Akhisar maçının doğru ikilisi Josue ile Selçuk'tu. Vatandaşı bal yapmayan De Jong'a yer açmak adına Josue'yi kulübeye mahkum etti. Sneijder sakatlanmasıydı Josue oyuna girmezdi. Girmesine rağmen bu değişikliğin doğru olduğunu düşünmüyorum. Eren'i oyuna alıp, forvet arkasına da tıpkı Elazığ maçında olduğu gibi Podolski'yi monte etmeliydi. İkinci yarı oyuna Linnes ve Eren'in girmeleri, Galatasaray'ın Başakşehir kalesinde etkili olmasını sağladı. Bruma, sonuca isyan eden tek oyuncuydu. Geriye geldi, top çıkardı, rakibi kovaladı, kanatlardan bindirdi, golü atmak için çırpınıp durdu.
Başakşehir sistem takımı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Galatasaray'ı üzerlerine çekip, başarıyla kontratağa çıktılar. Özellikle Visca ile Carole'ün bölgesinden müthiş bindirmeler yaptılar. Eğer Emre atılsaydı bu sistem işler miydi ? G.Saray'ın elinde sadece lig kaldı. Dilerim yönetim başta Sneijder olmak üzere tüm takımı motive etmeyi başarırlar
Not : 3.5 milyon Euro verip, Rodrigues'i flaş transfer olarak alıyorsun sonra 11'e koymuyorsun. Yönetim, Riekerink'ten bunun hesabını sormalı.

Sneijder-Poldi A.Ş!

Ayağa pas oynama konusunda ligin en başarılı takımı kabul edilen Galatasaray'ın, hücumda yaşadığı zenginliğin şifresi; Podolski'dir. Alman yıldız, sahaya sadece tecrübesini ve kalitesini yansıtmıyor, akıl koyuyor, Sneijder'e ve kanatlarda oynayan Bruma, Yasin ve hatta Rodrigues'e mükemmel duvar olup, asist yapıyor. Özellikle Bruma'nın attığı ilk golde müthiş bir asist yaptı. Poldi'nin yerinde Eren olsa, yüksek teknik gerektiren pas verme olayı gerçekleşemezdi. Riekerink; hücum hattını Sneijder, Bruma, Yasin, Podolski ve Rodrigues'den kurduğu sürece Galatasaray'ın, üretkenliği, pozisyon bulma zenginliği üst düzeyde olur. Akhisar maçında bu fotoğrafın parladığını gördük.
Galatasaray'ın, saha içi öğretmeni kesinlikle Sneijder... Hollandalı yıldız, çok koşup iyi mücadele ettiği sürece, bütün takım pozitif etkileniyor.
Karabük'te olmamasının bedelini Galatasaray kaybederek ödedi. Sneijder de sezon sonuna kadar artık kolay kart görmemeli, çünkü Galatasaray'ın onun aklına, yeteneğine, liderliğine ve kalitesine çok ihtiyacı var. Ayrıca Sneijder, Poldi ile uyumlu bir birliktelik yaşarken, yönetime de 'Alman yıldız kalmalı' mesajını yolladı.
Çünkü geçmiş dönemde Sneijder, Umut ve Burak ile oynarken, Poldi ile birlikte yaptığı etkili duvar paslarını yapamıyor ve öfkeleniyordu.
Yasin'in takipçiliğiyle attığı gol öncesi, Sneijder-Poldi ikilisinin topu kapma mücadelesi mükemmeldi. Rodrigues geldikten sonra travma yaşayan ve egosuna yenik düşüp bireysel oynayan Bruma, bu saplantılarından kurtulmuş olacak ki Akhisar'a sadece iki gol atmadı, final paslarında da paylaşımcı bir tavır sergiledi. Ayrıca Bruma, sağda da oynayabileceğini gösterdi çünkü Carole'ün kendisine 70 metreden mühendis gibi attığı pasta topla sağ kanatta buluştu, dikine gitti ve golünü attı.
Haftalardır eleştirilen Selçuk İnan, koşu kalitesi ve mücadelesini yükseltirken, topu kullanma konusunda az pas hatası yaptı. De Jong'un yokluğunda Josue, üstlendiği görevi başarılı bir şekilde yerine getirdi.

Sabri’den utanın!

Sabri'yi bazen ağır eleştirdim, bazen de alkışladım. Ama Sabri'nin yetiştiği G.Saray'a karşı yüklendiği aidiyet duygusundan saptığını hiç görmedim. Sabri iyi de kötü de oynasa sahada hep yüreğini ortaya koyar. İklim koşulları ve zorlu deplasman oluşu nedeniyle Konyaspor maçı G.Saray adına "Kırılma noktası" olacaktı.. Bruma ve Yasin'in olmayışı G.Saray'ı kanatsız bırakırken tüm oyuncuların "İki kişilik" koşması gereken bir mücadeleydi. Kırık parmakla ve özel bir eldivenle oynayan Muslera'nın yaptığı "Fedakarlık" ile Sabri'nin yürekli duruşu ve De Jong'un "Cesur yürek" tarzı oyunu ne yazık ki; bazı oyuncular da yoktu.. Özellikle; Eren ile Josue ikilisi G.Saray'ı hep eksik oynattı. Doğum tarihlerine baktım; Eren; 1988, Josue; 1990 doğumlu.
1984 doğumlu Sabri ileri geri çalıştı, sürekli kanat değiştirdi, savunmaya yardıma geldi.
Sabri'den utanmaları gereken Josue-Eren ikilisi koşmadıkları ve mücadele etmedikleri gibi takım savunmasına katkı bile yapmadılar.
Konyaspor'un ciddi pozisyonlar bulduğu maçta Rodrigues girene ve Ali Çamdalı atılana kadar G.Saray'ın tek olumlu atağı yoktu. Başta Muslera olmak üzere Sabri, De Jong, Hakan Balta gibi oyuncuların büyük ciddiyet içinde ve "Biz bu maçı kazanmalıyız" anlayışla oynamaları G.Saray'ı üç puana taşıdı.
Selçuk çok koştu ama kalitesine yakışmayan top kayıpları ile pas hataları yaptı.
Sneijder maç içinde kopuk kopuktu sadece rakibe isminin verdiği etkiyle sahada kaldı.
Ama gördüğü sarı kart kendisine yakışmadı.
Gitmek mi istemedi bilemiyorum ama Karabük'te G.Saray Sneijder'i arayacak. Josue bu dökülen haliyle Sneijder'e asla alternatif olamaz. Eğer G.Saray yönetimi iyi bir golcü alamayacaksa Podolski'nin kalmasını sağlamalı.
Eren güçsüz olduğu için önde top tutamadı, rakibi kovalamadı.
Poldi girer girmez Eren'e, "Bak gör top nasıl tutulur" şeklinde ders verdi. Poldi'nin kalitesi Sneijder'in top kullanmasını ve etkili pas vermesini sağlar, Bruma ve Rodrigues'in kanatlardaki verimini çoğaltır.
Golün hazırlanışında payı olan Rodrigues'in hızını, topla dikine gitmesini ve hareket halinde topa vurmasını beğendim.
Rodrigues de Bruma ve Yasin gibi solda oynamak istiyor. Bence Bruma ile Rodrigues iki kanadı değişerek kullanmalı ve kanat bindirmelerinin pratiğini Florya'da yapmalı.

Özlenen Sneijder

Sneijder, "Bu gece sizlere futbol resitali sunacağım. Sadece iyi oynamayacağım, attıracağım gollerle tüm stada kendimi alkışlattıracağım" anlayışıyla çıktı. Eşi Yolanthe'nin maçı locada izlemesi belki Hollandalı yıldızın şovunda etkili oldu. Ama bu sezon Snejder'i hiç bu kadar coşkulu, istekli ve arzulu görmedim. Galatasaray bu sezon ligde ilk kez 5 gollü bir galibiyet alırken bu başarıda 4 gole katkı sağlayan ve maç boyu çok çalışıp koşan Sneijder'in payı büyüktü. Galatasaray'ın duraklama dönemi yaşadığı maçlarda "Dünya yıldızı" Sneijder eğer bu kaliteli oyununu sergileseydi takımını lider yapabilirdi. Özlenen ve beklenen Snejder bir maçın kazanılmasına tek başına etki ediyorsa ve bu formunu korursa Galatasaray'ın zirve yarışında ikinci yarı en etkili silahı olur.
Sneijder'in "Tek adamlık" şovunda en büyük yardımcısı partneri De Jong oldu. Hollandalı Pitbull sahanın her yerine basarken, rakipten fazlasıyla top çaldı, ikili mücadeleleri kaybetmedi ve en önemlisi Snejder'in "Al gol at" şeklinde yaptığı ortaya mükemmel bir kafa vuruşu yapıp golle tanıştı. Hollandalılar'ın dışında Bruma ve Yasin kanatlardan etkili bindirmeler yaptı. Bruma'nın gol için gösterdiği istek ve coşku final vuruşlarındaki beceriksizliğe takıldı. Gol krizini çözen Eren yine final toplarına dokunmak için doğru algı gösteremedi. Ama Eren çalışkanlığıyla ve önde duvar olma isteğiyle göz doldurdu. Eğer İzlandalı Sigthorsson dönemeyecekse yönetim golcü transferini yapmalı. Eren başka golcü olmadığı için sezon başı verimliliğinde değil.
Galatasaray yine bir kafa golü yedi ve Sajad'ın vuruşuna yine Semih engel olamadı. Hakan Balta iyi oynadı. Ancak bu savunma oyuncularıyla G.Saray ayakta kalamaz. Döneceğini duyduğum Denayer savunmaya çabukluk kazandırır ve ayrıca yüksek toplarda yaşanan zafiyeti giderir. Hamit Altıntop'un kariyerine saygım var. Ama Hamit baskıyı yediğinde ayakta kalamıyor ve fizik gücü geriye koşularda el vitesi gibi oluyor. Carole hep önde oynamak istiyor ve hücuma çıktığında geriye çabuk dönemiyor. Linnes solda gösterdiği oyun aklıyla Carole'un önünde duruyor ama ya Riekerink göremiyor ya da birileri takımda "Carole oynasın" diyor...

Bu nasıl krampon!

Riekerink dersine falan çalışmamış.. Osmanlıspor, 10 tane net pozisyon buluyorsa bu Galatasaray'ın oyun felsefesinin doğru olmadığını gösteriyor. Eğer Rikerink doğru analiz yapabilmiş olsaydı ve Osmanlı'nın Ankara'daki Avrupa maçlarını izleseydi Galatasaray asla oyunu geniş alanda oynamazdı. Alınan 1 puan G.Saray ve Rikerink için mucize ötesinde bir kazanımdır..
Galatasaraylı oyunculara ve Rikerink'e bazı sorularım var:
1- Erzincan'da soğuk havada ve buzlu zeminde G.Saraylı oyuncular yeterince pas yapamadığı gibi hücumda da organize olamamıştı. Mustafa Denizli döneminde Ankara'da benzer ortamda Sneijder, Selçuk, Balta başta olmak üzere çok oyuncu oynamıştı. Buzlu zemin için hiç mi önlem alınmaz? Osmanlısporlu oyuncular zeminde hiç kaymadı hep ayakta kaldı. Galatasaraylı oyuncular ise patinaj yaptı.. Bugünün teknolojisinde böyle ayakkabı seçimi mi yapılır?
2- Yasin golü attı üstüne yattı. Geriye gelmediği gibi bir tane Osmanlısporlu oyuncuyu çalımla geçemedi. Değişiklik için bu kadar beklemek yanlıştı.
3- Carole pozisyon almasını bilmiyor ve alanını unutuyor.. Webo'nun attığı iki golün ortası da Carole'un bölgesinden geldi. Özellikle Vrsajeviç yaptığı bindirmelerle Carole'u perişan etti. Riekerink maçı okuyan hoca olsaydı önlemini çoktan alırdı. Maalesef alt yapıdan hoca yaparsan maçı da böyle okur.
4- Riekerink "Adam adama değil, alan savunması yapıyoruz." Mehmet Batdal'dan sonra Webo da ilk kafa golünü Sabri'nin üzerinden vurarak attı.. Böyle eşleşme mi olur? G.Saray savunması nasıl duracağını ve kim kimi alacağını bilmiyor çünkü çalışmıyorlar.
Bilselerdi Osmanlı'nın en kafacı golcüsü Webo'ya kafa vurdurmazlardı.
Galatasaray'ın en iyileri olarak yine inanılmaz "6 net" kurtarış yapan Muslera ile Yasin'e mükemmel gol attıran ve maç boyu kazanmak için didinen Bruma ön plana çıktı. Eren gibi güçlü, kuvvetli bir oyuncu Donk gibi hızlı bir iniş yaşıyor.. Golcü kimliği olan Eren ilk yarı girdiği iki pozisyonu harcadı. İlkinde soluyla şutlaması gereken topa sağ ayağıyla "Pis burun" vuruş yapması ayıptı.. Ahmet Gökçek Başkan, TFF yönetim kurulu üyesi ve bir futbol gönüllüsüdür. Avrupa'da destan yazan Osmanlıspor'a ısıtması olmayan zemin yakışmıyor.