CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Gereksiz fantezi

Rodrigues maalesef Bruma'nın kopyası bile olamadı. Öfkeyle alınan kararlar zarar getirirmiş. Tudor'un, Bruma'yı Rize'ye getirmemesinin bedeli ağır oldu. İkinci yarı oyun Bruma'nın kalitesine ve becerisine göre şekillenmişti. Rodrigues boş alan bulmasına rağmen etkisiz kaldı. Rodrigues'in yakaladığı gol pozisyonlarını Bruma yakalasa, ayak içi vuruş becerisiyle kesin gol yapardı.
Galatasaray'a Igor Tudor'un elinin değdiğini ilk yarıda gördük. Galatasaraylı oyuncular ilk 45'te müthiş koşarken hem oyuna ve topa hakim oldular hem de önde yaptıkları presle Rizespor'u hiç çıkarmadılar. Pas alışverişi düzgün ve etkiliydi. Koşu kalitesinin yüksekliği sayesinde Galatasaray oyunu Rize kalesine yıktı. Futbolda 1-0 her zaman riskli skordur. Rize ikinci yarıya ön baskıyla başlayınca G.Saray zorlandı. Rize savunmasının önünde Podolski duvar olamayınca toplar G.Saray kalesine çabuk geldi. Rodrigues-Yasin ikilisi de kolay top kaptırınca Rizespor kanatlardan Özgür Çek ve Ahmet İlhan ikilisiyle etkili bindirmeler yaptı. G.Saray rakibine ilk 45'te tek pozisyon bile vermedi ama ikinci yarıda baskı yemesine rağmen Rodrigues, Yasin, Tolga Ciğerci ve Podolski ile gol olacak pozisyonları harcadı..
Tudor'un oyundan düşen Josue'yi çıkarıp orta alanı güçlendirmek için Tolga'yı alması mantıklıydı. Ancak Chedjou ile birlikte G.Saray'ın iyilerinden Linnes'in çıkması ve Semih'in sol beke geçmesi yanlış bir fanteziydi.. Eğer Ahmet Çalık girdiğinde Semih sol beke geçtiğinde Yasin'den daha fazla bindirme yapan Linnes öne itilseydi doğru olurdu. Çünkü Yasin, maç boyu gölge markaj yaptı. Yani sahte oynadı.
Almanya'da yetişen Türk oyuncularda ciddi disiplin sorunu var. Sinan oyuna taze girdi ama rakibini bile kovalamadı. Josue'ye, nasıl olduysa gol öncesi pas veren Yasin, final paslarında ya geç kaldı ya da topu kaptırdı. Tolga Ciğerci ise futbolu bilmiyor. Akıllı bir oyuncu kendi kalesinin önünde arkası dönük rakip oyuncuya faul yapar mı? Tolga yaptı ve G.Saray golü yedi. Aynı Tolga çaprazda gol olabilecek pozisyonda topu kalecinin üzerine vurdu. Hele hele üç kişinin boş olduğu durumda pas vermeyip kaleye şut atması skandaldı. Geldiğinden beri tek golü ve isabetli şutu olmayan Tolga'yı birileri ne olur "Şut atma" diye uyarsın.

Florya’ya sokmam!

Atalarımız, "Gülme komşuna gelir başına" diye boşuna dememişler. Galatasaraylı futbolcular tam 11 puanlık maça çıkıyorlardı. Ama başta Riekerink olmak üzere hiçbir Galatasaraylı futbolcu, "Elimize geçen fırsatı değerlendirelim. Adam gibi oynayalım. Bu maçı kazanalım ve zirve yarışında söz sahibi olalım" inancında değildi. Sneijder ve Selçuk'un yokluğunda ve Muslera dışında Galatasaraylı oyuncuların saha içi görüntüsü, "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" şeklindeydi. Bruma, Yasin, Rodrigues üçlüsü, Sneijder'in rolüne bürünmeye çalıştıkları için adeta birbirleriyle üstünlük yarışına girdi. Özellikle Rodrigues kaçırdığı golden sonra çok rahat gole çevireceği pozisyonda "Yine kaçırırsam bana laf ederler" korkusuyla topa vurmayıp pas verdi. Hamza Hoca'yı gönderen, Mustafa Denizli ile yolları ayıran yönetimin yetersiz ve çapsız Riekerink'e bu kadar tahammül göstermesine aklım ermiyor.
Bu Riekerink'in bizim görmediğimiz ya da anlayamadığımız bir özelliği mi var?
G.Saray maça önde Eren arkasında Podolski ile başlamalıydı.
3 aydır topa vurmayan ayrıca futbol aklı bile olmayan Tolga Ciğerci'yi oynatmak ve takıma ısınan Josue'yi kulübede tutmak eğer Riekerink'in kararıysa ben bugünden itibaren bu hocayı Florya'ya bile sokmam.
Final gibi maçları oynayamayan, "Rakibi çözdüm" dediği maçları kaybeden Riekerink'e tahammül edenler de bu ısrarlarının hesabını vermeli.
Rodrigues-Yasin ikilisini çıkarıp Sinan'ı almak tam bir futbol cahilliği idi.
Galatasaray'ı sezon başından beri kanatlardan taşıyan Bruma değil mi? Eren girip, Poldi forvet arkasına Bruma da kanada geçince ve Josue geç de olsa oyuna girince Galatasaray, Kayserispor kalesinde pozisyonlar buldu.
Riekerink'in baştan tercih ettiği maceracı kadro, ilk yarıyı iki duran toptan yediği iki kafa golüyle yenik kapattı. Yenen goller tesadüf değil. Savunmada Hakan Balta-Semih ikilisi oynadıkça Galatasaray kafa golleri yemeye devam eder. Mancini, Semih'i kafa toplarındaki zaafı yüzünden sağ bek oynatıyordu.
Ayrıca yönetim Ahmet Çalık'ı 2.5 milyon Euro ödeyerek kulübe genç ve yakışıklı olsun diye mi aldı? Peki Chedjou neden affedildi? Chedjou olsa duran toplarda ileri çıkar ve kafa vuruşları yapardı. Doğru dürüst şut bile atamayan Tolga'nın Podolski'nin yanında frikik atması bir diğer skandaldı.

10’suz olmuyor!

Levent Nazifoğlu, Sneijder ile ilgili yorum yaparken şöyle demişti: "Hollandalı yıldız oynamadığında, Galatasaray sahada başı kesilmiş tavuğa benziyor." Sneijder çıktı, Galatasaray'ın oyun aklı kayboldu, senkron bozuldu. Sneijder sonrası Galatasaray'ın ofsayttan yediği gol, kupadan elenişinin işaretiydi. Galatasaray maçlarını, artık Mete Kalkavan yönetmemeli. Ofsayt golünde belki yardımcısının hatası vardı ama göz göre göre Josue'ye dirsek atan Emre'ye kırmızı kart gösterememesi, hakemliğindeki yetersizliğin en büyük kanıtıydı. Mete Kalkavan, öncelikle futbolu bilmiyor. Faul pozisyonlarında doğru yorum yapamıyor. Emre'nin dirseğinden sonra Galatasaraylı oyuncuların olaya ciddi tepki göstermemeleri, teslimiyetçi bir ruha büründüklerinin göstergesiydi. Eğer sahada Melo olsaydı, Emre bırakın o dirseği atmayı, teşebbüs bile edemezdi. Ama bu Emre'ye Türkiye'de haddini bildirecek ne yazık ki bir tane hakem yok.
Tribünler elenişe tepki gösterirken Riekerink'i istifaya davet etti. Hollandalı hocanın yetersiz olduğunu biliyoruz ama bir insan kendi yaptığı doğruları inkar edecek tercihler yapar mı? Ligde kaybettiği Başakşehir'e karşı yine Carole ile çıkar mı? Başakşehir ilk yarı tüm atakları Carole'nin bölgesinden yaptı. Özellikle Akhisar maçının doğru ikilisi Josue ile Selçuk'tu. Vatandaşı bal yapmayan De Jong'a yer açmak adına Josue'yi kulübeye mahkum etti. Sneijder sakatlanmasıydı Josue oyuna girmezdi. Girmesine rağmen bu değişikliğin doğru olduğunu düşünmüyorum. Eren'i oyuna alıp, forvet arkasına da tıpkı Elazığ maçında olduğu gibi Podolski'yi monte etmeliydi. İkinci yarı oyuna Linnes ve Eren'in girmeleri, Galatasaray'ın Başakşehir kalesinde etkili olmasını sağladı. Bruma, sonuca isyan eden tek oyuncuydu. Geriye geldi, top çıkardı, rakibi kovaladı, kanatlardan bindirdi, golü atmak için çırpınıp durdu.
Başakşehir sistem takımı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Galatasaray'ı üzerlerine çekip, başarıyla kontratağa çıktılar. Özellikle Visca ile Carole'ün bölgesinden müthiş bindirmeler yaptılar. Eğer Emre atılsaydı bu sistem işler miydi ? G.Saray'ın elinde sadece lig kaldı. Dilerim yönetim başta Sneijder olmak üzere tüm takımı motive etmeyi başarırlar
Not : 3.5 milyon Euro verip, Rodrigues'i flaş transfer olarak alıyorsun sonra 11'e koymuyorsun. Yönetim, Riekerink'ten bunun hesabını sormalı.

Sneijder-Poldi A.Ş!

Ayağa pas oynama konusunda ligin en başarılı takımı kabul edilen Galatasaray'ın, hücumda yaşadığı zenginliğin şifresi; Podolski'dir. Alman yıldız, sahaya sadece tecrübesini ve kalitesini yansıtmıyor, akıl koyuyor, Sneijder'e ve kanatlarda oynayan Bruma, Yasin ve hatta Rodrigues'e mükemmel duvar olup, asist yapıyor. Özellikle Bruma'nın attığı ilk golde müthiş bir asist yaptı. Poldi'nin yerinde Eren olsa, yüksek teknik gerektiren pas verme olayı gerçekleşemezdi. Riekerink; hücum hattını Sneijder, Bruma, Yasin, Podolski ve Rodrigues'den kurduğu sürece Galatasaray'ın, üretkenliği, pozisyon bulma zenginliği üst düzeyde olur. Akhisar maçında bu fotoğrafın parladığını gördük.
Galatasaray'ın, saha içi öğretmeni kesinlikle Sneijder... Hollandalı yıldız, çok koşup iyi mücadele ettiği sürece, bütün takım pozitif etkileniyor.
Karabük'te olmamasının bedelini Galatasaray kaybederek ödedi. Sneijder de sezon sonuna kadar artık kolay kart görmemeli, çünkü Galatasaray'ın onun aklına, yeteneğine, liderliğine ve kalitesine çok ihtiyacı var. Ayrıca Sneijder, Poldi ile uyumlu bir birliktelik yaşarken, yönetime de 'Alman yıldız kalmalı' mesajını yolladı.
Çünkü geçmiş dönemde Sneijder, Umut ve Burak ile oynarken, Poldi ile birlikte yaptığı etkili duvar paslarını yapamıyor ve öfkeleniyordu.
Yasin'in takipçiliğiyle attığı gol öncesi, Sneijder-Poldi ikilisinin topu kapma mücadelesi mükemmeldi. Rodrigues geldikten sonra travma yaşayan ve egosuna yenik düşüp bireysel oynayan Bruma, bu saplantılarından kurtulmuş olacak ki Akhisar'a sadece iki gol atmadı, final paslarında da paylaşımcı bir tavır sergiledi. Ayrıca Bruma, sağda da oynayabileceğini gösterdi çünkü Carole'ün kendisine 70 metreden mühendis gibi attığı pasta topla sağ kanatta buluştu, dikine gitti ve golünü attı.
Haftalardır eleştirilen Selçuk İnan, koşu kalitesi ve mücadelesini yükseltirken, topu kullanma konusunda az pas hatası yaptı. De Jong'un yokluğunda Josue, üstlendiği görevi başarılı bir şekilde yerine getirdi.

Sabri’den utanın!

Sabri'yi bazen ağır eleştirdim, bazen de alkışladım. Ama Sabri'nin yetiştiği G.Saray'a karşı yüklendiği aidiyet duygusundan saptığını hiç görmedim. Sabri iyi de kötü de oynasa sahada hep yüreğini ortaya koyar. İklim koşulları ve zorlu deplasman oluşu nedeniyle Konyaspor maçı G.Saray adına "Kırılma noktası" olacaktı.. Bruma ve Yasin'in olmayışı G.Saray'ı kanatsız bırakırken tüm oyuncuların "İki kişilik" koşması gereken bir mücadeleydi. Kırık parmakla ve özel bir eldivenle oynayan Muslera'nın yaptığı "Fedakarlık" ile Sabri'nin yürekli duruşu ve De Jong'un "Cesur yürek" tarzı oyunu ne yazık ki; bazı oyuncular da yoktu.. Özellikle; Eren ile Josue ikilisi G.Saray'ı hep eksik oynattı. Doğum tarihlerine baktım; Eren; 1988, Josue; 1990 doğumlu.
1984 doğumlu Sabri ileri geri çalıştı, sürekli kanat değiştirdi, savunmaya yardıma geldi.
Sabri'den utanmaları gereken Josue-Eren ikilisi koşmadıkları ve mücadele etmedikleri gibi takım savunmasına katkı bile yapmadılar.
Konyaspor'un ciddi pozisyonlar bulduğu maçta Rodrigues girene ve Ali Çamdalı atılana kadar G.Saray'ın tek olumlu atağı yoktu. Başta Muslera olmak üzere Sabri, De Jong, Hakan Balta gibi oyuncuların büyük ciddiyet içinde ve "Biz bu maçı kazanmalıyız" anlayışla oynamaları G.Saray'ı üç puana taşıdı.
Selçuk çok koştu ama kalitesine yakışmayan top kayıpları ile pas hataları yaptı.
Sneijder maç içinde kopuk kopuktu sadece rakibe isminin verdiği etkiyle sahada kaldı.
Ama gördüğü sarı kart kendisine yakışmadı.
Gitmek mi istemedi bilemiyorum ama Karabük'te G.Saray Sneijder'i arayacak. Josue bu dökülen haliyle Sneijder'e asla alternatif olamaz. Eğer G.Saray yönetimi iyi bir golcü alamayacaksa Podolski'nin kalmasını sağlamalı.
Eren güçsüz olduğu için önde top tutamadı, rakibi kovalamadı.
Poldi girer girmez Eren'e, "Bak gör top nasıl tutulur" şeklinde ders verdi. Poldi'nin kalitesi Sneijder'in top kullanmasını ve etkili pas vermesini sağlar, Bruma ve Rodrigues'in kanatlardaki verimini çoğaltır.
Golün hazırlanışında payı olan Rodrigues'in hızını, topla dikine gitmesini ve hareket halinde topa vurmasını beğendim.
Rodrigues de Bruma ve Yasin gibi solda oynamak istiyor. Bence Bruma ile Rodrigues iki kanadı değişerek kullanmalı ve kanat bindirmelerinin pratiğini Florya'da yapmalı.

Özlenen Sneijder

Sneijder, "Bu gece sizlere futbol resitali sunacağım. Sadece iyi oynamayacağım, attıracağım gollerle tüm stada kendimi alkışlattıracağım" anlayışıyla çıktı. Eşi Yolanthe'nin maçı locada izlemesi belki Hollandalı yıldızın şovunda etkili oldu. Ama bu sezon Snejder'i hiç bu kadar coşkulu, istekli ve arzulu görmedim. Galatasaray bu sezon ligde ilk kez 5 gollü bir galibiyet alırken bu başarıda 4 gole katkı sağlayan ve maç boyu çok çalışıp koşan Sneijder'in payı büyüktü. Galatasaray'ın duraklama dönemi yaşadığı maçlarda "Dünya yıldızı" Sneijder eğer bu kaliteli oyununu sergileseydi takımını lider yapabilirdi. Özlenen ve beklenen Snejder bir maçın kazanılmasına tek başına etki ediyorsa ve bu formunu korursa Galatasaray'ın zirve yarışında ikinci yarı en etkili silahı olur.
Sneijder'in "Tek adamlık" şovunda en büyük yardımcısı partneri De Jong oldu. Hollandalı Pitbull sahanın her yerine basarken, rakipten fazlasıyla top çaldı, ikili mücadeleleri kaybetmedi ve en önemlisi Snejder'in "Al gol at" şeklinde yaptığı ortaya mükemmel bir kafa vuruşu yapıp golle tanıştı. Hollandalılar'ın dışında Bruma ve Yasin kanatlardan etkili bindirmeler yaptı. Bruma'nın gol için gösterdiği istek ve coşku final vuruşlarındaki beceriksizliğe takıldı. Gol krizini çözen Eren yine final toplarına dokunmak için doğru algı gösteremedi. Ama Eren çalışkanlığıyla ve önde duvar olma isteğiyle göz doldurdu. Eğer İzlandalı Sigthorsson dönemeyecekse yönetim golcü transferini yapmalı. Eren başka golcü olmadığı için sezon başı verimliliğinde değil.
Galatasaray yine bir kafa golü yedi ve Sajad'ın vuruşuna yine Semih engel olamadı. Hakan Balta iyi oynadı. Ancak bu savunma oyuncularıyla G.Saray ayakta kalamaz. Döneceğini duyduğum Denayer savunmaya çabukluk kazandırır ve ayrıca yüksek toplarda yaşanan zafiyeti giderir. Hamit Altıntop'un kariyerine saygım var. Ama Hamit baskıyı yediğinde ayakta kalamıyor ve fizik gücü geriye koşularda el vitesi gibi oluyor. Carole hep önde oynamak istiyor ve hücuma çıktığında geriye çabuk dönemiyor. Linnes solda gösterdiği oyun aklıyla Carole'un önünde duruyor ama ya Riekerink göremiyor ya da birileri takımda "Carole oynasın" diyor...

Bu nasıl krampon!

Riekerink dersine falan çalışmamış.. Osmanlıspor, 10 tane net pozisyon buluyorsa bu Galatasaray'ın oyun felsefesinin doğru olmadığını gösteriyor. Eğer Rikerink doğru analiz yapabilmiş olsaydı ve Osmanlı'nın Ankara'daki Avrupa maçlarını izleseydi Galatasaray asla oyunu geniş alanda oynamazdı. Alınan 1 puan G.Saray ve Rikerink için mucize ötesinde bir kazanımdır..
Galatasaraylı oyunculara ve Rikerink'e bazı sorularım var:
1- Erzincan'da soğuk havada ve buzlu zeminde G.Saraylı oyuncular yeterince pas yapamadığı gibi hücumda da organize olamamıştı. Mustafa Denizli döneminde Ankara'da benzer ortamda Sneijder, Selçuk, Balta başta olmak üzere çok oyuncu oynamıştı. Buzlu zemin için hiç mi önlem alınmaz? Osmanlısporlu oyuncular zeminde hiç kaymadı hep ayakta kaldı. Galatasaraylı oyuncular ise patinaj yaptı.. Bugünün teknolojisinde böyle ayakkabı seçimi mi yapılır?
2- Yasin golü attı üstüne yattı. Geriye gelmediği gibi bir tane Osmanlısporlu oyuncuyu çalımla geçemedi. Değişiklik için bu kadar beklemek yanlıştı.
3- Carole pozisyon almasını bilmiyor ve alanını unutuyor.. Webo'nun attığı iki golün ortası da Carole'un bölgesinden geldi. Özellikle Vrsajeviç yaptığı bindirmelerle Carole'u perişan etti. Riekerink maçı okuyan hoca olsaydı önlemini çoktan alırdı. Maalesef alt yapıdan hoca yaparsan maçı da böyle okur.
4- Riekerink "Adam adama değil, alan savunması yapıyoruz." Mehmet Batdal'dan sonra Webo da ilk kafa golünü Sabri'nin üzerinden vurarak attı.. Böyle eşleşme mi olur? G.Saray savunması nasıl duracağını ve kim kimi alacağını bilmiyor çünkü çalışmıyorlar.
Bilselerdi Osmanlı'nın en kafacı golcüsü Webo'ya kafa vurdurmazlardı.
Galatasaray'ın en iyileri olarak yine inanılmaz "6 net" kurtarış yapan Muslera ile Yasin'e mükemmel gol attıran ve maç boyu kazanmak için didinen Bruma ön plana çıktı. Eren gibi güçlü, kuvvetli bir oyuncu Donk gibi hızlı bir iniş yaşıyor.. Golcü kimliği olan Eren ilk yarı girdiği iki pozisyonu harcadı. İlkinde soluyla şutlaması gereken topa sağ ayağıyla "Pis burun" vuruş yapması ayıptı.. Ahmet Gökçek Başkan, TFF yönetim kurulu üyesi ve bir futbol gönüllüsüdür. Avrupa'da destan yazan Osmanlıspor'a ısıtması olmayan zemin yakışmıyor.

İmkan olsa palto giyerlerdi

Erzincan'ın dondurucu soğuğu, zeminin buzla kaplı olması, aşırı rüzgar ayağa, pasa dayalı oynayan Galatasaray'ı olumsuz etkiledi. Erzincanlı oyuncular alışık oldukları ortamda şortla oynarken, Galatasaraylı oyuncular imkan olsa maça kesin palto giyerek çıkarlardı. Hava ve saha koşulları futbol oynamayı zorlaştırsa da kazanamamak Galatasaraylı oyuncular için mazeret olmamalı..
İlk yarı Galatasaray rüzgarla oynamayı avantaja çeviremedi. Ezbere dayalı pas oyunu yüzünden Galatasaraylı oyuncular kaleye şut atmayı akıl bile edemedi. Yasin ve Sabri'nin oyuna girmesi Galatasaray'ın ikinci yarı hücumda etkili olmasını sağladı. Josue'nin golü sabır ve akıl doluydu. Ama Bayern Münih ve Real Madrid'de top oynamış Hamit'in kaleye yönelen ortada bir topa eller açılmadan müdahale edilmesi gerektiğini bilmemesi beni şaşırttı. Bunu genç Birhan yapsa anlarım ama 35 yaşındaki tecrübeli Hamit'e yakışmadı..
SABAH Spor'un klasiği "Serbest Kürsü"de Yasin için şöyle dedim: "Hızlı, çabuk ama gol vuruşu konusunda istikrarı yok. Galatasaray bazı maçlarda Yasin'in pas vermeyip egoist davranmasının bedelini ödedi."
Sabri'nin kaleciden dönen şutunda Yasin kale boş olmasına rağmen önüne düşen topu dışarı attı. Yine Yasin golü atacak durumda olan Sabri'ye topu vermeyip şut attı. Bu iki örnek, Yasin'in istikrarsız ve egoist olduğunu gösteriyor..
Buzlu zeminde Galatasaray'ın en iyisi hata yapmayan Cavanda'ydı..

Tek isyankar Bruma

Duygularımızın donduğu, yüreğimizin dağlandığı, kanımızın çekildiği hain bir saldırı yaşadık. Ülke olarak üzüldük. Ateş düşen yuvaların feryatlarına gözyaşlarımızla ve dualarımızla destek olmaya çalıştık. Şehit olanlara Allah rahmet eylesin, ailelerine sabır versin. Türkiye'yi bölmeye çalışanlara, bizi birbirimize düşürmek için plan yapanlara asla teslim olmayacağız. Güçlü devlet yapımızla bu oyunu bozacağız.
Selçuk, Sneijder ve Hakan Balta takımla bir toplantı yapıp, "Önümüzdeki G.Antep, Osmanlı ve Alanya maçlarını kazanmalıyız" diye sözleşmişler. Bu nasıl söz vermek? İlk yarı G.Saraylı oyuncular isteksiz, coşkusuz ve ciddiyetsizdi. Haftada bir maç oynayan oyuncuların rakip kaleye gidecek halleri yoktu. G.Saray'ın sahadaki "İsyankar ruhu" Bruma'ydı. Portekizli yıldız soldan yaptığı bindirmelerle gol atmak ve attırmak için çırpınıp durdu. Zaten Galatasaray'da insanı heyecanlandıran tek futbolcu Bruma.. Sneijder gücünün yettiğince çalıştı. Bir Melo olmasa bile sahanın her yerine basan De Jong çalışkanlığıyla ön plana çıktı. Kaptan Selçuk etkili pas oynama konusunda başarılıydı ve telaş yapmadan arkadaşlarına isabetli toplar kullandı.
Riekerink'in ikinci yarı Linnes'in yerine aldığı Sabri, Galatasaray'ın sağdan hücuma verimli çıkmasını sağladı. Sabri'nin top tutması ve ayağa pas oynaması Podolski'nin oyununu da yükseltti. Haftada bir maç oynamasına rağmen Galatasaray'ın fiziksel gücü o kadar etkisiz ki; oyuncular bir devrelik güçlerini TT Arena'da özellikle ikinci yarı taraftarlarının yoğun olduğu tarafa saklıyorlar. Bruma, Sneijder ve Yasin'in hazırladığı pozisyonlarda başta Podolski ve Eren inanılmaz golleri harcadılar. Rekabet ortamının olmaması Eren'i zihinsel olarak tembelliğe itmiş. Eren bir metreden gözü kapalı atacağı golleri, "Tükenmişlik" yüzünden kaçırdı. Kasımpaşa maçında Bruma'ya pas atmayan Yasin, gecenin en çalışkanı ve takıma en çok yardım edip pas veren oyuncusuydu. Yasin üç gole imza atarken özellikle Bruma ile yaptığı pas alış verişleriyle göz doldurdu. Galatasaray, Osmanlı maçında bu kadar geniş alan bırakarak oynamamalı. Neden? Çünkü savunmanın göbeğinde uyum yok. Serdar-Balta birbirini tamamlamıyor ve çok pozisyon hatası yapıyor.