CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Kaptanlığı bırakmadı elinden alındı!

🔴 Kerem Aktürkoğlu, Galatasaray'ın gündeminden düşmüyor. Son zamanlarda sosyal medyasından açıklamalarıyla dikkat çekiyor.
Önceki gün de kaptanlığı bıraktığını duyurduğu açıklamasında pazubendin kendisinden alındığını ima ederek, yönetimi hedef aldı. Dursun Özbek ise "Yeni kaptanlar transfer sürecinin bitiminden sonra belli olacak" dedi. Galatasaray'da neler oluyor?
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek'in Kerem'in kaptanlığının alınması üzerine sorulan sorulara karşı yaptığı açıklama, tamamen bir başkanın oyuncusunu koruma refleksidir. Kerem Aktürkoğlu'ndan kaptanlık alınmıştır. Bu karar da doğrudur. Kaptan olmak ayrıcalıktır.
Kaptan olmak sorumluluk gerektirir. Bir kaptan, eylem ve söylemleriyle örnek olmalıdır.
Kerem Aktürkoğlu'nun zaman içinde yaptıklarına şöyle bir göz atalım:
1- Galatasaray, sezonu 13'üncü sırada bitirdiğinde, Kerem ile ilgili 20-25 milyon Euro'luk teklifler olduğu medyada yer aldı. Tekliflerin kaynağı belli olmadan Kerem, veda mesajı yayınladı.
2- 2022-23 sezonunda Galatasaray şampiyon oldu. İcardi ile birlikte Kerem müthiş bir sezon yaşadı. 9 gol attı, 22 asist yaptı. İcardi de 22 gol atıp, 7 asist yaptı. Tribünlerin yıl içinde zaman zaman yaptığı eleştirilere hep duygusal açıklamalarla karşılık verdi. Bir maç sonrası küçük bir çocuğa kameraların önünde, "Sen de beni sevmeyenlerden misin?" diye sordu.




3- Şampiyonluk gecesine Barış Manço'nun 'Dönence' şarkısıyla çıktı ve "Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız" sözleri mesaj olarak algılandı.
4- Süper Kupa maçında oyundan alındıktan sonra sarf ettiği sözler, Galatasaray kaptanına yakışmayacak kadar çirkindi. Bu sözleri başkan da Okan hoca da biliyor. Kerem ne yaptı? Haber manşet olunca gecenin 3'ünde açıklama yaptı. Bir kaptan bu açıklamayı yapmadan önce hocasıyla konuşur. Gerektiğinde başkanıyla konuşur. Bir strateji oluşturulur ve doğru, akıllı, algılara yol açmayacak bir açıklama yapılır. Galatasaray kaptanı başına buyruk hareket edemez.
5- Young Boys maçı sonrası "Rövanşa odaklanmalıyız" diye doğru bir yorum yaptı. Ama perşembe günü sosyal medyadaki hesabından "Kaptanlığı bıraktım" dedi ve odak noktasını yine kendisine çevirdi.
Galatasaray'da bu kadar başarılar yaşamış, şampiyonluklar görmüş, kupalar kaldırmış Kerem Aktürkoğlu maalesef iletişim yanlışlarıyla tepki görmeye, gündem olmaya, konuşulmaya devam ediyor. "Kaptanlığı bıraktım" açıklaması bile iletişimden kopuk olduğunu gösterdiği gibi Galatasaray Başkanı Dursun Özbek'i de sorulara muhatap etmiştir.
Kerem Aktürkoğlu önce empati yapsın, kendini Başkan Dursun Özbek'in ve hocası Okan Buruk'un yerine koysun ve benim bu tespitlerimi yorumlasın.
Galatasaray'da top oynamak herkese nasip olmaz. Oynayana kapılar ardına kadar açılır.
Oynamak istemeyene ise o kapılar bir dakika içinde kapanır.

TRANSFERDE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK VAR

🔴 Galatasaray'da yeni transferler olmasını bekliyor musunuz?
Olacaksa hangi mevkiye ya da mevkilere olmalı? Galatasaray yönetiminde transferle ilgili fırtına öncesi sessizlik var. Önümüzdeki salı gecesi İstanbul'da maç bittiğinde Galatasaray, Devler Ligi'ne kalırsa, gelecek yeni oyuncular için hemen start verilecek. Gitmek isteyen oyuncular da belli olacak. Ben yönetimin bir sol bek, bir orta saha, bir de kanat oyuncusu alacağını duydum. Ancak Avrupa maçları da düşünüldüğünde savunmaya da bir transfer yapılması gerektiğini şart görüyorum.




SORUN YARATMIYOR SADECE İŞİNİ YAPIYOR

🔴 Batshuayi, Fenerbahçe'de olduğu gibi Galatasaray'da da sonradan girip gollerini atıyor. Böyle mi devam etmeli, 11'e girmeli mi?
Batshuayi oynadığı oyundan büyük keyif alıyor. İlk 11'de de başlasa sonradan da oyuna girse sorun yaratmıyor, işini yapıyor. Belçikalı yıldız, mükemmel bir profesyonel. Okan Buruk bazen Batshuayi'yi çift forvet oynatır, bazen de sonradan oyuna alır. Ortada mutsuz bir durum yok. Attığı gollerle Batshuayi bir anda Galatasaray taraftarının sempatisini kazandı. Takım arkadaşları tarafından da çok seviliyor, destek görüyor. Herkesle de mükemmel ilişkiler kuruyor. Arkadaşları ona "Michy" olarak seslenirken, tam bir sinerji küpü olduğunu söylüyorlar.

G.Saray taraftarıyla bileti alır

Jelert basit oynamadı, seken topta Abdülkerim rakibini kovalayamadı, ağır kaldı, Köhn de yerini kaybetti, Monteiro'nun basit vuruşunda Muslera kurtarması gereken topu içeri aldı, Galatasaray erken yediği gol sonrası hücum eden taraf görünse de Young Boys çok akıllı oynadı. Ayağa pasları başarıyla yaptılar. Yüksek topların hepsini kazandılar. Galatasaray'ın baskılı olduğu anlarda sakatlık bahanesiyle oyunu soğuttular. Kalecileri üç kez oyunu durdurdu. Alman hakem Siebert de İsviçre ekibinin tuzağına destek oldu. İsviçre ekibinin sert oyununa izin verdi. Galatasaraylı oyuncular, rakibin temaslı oyunundan yıldı ve çok pas hatası yapıp, çok top kaybettiler.
Bireysel anlamda Barış, kaleye vurması gereken yerde pas verdi ve gol pozisyonunu kaybetti. Mertens karşı karşıya sağ ayağının dışıyla vurmak yerine sol ayağının içiyle vurmayı denemedi ve golü kaçırdı. Galatasaray dağınık bir görüntü sergiledi. Özellikle Abdülkerim, ciddi hatalar yaptı ve Monteiro'nun ikinci golünde yine rakibini kaçırdı. Galatasaray'ın elle tutulan tek pozisyonu, Torreira'nın kafa vuruşuydu. İsviçre ekibi, Galatasaray'dan üstün değildi ama Galatasaraylı oyuncular sanki ilk kez birlikte oynuyormuş gibi uyum konusunda birbirlerinden kopuktu. Bu kopukluk hatalarla birleşti ve iki gol yemeğe mal oldu. Okan Hoca'nın ikinci yarı Ziyech ile Batshuayi'yi oyuna alması Galatasaray'ın üzerindeki ölü toprağını attı. O Batshuayi attığı iki muhteşem golle Galatasaray'ın geri dönüşüne imzasını koydu. Abdülkerim'in neden olduğu şanssız penaltı ve gördüğü kırmızı kart, Galatasaray'ın İstanbul'daki turunu engellemez, çünkü G.Saray, taraftarı önünde Şampiyonlar Ligi biletini alır.

Okan Buruk fantezi yapmasın

Beşiktaş'ı kutluyorum, Nelsson'un hatasından buldukları erken golden sonra telaş ve panik yapmadılar, oyun disiplininden hiç kopmadılar, topu Galatasaray'a verip akıllı ve düzenli takım savunması yaptılar. Van Bronckhorst, ortaya bir oyun sistemi koydu ve başarılı oldu. Okan Buruk'u taktik ve oyun planı olarak mat etti. Futbolda egonu öne çıkarıp "Her şeyi ben bilirim" diye hareket edersen böyle duvara toslarsın. Okan Buruk'un orta alandaki Berkan fantezisi ve Zaha'yı kesip Kerem Aktürkoğlu'nu tercih etmesi, Davinson Sanchez gibi Copa America'nın en iyi savunmacısını kulübede oturtması büyük hataydı. Kerem-Berkan ikilisi çok top kaybıyla oynadı. Maç sabaha kadar oynansa Ziyech'in Masuaku'yu geçmeyeceği belliydi. Hoca bunu kenardan göremedi. Galatasaray, top kendisinde olduğu için oynar gibi göründü ama Beşiktaş defansta kazandığı toplarla çok hızlı hücuma çıktı. Alınan ağır yenilgi öncelikle Okan Burak'a yazar. Çünkü zihinsel olarak derbiye oyuncularını hiç hazırlamamış. Beşiktaş soyunma odasında her yerde "Vur pençeni kupaya" yazısı asılıydı. Galatasaraylı oyuncular, sanki maçı kazanmış rahatlığında ve ciddiyetsizliğindeydi. Beşiktaş mücadele gücü olarak Galatasaray'ın önündeydi. Bütün oyuncular savaştılar, yüreklerini ortaya koydular. Galatasaraylı oyuncular ise tatil havasındaydı. Dilerim bu yenilgi ayakları yere bastırır. Okan Buruk dersine iyi çalışır. Fantezi yapmaktan vazgeçer ve futbola geri döner.

Galatasaray 1 adım önde

Her Galatasaray-Beşiktaş maçı keyifli olmuştur. İki takımın birbirlerine karşı yaptıkları mücadeleler kıran kırana ve üst düzeyde geçiyor. Galatasaray, şampiyon olan kadrosunu koruyor. Bunun önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Çünkü oyuncuların birbirleriyle oynama alışkanlığı var. Beşiktaş yeniden yapılanıyor. Ancak henüz takım olma ruhunu yakalayamadılar. Süper Kupa'da tecrübeli kadrosuyla Galatasaray'ı 1 adım önde görüyorum.

Galatasaray'da sonuca etki edebilecek çok fazla oyuncu var. Gol kralı Mauro İcardi kilit adam olarak zirvede oturuyor. Ziyech'in formu göz kamaştırıyor. Her ne kadar hücum hattında kanatlarda Ziyech ile Zaha'nın oynayacağı düşünülse de ben derbilerde yerli oyuncuların aidiyet duygularının daha fazla olduğu düşünüyorum. Ziyech sağ tarafta oynarsa Barış Alper Yılmaz, Zaha'dan önce solda görev yapmalı. Galatasaray savunması, Immobile'ye dikkat etmeli. Rafa Silva'nın da kolay şut atmasına izin vermemeli. Beşiktaş adına Rashica ön plana çıkabilir. Al-Musrati, oyuna akıl koyabilir. Ancak Rafa Silva'nın golcülük becerisi, pozisyon bilgisi Beşiktaş'ın avantajı olarak görülüyor. Ayrıca yıllarca İtalya'da golcülük konusunda üst düzey performans sergileyen Ciro Immobile de Galatasaray defansını zorlayacaktır.

Galatasaray, Süper Kupa Finali'ne yeni 8 numarası olmadan çıkacak. Torreira'nın partneri olarak Kerem Demirbay, Kaan Ayhan, Berkan üçlüsünden birisi oynayacak. Galatasaray, sürpriz yaşar, finali kaybederse yönetim neden transfer yapmadığı için eleştirilir ve 8 numaranın gelişi bir anda hız kazanır. Eğer Galatasaray, farklı kazanıp kupayı alırsa Beşiktaş yönetimi, hemen kolları sıvayıp, transferde ihtiyacı olduğu yerleri doldurmaya çalışırlar. Çünkü Beşiktaş'ın Galatasaray önündeki en büyük defosu, savunması olacakmış gibi görünüyor. Galatasaray'ın sıkıntısı; oyuncular Atatürk Olimpiyat Stadı'nın ortamına uyum sağlamakta zorlanıyorlar.

Mert Hakan rakibin dengesini bozdu

Fenerbahçe deplasmanda yendiği Lugano'ya İstanbul'da fark atar diyorduk. Çünkü Fenerbahçe'nin oyuncu kalitesi, İsviçreli rakibine oranla çok çok önde. Evdeki hesap Kadıköy'e uymadı, yenen erken gol sonrası Fenerbahçe fabrika ayarlarından çıktı. Çok koşan Luganolu oyuncular, İngiliz hakemin de sertliğe izin vermesi sonrası temaslı oyun anlayışıyla ciddi fauller yaptı. Kalite her zaman kazanır. Mourinho'nun yaptığı akıllı hamleler, Fenerbahçe'nin galibiyetini sağladı. Fred'in sakatlığı sonrası oyuna giren İsmail enerjisiyle Fenerbahçe'nin mücadele gücünü yükselttiği gibi arkadaşlarının da enerjisini yukarı çekti. Vasat bile oynayamayan Krunic'in çıkıp Mert Hakan'ın girmesi ve önde yaptığı baskılar, rakip savunmanın dengesini bozdu. Dzeko'nun kafayla attığı golde Mert Hakan'ın yaptığı orta adrese teslimdi. Tadic önde top tutarak Fenerbahçe'nin hücumda çoğalmasını sağladı. Tadic'in sağda oynaması ve Ferdi'nin rakip kaleye yakın yerde görev yapması, Mourinho'nun başarılı hamleleri olduğu kadar yapacağı sürpriz pozisyon değişikliklerinin de habercisidir. İsmail ve Mert Hakan hamleleriyle toparlanan Fenerbahçe, Dzeko'nun beraberlik golünden sonra fabrika ayarlarına dönüp oyunu kontrolüne aldı. Portekizli hoca oyuncularını tempolarına ve antrenman sayılarına göre kullanıyor, kimin ne kadar süre alabilecek fizik güç yapısını biliyor. Ferdi-İrfan Can Kahveci değişikliği önemli bir ayrıntıdır. Fenerbahçe iki maçı da geriden gelip kazandı. Bir takımın kazanma duygusunu güçlendirmek için bu galibiyetler öz güven adına önemlidir. Şimdi rakip Lille ve Mourinho daha hazır bir kadroya sahip olacaktır.

Hamleleri göz alıcı

Dzeko'nun çalışkanlığı, takipçiliği ve golcülüğü, Szymanski'nin bıkmadan usanmadan Lugano savunmasına yaptığı ön alan baskısı, Oosterwolde-Osayi ikilisinin etkili kanat bindirmeleri, Tadic'in teknik kalitesi ve oyun zekası ile birleşince F.Bahçe kazanmakta zorlanmadı. Lugano için İstanbul'a gelmek artık sadece turistik seyahat olur. Hiperaktif görüntü çizmesine rağmen İsviçre takımının kadro kalitesi F.Bahçe'nin oyun gücüne, yetenekli ayaklarına kafa tutacak kapasitede asla değil.
El Wafi'nin attığı erken gol sonrası Lugano'nun ilk 25 dakikada topa daha çok sahip olması tedirginlik yarattı ve F.Bahçeli oyuncular bu sürede suni zemine uyum sağlamakta zorlandı. Suni zeminin maç öncesi ıslatılması başta Fred olmak üzere bazı Fenerbahçeli oyuncuların zemin yüzünden kaymasına ve fazlasıyla top kaybı yapmasına neden oldu. 30. dakikadan sonra Fred'in etkili şutu, Szymanski'nin direkten dönen vuruşu Fenerbahçe'nin oyuna hakim olacağının işaretiydi.
Gecenin yıldızı, etkili paslarıyla ve oyun zekasıyla ışıl ışıl parlayan Tadic oldu. Geçen sezon bir maç bile sağ kanatta görev yapmayan Tadic'i hocası Mourinho'nun sağa çekmesi F.Bahçe'ye hücum zenginliği, goller ve galibiyet getirdi. Aldığı akıl dolu penaltının yanı sıra Tadic'in, kaptan Dzeko'ya attırdığı gol kalite kokuyordu. Mourinho'nun, rakibin üçlü savunmaya geçtikten sonra yaptığı oyuncu ve taktik hamleler göz alıcıydı.
Görünen o ki Mourinho'nun yarattığı rekabet ortamı, oyuncuların performanslarını ön plana çıkaracak. Portekizli hocanın goller sonrası yaptığı sevinç gösterisi, Kadıköy'de taraftarı coşturacaktır.

Haklı şampiyonluk

Nefes kesen bir final izledik. İspanya, futbol olarak çok üstündü. İngiliz futbolcular da güçleri yettiğince mücadele etti. Futbolseverler, "İspanya kazansın" diyordu. İngilizler ise "Futbol evine dönecek" iddiasındaydı. EURO 2024'te taraflı tarafsız herkesin favorisi, finale gelinceye kadar tüm maçlarını kazanan, oynadığı futbolla gönüllerde taht kuran İspanyol futbolcular haklı bir şampiyonluk kazandı. İspanya, "Hiperaktif" görüntüsüyle uzun süre İngiltere'yi sahasına hapsetti ve hızlı hücum ataklarıyla etkili pozisyonlar buldu. İngilizler bir ara dağıldı çünkü ikinci topları hiç kazanamadılar. İspanyollar turnuva boyunca futbolun modern yüzünü sahaya yansıttılar. Ayağa çabuk oynadılar, dikine paslarla rakip alana çabuk geçtiler, hücuma hızlı çıktılar ve rakip kale önünde "Ezber pas" yaptılar. Kanatlardan düzenledikleri ataklarda gelişigüzel ortalar yapmadılar. Attıkları iki gol de hazırlanış olarak mükemmeldi.
Adını, "Kaybedenler Kulübü"ne yazdıran İngiliz teknik adam Southgate, yaptığı hamlelerle oyuna 73'te ortak oldu ama İngiliz Milli Takımı oyunu güzelleştiren, çabuk düşünüp çabuk pas yapan İspanya'ya karşı maçın bütününde oyuna hiç hakim olamadı. De la Fuente de yaptığı hamlelerle İspanya'nın kazanmasına katkı sağladı. İspanyolların elinde genç, yetenekli, teknik kapasitesi, akıl gücü yüksek oyuncular var. Turnuvada 7'de 7 yapan ve 4 kez Avrupa şampiyonu olan İspanyollar tarihe geçerken, herkesin alkışladığı haklı bir şampiyonluğa imza attılar.

Cumhurbaşkanım seneye 5. yıldız ile geleceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde şampiyon Galatasaray Kulübü'nün yönetici, teknik heyet ve sporcularını kabul etti. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'ın da bulunduğu ziyarette Başkan Dursun Özbek, ikinci başkan Metin Öztürk, başkan yardımcıları Mehmet Cibara, Niyazi Yelkencioğlu, yönetici Ali Yüce, genel sekreter Eray Yazgan, İbrahim Hatipoğlu ile teknik direktör Okan Buruk ve sporcular yer aldı.



Sarı-kırmızılılar, geçtiğimiz sezon kazanılan 5 kupa ile Külliye'ye çıkarma yaptı. Kadın ve erkeklerde futbolda alınan lig kupaları ile Süper Kupa, ayrıca su topunda Türkiye ve Avrupa'da kaldırılan kupalar Başkan Erdoğan'a götürüldü.



OKAN BURUK'U TEBRİK ETTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Galatasaray
Kulübü'nü kazanılan kupalar için kutladı. Teknik direktör Okan Buruk'u da özel olarak tebrik eden Erdoğan, başarılarının devamını diledi. Oldukça sıcak devam eden sohbet esnasında Başkan Dursun Özbek, "Cumhurbaşkanım, seneye inşallah size 5. yıldızı getireceğiz. En büyük hedeflerimizden biri bu. Ayrıca Avrupa'da da başarılı olup ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Bunun için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı.



SPORCULARA ÖZEL İLGİ
Ziyarette su topu takımından Engin Ege Çolak ve Osman Selim Gülenç; kadın futbol takımından Ecem Esen ve Handan Kurga; futbol altyapısından Ali Yeşilyurt ve Baran Demiroğlu, A takımdan Eyüp Aydın yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sporcularla tek tek sohbet ederek yakından ilgilendi.

Derin G.Saray başkanları bile yıprattı

Erden Timur, G.Saray'ı o kadar çok seviyor ki basın toplantısı bittikten sonra bahçeye çıktığında gözyaşlarına hakim olamadı. İçini çeke çeke ağladı. Erden Timur belli ki kendisine atfedilen iftiralardan fazlası ile alınmış. Basın toplantısının yapıldığı Nef Bebeköy'ü gördüğümde ağzım açık kaldı. Boğaz'a hakim, ormanın içine saklanmış büyüleyici bir arazinin sahibi olduğunu öğrendim. Erden Bey'e komisyoncu demek, ciddi bir haksızlık. F.Bahçe Başkanı Ali Koç, bir dönem Erden Timur'un varlığından o kadar rahatsız olmuştu ki; hakkında dosyalar bile hazırlattı. Hatta F.Bahçeli hukukçular, Erden Timur'un mal varlığının incelenmesi için 15 aydır çalışıyorlardı.




BRÜTÜSLER UNUTULMASIN
Erden Timur'un bir gönül adamı olduğunu net olarak gözlemledim. Eleştirilere kırılmış, iftiralara alınmış. G.Saray siyaseti içinde ilk üzülen kişi Erden Timur değil ki! Derin G.Saray olarak adlandırılan yapı, geçmişte benzer politikalarla büyük başarılara imza atmış başkanları bile yıprattı. Erden Bey hatırlayacaktır, SABAH'taki bir yazımda "G.Saray içindeki Brütüslerden" bahsetmiştim. Hatta bu kişilerin Timur ile ilgili Ali Koç'a bilgiler aktardığını vurgulamıştım. Neydi o bilgiler? "Üzerine giderseniz çabuk kırılır, duygusaldır, kaçar!" Erden Bey, kırgınlıklar açısından isim zikretmemeye özen gösterdi. Adeta önümüze bulmaca koyup medyanın çözmesini istedi. Bu davranışını da G.Saray'ı yıpratmamak adına yaptığına inanıyorum.

ÖZBEK GÖNÜL ALMALI
Ama bu davranış biçiminin, G.Saray'ın içerisinden kaynaklanması üzücü oluyor. Taraftarın ve futbolcuların hatta çalışanların bile çok sevdiği Erden Timur'u geri döndürecek tek güç, G.Saray sevgisidir. Basın toplantısında Timur'a "Başkan Dursun Özbek, 'Sana ihtiyacımız var dön' dediğinde döner misiniz?" diye sordum. "Dönerim" dedi. Yönetim, mevcut kadrodaki oyuncuların yeni sezonda enerjisinin kaybolmasını istemiyorsa Erden Timur yönetim dışında olsa bile irtibat kopartılmamalı. Yabancı ve yerli oyuncular kendisine müthiş saygı duyuyor. Okan Buruk ve ekibi de Erden Timur'u zorlu günlerde yanlarında hissetmeleri gereken bir yol arkadaşı gibi görüyor. Başkan Dursun Özbek bu hassasiyetleri gözden geçirmeli, doğru analiz yapmalı, G.Saray menfaatleri gerektiriyorsa Erden Timur tekrar geri döndürülmelidir. Çünkü G.Saray'da başkanlık sistemi vardır, o ne derse o olur. Başkanlar en güçlü affedici kişilerdir, gönül alır. Eğer ortada bir kırgınlık varsa, bu da G.Saray başkanının sevgisi ile aşılır.

Saman alevi gibi ataklarla yetindik

Puan maçı değil, final maçı hiç değil... İtalyanların bu kadar sert oynamasına çok şaşırdım. Kaybettikleri her top sonrası ya da rakibi engelleme durumunda yapılan kasıtlı "İtalyan usulü fauller" bize pahalıya patladı. Ozan Kabak sahadan sedyeyle çıktı. Başta Barış Alper olmak üzere çok oyuncumuz sert darbeler aldı. İtalyan hocamız Montella'nın İtalya'nın sertliğine tepki koymaması da beni şaşırttı.
Montella'nın kadro konusunda hâlâ arayış içinde olması, "Diğer oyuncuları da göreyim" anlayışı yüzünden uyumlu bir Milli Takım izleyemedik. Sahadaki 11 birbiriyle oynama alışkanlığı olan oyuncu grubu anlayışını maalesef gösteremedi. Dağınıktılar. Doğaçlama bir anlayış vardı. Milliler, takım oyunundan çok bireysel becerilerini ön plana çıkardı. Kanatları Kenan ve Oğuz ile yeterince etkili kullanamadık ve hücumda etkisiz kaldık. Avusturya maçında savunmada oynayan Kaan Ayhan'ı bu kez orta alanda gördük. Kaan için doğru bir yer çünkü iyi oynadı. İtalya'ya karşı üstünlük kuramadık ve saman alevi gibi ataklarla yetindik. Son Avrupa Şampiyonu görüntüsünden çok uzak olan İtalya'nın baskın olduğu anlarda iyi savunma yapmaya özen gösterdik. Millilerin rakip sahada çoğaldığı anlarda özellikle duran toplarda İtalya kalesini gol için sıkıştırdkı .
Savunma için çok önemli iki oyuncumuz Çağlar'dan sonra Ozan Kabak'ı da sakatlığa kurban verdik. Montella savunma kurgusunu acilen oluşturmalı. Çünkü turnuva için savunmanın göbeğine Abdülkerim-Merih-Samet üçlüsü yeterli olmaz. Ayrıca Montella, son hazırlık maçında Milli Takım'ı sahaya ideal oyun planıyla ve ideal isimlerle sürmeli.