CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

G.Saray’ın huzuruna dinamit koyamazlar!

RAMS Park'ta oynanan Galatasaray- Sivasspor maçı sonrasında sarı-kırmızılı kulübün başkanı Dursun Özbek ile bir süre sohbet ettik. Başkan Özbek, 6-1'lik skoru çok beğendiğinin altını çizerken oyuna vurgu yaptı ve şunları söyledi: "Üstün bir futbol ortaya koyduk. Sahada oyuncular hem maç sırasında hem de sonrasında bir aile gibi davrandı. Taraftar, yönetim kurulu, teknik heyet ve oyuncular birbiri ile kenetlenmiş durumda. Şampiyonluk yolunda önemli bir adım daha attık."




NİSAN AYINDA BÜTÜN ÖDEMELER YAPILDI
Başkan Özbek'in asıl dikkat çektiği nokta ise G.Saray'ın mali konularda sıkıntı yaşadığı iddialarıydı. Bu tarzdaki haberlere sert çıkan ve öfkelendiğini söyleyen başkan Özbek, "Bu iddialar tamamen asılsız" dedi ve devam etti: "Nisan ayı sonunda bütün ödemeleri yaptık. Ve bu ödemeler sadece futbol takımı ile sınırlı değil. Futbol dışında voleybol, basketbol, su topu, eskrim, yüzme branşları gibi amatör sporlarda bile bütün oyuncularımın ödemeleri yapıldı, borcumuz sıfır. Bunu çıkaranlar, G.Saray'ın huzuruna dinamit koymaya çalışıyor. Bir daha söylüyorum; bizim sporcularımıza delikli kuruş borcumuz bile yok! Yönetim, futbolcular, teknik heyet ve taraftarlarımızla şampiyonluğa inandık ve bu yolda başarılarımızla yürüyoruz."

FLORYA PROJESİ GELECEĞİ KURTARACAK
Başkan Dursun Özbek ile sohbetimizde Florya projesi konusundaki iddialar da gündeme geldi. Özbek, futbol takımının Kemerburgaz'a taşınması ile devam edecek süreçte Florya'da yapmayı planladıkları projenin kulübün geleceğini kurtaracağını belirtip, "Florya projesi, G.Saray'ın geleceğidir. Ciddi gelirler elde edeceğimiz ve ilk aşamada da Bankalar Birliği'ne borcumuzu kapatacağımız bir çalışmadır. Florya projesinden gelecek gelirin bir bölümü ile Bankalar Birliği'ne olan borcumuzu ödeyeceğiz. Böylece aylık 100 milyon TL'lik faiz giderinden de kurtulacağız" dedi.

İnanmışlığın coşkusu vardı

Galatasaray, Sivas'a maç boyunca saldırmadı. Tribünler şampiyonluğa inanmışlığın coşkusuyla ağzına kadar doluydu. G.Saraylı oyuncular da şampiyonluğa inanmış, mücadele ve konsantrasyon anlayışıyla oyunun hakimiyetini 1 dakika bile Sivas'a vermedi. Kadife ayak Ziyech, zekâ küpü Mertens, altın ayak İcardi ve cesur yürek Barış Alper öyle bir sahne aldı ki Sivas, resmen oyun olarak dağıldı. Mertens'in ve Ziyech'in ilk golünde Barış'ın sıfıra inip kaleye şut atmadan topu geriye çıkarması goller olarak yansıdı. Özellikle Mertens'in golünde İcardi'nin topun üstünden atlayışı akıl doluydu. G.Saray, kalesinin önüne otobüs çeken Sivas'ı akıllı paslarla dağıttı. Ailesinin tribüne gelmesi Ziyech'i coşturdu, jenerik olacak 2 güzel gol atmasını sağladı. G.Saray son haftalarda sürekli kazanan bir takım hâline geldiyse Okan Buruk'un kadro istikrarı kadar oyuncuların aldığı sorumluluklar da çok değer taşıyor. Örneğin Torreira, çalışkanlığından vazgeçmiyor, Kerem Demirbay ayağa pas organizasyonlarında az hata yapıyor. GSYİAD'dan ödül alanlardan Barış, mücadeleci ve savaşçılığıyla ön plana çıktı. Oynaması zor görünen Mertens iki gole imza atarken bir de mükemmel asist yaptı. Galatasaray'ın şampiyonluk treni hızla kazanarak ve rekorlar kırarak şampiyonluğa yürüyor. Okan hocanın şampiyon olmuş futbolculardan kurduğu kadro, kazanmaya ve iyi oyun oynamaya devam ediyor. Yani yönetim, teknik heyeti, oyuncuları ve taraftarlarıyla kenetlenerek hızla şampiyonluğa koşuyor.

F.Bahçe tarihi bu kararı yazacak!

🔴 Süper Kupa Finali geride kaldı… Galatasaray, TFF'nin kararıyla kupayı alacak. Fenerbahçe ise kamuoyu ve dünyaya verdiği mesajla futboldaki adaletsiz düzene isyan bayrağı açtığını bir nevi haykırdı. Size göre kim ne kazandı kim ne kaybetti?
Avrupa basınında yer alan haberlere ve manşetlere bakarsak Süper Kupa'da yaşanan olayların kime zarar verdiğini görürüz. U19 takımını maça sürüp 2 dakika içinde sahadan çekilmek Fenerbahçe tarihinde yer alacak, başkan olarak da Sayın Ali Koç'un adı geçecek. Artık bu protestoyu Fenerbahçe kendi tarihinden silip atamaz. Zaten Avrupa basını da protestoyu sert eleştirirken komik ve skandal olarak vurguladı. Üstelik Fenerbahçe bu davranışından dolayı ceza alacak, Türkiye Kupası'na gelecek sezon katılamayacak. Galatasaray da Fenerbahçe'nin protestosu sonucu tarihindeki en kolay kupayı kazanmış olacak. Gönül isterdi ki Fenerbahçe de ideal 11'iyle sahaya çıksaydı ve bizler de dünya derbisi olarak kabul edilen Galatasaray-Fenerbahçe rekabetini izleseydik.

G.SARAY'A KIZMANIN HİÇBİR ANLAMI YOK!
🔴 Galatasaray'ın 50. saniyede gol atması tartışılıyor. Kimi çevrelere göre bu şık olmadı. Bir kesim ise, "Tabii ki gol atacak. Bunda ne var?" yorumları yapıyor. Sizin düşünceniz nedir?
Fenerbahçe'nin U19 ile Süper Kupa'ya çıkması, Galatasaray'ın bir talebi değil. Tercih tamamen Fenerbahçe yönetimine ait. Riyad'da ise Fenerbahçe ve Galatasaray ortak hareket etmiş, iki kulüp Suudilerin bazı talepleri kabul etmemesini protesto ederek maçın ertelenmesini sağlamıştı. Bu kez protesto tamamen Fenerbahçe'ye ait. Galatasaray, maçı oynamak için tam kadro gitti, sahaya da ideal 11'iyle çıktı. Kura atışını Fenerbahçe kazansaydı, oyuncular başlama vuruşu sonrası topu taca atacak ve sahayı terk edeceklerdi. Kura Galatasaray kazanınca Muslera, topu seçti. Başlangıcı yapan Galatasaray, İcardi ile iki pasta gole ulaştı. Ayrıca bazı Galatasaraylı oyuncular, başta İcardi olmak üzere Fenerbahçeli genç oyuncuları alkışladılar. Sevinç gösterisi genç oyuncular içeri girdikten sonra yapıldı. Bundan alınmanın anlamı yok.

KİM HAKLI; 4 ÜNLÜ FIFA HAKEMİ KARAR VERSİN
🔴 G.Saray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur, "Yabancı hakemler seçip bu sezon ve geçmiş sezon maçlarına bakılsın. Kime ne haksızlık yapılmış ortaya çıksın" dedi. Siz ne diyorsunuz?
Erden Timur'un bu önerisine katılıyorum. İki yönetim masaya otursunlar, sezon başından beri oynanan maçları ve pozisyonları incelesinler, hatalar konusunda kimin haklı olup olmadığına karar versinler. Bence uzlaşma olmaz. O masada da Avrupa'nın çok ünlü, FIFA kokartlı 4 hakemi de yer alsın. FIFA ve UEFA hakem komiteleri başkanları da davet edilsin. Akla kara ortaya çıksın. Benim bu sezon izlediğim maçlarda sadece İcardi'ye yapılan 8 tane net penaltının verilmediğini söyleyebilirim.

ZAHA VE ZİYECH İLE MAÇA BAŞLAMA!
🔴 Artık ligde her maç final tadında. Galatasaray, Alanya'ya gidiyor. Zor bir deplasman. Bu maç için neler söylersiniz?
Alanyaspor, son haftalarda formda. Fatih Tekke ile bir sistem ekibi oldular. İyi kapanıp, hızlı hücuma çıkıyorlar. Okan Buruk, rakibi iyi analiz etmeli. Zaha ve Ziyech ilk 11'de başlamamalı, kanatlarda rakibi bozacak Kerem ve Barış ikilisi oynamalı. Savunma Sanchez'i çağırıyor ama Nelsson da çok formda. Sol stoper Abdülkerim, görev yaptığı süreçte topla hücuma fazla çıkmamalı, Süper Kupa'da İcardi'nin attığı gol öncesi arkadan yolladığı uzun pası Alanya'da da uygulamalı.

Türk futbolunun birliğe ihtiyacı var

Şanlıurfa'da Türk futbolu adına skandal bir gece yaşadık. 117 yıllık dev çınar, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un talimatıyla sahadan çekildi. Şimdi bu görüntüler ve yaşananlar Avrupa'nın tüm spor sayfalarında yer alacak, hatta manşetlere bile taşınacak. Takımı sahadan çekmek sorunları çözer mi? Çözmez. Doğru yol; karşılıklı oturmak, görüşmek ve eteklerdeki taşları dökmektir. Sayın Ali Koç hiçbir empati yapmadan Galatasaray yönetimini samimi ve ciddi bulmuyor. Hatta kötü kalpli olduğunu vurguluyor. Peki Ali Bey'in hiç mi hataları yok? Samimi ve ciddiyetsiz davrandığı durumlar yok mu? Kalben çok masum mu? Tehditle, şantajla, kavgayla çözüm üretemeyiz. F.Bahçe ile G.Saray, Türk futbolunun lokomotifleridir. Bu iki takımın birbirleriyle oynadığı maçlar, ''Dünya derbisi'' olarak anılır. Ali Bey'in sorunu, Galatasaray'a duyduğu nefrettir. Bu nefret oldukça, Ali Bey başkanlığını devam ettirdiği sürece Fenerbahçe- Galatasaray ilişkileri kolay kolay düzelemez. Aziz Yıldırım'ın 20 yıllık başkanlığı döneminde bile Galatasaray-Fenerbahçe ilişkileri gerginlikler yaşamış ama asla nefret düzeyine ulaşmamıştı. Bu gerilim maalesef taraftarlar için büyük bir tehlike arz ediyor. Bir voleybol maçından sonra G.Saray kongre üyesi ve kızı, F.Bahçeli taraftarlar tarafından saldırıya uğradı. Söylemlere ve eylemlere dikkat etmezsek, daha büyük olayları yaşamaya mahkum oluruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, eski bir sporcu olduğu gibi sadece futbola değil sporun her dalına büyük değer ve destek veriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu gerilimin durması için mutlaka olaya el koyması zorunluluk arz ediyor. Türk futbolunun sükunete, birliğe ve dostluğa acilen ihtiyacı var.

Buruk formül üretmeli

Galatasaray, bu sezon Avrupa'da en önemli geri dönüşünü yaşadı. Çek takımı, kolay lokma olmadığını bizlere gösterdi. Özellikle, ayağa iyi pas yaparak, hücuma çabuk ve etkili çıkarak Galatasaray'a ciddi sıkıntılar yarattı. Başta Muslera olmak üzere görev yapan tüm oyuncular 10 kişi kaldıkları dakikalarda bile maçı kazanma coşkusundan hiç vazgeçmediler. Kerem Aktürkoğlu, Barış eğer final vuruşlarında doğru tercihler yapsalardı, gol attırmak yerine kendileri golü deneselerdi Galatasaray daha farklı bir galibiyeti yakalardı. Mertens, müthiş oynadı, Galatasaray'ı öne doğru taşıdı, arkadaşlarını hırslandırdı. Berkan çalışkanlığı ile ön plana çıktı. Torreira, orta alanda sayısız top kazandığı gibi, rakipten çok fazla top çaldı. Galibiyet golüne imza atan İcardi, belki bir vuruşta direğe takıldı ama Galatasaray'ın geliştirdiği hücumların çoğunda resmen asist yaptı. Rakip önünde çok akıllıca duvar oldu. Kerem Aktürkoğlu ve Barış'ın kaçırdığı gollerin pasını verdiği gibi müthiş bir gol atan Kerem Demirbay'a da gol olabilecek mükemmel bir pas verdi. Eğri oturup, doğru konuşalım. Çekler kolay lokma değil. Özellikle Galatasaray rövanşta rakibe geniş alan vermemeye özen göstermeli, defans arkasına rakip oyuncular kaçmamalı. Nelsson, böyle bir pozisyonda atıldı. Galatasaray, moralini yükseltecek müthiş bir geri dönüşle Avrupa maçını kazandı. Okan Hoca, Çeklerin analizini canlı olarak yaptı. Rövanşa mutlaka oyun formülü üretmeli. Çekler, geniş alan bulamadığı sürece etkili olamaz. Bu alanları Buruk takımına verdirmemeli.

Zaha forvete geçsin

Barış'ın kendi kalesine attığı golden sonra G.Saray taraftarının genç oyuncuyu alkışlaması mükemmel bir davranıştı. O Barış, maç boyunca büyük bir hırsla, coşkuyla, kazanma duygusuyla mücadele gücü yüksek bir oyun sergiledi. Hücuma defalarca depar attı. Savunmaya döndüğünde rakiplerle adeta boğuştu. Güzel ve etkili oyununu şahane bir kafa golüyle süsledi. Kerem Demirbay'ın ortaya koyduğu futbol tam bir oyun liderliği kokuyordu. Demirbay, savunmadan aldığı topla G.Saray'ı bir maestro gibi yönetti, sıkışan oyunu tirbuşon gibi açtı. Ayağında topu fazla gevelemeden çabuk, hızlı ve isabetli pasa dönüştürdü. Tete'nin ve Abdülkerim'in gollerine asist olarak imza attı. Ümraniye'nin kapalı oynamayarak G.Saray'ın üzerine cesaretle gitmeye çalışması bizlerin hızlı ve çabuk oynanan futbolla keyif almamızı sağladı. Okan Hoca İcardi ve Bakambu'nun yokluğunda Halil'e fazlasıyla şans tanıyor ama genç oyuncu bu fırsatları elinin tersiyle itiyor. Kupa maçı Okan Hoca için bir fırsattı. Eyüp Aydın'a yer vererek doğru tercih yaptı. Eyüp yüksek tekniği ile pas alışverişlerinde aldığı doğru pozisyonlarla gözümüzü okşadı. Tete de çalıştı, mücadele etti, bu kez fazla top kaybı yapmadı. Keşke Okan hoca, Crystal Palace'ta 75 maç santrfor oynayan 24 gol atıp 11 asist yapan Zaha'yı, Halil'in yerine santrforda oynatsaydı. Çünkü görünen köy kılavuz istemiyor. G.Saray'da 3. kez şans bulan Halil, santrfor oynayamayacağını bağıra bağıra gösteriyor. İcardi ve Bakambu yoksa ya Barış ya da Zaha santrfor oynamalı. Sol bekte Barış'ın yerine Kaan Ayhan görev yapabilir.

İcardi olmayınca tıkanıyor!

Mertens 85'te G.Saray'ın kazandığı penaltıda topun başına geçtiğinde sahadaki taraftarların, televizyondaki izleyenlerin bence duyguları kilitlendi. Çünkü iki yol vardı; Mertens penaltıyı gol yaparsa G.Saray şampiyonluk yarışında yara almayacaktı. Ya da Mertens penaltıyı kaçırdığında fark 4 puana çıkacak ve psikolojik bir dağınıklık olacaktı. Mertens, öyle bir vuruş yaptı ki top ağlarla buluştuğunda taraftarlar çılgına döndü. G.Saray, İcardi olmadan gol yollarında tıkanıyor. Okan Buruk artık Halil'i santrfor oynatmayı bırakmalı. Halil kadar gamsız bir oyuncu görmedim. Rakibi kovalamıyor, arkadaşlarıyla konuşmuyor, pozisyonu takip etmiyor, buluştuğu topları kolay kaybediyor. Genç Baran iddia ediyorum Halil'den çok daha fazla faydalı olur. G.Saray'da iyiler, vasatlar, kötüler diye 3'lü bir grup vardı. Muslera, Nelsson, Boey, Mertens, Kaan, Baran ve Berkan çok çalıştılar. Ndombele yoruluncaya kadar iyi, Torreira ve Abdülkerim vasattı. Barış Alper elekle su taşır gibiydi. Çok koşup iyi mücadele etmesine rağmen yerini çok kaybetti. Ceza alanı içerisinde pas vermesi gereken pozisyonlarda egoist davranıp isabetsiz şutlar attı. Zaha, Halil ve Tete üçlüsü resmen eksik oynattı. Adamın içinden geçer denilen Tete, rakip savunmaları bir kez bile aşamadı. Zaha defansı arkasına takacak hızlı atak bile yapamadı. G.Saray mehter takımı gibi oynadı. Galibiyet, şampiyonluk yarışında 3 puandan daha değerliydi. Olası bir beraberlik sadece futbolcu değil teknik heyeti de olumsuz olarak etkiler, yönetimin direncini kırardı. Yönetim sol beki halletmeli. İcardi'nin sıkıntısı devam ediyorsa santrfor da alınmalı.

Prekazi, Kerem’e ders versin!

Galatasaray yönetimi, Cevad Prekazi'yi bir an önce Florya'ya getirsin, Kerem'e ve Barış'a topa nasıl vurulur, pas nasıl verilir, top nasıl kontrol edilir, orta ne şekilde açılır derslerini verdirtsin. Eğer Kerem Aktürkoğlu'nun vuruş becerisi olsaydı, gündüz maçında 4 gol atan Cengiz Ünder'e nazire yapıp kendisi de 4 gol atardı. Galatasaray'da ve Milli Takım'da oynayan bir oyuncu gözü kapalı atacağı golleri bence kaçırmamalı. İlk yarı bittiğinde Galatasaray'ın en etkisiz oyuncusu konumunda Barış Alper vardı. İnanılmaz pas hataları, top kayıpları yaptı. Bu iki oyuncu, altını çiziyorum Prekazi'den bireysel idman konusunda ders almalı. 18 yaşındaki kalecisi Deniz Ertaş'la sahaya çıkan Konyaspor'u alkışlıyorum. Mütevazi kadrolarıyla Galatasaray'a kafa tuttular. Yönetim, transferleri bir daha gözden geçirmeli, çünkü bazı oyuncular takımın geleceğinde yer almamalı. Zaha attığı gole çok sevindi, Kaan Ayhan'ın vuruşunda kaleciden gelen topu ağlara takipçiliği ile gönderdi. Üstelik atağı da başlattı. Ama maç boyunca hem vurdumduymazdı hem de Mertens, Ndomdele, Barış Alper gibi oyuncuları sürekli azarladı. Zaha'nın bu davranışı hoş görülmüyor. Okan Buruk kendisiyle konuşmalı çünkü attığı gole kadar sahada varlığı ile yokluğu belli değildi. Konyaspor'u, Konya'nın plaka numarasını taşıyan Abdülkerim'in attığı iki gol tüketti. Nelsson'la birlikte uyumlu oynadılar. Kaan'ı şans olarak görüyorum. Sağ bek, ön libero ve stoper oynuyor, ayağındaki bütün topları olumlu kullandı. Eyüp Aydın'ın sol ayağını ve vuruş şeklini beğendim. Alman kültürü ile yoğurulmuş... Okan Hoca, Eyüp'ün daha fazla süre almasını sağlamalı.

Ayakta kalan sadece 4 oyuncu vardı

Galatasaray'ın bu sezon ecel terleri dökerek kazandığı tek maç, Karagümrük mücadelesi oldu. Vurdumduymaz, laubali, coşkusu düşük, heyecandan uzak bir Galatasaray izledik. Karagümrük kalecisi Emre Bilgin'in asistiyle Kerem'in attığı gol akıl doluydu. Gol öncesi Kerem Demirbay'ın şutu sonrası kaleciden dönen topu Kerem Aktürkoğlu'nun takip etmesi dikkatinin ve oyunun içinde olduğunun göstergesiydi.
Galatasaray'da elle tutulacak 4 tane oyuncu vardı. 1-Kaleci Günay; muhteşem oynadı. Geriden oyunu akıllı başlattı. Hep hazırdı. 3 net gollük vuruşu çıkardı. 2-Kaptan olarak sahaya çıkan Kerem; müthiş çalıştı. İkili mücadelelerde arkadaşlarına destek verdi ve şahane bir gol attı. Kerem'e önerim; kaleye şut atarken sürekli ayak içini düşünmek doğru değil. Bazen ayaküstüyle de toplara sert vurulabilir. Kerem gol vuruşlarını geliştirmeli ve sadece ayakiçiyle vurmaya bağlı kalmamalı. 3-Lucas Torreira; standardının altına düşmedi. Rakipten fazlasıyla top çaldı. Kerem Demirbay'a da iyi oynaması için konforlu alan yarattı. 4-Sacha Boey; sarı kart sınırında olmasına rağmen Karagümrük'ün soldan bütün ataklarını kesti. Sahaya enerji koydu. Hücuma büyük destek verdi. İcardi oynamıyor gibi görünüyor ama kenarlardan istediği ortaları alamıyor. Bu yüzden orta alana gelip arkadaşlarına pas dağıtmak zorunda kalıyor.
Okan Buruk oyunu iyi okuyamadı. Değişikliklerde geç kaldı. Kendisine önerim, Barış'ı Fenerbahçe maçında sol bek oynatırsa basit düşünmesi ve ayağında topu gevelememesi için uyarması gerekiyor.

Zaha’yı geri gönderin!

Galatasaray, Devler Ligi için kurduğu kadrodan yeterli verimi alamadı. Davinson Sanchez dışında fayda sağlayan oyuncu olmadı. Bu sezon ligde ve Avrupa'da G.Saray'ın yüzünü güldüren, geçen sene transfer edilen oyuncular oldu. Ndombele yedek kulübesine çakıldı. Ziyech, Manchester maçında sahne aldı ama çoğu günlerini sakat olarak geçirdi. Angelino, Leipzig'deki performansının yanından bile geçmedi. Kerem Demirbay büyük umutlarla geldi, sönük kaldı. Zaha'ya tanınan şansları ve ödenen paraları kayıp olarak görüyorum. Manchester'da bir gol attı, takım oyununu hiç oynamadı, arkadaşlarına uyum sağlayamadı, vurdumduymazlık içinde hareket etti. Ayrıca İcardi'ye gol katkısı hiç yapmadı, üstelik saha içinde yanlış paslar sonrası hep arkadaşlarını eleştirdi. Zaha'nın maalesef Florya'da seveni yok. Tete iyi niyetliydi ama saman alevi performanslar sergiledi.



Okan Buruk da geç yaptığı değişiklikler yüzünden büyük tepki çekti. Kopenhag maçı sonrası, "Rakibin kapanacağını biliyorduk. Ziyech ve Zaha sakattı, pozisyonları değerlendiremedik" mazeretlerini kabul etmiyorum. Çünkü bir hocanın işi çözüm üretmektir. Ayrıca Okan hocanın, Zaha uğruna Kerem'i sol kanattan alıp 10 numaraya oturtması, G.Saray'a zarar verdi, İcardi'nin performansını da olumsuz etkiledi. Çünkü bu ikili, geçen sezon oluşturdukları birliktelikle şampiyonlukta büyük pay sahibi olmuştu. Geçen sezon Kerem-İcardi ikilisi toplamda 22 gol atıp 7 asist yaptı.
Yönetim, Ndombele ve Angelino ile yollarını ayırıyor. Ben Erden Timur'un yerinde olsam Zaha'yı da Crystal Palace'a geri göndermenin yollarını ararım. Çünkü bu Zaha sorumluluk almıyor, sürekli mazeret üretiyor. Zaha yüzünden hem Kerem'in hem de İcardi'nin uyumu ve huzuru bozuldu. Ocakta mutlaka bir sol bek, orta saha ve hızlı bir kanat oyuncusu alınmalı. Avrupa Ligi'nde finale gidebilmek için G.Saray'ın geçen seneki gibi aile ortamını yakalaması şart.