CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Sorumluluk alanlarla 3 puan geldi

LİGDE namağlup liderliğini sürdüren Galatasaray'a 10 günlük tatil yaramamış. Oyuncular fizik olarak düşüşe girmişler. Galatasaray, 22 Aralık'ta Kayseri maçını oynadı. 30 Aralık'ta top başı yaptı. 31 Aralık'ta yılbaşı kutlamaları yaşandı. 4 günlük antrenman sonrası maça çıkıldı. Bu dinlenme serisi Galatasaraylı oyunculara yaramamış. Osimhen'in penaltıdan attığı erken golle öne geçmelerine rağmen oyunu ilk yarı kontrol altına alamadılar
Romulo'nun Sanchez'i peşine takıp attığı mükemmel golle birlikte Göztepe, oyunun direksiyonuna oturdu. Galatasaraylı futbolcular pas trafiğinde hızlı hareket edemeyip çabuk paslaşamayınca Göztepe, takım savunmasını başarıyla yaptı. Savunmadan oyunu akıllı kuran, ayaklarını iyi kullanan Sanchez'in performansı beni çok şaşırttı. Çünkü Kolombiyalı yıldızın bu kadar hata yaptığı maçı hiç görmedim.
Demir tavında dövülür. Galatasaray yönetimi sağ beke hızlı, kademeye çabuk giden bir oyuncu almalı. Çünkü Kaan Ayhan, hem çabuk değil hem de çok ağır. Tek özelliği topu oyuna etkili sokması.
İkinci yarıdaki Galatasaray'ın özlenen oyununa yaklaşmasının ana nedeni, tribünlerin müthiş desteğidir. Galatasaraylı oyuncular, pas trafiğinde birbirlerine daha yakın oynadılar. Göztepe kalesine giderken çabuk hareket ettiler. Yunus'un golünde Sara ile Mertens'in paslaşmaları ve final pasları akıl doluydu. Sara'nın, Mertens'in ve Yunus'un aldığı sorumluluk Galatasaray'ın maçı kazanmasına katkı sağladı. Özellikle Sara çalışkanlığı, rakipten top çalışı, oyuna akıl katması alkışlanacak güzellikteydi.

Yunus&Osimhen’in mükemmel uyumu

G.Saray, Kayseri'de ikinci yarıdaki kaliteli ve etkili oyunuyla galibiyeti aldı, tatile yenilgisiz lider olarak ve en yakın rakibine 8 puan fark yaparak gitti. İlk yarı bu sezon ideal kadrosuyla Kayseri önüne çıkan G.Saray, maalesef en vasat oyununu oynadı. Bu sezon ilk kez bir maçın ilk yarısında en az isabetli pas yapmasına rağmen soyunma odasına 2-1 önde gitti. İlk 45'te vasat oyunun ana nedeni, Kayseri'nin kaos futboluna ayak uydurması ve topu yere indirmemesiydi. Okan Hoca uyarmış olacak ki ikinci yarı G.Saray, topu yere indirdi, ayağa isabetli pas yapmaya özen gösterdi. Kayseri kalesinde fazlasıyla gol buldu. Son haftaların yıldızı Yunus'un kendi alanında kaptığı topu 70 metre taşıyarak gol yapması alkışlanacak güzellikteydi. İcardi yok ama Osimhen'in sürekli koşu halinde olması rakip defansların dengesini bozuyor. Nijeryalı çok mütevazı bir golcü. Yunus'un attığı golden sonra kucakladı hatta ilk yarı kendi vurması gereken pozisyonda 'Al da at' dercesine pas verdi. İkisinin mükemmel bir uyumu var. Yunus'un pasına koşan Osimhen'in topun dibine girerek attığı gol ders niteliğindeydi. Barış zaman zaman gereksiz top kayıpları yapsa da mücadeleci oyunun karşılığını almasını biliyor, yürekten oynuyor. Attığı 2 gol de kazanma duygusunun eseriydi. Jakobs'un geri dönüşü G.Saray savunmasını rahatlattı çünkü Jakobs soldan yaptığı bindirmelerle hücuma katkı sağladı. Okan Hoca'yı, hem ligde hem de Avrupa'da yenilgisiz yola devam eden bir takım yarattığı için kutluyorum. Ocak ayında düşünülen oyuncular nokta transfer olmalı. Çünkü mevcut G.Saray'ın kulübesi çok derin değil.

Altın yedek Michy Batshuayi

G.Saray ve Trabzonspor'u ortaya koydukları mücadeleden dolayı kutluyorum. G.Saray maçın favorisiydi, oyunun ve topun hakimiyetini uzun süreler elinde tuttu. Trabzonspor da asla teslimiyetçi bir oyun ortaya koymadı, tam tersine G.Saray'ın üzerine cesaretle ve etkili gitti. Dev maçta birbirinden güzel gollere tanık olduk. Mücadele kıran kıranaydı. Özellikle Trabzonspor kalecisi Uğurcan, yaptığı kurtarışlarla resmen devleşti. G.Saray'da Mertens'in ilerlemiş yaşına rağmen üstlendiği mücadele tüm arkadaşlarına örnek olacak güzellikteydi. Pozisyon zenginliği açısından G.Saray rakibine karşı çok üstündü ama son vuruşlarda Barış istediği gibi şut atamadı. Futbolda laubaliliğe yer yok! Ozan Tufan'ın attığı ilk golde kafa topuna çıkamayan Abdülkerim bu hatasının üzerine ceza alanı içerisinde laubalilik ile kaptırdığı topla Banza'ya hediye gol verdi! Topa vurmak ya da kornere atmak ayıp mı? Maalesef Türk futbolcularda ayıplanma duygusu adına bu tür hatalardan dolayı hem milli takım hem de kulüp takımları böyle goller yedi! G.Saray'da ciddi bir sorun var; nedir bu? Öne geçtikteri maçları maalesef hem lig hem Avrupa'da koruyamadılar. Kasımpaşa, Eyüp, Rigas ve Malmö maçlarından sonra Trabzon karşısında da bu hatayı yaptılar. Uzun yıllar unutulmayacak bu maçta altın yedek Batshuayi son dakikada attığı golle G.Saray'a sadece maçı kazandırmadı, psikolojik olarak da sarsılmasını engelledi.

Akıl tutulması

G.Saray eksildikçe, kadro olarak krize girdikçe oyun olarak daha da güçleniyor. Çünkü oyuncular sahada "G.Saray ailesi" aidiyetiyle mücadele ediyor. Malmö'nün dondurucu soğuğunda Galatasaray golü yiyor ama dağılmıyor. Büyük sürpriz sonucu savunmanın rejisörü Davinson Sanchez sakatlanıp çıkıyor. Ben dahil tüm G.Saraylılar "Bu havalara alışık Nelsson oyuna girer" diye düşünüyordu. Okan Buruk geri adım atmadı ve kazanmak için oyuna sol ayaklı tekniği yüksek Kerem Demirbay'ı aldı. Okan Hoca'nın, Kerem hamlesi G.Saray'ın pas kalitesini yukarı çekti. Bazı krizler kulübeye çakılan oyuncular için fırsat olurmuş. Bu fırsatı ele geçiren Jelert, Kerem'in ortasını kalite bir vuruşla gol yaparak Galatasaray'ın oyuna tutunmasını sağladı.
İkinci yarı G.Saraylı oyuncuların yürekli ve coşkulu mücadelesine tanık olduk. Asistlerin kralı Mertens'in, Malmö kalesi önünde oluşturduğu pas duvarı Yunus, Sara, Kerem, Jelert gibi oyuncuların hücumda etkili olmasını sağladı. Bu sezon Avrupa'da gol atmayı adet haline getiren Yunus, ustası Mertens ile yaptığı duvar pası sonrası 5'inci golünü attı ve G.Saray'ın geriden gelip öne geçmesini sağladı. Maçı mükemmel yöneten Okan hocanın ister fantezisi deyin, ister akıl tutulması olarak kabul edin iyi oynayan Jelert ile Sara'yı çıkarıp yerlerine Ziyech ile Efe'yi alması ters tepti. Bu değişiklikler, G.Saray'ın direncini bozdu, baskı yemesine neden oldu. Bu baskıda müthiş kurtarışlar yapan Muslera, Malmö'nün 2. golünü önleyemedi. G.Saray kaybetmedi ve yenilgisizliğini korudu ama avucundaki galibiyeti kaçırmasaydı ilk 8'i garantilerdi.

Gaddar tekme!

Galip gelmek mutluluk verir. Bazı galibiyetler uzun mesafeli yarışlarda çok değerli ve anlamlıdır. G.Saray'ın Sivas deplasmanında 10 kişi kalıp 1-0 geri düştükten sonra kazanması, psikolojik açıdan unutulmayacak maçlar bölümüne yazılacaktır. G.Saray sadece puan farkını çıkarmadı, zirvedeki rakibini de baskı altına aldı.
Okan Buruk'un 4'lü savunmaya yönelik kurduğu 11 başlangıcı etkiliydi. Ancak Metehan'ın kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalan G.Saray'ın 3'lü savunmaya dönmesi, Sivas'ın daha istekli olmasını sağladı. Başarının şartları arasında, "İstemek, mücadele etmek, cesaretli olmak" önemli yer tutar. Galatasaraylı oyuncuların sahada kazanma duygusuyla maça asılması, önemli bir galibiyet getirdi. Barış iki kişilik oynadı, kalite kokan kritik bir gole imza attı. Çalışkanlığı itici güç oldu. Osimhen'in atletik gücüyle yarattığı penaltı sonrası gol olan vuruşunu hiçbir kaleci çıkaramazdı. Sanchez ikili pozisyonlarda dikkatliydi. Yunus, Sara ve sert darbelere maruz kalan Mertens pas dağıtımında başarılıydı. Torreira yine orta alanda rakip atakları önledi ve kendisine ilk yarıda yapılan faul sonrası Sonko'nun ikinci sarıdan atılması gerekirdi. Sallai sağ bekte elinden gelen mücadeleyi sergiledi.
Not: Manaj'ın Barış'a yaptığı hareket gaddarlıktır, hainliktir, insanlık dışıdır. Benim ülkemde para kazanan bir yabancı oyuncu, benim milli takımımın gözdesi olan milli futbolcuya böyle bir hainlik yapıyorsa cezasız kalmamalıdır. Hakem Turgut Doman da Manaj'ın hareketine kırmızı göstermeyerek bu gaddarlığa ortak olmuştur. TFF Başkanı gerekeni yapmalıdır.

Dedikodu üretenler utandınız mı!

Eyüpspor, G.Saray'a maçı verecekmiş, 3 oyuncusu Rize maçında cezalı duruma düşmüş… Arda Turan, G.Saraylı olduğu için takımını baskılı oynatmayacakmış… Bu dedikoduları üretenler herhalde utanmışlardır. Arda Turan'ın takımı Eyüpspor çatır çatır top oynadı, ikili mücadelelerde G.Saray'ı zorladı, kanatlardan özellikle Halil'in bölgesinden etkili hücum etti. İlk golü de Halil'in ortası sonucu arka direkte eski G.Saraylı Emre Akbaba attı! Oysa G.Saray bu golü yemeden önce Torreira ve Osimhen ile iki net pozisyon kaçırdı. Sahanın çalışkanı Barış'ın ceza alanına getirip final paslarında isabeti yakalayamaması G.Saray'ın erken gol bulmasını engelledi. Osimhen, direkten dönen şutunda uzağa değil de yakın köşeye vursaydı aradığı golü bulurdu. Zor gollerin adamı Barış Alper uzatmalarda fazla kullanmadığı sol ayağı ile iğne deliğinden geçirip mükemmel bir gol attı. İkinci yarının hemen başında Sallai'nin golü G.Saray'ı öne geçirdi. Ben bu gol sonrası G.Saray'ın oyun üstünlüğünü tamamen ele geçireceğini düşündüm ama Eyüpspor'un inadı ve mücadelesi buna izin vermedi. Yine de Barış, Osimhen'in hazırladığı pozisyonda kaleye gelişi güzel şut atacağına topun dibine girseydi farkı arttırırdı. Eyüp, Ampem ile skoru 2-2'ye taşırken Galatasaray'ın baskısı golü getirmedi. Çünkü Eyüpspor kalecisi Berke Özer, kalesinde devleşip liderin kazanmasını engelledi.

Asık yüzü güleç hale geldi!

Okan Buruk eğer G.Saray'ı 3'lü defans ile oynatacaksa üçlünün göbeğinde mutlaka Davinson oynamalıdır. AZ Alkmaar önünde iki farklı G.Saray izledik. İlk yarı üretemeyen, çok pas hatası yapan, rakibe orta alanda geniş alan bırakan ve kalesinde tehlikeler yaşayan bir G.Saray vardı. Neden? 3'lü savunmanın sağında Sanchez, göbeğinde Nelsson oynadı. G.Saray ritim yakalayamadı. Bir de buna Batshuayi'nin top tutaması ve isabetli pas kullanamaması eklenince AZ Alkmaar oyuna hakim oldu. Özellikle Hollanda ekibinin hızlı atakları yanlış kurulan 3'lü savunmanın dağılmasına yol açtı. Yenilen gol de Nelsson'un hamle yapmakta ağır kalması yüzünden oldu. Osimhen'in istekli hali, çalışkanlığı ve attığı gol ilk yarı için kötü oyuna moral getirdi. 2. yarı Sanchez 3'lünün göbeğine geldi, Nelson çıkıp Metehan girdi ve sağ savunmaya yerleşti. Bu hamle G.Saray'ın asık yüzünü güleç hale getirdi. Sanchez'in geriden oyunu yönetmesi Sara'yı da Mertens'i de Yunus'u da toparladı. G.Saray oyunun kontrolünü eline geçirdiği gibi AZ Alkmaar kalesinde pozisyonlar ürettti. İlk yarı Muslera art arda gelişen iki pozisyonda net gollük şutları önledi. Buruk, Nelson-Metehan değişikliğini ilk yarı bitmeden yapmalıydı. Kritik anlarda Alkmaar ataklarını önleyen Metehan artık G.Saray'da daha fazla süre almalıdır. Bu arada Mertens'in liderliğinin yanısıra çalışkanlığını, rakibini kovalamasını ve önde baskı yapmasını alkışlıyorum. İkinci yarı çok baskın oynayan Galatasaray kazanamadı ama yoluna yenilgisiz devam ediyor.

Oynanan futbol taraftarları üzdü

Galatasaray, Bodrum duvarını yedekteki altın golcüsü Batshuayi'nin golüyle aşarken, oyun olarak izleyenlere azap çektirdi. Bodrum, Galatasaray'ı iyi analiz etmiş olacak ki kalabalık savunma yaptılar. Kontrataklarla gol aradılar. Ege, oyundan atılıp Bodrum 10 kişi kalıncaya kadar Galatasaray'ın ilk yarıda akılda kalacak tek pozisyonu yoktu. Okan Buruk, doğru bir hamle ile rakibinin eksik olduğunu düşünüp Batshuayi'yi oyuna alarak çift forvete döndü. Osimhen'i markajdan kurtardı ve Galatasaray'ın daha üretken olmasını sağladı. Sallai çok top kaybetti. Gereksiz yere attığı çalımlarla pozisyonları tüketti. Karadağ maçında çok yorulmuş olacak ki Yunus, alıştığımız patlayıcı gücünde değildi. Sanchez, olmayınca oyunu geriden başlatma görevi Sara'ya kaldı. Sanchez olduğunda Sara hücuma daha fazla katkı veriyor. Batshuayi'nin golünde vatandaşı Mertens'in etkili ortasının payı çok büyüktü. Ancak Mertens duran topların hepsini kullanmamalı. Bu görevi Sara'ya bırakmalı. İlk yarıdaki olumsuz oyunun bir başka nedeni de Galatasaray'ın rüzgâra karşı oynamasıydı.
İkinci yarı Galatasaraylı oyuncalar rüzgârı arkalarına alınca Bodrum kalesini dışarıdan attıkları şutlarla tehdit ettiler. Sara, Ziyech ve Batshuayi şut denemelerinde bulundu. Kaleci Gökhan'ın yerine giren Sousa kalesinde devleşti ve akıl almaz kurtarışlar yaptı. Galatasaray, Bodrum'da sadece 1 maç ve 3 puan kazandı. Akıllarda kalan tek pozisyon ise Ziyech'in, Osimhen'in "Al da at dediği" pasta topu boş kaleye gönderememesiydi.

Bu kadro Montella’nın değil!

A Milli Takım'ın başına geçtiğinden beri Montella'nın kadro tercihlerinde ilk kez hata yaptığını Karadağ maçında gördüm. Bu zamana kadar oyuncu seçimlerinde adaletli davranan, mantıklı hareket eden İtalyan hoca, Karadağ 11'ini oluştururken çevresindeki kişilerin etkisinde kalmış. Bu kadro Montella'nın özgürce belirlediği kadro değil!. Türkiye Ligi'ni yakından takip eden tecrübeli çalıştırıcının, Beşiktaş'ta ilk tercih olmayan tecrübesiz Emirhan'ı sol stoperde oynatması, orta sahası bal yapmayan Trabzonspor'da futbolu eleştirilen Okay'ı tercih etmesi ve sakatlığı bulunan Eren Elmalı'ya sol bekte görev vermesi tam bir akıl tutulmasıdır.



Montella'nın yaptığı değişikliklere bakalım: Eren Elmalı çıkıyor, Mert Müldür giriyor. Okay'ın yerine İsmail Yüksek görev alıyor, Emirhan çıkıyor, EURO 2024'te başarılı olan Samet oyuna alınıyor. Eğer Montella, çevresinin etkisinde kalmasaydı maça İsmail, Mert ve Samet üçlüsünün yer aldığı 11 ile çıkardı. Ayrıca kim akıl verdi bilem-i yorum ama maçtan bir gün önce Karadağ zemininde A Milli Takım'ın antrenman yapmaması hataydı. O antrenman olsaydı oyuncular zemini yakından tanıyacak, ayakkabı seçimlerini de zemine göre yapacaklardı. Çünkü çoğu yanlış ayakkabı tercihleri yüzünden sahada sürekli kaydılar. Bir örnek vereyim; Milliler, 2004 Avrupa Şampiyonası öncesi Letonya deplasmanında 1-0 kaybetmişti. Çünkü futbolcular zemine uyum sağlayacak ayakkabılarla gitmemiş, kaymayı engelleyecek kramponlar son dakikada gelmişti. Oysa maçtan bir gün önce sahada antrenman yapılsaydı, zemine göre önlem alınırdı.



Erzurum'da kışlar sert geçer, zeminin buz tuttuğu dönemlerde Erzurumsporlu futbolcular, sahada kaymamak için, 'şemsiye krampon' adını verdikleri kramponlarla oynuyorlar ve rakibe üstünlük sağladıkları gibi mücadelelerde ayakta kalıyorlardı. Bütün bu olumsuzlukların temelinde Kayseri'de kaçan galibiyetin yarattığı şaşkınlık vardı. Montella kadro yaparken etki altında kaldı, önce yanlış yaptı, Milli Takım geriye düştü. Doğruyu yaptığında ise iş işten geçmişti. Oyuncular da keşke 'Sahada idman yapalım' gibi bir teklifte bulunsalar ve kötü zemine karşı nasıl önlem alacaklarının stratejisini hazırlasalardı. Montella'nın itiraf ettiği gibi, teknik kapasitesi yüksek oyuncular yerine, gücüyle mücadele eden oyuncuları tercih etmesi takımın daha dayanıklı, daha mücadeleci olmasını sağlardı. Ayrıca Milli Takım'ın eksik olduğunu kabul etmeyenlere bu yenilgi herhalde ders olmuştur. Hakan, İrfan Can, Ferdi, Abdülkerim gibi kadro istikrarını oluşturan ve Milli Takım'ın oyununa doğrudan etki eden isimlerin yokluğu, güçlü oynamamızı etkiledi.

EN DEĞERLİ 17. TAKIMIZ
Ay-Yıldızlı ekibimiz, en değerli milli takımlar listesinde 332 milyon Euro'luk değeriyle 17. sırada bulunuyor. Listenin zirvesinde 1 milyar Euro'luk Fransa var. Horozlar'ı İngiltere 996, Brezilya 894, Portekiz ise 792 milyon Euro ile takip ediyor.