CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

İcardi vuruşu!

G.Saray yedek kulübesinin ne kadar yetersiz olduğunu, kupada Bolu-spor önünde çıkan kadro ile gördük. Zirve yarışında kadro istikrarı ne kadar önemliyse kulübenin gücü de çok önemlidir. İyi bir sol ayağa sahip Eyüp Aydın'a fırsat tanımak, onu daha fazla hazırlamak, Okan Buruk'un görevi olmalı. İki asist yapan Yusuf Demir, sadece top ayağına geldiğinde oynamamalı. Rakibi de kovalamalı, ikili mücadelelerde ayakta kalıp attığı golde olduğu gibi bitiriciliğini de öne çıkarmalı. Bolu'nun golünde kaleci Günay'ın kurtardığı top sonrası rakibine baskı yapmayan Metehan, sezon başındaki formundan uzak. Metehan'ın kendini geliştirmesi adına daha fazla çalışması ve pozisyon bilgisini ilerletmesi gerekir. Efe Akman, oynadığı sürece G.Saray'ı bir eksik bıraktı. Okan Buruk, Efe'ye şans vermeye devam ediyor. Ama görünen köy Efe için, daha çok oynama fırsatı adına başka takıma gitmesi gerektiğini söylüyor. Morata, iyi ki transfer edilmiş. Attığı goldeki vuruş şekli akıl dolu. Çünkü Türkiye'de maalesef yerli oyuncular kaleci ile karşı karşıya kaldıklarında topu tavana vurmayı düşünmüyor. Morata bağlantı oyuncusu olarak hücumda ciddi katkı verecek. Ahmed Kutucu, basit oynamayı seviyor. Özellikle pas oyununu tercih ediyor ve rakibe kendini unutturmayı başarıyor. Attığı gol İcardi benzeriydi. Tıpkı Morata gibi şutunu kalecinin üzerine değil, kalenin tavanına vurdu! Ahmed, çalışkanlığı ve takım oyununa desteği ile ön plana çıktı.

Yeni sistem için 3 altın kural var!

Sistemler maç kazanmaz, stratejiler başarıyı getirir. Morata transferinden sonra Okan Buruk, planlarını 3-4-1-2 anlayışı üzerine yapacak. Çünkü Okan Hoca, ikili forvet oynamayı Osimhen-İcardi ile birlikte denedi ve başarılı da oldu. Bu sistemin işlemesi için bana göre 3 temel kural var;
1-Savunmanın üçlüsünden birinin çok hızlı bir oyuncu olması gerekir. Abdülkerim ve Kaan Ayhan hızlı değiller. Tek Sanchez yetmez. Defansa alınacak oyuncunun çok hızlı olması gerekir.
2-İki kanatta oynayacak oyuncuların hızı, çabukluğu ve orta becerileri mutlaka olmalıdır. Jelert daha çok savunmanın içinde kaldı, Sallai daha çok hücumu denedi ama final paslarında etkili değildi.
3-Forvet arkasında görev yapan oyuncu, orta alana destek vermeli. Sadece hücum bölgelerinde görev yapmamalı. Yani bu oyuncu, savunma ve hücumu birlikte uygulamalı. G.Saray erken golü bulmasına rağmen özellikle ilk yarı maçı koparacak pozisyonları üretemedi. Çünkü oyunun lideri Sara yorgundu, bize ezberlettiği topla dikine hızlı hücumlarını fazlasıyla yapamadı. G.Saray'ın en çalışkanı olarak Osimhen öne çıktı, rakip savunmayı rahatsız etti. Zor pozisyonlarda bile takipçiliğini sürdürdü, topları kazandı. Ahmed Kutucu golünü attı ama iki tane de net pozisyonu harcadı. Kutucu'nun takım savunmasına daha fazla katkı vermesi gerekiyor. Barış Alper girdikten sonra G.Saray biraz daha hücumda etkili olmaya başladı. Ama G.Saray'ın orta alanı fazla kontrol edememesi, G.Antep'in cesaretle hücum yapmasına neden oldu. İlk yarıda iki kritik hata yapan Muslera 3 tane müthiş pozisyon kurtardı. G.Saray için bu maç, tabela açısından önemliydi, yeni transferler ciddi katkı sağlayacaktır. Bu süreci G.Antep gibi bir deplasmanda geçip puan farkını koruması psikolojik açıdan önemlidir.

Umarım bu yenilgi ders olur!

Eline geçen fırsatları elinin tersi ile itersen sonucuna katlanırsın. Ajax önünde alınan yenilgi umarım G.Saray için çok büyük ders olur, Okan Buruk'un ayakları yere basar, hayal dünyasından çıkar. Rigas ve Dinamo Kiev önünde eline geçirdiğin gövdeli skorları koruyamazsan ve ilk 8 şansını düşlerken bir mağlubiyet ile hem yenilmezliğini kaybedip hem de gerilere düşersen Avrupa kupalarında başarılı oldum diyemezsin. Eğer bir takımın sağ beki kulübede oturuyorsa, sol bek olarak alınan Jakobs en kritik maç öncesi 'ağrılarım var' diyerek tribüne çıkıyorsa ve bu iki oyuncu yerine Kaan sağ bek Berkan sol bek oynuyorsa G.Saray'ın kaybetmesi çok normal. Okan Buruk haftalardır "Ben oyuncularıma güveniyorum. Şu maçı kazanacağız, şu maçı kaybetmeyiz" diye demeçler verdi. Oysa G.Saray'ın haftalardır fizik gücü aşağılarda geziniyor, Yunus ve Barış Alper çok maç oynadıkları için sezon başı performanslarını aratıyorlar. Ajax önünde de şuursuz baskılar kuran, final vuruşlarını yorgunluktan bitiremeyen bir G.Saray izledik. Ayakta kalan tek oyuncu Sara oldu. Gol aradı, etkili ortalar yaptı, final pasları verdi ama arkadaşlarının coşkulu oynamasını sağlayamadı. Bir suçlu da G.Saray transferlerini yöneten insanlardır. Çünkü takım sağ bek, kanat oyuncuları, santrfor, stoper istiyorum diye bağırıyor. Jakobs'un haline bakılırsa sol bek de alırlar mı acaba? Amsterdam'da gerçeklerle yüzleşen Okan Buruk takımını önce zihinsel sonra mental ardından da fizik olarak lige hazırlamalı. Transfer uçakları da inmeye başlamalı. Çünkü bu G.Saray'ın dar kadro yapısı ile 6 puan önde olmasına rağmen lig yarışı da zora girer.

İyi ki Osimhen var

Osimhen iyi ki Galatasaray'a gelmiş. Konyaspor maçının kazanılmasındaki en büyük pay Nijeryalı golcüye ait. 75 milyon Euro'luk bonservisi olan Osimhen Galatasaray'da kiralık oynamasına rağmen coşkuyla ve yürekten mücadele ediyor. Penaltıyı Osimhen resmen yoktan var etti. Başka bir futbolcu olsaydı 'top nasıl olsa defansa gitti' diye koşu bile yapmazdı. Osimhen, geriden geldi Adil'in önünden topu çaldı darbeyi aldı ve penaltıyı kazandı. Böyle karakterli bir golcüye sahip olmak Galatasaray adına büyük şans diye düşünüyorum. Galatasaray maç boyu Sara'yı yine aradı. Kerem Demirbay ve Berkan'dan sonra Konya önüne Torreira'nın partneri olarak çıkan Kaan Ayhan oyunu kurmaktan uzaktı. Bir savunma oyuncusu gibi hareket etti. Sara'nın yokluğunda oyun ritmini kaybeden Galatasaray'da pas trafiğini yönetmek için Yunus, Barış ve Mertens kolları sıvadı. Oysa bu 3'lü Sara ile oynadıklarında sadece pozisyon almak ve hücuma çıkmak için çaba gösteriyorlar. Orta sahada bütün yük Torreira'nın üzerine bindi. Hatay ve Dinamo Kiev beraberliklerinden sonra Galatasaraylı oyuncular skor olarak önde olmalarına rağmen öz güvenden uzak bir telaş ve tedirginlik içindeydiler. Konyaspor da hızlı kanat oyuncularıyla Galatasaray kalesini zorladı. İkinci yarı yine sahnede Osimhen vardı. Galatasaray en etkili silahı olarak görev aldı. Attığı ikinci gol nedense ofsayt olarak iptal oldu. Oysa arka direkte kafayla topu indiren Barış ofsaytta değildi. Galatasaray için Konya maçını kazanmak lig yarışı adına psikolojik açıdan çok değerliydi. Sara'nın geri dönmesi Galatasaray'da eksik parçaları tamamlayacaktır.

Norveçli hoca, canavarı ortaya çıkardı

Solskjaer daha ilk maçında Beşiktaşlı oyuncuların içindeki canavarı çıkardı. Coşku, mücadele, yardımlaşma, istek ve kazanma duygusu adeta tavan yaptı. Rafa Silva, Gedson, İmmobile, Muçi ve Rashica düzenledikleri baskınlarla Bilbao savunmasına dünyayı zindan etti. Solskjaer öyle bir dokunuş yapmış ki; Beşiktaşlı oyuncular maç boyu inanılmaz koşup mücadele ettiler. Tüm oyuncular terlerini sadece sahaya akıtmadılar, tekmeye kafa soktular, Avusturyalı hakemin taraflı davranışına aldırmayıp yılmadılar yürekli ve cesur mücadeleden geri adım atmadılar. Beşiktaş resmen Bilbao'nun içinden geçti. Bu farkı, Solskjaer farkıdır. Çünkü Norveçli hocanın futbolculuk kariyerinde almadığı kupa yok. Beşiktaşlı oyuncular hocalarının ne kadar iyi futbolcu olduğunu ve başarılarını biliyorlar. Solskjaer'in başarı kartviziti çok dolu.. Beşiktaşlı oyuncular da sahada maç boyu doğru pozisyon aldılar, çabuk pas yaptılar ve birbirlerine hep yardım ettiler. Özellikle Rafa Silva ile Rashica'nın birlikteliği Bilbao kalesine pozisyon ve goller olarak yansıdı. İlk golde Muçi'nin dikine hızla taşıdığı topu Rafa Silva akıl dolu bir pasa dönüştürdü. Rasicha önce düzelttiği topu ardından mükemmel bir ayak içi vuruşla gol yaptı. Beşiktaş'ın yediği gol bence fauldü ama VAR ofsayta baktı, faulü kaçırdı. Hakem Weinberger kartlarını Beşiktaş'a kolay çıkartırken, Bilbao'lu oyuncuları hep korudu.
Rashica'nın ikinci golünün hazırlanışı alkışlanır. Rafa Silva önüne çıkana çalımı bastı, sıfıra indi, arka direğe kestiği topa Rashica kadife bir vuruş yaptı. Geceye damga vuran Rashica kendine iki asist yapan Rafa Silva'ya 3'üncü golü attırdı. Beşiktaş müthiş keyif verdi ve hak ederek Bilbao'yu ezerek kazandı.

Buruk kendini sorgulamalı

Oynadığı 6 maçta sadece bir gol atan Dinamo Kiev'den iki kez öne geçmesine rağmen Galatasaray 3 gol yiyorsa Okan Buruk kendisini sorgulamalıdır. 60 dakika rakipten üstün olan, skoru 3-1'e getiren Galatasaray'da yorulan ve oyundan düşen oyuncuları görmemek Okan Buruk adına eksi bir puandır. Skor 3-3'e geldikten sonra oyuncu değişikliklerine gitmek, günah çıkarmak gibi bir şeydir… Oysa G.Saray'da Barış, Berkan, Kaan Ayhan hatta Jakobs, 'Hocam beni al' diye bağırıyordu. Okan Buruk'un yorgun oyuncuların vücut dilini okuyamaması, 3-1'den sonra savunmayı güçlendirmek ve orta sahayı daha etkili hale getirmek adına hamleler yapmaması Galatasaray'ın belki UEFA Avrupa Ligi'nde namağlup kalmasını sağladı ama ilk 8'e girmek için tam iki kez eline geçirdiği fırsatı kaçırmasına neden oldu. Maçın Estonyalı hakemi faul çalmamak adına resmen oyunun canına okudu. Özellikle VAR'daki vatandaşı olmasaydı G.Saray belki de maçı kaybedecekti. Estonyalı Marko Liiva'nın nasıl bir VAR yönetimi gösterdiğini Türkiye'deki VAR hakemleri ders olarak öğrensinler. TFF'nin VAR hakemleri de Estonyalı Marko gibi kaliteli ve dikkatli olsun. Bazı G.Saray taraftarlarının Muslera'ya davranışını hiç hoş bulmadım. Çünkü G.Saray tarihine geçen zaferleri yaşayan, kupaları kaldıran Muslera, efsaneler köşesine adını yazdırmıştır. Yenilen 3 gol Muslera'ya ithaf edilemez. Çünkü gollerin hepsinde hatayı yapan Galatasaraylı oyunculardı. Kiev beraberliği Buruk'un oyunu okuyamamasının ve oyuncu değişikliklerine geç karar vermesinin sonucudur.

Hiç hesapta yoktu

Okan Buruk ve G.Saray taraftarları, 'Gabriel Sara çabuk dön' diye dua ediyorlardır. Sara'nın yokluğu G.Saray'ın ritmini, oyunu düzenini, taktiğini, oyun aklını ve hücum zenginliğini altüst etti. Özellikle ilk yarıda Berkan bu görevi yapamadı, G.Saray hücumda etkili olamadı. Aklı başında oynayan Sanchez, Torreira, Yunus ve Osimhen vardı. G.Saray'ın yediği gol amatörceydi. Defans organizasyonu son derece kötüydü. İkinci yarı Okan Hoca, sürpriz bir değişiklikle Abdülkerim'i çıkardı ve Berkan'ı defansa çekti. Sağ bekte de Kaan'ın yerine Sallai'yi monte etti. Bu hamle G.Saray'ı olumlu tetikledi. Osimhen'in çalışkanlığı, Yunus'un ve Mertens'in coşkusu, G.Saray'ın etkili ataklar yapmasını sağladı. Mertens'in kazandırdığı penaltıyı Osimhen gole çevirdi ancak sonrasında G.Saray hücum hattı tam bir gol kaçırma yarışına girdi. Son haftaların başarılı ismi Barış Alper inanılmaz golleri harcadı. Eğer Barış, son pozisyonda pas vermek yerine vurmayı tercih etseydi golü atardı. O kadar çok kaçırdı ki o vuruşu yapacak cesareti gösteremedi. Şu gerçek; Hatay deplasmanları Okan Buruk ve G.Saray üzerinde çok büyük baskı yaratıyor. Bu baskıya Mersin'de bir kez daha tanık olduk. G.Saraylı oyuncular kazanmak için çok çabaladı fakat hücumlarda kontrolsüz hareket ettiler. G.Saray, hesapta yokken puan kaybı yaşadı. Bu maç bir kez daha gösterdi ki G.Saray'ın John Arias gibi bir açığa, Sara benzeri bir orta sahaya, Kaan'ın yerine iyi bir sağ beke acilen ihtiyacı var. Hakem Cihan Aydın ve VAR da ilk yarıda G.Saray'ın net penaltısını vermedi

Takımın cesur yüreği Barış Alper

Soğuk havaya, müthiş yağmura ve kontrol edilemeyen rüzgâra rağmen Başakşehirli ve G.Saraylı oyuncular çok iyi mücadele etti. Sara'nın yokluğunu G.Saray oyunu kurma ve yönlendirme konusunda fazlasıyla hissetti. Kerem Demirbay, Sara'nın görevini yeterince yapamadı. G.Saray, kopuk kopuk oyunun hakimiydi. Kaygan zemin nedeniyle en büyük özelliği olan pas yapma kalitesini sahaya tam olarak yansıtamadı. Ancak iki isim vardı ki G.Saray'da fizik olarak tüm ağır hava koşullarına meydan okudu. Osimhen çalışkanlığı, defans arkasına yaptığı koşuların yanı sıra sürekli yer değiştirmesi Başakşehir savunmasını altüst etti. Barış Alper, güçlü fiziğiyle maça damgasını vurdu. İkili mücadelelerin birçoğunu kazandı. Rakiplerini kovaladı, hücuma katkı sağladı, savunmaya bile yardıma geldi. G.Saray'ın ilk yarıda rüzgârla beraber oynamasına rağmen rakip kaleye fazla şut atmayı düşünmemesi büyük eksiklikti. Devre biterken Barış, çalışkanlığının karşılığını attığı nefis golle süsledi. Mertens önde baskı yaptı, kaleci Muhammed'in kısa düşen pasını kafayla indirdi. Yunus, Barış'a pas yaptı. Osimhen ile duvar pasına giren Barış, mükemmel bir gol yaptı. Başakşehir'in iki golcüsü Piatek ve Keny ortaklaşa bir gole imza attı. Keny'nin ortasına Muslera yatmakta geç kalınca Piatek golü attı. G.Saray, gole rağmen bozulmadı. 6 dakika sonra sahneye yine G.Saray'ın cesur yüreği Barış Alper çıktı. Sağdan kapalı köşeden kaleci Muhammed'i avlayan golünü ikinci kez sol ayağıyla attı ve G.Saray'ı üstünlüğe taşıdı. G.Saray, çok kıymetli bir 3 puan aldı.

Herkes kapısının önünü süpürsün

🔴 Dursun Özbek'in "Galatasaray'ı ateş altına aldılar" söylemine ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'a cevabına yorumunuz nedir?
Benim sevdiğim bir atasözü şöyle der; "Başarısızlığın ve beceriksizliğin kendisi olduğunu kabul etmeyen kişiler çözümü başkalarının huzurunu bozmakta bulurlarmış." G.Saray Başkanı Dursun Özbek'in, Divan Berat töreninde dile getirdiği "Bu dönemde G.Saray, yarıştığı rakipleri tarafından bayağı bir ateş altına alınmıştır" söyleminin alt yazısı "Çamur at izi kalsın. Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş. Meyve veren ağaç taşlanır" gibi atasözleriyle eş değerdedir.
G.Saray, küllenmiş konuları yeniden alevlendirmeye çalışan, hukuk kararlarını yok sayan bir zihniyetle mücadele etmektedir. F.Bahçe Başkanı Sayın Ali Koç'un düzenlediği her basın toplantısında G.Saray'ı sürekli odak noktasına oturtması bir travmadır. Kendi kapılarının önünü süpürmeyip başkalarının kapılarının önü konusunda ısrarla yorum yapanlar, içine düştükleri çaresizliğe çözüm üretemediklerini görememektedir ya da gördükleri halde "Görmüyor" yapıyorlardır. Oysa kafayı Galatasaray'a takacaklarına kendi şapkalarını öne koyup "Biz nerede hata yapıyoruz?" diye kendilerine sorabilseler çözüm üretme konusunda daha kolay yol alırlar. Tehdit diliyle, itham diliyle ve çamur atma diliyle başarılı olamazsınız. Yazımı bir Hint atasözü ile bitiriyorum: "İşaret parmağınla birini suçladığında, geri kalan 3 parmağın sana dönük olduğunu sakın unutma…"

🔴 G.Saray, Başakşehir ile ligde önemli bir maça çıkacak. İlk sınavdan sonra nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?
G.Saray, kupada Başakşehir'e karşı çok derin bir rotasyon yaptı. Okan Buruk, ideal kadrodan 9 oyuncuyu oynatmadı. Sonradan yapılan değişikliklerle G.Saray, oyunun kontrolünü eline geçirdi. Batshuayi eğer penaltıyı gol yapsaydı, G.Saray kazanacaktı. Şimdi G.Saray, Sara dışında ideal 11 ile sahada olacak. G.Saraylı oyuncuların bir oynama alışkanlıkları var. Bunu avantaj olarak görüyorum. Sadece Sara'nın yerine kim oynayacak? Bana göre iki alternatif var;
1- Sağ bekte Sallai, ortada Sara'nın yerine Kaan görev yapabilir.
2- Kaan sağ bekte kalır, Torreira'nın partneri Kerem Demirbay olur.
Sağ bekte Sallai, göbekte Kaan ile başlamak kulübeden hamle gücünü arttırır. Örneğin; G.Saray kanatlarda sıkıntı yaşarsa Sallai hücuma geçer, Kaan beke gelir, Demirbay ortada görev yapar.