CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Osimhen için kampanya yapılsın!

G.Saray Başkanı Dursun Özbek'in yeni sezon öncesi en büyük projesi, Osimhen'i almak olmalıdır. Nijeryalı yıldızın G.Saray'a gelmesi Allah'ın bir lütfudur. Tüm imkânlar zorlanmalı ve Osimhen, G.Saray'da oynamaya devam etmelidir. Eyüpspor önünde Osimhen, tek kişilik oyunu sahneye koydu. Nijeryalı yıldız, atmasa da attırıyor ama gol atmak için müthiş çaba sarf ediyor. Takımının kazanması adına mücadele gücünü zirveye çıkardığı gibi yüreğini de sahaya koyuyor. Böyle güçlü karaktere sahip, iş ahlakı üst düzeyde mükemmel bir profesyonel olan Osimhen, G.Saray şampiyon olursa Devler Ligi'nde atacağı gollerle şov yapar! G.Saray taraftarı da Osimhen transferi için geçmişteki 'Sarı Cuma' kampanyası gibi bir girişimin fitilini yakmalıdır. Sallai'nin attığı gol öncesi kazanılan kornerde Osimhen var, ön direkte kafayı vuran yine Osimhen'di. Torreira'nın golünde de pozisyonun yaratılışına yine Osimhen imza attı. Kendi golünde ise pozisyonu yoktan yarattı, topu önüne mükemmel aldı, sonra da gol olan darbeyi yaptı. Okan Hoca'nın çok pas hatası yapan ve Ampem karşısında çaresiz kalan sarı kartlı Frankowski'yi çıkarıp, Kaan Ayhan'ı alması doğru hamleydi. Torreira, Lemina ve Davinson oyundan hiç kopmadı. Hem doğru pozisyon aldılar hem de ikili mücadelelerde kazandılar. Sallai çalışkanlık ve mücadele ile öne çıktı. Son vuruşlarda dikkatli olsa skora daha fazla katkı yapardı. Fedakârca oynayan Yunus hücumda G.Saray'a çok destek verdi, bir topu da direkten döndü. G.Saray zor bir engeli hem geçti hem de 5 puanlık farkını korudu. Okan Hoca'nın oyuna erken aldığı Morata, son iki gole imza atarken ayak ve kafa vuruşlarının ne kadar üst seviyede olduğunu bir kez daha gösterdi.

Kupaların takımı Galatasaray

Türkiye Kupası'ndaki F.Bahçe maçı ile birlikte dörtlü savunma ve tek forvete dönüş yapmak, G.Saray'ın fabrika ayarlarına geri dönmesini ve oyun olarak da güçlenmesini sağladı. Samsun ile Bodrum maçlarında futbol olarak yükselişe geçen G.Saray; kaliteli, dengeli, bol pozisyona giren oyununu Konya'da da sahaya yansıttı. Türkiye Kupası'nı en çok kazanan takım olan G.Saray, bir kupa takımı olduğunu bir kez daha oynadığı futbolla izleyenlere gösterdi. Konya'daki gövdeli galibiyetin mimarları Osimhen ve Sallai oldu. Mertens'in ortasını nefis kafa vuruşu ile gole çeviren Osimhen, Torreira ile Sallai'nin ilk gollerinde atağı başlatan isimdi. Sallai belki orta yapma konusunda isabeti tutturmasa da özellikle attığı ikinci gol göz kamaştırıcıydı. Sallai topa vurur gibi yapıp iki Konyalı'yı pasifize edip sol ayağı ile köşeye mermi gibi vurdu… Barış Alper, Sallai'nin bu hareketinden ders çıkarmalı, kendisi de gol vuruşlarında gelişigüzel hareket etmeyip Sallai gibi topa basmayı düşünmeli. Konya'da G.Saray adına en güzel görüntü tüm oyuncuların, takım savunmasına sadık kalmasıydı. Herkes birbirine yardım etme konusunda taşın altına elini soktu. Lemina geldikten sonra daha çok hücuma çıkma şansı bulan Torreira, son haftalardaki golcülüğünü Konya'da da golüyle gösterdi. Ligde 5 puanlık farkı yakalayan ama oyun olarak da yükselişe geçen G.Saray, kupada da finale çıkarak çifte zafer yaşamanın sinyallerini verdi.

Lemina geldi, Torreira uçtu!

Bu sezon G.Saray'ın bu kadar çok pozisyona girdiği bir lig maçı görmedim. Eğer pozisyonları durdursaydık, 'ne oldu' diye sorsaydık hepimiz 'gol oldu' cevabını verirdik. İlk yarı tek taraflı bir oyun oldu, Bodrum takımı adeta kalesinin önüne tır çekmişti. Buna rağmen Torreira, Lemina, Osimhen, Sara, Barış hepsi net pozisyonlara girdiler… Ya kaleciye takıldılar ya top direkten döndü. Bazı vuruşların beceriksizliği yüzünden goller kaçtı. Torreira'nın 29'da kafa ile attığı gol mükemmeldi. Son haftalarda Torreira'yı hücumda çok fazla gol ararken görüyoruz. Bu verimliliğinin temelinde Sara-Torreira ve Lemina üçlüsünün oynamasının büyük payı var. Lemina'nın defansif yönü güçlü olunca Torreira da kendini daha fazla ön plana atabiliyor. Barış Alper'e Allah her şeyi vermiş; fizik, güç, sürat, hırs… Bunlar güzel özellikler ama Barış'ın oyun aklını geliştirmesi, daha çabuk pas vermesi ve daha önemlisi gol vuruşları konusunda özel idmanlar yapması gerekiyor. Osimhen sahanın çok çalışkanıydı ama gol atma konusunda çok şanssızdı. Hırsı, çalışkanlığı G.Saray'ın hücum zenginliği yaşamasını sağladı. Hakem Mehmet Türkmen, Barış'a arkadan yapılan penaltıyı görmedi, VAR'a da yayıncı kuruluş yeterli kanıtı vermedi. Ama Sara'nın pozisyonunda çaldığı penaltı hatalıydı, Türkmen'in penaltıyı çalmadan önce pozisyonun bitmesini beklemesi gerekirdi. Topla buluşan Osimhen kaleci ile karşı karşıya kaldı, golü atacaktı. FIFA kokartlı hakemin böyle hata yapmaması lazım. G.Saray katı savunma yapan Bodrum'u skor farkını kaçırarak yendi ve şampiyonluk yarışındaki hafta sayısını beşe indirdi.

Planları bozdu

Hafta içinde psikolojik baskı altında kalan G.Saraylı futbolcular, Samsun'da sakin, akıllı ve dikkatli oynayarak galibiyete ulaştı. Samsunlu futbolcular, 11 kişi kalelerine kapanıp G.Saray'ın hücuma çıkarken yapacağı pas hataları ile kontratak golü aradılar. Davinson, Abdülkerim savunmayı sakinlikle ve başarı ile yönetirken Samsun'a hızlı hücum yapabilecek fırsatları vermediler. Tesadüfe bakın G.Saray ilk iki isabetli şutunda iki gol buldu. İlkinde atağı Osimhen başlattı, Samsun defansına sinsice yaklaşan Yunus golü attı. İkinci yarının başında Yunus'un 'al da at' diye verdiği pası Osimhen köşeye kadife bir vuruşla gol yapıp G.Saray'ı zihinsel olarak rahatlattı. 2-0 sonrası oyunun kontrolünü eline geçiren G.Saray, hücum zenginliğini de yakaladı ama Sara'nın yetersiz performansı sonucu iki net pozisyonu gol yapamadı. Oyunun genelinde topa hakim olan, ayağa isabetli pas yapmaya özen gösteren, telaş ve panikten uzak duran G.Saraylı oyuncular kazandıkları 3 puan ile şampiyonluk yarışındaki haftaları kendileri adına kısalttılar. G.Saray, 7 haftada 6 maç kazanırsa şampiyonluk ipini göğüsleyecek. Torreira yine G.Saray'ın orta alandaki dinamosuydu, Lemina uyarılmış olacak ki basit oynamaya çalıştı, gereksiz çalımlar atmadı. Yeni dünyaya gelen Simon, babası Sanchez'e öyle bir mutluluk vermiş ki Kolombiyalı stoper, G.Saray'ın sahadaki beyni gibi oynadı. Oyunu geriden etkili kurdu, baskıyı hissettiği anda ayağındaki topu ya Muslera'ya verdi ya da taca attı! G.Saray, bu galibiyetle sadece moral bulmadı 'Samsun'da takılır' düşüncesi içindeki Fenerbahçe'nin de planlarını bozdu.

F.Bahçe’nin sahadaki mühendisi!

Draguş'un golüyle soyunma odasına "Soğuk duş" yemiş olarak giren Fenerbahçe, ikinci devre Talisca'nın oyuna girmesiyle kâbustan çıkıp mutluluğu kucakladı. İlk yarı Trabzonspor, kompakt futbol anlayışı içinde orta alanını savunmasına yakın ve kalabalık tuttu. Kaleci Uğurcan'ın uzun kullandığı toplar, F.Bahçe kalesi için tehlike yarattı. Draguş'un golü de uzun top sonrası geldi. F.Bahçe ilk yarıda en net pozisyonu Amrabat ile buldu ama Faslı oyuncu aşırtma vuruşunu etkili yapamadı.
Talisca'nın ikinci yarı oyuna girişiyle F.Bahçe'nin tüm ruh hali değişti. Pozisyon bilgisi üst düzeyde olan, topa mühendis gibi hükmeden ve vuruş kalitesi tartışılmayan Talisca, F.Bahçe'yi sırtlayıp attığı gollerle şampiyonluk yarışının içinde tuttu. Tadic, Fred, Syzmanski, Maximin gibi top tekniği yüksek oyuncular varken Mourinho'nun savunmadan Djiku'yu çıkartıp, Talisca'yı alması cesurca bir hamleydi. O Talisca, Portekizli hocayı yanıltmadı, 3 gol birden attı. Trabzonspor ilk yarı çok baskı yemedi ama ikinci devre Fenerbahçe rakip kaleye kâbus gibi çöktü ve gol olarak da yağdı. Trabzon baskıya karşılık veremedi. Çünkü Fenerbahçeli oyuncular yaptıkları ön alan baskısıyla rakibinin üst üste iki pas yapmasına izin vermedi. Mustafa Eskihellaç'ın, Osayi'ye amatörce yaptığı faul sonrası oluşan penaltı Fenerbahçe'nin muhteşem geri dönüşünün fitilini yaktı.

Mourinho ikinci kez diz çöktü

Galatasaraylı oyuncular ve Okan Buruk, Beşiktaş yenilgisinden sonra kupadaki Fenerbahçe düellosunu belli ki onur maçı kabul etmişler. Özellikle ilk yarıda G.Saray, F.Bahçe'ye karşı 2-0'lık ağır bir üstünlük kurdu. Eğer Barış Alper vuruş becerisi kaliteli bir oyuncu olsaydı soyunma odasına G.Saray çok ağır bir skorla girerdi. F.Bahçe kalecisi İrfan Can Eğribayat skorun büyümesini engelledi. Okan Buruk'un, Mourinho'ya Kadıköy'de ikinci kez diz çöktürmesi hem kendisi adına başarı yaratırken öz güveninin de tekrar geri kazanılmasını sağladı. Okan hocanın tek forvetle derbiye başlaması, çok akılcıydı. Orta alanı Torreira- Lemina ve Sara'dan kurdu. Torreira ve Sara etkili ve dikkatli futbol oynarken Lemina ciddi top kayıpları yaptı ve gereksiz faullere neden oldu. Osimhen attığı ilk golde topa resmen mermi hızında vurdu. Maç boyunca kendisini yıpratmaya çalışan F.Bahçelilere karşı dimdik ayakta kalmaya çalıştı, mücadeleden asla kaçmadı. Okan hoca kulübede sakin kaldı, oyuncu değişikliklerini bu kez doğru yaptı. Oyundan düşen futbolcularını çok çabuk değiştirip G.Saray'ın fizik kalitesini korudu ve mücadeleyi kaybetmemesini sağladı. Okan hoca, Beşiktaş maçına bu kadro anlayışıyla çıkmadığı ve çift forvetle oynadığı için kesin pişmanlık yaşıyordur. Kadıköy'de ezici bir futbolla ve zengin pozisyon üstünlüğüyle derbiyi kazanmak psikolojik olarak Mourinho'yu ve F.Bahçeli oyuncuları çıkmaza sokacaktır.

3 gol attığı maçları hatırlasın

Beşiktaş derbisini kaybeden Galatasaray'da morallerin yerinde olduğunu düşünmüyorum. Özellikle Okan Buruk'un tercihleri tartışıldığı gibi oyuna müdahalelerde geç kalması eleştiriliyor. Okan hoca, Fenerbahçe maçını asla öfkeli oynamamalı. Futbolcular sakin kalmalı, topa hükmetme konusunda da ısrarcı olunmamalı. Okan Buruk, F.Bahçe'ye karşı kazandığı 3 maçta Galatasaray'ı nasıl oynattığını bir kez daha gözden geçirmeli. Jesus'a ve Mourinho'ya karşı aldığı 3'er gollü galibiyetlerde Galatasaray takım savunmasını ön plana çıkarmış, duran toplarla da rakibini avlamıştı. Okan hocanın Beşiktaş önünde ısrarla önde basmaya çalışması hataydı. Çünkü santrforsuz bir oyun planı ile sahaya çıkan Beşiktaş önce Galatasaray'ı karşıladı, sonra kontrataklarla pozisyonlar üretti. Yine Okan hoca, Fenerbahçe'ye karşı elde ettiği gövdeli galibiyetlerde santrforlu oynamış ama topu rakibe bırakıp, hızlı hücumlarla golleri bulmuştu. Bu kupa maçı dünyanın sonu değil. Galatasaray kaybederse 'lige olumsuz yansır' algılarına inanmıyorum. Lig başka kupa başka. Ama Okan hocanın kompakt futbol anlayışı sahaya yansırsa Galatasaray, yine rakibine çok fazla pozisyon vermez, defans arkasına Barış Alper'in ve Osimhen'in yapacağı koşularla da pozisyonlar bulur. Derbiye tek forvetle çıkmalı. Orta saha kurgusunu Lemina, Torreira, Sara üçlüsüyle yapmalı. Yunus sakat olduğu için tercih edilmemeli. Kaan Ayhan sağ bekte oynamalı, önünde de Frankowski olmalı. Bu kadro anlayışı hem güçlü savunma yapmaya müsait hem de hızlı atakları geliştirmek için idealdir.

Okan Hoca doğru müdahale edemedi

Milli takım arası Galatasaray'a yaramamış. Okan Buruk ve oyuncuları, derbinin ne kadar önemli olduğunu maalesef zihinsel olarak kavrayamamış. Sadece milli takıma gitmeyen oyuncular kendilerini daha diri tutmuş. Zayıf motivasyon, Galatasaray'ın derbide puan almasını engelledi. Okan Buruk ne yazık ki Beşiktaş maçlarına kafaca iyi hazırlanamıyor, kenardan da maçı yönetme konusunda zafiyet yaşıyor. Derbide Beşiktaş, Rafa Silva ile golü buluncaya kadar sürekli Frankowski'nin bölgesinden atak yaptı ve Okan Hoca bu bölgeye bir türlü önlem almadı. Galatasaray'ın 10 kişi kalmasında da Frankowski'nin büyük hatası vardı. Frankowski tam bir sağ bek değil. 3'lü defansın önünde oynayan hücuma yönelik bir oyuncu. Polonyalı futbolcu, hafta içinde 'Ben kanat bek oynamak istiyorum' diye bir açıklama yaptı. Okan Buruk, Frankowski'nin bu mesajını maalesef görmemezlikten gelmiş. Bu arada golde Frankowski kadar pozisyon hatası yapan ve kendisini yere bırakan Davinson Sanchez ile kapattığı köşeden golü yiyen Muslera hatalıydı. Torreira'nın mükemmel golüyle soyunma odasına 1-1 girmek G.Saray için büyük bir şanstı. Ben Okan hocadan Lemina hamlesini ikinci yarının başında bekledim. Ayrıca Yunus da sakatlığından dolayı eski çabukluğunda ve hızında değil. Morata'yı oyunda tutmak, orta sahayı güçlendirmemek, '1 puanı cebime koyayım' dememek ve bu anlayışa göre bir oyun planı belirlememek Okan hocanın ciddi zaafıydı. Ne oldu? G.Saray hem derbiyi hem de namağlup ünvanını kaybetti. Şampiyonluk yarışında psikolojik bir olumsuzluk yarattı.

Mütevazı kral Victor Osimhen

Üç gol atan, gol krallığında zirveye yerleşen Osimhen'in kazanılan penaltıda topu Morata'ya vermesi, alkışlanacak bir hareketti. Osimhen bu tavrı ile ne kadar mütevazı olduğunu bir kez daha gösterdi. G.Saray'da kiralık oynamasına rağmen 40 yıllık G.Saraylı gibi mücadele eden, sahada basmadık yer bırakmayan, hücum dışında savunmaya da yardım eden Osimhen'i tüm takımın çok sevdiği o kadar belli ki; her gol sonrası futbolcuların hepsi onu kucaklamaya koştu. Alanya'da ikinci yarı asıl görevine dönen Sara nihayet, toparlanmaya başladı. G.Saray'ı bir maestro gibi yönetti, pas dağıtımında ön plandaydı. Sara'nın kendini bulması, Torreira'nın da iyi oynamasını sağladı. Barış Alper, G.Saray'ın cengaveri olduğunu futboluyla kanıtladı. Barış, bazı final paslarında topun şiddetini ayarlayabilseydi skor daha da farklı olurdu. Ama Barış'ın, Osimhen'in ikinci golüne yaptığı asist öncesi rakipten sıyrılıp topu önüne alışı ve ardından da pası mükemmeldi. Alanya'da tek başına savunmayı ayakta tutan Sanchez, Antalya karşısında da G.Saray'ın savunmadaki aklıydı. Abdülkerim ile yeniden uyumu yakalayan Kolombiyalı, hep doğru pozisyon alırken isabetli paslar verdi, bir pozisyonda hücuma çıkarken rakiplerini ipe un serer gibi geçmesi alkış aldı. G.Saray, farklı galibiyetle psikolojik olarak güçlendi, taraftarına zirve yarışında güven verdi ve taraftarını da yeniden sahanın içine çekti. Kasımpaşa maçında penaltıya neden olan Cuesta'yı, Okan Buruk yıpranmaması adına kadroya almayarak doğru yaptı…