CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Lemina geldi, Torreira uçtu!

Bu sezon G.Saray'ın bu kadar çok pozisyona girdiği bir lig maçı görmedim. Eğer pozisyonları durdursaydık, 'ne oldu' diye sorsaydık hepimiz 'gol oldu' cevabını verirdik. İlk yarı tek taraflı bir oyun oldu, Bodrum takımı adeta kalesinin önüne tır çekmişti. Buna rağmen Torreira, Lemina, Osimhen, Sara, Barış hepsi net pozisyonlara girdiler… Ya kaleciye takıldılar ya top direkten döndü. Bazı vuruşların beceriksizliği yüzünden goller kaçtı. Torreira'nın 29'da kafa ile attığı gol mükemmeldi. Son haftalarda Torreira'yı hücumda çok fazla gol ararken görüyoruz. Bu verimliliğinin temelinde Sara-Torreira ve Lemina üçlüsünün oynamasının büyük payı var. Lemina'nın defansif yönü güçlü olunca Torreira da kendini daha fazla ön plana atabiliyor. Barış Alper'e Allah her şeyi vermiş; fizik, güç, sürat, hırs… Bunlar güzel özellikler ama Barış'ın oyun aklını geliştirmesi, daha çabuk pas vermesi ve daha önemlisi gol vuruşları konusunda özel idmanlar yapması gerekiyor. Osimhen sahanın çok çalışkanıydı ama gol atma konusunda çok şanssızdı. Hırsı, çalışkanlığı G.Saray'ın hücum zenginliği yaşamasını sağladı. Hakem Mehmet Türkmen, Barış'a arkadan yapılan penaltıyı görmedi, VAR'a da yayıncı kuruluş yeterli kanıtı vermedi. Ama Sara'nın pozisyonunda çaldığı penaltı hatalıydı, Türkmen'in penaltıyı çalmadan önce pozisyonun bitmesini beklemesi gerekirdi. Topla buluşan Osimhen kaleci ile karşı karşıya kaldı, golü atacaktı. FIFA kokartlı hakemin böyle hata yapmaması lazım. G.Saray katı savunma yapan Bodrum'u skor farkını kaçırarak yendi ve şampiyonluk yarışındaki hafta sayısını beşe indirdi.

Planları bozdu

Hafta içinde psikolojik baskı altında kalan G.Saraylı futbolcular, Samsun'da sakin, akıllı ve dikkatli oynayarak galibiyete ulaştı. Samsunlu futbolcular, 11 kişi kalelerine kapanıp G.Saray'ın hücuma çıkarken yapacağı pas hataları ile kontratak golü aradılar. Davinson, Abdülkerim savunmayı sakinlikle ve başarı ile yönetirken Samsun'a hızlı hücum yapabilecek fırsatları vermediler. Tesadüfe bakın G.Saray ilk iki isabetli şutunda iki gol buldu. İlkinde atağı Osimhen başlattı, Samsun defansına sinsice yaklaşan Yunus golü attı. İkinci yarının başında Yunus'un 'al da at' diye verdiği pası Osimhen köşeye kadife bir vuruşla gol yapıp G.Saray'ı zihinsel olarak rahatlattı. 2-0 sonrası oyunun kontrolünü eline geçiren G.Saray, hücum zenginliğini de yakaladı ama Sara'nın yetersiz performansı sonucu iki net pozisyonu gol yapamadı. Oyunun genelinde topa hakim olan, ayağa isabetli pas yapmaya özen gösteren, telaş ve panikten uzak duran G.Saraylı oyuncular kazandıkları 3 puan ile şampiyonluk yarışındaki haftaları kendileri adına kısalttılar. G.Saray, 7 haftada 6 maç kazanırsa şampiyonluk ipini göğüsleyecek. Torreira yine G.Saray'ın orta alandaki dinamosuydu, Lemina uyarılmış olacak ki basit oynamaya çalıştı, gereksiz çalımlar atmadı. Yeni dünyaya gelen Simon, babası Sanchez'e öyle bir mutluluk vermiş ki Kolombiyalı stoper, G.Saray'ın sahadaki beyni gibi oynadı. Oyunu geriden etkili kurdu, baskıyı hissettiği anda ayağındaki topu ya Muslera'ya verdi ya da taca attı! G.Saray, bu galibiyetle sadece moral bulmadı 'Samsun'da takılır' düşüncesi içindeki Fenerbahçe'nin de planlarını bozdu.

F.Bahçe’nin sahadaki mühendisi!

Draguş'un golüyle soyunma odasına "Soğuk duş" yemiş olarak giren Fenerbahçe, ikinci devre Talisca'nın oyuna girmesiyle kâbustan çıkıp mutluluğu kucakladı. İlk yarı Trabzonspor, kompakt futbol anlayışı içinde orta alanını savunmasına yakın ve kalabalık tuttu. Kaleci Uğurcan'ın uzun kullandığı toplar, F.Bahçe kalesi için tehlike yarattı. Draguş'un golü de uzun top sonrası geldi. F.Bahçe ilk yarıda en net pozisyonu Amrabat ile buldu ama Faslı oyuncu aşırtma vuruşunu etkili yapamadı.
Talisca'nın ikinci yarı oyuna girişiyle F.Bahçe'nin tüm ruh hali değişti. Pozisyon bilgisi üst düzeyde olan, topa mühendis gibi hükmeden ve vuruş kalitesi tartışılmayan Talisca, F.Bahçe'yi sırtlayıp attığı gollerle şampiyonluk yarışının içinde tuttu. Tadic, Fred, Syzmanski, Maximin gibi top tekniği yüksek oyuncular varken Mourinho'nun savunmadan Djiku'yu çıkartıp, Talisca'yı alması cesurca bir hamleydi. O Talisca, Portekizli hocayı yanıltmadı, 3 gol birden attı. Trabzonspor ilk yarı çok baskı yemedi ama ikinci devre Fenerbahçe rakip kaleye kâbus gibi çöktü ve gol olarak da yağdı. Trabzon baskıya karşılık veremedi. Çünkü Fenerbahçeli oyuncular yaptıkları ön alan baskısıyla rakibinin üst üste iki pas yapmasına izin vermedi. Mustafa Eskihellaç'ın, Osayi'ye amatörce yaptığı faul sonrası oluşan penaltı Fenerbahçe'nin muhteşem geri dönüşünün fitilini yaktı.

Mourinho ikinci kez diz çöktü

Galatasaraylı oyuncular ve Okan Buruk, Beşiktaş yenilgisinden sonra kupadaki Fenerbahçe düellosunu belli ki onur maçı kabul etmişler. Özellikle ilk yarıda G.Saray, F.Bahçe'ye karşı 2-0'lık ağır bir üstünlük kurdu. Eğer Barış Alper vuruş becerisi kaliteli bir oyuncu olsaydı soyunma odasına G.Saray çok ağır bir skorla girerdi. F.Bahçe kalecisi İrfan Can Eğribayat skorun büyümesini engelledi. Okan Buruk'un, Mourinho'ya Kadıköy'de ikinci kez diz çöktürmesi hem kendisi adına başarı yaratırken öz güveninin de tekrar geri kazanılmasını sağladı. Okan hocanın tek forvetle derbiye başlaması, çok akılcıydı. Orta alanı Torreira- Lemina ve Sara'dan kurdu. Torreira ve Sara etkili ve dikkatli futbol oynarken Lemina ciddi top kayıpları yaptı ve gereksiz faullere neden oldu. Osimhen attığı ilk golde topa resmen mermi hızında vurdu. Maç boyunca kendisini yıpratmaya çalışan F.Bahçelilere karşı dimdik ayakta kalmaya çalıştı, mücadeleden asla kaçmadı. Okan hoca kulübede sakin kaldı, oyuncu değişikliklerini bu kez doğru yaptı. Oyundan düşen futbolcularını çok çabuk değiştirip G.Saray'ın fizik kalitesini korudu ve mücadeleyi kaybetmemesini sağladı. Okan hoca, Beşiktaş maçına bu kadro anlayışıyla çıkmadığı ve çift forvetle oynadığı için kesin pişmanlık yaşıyordur. Kadıköy'de ezici bir futbolla ve zengin pozisyon üstünlüğüyle derbiyi kazanmak psikolojik olarak Mourinho'yu ve F.Bahçeli oyuncuları çıkmaza sokacaktır.

3 gol attığı maçları hatırlasın

Beşiktaş derbisini kaybeden Galatasaray'da morallerin yerinde olduğunu düşünmüyorum. Özellikle Okan Buruk'un tercihleri tartışıldığı gibi oyuna müdahalelerde geç kalması eleştiriliyor. Okan hoca, Fenerbahçe maçını asla öfkeli oynamamalı. Futbolcular sakin kalmalı, topa hükmetme konusunda da ısrarcı olunmamalı. Okan Buruk, F.Bahçe'ye karşı kazandığı 3 maçta Galatasaray'ı nasıl oynattığını bir kez daha gözden geçirmeli. Jesus'a ve Mourinho'ya karşı aldığı 3'er gollü galibiyetlerde Galatasaray takım savunmasını ön plana çıkarmış, duran toplarla da rakibini avlamıştı. Okan hocanın Beşiktaş önünde ısrarla önde basmaya çalışması hataydı. Çünkü santrforsuz bir oyun planı ile sahaya çıkan Beşiktaş önce Galatasaray'ı karşıladı, sonra kontrataklarla pozisyonlar üretti. Yine Okan hoca, Fenerbahçe'ye karşı elde ettiği gövdeli galibiyetlerde santrforlu oynamış ama topu rakibe bırakıp, hızlı hücumlarla golleri bulmuştu. Bu kupa maçı dünyanın sonu değil. Galatasaray kaybederse 'lige olumsuz yansır' algılarına inanmıyorum. Lig başka kupa başka. Ama Okan hocanın kompakt futbol anlayışı sahaya yansırsa Galatasaray, yine rakibine çok fazla pozisyon vermez, defans arkasına Barış Alper'in ve Osimhen'in yapacağı koşularla da pozisyonlar bulur. Derbiye tek forvetle çıkmalı. Orta saha kurgusunu Lemina, Torreira, Sara üçlüsüyle yapmalı. Yunus sakat olduğu için tercih edilmemeli. Kaan Ayhan sağ bekte oynamalı, önünde de Frankowski olmalı. Bu kadro anlayışı hem güçlü savunma yapmaya müsait hem de hızlı atakları geliştirmek için idealdir.

Okan Hoca doğru müdahale edemedi

Milli takım arası Galatasaray'a yaramamış. Okan Buruk ve oyuncuları, derbinin ne kadar önemli olduğunu maalesef zihinsel olarak kavrayamamış. Sadece milli takıma gitmeyen oyuncular kendilerini daha diri tutmuş. Zayıf motivasyon, Galatasaray'ın derbide puan almasını engelledi. Okan Buruk ne yazık ki Beşiktaş maçlarına kafaca iyi hazırlanamıyor, kenardan da maçı yönetme konusunda zafiyet yaşıyor. Derbide Beşiktaş, Rafa Silva ile golü buluncaya kadar sürekli Frankowski'nin bölgesinden atak yaptı ve Okan Hoca bu bölgeye bir türlü önlem almadı. Galatasaray'ın 10 kişi kalmasında da Frankowski'nin büyük hatası vardı. Frankowski tam bir sağ bek değil. 3'lü defansın önünde oynayan hücuma yönelik bir oyuncu. Polonyalı futbolcu, hafta içinde 'Ben kanat bek oynamak istiyorum' diye bir açıklama yaptı. Okan Buruk, Frankowski'nin bu mesajını maalesef görmemezlikten gelmiş. Bu arada golde Frankowski kadar pozisyon hatası yapan ve kendisini yere bırakan Davinson Sanchez ile kapattığı köşeden golü yiyen Muslera hatalıydı. Torreira'nın mükemmel golüyle soyunma odasına 1-1 girmek G.Saray için büyük bir şanstı. Ben Okan hocadan Lemina hamlesini ikinci yarının başında bekledim. Ayrıca Yunus da sakatlığından dolayı eski çabukluğunda ve hızında değil. Morata'yı oyunda tutmak, orta sahayı güçlendirmemek, '1 puanı cebime koyayım' dememek ve bu anlayışa göre bir oyun planı belirlememek Okan hocanın ciddi zaafıydı. Ne oldu? G.Saray hem derbiyi hem de namağlup ünvanını kaybetti. Şampiyonluk yarışında psikolojik bir olumsuzluk yarattı.

Mütevazı kral Victor Osimhen

Üç gol atan, gol krallığında zirveye yerleşen Osimhen'in kazanılan penaltıda topu Morata'ya vermesi, alkışlanacak bir hareketti. Osimhen bu tavrı ile ne kadar mütevazı olduğunu bir kez daha gösterdi. G.Saray'da kiralık oynamasına rağmen 40 yıllık G.Saraylı gibi mücadele eden, sahada basmadık yer bırakmayan, hücum dışında savunmaya da yardım eden Osimhen'i tüm takımın çok sevdiği o kadar belli ki; her gol sonrası futbolcuların hepsi onu kucaklamaya koştu. Alanya'da ikinci yarı asıl görevine dönen Sara nihayet, toparlanmaya başladı. G.Saray'ı bir maestro gibi yönetti, pas dağıtımında ön plandaydı. Sara'nın kendini bulması, Torreira'nın da iyi oynamasını sağladı. Barış Alper, G.Saray'ın cengaveri olduğunu futboluyla kanıtladı. Barış, bazı final paslarında topun şiddetini ayarlayabilseydi skor daha da farklı olurdu. Ama Barış'ın, Osimhen'in ikinci golüne yaptığı asist öncesi rakipten sıyrılıp topu önüne alışı ve ardından da pası mükemmeldi. Alanya'da tek başına savunmayı ayakta tutan Sanchez, Antalya karşısında da G.Saray'ın savunmadaki aklıydı. Abdülkerim ile yeniden uyumu yakalayan Kolombiyalı, hep doğru pozisyon alırken isabetli paslar verdi, bir pozisyonda hücuma çıkarken rakiplerini ipe un serer gibi geçmesi alkış aldı. G.Saray, farklı galibiyetle psikolojik olarak güçlendi, taraftarına zirve yarışında güven verdi ve taraftarını da yeniden sahanın içine çekti. Kasımpaşa maçında penaltıya neden olan Cuesta'yı, Okan Buruk yıpranmaması adına kadroya almayarak doğru yaptı…

Önce yanlış, sonra doğru adım

G.Saray, Alanya'da resmen uçurumun kenarından döndü. Üç günlük Antalya tatilinde Okan Buruk, öyle bir kadro planlamış ki, ilk yarıda G.Saray sahada yoktu. Sara'dan sağ açık yaratmak G.Saray'ın oyun düzenini bozdu. Lemina kaptırdığı toplarla ve yaptığı pas hatalarıyla oyundan çok erken çıkmalıydı. G.Saray'ın kültüründe kanat oyuncuları olmadan oynamak yoktur. Buruk'un Nasrettin Hoca'nın göle maya çalma örneği gibi sahaya kadro sürmesi ve kanatsız oyun G.Saray'ı etkisiz hale getirdi. Alanya'nın tek atağında yenilen gol, ceza alanı içerisinde Lemina'nın rakibine önlem almamasının ürünüydü. Okan Buruk, Lemina'yı çıkartıp Yunus'u alarak ve göbekte Sara-Torreira ikilisine dönerek Galatasaray'ın oyun hafızasına dönmesini sağladı. Yunus ve Barış'ın kanatlardan yaptığı bindirmeler Alanya savunmasının dengesini ve huzurunu bozdu. Barış'ın yarattığı iki pozisyonda Galatasaray iki gol buldu. Özellikle Osimhen'in, attığı kafa golü sonrası armayı öpmesi taraftarları çılgına çevirdi. İlk yarıda rakip kaleye gitmekte zorlanan G.Saray, ikinci yarı Alanya ceza alanına daha fazla girdi. G.Saray eğer Alanya'da takılsaydı şampiyonluk yarışında kesin çıkmaza girerdi. Geriden gelip maçı çevirmek ve üç puanı kazanmak hem G.Saray'ın avantajını elinde tutmasını sağladı hem de F.Bahçe'nin bay olduğu hafta 7 puanlık farkı yakalayarak rakibin kucağına psikolojik baskıyı bıraktı. Okan Buruk, galibiyetten ders almalı, kadro seçimlerinde isimlere göre hareket etmemeli, G.Saray'ın oyun hafızasına göre davranmalı.
Not: TFF'nin torpillisi hakem Yasin Kol hakkında maç yönetemez raporu var. Buna rağmen maç vererek TFF resmen Galatasaray'a savaş açtığını gösterdi.

G.Saray konuşmuyor! Ritmi yok ve lidersiz

G.Saray dilsiz, ritimsiz ve lidersiz bir takım haline dönüştü. Oyuncular, saha içinde birbirleri ile iletişim kurmuyor, bu yüzden pas alışverişlerinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor, oyuncular daha çok bireysel oynamaya çalışıyor. Oyuncular, konuşmadıkları için rakibin kullandığı duran toplarda ceza alanı içinde nerede duracakları konusunda plan yapamıyor. G.Saray'ı lider yapan en büyük özellik takım halinde hareket etmesiydi. Okan Buruk, aile ortamını yeniden yakalamanın çabaları içinde olmalı. Takım oyunundan uzak görüntü, G.Saray'da ritimsiz bir futbol yaratıyor. Oysa sezon başında izlediğimiz G.Saray önde rakibe baskı yapan, topu çabuk kazanan, hücuma da çabuk çıkan bir görüntüdeydi. Şimdi ön alan baskısını kaybetti, ritimsizlikten güvenli oyundan uzaklaşıldı, skoru korumak için gereksiz bir telaşa girildi. Oyuncular, özellikle son dakikalarda 'aman gol yemeyelim' endişesi ile hareket edip aklı devre dışı bırakıyorlar. Oysa sakin kalıp oyunu yönetmeye talip olsalar, sorunu çok daha çabuk aşacaklar. Okan Buruk maalesef İcardi'nin yokluğunda takım içinden bir lider yaratamadı. G.Saray'ın saha içi öğretmeni yok. İcardi, sadece bir golcü değil, pozisyon paylaştıran, taraftarı coşturan ve rakipleri tedirgin eden büyük bir liderdi. İcardi yoksa Mertens'e bu görev verilmeli. Okan hoca maalesef tükenmişlik sendromu yaşıyor. Bunu aşmanın iki yolu var:
1-Mentör desteği almak
2-Ali Dürüst-Abdurrahim Albayrak gibi şampiyonluk dönemlerinde stresli ortamları bilen, baskıyı teknik adamın üzerinden alan tecrübeli isimlere ihtiyaç var. İbrahim Hatipoğlu, Abdullah Kavukcu ve Maruf Güneş kendi iş hayatlarında başarılı ve düzgün insanlar. Ayrıca Kavukcu'nun, Okan hocanın yakın dostu olduğunu ve sık sık bir araya geldiğini biliyorum. Yine de bu üçlü Okan hocayı baskı ortamından çıkaracak tecrübe ve birikime sahip değil. Başkan Özbek bu ayrıntılara dikkat etmeli. Dürüst ve Albayrak'a "Destek olun" çağrısı yapmalı. Dürüst ile Albayrak tecrübelerini Hatipoğlu- Kavukcu-Güneş üçlüsüne aktaracakları gibi konforlu alan da sağlarlar.