CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Bir galibiyetten ötesi

Beşiktaş geçmiş yıllarda özellikle Avrupa'da farklı kaybettiği maçların ardından ağır depresyonlar yaşadı. Kimi zaman taraftar çok gerildi, kimi zaman yönetimler.
Deplasmanda Metalist Kharkiv'e 4-1 yenilince Türkiye'ye dönmeden teknik direktör arayışına giden yönetimleri de yaşanan acı tecrübeleri de takip edenler iyi hatırlar. İster hakem İskoç Thomson'un skandal yönetimi diyelim, ister Türkiye-Rusya yakınlaşmasından rahatsız olduğu için aşrı motive olmuş Ukraynalı Dinamo Kiev'in oyunu diyelim, isterse Beşiktaş'ın kötü oyununu gerekçe gözterelim 6-0 Beşiktaş gibi bir takım için çok ağır bir sonuç.. Depresyona sokacak kadar ağır bir travmaydı. Bu yüzden Bursaspor galibiyeti önemliydi. Psikolojik duvarları önce havalimanında sabahın köründe "Başın öne eğilmesin.." diyen taraftar yıktı. Sonra soğukkanlı yönetim tecrübeli teknik kadro... Quaresma'nın olmaması büyük bir eksiklik olsa da Sivok'un son anda sakatlanması Bursaspor için dezavantaja dönüştü. Batalla'nın önünü kesmek için Atina'nın yanına verilen Kaptan Necip bu taktik hamleyi boşa çıkarmadı. Alanı çok iyi kapattı. İlk yarı oyun kadar ve karşılıklı pozisyonlar dengeliydi.
İlk tehlikeli atağı geliştiren Bursa Deniz'le ilk bölümde yakaladığı fırsatı değerlendirse Beşiktaş'ın içinden çıkılmaz bir komaya itebilirdi. Bence kırılma anı buydu. İlk yarının sonlarında Aboubakar dışında kendini bulmuştu...
Beşiktaş 30'dan itibaren seri paslaşmalarla oyunu rakip alana yıkmayı başardı. Gecenin isimlerinden Gökhan Gönül ve Oğuzhan'ın düşürülmesi ile kazanılan iki peneltı da bunun ürünüydü...
Cenk Tosun penaltıları gole çevirerek hem takımını depresyona girmekten, hem de taraftarın gözünde tartışılan Aboubakar'ı bucak sırtından kurtardı..
Son şampiyon 3 puandan ötesini kazandı.
Hem inancını, moralini ve umutlarını tazeledi, hem de son şampiyon sıfatıyla Medipol Başakşehir'e bıraktığı zirveye yeniden oturdu.

UEFA’dan AB tavrı!

Avrupa Birliği'nin son Türkiye tavrından sonra UEFA'da da Türk takımlarına karşı bakış açısı mı değişti?
Futbolu sadece kendi sınırları içerisinde anlamaya ve anlatmaya gayret ederim. Bir maç kazanılır ya da kaybedilir. Hiç bir iddiası kalmamış Dinamo Kiev'in iştahı ve cansiperane mücadelesi bile anlaşılabilir. Ancak İskoç hakem Craig Thomson ve çizgi hakemi Kevin Clancy'nin futbol kurallarını altüst eden penaltı ve kırmızı kararı bütün planları bozdu. Penaltı pozisyonunda geriden gelen ve Beck'e faul yapıp düşüren Gonzalez..
Uydurma bir penaltı. Uydurma bir penaltı yetmiyormuş gibi kırmızı veriyor. 1-0 belki 2-0 döner ama İskoç hakemler darbeyi vuruyor.
Sonrası çorap söküğü...
Beck'in son haftalardaki formsuzluğu mu? Oğuzhan'ın durgunluğu mu, bir goldeki anlamsız hatası mı? Tolgay'ın dağınıklığı mı? Sinirlerine hakim olamayan Aboubakar'ın sorumsuzluğu mu?
Nereden baksan eleştirilecek birçok konu var! Ama bazı kırılma anları vardır, gerisi teferruattır.
Hakemlerin tavrından hissettiğim şu, eksik ya da yanlış da olabilir; "Avrupa'da daha fazla yükselmenizi, puanınızı yükseltip Belçika'yı alta alıp Türkiye'nin iki takımla Şampiyonlar Ligi'nde direk temsil edilmenizi istemiyoruz!"
Benim ilk kez kafam karıştı. Bu yüzden bu dakikadan sonra F.Bahçe de dikkatli olsun... İskoç hakem sirklerde bile verilmeyecek bir penaltı ve kırmızı kartla Beşiktaş'ı bitiriverdi. Yazık çok yazık.
İskoç hakem 'kural hatası yaptım' diyecek değil ya minareyi çalan kılıfını da hazırlar.
Düşerken Beck'in rakibine dirsek attığını iddia eder kurtulur. Beşiktaş için bu dakikadan sonra önemli olan düştüğü yerden kalkabilme becerisidir.

Beşiktaş kârlı çıktı

Gökhan Gönül'ün 11'de çıkarma kararı da çok yerindeydi.

Tribünlerin küfür ve maç boyu ıslıklarına rağmen hatasız oynadı.
Beşiktaş'ın Fenerbahçe ile oynadığı derbiler yıllardır futbol kalitesi olarak zihinlerimizde güzel izler bıraktı. Ancak dün geceki derbi futbol beklentilerimizin gerisinde kaldı. Bunun birinci nedeni, her iki takımın da kendi oyunundan önce rakibi bozan baskı ve hamlelerini ön planda tutmamalı.
Saha ve seyirci avantajına rağmen F.Bahçe'de 10 numaralı mevkide konuşlandırılmış Alper'in birinci görevi Van Persie'ye, Sow'a gol artırmaktan ziyade Atiba'ya baskı kurup Beşiktaş'ın oyun ve pas başlangıcını kesmekti. İşin doğrusu Alper bu görevini çok iyi yaptı. Atiba baskı yiyince Oğuzhan'ın da verimi düştü. Ancak Sow ve Persie yeteri kadar beslenemedikleri için oyundan düştü. Yan toplar ve kanat bindirmeleri galibiyete ihtiyacı olan F.Bahçe'ye yetmedi.
Advocaat'ın bu hamlesi kadar Şenol Güneş'in tercihi de özellikle ilk yarı defans güvenliğini elden bırakmadan hızlı oyuncularla sonuca gitmekti.
Kerim'in oynatılma planı buydu.
Kerim, Darıca maçında takımı tek başına sırtlamıştı. Kararı doğruydu ancak istediği verimi alamadı.
Gökhan Gönül'ü 11'de çıkarma kararı da çok yerindeydi. Gökhan Gönül tecrübesini dün iyi kullandı.
Tribünlerin küfür ve maç boyu ıslıklarına rağmen hatasız oynadı.
Kadıköy'e Beşiktaş formasıyla çıkıp alnının akıyla ayrılarak büyük bir eşiği atladı. İkinci yarı hem Güneş'in Aboubakar-Olcay hamleleri, Advocaat'ın Volkan Şen-Lens hamleleri galibiyet için yapıldı. Ancak çıkan sonuç oyunun güvenliğini bırakmadan, bazen risk almadan galibiyete ulaşamazsın. F.Bahçeli oyuncuların başta Hüseyin Gökçek'e olmak üzere gerginliği, Beşiktaş'ın sakinliği normaldi.
Van Persie'nin Tolgay'ın aşil tendonuna arkadan yaptığı hareket net kırmızıydı.
Hasan Ali'nin de Quaresma'ya yaptığı omuz hareketi ve yere düşerek hakemi kandırması Göçek'i aldattı. Beşiktaş 1 puan aldıysa sakinliği sayesinde aldı. Derbinin kaybedeni F.Bahçe, kazananı Beşiktaş'tır.

Kazanamıyorsan, kaybetme!

Beşiktaş çıtayı ve beklentileri o kadar yukarı çekti ki her seferinde daha iyisini bekler ve talep eder olduk. Süper Lig'in ve içindeki takımların oyun seviyesine bakmadan kendi döngüsünde Beşiktaş'ı değerlendiriyoruz..
Turnuva başlarken; "6 yıl aradan sonra katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş kaç puan toplar?" diye bir soru sorulsa gerçekçi bakan hiç kimseden "4 maçta yenilgi yüzü görmeden, Napoli'de de kazanarak 6 puan toplar" cümlesini duymayı bırakın, bu sonucu bilmeye yaklaşan olmazdı. Ancak Beşiktaş 3-2'lik İtalya zaferinin ardından dün kendi evinde Napoli'yle 1-1 berabere kalarak önemli ve değerli bir iş çıkardı.
İşin ilginç tarafı şu; sol bek gibi değil oyun kurucu gibi oynayan takımın en iyilerinden Caner yok! Umut ışığı Talisca ve joker Necip sakat! Gökhan İnler ve Oğuzhan'ın sakatlık dönüşü maç performansı eksik! Bu kadar aksilik yetmezmiş gibi sol bek başlayan Tosic'te 24'te sakatlanıp yerini zamansız Cenk Tosun'a bırakmaz mı? Bahane ve umutsuzluk adına ne ararsan var! Ancak tam tersi... Taraftarda muhteşem bir inanç ve takıma güven var. Bu da Şenol Güneş'in eseri.
Napoli; dirençli ve tatlı sert oyunuyla orta saha kontrolünü genelde elinde tutmasına ve 7-8 tane sağlı sollu ataklar ve kan çektiren tehlikeli pozisyonlar üretmesine rağmen Beşiktaş taraftarı takıma inancını 1 dakika kaybetmedi ve sahaya pozitif enerji verdi. Quaresma'nın gole çevirdiği penaltı, seyircinin hakettiği bir ödüldü. Penaltı öncesi üst üste bindirmeler, sahada olması gereken ve beklediğimiz görüntüydü. Ancak Hamsik'in 3 dakika sonra gol atması tam bir acemilik örneğiydi.
Bir takım bu tür hatalarla olgunlaşacak, daha da güzelleşecek. Oğuzhan'ın oyuna girdikten sonra orta sahaya kattığı kaliteyi görünce ne kadar özlediğimizi hissettik. "Atiba'nın ilk yarı direkte patlayan şutu gol olsaydı" demeyeceğim çünkü Napoli'nin atamadıklarına saygısızlık olur. 1-1'lik beraberlik bu şartlarda ve bu oyunla çok iyi sonuç... İşin kötüsü (!) Beşiktaş böyle iyi sonuçlar aldıkça beklentiler daha da yukarı çıkıyor.

Hakemi de yendi!

Türkiye'nin herhangi bir bölgesinden bir vatandaşı Napoli'ye getirsen ve bu şehri gösterdikten sonra, "AB'ye girmek ister misin?" diye sorsan yüksek ihtimal yüzde 99 "Hayır" cevabı alırsın. İtalya'nın Kuzey'inin buralara çoktandır burun kıvırdığını duyuyorduk da görünce daha net anladık.
Al şehri, vur San Paolo Stadı'na. Türkiye'de denetimlerde kuş sütü isteyen UEFA sanırım buralarda eksik mesai yapıyor.
Rus hakem Sergei Karasev de bunu fark etmiş (!) olacak ki biri abartma biri uydurma iki penaltıyla oyunu ve emekleri mahvetme yolunu seçti. Baktı ki ilk penaltıyı İnsigne, 53'te gole çeviremedi, 69'da Caner'in Mertens'le mücadelesinde top ceza sahası dışına çıkarken ahlaksızca nitelendirilebilecek bir penaltı verdi.
Türkiye'deki en eyyamcı hakemin bile cesaret edemeyeceği mide bulandıran ağır bir karardı.
Şenol Güneş, 2-2'den hemen sonra Gökhan İnler'i Adriano'nun yerine alırken, Cenk Tosun'u da Tolgay'la değiştirdi. Güneş, baştan beri Necip, Atiba, Tolgay üçlüsüyle önü kapatıp ilk yarıyı zararsız kapatmayı ve ikinci yarı hamle yapmayı planladı. Ancak penaltı golüyle gelen 69'daki 2-2'ye kadar oyunun dengesini bozmak istemedi..
Aboubakar'ın 86'da kendi hesabına ikinci, Beşiktaş adına üçüncü golü, ilahi adalet içeriyordu. Eyyamcı Rus hakeme tokat gibi bir cevap niteliğindeydi. Aboubakar, attığı iki golle Şampiyonlar Ligi'ndeki kalitesini herkese gösterdi. Kara Kartal, Napoli'yi hakem Sergei Karasev'le birlikte San Paolo'nun çimlerine gömdü. Ancak ben size kameraların göstermemiş olduğunu tahmin ettiğim daha önemli bir enstantaneden bahsedeceğim.
53'te İnsigne'nin penaltı vuruşunu Fabri çıkarıyor... Takım kaptanı Tolga, o an kulübeden fırlayıp arkadaşını alkışlıyor.
Başarıya giden yolun tarifi iki yerde gizlidir. Kulübede ve bir takımı oluşturan yüreklerde...
Yolun ve bahtın açık olsun Beşiktaş..

Ömer’den 3 puan!

Şampiyon Beşiktaş'ın geçen seneki oyununun zihinlerdeki tadı, tazeliğini koruyor. Doğal olarak geçen sene ile bu sene arasındaki olumsuz değişim kıyaslamayı da beraberinde getiriyor. Aceleci de davranıyor olabilirim ancak milli aradan sonra Kayseri deplasmanında net anlamlandıramadığımız bir sistem ve rotasyonla Beşiktaş'ın eski görüntüsünün hala çok gerisinde olduğunu gördük... Beşiktaş, geçtiğimiz sezon temposuyla ve Barcelonavari seri paslaşmalarla baş döndürürdü bu sezon kadro rotasyonuyla.. Şenol Hoca "Dizilişin önemi yok, önemli olan oyuncuların performansı" dese de bu görüşü desteklemeyen bir dağınıklık var. Sadece kafası karışan bizler olsak, gülüp geçilebilirdik ancak oyuncuların kafasının karışması, kendi pozisyonlarını yadırgamaları, ya da yadırgıyor görünmesi önemli bir sorun.
Beşiktaş geçen yıl takım oyunu oynuyordu. Bu sene oyuncuların bireysellikleri ön plana çıkıyor.. Ortada Necip, Atiba ve Tolgay üçlüsüyle çıkmak forvette Cenk- Aboubakar ikilisini aynı anda sahaya sürmek gol getirme garantisi vermiyor. Böyle bir tercihte bu ikiliye kim nitelikli top taşıyacak sorusuna Güneş; Caner ve Beck'i düşünmüş olabilir ama ne onların ne de takımın yeterli pratiği yok. Rotasyonlar yüzünden tempo düşüyor, paslaşma zayıflıyor. Teponun düşüşünde hakemin de etkisi vardı. Beşiktaş rakibi hataya zorlayamadığı, kimseyi şaşırtmadığı için sonuca gidemiyor.
Quaresma ve Ömer'in getirdiği hareketlilik Beşiktaş'a hak ettiğini aldırdı. Ömer'in golünde Kayserispor'un hatası olmasa bu maç berabere bitebilirdi. Başa dönersek: Beşiktaş kazanıyor ancak organize, takım futbolu oynayarak ve rakibi ezerek değil...

Tecrübesizliğin sonucu

Şampiyonlar Ligi müziği Vodafone Arena'da ilk kez yükselip Dolmabahçe'den Boğaziçi'ne doğru yankılanırken Beşiktaş taraftarının gözünde umut, dilinde coşku vardı. Bu tablo Quaresma'nın frikikten attığı jeneriklik golle tamamlanınca ortaya muhteşem bir futbol cümbüşü çıktı... Siyah-beyazlı takım üzerindeki tedirginliği atmış, Avrupa'da derin tecrübeler edinmiş Dinamo Kiev kontrollü oynama tedirginliğine düştü. Beşiktaş kanatlarını, cevapsız organizasyonlarını daha iyi kullanabilse ihtiyacı olan 2-0'a ulaşması zor değildi.
İkinci yarı başladığında akıllarda Adriano'nun durgunlaştığı, oyuna iyi başlayan Tolgay'ın gereksiz riskler alarak oyundan düşmeye başladığı, Tosic'in yerinde ve akıllı müdahaleleriyle alkışı hak ettiği kaldı. Beşiktaş'ta özellikle 55'ten sonra orta sahada düştü. Yenilen gol hakemin ucuz faulü kadar ucuzdu. Ama faturası ağır oldu. Arka direkte yenilen golden önce Beşiktaş adına Quaresma'nın soldan içeri ters girip son vuruşu kötü yaptığı pozisyon kırılma anı olabilir. "Q7 atsaydı, hakem faul vermeseydi, arka direkte Tsyankov unutulmasaydı" diye çok şey sayılabilir. Ancak bence Beşiktaş'ta başka bir durum var. Geçen seneki tempo ve uyum yok. Hala bireysellik takım oyununu bozuyor. Rotasyon süreci uzatıyor. Elbet bunlar düzelecek, takım oturacak. Ancak umarım geç kalınmaz.
Cenk'in girmesi yerindeydi, ancak uzun süre küskün ve özgüvensiz Kerim yerine bu maç Olcay bana göre daha isabetli olurdu... Dün ikinci yarı kaptan Yarmolenko'nun tecrübesini ve kalitesini hissettik. Kiev'e tam bir liderlik yaptı. Sonuçta payı büyük.. Napoli 6 yaptı gidiyor. Beşiktaş yenilgisiz ve 2 puanla 2. sırada pozisyon alıyor. Tecrübesizlik dün hissedildi. Güneş'in takımının zamanla daha iyi olacağına ve bundan çok daha iyi maçlar oynayıp, daha iyi sonuçlar alacağına inanıyorum.

İki yüzlü Kartal!

Arena'daki ilk derbide favori gösterilen Beşiktaş'ın beklentilerin gerisinde kaldığını söylemeliyiz. Şenol Güneş, Oğuzhan'la ilgili bir şeyin kararını vermiştir, ya da vermelidir. Oğuzhan'dan 10 numara olmaz. Gerek A Milli takımda gerek Beşiktaş'ta o bölgede oynatılsa verimli olamadı. Geriden gelerek kurduğu oyunlarda neler yapabildiğini gördüğümüz için ondan 10 numara çıkarmak için zorlamak beyhude bir çaba... Bu bağlamda sahada Beşiktaş iki yanlışın içindeydi. En önemli özelliği paslaşmayı ve paslaşarak çıkmayı unutmasıydı.
İkinci yanlış; sahanın en iyilerinden olmasına karşın Gökhan İnler oyunu açmak ve derinlik kazandırmak için sürekli uzun top atma yanlışına düştü. Sayı artınca zaten top yapmayan Beşiktaş orta sahası ritmini kaybetti.
Özellikle Galatasaray ilk yarıda Bruma'nın hızını ve çilingir rolünü çok iyi kullandı.
Beşiktaş Bruma'ya karşı denge kuramadığı için 2-0 yenik ayrıldı. Güneş'in ikinci yarı Aboubakar ve Talisca'yı oyuna alması, Cenk'in sola geçmesi Beşiktaş'ın oyun çehresini değiştirdi. Bu değişiklik Caner'i daha verimli hale getirirken ilk yarıda çok koşmasına rağmen sahada hem topları ezen, ben de çok düşerek ezilen Cenk'i canlandırdı. Marcelo'nun golünün ardından Cenk'in soldan bindirip iş bitiriciliğini konuşturması kendine yakışan kalitedeydi. İlk yarıda sahada hayal kırıklığı olan Beşiktaş ikinci yarıda ortaya koyduğu futbolla alkışı hak etti. G.Saray'ın ikinci yarı gardının düşmesiyle Beşiktaş'ın tempo yapmasının direk bağlantısı var.
Beşiktaş derbi ve büyük maç kazanmak istiyorsa toplu ve topsuz tempo yapmak durumunda.
Ayrıca Galatasaray 60'tan sonra güçten düştü. Daha iyi kondisyona ihtiyaç var.
Derbi dün genel hatlarıyla zevkiydi. Özellikle 90+3 de bitiş düdüğüne 1 dakika kala bir o kalede bir bu kalede baş döndürücüydü.. Quaresma'nın son saniyede kaçırdığı gol bir süre taraftara şok yaşatacak kadar sarsıcıydı. Dün sahada kazanan dostluk oldu.
Bu arada, deplasman yasağının kaldırılması önemli bir adım. Beşiktaş'ın bu konudaki duruşu, Kulüpler Birliği Vakfı Başkan Göksel Gümüşdağ'ın tavrı ve İstanbul Valisi Vasip Şahin'in aldığı cesur karar Türk futbolu için çok kıymetli. Galatasaray taraftarı da futbol şöleninin bir parçası oldu.

Talisca güneş gibi parlıyor

Şenol Güneş her maça 11 kişilik kadronun yarısından fazlasını değiştirerek içeriye- dışarıya net şu mesajı veriyor: "Her oyuncum değerli!" Akhisar deplasmanında da Şenol Güneş kendi doğrularıyla sahadaydı. Oyuncularının bu yeni düzene alışma sürecinde kazanmaya devam ediyor... Beşiktaş'ta sahada parlayan en önemli isim Talisca'ydı. Benfica maçında attığı gol doping etkisi yapmış. O özgüvenle toplu, topsuz her alanda çok gayretliydi. Sadece attığı gol ve yaptığı gol girişimleri değil topsuz alanda kademelere girip arkadaşlarının yükünü alacak kadar dinamik ve özgüvenliydi. Bu Talisca, Şenol Güneş'in tedrisatında bu anlayışla devam etsin Türkiye'de değil Beşiktaşlılar her takımdan özel seyircisi olur. Caner, Gökhan ve Olcay'ın takıma kattığı tecrübe ve katkıya fazla girmeyeceğim geçen maçta alkışı hak eden Tosiç'e değinmek şart oldu.. Topu oyuna sokmada becerikli değil ancak özverisi, kesiciliği ve verimliliği son iki maçtır üst seviyede.. Nispeten ağır kalan Marcelo'nun açıklarını da kapatıyor.. Dün kestiği 4 pozisyondan birinde Muğdat'ın düşüşünde sarı kartı görebilirdi.. Takıma katkısı ciddi ciddi hissediliyor, böyle giderse kesilmeyecek oyuncuların arasında yeralıyor.. Beşiktaş'ta Gökhan İnler-Atiba ikilisi sonuç verdi. Ancak Şenol Hoca'nın Atiba-Oğuzhan, Atiba-Gökhan'dan sonra Gökhan-Oğuzhan ikilisini de sahada göreceğini- göstereceğini düşünüyorum. Bu ikili topla çıkmada farklı bir verimlilik getirebilir.. Gökhan İneri'in kesiciliğinin yanısıra Talisca'nın asistini de yaptığının altını çizelim. Akhisar, Beşiktaş'a çok önemli bir uyarı verdi. Tolunay Kafkas Beşiktaş'tan geçen yıldan bu yana vermediği kadar pozisyon aldı ama sonuçlandıramadı. Şenol Hoca'nın derbi öncesi Akhisar'a niye bu kadar pozisyon verdiğinin muhasebesini yapması gerekiyor. Beşiktaş moralli olarak Galatasaray derbisine çıkacak.

Talisca hesap gördü

Şampiyonlar Ligi'nde Benfica-Beşiktaş maçı için Luz Stadı'nda heyecanla yerini alan 29 takımın temsilcileri, scoutları eminim bekledikleri üst düzey standartı bulamadı.
Ev sahibinin 6 oyuncusunun sakat olması, 6 yıllık ayrılıktan sonra Beşiktaş'ın ilk maçında tedirgin olması genelde maçın kalitesini düşürdü...
Siyah-Beyazlı takım adına en büyük eksiklik topa orta sahada yeteri kadar sahip olamamasıydı. Tek başlarına defansın önünde çok iyi işler yapan Atiba ve Gökhan İnler'in ilk kez birlikte oynadığı maçta uyumsuzlukları dikkat çekti.
Savunmadan ziyade topu oyuma sokmaktaki sıkıntılar nedeniyle bu noktada gözler daha önde 10 numaraya çekilen Oğuzhan'daydı.
Oğuzhan ne zaman öne çekilse "Ben en çok geriden gelerek oynamayı seviyorum. Öyle daha verimli oluyorum" sözleri aklıma geliyor.
Tartışmaya açık da olsa ben de Oğuzhan gibi düşünüyorum. İlk yarıda Gökhan İnler'in terse attığı uzun pası Aboubakar kontrol edebilse maçın kırılma anı olabilirdi.
Buna karşın Franco Cervi takımının ilk atağı, ilk pozisyonunda Tolga'dan seken topu filelere bırakarak "Burası Şampiyonlar Ligi. Buldun mu ilk fırsatta atacaksın" hatırlatması yaptı. Takımı dinlendirmek adıma rotasyon gerekli olabilir. Ama 7 oyuncunun bir anda değişmesinin getirisini ve götürüsünü tartışmalıyız. Beşiktaş daha iyisini yapabilir..
İkinci yarı Şenol Günel önce Talisca ile başlayan değişikliklerinde uzun bir süre Cenk-Aboubakar ikili forvetiyle devam etti.
Maçın sonlarında karşı karşıya iki gole geçit vermeyen Tolga'nın ilk golde sol çaprazdan sert şutu sektirmesinde bariz hatası da yoktu.. Son anlardaki Beşiktaş'ın gösterdiği reaksiyon ve gol atma arzusu gerçek karakterini ortaya çıkardı. Talisca'nın uzatmalarda attığı frikik golü kendisine şans vermeyen eski takımına bir mesajdı.