CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Saygıyı aşıladı saygıyı hak etti

Vatansız milletin buhranını, evsiz-barksız insanın ızdırabını yaşamadan, anlamak ya da anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalabilir.
Statsız kalan bir takımın yaşadıkları ve zaman zaman içine düştükleri boşluk, empati yapma noktasında bize küçükte olsa imkan doğurabilir. 2 Haziran 2013'te yıkılmaya başlanan İnönü Stadı'nın, yeni yüzüyle Vodafone Arena olarak 11 Nisan 2016'da betona çeliğe-ete kemiğe bürünene kadar ki 2.5 yıllık süreçte siyah-beyazlı oyuncuların yaşadıklarına kulak vermek başarının değerini görmek adına bize doğru ipuçları verebilir.
Beşiktaş'ın şampiyonluk öyküsü Kartal'ın deplasman maçları dışında 2.5 yılda iç saha maçları oynamak için 6 statta adeta göçebe kuşuna dönmesinden geçiyor. Kendilerince sebeplerle rakipleri Beşiktaş'a kapılarını kapatan büyüklerin bu tavrı siyah-beyazlı camiada ve taraftarda iki hasleti geliştirdi. Kapılarını açan Konyaspor, Osmanlıspor, Başakşehir ve Sarıyer'e olan muhabbeti artırdığı gibi Vodafone Arena özelinde "Yuvaya" olan aidiyeti artırdı. Bu güne kadar hiçbir taraftar ötekileştirilmiş duygusuyla inşaat halindeki bir stada bu kadar değer ve önem atfetmedi. Futbolcular ev sahibi olmalarına rağmen her gün başka başka oyuncuların resimlerinin arasından soyunma odalarına gittiler. Beşiktaş, Vodafone Arena'ya çıkmasa geçen yıl olduğu gibi boşluğa düşüp, şampiyonluğu kaybedebilirdi.
Beşiktaş kötü yönetilmenin faturasını ağır ödedi. Şeref Bey'e sığındı 'FEDA' dedi. 'Baba Hakkı', 'Süleyman Seba' dedi 'CEFA' çekti. Şimdi 'FEDA' diyen, yönetimiyle birlikte 'CEFA' çeken Fikret Orman 'SEFA' sürmeye hazırlanıyor. Büyük bir cesaretle 2 Haziran'da vurduğu kazmanın ardından "Yıkma altında kalırsın" diyenlere inat, Kartal'ı karanlık tünelden çıkarmayı başardı. Stat, sponsorluk anlaşmalarında itici güç oldu. G.Saray'ın 3, F.Bahçe'nin 1 milyon dolar forma reklamı aldığı 2015-16 sezonunda Beşiktaş (Vodafone, Beko, Kalde, CocaCola ile) 14 milyon dolar gelir elde etti.

GÜNEŞ SAYGIYI FAZLASIYLA HAK ETTİ
Beşiktaş "Yensen de yenilsen de…" diye kadirşinas bir duruş sergilese de her zaman Güneşli günlerin geleceğine inandı. Şenol Güneş'i hırçın Karadeniz'in agresif, sert ama bir o kadar da hayata filozof gibi duruşuyla bağrına bastı. Almanya'daki kampın ilk gününde 'KURAL-DİSİPLİN-ÇALIŞMA' dedi. Lig başlayınca 'ADALETİ' hüküm kıldı, oyuncularına, hem kendilerine hem de rakibe saygı duymayı aşıladı. Gomez'e, Sosa'ya Quaresma'ya ikinci baharını yaşattı. Oğuzhan, Tolga yeniden zirve yaptı. İşine, futbolcusuna, rakibine saygı duyan çalışkan ve adil bir teknik adam Şenol Güneş, saygıyı fazlasıyla hak etti.

Derbiler olmazsa olmaz

Sezona Cenk Tosun'un hat-trick yaptığı farklı Mersin İdmanyurdu galibiyetiyle başlayan siyah-beyazlılar, bu maçtan bir hafta sonra Trabzonspor yenilgisiyle kendini büyük tartışmaların içinde buldu

"Bilic'le bir tane derbi kazanamadık. Beşiktaş zaten derbi maçları kazanamıyor, yine şampiyonluk kaçacak" tartışmalarına bir de Quaresma'nın sorumsuzca gördüğü kırmızı, tuz biber ekiyordu

Şenol Güneş, şampiyonluğa giden yolun taşlarını, Avusturya'nın Marienfeld kasabasında döşemeye başlamıştı. Daha önce Türkiye'yi Avrupa üçüncülüğüne götüren oteli, kamp yeri olarak seçen Beşiktaş'ta Şenol Güneş'in disiplini, prensipleri, sert ve net tavrı, kampa damgasını vurmuştu. Güneş, "İyi bitirmenin yolu iyi başlamaktır… İlk düğmeyi doğru ilikleyelim ki sonrakiler doğru devam etsin" diyordu. Güneş'in Beşiktaş'a getirdiği disiplin ve gerilim, daha sonra yerini kaynaşma ve kardeşliğe bırakacaktı. Beşiktaş'ta bireysellik kaybolmaya yüz tutarken, takım ruhu yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Tecrübeli hoca kampın ikinci bölümüne geçildiğinde hazırlık maçlarında sonucu önemsemeyen bir görüntü veriyordu… Sahada yardımlaşan, birbirinin açığını kapatan ve daha önemlisi hücum futbolunu önemseyen bir yapı kurdu. 4-2-3-1 sisteminden 4-1-4-1'e geçişin temelleri atıldı. Geçtiğimiz yılın devre arasında alınan ve kampın yıldızlarından olan Tolgay'ın sakatlığı diğer formda oyunculardan Oğuzhan'ın önünü açmıştı. İdmanlarda Cenk, Oğuzhan, Olcay ve İsmail'in formu üst seviyedeydi. Önce Quaresma ardından Gomez kampa katılınca Güneş'in yüzünde güller açmaya başladı. Kafasındaki alternatif kadroya dair soru işaretleri netleşmeye başlamıştı.

GOMEZ'İN KALBİNİ KAZANDI!
Gomez gelince herkes Cenk'in kaygısına düşmüştü. Acaba hangisi oynayacaktı? Tecrübeli teknik adam, ilginç bir yönteme başvurdu. Küçük bir hamle ile sorunu başlamadan bitirdi. Gomez'i görüşme odasına almıştı. Tarihi bir konuşma yaptı. Konuşmada Alman yıldıza, "Sen hazır değilsin. Ama arkadaşların sen yokken burada çok çalıştılar. Oynamayı hak ediyorlar. Senden beklentim eksiklerini gidermen. Sana yoğun bir program uygulayacağım. Hazır olduğunda da sahada olacaksın. Seni biliyor ve değer veriyorum. Ancak doğru başlangıç önemli" demişti. Güneş, bu sözleriyle Gomez'in kalbini kazanmıştı… Fiorentina'da gördüğü, "Bunun içi geçmiş, bundan bir şey olmaz" düşüncesinden sonra Beşiktaş'ta babacan bir tavırla karşılanmıştı. Şenol Güneş yaşanacak bir sorunu tecrübesiyle kapatmıştı. "Benim oyuncum en iyisine layık" diyen Güneş, bir yandan takımı dizayn ederken diğer taraftan Ümraniye'de sakatlıklara neden olan çimleri ve tesisleri yeniledi. 2001'den beri tesislerde değişiklik yapılmamıştı. Ümraniye'nin de takımın da patronu Şenol Güneş'ti. Beşiktaş, ışık veriyordu. Herkes dört gözle sezonun ilk maçı olan Mersin İdmanyurdu deplasmanını bekliyordu.

QUARESMA SÖZÜNÜ UNUTU, ÖZÜR DİLEDİ
Mersin'de iki sürpriz vardı... Kampın yıldızı Cenk 11'de başlamış ve hat-trick yaparak hocasının adaletine gollerle teşekkür etmişti. Olcay ve Kerim'in golleri, 5-2'lik galibiyeti getirmiş ama önemli olan ortaya konulan ofansif ve muhteşem futbol, 'Güneş'li günlerin habercisi olmuştu. Ancak daha ikinci hafta Olimpiyat Stadı'nda Trabzonspor'a 2-1 yenilince Beşiktaş'ta var olan bir tartışma yeniden alevlendi. Beşiktaş derbi kazanamıyordu ve Şenol Güneş'in kariyerindeki derbi istatistikleri iyi değildi. Ancak bu karamsar tablonun içinde Güneş daha Trabzon maçının devre arasında ve sonrasında yöneticilere çok önemli iki mesaj vermişti. "Trabzon maçı ölçü değil. Bir takım eksiklikler var. Bunları birkaç hafta içinde bertaraf edeceğiz ve hepiniz kazanma karakterimizi göreceksiniz" demişti. O maçtaki bir başka sorun da Quaresma'nın kırmızı kartla oyun dışında kalmasıydı. Transfer olurken, Fikret Orman'a "Takım uyumu" konusunda söz veren Portekizli, bu sözü unutmuş muydu? Şenol Güneş sertti; emek, alın teri ve takımdaşlıktan bahsediyordu. Bu sözler Quaresma'ya yönelikti. Portekizli, hocası ve arkadaşlarından özür diledi. Genelde bu tarzı değildi! "Hata yaptım. Hakemin bunu fırsata dönüştüreceğini hesaplamadım. Sizi yalnız bıraktığım için özür diliyorum." Gaziantep deplasmanında alınan 4-0'lık galibiyet, Trabzonspor maçında baş gösteren endişeleri bertaraf etmişti. Yeni konu Gomez mi Cenk mi oynayacak olmuştu.

BERABERLİKLE YETİNDİ AVRUPA'YA VEDA ETTİ
Beşiktaş için bir yandan Avrupa mücadelesi başlamıştı… Önceki sezon Avrupa Ligi'nde çok iyi işler yapan, Liverpool ve Tottenham gibi devleri deviren siyah-beyazlılar, çıtayı yükseltmişti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. 1-0'lık Skenderbeu galibiyetiyle başlayan grup serüveni, Sporting ve iki Lokomotiv Moskova maçından alınan 1-1'lik sonuçlara rağmen gruptan çıkma şansı ile sürdü. Rusya'da beraberliği yeterli gören siyah-beyazlılar, tarihi bir hata yaptı. Çünkü rakibi 10 kişi kalmıştı ve iyi oyuna rağmen sonuca gidemedi. Beşiktaş için son maç gruptan çıkması için kritik önem taşıyordu. Bir puana gruptan çıkabilirdi ama o Sporting'e 3-1 yenilip Avrupa defterini kapattı. Şenol Güneş, "Lotomotiv'i fırsatını bulmuşken Moskova'da yenecektik. Onun faturasını ödedik" diyerek itirafını yapmıştı.

YARIN

🔴 Beşiktaş'ta savunma krizi…
🔴 Ersan Gülüm kasayı doldurup gitti…
🔴 Rhodolfo sakatlanınca Başkan Orman ne yaptı?
🔴 Kupa hüsranı nasıl karşılandı?

Denizli ‘feda’ demedi Benim oyum Güneş’e

Beşiktaş yönetimi Haziran'ın ilk Salı'sı teknik direktörünü seçmek için toplandığında görüşleri tek tek alan Başkan Fikret Orman, 7 elin Mustafa Denizli için kalktığını gördü... Mete Vardar ve Erdal Torunoğulları, tavrını Şenol Güneş'ten yana koymuştu. Fikret Orman, 'Mustafa Denizli'ye FEDA döneminde Erol Kaynar'ın Balmumcu'daki ofisinde sana ihtiyacımız var dediğimizde yan çizmişti. Benim rızam yok. Şenol Güneş bizi bilen, bizim bildiğimiz bir isim' diyerek hoca konusuna noktayı koymuştu. Bu karar 'Güneş'li günlerin ilk adımı olacaktı. Orman'ın 'Baba yadigarı' dediği Şenol Güneş'le masaya oturulduğunda Fikret Orman daha önce alışılmamış bir teklif sundu: "Şenol Hocam isteklerini, her türlü taleplerini yerine getiririz ancak biz Tamer'i (Tuna) ileride Beşiktaş'ın teknik direktörü olarak düşünüyoruz. Senin tecrübelerinle gelişeceği bir alan ve sorumluluk istiyoruz." Teknik kadro şekillendi, geriye geçen yıl son kulvarda şampiyonluğu kaybeden takviyelere gelmişti. Demba Ba'ya Çin'den gelen 13 milyonluk bonservis ve futbolcuya önerilen 3 yıllık 21 milyon Euro herkesin başını döndürmüştü. Taraftarın sevgisi Demba Ba gidince, yerine başka bir yıldız alınması ihtiyacı doğurmuştu.

Yüzde 1 ihtimal bile olsa Gomez'i almadan gelme
Robin van Persie'den sonra konuşulan isimler kimseyi tatmin etmiyordu. Fiorentina'nın 9 milyon Euro bonservisle kapı açtığı Mario Gomez için yumuşama belirtileri baş göstermişti. Erdal Torunoğulları, "Başkan Gomez'de ihtimal var. Zorlayalım mı?" diye Londra'dan sorunca Başkan Orman'ın yanıtı net oldu: "Yüzde 1 bile ihtimal olsa devam et." Fiorentina'da kamp dönemleri başlamıştı. Hollanda'da yaşayan Torunoğulları, Fiorentina-Londra-Münih üçgeninde seferlere başlamıştı. Torunoğulları önce Gomez'e ulaştı. Bu kontakta Türk menajer Özkan Doğan ve Alman avukatı üzerinden yürüdü. Gomez'e teklifler vardı. Ancak Torunoğulları "Aradığın heyecan, ilgi ve futbol oynama fırsatı Beşiktaş'ta. Burada yeniden milli takıma yükselecek ortamı ve yarışı bulacaksın. Biz sana mutluluğun garantisini veriyoruz" diyerek Gomez'in aklına girdi. Beşiktaş'ın MANU'ya çektiği "Bizde para yok. Finansal Fair Play'dan takipteyiz" yaklaşımını Fiorentina'ya "Gomez kalırsa size 2 yılda maliyeti 22 milyon Euro. Biz Gomez'le görüştük olumlu" diye kurguladı. Özkan Doğan ve Ahmet Bulut'tan da yardım alan Erdal Torunoğlu, müjdeyi Fikret Orman'a "Mario bitti!" diye verdi. Beşiktaş Alman yıldızı renklerine katmış 13 milyon Euro'ya sattığı Demba Ba'nın yerine sadece 1000 Euro bonservis bedeli ve özel sözleşme yaptırarak rahatlamıştı.

Quaresma: Evimi özledim Orman: Bıraktığın takım yok
Beşiktaş santrfor transferiyle ilgilenirken gündeme Quaresma düştü. Porto'da oynayan Quaresma, menajeri aracılığıyla Beşiktaş'a haber gönderdi. Başkan Fikret Orman yönetimi ekonomik gerekçelerle Portekizli yıldızı göndermişti. Taraftarın sevgilisi olan Quaresma'yı geri almayı "Tükürdüğünü yalamak" olarak değerlendirecek çevreler vardı. Ancak yıldız futbolcudan gelen talep ve mesajlar, Orman'ın kafasını karıştıracak nitelikleydi. Portekizli yıldız, "İstanbul'u özledim, Beşiktaş'ı özledim. Yuvama dönmek istiyorum" dedi. Fikret Orman bir ara konuşmada Quaresma'nın arzusunu test etmek için o kadar yüklendi ki, "Beşiktaş'tan büyük hiç kimse yoktur. Bu sorumlulukları taşıyacak oyuncular var. Bu takım senin bıraktığın takım değil. Başında büyük ve tecrübeli fakat bir o kadar da disiplinli bir hoca var. Kurallara harfiyen uyacağını düşünüyorsan Güneş'le konuşacağım" dedi. Güneş, "Quaresma'nın dönüyor olma ihtimali bile beni heyecanlandırdı" diye cevap verip ekledi: "İyi oyuncularla çalışmak isterim. Ancak şunu baştan ifade edeyim, kurallar herkes için geçerli. Eğer takımımızın bir parçası olacaksa buyursun gelsin." Quaresma, Beşiktaş'taydı.

Trabzon'la poz verdi Beşiktaş'a imza attı
Beşiktaş transferde bu sefer Trabzonspor'la Tolgay için karşıya geldi. Trabzonspor başkanı ve o günkü teknik direktörü Ersun Yanal, Almanya'da Tolgay ile transfer pozu verdi ama Beşiktaş yönetimi tereyağından kıl çeker gibi Tolgay'ın transferini bitirdi. Erdal Torunoğulları'nın 'Trabzon'da daha çok kazanabilirsin ama Beşiktaş'ta yıldız olursun" söylemi üzerine Tolgay son kararını verdi. Trabzon'a imza atsa 3 yılda 2.7 milyon Euro daha fazla para kazabilirdi. Ancak o Beşiktaş'ı tercih etti.

Oğuzhan'a Barça fırçası
Beşiktaş'ta Marienfeld kampının ilk günlerinde Başkan Fikret Orman'ın bir misafiri vardı. Oğuzhan Özyakup, "Başkanım Lazio'dan teklif var. Çok ciddiler. Geçen yıl çok çalışmama rağmen yeteri kadar fırsat verilmedi. Müsaaden olursa Lazio'ya gitmek istiyorum" dedi. Oğuzhan'ı çok seven Orman, "2 milyon taraftarı olan Lazio'ya mı gideceksin? Sen bizim yıldızımızsın. Bir yere gidemezsin. Gideceksen Barcelona'ya git, Manchester United'a git, Liverpool'a git. Söz, onlarla gel ben seni elimle götürürüm. Ancak şimdi git idmanına çalış. Formayı kap ve hak ettiğini al" yanıtını verdi. İşte Oğuzhan'ın dönüşü ve yükselişi orada başladı.

Van Persie'yi buyursun alsınlar!
Beşiktaş'ın ilk hedefinde dünyaca ünlü yıldız Van Persie vardı… Oyuncuyla prensipte anlaşan Erdal Torunoğulları, Manchester United'le yapılan uzun görüşmelerin ardından Fikret Orman'a, "Manu ile bonservis ödemeden anlaştım, farklı bir formülle çözdük" demişti. Keyifler yerindeydi. Ancak beklenmedik bir gelişme oldu. Santrfor arayan F.Bahçe, aradığı yıldız olarak Van Persie'de karar kılmıştı. Manu'ya bonservis olarak 3 milyon Euro önerince, İngliiz kulubü Beşiktaş'a, "Biz sizinle anlaştık ama şartlar değişti. 3 milyon Euro bonservis öneriyorlar" diye döndü. Beşiktaş ilk ve son kez 2 milyon Euro'ya çıktı . F.Bahçe kararlıydı. Para konuşuyordu. Fikret Orman "2'den sonrası bizim için yok. Pazarlığı sonuna kadar götür. Buyursun alsınlar" dedi ve çekildi.

YARIN:
🔴 Kampta Güneş kanunları, kimi idmandan kovdu?
🔴 Tarihi bütünleşme, Güneş'in taraftarın kalbini fethettiği olay?

İnönü’yü yıkma altında kalırsın

Karanlık tünelden, GÜNEŞ'li günlere Beşiktaş'ın şampiyonluk öyküsü uzun metrajlı bir sinema filmi gibi.. Kulübün kapısına alacaklıların dayanmasına varacak tıkanıklıkların yaşandığı buhranlı günlerden, AŞK ve FEDA ile çekilen CEFA ile çıktı Beşiktaş. Her geçen gün yükselen umutlarıyla birlikte inşa ettiği Vodafone Arena'da kazandığı şampiyonlukla da SEFA dolu günlere kanat çırpmaya başladı.
Ancak CEFA-VEFA-SEFA süreci kolay geçilmedi. Yorulmuş kulüp, yıpranmış sinirlerin döngüsünden camianın gücü, başkan Fikret Orman'ın cesareti ve aldığı radikal kararlarla çıktı. 2 Haziran 2013 tarihi Beşiktaş için dönüm noktalarından biriydi. İç ve dış krizlerin karabasan gibi Beşiktaş'ı sardığı bir ortamda İnönü Stadı'nı törenle yıkmaya başlayan Fikret Orman için "Stadı yıktı, yapamaz... Bu stat bir daha yapılamaz... Beşiktaş girdiği karanlık tünelden kolay kolay çıkamaz" diyenlerin sayısı hiç de az değildi. Ancak Beşiktaş'ın gücünü, camiasının dinamiklerini iyi bilen başkan 'FEDA' diyerek kenetlenmeyi sağladı. Karanlık tünelin sonundaki Güneş'i vadetti. Bütün gelirleri temliklenmiş, bankalarda kredibilitesi tükenmiş, ödeme akışı kilitlenmiş bir kulüp için yeni stat ve Vodafone Arena ile kendisine döngüyü sağlayacak ekonomik kaynakları sağladı. "Bankalar tıkanmışsa camiamız var" diyerek bitip bitmeyeceğine dair bahis oynatılan yeni stattan 144 loca ve 20 bine yakın kombineyi 3 yıllık süreli satışla nakite dönüştürdü. Bir taraftan stadı yaparken diğer taraftan yeni ve genç bir takım inşa etti. Bu yan yana mümkün olacak bir durum değildi.

GÖÇEBE KUŞ KARA KARTAL
Kartal göçebe olmayı göze aldı. G.Saray ve F.Bahçe statlarını ezeli dostlarına açmazken Kartal, göçebe kuşlar gibi Osmanlıspor, Konyaspor, Başakşehir, Olimpiyat hatta Sarıyer'in statlarında oynamak zorunda kaldı. Geçtiğimiz yıl Galatasaray'a kaptırılan şampiyonluk umutları sarstı ve Güneşli günleri geciktirdi. "Son maçları Vodafone Arena'da kendi evimizde oynasaydık 2014-2015 şampiyonluğunu kaybetmezdik" diyen Fikret Orman son bir yıl bütün planlarını stadın lig bitmeden tamamlanması üzerine kurdu. Bu süreçte stat isim hakkı, forma sponsorluklarıyla 170 milyon dolarlık kağıda dökülmüş bir gelir kalemi de oluşturan Beşiktaş yönetiminin sezon başı yapacağı en önemli iş, West Ham'a giden Bilic'in yerine takıma doğru bir teknik adama teslim etmekti. Çinlilerin 13 milyon Euro verdiği Demba Ba'nın yerini doldurmak, başta stoper olmak üzere takıma yeni ve tecrübeli yıldızlar kazandırmaktı en önemli konuydu.

***

Oylar Denizli'ye görev Güneş'e
Yönetim sezon başı Şenol Güneş'le ilgili tarihi bir yanlışın eşiğindeydi. Herkes hoca kim olsun sorusunun cevabını ararken Fikret Orman geçen yıl son haftalarda futbolcularla Bilic arasındaki duygusal kopuşları dikkate alarak ilginç bir hamle yaptı. "Önder Özen ve yardımcılar verimli olamadı" diyerek önce eski bir futbolcuyu yardımcı antrenör olarak seçti: Tamer Tuna… Beşiktaş'ın 100. Yıl kadrosunda yer almış Çanakkale'de teknik adamlık tecrübesi yaşamış ve Sergen Yalçın'la iyi işler çıkarmış Tuna ile anlaşma yapıldı. Teknik direktör arayışlarına Tuna da dahil edildi. Yerli/yabancı birçok teknik adamın ismi yönetimin masasındaydı. Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Abdullah Avcı, Rıza Çalımbay ve Schalke'yi UEFA şampiyonu yapan Hollandalı Huub Stevens…
Bursaspor'la kupa finaline çıkacağı için görüşmeyi kabul etmedi ama "Şartlar oluşursa engel yok" hissini verdi. Güneş'ten çok yönetimde "Bilic'ten sonra yerli olsun, zaman kaybı olmasın, o da Mustafa Denizli olsun" fikri çoğunluktaydı. Lucescu, Orman tarafından bizzat aranmış olumsuz cevap alındığı için listeden hemen çıkarılmıştı.
7 HAZİRAN… Başkan, teknik direktör konusunu karara bağlamak için yönetimi topladı. Herkesin fikrini sordu. 1 kişi Abdullah Avcı diyordu. 2 kişi Rıza Çalımbay. Başkan fikirleri alırken Denizli'yi isteyenlerin sayısı 7'ye çıkmış ve çoğunluk rakamına ulaşılmıştı. Takımla 1 yıldır beraber olan Mete Vardar ile Erdal Torunoğulları "Yerli olacaksa Şenol Güneş olsun. Bizi başarıya o götürür" dediler. Kararsızlar da vardı. Gözler başkandaydı. O çoğunluğun sesini dinlemek yerine tavrını Güneş'ten yana koydu. "Mustafa Denizli ile ilk göreve geldiğimizde Erol Kaynar'ın ofisinde bir araya geldim. Beşiktaş'ın sana ihtiyacı var' dedim. Gelmedi. O gün bizimle olmayanı bugün de ben istemiyorum. Tanıdığımız, bildiğimiz biri olmalı. Kaliteli, başarıya aç bir isim şart. O da Şenol Güneş'tir" dedi. Güneş'li günlerin en önemli adımı atıldı.

YARIN:
Van Persie'den Gomez'e nasıl dönüldü?
Güneş'ten Quaresma'ya nasıl vize çıktı?
Oğuzhan, Lazio'nun kapısından nasıl döndü?

Komutan Oğuzhan

Beşiktaş, Galatasaray'ı yenerek şampiyonluk yolunda en büyük en engeli aştı. İlk yarı yüksek gerilimin etkisinde kalan siyah-beyazlılar ikinci yarıda üstün futbolla hak ettiği bir zafer aldı.
Galatasaray'ın ilk yarıdaki futbolunu izleyen, "Bu takım sezon başından bu yana bu hırsı gösterip bu oyunu oynasa şampiyonluk yarışı üçlü geçerdi" fikrine ulaşabilir.
Agresif ve enerjik Sneijder'in varlığı, Selçuk'un liderliği, Sabri'nin hırsı Beşiktaş'ın ilk yarıda hızını kesip oyun planlarını bozdu. Avrupa hesabı yapan bir takımın derbide karakter koyması şaşılacak bir durum değil.
Şaşırtıcı olan Beşiktaş'ın topla oyunu, rakip alana taşımak yerine uzun toplarla oyun kurmak istemesi.
Bunu yaparken fazla top kayıpları yapıp takımın ritmini tutturamadılar.
Galatasaray'ın ilk yarı yakaladığı 2-3 pozisyona karşılık Beşiktaş'ta 2 pozisyon üretse de oyunun hakimiyetini eline alamadı.
Devre arası Beşiktaş'ın soyunma odası hararetli geçmiş olacak ki siyah-beyazlı oyuncular sahaya daha sakin ama arzulu bir kimlikle çıktılar. Sneijder'in ikinci yarının başında aşırma vuruşunu bir kenara yazsak da Sosa'nın kaçırdığı 3 net gol pozisyonunu hiçbir yere koyamayız.
Beşiktaş ikinci yarı güzel oyununun karşılığını 5-6 net gol pozisyonuna girerek ve maçı kazanarak aldı. Değişikliklerin maça skora yansıması oldu. Donk'un girişi G.Saray'ın ritmini bozdu. Cenk ve Gökhan Töre değişiklikleri Kartal'a dinamizm getirdi. Beşiktaş adına 90 dakika sahanın en iyisi olan hem defasif hem ofansif vecibelerini fazlasıyla yapan Oğuzhan maçın kilit ismi oldu. Tartışmasız maçın lideri ve takımının komutanıydı.
Cenk'e çıkardığı ara pas, yeni damadın devamında asisti ve Gomez'in golü şampiyonluk kapısını araladı. Gol olmadan önce bir taraftarın orta sahaya girmesi ilginç bir durumdu. Hiç kimsenin bu durumu fark etmemesi de garip ama gerçekti.
Artık ligde bundan sonrası Beşiktaş için çok daha kolay olacak.
Beşiktaş adına sahanın en iyisi hem defasif hem ofansif vecibelerini fazlasıyla yapan Oğuzhan oldu.

Prangaları kırdı

Beşiktaş'ın Akhisar beraberliği sonrasında şampiyonluk yarışında gerildiğini, strese girdiğini düşünenlerin iddiaları-tezleri dün çöktü. Siyahbeyazlılar coşkulu bir hırsa bürünmesinin yanı sıra soğukkanlı ve akılcı bir futbolla rakibi Kayserispor'u ağırladı.
Akhisar'ın, Üç Büyükler'den en çok puan ve rol çalan takım olduğu gerçeği Beşiktaş'ın aldığı beraberlikte göz ardı edilmişti. Son 5 maçında 9 puan toplayan Kayserispor da Beşiktaş için saygı duyulacak kadar iyi bir takım haline gelmişti.
Şampiyonluğa iyi motive olmuş, oyuncuları hırsla dolmuş Beşiktaş'ın karşısında futbol oynamayı tercih eden Kayseri tutunamadı. Sosa-Gomez'le açılan gol perdesiyle Beşiktaş'ın sinir sistemi ideal kıvamına geldi. Ardından Gomez-Oğuzhan ve Quaresma'nın da yetenekleriyle sahne almasıyla skor 3-0'a ulaşıp maç ilk yarıda noktalandı. İkinci yarı 3-0'ın gölgesinde kaldı. Gomez'in kaçırdığı penaltı dahil Beşiktaş zorlasa farkı artırabilirdi.
Cenk'in gol atmak için bireyselleştiği anlarda bile seyirci keyfini bozmadı! Cenk'in ise 4. golü Sosa'nın adrese teslim ortasında bulması bence rahatlaması ve EURO 2016 yolunda içindeki ateşi söndürmesi açısında kıymetliydi. Dün gece Beşiktaş adına yazacak çok olumlu şey var. Ancak bu kadar iyi şeyin arasında, bu sonuca rağmen Kayserispor'a bu kadar korner verilmesi defans adına üzerinde durulması gereken bir ayrıntı.
Beşiktaş, Kayseri maçında sadece 3 puan kazanmadı. Üzerine vurulmaya çalışılan psikolojik prangaları kırdı, önüne çıkarılan sosyolojik barikatları yıktı. Şampiyonluk yarışında son 3 maça 3 puan (6 puan) önde ve üstelik moralli girmek büyük avantajdır. Beşiktaş takımı dün şunu söyledi: Biz değil rakibimiz Fenerbahçe düşünsün!

Şampiyonluk 1 puanda gizli

Beşiktaş, Manisa'da misafir gibi değil ev sahibi gibi karşılandı... Ancak beklemediği bir oyun formatı ve sonuçla karşılaştı. Beşiktaş'ın ilk yarıda oyunu kontrol ettiğini ve Akhisar'ın ilk yarıdan alışılagelmiş dinamizminden uzak olduğunu söyleyelim. Akhisar, ilk yarı maçı kendi sahasında kabullendi. Bunun yanı sıra Sosa ve Oğuzhan'ın oyununu bozma düşüncesini başarıyla uygulamalarına rağmen üst üste yaptıkları pas hatalarının bir sonucu olarak Gomez'in golüyle karşılaştılar. Beşiktaş'ın en önemli hatası ilk yarı gardı düşmüş Akhisar üzerine daha kararlı gitmek yerine tempo düşürüp, top kontrolü yapmasıdır. Sanırım ilk yarı sonunda Alexis'in ellerini açarak penaltıya sebebiyet vereceğini tahmin edemediler. Bu hata Delgado'yu etkilemiş olacak ki Akhisar'ın 2. beraberlik golünde de ön direkte rakibini kaçırdı. 3. golde Tolga'nın vuruşuna ayak koyup adeta Rodallega'ya ikramda bulundu. Bunlar ağır hatalar. Telafisi zor durumlar. Değişikliklere gelince; 71'de Şenol Güneş aynı anda iki değişiklik yaptı. Quaresma ve Serdar'ı oyundan alıp Cenk ve Töre'yi sahaya sürdü. Olcay'ı da sağ beke çekti.. Biraz gecikmekle birlikte doğru değişikliklerdi. Kanatlar da tıkanmıştı. Oyunu açma ihtiyacı vardı.
78'de Tolga ve Alexis'in anlaşmazlığı sonrası gelen golün hemen ardından Soner'in aşırtma vuruşunun üst direkten dönmesi maçın birinci kırılma anıydı. Alexis Delgado'yu çıkarıp Kerim'le her türlü riski almak da anlaşılabilir bir karardı. Beraberlik golünden sonra Cenk gole giderken Caner'in ikinci sarıdan kırmızı görmek pahasına pozisyonu kesmesi ve Sosa'nın direkte patlayan şutu maçın ikinci kırılma anıydı. Bazen bir puan sizi şampiyonluktan eder, bazen şampiyonluk getirir. Dün gelen 1 puan Beşiktaş'a şampiyonluğu getiren puan olursa ben şaşırmayacağım.

Gomez farkı

Beşiktaş ŞAN, Sivas CAN derdine düşmüş... Böyle bir maç atmosferinde, kritik maçın arefesinde gözleri yaşartan, gönülden alkışlatan bir olay yaşandı. Dün Sivas şehidini uğurladı. Bu vatan ve millet için canını feda eden şehit Jandarma Uzman Çavuş Erdal Çetin'in cenaze namazına başkanlar Fikret Orman, Mecnun Otyakmaz, her iki takımım yöneticileri ve üzerlerinde formalarıyla taraftarları kol kola birlikte katıldı. Tribünlerde maçtaki ortak tezahüratlar vardı. Sivas halkına da Beşiktaş taraftarına da helal olsun. Böylesine gergin bir dönemde, kümede kalmak için can derdine düşmüşken bu misafirperverlik Sivas'a yakıştı...
Maça dönersek.. Maçın başından sonuna kadar dengeli bir oyun vardı. İki takım da oyunda kontrolünü kaybetmedi. İlk yarı her iki takım da pozisyon fakiriydi. Kerim'in pozisyonu dışında gol pozisyonu izleyemedik. Gerginlik ve hata yapmama durumu maçın daha kontrollü geçmesine neden oldu. "Beşiktaş'ın ikinci yarı hamle gücü skoru değiştirebilir" diye düşünürken "Sivas'ta kim gol atacak" sorusunun cevabı yoktu.. Hasan Kabze, yılların yorgunluğu üzerine binmiş gibi eski dinamizminden uzaktı ve yalnız kaldı.. Biraz da Beck-Olcay yardımlaşmasıyla arada ezilen Aatıf'tan da destek gelmeyince Sivas hücum hattında adına kimin gol atacağı tam bir muammaydı.. Kartal, çok az pozisyon bulduğu maçtan altın değerenide 3 puan çıkardı.
İkinci yarı Gökhan Töre oyuna girmeye hazırlanırken çıkarılmaya hazırlanan Kerim'in pasında Gomez'in tecrübesiyle sahne alması maçın kırılma anıydı. O Gomez ki bir de penaltı kazandırıp Beşiktaş'ın en zor deplasmanından şampiyonluk biletini kotardı. Böyle kritik maçlarda size yolu yıldız oyuncular açar. Beşiktaş yıldız farkıyla, özellikle Gomez'in tecrübesiyle maçı kazandı.

Tarihi zafer

Tarihe yerinde tanıklık etmek büyük bir ayrıcalıktır... İnönü Stadı'nın ilk golünü izleme ayrıcalığını yaşayanlardan olamasak da Vodafone Arena'nın açılış maçında Gomez'in golünü çıplak gözle izleme şansını yakaladık. Dost meclislerinde "İlk golü benim atmam lazımdı, Süleyman (Seba) piyangodan çıktı" diyen can dostu rahmetli Şevket Yorulmaz Ağabey'in latifeleri dün gibi aklımda... Beşiktaş'ta İnönü Stadı'yla bir devir kapandı, Vodafone Arena ile yeni bir devir açıldı. Siyah-beyazlı kulübün yeni yuvasıyla hem ekonomik hem de psikolojik olarak büyük güç kazanacağı aşikar. Islıklar, alkışlar ve tezahüratlar kadar etkili. Yeni desibel rekorları kıracak bir ambiyans var. FEDA diyen, CEFA çeken Beşiktaşlı'nın bu stattan kazanımlarıyla maddi ve manevi SEFA yolunun açıldığını söyleyebiliriz.
Şampiyonluğa emin adımlarla giden Beşiktaş açılışın hakkını verdi. Şenol Güneş'in, Kasımpaşa maçındaki kötü futbolu nedeniyle Beck'i kesip Serdar Kurtuluş'a görev vermesi gecenin sürpriziydi. Serdar, oyunda kaldığı sürece görevini başarıyla yaptı. Atiba'nın performansı Batalla'yı gölgede bırakırken, aradan sıyrılan Traore'nin nefes aldıkları ilk atakta beraberlik golünü bulmaları oyun planlarında değişikliğe gitti.
Beşiktaş ikinci yarıda da çok pozisyon buldu ve gereksiz bir rahatlıkla bunları değerlendiremedi. Stoch'un 3-2'ye getiren golü Şenol Güneş'in planlarını değiştirtti. Beck ve Tosic'i oyuna alarak yorulan beklerini güçlendirdi. Quaresma'nın uzatmalarda Hosagai'nin tuzağına düşüp atılması amatörlüktü. Beşiktaş yeni stadında taraftarın da desteğiyle altın değerinde 3 puan kazandı. Rakibi Fenerbahçe'yi psikolojik bir girdabın içine attı.