CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Gökhan İnler!

Beşiktaş'ın kadro derinliği, Şenol Güneş'i tercihlerinde zorlaması kadar muhtemel 11 veren gazetecileri terletecek. Milli takımlardan yorgun dönen Quaresma ve Atiba'nın 18'e alınmadığı istikrarıyla bilinen Güneş'in 6 oyuncu rotasyonu gelecek günler hakkında net ipuçları veriyor! Bu kadro derinliği Beşiktaş için büyük kazanç... Güneş ve ekibi bu kadar iyi futbolcuyu, egoları tokuşturmadan yönetmeyi başarabilirse kimin kazanacağı belli. Caner ve Gökhan'ın bu takıma katacaklarını anlatmak tekrara düşer. Tecrübe, kalite ve denge yıllardır hissedilen kanatların gerisindeki güçsüzlüğün giderilmesi anlamını taşıyor. Dün özel bir paragraf açılması gereken oyuncu İNLER.. Takıma kattığı kalite çok hissedildi. Özellikle topun oyuna sokulmasında kattığı farkın üzerine sol kanada attığı 2 tane uzun topla takımı pozisyona sokması krema etkisi yaptı. Atibaİnler ikilisini yan yana görme fikri birçok futbolsever gibi beni de sarmış durumda.. Talisca'yı biraz dağınık gördüm. Gençliğini ve kalitesini sahaya yansıtması için topsuz alanda da devamlılığını sürdürmeye ihtiyacı var.. Bu koşan takım onu da geliştirir.. Ancak taraftarın 11'de çıkan Fabricio'ya verdiği "baba mirası" gibi koşulsuz ve topa her dokunuşundaki coşkulu destek çok dikkat çekti. Bir oyuncu için bu kredi büyük şans. Hakem genelde iyiydi. Ancak iki takım lehine birer penaltı verebilirdi..

Vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum

Fenerbahçe ile yolu olaylı ayrılan, Inter'e attığı imza ile takdir toplayan, ne var ki kısa süren İtalya macerası üzerine Beşiktaşlı olarak Türkiye'ye dönen Caner Erkin, SABAH'a konuştu. Kendisini en çok isteyen kulübe geldiğini ve çok mutlu olduğunu söyleyen başarılı futbolcu, transfer sürecinde yaşadıklarını ve yeni takımındaki hedeflerini şöyle anlattı:

ÇOK TECRÜBE KAZANDIM, OLGUNLAŞTIM
🔴 Galatasaray ve Fenerbahçe'nin ardından Beşiktaş'ta forma giyeceğim. Türkiye'de Üç Büyük kulüpte de oynamış olacağım inşallah. Inter'de talihsiz bir durum oldu ama sonuçta Beşiktaş'a geldim. Yaş olarak gencim, çok farklı yerlerde oynadım ve çok tecrübeler kazandım. Olgunlaştım. Dinamik, çok hırslı, agresif ve istekli bir futbolcuyum. Yaş ilerledikçe başarılı olmayı daha da çok istiyorum. Bazı futbolcular yaş ilerledikçe gerilemeye girer, futboldan sıkılır. Bende bu durum tam tersi. Futbola çok açım. Hala şampiyonluklar kazanmak istiyorum. Elimden gelen her şeyi Beşiktaş için vermek istiyorum.

INTER'DE ENTERESAN BİR ŞEY YAŞADIM
🔴 Ne Inter'e giderken ne de Beşiktaş'a gelirken ufak hesaplar yaptım. Frank de Boer bana çok önyargılı davrandı. Hiçbir futbolcunun yaşamayacağı bir şey yaşadım. Çok enteresan bir durumdu. Teknik direktör değişikliği olduktan sonra Frank de Boer geldi ve, "Sen çok iyi ve kariyerli bir futbolcusun. Büyük yeteneklerin var ama ben seni kadroda düşünmüyorum" dedi. Ben de bunun çok saçma olduğunu söyledim. Başkanın da bundan haberi yoktu. Konuyla ilgili kimse bir şey bilmiyor. Bir açıklama da yapılmadı olanlarla ilgili. Ben de gerçekten çok şaşırdım ama sonuçta Beşiktaş'a gelmek nasip oldu. Beşiktaş'ta mutlu ve huzurluyum. Ülkeme geldim.

ÖNEMLİ OLAN NE KADAR İSTENDİĞİNİZ
🔴 Futbolcu için önemli olan bir kulübün sizi ne kadar istediğidir. F.Bahçe'de başkanın açıklamalarını biliyorsunuz. 'Caner'in bu kulübe gelme ihtimali sıfır' dedi. Bu onların tercihidir, yargılamam. Ama spekülasyonlar yapılıyor. Beşiktaş beni çok istedi. Ben de onları istedim. İki taraf da istediğinde problem kalmadı.
🔴 Sosyal medyada bazı taraftarlarca bana karşı, aileme karşı, evleneceğim kadına karşı tepkiler oluyor. Ben profesyonel bir futbolcuyum. İnsanlar zannediyor ki, sanki Fenerbahçe'de oynamadığım zaman futbolu bırakacağım. Kötü yorumlar, hakaretler, küfürler, eşim olacak insana yapılan çirkin şeyler… Biz bu işten ekmek yiyoruz. Hakaret ettikleri kişilerin ailesini hiç düşünmüyorlar. Kendi aileleri yok mu? Kendilerine böyle hakaretler gelse ne hissederler? Bana küfür edenleri vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum.

YEDEK KALMAK SIKINTI YARATMAZ
🔴 Yeni transferler olarak önemli olan takıma uyum sağlamamız. Takımın iyi olması için her zaman olduğu gibi elimden gelenin daha fazlasını yapacağım. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Beşiktaş'ın gücüne güç katacağız. Zaten Beşiktaş'ta kaliteli futbolcular vardı. Şimdi yeni futbolcular da katıldı. Bu hocanın işini zorlaştırır ancak bu keyifli bir zorlaştırma olacak.
🔴 Takımda büyük rekabet var. Her futbolcu yedek kaldığında üzülür ancak bunu kimsenin sıkıntı yapacağını, kimsenin hocaya kızacağını düşünmüyorum. Herkes Şenol Hoca'nın adaletine inanıyor.

HOCA NEREDE İSTERSE ORADA OYNARIM
Ben sol açıkta da sol bekte de oynarım. Şenol Hoca ile de bunu konuşuyoruz. 'Nasıl yapalım?' diye fikrimizi alıyor. Kendisine, 'Benim nerede yararlı olacağıma inanıyorsanız orada oynarım' dedim. Hoca da beni çok iyi tanıyor zaten. Kararı o verecek.

"FATİH TERİM ÇAĞIRIRSA KOŞA KOŞA GİDERİM"
🔴 Milli Takım'da görev yapmaya her zaman hazırız. O formayı milli duygularla giyiyoruz. Sonuçta biz Türküz. Televizyondan da izlediğimizde aynı duyguları yaşıyoruz. Kadroya alınmamam hocanın tercihi. Buna saygı duymak lazım. Fatih Hoca şimdi çağırmadı, belki ileride çağırır. Çağırdığında da her zaman koşa koşa giderim.
🔴 Futbolun içinde olan futbolun içinde kalır. Milli Takım'a ilk defa prim verilmedi. Kulüp takımlarında da prim var. Milli Takım'da yaşananların gerçeğini kimse bilemez. İçerideki şeyler de dışarı çıkmaz. Aile ortamında da böyle olması doğrudur.
🔴 Arda Turan ile inanılmaz gurur duyuyoruz. Futbol anlamında tartışılacak bir şeyi yok. İnşallah daha da büyük başarılara imza atar. Arda benim kardeşim. Çok severim. Çok iyi insandır. İnşallah kariyerinde üst düzey oynamaya devam eder.

FİKRET ORMAN ARKADAŞ GİBİ
🔴 Şu anda 28 yaşındayım. Genç sayılırım. Futbol için en güzel yaşlar diyebilirim. Futbolun en güzel çağı. Uzun seneler Beşiktaş'ta oynamak isterim. 4 senelik bir kontrat yaptık. Camia benden memnun kalırsa seve seve devam etmek isterim.
🔴 Kendimi aile ortamında hissediyorum. Burada tanıdığım kardeşlerim, milli takımdan arkadaşlarım var. Şenol Güneş'i de herkes biliyor zaten. Daha önce çalışmadım ama çok iyi tanıyorum. Çok babacan, anlatılandan daha iyi bir adam.
🔴 Başkanımız Fikret Orman arkadaş gibi. Kısa süreli tanıyorum ama gerçekten oturup konuşup şakalaşabileceğiniz biri. Herkesle aynı. Kesinlikle futbolcu ayırmaz..

Süper test finali!

Beşiktaş ile Galatasaray arasında oynanan Süper Kupa finalinin ilk 70 dakikası futbol kalitesi açısından asidi kaçmış gazoz tadı verdi. Takımlar ve hakemler kötü başladı. Özellikle ilk yarı her iki teknik adamın ideale ulaşma adına arayışları, takımların oturmamış kadro yapıları, bu önemli finalin önemli bölümümü adeta test maçına çevirdi...
Şenol Güneş kendi adalet terazisinden geçirerek çıkardığı 11 ve yedekte bekleyen Adriano, Quaresma gibi yıldızların varlığı bize "İlk yarı rutin oynayacak, 2. yarı hamlelerle rakibi yıkacak" hissi uyandırdı. İlk 45'te Necip ve Tosic'in hatasız oynaması Şenol Güneş'i yanıltmadı. Ancak Beşiktaş alışılagelmiş orta saha pas trafiğini yapamadı ve kontrolünü eline alamadı.
İlk yarıda Mete Kalkavan, Bruma'nın Tosic'i indirmesindeki net penaltıyı verse G.Saray'ın direnci kırılabilirdi. Bu hata Kalkavan'ın kalitesine yakışmadı.
Ancak orta sahadaki sıkıntının bence kaynağı futbol karakteri birbirine yakın Oğuzhan-Tolgay'ın uyumsuzluğu... Birbirlerini tamamlamak yerine istemsiz bir şekilde birbirlerini bozuyorlar. Oğuzhan'ın ortada tek kaldıktan sonra ürettiği ve takımın pozisyonlarındaki artış dikkate değer.. Tosic'in Q7 ile soldan bindirmeleri uzatmalarda kaçırsa da girdiği gol pozisyonları Sırp futbolcuyu tartışmasız maçın iyilerinden biri yaptı.
Ricardo Quaresma'nın oyuna girişi Beşiktaş'ın özgüveni ve futbolunun kalitesini artırdı. Quaresma'nın golü bu takımın Sosa ve Gomez gibi iş bitiricilere de ihtiyacı olduğunu net olarak gösterdi.
Beşiktaş'ın 70'ten sonraki ve uzatmalardaki görüntüsü, 1-0 geriye düştükten sonra ortaya koyduğu karakter saygıyı hak etti...
Penaltılar sonucunda sadece Süper Kupa'yı kazanan Galatasaray'ı değil, iki takımı da tebrik ederim.

Beşiktaşlı artık gururla dolaşıyor

Şampiyonluk camiayı kenetledi… Beşiktaşlılar aslında çoktu ama sahneye çıkmıyordu. Artık gururla dolaşıyor, sohbetlerde keyifle Beşiktaşlılığın gururunu yaşıyorlar

Bizim için keyif; taraftarın mutluluğu… Herkes mutlu olsun istiyoruz… Oyuncularımızın maaşlarını düzeltmek için yaptığımız hamleler de bu nedenle. Mutlu olsunlar ki bizi mutlu etsinler

Şampiyonluğu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geldiğimizdeki kulübün durumuyla bugünkü durumu arasında dağlar kadar fark var. Beşiktaş'ın şampiyon olmasını üç yıldır planlıyoruz. Transferleri, nokta isimleri hep planlama içerisinde olduk. Yönetim olarak şampiyonluğu futbol takımına işleyebildik, onları buna inandırdık. Sonuçta bu inancın ve planlı çalışmanın sonucudur. İlk yıl özellikle mali konulardaki icra ve haciz konularını ve kontratlardan kaynaklanan borçlarımızdan dolayı yaşadığımız sıkıntıları aşabilmek için mücadele ettik. İkinci dönem kesinlikle planlarımızda Beşiktaş'ı şampiyon yapmak vardı. Şampiyonluk 3 yıllık bir planlama, istek, inanma ve kenetlenme sonucunda geldi. Camia birbirine daha çok kenetlendi. Birçok insan Beşiktaşlı olmanın verdiği hazzı artık ifade etmeye başladı. Şimdi çok istekli ve arzulu bir şekilde etrafına, "Ben Beşiktaşlıyım, biz Beşiktaşlıyız" demenin keyfini yaşıyorlar. Beşiktaşlı aslında çoktu ama sahneye çıkmıyorlardı, şimdi sahneye çıktılar. Artık onlar da gururla dolaşıyorlar, oturdukları masalarda, sohbetlerde keyifle Beşiktaşlı olmanın gururunu yaşıyorlar. Bizim için çok büyük keyif. Beşiktaş'ın başarısı taraftarın mutluluğu içindir, her şeyin bir amacı vardır. Şampiyonluğun birçok pozitif etkisi oluyor. Kartal yuvalarında satışlarınız artıyor, kombine satışlarınız artıyor, sponsorlarınız memnun oluyor. Artık Beşiktaş kazanmaya da başladı. Sadece şampiyonluğu değil o şampiyonluğun getirdiği yanındaki birçok şeyi de kazanmaya başladı. Taraftarı artıyor, taraftar kombine bilet alıyor. Maddi manevi Beşiktaş kazanıyor.

Bu şampiyonluk bir başlangıç mı?
Beşiktaş'ın bu şampiyonluğa ihtiyacı vardı. Çok uzun zaman olmuştu. Ve inanıyorum ki 2-3 yıl biz yönetimde olduğumuz sürece Beşiktaş üst üste şampiyonluklar yaşayacak. Şampiyonluk bundan sonrakiler için yeni başlangıç. Özellikle bundan sonrakilerin peş peşe olacağını düşünüyorum. Ara vererek değil. Seri şampiyonlukların başlangıcı diyelim buna.

Takım şampiyon oldu, yeni stada ilk kez çıktınız. İşte o an neler hissettiniz?
İlk 10 dakikayı hatırlamıyorum, etrafıma bakıp görmediğimi, sadece önümden film şeridi gibi 4 yılın geçtiğini biliyorum. İcra memurları, avukatlar, futbolcu arkadaşlarımız alacaklarından dolayı gelen menajerler, bunları 10 dakika yaşadım. Sevindim ama tuhaftım, bir boşluk içindeydim tarifi yok bunun. O an zaman durdu ve boşluk oluştu. Sonra birden bire kendime geldim.

YENİ STADA İLK ÇIKTIĞIMIZDA ZAMAN DURDU, BİR BOŞLUK OLDU... 4 YIL GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN GEÇTİ

BİZİ ANCAK BİR EVİ OLSUN DİYE ÇALIŞANLAR ANLAR

Kendi evin olmadan, başka şehirlerde oynayarak şampiyon olmak nasıl bir duygu?
Birçok yönetim kurulu toplantısında toplantının üçte birini 'hangi statta oynayacağız' diye konuşmaya başlıyorduk. Büyük bir zaman, enerji ve motivasyon kaybıydı bizim için. Slaven Bilic de Şenol Güneş de soruyordu, "Bu hafta neredeyiz" diye. "Bakalım hocam toplantı yapacağız, inşallah iki üç tane maçı peş peşe aynı statta oynarız" dediklerimiz oldu. Başakşehir'e teşekkür etmek istiyorum. Bize en azından 3-5 maç seri şekilde statlarını verdiler. Herkes şöyle empati yapıp düşünebilir "evim yok, yuvam yok" ne hissederlerse bizi iyi anlayacaklarını düşünüyorum.

Fenerbahçe ve Galatasaray belli kaygılarla açmadı statlarını. Mesela dediler ki Beşiktaş taraftarı koltuklarımızı vs. kırar dediler. Başakşehir de böyle sıkıntılar oldu mu?
Başakşehir stadında koltuklar kırılmadığına göre onların da kırılmayacaktı. Keşke o şansı bize verseydiler. Birlik beraberliğe en ihtiyacımız olduğu dönemler bunlar bizim bu sene değil sadece. Ülke olarak da birlik beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Maalesef biz daha bunu birlik beraberliğimizin en ufak kısmı olan spor camiasında, spor kamuoyunda başaramadık. Gerçekten bizim yöneticiler olarak düşünmemiz gereken, taraftar biz yöneticiler kadar vahşi ve kırıcı davranmaz diye düşünüyorum.

İhale komisyonu lav edilmişti, bunun sebebi nedir?
Fikret Bey'le beraber lav etmeyi uygun gördük. Çünkü ihale komisyonunun prosedürü zaman alıcı ve oyalayıcıydı. İncik boncuk işlerin ihale komisyonu tarafından yürütülmesi işleri geciktiriyordu. Aynı işlev, satın alma komisyonuna dönüştürüldü. Kimse bizim iyi niyetimizden şüphe edemez. Doğru olanı yaptık.

EMEKLERİMİZ HELAL OLSUN
Stadı, şampiyonluk kadar kıymetli mi?
Şampiyonluk en önemlisi. Sonuçta yaptığınız transferler, futbolcularınız, hocalarınız, yöneticileriniz, konuştuğumuz stat problemleri hepsi şampiyonluk için bir araç. Mabede kavuştuk, çok güzel stat oldu. Ben stadın ihale komisyonu başkanlığını yaptım. Çok önemli konuydu. Saatlerce emek verdim, helali hoş olsun, iyi ki yapmışım. Ben kulüpte mali işlerle uğraştım, UEFA'ya gidişle ilgili mali kriterleri tutturabilmek için büyük mücadeleler verdim. İcra kurulu, ihale kurulu başkanlığı yaptım. İletişimle ilgili yöneticilik yaptım. Futbol şube başkanlığı, basketbol şube yöneticiliği, Beşiktaş İnşaat A.Ş başkanvekilliği yaptım. Beşiktaş'ın hemen hemen her noktasında bulundum. Bu da benim görev alanım içindeydi, ikinci başkan olarak zaten bunlar benim kulübün her yerinde olmamı gerektiren pozisyonlarda çalıştım, çalışmaya da devam ediyorum. Stadyumda Fikret Bey başta olmak üzere Umut Güner ve emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Benim ve bütün diğer yöneticilerin orada emeği, katkısı olduğunu söylemek istiyorum. Bir yönetici kalkıp para işiyle uğraşıyorsa o stat için bir para buluyorsa o statta katkısı olduğu anlamına gelir. O stadı biz yaptık. Hükümetin verdiği katkıları da gayet iyi biliyorum. Ve bu stadın mali anlamda ve manevi anlamda Beşiktaş'ın geleceği olduğunu söylemek istiyorum.

STADA VERDİĞİM DEMİR BENİM ÜÇ GÜNLÜK ÜRETİMİM
Sizin işiniz de belli, Kaptan Holding ülkenin en büyük demir üreten, satan şirketlerinden birisi... Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben buraya demir satmak gibi bir planlama ve arzu içerisinde hiç olmadım. Sayın başkan defalarca "Ağabey demiri yetiştiremezsek bu inşaat gecikir" diyerek katkı yapmamı istedi. Ben de Beşiktaş'ı seven biri olarak bunu yapmak zorundaydım, yönetici olmam önemli değil. Benim Beşiktaş'a verdiğim demir benim üç günlük üretimim. Kamuoyunda o rakamlar çok farklı görünüyor. Demirin tamamının satın alınmasıyla ilgili her pazartesi fiyat teklifi alındı. Ancak alınan fiyat teklifleri için peşin para şartı koymuştur satıcılar. Biz o şartlardan daha iyi şartlarda parasını ne zaman alacağımızı bilmediğimiz bir teslimat yaptık. Dolayısıyla bu konuda vicdanen hiçbir rahatsızlığım yok, aksine çok mutluyum çünkü o stadın bitmesine katkı verdiğimi düşünüyorum.

YARIN:
Yönetimdeki yeni yapılanma için ne dedi?
Göreve devam etmeyi nasıl kabul etti?
Torunoğulları'nın yokluğu transferi etkiler mi?

G.Saray gönül aldı

Türkiye Kupası finali futbola ait iki gerçeği hatırlattı. İlki, derbilerin favorisi olmaz! İkincisi, beklenti ve zaruretler, motivasyon ölçüsünün ayarlanmasında direkt etkiye sahip. Şampiyonluğu Beşiktaş'a kaybetse de son periyoda kadar yarışın içinde olmuş, daha hazır F.Bahçe kupayı düpedüz Galatasaray'a kaptırdı. Sezon içinde haklı da olsa çok eleştirilen G.Saray, 1 kupa alıp Süper Kupa oynama halkını eline alırken, 3 cephede başarı için bütün imkanlarını zorlayıp yola çıkan F.Bahçe ise sezonu kupasız kapatma gerçeğiyle karşı karşıya kaldı. Sezona önceden havlu atmış G.Saray'ın Avrupa'dan men cezasını bu yıl çekip seneye bırakmama hesabı, F.Bahçe karşısında G.Saray'ı daha dinamik ve hazır hale getirdi. Aslan, ilk yarı daha istekliydi ve iyi olan taraftı. Avrupa aşkına oyunun ödülünü Podolski'nin golüyle aldı. F.Bahçe'de kaçan şampiyonluk beklediğimden daha fazla takımın ritmini bozmuş. F.Bahçeli oyuncular havasını yitirmiş. İkinci yarı Sneijder'in çıkıp Chedjou'nun oyuna girmesi teraziyi tersine çevirdi. Eğer mecburi bir değişiklik değilse bu büyük bir kumardı. Oyunun kontrolü F.Bahçe'ye geçti. Ancak Sarılacivertli oyuncular, savunmaya çekilen, 1-0'a yatan Hollandalı'nın kararını boşa çıkaracak hamleyi bile yapamadı. Al Persie'yi ver 2. yarı Fernandao'ya.. Değişen koca bir sıfır.. 65'te Ba'nın direkten dönen vuruşu, 65'te Denayer'in kafası birazda zorlama da olsa oyuncuların saha içindeki gerilimleri olmasa ikinci yarıya derbi demeye bin şahit ister. Ancak bu tür maçlarda oyun kalitesinden çok mücadele kararlılığı önemliydi. İki teknik adamım motivasyon farklılığı da gözlerden kaçmadı. Pereira dükkanı kapatmış acı bir kahve içiyor edasındaydı! G.Saray bu kararlılığı ortaya koydu. Kabul edelim G.Saray kaptan Selçuk'un liderliğinde hem camiasına hem de taraftarına bu sezon çektirdiği acıların ardından önemli bir teselli verdi.

Bu şampiyonluk Arena’da gelecek

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'ın en büyük hayali şampiyonluk kupasını Vodafone Arena'da kaldırmaktı. Son maçların burada oynanmasının takıma etkisinin yüksek olacağına inanıyordu. Yöneticiler ve Şenol Güneş de... Fikret Orman'ın sürekli tarih vermesi ve yapılacak daha çok iş varken, 10-11 Nisan'ı açılış tarihi olarak açıklaması, iki türlü motivasyon taşıyordu. İnşaatta yüklenici firmaları ve işçileri, gece gündüz bir maratonun içine sokmuştu. Diğer taraftan, İtalya'dan getirilen hazır çim üzerine hibritleme yapılarak, zeminin rekor bir sürede, 21 günde hazır hale getirilmesi, kamuoyundaki genel tahminlerin aksine, ezberleri bozacak bir durumdu. Stat oynanacak durma gelmiş, çimler sorunsuzdu. Taraftarlar 2.5 yıllık hasrete son veriyordu. "Eve dönüyoruz" mesajları, bütün Beşiktaşlıların, sarıldığı bir umut olmuştu. 1 gün önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bütün devlet erkanını ağırlayan ve dosta düşmana karşı endam eden Boğazın incisi, bir gün sonra tribünü dolduran taraftarı da kendisinden geçirecek, şampiyonluk da Vodafone Arena'da garantilenecekti.

DÜĞÜM G.SARAY DERBİSİYDİ
Bursa ve Kayseri galibiyetleri sonrası zorlu bir engel kalmıştı; Galatasaray... Avrupa Ligi'ne katılım hakkı savaşı veren Galatasaray, Beşiktaş için zor bir deplasman olmuştu. Derbide siyahbeyazlı ekip gereksiz bir tedirginlik yaşamış, ancak kaptan Tolga'nın takım arkadaşlarına, Fikret Orman'ın ise takımın ağabeylerine yaptığı konuşmalar sonrası Beşiktaş, derbiyi kayıpsız atlattı. Osmanlı maçı şampiyonluk maçına dönüşmüştü. Herkes heyecanlıydı, 7 yıllık hasret bitiyordu. Son 5 yılını 'CEFA' çekerek geçiren, bu süreçte 'FEDA' demeyi bilen, üstüne üstlük göçebe olmayı göze alıp, stadını bitirme becerisini gösterebilen Beşiktaş'ta bu şampiyonluk birlikte 'SEFA' vakti gelmişti. "Şerefinle oyna, Hakkınla kazan" diyen ve bunu stadın futbolcu çıkış tüneline büyük harflerle yazan bir camianın şampiyonluğu, Beşiktaş'ın hak edilmiş şampiyonluğu hayırlı uğurlu olsun.

GOMEZ'İN GÖZLERİ YAŞARDI
21 Nisan'da bin Euro'luk bonservisin getirdiği opsiyonu kullanmayarak, gitmeyi düşünen Mario Gomez, ısınmaya çıktığında adeta nutku tutulmuştu. Hem kendisine hem de oyunculara yeni statta gösterilen ilgi ve ambiyans, bütün oyuncuları hırslandırdı. Soyunma odasına girildiğinde, Cenk'in, Gomez'in gözleri yaşaracak, Bursa maçı öncesi birbirilerine ateşli konuşmalar yaparak, motive edeceklerdi.

Saygıyı aşıladı saygıyı hak etti

Vatansız milletin buhranını, evsiz-barksız insanın ızdırabını yaşamadan, anlamak ya da anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalabilir.
Statsız kalan bir takımın yaşadıkları ve zaman zaman içine düştükleri boşluk, empati yapma noktasında bize küçükte olsa imkan doğurabilir. 2 Haziran 2013'te yıkılmaya başlanan İnönü Stadı'nın, yeni yüzüyle Vodafone Arena olarak 11 Nisan 2016'da betona çeliğe-ete kemiğe bürünene kadar ki 2.5 yıllık süreçte siyah-beyazlı oyuncuların yaşadıklarına kulak vermek başarının değerini görmek adına bize doğru ipuçları verebilir.
Beşiktaş'ın şampiyonluk öyküsü Kartal'ın deplasman maçları dışında 2.5 yılda iç saha maçları oynamak için 6 statta adeta göçebe kuşuna dönmesinden geçiyor. Kendilerince sebeplerle rakipleri Beşiktaş'a kapılarını kapatan büyüklerin bu tavrı siyah-beyazlı camiada ve taraftarda iki hasleti geliştirdi. Kapılarını açan Konyaspor, Osmanlıspor, Başakşehir ve Sarıyer'e olan muhabbeti artırdığı gibi Vodafone Arena özelinde "Yuvaya" olan aidiyeti artırdı. Bu güne kadar hiçbir taraftar ötekileştirilmiş duygusuyla inşaat halindeki bir stada bu kadar değer ve önem atfetmedi. Futbolcular ev sahibi olmalarına rağmen her gün başka başka oyuncuların resimlerinin arasından soyunma odalarına gittiler. Beşiktaş, Vodafone Arena'ya çıkmasa geçen yıl olduğu gibi boşluğa düşüp, şampiyonluğu kaybedebilirdi.
Beşiktaş kötü yönetilmenin faturasını ağır ödedi. Şeref Bey'e sığındı 'FEDA' dedi. 'Baba Hakkı', 'Süleyman Seba' dedi 'CEFA' çekti. Şimdi 'FEDA' diyen, yönetimiyle birlikte 'CEFA' çeken Fikret Orman 'SEFA' sürmeye hazırlanıyor. Büyük bir cesaretle 2 Haziran'da vurduğu kazmanın ardından "Yıkma altında kalırsın" diyenlere inat, Kartal'ı karanlık tünelden çıkarmayı başardı. Stat, sponsorluk anlaşmalarında itici güç oldu. G.Saray'ın 3, F.Bahçe'nin 1 milyon dolar forma reklamı aldığı 2015-16 sezonunda Beşiktaş (Vodafone, Beko, Kalde, CocaCola ile) 14 milyon dolar gelir elde etti.

GÜNEŞ SAYGIYI FAZLASIYLA HAK ETTİ
Beşiktaş "Yensen de yenilsen de…" diye kadirşinas bir duruş sergilese de her zaman Güneşli günlerin geleceğine inandı. Şenol Güneş'i hırçın Karadeniz'in agresif, sert ama bir o kadar da hayata filozof gibi duruşuyla bağrına bastı. Almanya'daki kampın ilk gününde 'KURAL-DİSİPLİN-ÇALIŞMA' dedi. Lig başlayınca 'ADALETİ' hüküm kıldı, oyuncularına, hem kendilerine hem de rakibe saygı duymayı aşıladı. Gomez'e, Sosa'ya Quaresma'ya ikinci baharını yaşattı. Oğuzhan, Tolga yeniden zirve yaptı. İşine, futbolcusuna, rakibine saygı duyan çalışkan ve adil bir teknik adam Şenol Güneş, saygıyı fazlasıyla hak etti.

Derbiler olmazsa olmaz

Sezona Cenk Tosun'un hat-trick yaptığı farklı Mersin İdmanyurdu galibiyetiyle başlayan siyah-beyazlılar, bu maçtan bir hafta sonra Trabzonspor yenilgisiyle kendini büyük tartışmaların içinde buldu

"Bilic'le bir tane derbi kazanamadık. Beşiktaş zaten derbi maçları kazanamıyor, yine şampiyonluk kaçacak" tartışmalarına bir de Quaresma'nın sorumsuzca gördüğü kırmızı, tuz biber ekiyordu

Şenol Güneş, şampiyonluğa giden yolun taşlarını, Avusturya'nın Marienfeld kasabasında döşemeye başlamıştı. Daha önce Türkiye'yi Avrupa üçüncülüğüne götüren oteli, kamp yeri olarak seçen Beşiktaş'ta Şenol Güneş'in disiplini, prensipleri, sert ve net tavrı, kampa damgasını vurmuştu. Güneş, "İyi bitirmenin yolu iyi başlamaktır… İlk düğmeyi doğru ilikleyelim ki sonrakiler doğru devam etsin" diyordu. Güneş'in Beşiktaş'a getirdiği disiplin ve gerilim, daha sonra yerini kaynaşma ve kardeşliğe bırakacaktı. Beşiktaş'ta bireysellik kaybolmaya yüz tutarken, takım ruhu yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Tecrübeli hoca kampın ikinci bölümüne geçildiğinde hazırlık maçlarında sonucu önemsemeyen bir görüntü veriyordu… Sahada yardımlaşan, birbirinin açığını kapatan ve daha önemlisi hücum futbolunu önemseyen bir yapı kurdu. 4-2-3-1 sisteminden 4-1-4-1'e geçişin temelleri atıldı. Geçtiğimiz yılın devre arasında alınan ve kampın yıldızlarından olan Tolgay'ın sakatlığı diğer formda oyunculardan Oğuzhan'ın önünü açmıştı. İdmanlarda Cenk, Oğuzhan, Olcay ve İsmail'in formu üst seviyedeydi. Önce Quaresma ardından Gomez kampa katılınca Güneş'in yüzünde güller açmaya başladı. Kafasındaki alternatif kadroya dair soru işaretleri netleşmeye başlamıştı.

GOMEZ'İN KALBİNİ KAZANDI!
Gomez gelince herkes Cenk'in kaygısına düşmüştü. Acaba hangisi oynayacaktı? Tecrübeli teknik adam, ilginç bir yönteme başvurdu. Küçük bir hamle ile sorunu başlamadan bitirdi. Gomez'i görüşme odasına almıştı. Tarihi bir konuşma yaptı. Konuşmada Alman yıldıza, "Sen hazır değilsin. Ama arkadaşların sen yokken burada çok çalıştılar. Oynamayı hak ediyorlar. Senden beklentim eksiklerini gidermen. Sana yoğun bir program uygulayacağım. Hazır olduğunda da sahada olacaksın. Seni biliyor ve değer veriyorum. Ancak doğru başlangıç önemli" demişti. Güneş, bu sözleriyle Gomez'in kalbini kazanmıştı… Fiorentina'da gördüğü, "Bunun içi geçmiş, bundan bir şey olmaz" düşüncesinden sonra Beşiktaş'ta babacan bir tavırla karşılanmıştı. Şenol Güneş yaşanacak bir sorunu tecrübesiyle kapatmıştı. "Benim oyuncum en iyisine layık" diyen Güneş, bir yandan takımı dizayn ederken diğer taraftan Ümraniye'de sakatlıklara neden olan çimleri ve tesisleri yeniledi. 2001'den beri tesislerde değişiklik yapılmamıştı. Ümraniye'nin de takımın da patronu Şenol Güneş'ti. Beşiktaş, ışık veriyordu. Herkes dört gözle sezonun ilk maçı olan Mersin İdmanyurdu deplasmanını bekliyordu.

QUARESMA SÖZÜNÜ UNUTU, ÖZÜR DİLEDİ
Mersin'de iki sürpriz vardı... Kampın yıldızı Cenk 11'de başlamış ve hat-trick yaparak hocasının adaletine gollerle teşekkür etmişti. Olcay ve Kerim'in golleri, 5-2'lik galibiyeti getirmiş ama önemli olan ortaya konulan ofansif ve muhteşem futbol, 'Güneş'li günlerin habercisi olmuştu. Ancak daha ikinci hafta Olimpiyat Stadı'nda Trabzonspor'a 2-1 yenilince Beşiktaş'ta var olan bir tartışma yeniden alevlendi. Beşiktaş derbi kazanamıyordu ve Şenol Güneş'in kariyerindeki derbi istatistikleri iyi değildi. Ancak bu karamsar tablonun içinde Güneş daha Trabzon maçının devre arasında ve sonrasında yöneticilere çok önemli iki mesaj vermişti. "Trabzon maçı ölçü değil. Bir takım eksiklikler var. Bunları birkaç hafta içinde bertaraf edeceğiz ve hepiniz kazanma karakterimizi göreceksiniz" demişti. O maçtaki bir başka sorun da Quaresma'nın kırmızı kartla oyun dışında kalmasıydı. Transfer olurken, Fikret Orman'a "Takım uyumu" konusunda söz veren Portekizli, bu sözü unutmuş muydu? Şenol Güneş sertti; emek, alın teri ve takımdaşlıktan bahsediyordu. Bu sözler Quaresma'ya yönelikti. Portekizli, hocası ve arkadaşlarından özür diledi. Genelde bu tarzı değildi! "Hata yaptım. Hakemin bunu fırsata dönüştüreceğini hesaplamadım. Sizi yalnız bıraktığım için özür diliyorum." Gaziantep deplasmanında alınan 4-0'lık galibiyet, Trabzonspor maçında baş gösteren endişeleri bertaraf etmişti. Yeni konu Gomez mi Cenk mi oynayacak olmuştu.

BERABERLİKLE YETİNDİ AVRUPA'YA VEDA ETTİ
Beşiktaş için bir yandan Avrupa mücadelesi başlamıştı… Önceki sezon Avrupa Ligi'nde çok iyi işler yapan, Liverpool ve Tottenham gibi devleri deviren siyah-beyazlılar, çıtayı yükseltmişti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. 1-0'lık Skenderbeu galibiyetiyle başlayan grup serüveni, Sporting ve iki Lokomotiv Moskova maçından alınan 1-1'lik sonuçlara rağmen gruptan çıkma şansı ile sürdü. Rusya'da beraberliği yeterli gören siyah-beyazlılar, tarihi bir hata yaptı. Çünkü rakibi 10 kişi kalmıştı ve iyi oyuna rağmen sonuca gidemedi. Beşiktaş için son maç gruptan çıkması için kritik önem taşıyordu. Bir puana gruptan çıkabilirdi ama o Sporting'e 3-1 yenilip Avrupa defterini kapattı. Şenol Güneş, "Lotomotiv'i fırsatını bulmuşken Moskova'da yenecektik. Onun faturasını ödedik" diyerek itirafını yapmıştı.

YARIN

🔴 Beşiktaş'ta savunma krizi…
🔴 Ersan Gülüm kasayı doldurup gitti…
🔴 Rhodolfo sakatlanınca Başkan Orman ne yaptı?
🔴 Kupa hüsranı nasıl karşılandı?

Denizli ‘feda’ demedi Benim oyum Güneş’e

Beşiktaş yönetimi Haziran'ın ilk Salı'sı teknik direktörünü seçmek için toplandığında görüşleri tek tek alan Başkan Fikret Orman, 7 elin Mustafa Denizli için kalktığını gördü... Mete Vardar ve Erdal Torunoğulları, tavrını Şenol Güneş'ten yana koymuştu. Fikret Orman, 'Mustafa Denizli'ye FEDA döneminde Erol Kaynar'ın Balmumcu'daki ofisinde sana ihtiyacımız var dediğimizde yan çizmişti. Benim rızam yok. Şenol Güneş bizi bilen, bizim bildiğimiz bir isim' diyerek hoca konusuna noktayı koymuştu. Bu karar 'Güneş'li günlerin ilk adımı olacaktı. Orman'ın 'Baba yadigarı' dediği Şenol Güneş'le masaya oturulduğunda Fikret Orman daha önce alışılmamış bir teklif sundu: "Şenol Hocam isteklerini, her türlü taleplerini yerine getiririz ancak biz Tamer'i (Tuna) ileride Beşiktaş'ın teknik direktörü olarak düşünüyoruz. Senin tecrübelerinle gelişeceği bir alan ve sorumluluk istiyoruz." Teknik kadro şekillendi, geriye geçen yıl son kulvarda şampiyonluğu kaybeden takviyelere gelmişti. Demba Ba'ya Çin'den gelen 13 milyonluk bonservis ve futbolcuya önerilen 3 yıllık 21 milyon Euro herkesin başını döndürmüştü. Taraftarın sevgisi Demba Ba gidince, yerine başka bir yıldız alınması ihtiyacı doğurmuştu.

Yüzde 1 ihtimal bile olsa Gomez'i almadan gelme
Robin van Persie'den sonra konuşulan isimler kimseyi tatmin etmiyordu. Fiorentina'nın 9 milyon Euro bonservisle kapı açtığı Mario Gomez için yumuşama belirtileri baş göstermişti. Erdal Torunoğulları, "Başkan Gomez'de ihtimal var. Zorlayalım mı?" diye Londra'dan sorunca Başkan Orman'ın yanıtı net oldu: "Yüzde 1 bile ihtimal olsa devam et." Fiorentina'da kamp dönemleri başlamıştı. Hollanda'da yaşayan Torunoğulları, Fiorentina-Londra-Münih üçgeninde seferlere başlamıştı. Torunoğulları önce Gomez'e ulaştı. Bu kontakta Türk menajer Özkan Doğan ve Alman avukatı üzerinden yürüdü. Gomez'e teklifler vardı. Ancak Torunoğulları "Aradığın heyecan, ilgi ve futbol oynama fırsatı Beşiktaş'ta. Burada yeniden milli takıma yükselecek ortamı ve yarışı bulacaksın. Biz sana mutluluğun garantisini veriyoruz" diyerek Gomez'in aklına girdi. Beşiktaş'ın MANU'ya çektiği "Bizde para yok. Finansal Fair Play'dan takipteyiz" yaklaşımını Fiorentina'ya "Gomez kalırsa size 2 yılda maliyeti 22 milyon Euro. Biz Gomez'le görüştük olumlu" diye kurguladı. Özkan Doğan ve Ahmet Bulut'tan da yardım alan Erdal Torunoğlu, müjdeyi Fikret Orman'a "Mario bitti!" diye verdi. Beşiktaş Alman yıldızı renklerine katmış 13 milyon Euro'ya sattığı Demba Ba'nın yerine sadece 1000 Euro bonservis bedeli ve özel sözleşme yaptırarak rahatlamıştı.

Quaresma: Evimi özledim Orman: Bıraktığın takım yok
Beşiktaş santrfor transferiyle ilgilenirken gündeme Quaresma düştü. Porto'da oynayan Quaresma, menajeri aracılığıyla Beşiktaş'a haber gönderdi. Başkan Fikret Orman yönetimi ekonomik gerekçelerle Portekizli yıldızı göndermişti. Taraftarın sevgilisi olan Quaresma'yı geri almayı "Tükürdüğünü yalamak" olarak değerlendirecek çevreler vardı. Ancak yıldız futbolcudan gelen talep ve mesajlar, Orman'ın kafasını karıştıracak nitelikleydi. Portekizli yıldız, "İstanbul'u özledim, Beşiktaş'ı özledim. Yuvama dönmek istiyorum" dedi. Fikret Orman bir ara konuşmada Quaresma'nın arzusunu test etmek için o kadar yüklendi ki, "Beşiktaş'tan büyük hiç kimse yoktur. Bu sorumlulukları taşıyacak oyuncular var. Bu takım senin bıraktığın takım değil. Başında büyük ve tecrübeli fakat bir o kadar da disiplinli bir hoca var. Kurallara harfiyen uyacağını düşünüyorsan Güneş'le konuşacağım" dedi. Güneş, "Quaresma'nın dönüyor olma ihtimali bile beni heyecanlandırdı" diye cevap verip ekledi: "İyi oyuncularla çalışmak isterim. Ancak şunu baştan ifade edeyim, kurallar herkes için geçerli. Eğer takımımızın bir parçası olacaksa buyursun gelsin." Quaresma, Beşiktaş'taydı.

Trabzon'la poz verdi Beşiktaş'a imza attı
Beşiktaş transferde bu sefer Trabzonspor'la Tolgay için karşıya geldi. Trabzonspor başkanı ve o günkü teknik direktörü Ersun Yanal, Almanya'da Tolgay ile transfer pozu verdi ama Beşiktaş yönetimi tereyağından kıl çeker gibi Tolgay'ın transferini bitirdi. Erdal Torunoğulları'nın 'Trabzon'da daha çok kazanabilirsin ama Beşiktaş'ta yıldız olursun" söylemi üzerine Tolgay son kararını verdi. Trabzon'a imza atsa 3 yılda 2.7 milyon Euro daha fazla para kazabilirdi. Ancak o Beşiktaş'ı tercih etti.

Oğuzhan'a Barça fırçası
Beşiktaş'ta Marienfeld kampının ilk günlerinde Başkan Fikret Orman'ın bir misafiri vardı. Oğuzhan Özyakup, "Başkanım Lazio'dan teklif var. Çok ciddiler. Geçen yıl çok çalışmama rağmen yeteri kadar fırsat verilmedi. Müsaaden olursa Lazio'ya gitmek istiyorum" dedi. Oğuzhan'ı çok seven Orman, "2 milyon taraftarı olan Lazio'ya mı gideceksin? Sen bizim yıldızımızsın. Bir yere gidemezsin. Gideceksen Barcelona'ya git, Manchester United'a git, Liverpool'a git. Söz, onlarla gel ben seni elimle götürürüm. Ancak şimdi git idmanına çalış. Formayı kap ve hak ettiğini al" yanıtını verdi. İşte Oğuzhan'ın dönüşü ve yükselişi orada başladı.

Van Persie'yi buyursun alsınlar!
Beşiktaş'ın ilk hedefinde dünyaca ünlü yıldız Van Persie vardı… Oyuncuyla prensipte anlaşan Erdal Torunoğulları, Manchester United'le yapılan uzun görüşmelerin ardından Fikret Orman'a, "Manu ile bonservis ödemeden anlaştım, farklı bir formülle çözdük" demişti. Keyifler yerindeydi. Ancak beklenmedik bir gelişme oldu. Santrfor arayan F.Bahçe, aradığı yıldız olarak Van Persie'de karar kılmıştı. Manu'ya bonservis olarak 3 milyon Euro önerince, İngliiz kulubü Beşiktaş'a, "Biz sizinle anlaştık ama şartlar değişti. 3 milyon Euro bonservis öneriyorlar" diye döndü. Beşiktaş ilk ve son kez 2 milyon Euro'ya çıktı . F.Bahçe kararlıydı. Para konuşuyordu. Fikret Orman "2'den sonrası bizim için yok. Pazarlığı sonuna kadar götür. Buyursun alsınlar" dedi ve çekildi.

YARIN:
🔴 Kampta Güneş kanunları, kimi idmandan kovdu?
🔴 Tarihi bütünleşme, Güneş'in taraftarın kalbini fethettiği olay?

İnönü’yü yıkma altında kalırsın

Karanlık tünelden, GÜNEŞ'li günlere Beşiktaş'ın şampiyonluk öyküsü uzun metrajlı bir sinema filmi gibi.. Kulübün kapısına alacaklıların dayanmasına varacak tıkanıklıkların yaşandığı buhranlı günlerden, AŞK ve FEDA ile çekilen CEFA ile çıktı Beşiktaş. Her geçen gün yükselen umutlarıyla birlikte inşa ettiği Vodafone Arena'da kazandığı şampiyonlukla da SEFA dolu günlere kanat çırpmaya başladı.
Ancak CEFA-VEFA-SEFA süreci kolay geçilmedi. Yorulmuş kulüp, yıpranmış sinirlerin döngüsünden camianın gücü, başkan Fikret Orman'ın cesareti ve aldığı radikal kararlarla çıktı. 2 Haziran 2013 tarihi Beşiktaş için dönüm noktalarından biriydi. İç ve dış krizlerin karabasan gibi Beşiktaş'ı sardığı bir ortamda İnönü Stadı'nı törenle yıkmaya başlayan Fikret Orman için "Stadı yıktı, yapamaz... Bu stat bir daha yapılamaz... Beşiktaş girdiği karanlık tünelden kolay kolay çıkamaz" diyenlerin sayısı hiç de az değildi. Ancak Beşiktaş'ın gücünü, camiasının dinamiklerini iyi bilen başkan 'FEDA' diyerek kenetlenmeyi sağladı. Karanlık tünelin sonundaki Güneş'i vadetti. Bütün gelirleri temliklenmiş, bankalarda kredibilitesi tükenmiş, ödeme akışı kilitlenmiş bir kulüp için yeni stat ve Vodafone Arena ile kendisine döngüyü sağlayacak ekonomik kaynakları sağladı. "Bankalar tıkanmışsa camiamız var" diyerek bitip bitmeyeceğine dair bahis oynatılan yeni stattan 144 loca ve 20 bine yakın kombineyi 3 yıllık süreli satışla nakite dönüştürdü. Bir taraftan stadı yaparken diğer taraftan yeni ve genç bir takım inşa etti. Bu yan yana mümkün olacak bir durum değildi.

GÖÇEBE KUŞ KARA KARTAL
Kartal göçebe olmayı göze aldı. G.Saray ve F.Bahçe statlarını ezeli dostlarına açmazken Kartal, göçebe kuşlar gibi Osmanlıspor, Konyaspor, Başakşehir, Olimpiyat hatta Sarıyer'in statlarında oynamak zorunda kaldı. Geçtiğimiz yıl Galatasaray'a kaptırılan şampiyonluk umutları sarstı ve Güneşli günleri geciktirdi. "Son maçları Vodafone Arena'da kendi evimizde oynasaydık 2014-2015 şampiyonluğunu kaybetmezdik" diyen Fikret Orman son bir yıl bütün planlarını stadın lig bitmeden tamamlanması üzerine kurdu. Bu süreçte stat isim hakkı, forma sponsorluklarıyla 170 milyon dolarlık kağıda dökülmüş bir gelir kalemi de oluşturan Beşiktaş yönetiminin sezon başı yapacağı en önemli iş, West Ham'a giden Bilic'in yerine takıma doğru bir teknik adama teslim etmekti. Çinlilerin 13 milyon Euro verdiği Demba Ba'nın yerini doldurmak, başta stoper olmak üzere takıma yeni ve tecrübeli yıldızlar kazandırmaktı en önemli konuydu.

***

Oylar Denizli'ye görev Güneş'e
Yönetim sezon başı Şenol Güneş'le ilgili tarihi bir yanlışın eşiğindeydi. Herkes hoca kim olsun sorusunun cevabını ararken Fikret Orman geçen yıl son haftalarda futbolcularla Bilic arasındaki duygusal kopuşları dikkate alarak ilginç bir hamle yaptı. "Önder Özen ve yardımcılar verimli olamadı" diyerek önce eski bir futbolcuyu yardımcı antrenör olarak seçti: Tamer Tuna… Beşiktaş'ın 100. Yıl kadrosunda yer almış Çanakkale'de teknik adamlık tecrübesi yaşamış ve Sergen Yalçın'la iyi işler çıkarmış Tuna ile anlaşma yapıldı. Teknik direktör arayışlarına Tuna da dahil edildi. Yerli/yabancı birçok teknik adamın ismi yönetimin masasındaydı. Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Abdullah Avcı, Rıza Çalımbay ve Schalke'yi UEFA şampiyonu yapan Hollandalı Huub Stevens…
Bursaspor'la kupa finaline çıkacağı için görüşmeyi kabul etmedi ama "Şartlar oluşursa engel yok" hissini verdi. Güneş'ten çok yönetimde "Bilic'ten sonra yerli olsun, zaman kaybı olmasın, o da Mustafa Denizli olsun" fikri çoğunluktaydı. Lucescu, Orman tarafından bizzat aranmış olumsuz cevap alındığı için listeden hemen çıkarılmıştı.
7 HAZİRAN… Başkan, teknik direktör konusunu karara bağlamak için yönetimi topladı. Herkesin fikrini sordu. 1 kişi Abdullah Avcı diyordu. 2 kişi Rıza Çalımbay. Başkan fikirleri alırken Denizli'yi isteyenlerin sayısı 7'ye çıkmış ve çoğunluk rakamına ulaşılmıştı. Takımla 1 yıldır beraber olan Mete Vardar ile Erdal Torunoğulları "Yerli olacaksa Şenol Güneş olsun. Bizi başarıya o götürür" dediler. Kararsızlar da vardı. Gözler başkandaydı. O çoğunluğun sesini dinlemek yerine tavrını Güneş'ten yana koydu. "Mustafa Denizli ile ilk göreve geldiğimizde Erol Kaynar'ın ofisinde bir araya geldim. Beşiktaş'ın sana ihtiyacı var' dedim. Gelmedi. O gün bizimle olmayanı bugün de ben istemiyorum. Tanıdığımız, bildiğimiz biri olmalı. Kaliteli, başarıya aç bir isim şart. O da Şenol Güneş'tir" dedi. Güneş'li günlerin en önemli adımı atıldı.

YARIN:
Van Persie'den Gomez'e nasıl dönüldü?
Güneş'ten Quaresma'ya nasıl vize çıktı?
Oğuzhan, Lazio'nun kapısından nasıl döndü?