CANLI
SKOR
Erman Toroğlu

Erman Toroğlu

Şampiyonluğu unut!

Ben futbol oynasam Kasımpaşa'da Gençlerbirliği'nde, Antalyaspor'da forma giysem, Fenerbahçe, Galatasaray ile kendi sahamda oynamak istemem. Fener'in Galatasaray'ın stadında oynamak isterim. Neden? Benim seyircilerim benim maçlarıma zaten az geliyor. Fener, Galatasaray statlarına gitsem onların da seyircileri az geliyor. Ben kendi sahamda oynasam gerileceğim. Kötü sonuçta seyircim üzerime gelecek. Ama deplasmanda oynarsam onun seyircisi onun üzerine gidecek. Yani ben rahat edeceğim. F.Bahçe ve G.Saray'a deplasmanda kaybedersem kimse hesap sormayacak. Kazanırsam "Vay be koçum" diyecekler. Yeter ki hakemler ortadan düdük çalsın. Ortadan kessinler. Dün Fırat Aydınus'u uzun zamandır görmediğim kadar düzgün düdük çalarken gördüm. Düşünün Fenerbahçe-Kasımpaşa oynuyor. Fener şampiyonluğa oynamaya çalışıyor, Kasımpaşa da düşmemeye. Koca 90 dakikada 1 tane pozisyon var. O da kaleci Volkan ile önündeki defansın anlaşmazlığından doğup, Castro'nun gol yapamadığı pozisyon. Yahu arkadaşlar siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben maçı benim oğlanın evinde seyrettim. Eğer ilk yarıyı üçlü koltukta seyretseydim uyumuştum. Allah'tan tekli koltukta izledim. Maç, 90 dakika oynandı. Sabaha kadar oynansa skor değişmezdi. Nasıl gelsin seyirci!
Fenerbahçe'nin başkanı ve yönetimi, yıllarca taraftarlarını aldattı. Aynı başkan ve zihniyet devam ederse, Fenerbahçe, 10 yıl sonra yine aynı olacak. Arkadaşlar bu kadar para, bu kadar imkan, bu kadar basın gücü varken Fenerbahçe, hala oynadığı futbolla yerlerde sürüyorsa bunun sorumlusu olarak futbolcuyu yada teknik adamı görmem. Yönetimde ararım. Kulübün aynası yönetimdir. Bakınız kaç cümle kurdum. Maçla ilgili doğru dürüst bir cümle var mı? Orta sahada şu yapıldı, forvet uçsaydı vs. hiçbir şey yok. Neden? Maçta hiçbir şey yoktu da ondan. İbrahim Tatlıses ne demişti: "Urfa'da Oxford mu vardı da biz okumadık." Aynı hesap, "Sahada futbol mu var yazmadık" kardeşim. Yerlerde sürünen bir Fenerbahçe. "Ben buradan 1 puan çıkarayım, bana yeter" diyen Kasımpaşa. Ve bu Kasımpaşa, güle oynaya 1 puanı aldı. Fenerbahçe için ligde bundan sonra iki tane rakip var. Birisi Antalyaspor diğeri Trabzonspor. Şampiyonluk mu? Havada bulut sen onu unut.

Şampiyonluk şansı artık yok

Galatasaray şampiyon olacakmış! Onu geçin.
Olma şansı sıfır. Futbolda bu kadar iddialı konuşulmaz kabul ediyorum ama bu cümleyi söylerken neye dayanarak söylüyorum? Dün geceki sonuca göre değil. Galatasaray'ın sahadaki mücadelesini ve fizik gücünü gördükten sonra bu kanaate varıyorum. Bu saatten sonra bu takımın kondisyon olarak yükleme yapacak hali yok.
Hani elbisede prova yaparsınız ya ceketi pantolonu düzeltirsiniz. Belki öyle ilk 3'e girersiniz.
Yeni teknik direktörle eskisinin arasındaki farkı şöyle gördüm. Eski teknik direktörle futbolcular ayaklarının ucuyla burnuyla oynuyorlardı.
Hani yere düşersek bacaktan kılımız döner falan diyorlardı. Şimdi biraz mücadeleye başlamışlar. O da ne kadar? 60 dakika.
Sonrasında güçleri yetmedi. Çünkü bu işler 1 haftada olacak işler değil. Teknik direktör Tudor açısından da şunu söyleyebilirim. Yeni geldiğin bir takımda ikinci, üçüncü idmanda futbolcuyla mücadele etmeyeceksin.
Bruma'da olduğu gibi.
Haa şu olabilir. Yönetim sana der ki "Kardeşim bak. Bu oyuncular teknik adamlarla oynuyorlar. Bunlarla biz mücadele edemedik. Teknik adam da bunlara pembe baktı. Seni öyle bir işe getirdik ki eskiden Türkiye'de öğretmenlere söylendiği gibi, eti senin kemiği benim" mi dedi acaba Galatasaray yönetimi? Onu bilemeyiz.
Tudor'un işi zor.
Çünkü burası Karabük değil. Tudor'un ne yapacağını görmemiz için 5 hafta yeter.
Ama 5 hafta sonra Galatasaray için çok şey geç olmuş olabilir.
O da ayrı bir olay. Buradaki tek olay Galatasaray yönetimidir. İşi çok başından görüp pansuman yapmadan ameliyat yapıp hastayı sağlığa kavuşturabilirlerdi.
Ama onlar hep pansuman yaptılar, bugünlere gelindi. Şimdi ameliyat yaparsanız ne kadar başarılı olur. Hasta ne kadar kurtulur, tartışılır. Bu maç için fazla da söylenecek ve yazılacak bir şey yok maalesef.
İşte bu kadar. Rize de bu kadar Galatasaray da bu kadar. Sonuç da bu kadar. Ne demişler: Ne kadar ekmek o kadar köfte.

Kalitesiz maç
Çaykur Rizespor bildiğimiz gibi onlar da kendi yağlarında kavruluyorlar. Kaliteli bir maç oldu mu? Hayır. Maçı seyrederken heyecanlandık mı? Hayır. Zevk aldık mı? Hayır. Beraberlik bence iki tarafa da yaramadı. Ama iki tarafın da oyununa baktığımızda hangisi kazanırsa diğerine yazık olurdu? O kadar basit.

Bir tane pozisyon olmaz mı?

Bakıyorum ve soruyorum, Fenerbahçe'de kim iyi oynadı diye. Bir kişi yok.

Bu tarz elemeli maçlarda 1-0 avantaj mı, dezavantaj mı her zaman tartışılır.
Ama 1-0 her zaman galip gelen takım için avantajdır.
Çünkü rövanşta 2-0 öne geçsen, maçı bitiriyorum desen yiyeceğin bir golle elenirsin. Onun için Fenerbahçe'nin İstanbul'da dün geceden iki misli gayretli ve istekli olması gerekiyor.
Aslında rakip öyle aman aman bir rakip değil.
İki ay maç yapmamalarına rağmen 60-65 dakika iyi mücadele ettiler.
Sonra oyundan düşmeye başladılar.
Aslında tam randımanlı ve antrenmanlı olsalar Fenerbahçe için İstanbul'da çok daha tehlikeli olacaklar gibi gözüküyor.
Çünkü çabuk geliyorlar, oyuna çabuk çıkıyorlar.
Fenerbahçe'de garip olan şu;
Fernandao iyi değil diyorsun, Van Persie kötü diyorsun, Emenike ile başlıyorsun... E, Emenike hepsinden kötü.
Bir ceza veriyorsun, sonradan tekrar onu oynatıyorsun.
Akıl alır gibi değil.
Futbolcu, teknik adam ve yönetim arasında Fenerbahçe'de bir şeyler oluyor.
Oluyor da ne oluyor!
Olduğu gibi takıma yansıyor.
Böyle bir Rus takımına karşı Fenerbahçe'nin bir tane pozisyonu yok. Böyle bir durumda Fenerbahçe için ne yazarsınız? Zorluyorsunuz iyi bir şeyler bulayım diye cımbızla çekseniz yok. Türkiye'de pompayla gidiyor. Hoş pompayı biraz fazla veriyorlar bir gün tam patlayacak lastik ortalık yangın yeri olacak.
Bakıyorum ve soruyorum, Fenerbahçe'de kim iyi oynadı diye.
Bir kişi yok.
Rakibin en iyi adamı stoperleri. Hem yerinde müdahaleler yaptı hem oyunu çok iyi yerlerden başlattı.
Sakindi ve bilinçliydi.
Böyle soğuk havada böyle bir stat ve böyle bir zemin...
Neyse ki bizde de böyle statlar olmaya başladı.
Fenerbahçe bu takıma İstanbul'da gol atar.
Yemeden bitirir mi?
Bitirirse zaten tur atlar.
Son zamanlarda seyrettiğim en iyi hakem. Hiç zorlanmadan tıkır tıkır maçı yönetti.
Mümkün olduğu kadar da oynatmaya çalıştı. Öyle ufak tefek faullere düdüğü üflemedi.

De Jong koltuk takımı olur!

Sahada Galatasaraylı futbolcuların kafaları çalışmıyor. Rakiplerinin ise çalışıyor.
20 golün 12'sini kafadan yemişler.
Yalnız futbolcuların mı kafası çalışmıyor?
Kenardaki hocanın da kafası çalışmıyor. Bu kadar çok kişinin kafasının çalışmadığı yerde başarının gelmesi çok zor. Şu anda Galatasaray'ın 1 tane santrforu var: Eren Derdiyok...
Kenarda oturtuyorsun. İlk yarı orta saha yok.
Defans dörtlüsünün önünde iki top yapamayan adam: Ciğerci ile De Jong. De Jong'dan çok güzel oturma odası takımı çıkar. İki tekli koltuk, bir de üçlü. Frikiği Tolga Ciğerci vuruyor. Ciğerci bu sezon vurduğu toplarda kaç tane gol yaptı!
İkinci yarı Riekerink mecburen değişikliğe gidiyor. Galatasaray biraz kıpırdıyor.
Aslında ikinci yarı değişikliklerle oluşan 11'in maça başlaması gerekirdi. Ve hala Riekerink için niye ısrar ederler anlamıyorum. Galatasaray'a bir şok değişiklik lazım. Sneijder oynarsa bir şeyler yapıyorlar. E oynamadığı zaman ne olacak? Galatasaraylı futbolcuların bu Sneijder olayı kanlarına dokunmuyor mu acaba? Yani Sneijder varsa Galatasaray takımı var. Olmazsa diğer futbolcular dandik. O zaman Sneijder yok gibi de hazırlayacaksın takımı.
Bazı futbolcular, bazı yerlerde oynayamaz.
Sen Bruma'yı belli yerlerde oynatmaya mecbursun. Ondan oyun kurmasını bekleyemezsin.
Onu fazla geriye çekme. Onu rakip kaleye 30 metre mesafede kullan. Ama sen topu Bruma'ya getiremiyorsun ki.
Kimle getireceksin? De Jong diye bir adam oynuyor. İnanın şu halı sahada maçlar yapanlar var ya orada oynayan çocukların yerine oynayamaz.
Yan toplardan kafa golü yiyorsun.
Hadi kafaya zıplayamıyorsun hiç olmazsa boz. İnsan bıkmadan usanmadan yan top çalışır antrenmanlarda. Bakınız bu Kayserispor takımı, Sergen geldikten sonra yaptığı transferlerle bu hale geldi. Yani yeni ve toplama... Öyle olduğu halde bile bir şekilleri var, planları var. Galatasaray'a bakıyorsun. Koydum çayıra mevlam kayıra.
53. dakikada hakem Hüseyin Göçek'in görmediği halde verdiği bir el kararı var Kayseri hücumunda. Pozisyonun elle kolla alakası yok. Belki de orada maç kopacaktı.
Galatasaray sonlara doğru ceza alanında Sinan Gümüş'e yapılan harekete penaltı istedi. Öyle penaltı olmaz. Hüseyin Göçek FIFA hakemi. Uluslararası maç yönetiyor ama topla çarpışıyor. Uluslararası maç yöneten bir hakem topla çarpışmaz.
Demek ki hala öğreneceği çok şey var.

Advocaat da seyretti, Fener de...

Birisi bana bu maçı anlatsa ben de maçı seyretmemiş olsam derim ki "Hadi oradan benimle dalga geçme. Böyle bir şey olur mu. Fenerbahçe 1-0 önde olduğu ve Bursaspor'un eksik kaldığı maçı kazanamadı mı?" Bakınız, penaltı, penaltı mı Fenerbahçe'nin kazandığı. Hep derler ki, "Pozisyonlarda elini yapıştır veya arkana sakla" Hadi arkaya saklamaya vaktin yok, o zaman da ön tarafına yapıştır." Fenerbahçe'nin kazandığı penaltıda karar doğru. Peki Bursasporlu oyuncu Jovic'in atılması doğru mu? Kesinlikle doğru... Kardeşim senin sarı kartın var, elde bomba oynuyorsun. Lens'i senin üzerine veriyorlar. Niye? Çünkü sen atılacak bir madensin. Sanki telefonla emredilmiş gibi tutup Lens'i indiriyorsun, hakem de seni haklı olarak atıyor.
Fenerbahçe soyunma odasına 1-0 önde gidiyor. Tam bir tereyağı, her şey lehine. Sen futbol oynamıyorsun ama Bursaspor da oynamıyor.
Rakibin sinirlenmiş, 10 kişi kalmış. Çık ikinci yarı ortada sıçan oyna. Çünkü bir kişi fazlasın. Ortada sıçan futbolcuların antrenman ya da maçtan önce ısınma olayıdır. Ortaya bir kişi alırlar, 5 kişi top çevirir. Ortadaki 1 kişi topu biraz zor alır.
Sen biraz top çevirsen Bursaspor'un ön tarafı, arka tarafı, orta sahası yani her yeri dağılacak. Ama 10 kişi kalmış olan Bursaspor oynamaya başlıyor, Fenerbahçe ise seyrediyor. Aslında Fenerbahçe'de bir oyuncu isyan ediyor, mücadele ediyor Alper. Bir oyuncu da takımı 10.5 kişi oynatıyor. O da Aatif... Peki bütün bunlar olurken Fenerbahçe Teknik Direktörü Advocaat ne yapıyor. O da oyunu seyrediyor. Aynen Fenerbahçeli 10 futbolcu gibi... Yahu kardeşim "tehlike geliyorum" diyor. Bursaspor bir gol atsa işi bitirecek, hatta kazanabilir. Sen hâlâ oyuncu değiştirmiyorsun. İlk oyuncu değişikliğini 82'de yapıyorsun. Yani beraberliği Bursaspor'a vermek için 10 Fenerbahçeli futbolcu ve teknik direktör çabalıyor! Şampiyonluk da başka bahara kalır. Bakınız, Fenerbahçe çatır çatır mücadele eden takımlara karşı oynayamıyor. Kibar oynayan takımlara karşı oynuyor. Sert oynayan takımlar da Fenerbahçe'yi bozuyor. Tamam Fenerbahçe'nin aleyhine verilen penaltı, penaltı değil. İyi de Fenerbahçe'nin futbolu futbol muydu. Her zaman düşeş atamazsınız. Onun için sarı-lacivertlilerin taktiği önüne koyup düşünmeleri gerekir. "Biz hatayı nerede yaptık" diye...
Bursaspor seyircisi müthişti. Hem tribünü doldurdular hem de 90 dakika takımın arkasında durdular. Helal olsun. Onlara da bu yakışıyor. Bursaspor, Eskişehirspor, Ankaragücü, Altay, Göztepe, Karşıyaka gibi takımlar futbol kültürü olan takımlardır. Ne yaparsanız yapın bunların köklerini bitiremezsiniz. Bunların her an ayakta kalmaları Türk futbolunu ileri götürür. Bursaspor'un stadı güzel gözüküyor. Yeni stat ama zemin, stat kadar güzel değil. Herhalde yeni sezonda bu sorunu çözeceklerdir.

Hakem dediğin kartıyla konuşur

Uzun süre konuşulacak bir derbi oldu... Sonunda lig maçlarına da tesir edeceği kesin. Bir düşünün bu olaylar nereden geliyor? Başkanların verdiği sorumsuz beyanatları hatırlayın. Buna, bu tarz işler yapan tüm başkanlar dahil. Beyanatlar veriliyor, hedefler gösteriliyor. Maçtan önce Fenerbahçe taraftarını getiren otobüsler parçalanmış. Bu gerginliğin sebebi hep o açıklamalar. Sonra maça geliyoruz... Van Persie ile Tosic birbirine dalıyorlar. İkili pozisyonlar var... Yani kazanın altına odun atılmaya başlandı. Fokur fokur kaynıyor ortalık! Ama şunu söylemeliyim. Van Persie'nin Tosic'le girdiği pozisyondan önce atılması lazım. Oğuzhan'la diyaloğa giriyor, tükürerek konuşuyor hafiften. İtişiyor, dalaşıyor.
Sonra dönüyor tribünlere dil çıkarıyor. Araştırın bakalım tribünlere dil çıkarmanın manası nedir Hollanda'da, Almanya'da... Son derece kötü bir anlam taşır o hareket. Araştırıp bakın! Sonra dönüyoruz Tosic atılıyor. Tosic'in yaptığı hareket kesinlikle kabul edilemez. Sen kalk hakeme itirazını yap, kartını iste. Ama adama gidip kafa atarsan, kızarırsın. Ondan önceki pozisyonlarda kart görmesi gereken Persie, o olay öncesi yaptığı hareket nedeniyle de kırmızı kart görmeliydi. Van Persie'nin Tosic'e gelişi, hareketi de kırmızı kart. Eğer Ali Palabıyık, Tosic ile Persie'ye kırmızı kart gösterse o an, maç pırıl pırıl devam edecekti . Adil olacaksan ikisine de göstereceksin! İkisini atsan adaleti sağlarsın. Ama o pozisyonda bir tarafı atarsan terazi bozulur. Ama Ali Palabıyık'ın beğendiğim bir tarafı var. Tek hatada kaldı. Yani yaptığı ilk hatanın etkisinde kalmadı. Maçın özeti şu: Profesyonel Robin Van Persie, amatör Tosic'i oyundan attırdı. Fenerbahçeli oyuncular, bu karttan sonra oyunu çomaklamaktan vazgeçti. Yani rakibi istedikleri kıvama getirdiler. 10 kişi kalan Beşiktaş üstlerine gelemedi, bir poziyon bulup, golü de buldular. Sonra Persie gidip golü atıyor, maçı bitiriyor. Bakınız! Tosic atılıyor... Devre arası oluyor. İki takım oyuncuları soyunma odasına giriyor. Çıkışta herkes sakin. Tribünden seyirci sahaya atlıyor. Bozuk paralar, su bardakları atılıyor. Bu gerginliği tırmandıran kim? Bazı başkanlar...
Onlara sözüm... Yazık değil mi Türk futboluna. Size soruyorum! Hakem nerede hata yaptı? Bir kere hakem sahaya futbolcularla konuşmak için çıkmaz. Kartlarıyla konuşur, kararlarıyla konuşur. Ne oldu maçta? Gerginlikler yaşandı, oyuncular tartıştı. Hakem ne yaptı? Futbolcuların arasına girip konuştu da konuştu... O kadar konuşursan, kartlarını kullanmazsan herkes seni konuşur. Ali Palabıyık müsaade etti böyle şeylere... Kartını gösterseydi, bu tarz olaylar olmazdı. Tosic'i atarken, Van Persie'yi de atması gerekirdi. Beşiktaş'ın penaltı beklediği pozisyon? Öyle penaltı olmaz! Lens'in iptal edilen golünden önce düdük çaldı mı? Bir hareket var. Ama topa yakın oyunculara "Açılın" mı diyor, yoksa "Oyna" mı diyor. Belli değil.
Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren golün kahramanı bence Cenk Tosun. Rakip ceza sahasının önünde, takım halinde çıkmışsın. Orada gereksiz yere yerde yatarak takımını ateşe attın. Gol öncesinde kesinlikle faul yok. Cenk orada kendisini yere bıraktı. Golde ofsayt var mı? Yani şimdi ben bu pozisyonlarda varsa 5 santim, yoksa 5 santime bakmam. Tartışmam bunu! Hakemin durduğu yere bakıyorum. Pozisyonda hakem doğru yerde duruyor. İki pasta da ofsayt yok. Hakemin devam ettirmesi, golü vermesi doğru. Ofsayt yok, temiz bir gol.

Gizli kahraman Atiba’dır

Evvelki gece Kayserispor güzel oynadı. Futbolu keyif verdi. Dün gece de Beşiktaş keyif verdi. Bazı takımların futbolcuları sahada koşuyor, mücadele ediyor, ter döküyorlar; bazı takımların başkanları çıkıp saçma sapan konuşup milleti birbirine düşürüyorlar.
Zaten takımları oynasa başkanlar ve yöneticiler konuşmazlar. Ne zaman konuşur başkan ve yöneticiler? Takımları rezalet oynadıkları zaman. Akıllarınca ortalığı karıştırıp, gerilim yaratacaklar. Şimdi size soruyorum; dün geceki Beşiktaş takımından hangi oyuncu Fenerbahçe'ye gidip futbol oynamak ister? Herhalde deli olması lazım!
Beşiktaş'ta işler tıkır tıkır yürüyor. Belli ki takımda arkadaşlık iyi. Sahanın içinde herkes birbirine yardım ediyor. Antrenörle futbolcuların arası düzenli. Beşiktaş'ın başkanı futbolcularına küfür de hakaret de etmiyor. Böyle bir durumda niye Beşiktaşlı oyuncular gidip başka takımda oynasınlar? Deli olmaları, aptal olmaları lazım.
Dün gece Beşiktaş ne yaptı? Öncelikle sahayı iyi parselliyorlar. Birbirleriyle mesafeleri çok iyi ve ayarlı. Ne fazla açılıyorlar ne de gereksiz koşuyorlar. En ilerideki adam ile en gerideki adam arasındaki mesafe 40 metreyi geçmiyor. Blok halinde gidiyorlar. Defans ayrı telden, orta saha ayrı telden, hücum ayrı telden çalmıyor. Daha da önemlisi hiçbir futbolcu rakibe müdahale etmekten çekinmiyor. "Ben çalım yerim, tribün beni kötü görür, rezil olurum" demiyor. Birinci basıyor alamıyor, ikinci basıyor alamıyor, üçüncü basıyor alamıyor, ya dördüncü ya beşinci alıyor. Ama sonunda topu alıyorlar!
Atiba diye bir oyuncu var Beşiktaş'ta. Adam değnek gibi bacaklarıyla rakibe ne zaman girileceğini biliyor, ne zaman müdahale edileceğini biliyor. Topu ne zaman oyuna sokacağını biliyor. Biliyor da biliyor... Hani hep deriz ya gizli kahraman! Bence Beşiktaş'ın gizli kahramanı Atiba'dır. Ve profesyonellik abidesidir. Rakibine, hakeme, seyirciye en ufak bir ahlaksızlığı ve tepkisini gördünüz mü? Ben hiç görmedim.
Cenk Tosun, geçen sene Gomez'in gölgesinde kalmasına rağmen bu sene tenkitlere kulak tıkayarak iyi şeyler yapmaya devam ediyor.
Tartışmalı pozisyonlar vardı. Mesela Beşiktaş'ın attığı bir veya ikinci golde Cenk rakibine faul yaparak topu alıyor o top gidiyor gol oluyor. Talisca'nın ortasında Babel'in attığı golden evvel ofsayt yok. İlk yarı sonunda top Tosic'in koluna çarpmıyor gibi geldi görüntüde. Cenk'in ceza alanı içinde istediği penaltı pozisyonu da penaltı değil. Rakibi topla Cenk'in arasına girmek istiyor. Cenk yükleniyor rakibine. Gereksiz yere de bir kart görüyor. Beşiktaş'a verilen penaltı da penaltı.
Türkiye'deki futbol kalitesinin düşüklüğünde güzel bir stat, güzel bir zemin ve güzel bir futbol. Teşekkürler Beşiktaş.

Aziz Yıldırım kaşındı!

Dün geceki skorun Fenerbahçe açısından iki tane sorumlusu var. Birisi Volkan Demirel, diğeri Aziz Yıldırım... İkisinin bu maçtan evvel yaptığı hareketler ve saçma sapan konuşmalar, Fenerbahçe takımını futboldan koparmış. Sen çıkıyorsun, "O futbolcu bana gelmek istiyor, bu futbolcunun belgesi var. O şöyle dedi, bu böyle dedi" diye açıklama yapıyorsun. Yahu kardeşim sen dön kendi takımına bak! Senin her konuşman; rakibi hırslandırır. Senin futbolcunu takımdan, oyundan ve hedeften koparır. Eee, bu işler böyledir! Sen, "Şu futbolcu bana gelecekti, ben bunu yapacaktım" diye konuştuğun her anda o mevkide oynayan oyuncu oyundan düşer. Üç defa düşünüp, bir defa konuşacaksın! Aziz Yıldırım kaşındı, Volkan kaşındı. Sergen de Kayserispor da onları kaşıdı. Bu kadar basit!
İlk yarının son 10 dakikası hariç maçın direksiyonu Kayserispor'un elindeydi. Hep topa basarak, adama oynayarak oyuna çıktılar ve çok başarılı oldular. Ne zaman golü yediler? Topu ileri vurduklarında... Mehmet Topal'ın attığı gol de öyle bir pozisyondan geldi. Pozisyonun hazırlanışı yok.
Kayserili oyuncudan geliyor top.
Peki Fenerbahçe'nin durumu ne?
Bir tık yukarı çıkabilseler, farklı yerlere gelecekler. Ama hep bir yerlerde takılıyorlar. Kafasını önüne eğip işini yapan futbolcu adedi dün gece azdı. Volkan Demirel, basketbol maçında ellerini kollarını kaldırıp da sağa sola "İşte böyle, her sene böyle" diye bağırıyor ama, 30-35 metreden vurulan topları da "İşte böyle, her sene böyle" deyip içeri alıyor. Spor ahlakı farklı bir şeydir, hırs ayrı... Ama spor ahlakından noksan insanların da toplumdaki yeri bellidir. Fenerbahçe'de çalışan, bir şeyler yapmayı deneyen bir futbolcu vardı. Mehmet Topal. Onun da gücü bir yere kadardı. Düşünün, rakip takımda vazifesini yapmayan yok. Bu taraftaki takımda da vazifesini yapan bir takım var. Ve skor 4-1... Çok doğru bir skor.
Ligin ilk yarısında Kayserispor'un üzerinde ölü toprağı vardı. Ama dün gece baktım, pırıl pırıl futbol oynuyorlar. Mutlak Sergen'in de bunda payı büyük... İnşallah Kayserispor bu temposuyla devam eder ve ligde alt sıralardan kurtulur.
Büyük takımlarımız "10 numara, 10 numara" deyip, stoperlere 7'şer, 8'er milyon Euro verirken, Kayserispor gidip Lawal'ı alıyor. Lawal dün gece orkestra şefi gibi takımı idare etti. Ama şu var; dün Kayserispor bir bütün olarak oynadı.
Hakem kötü maç idare etmedi. Ama devamlı bir hata yapıyor. Futbolcuların oyun alanlarına tecavüz ediyor. Görüş alanlarını kapatıyor. Futbolcular hem rakipten top çalmaya çalışıyor hem de hakemden.

Fener’e yenilmek anormal değil

Tam bir taktik savaşı oldu. İki ekibin teknik direktörü takımlarını nasıl oynatacaklardı? Bütün hikaye buradaydı. Başakşehir, Fenerbahçe'ye göre mi oynayacaktı, yoksa Fenerbahçe, Başakşehir'e göre mi oynayacaktı? Buradaki kilit nokta Abdullah Avcı'da değildi. Çünkü onun takımının belli bir şablonu vardı ve bu şablon çok fazla değişemiyordu. 'Değişemiyordu'yu bırakın, değişemez de...
O zaman ne olacaktı? O zaman Dick Advocaat işi değiştirecekti. Peki ne yapacaktı?
Maçı bir an evvel koparayım diye Başakşehir'in üzerine gitmeyecekti, kendi defansında geniş alanlar bırakmayacaktı, hele 60-65'ten sonra bu hataya düşmeyecekti. Nasıl olsa Fenerbahçe 1-2 gol pozisyonu yakalayacaktı. Nitekim yakaladı da... Hele öne geçtikten sonra ipler olduğu gibi Fenerbahçe'nin eline geçti.
Başakşehir eğer ilk golü atsaydı o zaman bütün ipler Abdullah Avcı'nın elinde olacaktı. Şimdi buradaki olay ne? Bu maçı Başakşehir kaybetti. Ne oldu? Anormal bir iş değil, Kadıköy'de Fener'e kaybetmek. Eğer Fenerbahçe'ye deplasmanda kaybederek hala şampiyonluk yarışına devam ediyorsanız bu işi sonuna kadar sürdürebilirsiniz demektir. Başakşehir kazanamadı. Kazansaydı, en büyük rakiplerinden birini diskalifiye edecekti. Bu kesin bir şey.
Şimdi düşünün... Evvelki gün Galatasaray kaybetmiş; 3 puan... Dün gece Fenerbahçe zirve yarışındaki rakibini yenmiş; 6 puan... Etti mi 9! Bir taşla üç kuş! Bugün bir de Beşiktaş kaybederse 12 puan kazanmış olacak Fenerbahçe. Yani bir taşla dört kuş vuracak!
Başakşehir'in hücum gücünde hem futbolcu eksiği var, hem zaafları var. Açık alan bulamadıkları zaman kilitleniyorlar. Açamıyorlar kilidi... Açık oynayan takımları da yeniyorlar, parçalıyorlar.
Fenerbahçe'de dün gece bir kişi vardı her şeyiyle iyi oynayan. Koşan, mücadele eden, hep lazım olan yerlerde gerekli işleri yapan. Alper Potuk... Diğerleri de elinden geldiğince mücadele ettiler. Kaliteli bir maç mıydı? Hayır... Heyecanlı mıydı? Eh işte! Peki tempo var mıydı? Biraz... Seyirci sayısı da aynen sahadaki futbol gibi işte yarı yarıya... Hatta daha da eksik.
Eee o zaman nereye geliyoruz. Seyirci eksik, heyecan eksik, kalite eksik, futbol eksik, pozisyon eksik, hakem eksik, hasılat eksik. Peki ne tamam! Hiç bir şey...
Herkese hayırlı işler.

Galatasaray evlere şenlik

İLK yarıda bir Galatasaray seyrediyoruz evlere şenlik. Ne defans yapabiliyor ne de hücum. Rakibin kalesine 1 defa gittiler. Konyaspor, Galatasaray'ın kapısını 3 defa net gol pozisyonuyla çaldı. Atamadılar. 2. yarı Rodrigues'in girmesi, topu ileri taşıması Galatasaray'ı biraz hareketlendirdi. Aslında bize bu olay şunu gösteriyor "Vah Türk futbolunun, vah Galatasaray'ın haline". Yeni gelen bir oyuncu sahneye çıkıyor, Galatasaray maç kazanıyor. Galatasaray 2. yarı biraz kımıldarken kimse kusura bakmasın ama atılan Ali Çamdalı için şunu söyleyeceğim "Herhalde zeka özürlü".
Yahu kardeşim sarı kartı görmüşün doğru veya yanlış. Artık tartışmanın bir anlamı yok. Çek git yerine oyununa bak. Konuşa konuşa kendini attırdı.
Takımını 10 kişi bıraktı. İnanılır gibi değil. Bu zekadaki ve bu mantıktaki bir futbolcu Türkiye'nin en iyi liginde nasıl oynar! Bakın aynı haltı devre arasında Sneijder de yaptı. Ama tahmin ediyorum duracağı yeri bildi. Onun gördüğü kart da aptalca. Hakeme itirazla görülen sarı kartı kabul etmiyorum.
DÜN gece Galatasaray'ın en iyi oyuncusu Sabri idi. Gol attığı için değil. Elinden gelen her şeyi sahaya döktüğü için. Kabiliyeti oranında 90 dakika maçı bırakmadı. Helal olsun. Gol kaçırabilir, ortayı da ters atabilir ama bir oyuncu sahada ne var ne yok her şeyi yapıyorsa o oyuncu iyi oyuncudur.
MUSLERA gene açı kapatmasından, yer tutmasından dolayı mutlak bir golü çıkardı. Ama ilk yarıda Konya'nın girdiği 3 pozisyonda golleri kaçırmak atmaktan daha zordu.
RODRİGUES'in faydalı olacağı gözüküyor. Bruma tipinde bir oyuncu.
Ama şu kadar oynadığında Bruma'dan daha farklı olduğu bir yer var. Son topları daha iyi kullanıyor.
DÜN geceki maçın tek özelliği şu.
Tecrübeli takımlar, büyük takımlar kötü de oynasalar bu maçları kazanmasını biliyorlar.

MUSLERA ÇOK BÜYÜK
Muslera sakatlanıyor oynuyor,
parmağı kırılıyor oynuyor.
Allah korusun yarın bu çocuğun ayağı kırılsa korkarım yine kaleye geçer alçılı ayakla.
Muslera gibi bir kaleci bırakın kaleciliğini Muslera gibi bir profesyonel Türkiye'de çok insana ders veriyor.
Tabii anlayana. Son yıllarda dışarıdan gelen ve Türkiye'de oynayan futbolcuların aldığı parayı sonuna kadar hak eden bence ilk isim Muslera'dır.

GEREKSİZ YERE ATILDI
HAKEM için yazılacak fazla bir şey yok. İlk yarının yarısından itibaren seyirci hakeme yüklenmeye başlayınca Konyalı futbolcular da hakeme karşı sinirli hareket etmeye başladılar.
Aslında Konya seyircisinin hakeme yüklenmesi hakemi bozmadı kendi takımlarını bozdu. Nitekim gereksiz yere 1 kişi eksik kaldılar.

ÖLME EŞEĞİM YONCA BİÇERİZ
GÜZEL bir maç izlemedik.
Keyifli bir maç izlemedik. Hoş şunu söyleyebilirsiniz "Bu sene Galatasaray'ın hangi maçından keyif aldınız" derseniz ben pek hatırlamıyorum. Tek farklılığı var kötü oynasa da kazanıyor. O zaman şunu diyebilirsiniz yarın bir gün bir de iyi oynamaya başlarsa! Ona da şunu demek lazım: "Ölme eşeğim ölme yonca biçeriz"