CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Anderson'dan masallar!

İtalyan ekibinin sakatlıktan dönen iki ası Candreva ve Biglia'ya dikkat

Geçen sezon Serie A'dan Şampiyonlar Ligi ön eleme biletini alıp Leverkusen'a elenen Lazio, Galatasaray gibi bu sezon zirve yarışından da Şampiyonlar Ligi hedefinden de uzak. Avrupa Ligi grubundan mağlubiyet almadan çıktılar ve 5 golle kazandıkları Verona maçını geçen Perşembe oynadıklarından dolayı İstanbul'a bol bol dinlenme fırsatı bulup geliyorlar. Teknik direktör Pioli, İstanbul'daki sıcak atmosferden çekindiklerini saklamıyor ve her Avrupa deplasmanında olduğu gibi hücumdan çok savunmayı düşüneceğinin ipuçlarını veriyor.

ARTILARI

Udinese ve Genoa deplasmanları ve Mustafa Denizli'nin izlediği evindeki Napoli maçında gol atamayan Lazio'ya Galatasaray maçının provası kabul ettikleri Verona maçında filelere gönderdikleri 5 gol büyük moral buldu. Takımın 3 önemli silahından ikisi Candreva ve Biglia'nın sakatlıklarının geçmesi, TT Arena'daki sınav öncesi en önemli artıları. Bu sezon Inter ve Fiorentina gibi güçlü takımları ligde deplasmanda devirmeyi başardılar ve Avrupa Ligi'nde de 3 deplasmanın ikisinde berabere kalıp birini kazanıp, Roma Olimpiyat Stadı'ndaki 3 maçı da firesiz geçtiler. 4-3-3 dizilişinde en önemli silah takımın maestrosu Felipe Anderson. Biglia ise Galatasaray'daki Selçuk'un muadili bir orta saha. Candreva da gününde olduğunda rakip savunmayı zorlayacak yetenek. Avrupa Ligi'nde takımı iten adam ise Sergej Milinkovic-Savic.

EKSİLERİ

Serie A'da 25 haftada attığı kadar yiyen (34) bir takımın iyi savunma yaptığını kimse söyleyemez. Özellikle rakibin kanat akınlarında büyük gedikler veriyorlar. Kenardan gelecek olan Klose herkesin ezberlediği kurt golcü ama artık kariyerinin sonunda. Sahalarında Milan, deplasmanda Napoli karşısında yaşadıkları hezimetlerde ilk golü yedikten sonra toparlamayan Lazio performansları görmüştük. Biglia ve Felipe Anderson'un pas bağlantısı kesildiğinde nefessiz kalacak bir takım Lazio. Galatasaray, Avrupa'da bir marka olan ama kadrosu ve form grafiğiyle vasatı aşamayan bir Lazio ile oynayacak. İstanbul'da kaybetmeyen bir Lazio'yu, -bu sezon 3'er gol attığı Avrupa maçlarını hatılarsak-, Roma'da alt etmek kolay değil.

"ROMA FARESİ"

İki sezon önce Santos'tan gelen Felipe Anderson Lazio taraftarının en sevdiği futbolcu. Lakabı "Roma faresi" Geçen ay Manchester United'ın 50 milyon Euro teklif ettiği konuşuldu ama sambacı takımında kaldı. Bir Brezilyalı forvet arkası, ne yaparsa onu yapıyor. Adam geçiyor, ara pası atıyor, şutları büyük tehdit ve frikikleri yürek hoplatıyor. Her Brezilyalı gibi de maç seçiyor!

Çin futbolunda neler oluyor?

Bazen bir film ya da dizi bile bir spor dalının kaderini değiştirebilir. Beyaz Gölge ile büyüyen kuşakların okul ve semt sahalarındaki -hele bir de filesi varsa- tadından yenmeyen tek pota maçlarından az mı oyuncu yetişti bu ülkede? Futbol bizde de Güney Amerika'da da hala ve çokça sokakların, mahalle sahalarının, plajların apartman boşluklarının oyunu. Bir ülkede futbol ve tribün kültürünün yerleşmesi zaman alır. Bu sevda naklini ne parayla ne de büyük yıldızlarla 1-2 yılda yapamazsanız. Bir kuşak biraz sever belki ama bir sonraki kuşakta atılan tohumlar yeşerir. Geçmişte ABD'de ve Japonya'da, son yıllarda ise Çin'de olduğu gibi. Japon futbol animelerinin "güzel oyunu" sevdirme projelerinde nasıl başrol oynadığını anlatmaya gerek yok galiba. Japonların çizgi film karakterleri futbolu sadece Uzakdoğu'da değil tüm dünyada da daha sevilir ve oynanır bir oyun haline getirdi.

BİR AMERİKAN RÜYASI

ABD'nin 40 yıl önce bütün veteran starları Cosmos çatısı altında topladıkları projenin bugün yükseltilmiş versiyonu ABD Futbol Ligi. Avrupa kıtasında her şeyi kazanmış, kariyerlerinin sonuna gelmiş yıldızlar (Henry, Gerrard, Beckham) ve şaşırtıcı derecede erken yaşta Amerikan rüyasının büyüsüne kapılan yetenekler (Giovinco, Giovani dos Santos), son Dünya Kupaları'nın artık esaslı takımı mertebesine erişmiş ABD'nin yolunu tutuyorlar. ABD'de altyapı çalışmaları, kadın futbolunun gelişimi bu sayfalara sığmaz ama dünyanın en güçlü ekonomisi artık Avrupa kıtası dışında kendine ciddi bir rakip buldu.

OKSİJEN TÜPÜ OLDULAR

1.5 milyara koşan nüfusuyla dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin ve onun sadece 12 yıllık tarihe sahip olan Süper Lig'i. ABD ve Çin arasındaki fark ise ABD kulüpleri kariyerinin sonundaki yıldızlara bonservis ödemeyip, büyülü dünyanın bir parçası olmaya davet ederken, Çin kulüplerinin futbol ekonomisini bilenler için akıllara ziyan bonservis bedellerini gözden çıkartıp, futbolculara "Kulübünde ne kazanıyorsan iki katı" diyerek baştan çıkarmaları. Yılda 10 milyon Euro'ya Çin'e giden Drogba ve Anelka çabuk sıkılıp döndüler kıtaya ama bu ara transfer dönemi de gösterdi ki, Çin kulüpleri hem finansal olarak zordaki Avrupa kulüpleri için oksijen tüpü, hem de yıldızları astronomik rakamlarla ayartan bir oyunbozan.

ÇİN DENGELERİ BOZDU

Chelsea'de oynayıp Brezilya Milli Takımı forması giyen 28 yaşındaki Ramires'in Premier Lig'den ayrılıp Çin'e gitmesinin arkasında Londra'da kazandığının iki katı olması dışında başka ne olabilir ki? Geçen sezon Beşiktaş taraftarının pamuklara sardığı, duvarlara poster olmuş Demba Ba için gelen teklife hangi taraftar hayır diyebildi? Sevilla'dan ayrılan Mbia neden Trabzonspor'a gelmişti. Çünkü Sevilla'nın verdiğinin iki katını vermişti Trabzonspor. Çin'de 2004 yılında futbol ligi kurulduğunda Ahmet Dursun, Tarık Daşgün ve Semavi Uzun uzaklara futbol oynamaya giden ilk Türk futbolcular olmuş, Ahmet Dursun kısa zamanda pes edip geri dönmüştü. O günlerden sonra Çin'e futbolcu ihraç edemedik ama görünen o ki UEFA'nın finansal kıskacında boğulmak üzere olan tüm kulüplerimiz bir iki yıl içinde Çin'e futbolcu satmak için ellerinden geleni yapacaklar. 2004 yılında 12 takımla oynanan lig, 2014 yılında adını Çin Süper Ligi olarak değiştirdi ve artık 16 takımla yola devam ediliyor. Ülkenin en büyük emlak ve inşaat gruplarından Evergrande'nin desteğini arkasına alan Guangzahou'nun adını artık dünyada bilmeyen yok. Son 5 sezonda şampiyonluklara ambargo koyan ve son 3 yılda iki kez Asya Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanan Guangzahou Evergrande'yi Brezilyalı teknik adam Luis Felipe Scolari çalıştırıyor...

SEYİRCİ RAKAMLARI ARTTI

Chelsea kaptanı John Terry'nin de gelecek sezon bu ülkede forma giymesi bekleniyor. Golcü Asamoah Gyan'dan, teknik adam Sven Goran Eriksson'a, eski Trabzonsporlu Paulo Henrique'den, Avustralya'nın en klas topçusu Tim Cahill'e, Inter'den ayrılan Guarin ve Roma'dan Pekin uçağına binen Gervinho'ya kadar birçok yıldız Avrupa'da 3 sezonda kazandıkları milyon Eurolar'ı bir sezonda banka hesaplarında görebilmek için Çin'in yolunu tutuyor, tutmaya da devam edecekler. 12 yılda seyirci ortalamasını 10 binden sadece 22 bine getirebildiler ama gelecek sezon yayın hakları sezon başına bir milyar 200 milyon Euro'ya satılan Çin Ligi takımlarının mottası, "Baba" filminden Vito Corleone'nin unutulmaz "Ona reddedemeyeceği bir teklif yapacağım" repliğinden başka ne olabilir ki?
NOT:
31 Ocak'tan sonra Çin'e transfer olanlar listesine Jackson Martinez, Ersan Adem Gülüm, Alex Teixeira ve son olarak dün de Burak Yılmaz eklendi.

31 Ocak Pazar / SABAH PAZAR EKİ

Bir ay Fransa'dayız

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim, Fransız So Foot dergisine verdiği röportajda önemli mesajlar verdi. İşte Terim'in röportajından satır başları: Türkiye'de futbol federasyonu 1923'te kuruldu, ben 1993'te geldim. 70 yılda büyük bir başarı yoktu. Ben büyük bir turnuvaya katılabilmek için ülkeme 70 yıl bekleyin diyemezdim. Bu yolda yalnız değildim, kulüpler, teknik adamlar, federasyon yöneticileri. "Biz bu değiliz, biz en iyiyiz" diyerek yola çıktık. Euro 2008'de o geri dönüş yaptığımız ve kazandığımız maçlar elbette stresliydi. Maçın başında bir gol atıp sonunda kaybetmek yerine maçın sonunda atıp kazanmak iyidir değil mi? Türk futbolunun DNA'sında duygular var. Biz inanır ve son dakikaya kadar savaşırız. Ben bir maçta futbolcu, teknik adam, taraftar ve aile babasıyım. Oyuna o kadar konsantre olurum ki jest ve mimiklerime dikkat etmem. Duygularım beni yönlendirir, bazen kendimi ekranda izlediğimde ben de şaşırırım ama bu benim, hesaplarım yoktur. Kameralar beni çekiyor, şöyle davranmam gerekiyor diye düşünmem. İnsan karakterine sadık olmalı.

ALMANYA'YA YENİLSEK BİLE KAZANAN BİZDİK!

Euro 2008'deki yarı finalde Almanya karşısına çıkarken elimde sakatlık ve cezalılar yüzünden 14 futbolcu vardı. Oyuncularımı soyunma odasında "Biz bu turnuvada yapmamız gerekeni zaten yaptık" diyerek motive ettim. "Maçın sonucu ne olursa olsun siz Türk milletini mutlu ettiniz, görevinizi yerine getirdiniz, bugün kaybetseniz bile kazanan sizlerisiniz" dedim.

FUTBOL 6 HARFLİ AMA...

Milli takımda futbolcularımı motive etmem kolay. Bizim için milli forma en güzel formadır, biz ülkemize aşığız. Oyuncularım ülkemizin insanları için oynadıklarını bilirler.
Futbol, Türkçe'de 6 harfli bir kelime ama bizim için çok ama çok daha fazlası. Benim futbol felsefem her zaman kazanmak üzerine kurulu, benim takımlarım ne kaybetmekten korkar, ne rakibinden çekinir. Futbolun yüzde 50'si taktik. Fizik olarak hazır olmayan bir takımı mental olarak da hazır edemezsiniz.
Ben, Fatih Terim olarak mutluyum. Evimde bir Napolyon büstü olduğu doğru değil, dünyanın bütün büyük liderlerine saygım var ama gördüğünüz gibi arkamda Atatürk'ün fotoğrafı var ve bu bana güç veriyor.
UEFA Kupası'nı kazandığımızda gözyaşlarımı zor tuttum. Fiorentina'da ilk kez taktiği tabelada anlattığımda oyuncular şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Dünyanın en iyi defansının yapıldığı ligde hep hücumu düşündüm. Bu yüzden ne ben Fiorentina'yı unuturum ne de Floransa halkı beni.
Benim kariyerimde galibiyet sayısı mağlubiyet sayısından fazladır. Benden önce milli takım, Avrupa Şampiyonası'na hiç gidememişti. Galatasaray'ı 8 yıl çalıştırdım, 6 kez şampiyon olduk. UEFA Kupası bir Türk takımı ilk kez kazandı. Benim için futbol gözlerden değil kalpten geçen bir sanattır.

MİSAFİR AĞIRLAMASINI İYİ BİLİRİZ

Bizim stadyumlarımız için "Türk cehennemi" deniyor ama bunu yanlış anlıyorsunuz. Bizim stadyumlarımızda olay olmaz. Evet, ambiyansın Avrupa stadyumlarından çok daha farklı olduğu kesin ama kimsenin de bundan çekinmesine gerek bir durum yok. Ben hayatımda hiçbir stadyumda çekinmedim, korkmadım, neden korkayım ki? Bizim ülkemize gelen rakiplerimizin her zaman güvenliği güvence altındadır. Juventus buraya Ali Sami Yen geldiğinde Lippi ve oyuncularını havaalanına kadar yöneticilerle birlikte bizzat uğurladım. Bizim alkışlarımız, tezahüratlarımız, heyecanımız çok daha fazladır ama biz misafir ağırlamasını çok iyi bilen bir milletizdir.

YAŞAYAN EFSANE!

"Terim'in Reçeteleri" başlıklı röportaja 6 sayfa ayıran So Foot Dergisi, Fatih Terim için "Yaşayan Efsane" dedi.

Atla gel İstanbul'a Mondragon

Çocukluğumuzun sosyal bilgiler kitaplarında aile, babaanne ve çocuklardan oluşur satırlarının hemen yanında resmedilmiş mutlu aile portresine onun albümünden bir fotoğrafı yerleştirilebilirdiniz. Büyük bir aşkla flört ettiği ve evlendiği eşi, İstanbul'da geçen güzel yıllar ve iki erkek evlat... İtibarlı ve başarılarla dolu bir kariyer, geleceğini garanti altına almış eski bir sporcu. Doğduğu toprakların en büyük yazarı Gabriel Garcia Marquez'i okumamış olma ihtimali var mı? Elbette ki yok ama her okuduğumuz satır ihtiyacımız olduğunda aklımıza geliyor mu ki? "Kişisel bir tavır olarak alma. Hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra sadece seni değil, kimseyi umursamıyorum, hepsi bu" diyen Marquez'e kulak verseydi o son dakika haberiyle belki de uzak diyarlardaki sevenlerinin yüreklerini burkmazdı. O zaten sevenlerinin üzülmelerini istemezdi. Oldu ama bir kere. Cali'de doğdu Kolombiya'da. Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazdığı yıldan (1967) dört yıl sonra... Marquez, Kolera Günlerinde Aşk'ı okurlarına sunduğunda o Cali'de alt yapıda çok iyi bir kaleci olmaya çalışıyordu. Kolombiya'da iyi kaleci olmak yetmiyordu, Higuita ve Cordoba gibilerin yanında sıradan kalmak istemiyorsun çok çalışmalıydın. 90'ların ortasında Kolombiya'dan Arjantin'e futbol oynamaya gitmek iyi fikirdi, sadece kariyer için değil, hayatta da kalabilmek için... Argentinos Juniors, Independiente tribünleri çok sevdi onu. İspanya'da Real Zaragoza'da işler yolunda gitmediğinde bir oyuncunun kariyerindeki kilit yaştaydı: 28. Ya yokuş aşağı koşacaktı, ya da son bir umutla tırmanacaktı. Onu İstanbul'a getiren kulüp Kopenhag'da UEFA Kupası'nı kazanırken, o ülkesine dönmek yerine ikinci vatanı gibi sevdiği Arjantin'e kürkçü dükkanına Independiente'ye gitmişti.

BAYRAMDA HARÇLIK DAĞITIRDI
Fransız kulübü Metz onu tekrar Avrupa'ya getirdiğinde 30 yaşındaydı. 15 yıl öncesine dönersek kaleci bile olsanız futbolda son kontrat demekti 30 yaş. O pasaport meselesi olmasa Fransa'da kalır, olmadı İspanya-İngiltere'ye giderdi ama kısmet işte Galatasaray onu İstanbul'a getirdi. Altı yıl forma giydiği sarı-kırmızılı forma altında Taffarel'i unutturdu ama bir gün valizini toplayıp gittiğinde taraftarlar Muslera gelene kadar yıllar boyunca her gol yediklerinde hep onu andı. Ondan geriye kalan, iyi ve mert bir adam olduğuydu. Tesis çalışanlarına her bayramda harçlık veren, kendisine yardımcı olan bir çocuğun dişlerini Florya'nın sosyetik dişçisinde yeniden yaptıran, evinden tesise, tesisten evine giden, maçlardan önce soyunma odasında uzun uzun dua eden bir adam. İstanbul'dan sonra Köln, oradan ABD'de bir sezon... 40'ına geldiğinde ise başladığı yere dönme kararı alan ve Deportivo Cali'ye imza atan efsane bir kaleciydi o yaptıklarıyla. Brezilya'daki Dünya Kupası'nda rekor için sahaya adım attığında ondan mutlusu yoktu dünyada. Dünya Kupası'nın en yaşlı forma giyen futbolcu ünvanını Roger Milla'nın elinden almış, altı Dünya Kupası'nın eleme gruplarında oynayarak eldivenlerini çıkarmıştı elinden. 10'lu yaşlardaki oğullarının elinden tutup Cali'de futbol okuluna götüren eski bir futbolcuydu o. Sosyal sorumluluk projeleri peşinde koşan, arada sırada ekranlarda yorumculuk yapan çokça da gözlerinin içi gülen bir adam. Öyle değilmiş... Üzülmüş, üzmüşler onu... "Hayatımı sadece ben yargılarım. Başkaları tarafından söz hakkı verilmeden yargılanmaktan sıkıldım" mesajını paylaştıktan iki gün sonra aldığı aşırı dozda antidepresanlar onu ölümün kıyısına taşıdı. Zamanında müdahaleyle hayata döndü ve ilk işi anne ve babasıyla fotoğraf çektirip sevenlerine sosyal medyada "İyiyim" demek oldu. Gabriel Garcia Marquez'den "Anneme söyleyin, insan öleceği zaman değil, ölebileceği zaman ölür" de diyebilirdi aslında. Benim diyeceğim ise: "Atla gel İstanbul'a Mondragon. Bir çay içeriz, geçer."

Yıldızlar arasında

Atletico Madrid'in sahadaki patronu olan sağda, solda, forvet arkasında oynayan Arda, dün Barcelona formasıyla siftah yaptığı maçta Rakitic'in pozisyonunda şans buldu… İniesta, Rakitic, Arda zaten EURO 2016 grubumuz demek… Bu mevki 6 aydır oynamayan bir oyuncu için belki de en zorlu pozisyon… Sağ içte hem hücuma destek verip Messi'nin pas istasyonu olacaksınız hem de Alves'in kademesini kollayıp orta sahayı tutacaksınız. Arda dün heyecanlıydı, bir o kadar da uzun yıllardır Camp Nou da forma giyiyor gibiydi. Tansiyonu yüksek bir derbiydi… Espanyol'un sert oyunu karşısında Arda sakin kalmayı başardı. İlk iki golün hazırlanışında pozisyonun içindeydi.. Messi'nin muhteşem frikiğinde de faul yapılan pozisyonu başlattı. Çaprazda yakaladığı bir pozisyonu ise kaleciye nişanladı. Yerini 68'de Rakitic'e bıraktı. Barcelona'nın solundaki Alba-İniesta- Neymar uyumu sağda Alves- Arda-Messi arasında kurulduğunda bu iş tamamdır. Hayal etmeyi bilen Türk çocuklarının kahramanı Arda Turan, 4 yıl A.Madrid taraftarı olan bizim insanımızı artık Barcelonalı yapar.

'O ESPRİ MESSİ İLE BANA ÖZEL'
Barcelona kariyerindeki ilk maçına çıkan Arda Turan karşılaşma sonrasında duygularını şöyle ifade etti: "Tabii ki bir heyecan oluyor ama rahattım. Maç da çok keyifli geçti, kazandığımız için çok mutluyum. Çok iyi hissediyorum. Geriye de düştük, kazanamasaydık çok üzülürdüm. Golle de süslemek isterdim ama öncelikle takımdaki iyi oyunculara ayak uydurmak önemli. Başka maçlarda başka şeyler de yaparım. Gerçekten keyifli ve gurur dolu bir akşam oldu. Messi'nin ikinci golünden sonra gelip kulağıma söyledikleri bende kalsın. Aramızda bir espri vardı." Bu arada milli oyuncumuz, 68'de oyundan çıkarken taraftarlar tarafından büyük alkış aldı.

MAESTRO'DAN ÖVGÜ
Barcelona'nın sembol isimlerinden olan Andres Iniesta, Arda Turan'ın ilk maçtaki performasıyla ilgili olarak "Uzun süre futbol oynamamasına rağmen Arda'yı çok iyi gördüm. Hedeflerimize ulaşmamızda bize çok yardımcı olacak" ifadelerini kullandı.

DEVAMI CUMARTESİ
Kral Kupası son 16 turu ilk maçında Espanyol'u 4-1 yenen Barcelona, haftaya oynanacak rövanş öncesi büyük avantaj yakaladı. Arda'nın, La Liga'da ilk kez yine Camp Nou'da ter dökeceği Granada maçı ise Cumartesi günü 17.00'de oynanacak ve Lig TV'den yayınlanacak.

Karşı karşıya

Günay 5

Moralsiz Tolga'nın "beli" ağrıyınca kaleyi devraldı, Fevzi'yi hatırlatan hatayı yaptığında dünyası karardı ama Gomez onu ayağa kaldırdı. Olcan'ın plasesi dışında Galatasaray zaten onu zorlayacak futbolu oynamadı.

Muslera 8

7 net kurtarış yapıp, bu sezon en iyi performansını ortaya koyduğu derbide Gomez'in golünde hatalıydı derken bile insan iki kere düşünüyor. Muslera için "Ben daha ne yapayım" 90 dakikasıydı. İki gol de sağından filelerle buluştu.

Beck 6

Gösterişli futbol oynamadığı kesin ama tam bir görev adamı, risk almayı sevmiyor, hücuma desteği eksik denebilir ama karşısında oynayan Yasin'i fiziğiyle ezdi. İki kez pas arası yapıp, defansı rahatlattı.

Sabri 4

En olumlu hareketi Töre oyuna girdiği ilk pozisyonda kademeye girip mutlak pozisyonu önlemesi. 4 milyon TL'yı feda ettiği için yönetimin sempatisini kazandı, iyi niyetle oynansa bu oyun bir 15 yıl daha oynayabilir.

Rhodolfo 7

Rakip sahada çoğalamayan bir rakip karşısında sezonun belki de en rahat maçını oynadı. Kayseri ve Akhisar maçlarında bile çok daha fazla efor sarfetmiştir. Umut kendi kendini tuttuğundan ona iş düşmedi.

Semih 4

Chedjou'dan ön libero olur mu değil soru. Semih, Chedjou'nun yerine oynar mıydı? Hatalı çıkışlar, pas hataları, ikinci golde kafasından seken top. Ona "artık" güvenen bir hocası var(mış) ama güvendiği dağlara kar yağdı.

Ersan 7

Onun yokluğunda Beşiktaş iki maç kaybetti, bu maçlarda kalesinde 5 gol gördü. Sakatlık dönüşü, fizik olarak hazırdı ama derbide partneri Rhodolfo gibi karşısında rakip bulamayınca duran toplarda gol peşinde koştu.

Hakan 5

2-3 hafta öncesine kadar Galatasaray adına sezonun en iyi adamı olan Hakan yorgunum diye bağırıyordu ama sanki inadına ondan sol bek de yarattılar. Dün savunma göbeğinde bunaldı, Muslera 7 top kurtarmış, Balta nasıl iyi olsun ki!

İsmail 8

Galibiyeti getiren goller Gomez ve Töre'den gelmiş olabilir ama dün hırsın ve mücadelenin adı İsmail idi. İlk yarıda net bir gol de kaçırdı ama kanadında 70 metreye adeta tren rayları döşemiş gibiydi, gitti, geldi, gitti, geldi.

Olcan 6

Maça sol bekte başladı, ikili mücadelelerde motiveydi, Selçuk ile birlikte kendini paralayan iki isimden biriydi ama önünde oynayan üflesen uçacak Yasin ile ne yapabilirdi ki? Bir şutunu Günay çıkardı.

Atiba 7

Beşiktaş'ta oynadığı futbolun ligde karşılığı yok. Son haftalarda artık yoruldu yorumlarının kenarından dolandı ve derbi motivasyonuyla yine her zamanki gibi orta sahaya damgasını vurdu. Devre arası tatilini dört gözle bekliyordur.

Selçuk 7

Galatasaray'ın kaptanı sahada tek başına savaştı. Takım arkadaşları tel tel dökülürken ayakta kalan tek isimdi. Aslında bu haftaların ezberi. Yanında oynayan Chedjou bile hayran hayran onu seyretti evet seyretti...

Oğuzhan 6

İlk yarıda çok daha etkili paslar atabilirdi, Galatasaray'ın top kayıplarında dengesiz yakalanan savunma karşısında top kayıpları yaptı. Skora gol ve asistle katkı yapmayı alışkanlık haline getiren bir aktör için sıradan bir filmdi.

Chedjou 4

Veli Kavlak'ın sol bek oynamasından daha kötü ne olabilir? Chedjou'nun ön libero oynaması. Nerede duracağını bilmeyen, ağır bir adamı sırf fiziği iyi diye orta sahanın göbeğine dikerseniz yapacağınız şey sulamaktır.

Olcay 5

Beşiktaş'ın çözülemeyen adamı. Gününde olduğunda tabelayı değiştirir ama dün geceki gibi olduğunda kenardan tabelanın kalkmasını bekler. İsabetsiz şutlar, pas bağlantılarında dengesizliği. Forması artık hiç garanti değil.

Podolski 4

Derbi öncesinde Galatasaray taraftarının en güvendiği isimdi ama onun işi üçgeni kurmuş arkadaşlarından son topu alıp gol vuruşunu yapmak. Dün Galatasaray'da bunu yapabilecek kimse yoktu. O da sesi kısık solist gibiydi.

Sosa 6

Maçın başında gollük şutunu Muslera nefis çıkardı, her zaman klas ama kondisyonu 60 dakika. Dün maçın adı derbi olunca limitlerini zorladı, sahadaki muadili Sneijder gol atmış olabilir ama oyun içinde daha fazlasını yaptı.

Sneijder 5

Hamzaoğlu gidince bol bol konuştu ama biraz da aynaya bakması lazım. Bu kadar top kaybı ve oyun içinde kaybolmak klasına yakışmıyor. Günay'ın hatasında o uzaklıktan topa vurmak onun için elbette çocuk oyuncağıydı.

Quaresma 6

İlk yarıda Galatasaray kalesini abluka aldıkları dakikalarda arka arkaya şut denemelerinden sonuç alamadı. Beşiktaş'ın tabelayı ilk yarıda değiştiremediyse biraz da onun oyun içindeki gel-gitlerinden.

Burak 3

Denizli geçen hafta onun adalesini tartarak oynadığının sinyalini vermişti. Güçsüzlüğü tekrar sakatlanmamak adına kendini fazla zorlamamasından. Dün bir kez "hata"ya düştü, kısa bir depar attı ve beni değiştirin dedi.

Gomez 8

Büyük maçları büyük oyuncular alır. Fenerbahçe'den sonra Galatsaray'ı da mat etmeyi başardı. Muslera'yı avladığı şutuyla geçen sezon Dirk Kuyt'ın attığı gole selam çaktı. Bu lig için fazla santrfor.

Umut 3

Beşiktaş, hak ettiği derbiyi kazanamayabilirdi. Umut, Olcan'ın önüne düşen topu ceza sahası içinde büyük bir soğukkanlılıkla usta bir stoper gibi kontrol edip Beşiktaş 18'inin dışına çıkardı. Sorun onun G.Saray'ın santrforu olmasıydı.

Kerim Frei 7

Lizbon dönüşü dipteki Beşiktaş'ın derbide 60'dan sonra düşeceği tezine Şenol Güneş'in ürettiği anti-tezin iki aktöründen biri. G.Saray'da banko oynar. Galibiyet golünün ortası ondan geldi.

Tarık 4

Hamza Hamzaoğlu'nun favorisi Bilal'ı Mustafa Denizli unuttu. Hamzaoğlu'nun unuttuğu Tarık'ı Denizli hatırladı. Kendisi inanmayan bir adama taraftarı nasıl inansın!..

Gökhan 7

Lizbon'da yoktu, derbiye saklandı, kulübede başladı. Beşiktaş bu sezon şampiyon olacaksa Gomez-Töre-Oğuzhan ile olacak diyen birinin kaleminden çıkan bu satırlarda galibiyeti getiren golü attı.

Mustafa Denizli 1

Chedjou'yu ön libero oynatan, Burak sakatlandığında Podolski'yi öne atıp, bitik orta sahaya Bilal'i almayan Mustafa Denizli'yi yorumcu Mustafa Denizli yerden yere vururdu. Bize de laf düşmezdi.

Şenol Güneş 8

60'tan sonra Kerim ve Gökhan Töre'yi yedek batarya olarak kullandı ve oyunu tuttu. İki sezon derbi kazanamayan Biliç'ten sonra Olimpiyat'ta ikide iki yapmak şık teknik adamlık.

Dizginleri bırakınca

Vasat bir ata fazladan kırbaç vurup yarış kazanamaz jokeyler, zaten kuralı vardır, fazlasını vurmak yasaktır. Şampiyon bir atı dizginlersen son düzlükte geçilir gidersin. Teşbihte hata olmaz. Kusura bakmasın ama Hamza Hamzaoğlu, "3 kupa kazandım" derken elindeki kadronun değerini bilmiyor. Maç eğer Ankara'da olsa, Beşiktaş karşısındaki oyununu bildiğimiz Gençlerbirliği karşısına 3 orta sahayla çıkmanın bir anlamı olabilirdi ama dün akşam asla. Burak olmadığında, Umut'lu Galatasaray sahada 10 kişi gibi. Hücum performansının düşeceği aşikarken bir de Yasin'i kulübede oturtup, Jose ile sahaya çıkmak bile bile lades demektir. İlk yarıda Galatasaray, rot-balansı bozuk otomobil gibiydi. Hücumda bir türlü doğru geometriyi bulamadılar. Denayer de olmayınca savunmadan gelen hücum desteği de azaldı. Gençlerbirliği'nin golü öncesinde faul vardı ama 45 dakika boyunca Hamzaoğlu'nun takımı buna sahne hazırladı. İkinci yarı ise başka bir hikaye. Hamzaoğlu'nun ilk 45'te dizginlediği takımı 20 dakika galop yaptı Yasin oyuna girince. Chedjou, Galatasaray için özel adam, TT Arena'da bunu ilk kez yapmıyor, Anderlecht maçını hatırlayın. Dün de önce asist sonra golle tabelayı takımı lehine çevirdi. Ardından oyunu hareketlendiren Yasin'in "Ben bu takımda oynarım" golü ve ardından hocasına gönderme gibi duran az jestli gol sevinci. Hikayenin sonunda da uzun sakatlıktan dönen Burak Yılmaz'ın penaltı golü. Doğa'nın erken sakatlığı Gençlerbirliği orta sahasını düşürdü ama Mehmet Özdilek'in takımının dün ilk 3 golde de çok büyük defansif zafiyetleri vardı. "Vurdurmayın" pozisyonlarını hep vurdurttular.
Şampiyonlar Ligi'nde Benfica ve Fenerbahçe derbisi öncesinde Galatasaray ligde dörte dört yaptı ama oyun kalitesi ve kenardaki teknik kadrosunun kafa karışıklığı hala bu takım önündeki maçların favorisi dedirtmiyor kimseye. Dün Arena tribünlerinin ikinci yarıda ittiği Galatasaray'ı Chedjou ipten aldı. Bir sonraki maçta bir kahramanla kazanmak yerine takım halinde zafer yaşamak istiyorsa, Hamza Hamzaoğlu'nun yapması gereken elindeki dizginleri gevşetmek. Çünkü korkunun ecele faydası yok.