CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Taraftar farkı

İlk yarıdaki G.Saray, Türk Telekom Stadı'nda taraftarı önünde değil de sanki hala Vodafone Park'taki derbideydi. Hücumda üretemeyen Belhanda ve Feghouli'nin yine yokları oynadığı dakikalarda Okan Buruk'un hızlı çıkan takımı G.Saray'ı iki kez cezalandırdı. 2 golde de Muslera'nın fahiş hataları şu soruyu sordurtuyor: B aşakşehir maçında 5 gol yedikten sonra Tudor kaleyi neden tecrübeli Fransız eldiven Carrasso'ya birkaç haftalığına devretmedi?
Devre arasına giderken, G.Saray her hattıyla havlu atmış gibiydi. İşte taraftarın gücü burada ortaya çıkıyor. Onlar sahadaki futbolculardan çok daha fazla bu armaya ve bu formaya inanıyorlar.
Akhisar'ın 10 kişi kaldığı pozisyonda faul yoktu. Eksik rakibine karşı ikinci yarıda 2 gol bulan G.Saray'ın geri dönüşü beklenenden kolay oldu. Gomis'in kırmızı kartı planları bozdu derken Akhisar savunmasının top auta çıktı diye amatörce duraklaması G.Saray'a 3. golü getirdi.
G.Saray'da mesele Tudor değildi. Tudor kendi kendini sorun haline getirdi. Olcan Adın'ın da bu takımdan nasıl gönderildiğini G.Saraylı yöneticiler iyi bilir. Bıçak sırtı bir maçtı. Derbideki hezimetinin ardından Aslan yatsın kalksın taraftarına şükretsin.

SORUNUN CEVABI BASİT!
Bu arada Hürriyet magazin yazarı Cengiz Semercioğlu, Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde muhtemel rakiplerini artıları ve eksileriyle analiz ettiğim yazıda rakiplerin Beşiktaş'a çıkma olasılığını neye göre hesaplandığını merak etmiş ve köşesinde sormuş: "Oysa aynı torbada yer alan 7 takımın da Beşiktaş'a çıkma oranının eşit; yüzde 14.28'er olması gerekmiyor mu?" Cengiz Semercioğlu, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda aynı ülke takımlarının birbirleriyle eşleşemediğini bilmediğinden ve araştırmadığından dolayı hesap makinesinde 100'ü 7'ye bölmüş.
Sorusunun cevabı basit: Olasılık. Örnekle anlatayım:
4 İngiliz takımı grupları lider bitirdiğinden grubunu ikinci bitiren ve Roma ile de aynı grupta olan İngiliz kulübü Chelsea'nin, PSG , Barcelona ve Beşiktaş'tan başka bir takımla eşleşme ihtimali yok. Aynı gün kendi gazetesinde de yer alan bu oranları okumayıp; amacı "Olasılık hesabı nasıl yapılır?" olmayan, rakipleri analiz ettiğim yazımı kendi ifadesiyle "dikkatle" okuması onun ne kadar sadık bir SABAH okuru olduğunun göstergesi.
Bunun için bir olasılık hesabına gerek yok.

Tudor’un düşük duygusal zekası

Mourinho der ki "Oyun içinde büyük baskı altındayken işler yolunda gitmezken doğru kararlar verebilmek dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir. Duygusal zekası (EQ) düşük olanlar yanlış kararlar verirler." Tudor, F.Bahçe derbisinde olduğu gibi Trabzon'da maçı kulübeden taraftar heyecanıyla izleyip baskı altında (5 derbi 0 galibiyet) duygusal zekasını sorgulattı. Linnes'e Latovlevici'yi maskeyle oynatacak kadar güvenmeyen Tudor, dün sol bekte Linnes ile başladı. Sezon başındaki skor katkısı yüzünden sol açık ilan edilen Tolga ile birlikte G.Saray yine tek kanatlı kaldı.
Aykut Kocaman, Fernando'ya baskıyla rakibini bozmuştu, dün de Rıza Çalımbay iyi hücumcu Mariano'nun üzerine oyundan atılana kadar Olcay'ı sürdü...
Galatasaray'da oynamak isteyen çok futbolcu var. Denayer de bunlardan biriydi. Hava toplarında sıfır zamanlaması olan, ağır, ikili mücadelede hep bir adım geri kaçan Belçikalı bu performansıyla oynamak istiyorsa üstüne para vermeli...
Feghouli atıldıktan sonra 46'da forvette tek başına kalan Gomis'e top getirecek Garry'yi oyuna alıp sarı kartlı Ndiaye'yi oyundan almayan Tudor, aynı hatayı derbide Belhanda'yı oyunda tutarak yapmış, Kocaman fırsatı tepmişti... Çalımbay ise değişiklikleriyle Hırvat teknik adamı mat etmeyi başardı.
Sağ kanatta görev yapması gereken Feghouli'yi yine forvet arkasına gönderen ve iki 10 numara peşinde koşan Tudor'a tavsiye: Sarri'nin Napoli'sini izlemesin, fazla kafasını karıştırıyor...
Gomis'in çıkıp Eren'in girmesi oyuna bakışın iflasıdır. Kulübedeki yardımcı Ayhan Akman aynaya bakıp kendine sormalı: "Tudor'un görmediğini görmek benim işim değil mi? Gördüğümü söylemiyorsam burada ne işim var?" Beş maçtır kazanamayan ve dört eksikle maça hazırlanan Trabzonspor'da Çalımbay, Sosa'yı da kulübeye çekerek savaşan bir orta sahayla önde yaptığı baskıyla Tudor'u mat etmeyi başardı. Oyunu okuması kadar attığı nefis serbest vuruşlar ve kornerler Yusuf'u inşallah çok daha yukarılara taşıyacak...
Sadece maçın hakemi Halis Özkahya değil, ligde düdük çalan tüm hakemler şunu bilmeli: Siz o kadar YOK'sunuz ki; VAR bile kurtaramayacak sizi...

Galatasaray’ın demlenmesi lazım

Bir an izlediğiniz belgeselleri aklınıza getirin. Aslan, avının peşine müthiş bir süratle düşerken bir sonraki sahnede hayatta kalma mücadelesini izleriz, ardından diğer aslanların geldiği ve usul usul avın parçalandığı anlar...
Galatasaray'ın taraftarı önünde maçlara yüksek tempoyla başlayıp rakibin başını döndürmesi ve ilk golü bulması güzel ama doğadaki Aslan'dan öğrenmesi gereken bir şey var. Avını teslim aldığında tempon düşer... Karabük karşısında 2-0'ı bulduktan sonra set oyununa garanti paslarla dönmesi gereken Tudor'un takımı Premier Lig temposunda oyuna devam edince rakibi maça ortak etti. Olması gereken İspanya'da zirveye oynayan takımlar gibi rakibi kendi sahasına hapsedecek ve sabırlı paslarla hataya zorlayacak akil bir oyun. Galatasaray'ın elinde buna uygun Belhanda, Fernando, Gomis ve Feghouli gibi oyuncular varken, Gary ve Ndiaye'nin pozisyon bilgisinin eksikliği işte bu sakin oyunu mümkün kılmıyor...
İkinci yarıda iki farkı getirecek golü atma yarışında gözlerin sürekli olarak Gomis'i araması, Karabük'ü her dakika oyunda tuttu. İlk 6 haftada küme düşme hattında kalan bir takımın, İstanbul'da rakibi bu kadar bozabilmesi ve ön taraftaki pres devamlılığına alkış elbette... Sezon başından beri takımın en etkili ve kilit ismi Mariano'nun kanadını unutan Galatasaray'da Tudor'un sürekli forvet arkasında dolanan Feghouli'yi kanadına göndermesi ve Mariano'yu yeniden oyuna katması gerekiyordu. Hakemler kötü buna alıştık. Karabük ilk yarıda da penaltı pozisyonu için itiraz etti, bu pozisyon Maicon'un müdahalesinden daha netti.
Muslera dışında değişen 10 adamıyla ilk 7 haftada 19 puan toplamak elbette büyük başarı. G.Saray'ın henüz derbileri ve Başakşehir maçını oynamadığını unutmamak lazım. Bu kadro kaliteli bir çay ama demlenmesi gerekiyor. Bu da Tudor'un işi. Ndiaye'nin oyuna biraz daha aklını koyması ve Belhanda'nın ortaya koyduğu mücadele kadar o çok güvendiği yeteneğinin bir parçası olan laubalilikten sıyrılması gerekiyor. İyi su, iyi çay, kısık ateş ve doğru demlik... Bilirsiniz insanın sevdiğiyle demli bir çay içmesi gibisi yoktur hayatta...

Lionel Carole %50 mi görüyor

Galatasaray'da iki sezondur bekleneni veremeyen ve Sevilla'ya kiralanan Lionel Carole'un oynadığı her kulüpte sağlık testlerinden geçmesine rağmen sağ gözünde büyük ölçüde görme kaybı olduğu Fransızların saygın yayın organları France Football ve So Foot'un arşivlerinde ortaya çıktı. 2000 yılında yüzüne isabet eden sert bir şut sonrasında sağ gözünde büyük görme kaybı yaşayan Fransız futbolcu o günleri şöyle anlatıyor: "Top çarptığında böyle bir hasar vereceğini düşünmedim. İyi tedavi olmadım. ABD'den 400 Euro'ya bu koruyucu gözlükleri getirttim. Onlar olmadan sahaya adım atmıyorum, gözlükler olmadığında dikkatim dağılıyor."

ARKADAŞLARINDAN DAHA AZ GÖRÜYORDU
France Football Dergisi, eski futbolcu Damien Tixier'in "Sağ gözü bir zamana kadar hiç görmüyordu. Edgar Davids gibi gözlük taktı sahada. Arkadaşlarından daha az görüyordu ama iyiydi" derken, So Foot Dergisi de 2010 yılına kadar koruyucu gözlük takan Carole'un sağ gözündeki kaybın çok yüksek olduğunu yazmıştı.

G.SARAY: DERİNİ GÖREMİYORDU!..
Galatasaray Sağlık heyeti, Carole'un sağ gözündeki görme kaybı için SABAH Spor'a yaptığı açıklamada "Derinlik hissi bir gözünde yoktu. Bu doğuştan gelen bir rahatsızlık. Bir gözüyle üç boyutlu göremiyor ancak futbol oynamasına bir engel yok" dedi.

Şimdi iki gerçek ve bir soru var:
1 Carole oynadığı her kulüpten gözündeki probleme rağmen (Göz testi yapıldı mı) "Futbol oynar" raporu aldı.
2 Carole'un taktığı gözlükler, sol gözünün de hasar alması halinde futbol hayatının biteceği gerçeği için koruma amaçlıydı.
Peki soru? 18 yaşında Fransız futbolunun en yetenekli gençlerinden biri 24 yaşında geldiği Galatasaray'da neden bir çok maçta pozisyon hatası yaptı ve çevre kontrolünde problem yaşadı?

Mahallenin sert ağabeyi

Real Madrid, Pepe için 2007 yazında Porto'ya 30 milyon Euro ödediğinde bir şehir efsanesi dolanır olmuştu İspanyol medyasında. Real kendisine 2 yıl önce 2 milyona önerilen Pepe'yi o gün almamış, aldığında da kulüp tarihinin en pahalı stoperi olmayı başarmıştı. 2005'te Sergio Ramos'a 27 milyon ödeyen İspanyol devi, Pepe'yi aldığı sezon sonraları Beşiktaş'ı da çalıştıracak olan Schuster'in emrine Hollandalı yıldızları da emanet etti. Sneijder için 25 milyon, Robben için 36 milyon ödeyen Real Madrid o sezonu şampiyon tamamladı ama Guardiola'lı yıllarda Pepe'li Real Madrid, Barça'nın gerisinde kaldı..
Temmuz 2007'de, futbol tarihinde Rio Ferdinand, Thuram, Nesta ve Carvalho'nun ardından en pahalı adam olan Pepe, 10 yıl formasını giydiği Real Madrid'de, partneri kim olursa olsun çizginin altına düşmedi. Oynadığı takımın taraftarı dışında rakip taraftarlar için sevilmeme sebebi çok olan futbolcular vardır, Melo gibi. Pepe de bu derneğin üyesiydi. 2009'da Getafeli Casquero'yu kendini kaybedip tekmelediğinde 10 maç ceza aldı. Jose Mourinho döneminde yangın yerine dönen El Clasico'larda ön liberoda da görev yaptı. Portekizli hoca döneminde birçok Real Madridli futbolcu gibi o da karakter krizi yaşadı ve İspanya'da sevilmeyen futbolcular arasına girdi. Mahallenin sert ağabeylerinden olduğu doğrudur ama büyük stoperdir Pepe. Rakip santrforu ezen, sindiren oyun yapısı, tekmeye kafa uzatan yüreği ve 10 yıllık Santiago Bernabeu tecrübesi. Real Madrid'den 2 yıllık kontrat istedi, 34 yaşındaydı, Real bunu kabul etmedi. Kırgın ayrıldığını söyleyebiliriz. Çin'e gidip çok daha fazlasını kazanabilirdi, onun hedefi 2018 Dünya Kupası… Beşiktaş son iki yıldaki transfer doğrularına birini daha ekledi ve defans hattını 3 Brezilyalıdan "Marcelo, Adriano, Pepe (Brezilya asıllı)" kurdu.

Buyrun size manidar!

Euroleague'de 3 takımımızın, deplasmanda 4 galibiyet alıp Final Four'a koştuğu haftada, VakıfBank'ın voleybolda Şampiyonlar Ligi'ni kazandığı haftada ülkenin en çok sevdiği spor dalı olan futboldan milleti soğutmaya yemin etmiş iki takım izledik TT Arena'da.
Lens dışında orta sahasından çıkış şansı olmayan ezeli rakibi karşısında Galatasaray'ın neden bu sezon ilk 5'teki takımlara bütün maçlarını kaybettiğini izledik. Semih, Carole, Ahmet, Sabri, Tolga, Yasin gibi yetenek fakiri vasat adamların yanında Japonya biletini almış Podolski, Katar biletini alacak olan Sneijder ve kendi vitrini için kendine oynayan Bruma. Advocaat'ın "Beraberlik de bana yeter, Galatasaray gerimde kalsın, Başakşehir'i yakalarsam yakalarım, olmadı gelecek sezon yokum, benden sonrası yangın" taktiğine Tudor nasıl mı cevap verdi? O garip Yasin'i oyunda tutup, Bruma'yı oyundan alıp, Eren'i ancak 80'de hatırlayarak.
Fenerbahçe, sezonu bir kupayla da kapatabilir, dün kazandıkları derbide oynadıkları futbolla değil ama Pazartesi sabahı Galatasaraylı arkadaşlarını kızdıracak taraftarlarına güzel bir Pazartesi de yaşatabilir ama herkes farkındaki bu takım Beşiktaş'ın iki gömlek gerisinde…
Sezona futbol dâhisi Levent Nazifoğlu ile giren, yaptıkları transferlerle kendilerine güldüren ve yönetimleri için yapılan her eleştiriyi "manidar" bulan Galatasaray yönetiminin derbinin ertesi sabahı hatırlaması gerekenler var.
Riekerink diye kariyeri olmayan birine sezonu emanet ettiniz, "boştaki" Cavanda'ya bonservis, Garry'ye piyasasının üç katı para ödediniz. Faksla adam alamadınız, aldığınız santrfor çürük çıktı. Bütün projeleriniz yarım, yönetiminizden istifa edenlerin yeri boş, tribünleri boşalttınız. Beşiktaş, Avrupa Ligi'ne veda edince "Kupamız var" diye hesapta kafa buldunuz… "Manidar mı" dediniz? İşte bütün bunların hepsi Galatasaray'ın tarihine manidar!
Fenerbahçe ve Galatasaray yönetimleri, bir ay sonra yeni sezon kombinelerini satışa çıkaracak, 3-5-10 bine taraftara "koltuk alın" çağrısı yapacak. Şimdiden söyleyeyim: "Bu yönetimler o koltuklardan kalkmadığı sürece taraftarına tek bir koltuk satamaz."

Ustalar okulu mezunu

İspanya'da Barcelona'nın Cruyff önderliğinde başlattığı kendi içinden teknik adam yetiştirmenin İtalyan versiyonu deyince, akla elbette Juventus gelir. İgor Tudor da bu ustalar okulundan mezun. Hırvat teknik adam, 1998 yılında Juventus'a geldiğinde teknik direktör Marcello Lippi idi. Ondan bayrağı Carlo Ancelotti aldı ve Fabio Capello'ya devretti. Trapattoni'yi de bu üç isme katarsak Çizme'nin en muteber teknik adam kare asını yakalamış oluruz. İdmanlarda aldıkları notlar, maçlarda yaşanan tecrübeler, taktik birikimler ve gözlemler... Lippi-Ancelotti-Capello okulundan bugün Avrupa futboluna hükmeden çok önemli teknik adamlar yetişti. Didier Deschamps, futbolcu olduğu kulübü Juventus'u çalıştırdı. Antonio Conte, son iki yılda Avrupa'nın en önemli taktisyeni kabul ediliyor ve Juventus ile İtalya Milli Takımı sonrası bugünlerde Chelsea ile şampiyonluğa koşuyor. Zinedine Zidane, ilk yılında 3 kupa aldı, 40 maçla İspanya'nın yenilmezlik rekorunu kırdı. İgor Tudor, bu isimlerin takım arkadaşı ve bu duayen teknik adamların bir zaman öğrencisiydi. Onun önünü açan faktör; "Nasıl kaybettik" değil, "Nasıl kazandık" felsefesini şiar edinmiş bir kulüpte, Juventus'ta uzun yıllar forma giymiş olmasıdır.


ASLAN'A AŞİNA

Juve kariyerinde G.Saray'a karşı 4 kez oynayan Tudor, 1998-1999'da sahadan iki kez beraberlikle ayrılmış, 2003-2004'teki maçlarda ise bir üzülüp bir sevinmişti

İgor Tudor'un yolu ilk olarak 19 yıl önce Galatasaray ile kesişmişti. Devler Ligi'nde sarı-kırmızılılar ile eşleşen Marcelo Lippi yönetimindeki Juventus, Torino'da 2-2'lik skorla beraberliği zor kurtarırken Tudor 11'deydi. Ali Sami Yen'deki kritik rövanş 1-1 sonuçlanırken, 20 yaşındaki Tudor son 9 dakikada forma giymişti. 2003-2004'te yine Cimbom ile eşleşen Juve, evinde 2-1 kazanırken 65'te oyuna giren Tudor, UEFA'nın kararı nedeniyle Dortmund'da oynanan ve Galatasaray'ın 2-0 kazandığı maçta ise 90 dakika oynadı.


ÇOCUKLUK AŞKIMSIN

İgor Tudor, yetiştiği kulüp Hajduk Split'e hoca olduğunda "Çocukluk hayalimdi" deyip gözyaşlarına boğulmuştu

Hırvatistan'da Hajduk Split'te 3 yıl forma giydikten sonra Juventus'a transfer olan Igor Tudor, Serie A'da Thuram, Cannavaro ve Chiellini gibi usta isimlerle siyah-beyazlı takımın defansında görev yaparken, 2002 yılında ülkesinde en iyi futbolcu ödülünü aldı. Kariyerinin sonunda 2008'de yetiştiği Hajduk Split'e dönen ve 5 yıl sonra takımın teknik direktörü olduğunda imza töreninde gözyaşlarına boğulan Tudor, "Gururluyum, bu çocukluk hayalimdi" demişti. Hajduk ile iki yıl sonrası ise geçen sezonu Komşu'da PAOK'un başında geçirmişti.

Takımlarımızın şansı

BEŞİKTAŞ: % 80
İsrail ekibi Hapoel Beer-Sheva, Osmanlıspor gibi bu sezon Avrupa Ligi'nde grup aşamasında rakiplerin gözlerine kestirdiği "zayıf halka" idi ama oynadıkları futbolla adeta göz çıkardılar. Gruptan lider çıkan Sparta Prag'a iki maçta da kaybettiler ama Inter deplasmanında kazandıkları maç, İtalyan ekibini karıştırmaya yetti. Yetmedi evlerinde 2-0 geriye düştükleri maçta Inter'i 3-2 devirdiler. Southampton karşısında iki beraberlik ise gruptan çıkmaya yetti. İsrail Ligi'nde lider olan Beer Sheva'da Nwakaeme ve Sahar takımın gol yükünü sırtlıyor. San Siro'da kazandıkları maçın ardından oynadıkları amatör ruhlu takım oyunu, İtalyan medyasından övgü almıştı. Sadece Beşiktaş için değil her takım için işin sırrı deplasmanda ilk maçta yenilmemek, olmadı mutlaka gol atmak. Turun favorisi yüzde 80 Beşiktaş.

FENERBAHÇE: % 75
Fransa'da şampiyonluğa oynayan Nice, bu kupayı ciddiye almayınca fırsatı iyi değerlendiren Schalke'nin 8 puan gerisinde Salzburg'u averajla geçip gruptan çıkan Krasnodar, devre arası tatiline giren Rus Ligi'nde lider Sparta Moskova'nın 12 puan gerisinde beşinci sırada. Son iki sezon çıkış yaptılar ama Fenerbahçe eşleşmesi öncesinde lig 3 Mart'ta başlayacağından maç eksiklikleri olacak.. Advocaat'ın takımının grup performansı Krasnodar'u elemeye yeter. Fenerbahçe'nin tur şansı yüzde 75.

OSMANLISPOR: % 50
Komşu'nun şampiyonluklara ambargo koyan ve Şampiyonlar Ligi'nin gediklisi Olympiakos bu sezon başında Beşiktaş'ın bu turda rakibi olan Hapoel Beer Sheva'ya elenerek Avrupa Ligi'nin yolunu tuttu. Apoel'in ardında gruptan ikinci çıkan Pire ekibi, ligde Panathinaikos'un 4 puan önünde lider. Tecrübeli ama 30 yaş üstü yabancıları kadrosunda bulunduran Olympiakos'ta Cambiasso, Alejandro Dominguez ve Trabzonspor'dan gelen Cardozo var. İdeye 9 golle krallıkta ilk sırada. Georgios Karaiskakis Stadı'nda Osmanlıspor için sıcak bir atmosfer olacak ama Mustafa Reşit Akçay ve öğrencileri bence Villarreal deplasmanında kazanarak bu kupada rüştlerini ispat ettiler. Osmanlıspor'un tur şansı yüzde 50.

Güneş geç doğunca...

Bir saat geride kaldığında Galatasaray hücumlarında düz saha, 10 derecelik bir rampaya dönmüş, nefesi yokuşa yetmeyen takımın sahibi Riekerink Bey heyecanlı bir aksiyon filminden keyif alan sinemasever gibi sahayı izliyordu. Deplasman derbisi için Gökhan İnler-Atiba iyi fikir olabilir ama Talisca havalı başlangıç yapmışken onu hamle adamı diye kulübede oturtmak Şenol Güneş Bey için akıllara ziyan bir tercihti. Melo'lu yıllarda Brezilyalı'nın delişmenliğiyle Beşiktaş'a orta sahada üstünlük kuran G.Saray, bunu ilk yarıda Tolga ile başarınca iş Carole-Bruma-Sneijder üçgenine kaldı. İki attılar,daha fazlasını da atabilirlerdi.
Şampiyon kadroya en büyük transfer kilit adamları kadroda tutmaktır. Dün akşam Beşiktaş'ın geçen sezonki ideal onbirinden farklı 6 adam vardı sahada. Güneş'in kafasını karıştıran ve daha kurgulamaya başaramadığı oyunun defosu budur. Beşiktaş'ın Bruma'dan yediği golde çalım yiyen oyuncu yok, refakatçi ise beş kişi! Galatasaray'da Yasin, Beşiktaş'da Olcay futbol aklına sahip olmadıkları ve çevre kontrolü nedir bilmedikleri için oynadıkları futbol tesadüfler üzerine kurulu. Biri 45 dakika oynadı, diğerine Riekerink 79 dakika sabretti ve 0-2'den farka gideceği maçtan anca bir puan alabildi.
İkinci yarıda teknik adamlar arasındaki kalite ve tecrübe farkı Beşiktaş'ı maça ortak etti, son dakikada Josue ve Quaresma kahraman olma fırsatını teptiler. İki değişiklikle çift santrfora dönen, son 10 dakikada Adriano hamlesiyle Talisca'yı forvet arkasına alan Güneş yanlışlarından dönüp, takımı ayağa kaldırmayı başardı ama elindeki aktörlere bir an önce doğru rolü verip senaryoyu yazmazsa her zaman karşısında bir çaylak hoca bulamaz. Özellikle de hatanın telafisinin olmadığı Şampiyonlar Ligi'nde.
Mustafa Denizli sonrasında kağıt kalemi alıp aday listesine 150 teknik adamın ismini yazsanız, kimsenin aklına Riekerink gelmez, gelemez. G.Saray Sportif AŞ yöneticisi Levent Nazifoğlu'na bir soru ile bitireyim: Dün takımı iki golde de yakan Chedjou'yu kessin diye "Ben aldım" dediğiniz Serdar Aziz'in sağlığı nasıl, afiyette mi?

7 maddede yeşil sahanın dışından Euro 2016

1
Le rendez-vous

🔴 Euro 2016'nın logosunu Fransızlar değil Portekizliler yaptı. Brandia Central şirketi 2012'nin de logosunu tasarlamıştı. Turnuvanın sloganı "Le Rendez- Vous" yani bildiğiniz randevu.

2
Adidas-Nike- Puma-Umbro

🔴 Euro 2012'de altı ülke Adidas, beş ülke Nike, iki ülke Puma, üç ülke de Umbro formalarla sahaya çıkmıştı. Adidas, 2016'da dokuz ülke ile lider. Nike, bizim milli takım da dahil sekiz ülkenin formasını hazırladı. Bu turnuvada atak yapan Puma, beş ülke, Umbro ise bir ülke formasında yer alacak.

3
2 Milyar Euro'ya yakın gelir

🔴 Fransa 'da bir ay sürecek futbol bayramının organizasyonunda 6 bin 500 gönüllü futbolseverler görev alıyor. Bu gönüllülerin yüzde 27'si Fransa dışından. Y üzde 64'ü erkek ve yüzde 36'sı kadın. Portekiz'nin ev sahibi olduğu Euro 2004'te turnuva geliri 853 milyon euro idi. Bu rakam Avusturya ve İsviçre'nin ev sahibi olduğu Euro 2008'de 1 milyar 350 milyona, Polonya ve Ukrayna'nın düzenlediği Euro 2012'de ise 1 milyar 390 milyon euro'ya yükseldi. Euro 2016 için beklenen rakam ise 1 milyar 900 milyon euro.

4
230 ülkeden naklen yayınlanacak

🔴 Euro 2016'yı dünyada 230 ülke naklen yayınlayacak. Her maçı ortalama 150 milyon kişinin televizyondan izlemesi bekleniyor. UEFA, yayın haklarından bir milyar, sponsorlardan 400 milyon ve bilet satışlarından 500 milyon euro'yu kasasına koyacak. Euro 2016'ya katılan milli takımlar arasında en değerli kadro, 555 milyon euro ile İspanyollara ait. Del Bosque'nin takımını, 452 milyonla Fransa, 349 milyonla Almanya takip ediyor. Euro 2016'da kupayı kazanan ülke 27 milyon euro'yu kasasına koyacak. Turnuvada en düşük maç bileti 25, en yüksek maç bileti (final) 895 Euro.

5
Resmi maskot: Süper Victor

🔴 Almanya ve son iki kupayı alan İspanya üç kez Avrupa Şampiyonu oldu. 2016'nın ev sahibi Fransa'nın iki kupası var ve bir şampiyonada en fazla gol atan futbolcu da dokuz golle Fransız M ichel Platini. Euro 2016'nın maskotu Super V ictor, süper kahraman görünümlü bir çocuk. V ictor ismi de oyunun sonundaki zafere gönderme içeriyor. Euro 2016'nın resmi şarkısına ünlü Fransız DJ. David Guetta imza attı. This one is for you/Bu senin için adlı şarkının kaydında dünyanın dört bir tarafından bir milyon taraftar yer aldı. V okalde İsveçli Zara L arrson var.

6
Tribünlerde 2.5 milyon taraftar

🔴 Avrupa Şampiyonası'na, yapılan değişiklik sonucu artık 16 takım değil 24 takım katılıyor. Bu yüzden finallerde 2012'ye göre 20 maç daha fazla oynanacak. Toplam 51 maçı tribünlerde 2.5 milyon taraftar izleyecek. Bu rakam 2012'deki turnuvada 1.4 milyondu. Bir milyon futbol turistinin Fransa'da bir ay boyunca bir milyar euro harcaması bekleniyor.

7
Açılış ve final Paris'te

🔴 Ada ylık döneminde dosyasına 12 stadyum yazan Fransızlar, finalleri 10 stadyumda oynatacak. Açılış ve final maçı elbette ki 81 bin kişi kapasiteli Stade de France›da. Lyon, L ille, N ice, Bordeaux, L ens, M arsilya, Saint Etienne, Toulouse ve Paris de (Parc de Princes) yenilenmiş stadyumlarıyla turnuvaya ev sahipliği yapacak.