CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Sağlam yapı lazım!

Kaan, Jakobs ve Abdülkerim de sakatken Jelert, G.Saray savunmasında şans bulamıyorsa beklerinizin biri kanat oyuncusu Sallai, diğeri 'sakar' Berkan ise savunma dengesinden bahsedebilmek mümkün değildir. Üstelik, iyi olduğu sağ stoperi Metehan'a bırakıp sol stoperde oynayan Davinson gerçeği de var. İyi başladı maça Galatasaray. Okan Buruk, Sivas savunması arkasına atılacak topları işaret etmişti belli ki. Yunus ve Barış da merkeze girince pozisyon çıktı ama kanat savunması da zora girdi. Metehan genç bir oyuncu değil, o pozisyonda elle oynaması tecrübesizlik. Ardından Garry Rodrigues'in golü, Sara'nın iyi oyunu, Sivasspor kalecisinin iki hatasıyla devreye önde gitti Galatasaray. İkinci yarıda oyunu kendi sahasında kabul edip geçiş hücumu aramak ve bunlardan birinde Barış Alper Yılmaz'la farkı ikiye çıkarmak teknik ekibe yazar. Kanat forvetlerinden verim alamayan Sivasspor, hücumda Rey Manaj'ın fizik gücüyle yürümeye çalışan bir takım. Kapanan Galatasaray'a karşı üretmekte zorlanmaları oyun yapılarının doğası gereği. 10 kişi kalıp, 1-0 geriye düşüp rakibin stoperinin bariz ikinci sarıyı görmediği maçı çevirmek ve üstelik de bunu 'Eyüpspor'un hakkı yendi, yapı diyen Galatasaray' diyen Federasyon Başkanı'nın Süper Lig'inde yapabilmek için evet sağlam bir yapıya ihtiyacınız olmalı. O yapı Florya Tesisleri, o yapı G.Saray arması, forması, hocası ve takım olmayı başarması. Manaj'ın hareketi, futbol terörizmi. Ekrana bakıp kırmızı çıkartamayan hakem ise MHK'nin eseri.

Fişi çekmeliydi

Bir futbolcunun eski takımına karşı oynayacağı maç öncesinde ya da bir teknik direktörün bir zamanlar çalıştırdığı ya da futbolcusu olduğu takıma karşı sahaya çıktığında mesnetsizce yapılan ahlak sorgulamaları sadece bizim futbolumuzda var. Avrupalılar bu türden eşleşmelerden güzel hikâyeler, arşiv fotoğraflarla maça giderken bizdeyse "satacak" totosu oynanıyor maalesef. Bir mahlas altında yapılan bu terbiyesizliklerin bir cezası varsa da kimse o cezayı çekmiyor sonuçta. Evet Kaan, Jakobs yok. Jelert güven vermiyor. Yine de G.Saray'ın üçlü savunma tercihi takımın iki buçuk sezondur 4-2-3-1 ile sağladığı akışkanlığı da ortadan kaldırdı. Arda Turan, merkezi kalabalık tutunca Bodrum maçında olduğu gibi 3-4-2- 1'de Mertens ve Yunus, sıkışıp kaldılar. Üretkenlikten uzaktılar. Ve iş Barış ve Sallai'nin bire birlerine kalmıştı. Üç gün sonra maça çıkıp bir de geriye düşerseniz işiniz zordur. Her şeye rağmen G.Saray ilk yarıda Berke'nin kurtarışları olmasa 3 gol bulabilirdi. Yedisi isabetli 12 şut, Berke'nin 6 kurtarışı… 47'de erken öne geçtikten sonraki 15 dakikada Galatasaray'ın rakibin fişini çekmesi gerekiyordu. Berkan üçlü savunmanın sağında saatli bombayken Arda Turan'ın doğru hamleleri, Barış'ın hücumda saç baş yolduran tercihleri oyunu 2-2'ye getirdi. Osimhen'in atletizmine ve iştahına rağmen G.Saray'ın, Icardi'nin net vuruşlarını aradığı kesin. Sakatlıklar ve yorgunlukla zımparalanmış G.Saray için bu 2 puanlık kayıp normal gibi görünse de önümüzdeki hafta Sivas'a giderken derbinin olduğu haftada farkın daha da azalmasını sağlayabilir.

Bardağın dolu tarafı

Transfer dönemi kapandığından beri Galatasaray'ın ulaştığı bir oyun tavanı var. Elbette tabanı da… Fenerbahçe derbisi ve zirve noktası Tottenham maçı... Diğer tarafta ise Rigas ve Kasımpaşa karşılaşmalarının ikinci yarıları ile Bodrum deplasmanındaki ilk 45 dakika.
Okan Buruk'un rakip analizi için Fenerbahçe maçını izlemesi yeterliydi. Hollanda ekibinin atletizmi ve geçiş oyunu sorun yaratacaktı. Erken gelen golle ve ardından her an iki olacakmış gibi duran oyun iki kulvarda yola namağlup devam eden Galatasaray için endişe vericiydi. Nelsson bitik, Barış ve Yunus verimsiz, Sara ve Davinson gibi sezonun liderleri de vasatın altındaydı. İlk yarının son çeyreğinde Barış'ın sol kanada geçmesi verimlilik getirdi ve sahada en büyük mücadeleyi veren Osimhen ile golü buldular. İkinci yarıda Metehan'ın girişi ile birlikte üçlü defanstan vazgeçmeyen Okan Buruk'un takımının rakibe bu kez çok da fazla hücum imkanı vermediğini, ikinci golü bulmak için de yeterli sayıda pozisyona girdiğini söylemek lazım. Kaan ve Jakobs sakatken 'Bu takım dörtlü defans oynamalı' diyebilmek mümkün değil. Ancak İcardi'nin önce isminin ağırlığı ve elbette sahada yaptıklarıyla Buruk'un kafasına yerleşen çift santrfor mecburiyetini Batshuayi karşılayamıyor.
'Bu futbolun karşılığı galibiyetti' diyebilmek mümkün değil. O yüzden '5. maçı 11 puanla geçmek iyidir' deyip bardağın dolu tarafından bakmak lazım. Buruk'un Avrupa maçlarındaki yüksek hedeflerini rakiplerinden bir gün az dinleneceği Eyüp sınavı öncesinde net görebilmek mümkündü. Rotasyonsuz, ileri...

Herkesin benzin istasyonu yok!

Kravatı gevşetmek, bağcıkları çözük ayakkabıyla gezmek gibi milli ara. Teknik adamından futbolcusuna -milli mesaiye gidenler hariç- herkes için bir nefeslenme, bir tatil arası. Sezon içi ritmini yakalayan hedefleri yüksek takımlar için büyük handikap. Galatasaray için de bu geçerliydi. En az Davinson'un yokluğu kadar büyük bir soru işareti. Bir de ünlem var elbette! Deplasman biletlerini, üstelik de 150 kişi kapasite varken 3250 TL'den satan Bodrumspor başkanı. Kendisine hatırlatırım, herkesin ya da o herkesin babasının benzin istasyonları yok. Bu konuda kulüplere azami fiyat belirleme konusunda sınırlama getirmeyen TFF de bir o kadar suçludur. Metehan ile başladı Okan Buruk... Yine üçlü defans ama Icardi'nin yokluğunda 3-4-2-1 dizilen Osimhen'in arkasında Mertens ve Yunus'u kullanan bir oyun anlayışı. Toplasanız bir 5 dakikalık yoğunluk dışında Galatasaray futbolu tarifine uymayan bir 40 dakika. Kaleci Gökhan'ın sakatlığıyla ara verilen, Buruk'un da her zaman takım konsantrasyonu adına şikâyetçi olduğu ufak stadyum ambiansı mıdır nedir; tat vermeyen bir Galatasaray. İkinci yarı 10 kişi kalmış rakibi karşısında dörtlüye dönen ve rüzgârı arkasına almış Galatasaray, beklenen baskıyı da kurdu golü de buldu. Maç boyunca Buruk'un sürekli değişen dizilişi ve çözüm arayışları, bardağın dolu tarafında övgüyü hak ediyor ama çoğu zaman taşları da yerinden oynatmamak lazım. Artık yoğun bir fikstür var, kravatlar da sıkılacak bağcıklar da bağlanacak. Bodrum'daki oyunu unutmak kolay ancak Buruk ve takımının bu sezon başlangıcı hafızalarda elbette kal

Korku filmine dönen 90+’lar!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü muhteşem koreografilerle anan G.Saray ve Samsun taraftarlarının emeklerine ve yüreklerine sağlık. Kulüp tarihinin en güzel maçlarından birine imza attıktan sonra lig ikincisi karşısında sahaya çıkan Galatasaray'da İcardi'ye verilen morali de santra düdüğü öncesinde not düşmek lazım. Jakobs'un dönüşüyle dörtlüye dönen, Kaan Ayhan'ın yokluğunda Barış Alper'i sağ bek olarak sahaya süren Okan Buruk, ilk 45'te yine hibrit bir oyun planı kullandı. Jakobs ile hücumda üçlüye dönen bir defans, Osimhen'in yanına yaklaştırılan Sallai, Osimhen'in darbeli kafasıyla erken gelen gol... İlk 45'te yüzde altmış topa sahip olan rakibe pozisyon vermeyen Galatasaray'a rakip de ön alan baskısı yapmayınca sarı-kırmızılılar kolay bir ilk yarı oynadı.
22 golün 18'ini ikinci yarılarda atmış tam bir geri dönüş canavarı olan Samsun, Tottenham yorgunu G.Saray'a mutlaka sorun çıkaracaktı. İlk yarıda Torreira'nın pozisyonuna penaltı diyenlerden biri, Halil Umut Meler'i de devre arasında bilgilendirmiş olabilir. Davinson'un ikili mücadelesine çaldığı penaltının başka açıklaması yok. 1-1 sonrası oyun Samsun lehine akabilirdi. Okan'ın kontrol edemediği ve Osimhen'in kafasından gelen ikinci gol, G.Saray'a yeniden enerji yükledi. Buruk'un yerinde değişiklikleri, Batshuayi'nin golüyle gelen 2 fark ve Nelsson'un penaltısıyla korku filmine dönen 90+ dakikalar… Milli araya bundan daha güzel sonuçlarla giremezdi.

Görkemli oyun!

Büyük maçları beklerken mottosu "konsantrasyon" olan bir camianın başkanı Avrupa'da sezonun ilk sınavı PAOK maçı öncesinde Florya'nın betonundan, istifa etmiş sportif direktöründen bahsediyordu. Bir yönetim geleneği galiba. Tottenham maçı öncesinde de ikinci başkanı hakem hatalarının çetelesini tutmak için şov programı pazarlığı yapıyormuş. Büyük Galatasaray için küçük akılların trajedileri bunlar. Davinson'u üçlünün sağına çekmek dünkü maçın santrasında önemli doğrularından biriydi. Obsesif olarak geriden topla çıkmaya çalışan İngilizlere yapılan yoğun baskı rakibi sersemletti. Yunus'un muhteşem golü sonrasında hem hücumda hem savunmada müthiş futbol oynayan Galatasaray ne kadar sürebilir ki, dedirten presini 45 dakikaya taşıdı. Tottenham'ın tek fırsatta bulduğu gol, Buruk'un takımı adına 11 hücum, geçen sezonki Bayern Münih maçından sonra Galatasaray'ın en iyi oyunu ve hatta tabeladan bağımsız belki de Galatasaray tarihinin en iyi performanslarından biri. 46-65 arası Galatasaray, Tottenham'a tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşatabilirdi. Kaçırmaya doymadılar. İngilizler, ikinci yarının ikinci hücumda bir gol daha buldular ve böylesine görkemli bir oyunun son çeyreği yine tedirginlikle ve İcardi'nin sakatlığının hüznüyle geçti. Fark ikiyi bulmuşken ikinci yarının ortalarında Buruk, İcardi'yi oyundan alabilirdi. Bu konudaki inadı sürüyor. Böylesi görkemli bir oyunun karşılığı bu tabela değil, çok daha farklı olmalıydı… Elbette İcardi'nin sakatlığı sezonun kalanı için hem ünlem hem soru işareti.

Fenerbahçe için 3 puandan fazlası

Geride kalan haftalarda hele de 10 kişi kalmış Göztepe karşısında oynadığı futbolun, Fenerbahçe'ye karşı puan alabilmek için bir saha içi referansı yoktu. Şenol Güneş'in motivasyonu, tribünlerin desteği… Trabzonspor ilk 20 dakikada rakibi kaleye getirmezken, geliştirdiği 5 hücumda tabelayı değiştiremedi. Bir tiyatro sahnesinde repliğin diğer aktöre geçmesi gibi bu kez Fenerbahçe aldı oyunu.
İlk yarının son 25 dakikasında ilk 20'deki 68/32 topa sahip olmayı 70/30 ile dengeleyip geçtiler. Golde elbette Edin Visca'nın hatası büyük ama En-Nesyri'nin ortasına ve Fred'in fırsatçılığına alkış. Fenerbahçe'nin ikinci yarının ilk çeyreğinde oyunu alıp skoru öldürmesi gerekiyordu. Genç bir hakem, karmaşık pozisyonların içinde boğuldu kaldı. Bu, çıkan kararlar yanlış demek değil. Ev sahibinin iki penaltı golü ve Dzeko'nun sayısı. İki kalecinin nefis kurtarışları olmasa en az 4 gol daha izlerdik. Çok rahat geçilen orta sahalar, iki kanadının yaş toplamı 69 olan Trabzonspor ve defans göbeği çok dağınık olan Mourinho'nun takımı.
VAR artı sakatlıkla sadece bir pozisyonda oyunun 7 dakika durduğu gerilimi yüksek, tecrübesiz olunca futbolcuların da üzerine oynadığı bir genç hakemin altından kalkamadığı bir maç izledik. Mourinho'nun ikinci yarıdaki hamleleri geç de olsa sonuç getirdi. Geçen sezon 3-2 biten maçta tabelayı Batshuayi değiştirmişti. Bu sefer de Amrabat… Fenerbahçe için 3 puandan çok daha fazlası.

Bir Duran Duran şarkısı: Wild Boys

Galatasaray'ın Süper Kupa ve Kasımpaşa maçlarında yediği 8 golde sahada Davinson'un olmadığı ve Sara-Lucas ikilisinin de bu maçlarda birlikte oynamadığı gerçeğine Osimhen'i eklediğinizde ev sahibinin kritik 3 adamı eksik ezeli rakibi karşısında bir başka derbi oynayacağını söylemek zor değildi.
14 hücum yenilen ve ikinci yarısı 1-3 biten Elfsborg maçının ardından Okan Buruk'un defans hattında takımını fabrika ayarlarına döndürmüş olması yerinde bir karardı. Çift santrforlu oyun Süper Kupa'nın ikinci yarısında da arıza çıkartmışken, taraftarın önünde şifre tabelayı almaktı. Olimpiyat'ta olmayan ikili Sara-Davinson ortaklığıyla gelen golün ardından orta sahayı veren ve karşılayan takım hüviyetine bürünen G.Saray'ın 45'e 12 hücumla bitirdiğini, Beşiktaş'ın ise iyi mücadelesine rağmen defans duvarına çarptığı ev sahibinin kalesini sadece iki kez yokladığını not düşmek lazım.
İkisi de sarı kartlı bekleri varken Okan Buruk'un yüzde 42 topa sahip olabilmişken 46'da tek forvete düşmemesi ya da üçlüye dönüp Yunus'u merkeze atmaması doğrusu Rus ruletiydi. Sağda Rafa'nın karşısında kartlı Barış'ı ters kanada atıp Jelert'in enerjisiyle sakatlanan Kaan'ın bölgesini savunmak akıllıcaydı. Oyun, Beşiktaş'ın beraberlik golüne doğru yokuş aşağı koşarken, Osimhen'in, Sara'nın ortasına bastığı smaç gibi kafa sonrasında düşen Beşiktaş ancak Muçi'nin hercai vuruşuyla tabelayı değiştirebildi. Geçen sezon ilk 10 haftada olduğu gibi G.Saray yine 28 puanda. Fark ise o 10 maç içinde olan Beşiktaş'ın yanı sıra yarıştaki diğer rakibi F.Bahçe'yi devirmiş olmak… İki duran top, belki de güzel bir Duran Duran hitini hatırlatır: Wild Boys…

Kartal’ın sahadaki oyun aklı Rafa Silva

Geçen sezon 46 puan gerisinde kaldığınız bir takımı sezon başında 5 golle hezimete uğratıyorsanız bundan daha iyi beyaz sayfa olmaz. Beşiktaş'ın Süper Kupa'da ön plana çıkan 3 ismi Rafa Silva, Gedson ve İmmobile ligde toplanan 20 puanın da mimarları. Lyon deplasmanında alınan 3 puan ise Rams Park yolculuğu öncesi büyük moral kaynağı. Hollandalı teknik adamın namağlup takımı 5 golle ligin en az gol yiyen takımı ve Trabzonspor deplasmanı haricinde 90 dakika içinde tabelada geriye düşmedi. Kartal'ın topa sahip olmayı seven rakibi karşısında geçişlerde müthiş top taşıyan Gedson ve oyun aklıyla büyük fark yaratan Rafa Silva en büyük silahları. Buruk'un üçlü savunmayı tercih etmesi halinde Yunus ve Barış karşısında iki bek ve iki kanat oyuncusunun çizgi-ikinci kulvar bindirmeleri G.Saray'ı zor durumda bırakabilir.




EKSİK OYUNCULARIN YOKLUĞU ARANABİLİR
Lyon deplasmanında kazanmak ne kadar değerliyse rakibin 30, Ajax'ın 17 hücumu ve 4-0'lık galibiyeti de bir arada hatırlandığında takım savunması Beşiktaş için büyük soru işareti. Paulista'nın derbiye yetişmemesi halinde ve sakatlıktan çıkan, bu derbilerin tadını iyi bilen Rashica'nın olmaması halinde Bronckhorst'un 11'inin Rams Park'ta çok zorlanacağını söylemek lazım. Uduokhai-Emirhan ikilisiyle Osimhen-Icardi'yi savunmanın zorluğunu hafifleten sebep ancak Mert'in yokluğunda Lyon'da 8 kurtarış yapan Ersin'in benzer bir performansa imza atmasıyla telafi edebilir. Dar kadrosunda Salih, Can gibi isimlere şans tanımayan Hollandalı teknik adamın rakibinden yorgun 11'inde iki 6 numara görürsek şaşırmayalım. Bir maç eksiğiyle rakibinin 2 puan gerisinde olan Beşiktaş için Galatasaray deplasmanında alınacak bir beraberlik ligin kalanı için hiç de fena tabela olmaz. Ligde namağlup Kartal'ın 10 kişi kalmış Trabzon ile oynadığı maçı bir kenara koyarsak ligdeki ilk sert sınavını vereceği kesin.




BİRİ HARİKA DİĞERİ İYİ
Paulista ve Rashica derbiye yetişmezse Mario, Muci, Semih üçlüsünden ikisinin forma giyeceği Beşiktaş'ta Bronckhorst, Al Musrati-Ndour ikilisini birlikte kullanıp Rafa Silva'yı sol kanatta oynatır mı? Okan Buruk'un klasik tek santrforludan başka bir diziliş tercihi Beşiktaş'a geniş alanlar açabilir. Kartal için 3 ihtimalin biri harika, diğeri ise iyi sonuç…

***


BURUK'UN EN BÜYÜK KOZU YUNUS OLUR
Ligin ilk 10 haftasını geçen sezon olduğu gibi 28 puanla tamamlamak için G.Saray'ın motivasyon kaynağı çok. Ameliyattan çıkıp kulübede yerini alacak teknik direktörüne derbi galibiyetiyle 'geçmiş olsun' diyecek takımı, Süper Kupa'daki ağır mağlubiyetin sıcak rövanşını alma isteği ve elbette şampiyonluk yarışındaki iki ezeli rakibi F.Bahçe'den sonra Beşiktaş'ı devirip ligin kalanı için vereceği gözdağı. G.Saray ve ünlem deyince ilk akla gelen elbette İcardi-Osimhen ikilisi. Süper Kupa'da ilk 11'de olmayan Davinson ve Sara'nın sezon başından beri Buruk'un takımındaki oyun ağırlığını da iki süper santrforun bitiriciliğine eklediğinizde taraftarı önünde G.Saray favori demek zor değil. Buruk'un hangi dizilişiyle sahaya çıkacağının Beşiktaş teknik ekibinin de kafasını karıştıracağı kesin. Rams Park'ta son 4 Beşiktaş derbisini kazanan sarı- kırmızılı takımın 4'lü defans oynaması halinde Yunus'un Kadıköy'de olduğu gibi sol içte orta sahayı dörtleyen, rakip defansı bozan oyunu ve Sara'nın kalitesi Buruk'un en büyük kozu olur. Bu sezon büyük maç sınıfındaki PAOK ve F.Bahçe derbisini büyük oynayan G.Saray, ligde Hatay maçında geriye düştüğü 28 dakikalık dilim sonrasında 730 dakikadır tabelada rakiplerinin gerisinde kalmadı.




TAKIM SAVUNMASI GEÇEN SEZONUN GERİSİNDE
İsabetli transferlerini Süper Kupa'ya yetiştiren Beşiktaş'tan Süper Kupa'da tarihi tokat yiyen Galatasaray'ın gerek Şampiyonlar Ligi biletini kaçırırken gerekse ligin ilk 9 haftası ve Avrupa Ligi'nde en büyük sıkıntısı kalesini gole kapattığı maç sayısı ve farklı öne geçtiği maçlarda tabelada rakibe yakalanması. Rehavet ya da geç gelen değişiklikler sebebi görünse de sarı-kırmızılıların takım savunmasının geçen sezonun gerisinde olduğu su götürmez bir gerçek. İcardi ve Osimhen'i birlikte kullanmak için üçlü defans denemesinde Barış ve Yunus gibi kanat beki özelliği olmayan hücumcu iki oyuncu ve de Mertens'i birlikte kullanmak 3 puanı getirse de çarşamba günü maçın ikinci yarı skorunun 1-3 Elfsborg lehine olduğunun altını çizmek lazım. Sol beke ilaç olan Ismail Jacobs'un yokluğu mühim. Abdülkerim'in savunmadan çıkarken kaptırdığı toplar ve Kaan Ayhan'ın da hızlı forvetler karşısında yavaş kalması, Buruk'un takımındaki soru işaretleri. Üçlü defans çıkması halinde karşısında 4-3-3 dizilen Beşiktaş, bu oyun kurgusunda kanatlardan çok pozisyon bulabilir.




KALİTE AĞIR BASIYOR
Rakibinden bir gün fazla dinlenen, 50 bin taraftarı önünde derbiye çıkacak olan Galatasaray, tutanı Muslera ve atanları Osimhen-İcardi ile ezeli rakibiyle kantara çıkartıldığında kalite olarak ağır basıyor. Sarı kırmızılı takımda derbinin kader adamları Osimhen ve diziliş tercihi ve oyuna dokunuşları çok mühim olan Okan Buruk

Derbide üçlü defans oynamamalı!

Futbol izlemenin, konuşmanın ve yorumlamanın anlamını yitirdiği bir İstanbul akşamında yazıyorum bu satırları… Yüreğimize ve aklımıza düşen ağırlığın altında dün sahada görebildiklerim şunlardı: Osimhen ve İcardi'yi birlikte oynatma fikrinin üçlü defans denemesi getireceği ortadaydı. Bunu Avrupa'da beraberlikle bitmiş bir maçın ardından mutlak kazanılması gereken bir maçta sahneye koymak, rakibin adı Elfsborg olunca çok da riskli görünmüyordu. Buruk muhtemelen Jakobs'un sakatlığı ile birlikte üçlü denemesi için tereddüt etmedi. Oyun ezberi kuvvetli bir takım için bu radikal değişim elbette saha içinde karışıklıklara yol açar. Ancak dün G.Saray ilk 45 dakikada rakibin geçiş hücumlarına sağlam darbe vurup hücumda da coşkulu dakikalar geçirince üç farkı da kolay buldu. İkinci yarı beklenti, averajın da çok mühim olduğu Avrupa Ligi'nde farkı büyütmek, bir taraftan da derbi öncesinde esas adamları kenara alıp dinlendirmekti. İkisi de olmadı. G.Saray bu sezon iki kez yaşadığı kâbusu üçüncü defa taraftarına yaşatacak bir ikinci yarı oynadı. Üçlü başladıysanız, üçlü mü bitirmek zorundasınız? Tek santrfora düşüp orta sahaya takviye yapamaz mısınız? Ya da rakip halı saha golü gibi gol attıktan sonra oyunu taraftar gibi izlemek zorunda mısınız? Maalesef Okan Buruk yine kenarda izleyen adamdı. Yunus, attığı güzel golle teknik kadroyu da kurtardı. Dünden ne öğrendik? G.Saray, Beşiktaş derbisinde üçlü defans oynamamalı. Kasımpaşa'dan sonra Elfsborg'un da RAMS Park'ta üç gol bulması sadece derbi için değil, iki kulvarda sezonun devamı için büyük soru işareti…