CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Hercai ve laubali futbolla golü yedi

Geçen sezon şampiyonluk yolunda sezon ortasında kaybettiğin tek maç Hatay deplasmanı. Öncesinde bu deplasmanda 4-2 ve 3-0 yenilmişsin. Rakibin kadrolarından ve ruh halinden bağımsız sana ters geliyor. Sadece bu istatistik bile maç toplantısında taktik konuşmanın önüne geçer. Belli ki geçmemiş… Galatasaray karşısında o galibiyetleri alan Hatay kadrolarıyla kıyasladığımızda çok daha defolu, eksik, her şeyden önemlisi kalecisi Erce'nin cezalı olduğu bir takım vardı. İlk yarıda sarı-kırmızılı takımda Yunus ve Barış'ın kanatları bırakıp iç kulvarda sürekli top araması, Berkan'ın teknik yetersizliği nedeniyle kurulamayan oyuna çare olarak geriden stoperlerin attığı uzun toplar ve Osimhen'in boğuşması… Hercai ve de laubali bir futbol oynuyordu Galatasaray, golü de öyle yedi. İlk yarıyı Süper Lig'de bu sezon ilk maçına çıkan bir kaleci karşısında sadece 8 hücum ve bir isabetli şutla bitirmenin elbette bir telafisi 45 dakika vardı. İkinci yarıda fabrika ayarlarına döndü gibi görünebilir G.Saray ama bu Sara'nın yokluğunda kim oynarsa oynasın dublörü bile olamayacağını değiştirmiyor. Beraberlik golü sonrasında ev sahibini boğan Galatasaray net fırsatları ya harcadı ya da ofsayta takıldı. Icardi'sizlik böyle bir şey işte… Batshuayi değişikliği gereksiz, 90+5'te Jelert anlamsızdı. Okan Buruk momentumu bozan adam, belli ki kontrolü kaybetti. Hakem Cihan Aydın gözünün önündeki penaltıyı yabancı VAR'a bıraktı. İlk yarıda G.Saray'ın verilmeyen bir penaltısı var. Türkiye'de dokunulmayan adam MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu. Utanması olmadığından o koltukta oturmaya devam ediyor…

Sırtını yaslamış...

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un kendi döneminde üçlü defans ile iyi hatıraları yok, başkanı olduğu kulübün futbol takımının bu dizilişle başarıya ulaşabileceğine inanmıyordu. Mourinho kupa dahil son üç maçta defansı üçlü kuruyor, bu hem En-Nesyri hem Dzeko'nun sahada olması demek, üstüne sezona sağ kanatta başlattığı Tadic'e de forvet arkasında özgürlük tanımak manasına geliyor. Dün F.Bahçe lig tarihinde kalesinde en erken gördüğü golde rakibi üçlü karşılayan Çağlar'ın çaresiz fotoğrafını verdi. Altıncı dakikada Livakovic, Kramer'in şutunu çıkarmasa başka bir maç izleyecektik.
Portekizli hocamın rakip analizden daha çok bence kadro tercihinde kariyeri boyunca Avrupa futbolunda iz bırakmış, tecrübeli isimlere sırtını yaslamak fikri var. Kim bunlar? Dzeko, Tadic, Kostic ve Fred. Amrabat ve İsmail'in olmadığı orta sahada oyunun hamallığını hücum yönü güçlü ikili Fred ve Szymanski'ye yüklemek, gol atsa da maç boyunca Tadic'i takımın sırtında taşımak, bunları Mourinho görmüyor mu? Görüyor…
Dün F.Bahçe ikincisi aut olan iki duran toptan ilk yarıda iki gol, bir de rakip kalecinin hatasıyla "akan oyunda'' Tadic ile üçüncü golü buldu. Oyuna iki golle ortak olan Konyaspor son bölümde beraberlik sayısını da bulabilirdi. Mourinho üçlü defansla yola devam edebilir, edecek gibi de görünüyor ama bu dizilişte ne yeni kontrat imzalamış İrfan Can'a ne maliyeti yüksek Cengiz'e ne de 1 yıllık külfeti 8 milyon Euro olan Maximin'e yer var. Eldeki derin kadroyu isteseniz bu kadar daraltamazsınız.

Tatsız, tuzsuz oyun

Kupadaki ilk sınavın telafisi vardı ve Okan Buruk'un ağır rotasyonla 8 puan farkla önde gittiği ligde hedefinin bu maç olduğu ortadaydı. Futbolda bazen dört gün sonrasını bile öngörebilmek mümkün değil. Sara'nın sakatlığı Buruk'un hesaplarını bozdu. Kaan Ayhan'ı orta sahada, Sallai'yi sağ bekte başlatabilirdi. Geçen sezon 8+3'ün vazgeçilmezi ama bu sezon çelimsiz Kerem Demirbay'a güvendi. O da sahada kaldığı 75 dakika boyunca Buruk'un güvendiği dağlara kar yağdırdı.
Soğuk hava, yağmur, rüzgâr ve yumuşak zemin ilk yarıdaki tatsız tuzsuz oyunun bütün sebebi olabilir mi? Elbette hayır. Sarı-kırmızılı takım; Jakobs, Demirbay ve Kaan'dan verim alamazken ön tarafta Osimhen'in ısıran oyunu ve Yunus'un dribblingleriyle flu bir fotoğraf verirken, ziyadesiyle eksik Başakşehir'de farklı görünen tek isim Davidson'du. Bu oyunla soyunma odasına 1-0 önde gitmek iyi ama yetmezdi.
İkinci yarıda rüzgârı arkasına alan Başakşehir'in attığı golde Davinson ve Kaan Ayhan olağan şüpheli. Barış'ın iki golü de ters ayağı olan solundan geldi. Buruk, kulübesine güvenen bir teknik adam değil. Doğrusu haksız da değil. G.Saray'ın her maçta kalesinde gol görmesi, maçlarını Rus ruletine çeviriyor. Ligin ilk yarısı sona erdiğinde namağlup olan takıma derinlik kazandıracak, Buruk'un da inanacağı oyunculara ihtiyacı var. Üç kulvarda sadece ideal 11'iniz ile yürüyemezsiniz.

Makul sonuç!

Dört günde kupa-lig iki maça çıkacak iki takımın iki sezon önceki iki sınavını hatırlayalım. Okan Buruk ligde Emre Belözoğlu'na karşı %40 topa sahip olup deplasmanda geçiş oyunuyla 7-0 kazanmış, kupada ise 5 ay sonra Belözoğlu bu takt-i ği devralıp 3-2 ile sarı-kırmızılı takımı deplasmanda kupadan elemişti. Galatasaray'ın sert rakip Göztepe'den sonra oynayacağı Başakşehir deplasmanı öncesinde kupada Buruk beklenen rotasyonu yaptı. Davinson ve Abdülkerim'in dinlenme şansı bulamadığı 11, ilk 30 dakika oyunu tuttu. Başakşehir'in kaleyi bulan ilk hücumunda Deniz ile Piatek'in kafasından gelen gollerde ezilen adam maça sol bekte başlayıp sağ bekte devam eden ve 57'de kenara gelirken 'Benden olmaz' dedirten Jelert idi.
Konferans Ligi'ne veda etmiş, zirvenin 21 puan gerisinde kalmış Başakşehir'de 45 yaşındaki 'genç' teknik adam Çağdaş Atan, ülke sınırları içinde namağlup olan rakibini devirip kendini ispat etme peşindeydi. Baş aktörleriyle başladı maça. İkinci yarıda Buruk önce Mertens ve Yunus, ardından Barış Alper ve Sara gibi esas adamlarını sahaya sürünce tek kaleye yakın bir maç izledik.
Kerem Demirbay maalesef güçsüz. Sallai ön tarafta verimsizdi ve maçı sağ bekte bitirdi. Batshuayi'nin bu seviye maçların golcüsü olmasını bekliyorsunuz ama dün Galatasaray'ın akan oyundan golleri iki stoperinden geldi. Okan Buruk'un önünde kupada Bolu ve Konya maçları var. Rotasyonlu kadroyla iki kez geriye düşüp penaltı kaçınca, galibiyetin kenarından dönmek makul bir sonuç. Pazar günü armalar ve formalar aynı ama Süper Lig'deki bambaşka bir maç olacak.

Edin Dzeko’ya şapka çıkartılır

Teknik direktörü olmayan 16 maçın 10'unu kaybetmiş ve İstanbul'a 5 cezalı oyuncusundan mahrum gelen Hatayspor'un ne kadar futbol oynayabileceğini tahmin etmek kolay, yeni yılın ilk maçında F.Bahçe'nin puan tablosuna karşı nasıl bir reaksiyon vereceği ise az buçuk soru işaretiydi. Galibiyetten daha çok oyun… Kağıt üzerinde 4-4-2 şeklinde okunabilecek dizilişi Mourinho, Levent'i sol stopere çekip Tadic'i iki santrforun arkasına atıp 3-4-1-2 olarak sahaya sürdü takımını. Sezon başı analizlerinde hızlı kanat oyuncusunun yokluğuna dem vuran Portekizli teknik adamın, sakat Maximin ve Oğuz dışında bu tarife uymayan İrfan Can ve Cengiz'i kulübede oturttuğunun altını çizmek lazım. Hatayspor savunması kalesinde gördüğü iki golü de topla çıkarken yediği baskı sonrasındaki basit hatalara borçlu. En-Nesyri fırsatçılığını iki pozisyonda gösterdi ancak ev sahibi takım adına maçın adamı kesinlikle Edin Dzeko. Bu yaşta bu mücadelesine şapka çıkartılır. Fred'in hücum bölgesine attığı paslardaki verimsizlik ve takımın Tadic'i sırtında taşıması, F.Bahçe'nin maç boyunca sete yerleşmesini önledi. İlk yarıdaki 23 orta da bir önceki gün G.Saray'ın 45 dakikada yaptığı 15 orta kadar oyunun defosu. Takım boyunu bu kadar uzun tutunca Hatay da beklenenden daha fazla topa sahip oldu. Tabelanın fişini çekmeden son 15 dakikaya girmek elbette büyük gerilim. Kafa atan Aboubakar neden kırmızı görmedi, hakeme sormak lazım. Kadıköy'de gerilim yüksek, takımın da böyle bir atmosferde sakin kalabilmesi mümkün değil. 3 puan dışında lig maratonunda 7 kurtarış yapan Erce dışında çok da hatırası olmayan bir 90 dakika…

Sara’nın gecesi

Kayseri'nin ilk yarıda oransız baskısıyla pas yüzdesini yüzde 68'e düşürmüş, orta sahası yorgun takım rakibin enerjisi bitince ikinci yarı kalitesiyle farka koşmuştu. Dün karşılarındaki Göztepe, Kayseri'den çok daha atletik ve enerjisini 90 dakikaya yayabilen bir takımdı. Okan Buruk'un ekibi, ilk yarıda yüzde 72 pas yüzdesiyle yine standardının altında kalırken ayakta kalan isim Gabriel Sara'ydı. Yine şiir gibi top oynadı. Yunus'un top kaybı, gününde olmayan Davinson'un zayıf takibi ile Göztepe golü bulup, oyunun içinde kaldı. Kaan ve Jakobs ideal bir oyunun bekleri noktasında değiller. Doğrusu, ikinci yarıda Göztepe'nin hücumda Galatasaray'a çok daha fazla zorluk çıkarmasını bekliyordum. Bunda eksik kaldılar. Yoğun maç trafiğinden sonra 15 gün tatil ile soluklanmak ne kadar gerekliyse aranın ardından ritim tutturmak da bir o kadar zor. Yunus'un golünde atağı başlatan Sara'nın pası maçın en güzel hareketiydi. Sadece ilk 45 dakikada 15 orta yapmak Buruk'un takımı için defolu bir oyundu. Göbeği kalabalık tutan Göztepe'den topu kaçırıp yüksek toplarda Osimhen'i buluşturmak istediler. Ancak Göztepe'nin üç stoperi de Nijeryalı'yı iyi kitledi. Buruk, son çeyrekte düşen takımını ayakta tutabilmek için yedek kulübesini zamanında devreye soktu. Dört büyüklerin ikisini mağlup eden ve biriyle berabere kalan Göztepe'yi devirmek puan tablosu için elbette iyi sonuç. Ama oyunun kırılganlıkları düzeltilmeye muhtaç.

Büyük hocalık

Galatasaray dün sahaya sürdüğü defans dörtlüsünü en son 18 Ekim'de Antalya deplasmanında bir arada oynatabilmiş ve maçı 3-0 kazanmıştı. Bu ideal dörtlü bozulduğunda kalesinde gol görmediği tek maç ise son dakikasında rakibin direkten topunun döndüğü Bodrum deplasmanı. Buruk'un iki sezonda ortalama 0.80 kalesinde gol gören takımının bu sezon 1.5 ortalamayla oynaması neredeyse bütün maçlarda 3 gol atmayı gerektiriyor. Dün de Attamah'ın elinin doğal pozisyonda olduğu kolay ve erken penaltıdan sonra kornerden kalelerinde golü gördüler. Trabzon maçında alarm veren orta saha dün ilk 45 dakikada yine çok geçirgendi ve Buruk'un takımının %68 isabetli pasla oynaması Kayseri'nin tam saha presi ve kötü zemin, Barış Alper Yılmaz'ın golüne rağmen ikinci 45 dakika zor geçecek dedirtti. Sakatlıktan dönen Kaan ve Jakobs'un güçsüz göründüğü, Torreira ve Sara'nın yılın son maçında "Tatile ihtiyacımız var'' futboluna çare Yunus'un kalitesi oldu. Attığı golde Snejider'in kulaklarını çınlattı, ilk golü hazırlayan adamdı, Osimhen'e ve Barış'a asistini yaptı. Buruk, iki sezondur Kayseri'de önce kaybetmiş sonra berabere kalmıştı, dün kendisine ters gelen takımın bileğini büktü. Fark 8 puan, Galatasaray ara transferde de, bir hafta tatilin ardından Göztepe maçına hazırlanırken de puanlar eşitmiş gibi davranmalı. 2024'ün son maçının ardından alkışlar oturduğumuz yerden değil; ayakta, Okan Buruk'a… Büyük hocalık budur…

Fazla mesai!

Santra noktasına giderken Okan Buruk'un takımına mesajları netti: 1- Hakim Ziyech valizini topla. 2- Bulduğun şansı değerlendiremedin Batshuayi, Osimhen kulübedeyken bile yanında otur. 3- Sakatlıktan dönüp hazır olmayanla riske girmem (Osimhen, Davinson, Jacobs). Karşınızdaki Trabzonspor ve armasıyla ne puan tablosundaki yeri ne deplasman performansına bakmadan derbi deyin ya da büyük maç deyin hakkını vermek zorundasınız. Galatasaray hücumda zengin sol bekinde Berkan ile sıkıntılı başladı. Yunus'un Mertens'e attığı nefis ara pası ve harikulade sol plasesine karşılık Ozan Tufan'ın ön direkte usta işi kafa vuruşu. Temaslı oyunun bol olduğu iki kanat oyuncusunun yaş toplamı 69 olan Trabzonspor'un ev sahibini ziyadesiyle zorladığı bir ilk yarı izledik. Buruk'un takımı 35 ile 45 arasında bulduğu üç pozisyondan birini atsa maçın fişini ilk 45'te çekebilirdi. Sara ve Torreira ikilisinin üzerine binen yoğun fikstür savunmada Davinson'un yokluğu Trabzonspor'a ikinci yarının ilk çeyreğinde iki gol birden getirdi. Barış Alper Yılmaz, bir maçta daha yapması gerekeni değil her şeyi yapmaya çalışan karaktere bürününce tabeladaki kaos büyüdü. Yedi deplasmanda dört gol atabilmiş Trabzonspor'dan kendi sahanda 3 gol yiyorsan lig maratonunun değişmez gerçeklerinden birine uymuyorsundur demektir: Forvetler yarışta tutar savunmalar şampiyon yapar. Buruk bunu düzeltmeli… Forvetler böyle fazla mesai yapmamalı (!)

Tuzu boca etmek

Finaline ev sahipliği yapacağı bu kupada Athletic Bilbao 5 maçta topladığı 13 puan ve La Liga'daki gidişatıyla büyük favorilerden biri sayılırken hocası Valverde'nin en iyi 11 ile çıktığını söylemek lazım. F.Bahçe'nin Prag deplasmanından kazandığı kadrodan cezalı Fred haricinde 10 isim aynı olunca elbette Mourinho'nun Beşiktaş derbisindeki 11'i ve diziliş tercihleriyle ilk hedefinin Avrupa Ligi olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Bir saat malzemelerini özenle hazırlayıp tencereye koyduğun yemeğin kararında tuzunu koyacakken kapağı açık tuzluk boşalır ya, işte Samet'in verdiği geri pası budur. Fazla tuz gibi onun bu hatası da Kadıköy'de tansiyonu arttırdı.
Fred olmayınca hata kıran pas atma özelliğini kaybeden ve uzun oynayan F.Bahçe'de ilk yarıda Maximin'in iyi oyundan çok iştahlı boğuşmalarına eşlik eden Nico'yu kontrol eden Osayi ve orta sahada canla başla mücadele eden Ambrabat idi.
Bask ekibinin oyunu genişleten ve ezberlenmiş oyunu karşısında Fenerbahçe ilk yarıda isabetli şut atamazken, Inaki büyük golcülüğünü topu tavana asarak gösterdi. İki gol atmasına rağmen maçın adamı İnaki değil müthiş futbol oynayan Sancet idi.
Maçın ilk kırılma anı Samet'in geri pası ise ikincisi de Mert'ın kırmızı kart gördüğü dakikaydı. Kadıköy'de mutlaka kazanılması gereken bir maçı biri isabetli 4 hücumla bitirmek, çift santrfora dönüp topu şişirmek ve Cengiz'den bir şeyler beklemek Mourinho'ya; gerisi ise 3 kulvarda yola çıkıp, ligde 6 puan geride kalan, Avrupa'da 6 maçta 8 puan toplayan, Türkiye Kupası'ndan çekilen Fenerbahçe yönetimine yazar…