CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Bardağın dolu tarafı

Transfer dönemi kapandığından beri Galatasaray'ın ulaştığı bir oyun tavanı var. Elbette tabanı da… Fenerbahçe derbisi ve zirve noktası Tottenham maçı... Diğer tarafta ise Rigas ve Kasımpaşa karşılaşmalarının ikinci yarıları ile Bodrum deplasmanındaki ilk 45 dakika.
Okan Buruk'un rakip analizi için Fenerbahçe maçını izlemesi yeterliydi. Hollanda ekibinin atletizmi ve geçiş oyunu sorun yaratacaktı. Erken gelen golle ve ardından her an iki olacakmış gibi duran oyun iki kulvarda yola namağlup devam eden Galatasaray için endişe vericiydi. Nelsson bitik, Barış ve Yunus verimsiz, Sara ve Davinson gibi sezonun liderleri de vasatın altındaydı. İlk yarının son çeyreğinde Barış'ın sol kanada geçmesi verimlilik getirdi ve sahada en büyük mücadeleyi veren Osimhen ile golü buldular. İkinci yarıda Metehan'ın girişi ile birlikte üçlü defanstan vazgeçmeyen Okan Buruk'un takımının rakibe bu kez çok da fazla hücum imkanı vermediğini, ikinci golü bulmak için de yeterli sayıda pozisyona girdiğini söylemek lazım. Kaan ve Jakobs sakatken 'Bu takım dörtlü defans oynamalı' diyebilmek mümkün değil. Ancak İcardi'nin önce isminin ağırlığı ve elbette sahada yaptıklarıyla Buruk'un kafasına yerleşen çift santrfor mecburiyetini Batshuayi karşılayamıyor.
'Bu futbolun karşılığı galibiyetti' diyebilmek mümkün değil. O yüzden '5. maçı 11 puanla geçmek iyidir' deyip bardağın dolu tarafından bakmak lazım. Buruk'un Avrupa maçlarındaki yüksek hedeflerini rakiplerinden bir gün az dinleneceği Eyüp sınavı öncesinde net görebilmek mümkündü. Rotasyonsuz, ileri...

Herkesin benzin istasyonu yok!

Kravatı gevşetmek, bağcıkları çözük ayakkabıyla gezmek gibi milli ara. Teknik adamından futbolcusuna -milli mesaiye gidenler hariç- herkes için bir nefeslenme, bir tatil arası. Sezon içi ritmini yakalayan hedefleri yüksek takımlar için büyük handikap. Galatasaray için de bu geçerliydi. En az Davinson'un yokluğu kadar büyük bir soru işareti. Bir de ünlem var elbette! Deplasman biletlerini, üstelik de 150 kişi kapasite varken 3250 TL'den satan Bodrumspor başkanı. Kendisine hatırlatırım, herkesin ya da o herkesin babasının benzin istasyonları yok. Bu konuda kulüplere azami fiyat belirleme konusunda sınırlama getirmeyen TFF de bir o kadar suçludur. Metehan ile başladı Okan Buruk... Yine üçlü defans ama Icardi'nin yokluğunda 3-4-2-1 dizilen Osimhen'in arkasında Mertens ve Yunus'u kullanan bir oyun anlayışı. Toplasanız bir 5 dakikalık yoğunluk dışında Galatasaray futbolu tarifine uymayan bir 40 dakika. Kaleci Gökhan'ın sakatlığıyla ara verilen, Buruk'un da her zaman takım konsantrasyonu adına şikâyetçi olduğu ufak stadyum ambiansı mıdır nedir; tat vermeyen bir Galatasaray. İkinci yarı 10 kişi kalmış rakibi karşısında dörtlüye dönen ve rüzgârı arkasına almış Galatasaray, beklenen baskıyı da kurdu golü de buldu. Maç boyunca Buruk'un sürekli değişen dizilişi ve çözüm arayışları, bardağın dolu tarafında övgüyü hak ediyor ama çoğu zaman taşları da yerinden oynatmamak lazım. Artık yoğun bir fikstür var, kravatlar da sıkılacak bağcıklar da bağlanacak. Bodrum'daki oyunu unutmak kolay ancak Buruk ve takımının bu sezon başlangıcı hafızalarda elbette kal

Korku filmine dönen 90+’lar!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü muhteşem koreografilerle anan G.Saray ve Samsun taraftarlarının emeklerine ve yüreklerine sağlık. Kulüp tarihinin en güzel maçlarından birine imza attıktan sonra lig ikincisi karşısında sahaya çıkan Galatasaray'da İcardi'ye verilen morali de santra düdüğü öncesinde not düşmek lazım. Jakobs'un dönüşüyle dörtlüye dönen, Kaan Ayhan'ın yokluğunda Barış Alper'i sağ bek olarak sahaya süren Okan Buruk, ilk 45'te yine hibrit bir oyun planı kullandı. Jakobs ile hücumda üçlüye dönen bir defans, Osimhen'in yanına yaklaştırılan Sallai, Osimhen'in darbeli kafasıyla erken gelen gol... İlk 45'te yüzde altmış topa sahip olan rakibe pozisyon vermeyen Galatasaray'a rakip de ön alan baskısı yapmayınca sarı-kırmızılılar kolay bir ilk yarı oynadı.
22 golün 18'ini ikinci yarılarda atmış tam bir geri dönüş canavarı olan Samsun, Tottenham yorgunu G.Saray'a mutlaka sorun çıkaracaktı. İlk yarıda Torreira'nın pozisyonuna penaltı diyenlerden biri, Halil Umut Meler'i de devre arasında bilgilendirmiş olabilir. Davinson'un ikili mücadelesine çaldığı penaltının başka açıklaması yok. 1-1 sonrası oyun Samsun lehine akabilirdi. Okan'ın kontrol edemediği ve Osimhen'in kafasından gelen ikinci gol, G.Saray'a yeniden enerji yükledi. Buruk'un yerinde değişiklikleri, Batshuayi'nin golüyle gelen 2 fark ve Nelsson'un penaltısıyla korku filmine dönen 90+ dakikalar… Milli araya bundan daha güzel sonuçlarla giremezdi.

Görkemli oyun!

Büyük maçları beklerken mottosu "konsantrasyon" olan bir camianın başkanı Avrupa'da sezonun ilk sınavı PAOK maçı öncesinde Florya'nın betonundan, istifa etmiş sportif direktöründen bahsediyordu. Bir yönetim geleneği galiba. Tottenham maçı öncesinde de ikinci başkanı hakem hatalarının çetelesini tutmak için şov programı pazarlığı yapıyormuş. Büyük Galatasaray için küçük akılların trajedileri bunlar. Davinson'u üçlünün sağına çekmek dünkü maçın santrasında önemli doğrularından biriydi. Obsesif olarak geriden topla çıkmaya çalışan İngilizlere yapılan yoğun baskı rakibi sersemletti. Yunus'un muhteşem golü sonrasında hem hücumda hem savunmada müthiş futbol oynayan Galatasaray ne kadar sürebilir ki, dedirten presini 45 dakikaya taşıdı. Tottenham'ın tek fırsatta bulduğu gol, Buruk'un takımı adına 11 hücum, geçen sezonki Bayern Münih maçından sonra Galatasaray'ın en iyi oyunu ve hatta tabeladan bağımsız belki de Galatasaray tarihinin en iyi performanslarından biri. 46-65 arası Galatasaray, Tottenham'a tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşatabilirdi. Kaçırmaya doymadılar. İngilizler, ikinci yarının ikinci hücumda bir gol daha buldular ve böylesine görkemli bir oyunun son çeyreği yine tedirginlikle ve İcardi'nin sakatlığının hüznüyle geçti. Fark ikiyi bulmuşken ikinci yarının ortalarında Buruk, İcardi'yi oyundan alabilirdi. Bu konudaki inadı sürüyor. Böylesi görkemli bir oyunun karşılığı bu tabela değil, çok daha farklı olmalıydı… Elbette İcardi'nin sakatlığı sezonun kalanı için hem ünlem hem soru işareti.

Fenerbahçe için 3 puandan fazlası

Geride kalan haftalarda hele de 10 kişi kalmış Göztepe karşısında oynadığı futbolun, Fenerbahçe'ye karşı puan alabilmek için bir saha içi referansı yoktu. Şenol Güneş'in motivasyonu, tribünlerin desteği… Trabzonspor ilk 20 dakikada rakibi kaleye getirmezken, geliştirdiği 5 hücumda tabelayı değiştiremedi. Bir tiyatro sahnesinde repliğin diğer aktöre geçmesi gibi bu kez Fenerbahçe aldı oyunu.
İlk yarının son 25 dakikasında ilk 20'deki 68/32 topa sahip olmayı 70/30 ile dengeleyip geçtiler. Golde elbette Edin Visca'nın hatası büyük ama En-Nesyri'nin ortasına ve Fred'in fırsatçılığına alkış. Fenerbahçe'nin ikinci yarının ilk çeyreğinde oyunu alıp skoru öldürmesi gerekiyordu. Genç bir hakem, karmaşık pozisyonların içinde boğuldu kaldı. Bu, çıkan kararlar yanlış demek değil. Ev sahibinin iki penaltı golü ve Dzeko'nun sayısı. İki kalecinin nefis kurtarışları olmasa en az 4 gol daha izlerdik. Çok rahat geçilen orta sahalar, iki kanadının yaş toplamı 69 olan Trabzonspor ve defans göbeği çok dağınık olan Mourinho'nun takımı.
VAR artı sakatlıkla sadece bir pozisyonda oyunun 7 dakika durduğu gerilimi yüksek, tecrübesiz olunca futbolcuların da üzerine oynadığı bir genç hakemin altından kalkamadığı bir maç izledik. Mourinho'nun ikinci yarıdaki hamleleri geç de olsa sonuç getirdi. Geçen sezon 3-2 biten maçta tabelayı Batshuayi değiştirmişti. Bu sefer de Amrabat… Fenerbahçe için 3 puandan çok daha fazlası.

Bir Duran Duran şarkısı: Wild Boys

Galatasaray'ın Süper Kupa ve Kasımpaşa maçlarında yediği 8 golde sahada Davinson'un olmadığı ve Sara-Lucas ikilisinin de bu maçlarda birlikte oynamadığı gerçeğine Osimhen'i eklediğinizde ev sahibinin kritik 3 adamı eksik ezeli rakibi karşısında bir başka derbi oynayacağını söylemek zor değildi.
14 hücum yenilen ve ikinci yarısı 1-3 biten Elfsborg maçının ardından Okan Buruk'un defans hattında takımını fabrika ayarlarına döndürmüş olması yerinde bir karardı. Çift santrforlu oyun Süper Kupa'nın ikinci yarısında da arıza çıkartmışken, taraftarın önünde şifre tabelayı almaktı. Olimpiyat'ta olmayan ikili Sara-Davinson ortaklığıyla gelen golün ardından orta sahayı veren ve karşılayan takım hüviyetine bürünen G.Saray'ın 45'e 12 hücumla bitirdiğini, Beşiktaş'ın ise iyi mücadelesine rağmen defans duvarına çarptığı ev sahibinin kalesini sadece iki kez yokladığını not düşmek lazım.
İkisi de sarı kartlı bekleri varken Okan Buruk'un yüzde 42 topa sahip olabilmişken 46'da tek forvete düşmemesi ya da üçlüye dönüp Yunus'u merkeze atmaması doğrusu Rus ruletiydi. Sağda Rafa'nın karşısında kartlı Barış'ı ters kanada atıp Jelert'in enerjisiyle sakatlanan Kaan'ın bölgesini savunmak akıllıcaydı. Oyun, Beşiktaş'ın beraberlik golüne doğru yokuş aşağı koşarken, Osimhen'in, Sara'nın ortasına bastığı smaç gibi kafa sonrasında düşen Beşiktaş ancak Muçi'nin hercai vuruşuyla tabelayı değiştirebildi. Geçen sezon ilk 10 haftada olduğu gibi G.Saray yine 28 puanda. Fark ise o 10 maç içinde olan Beşiktaş'ın yanı sıra yarıştaki diğer rakibi F.Bahçe'yi devirmiş olmak… İki duran top, belki de güzel bir Duran Duran hitini hatırlatır: Wild Boys…

Kartal’ın sahadaki oyun aklı Rafa Silva

Geçen sezon 46 puan gerisinde kaldığınız bir takımı sezon başında 5 golle hezimete uğratıyorsanız bundan daha iyi beyaz sayfa olmaz. Beşiktaş'ın Süper Kupa'da ön plana çıkan 3 ismi Rafa Silva, Gedson ve İmmobile ligde toplanan 20 puanın da mimarları. Lyon deplasmanında alınan 3 puan ise Rams Park yolculuğu öncesi büyük moral kaynağı. Hollandalı teknik adamın namağlup takımı 5 golle ligin en az gol yiyen takımı ve Trabzonspor deplasmanı haricinde 90 dakika içinde tabelada geriye düşmedi. Kartal'ın topa sahip olmayı seven rakibi karşısında geçişlerde müthiş top taşıyan Gedson ve oyun aklıyla büyük fark yaratan Rafa Silva en büyük silahları. Buruk'un üçlü savunmayı tercih etmesi halinde Yunus ve Barış karşısında iki bek ve iki kanat oyuncusunun çizgi-ikinci kulvar bindirmeleri G.Saray'ı zor durumda bırakabilir.




EKSİK OYUNCULARIN YOKLUĞU ARANABİLİR
Lyon deplasmanında kazanmak ne kadar değerliyse rakibin 30, Ajax'ın 17 hücumu ve 4-0'lık galibiyeti de bir arada hatırlandığında takım savunması Beşiktaş için büyük soru işareti. Paulista'nın derbiye yetişmemesi halinde ve sakatlıktan çıkan, bu derbilerin tadını iyi bilen Rashica'nın olmaması halinde Bronckhorst'un 11'inin Rams Park'ta çok zorlanacağını söylemek lazım. Uduokhai-Emirhan ikilisiyle Osimhen-Icardi'yi savunmanın zorluğunu hafifleten sebep ancak Mert'in yokluğunda Lyon'da 8 kurtarış yapan Ersin'in benzer bir performansa imza atmasıyla telafi edebilir. Dar kadrosunda Salih, Can gibi isimlere şans tanımayan Hollandalı teknik adamın rakibinden yorgun 11'inde iki 6 numara görürsek şaşırmayalım. Bir maç eksiğiyle rakibinin 2 puan gerisinde olan Beşiktaş için Galatasaray deplasmanında alınacak bir beraberlik ligin kalanı için hiç de fena tabela olmaz. Ligde namağlup Kartal'ın 10 kişi kalmış Trabzon ile oynadığı maçı bir kenara koyarsak ligdeki ilk sert sınavını vereceği kesin.




BİRİ HARİKA DİĞERİ İYİ
Paulista ve Rashica derbiye yetişmezse Mario, Muci, Semih üçlüsünden ikisinin forma giyeceği Beşiktaş'ta Bronckhorst, Al Musrati-Ndour ikilisini birlikte kullanıp Rafa Silva'yı sol kanatta oynatır mı? Okan Buruk'un klasik tek santrforludan başka bir diziliş tercihi Beşiktaş'a geniş alanlar açabilir. Kartal için 3 ihtimalin biri harika, diğeri ise iyi sonuç…

***


BURUK'UN EN BÜYÜK KOZU YUNUS OLUR
Ligin ilk 10 haftasını geçen sezon olduğu gibi 28 puanla tamamlamak için G.Saray'ın motivasyon kaynağı çok. Ameliyattan çıkıp kulübede yerini alacak teknik direktörüne derbi galibiyetiyle 'geçmiş olsun' diyecek takımı, Süper Kupa'daki ağır mağlubiyetin sıcak rövanşını alma isteği ve elbette şampiyonluk yarışındaki iki ezeli rakibi F.Bahçe'den sonra Beşiktaş'ı devirip ligin kalanı için vereceği gözdağı. G.Saray ve ünlem deyince ilk akla gelen elbette İcardi-Osimhen ikilisi. Süper Kupa'da ilk 11'de olmayan Davinson ve Sara'nın sezon başından beri Buruk'un takımındaki oyun ağırlığını da iki süper santrforun bitiriciliğine eklediğinizde taraftarı önünde G.Saray favori demek zor değil. Buruk'un hangi dizilişiyle sahaya çıkacağının Beşiktaş teknik ekibinin de kafasını karıştıracağı kesin. Rams Park'ta son 4 Beşiktaş derbisini kazanan sarı- kırmızılı takımın 4'lü defans oynaması halinde Yunus'un Kadıköy'de olduğu gibi sol içte orta sahayı dörtleyen, rakip defansı bozan oyunu ve Sara'nın kalitesi Buruk'un en büyük kozu olur. Bu sezon büyük maç sınıfındaki PAOK ve F.Bahçe derbisini büyük oynayan G.Saray, ligde Hatay maçında geriye düştüğü 28 dakikalık dilim sonrasında 730 dakikadır tabelada rakiplerinin gerisinde kalmadı.




TAKIM SAVUNMASI GEÇEN SEZONUN GERİSİNDE
İsabetli transferlerini Süper Kupa'ya yetiştiren Beşiktaş'tan Süper Kupa'da tarihi tokat yiyen Galatasaray'ın gerek Şampiyonlar Ligi biletini kaçırırken gerekse ligin ilk 9 haftası ve Avrupa Ligi'nde en büyük sıkıntısı kalesini gole kapattığı maç sayısı ve farklı öne geçtiği maçlarda tabelada rakibe yakalanması. Rehavet ya da geç gelen değişiklikler sebebi görünse de sarı-kırmızılıların takım savunmasının geçen sezonun gerisinde olduğu su götürmez bir gerçek. İcardi ve Osimhen'i birlikte kullanmak için üçlü defans denemesinde Barış ve Yunus gibi kanat beki özelliği olmayan hücumcu iki oyuncu ve de Mertens'i birlikte kullanmak 3 puanı getirse de çarşamba günü maçın ikinci yarı skorunun 1-3 Elfsborg lehine olduğunun altını çizmek lazım. Sol beke ilaç olan Ismail Jacobs'un yokluğu mühim. Abdülkerim'in savunmadan çıkarken kaptırdığı toplar ve Kaan Ayhan'ın da hızlı forvetler karşısında yavaş kalması, Buruk'un takımındaki soru işaretleri. Üçlü defans çıkması halinde karşısında 4-3-3 dizilen Beşiktaş, bu oyun kurgusunda kanatlardan çok pozisyon bulabilir.




KALİTE AĞIR BASIYOR
Rakibinden bir gün fazla dinlenen, 50 bin taraftarı önünde derbiye çıkacak olan Galatasaray, tutanı Muslera ve atanları Osimhen-İcardi ile ezeli rakibiyle kantara çıkartıldığında kalite olarak ağır basıyor. Sarı kırmızılı takımda derbinin kader adamları Osimhen ve diziliş tercihi ve oyuna dokunuşları çok mühim olan Okan Buruk

Derbide üçlü defans oynamamalı!

Futbol izlemenin, konuşmanın ve yorumlamanın anlamını yitirdiği bir İstanbul akşamında yazıyorum bu satırları… Yüreğimize ve aklımıza düşen ağırlığın altında dün sahada görebildiklerim şunlardı: Osimhen ve İcardi'yi birlikte oynatma fikrinin üçlü defans denemesi getireceği ortadaydı. Bunu Avrupa'da beraberlikle bitmiş bir maçın ardından mutlak kazanılması gereken bir maçta sahneye koymak, rakibin adı Elfsborg olunca çok da riskli görünmüyordu. Buruk muhtemelen Jakobs'un sakatlığı ile birlikte üçlü denemesi için tereddüt etmedi. Oyun ezberi kuvvetli bir takım için bu radikal değişim elbette saha içinde karışıklıklara yol açar. Ancak dün G.Saray ilk 45 dakikada rakibin geçiş hücumlarına sağlam darbe vurup hücumda da coşkulu dakikalar geçirince üç farkı da kolay buldu. İkinci yarı beklenti, averajın da çok mühim olduğu Avrupa Ligi'nde farkı büyütmek, bir taraftan da derbi öncesinde esas adamları kenara alıp dinlendirmekti. İkisi de olmadı. G.Saray bu sezon iki kez yaşadığı kâbusu üçüncü defa taraftarına yaşatacak bir ikinci yarı oynadı. Üçlü başladıysanız, üçlü mü bitirmek zorundasınız? Tek santrfora düşüp orta sahaya takviye yapamaz mısınız? Ya da rakip halı saha golü gibi gol attıktan sonra oyunu taraftar gibi izlemek zorunda mısınız? Maalesef Okan Buruk yine kenarda izleyen adamdı. Yunus, attığı güzel golle teknik kadroyu da kurtardı. Dünden ne öğrendik? G.Saray, Beşiktaş derbisinde üçlü defans oynamamalı. Kasımpaşa'dan sonra Elfsborg'un da RAMS Park'ta üç gol bulması sadece derbi için değil, iki kulvarda sezonun devamı için büyük soru işareti…

Otomatik pilot!

Travmatik iki beraberliğin ardından Alanyaspor galibiyetinin milli ara öncesi Okan Buruk'a ne kadar iyi geldiğini geride kaldığı on günde verdiği röportajlardan ferahlamış ifadelerinde bol bol izledik. Sene 2024, Antalya turizmin başkenti golf turizmi için yüzlerce dönüm yemyeşil zeminler var; şehrin en kötü yeşil zemini ise stadyumunda. Bu ayıbın sahipleri kimse saklanmasınlar, çıksınlar ortaya! Bozuk zeminde 3 puan kadar sakat vermeden çıkmak da mühimdir. Dün Galatasaray, derbi öncesi Ismail Jakobs'u kaybetti. Ön alan baskısıyla sersemlettikleri rakip karşısında İcardi yine ekmeğini taştan çıkartıp tabelayı 0-1 yaptığında Buruk'un takım için işler yolunda gidiyordu. Milli ara sonrası iştahlı bir oyun, özellikle Sara ve Yunus'un takımı iten performansı Jakobs çıktıktan sonra oyunun rot balansının bozulduğunu Mertens'in de kötü bir 45 dakika çıkardığını not düşmek gerekiyor. Alex de Souza'nın bir planı varsa bile bunu uygulayabilecek kadrosu yok elinde. Galatasaray, organize bir atakla 2-0'ı bulduğunda yakın geçmişteki o travmatik iki beraberliğe rağmen izleyen herkes maçın fişini çektiğini düşünmüştür. Cebinde kartı olan Torreira'yı derbi öncesi kenara almamak düşündürücü. Osimhen ve Batshuayi'ye süre vermekse futbolcuyu memnun etme sanatı… Okan Buruk ve takımının kazanma kültürü, geride kalan iki sezonun birikimiyle bu türden galibiyetleri otomatik pilotta getiriyor. Çarşamba rakibin adına bakmadan net bir galibiyet ve pazartesi günü Süper Kupa'nın sıcak rövanşında Beşiktaş, otomatik pilota değil, Okan Buruk'un maharetine bakar.

Teknik ekibini gözden geçirmeli

Rams Park'a maça giden taraftarların kafasındaki sorular şuydu: Fenerbahçe ve PAOK maçlarını üçer gol atıp kazanan bu takım nasıl olur da sonraki iki maçın ikinci yarılarında ayakta kalamaz ve teknik direktörü kenardan buna seyirci kalır. Kasımpaşa maçında altı kişi rotasyon yapmak manalı değildi. Çünkü perşembe akşamı deplasmanda, pazar akşamı Alanya ile oynayacaktınız. Okan Buruk'un mental problemleri takımın kondisyon probleminden çok daha büyük. Bu sezon her basın toplantısında 'nerede geride kalan iki yıldaki Okan Buruk' dedirtiyor. Taraftarla arasındaki bağı sanki inceldiği yerden kopsun dercesine empati yoksunu açıklamalarla tribündeki ve ekran başındaki milyonları üzüntüye ve endişeye sevk ediyor. Mertens, Kaan, Barış ve İcardi dün soluklanıp kulübede başlamıyorsa bu da Okan Buruk'un üzerindeki baskının tezahürüdür. Tek amacı ideal on biri ile Alanya'yı geçip kara bulutları dağıtıp milli araya girmekti. Garip ama izleyenler için ilk yarı sonucundan çok Galatasaray'ın ikinci devre nasıl bir oyun oynayacağı merak konusuydu. İkinci yarı da yine düştü Galatasaray. Yunus'un iyi futbolu ve golüne Sara, Davinson ve Jakobs eşlik ettiler. Milli arada Okan Buruk teknik kadrosunu gözden geçirmeli. Futbolla ilgilenen yöneticilerden destek alamadığı ortada. Çünkü fikstürün devamında bu kafa karışıklığı bu yorgun bedenlerle yol yokuş olur. Son çeyrekte takımı ayakta tutan ve travmatik iki sonuca rağmen desteğini esirgemeyen Galatasaray taraftarı sahanın en iyisiydi.