CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Tatsız, tuzsuz oyun

Kupadaki ilk sınavın telafisi vardı ve Okan Buruk'un ağır rotasyonla 8 puan farkla önde gittiği ligde hedefinin bu maç olduğu ortadaydı. Futbolda bazen dört gün sonrasını bile öngörebilmek mümkün değil. Sara'nın sakatlığı Buruk'un hesaplarını bozdu. Kaan Ayhan'ı orta sahada, Sallai'yi sağ bekte başlatabilirdi. Geçen sezon 8+3'ün vazgeçilmezi ama bu sezon çelimsiz Kerem Demirbay'a güvendi. O da sahada kaldığı 75 dakika boyunca Buruk'un güvendiği dağlara kar yağdırdı.
Soğuk hava, yağmur, rüzgâr ve yumuşak zemin ilk yarıdaki tatsız tuzsuz oyunun bütün sebebi olabilir mi? Elbette hayır. Sarı-kırmızılı takım; Jakobs, Demirbay ve Kaan'dan verim alamazken ön tarafta Osimhen'in ısıran oyunu ve Yunus'un dribblingleriyle flu bir fotoğraf verirken, ziyadesiyle eksik Başakşehir'de farklı görünen tek isim Davidson'du. Bu oyunla soyunma odasına 1-0 önde gitmek iyi ama yetmezdi.
İkinci yarıda rüzgârı arkasına alan Başakşehir'in attığı golde Davinson ve Kaan Ayhan olağan şüpheli. Barış'ın iki golü de ters ayağı olan solundan geldi. Buruk, kulübesine güvenen bir teknik adam değil. Doğrusu haksız da değil. G.Saray'ın her maçta kalesinde gol görmesi, maçlarını Rus ruletine çeviriyor. Ligin ilk yarısı sona erdiğinde namağlup olan takıma derinlik kazandıracak, Buruk'un da inanacağı oyunculara ihtiyacı var. Üç kulvarda sadece ideal 11'iniz ile yürüyemezsiniz.

Makul sonuç!

Dört günde kupa-lig iki maça çıkacak iki takımın iki sezon önceki iki sınavını hatırlayalım. Okan Buruk ligde Emre Belözoğlu'na karşı %40 topa sahip olup deplasmanda geçiş oyunuyla 7-0 kazanmış, kupada ise 5 ay sonra Belözoğlu bu takt-i ği devralıp 3-2 ile sarı-kırmızılı takımı deplasmanda kupadan elemişti. Galatasaray'ın sert rakip Göztepe'den sonra oynayacağı Başakşehir deplasmanı öncesinde kupada Buruk beklenen rotasyonu yaptı. Davinson ve Abdülkerim'in dinlenme şansı bulamadığı 11, ilk 30 dakika oyunu tuttu. Başakşehir'in kaleyi bulan ilk hücumunda Deniz ile Piatek'in kafasından gelen gollerde ezilen adam maça sol bekte başlayıp sağ bekte devam eden ve 57'de kenara gelirken 'Benden olmaz' dedirten Jelert idi.
Konferans Ligi'ne veda etmiş, zirvenin 21 puan gerisinde kalmış Başakşehir'de 45 yaşındaki 'genç' teknik adam Çağdaş Atan, ülke sınırları içinde namağlup olan rakibini devirip kendini ispat etme peşindeydi. Baş aktörleriyle başladı maça. İkinci yarıda Buruk önce Mertens ve Yunus, ardından Barış Alper ve Sara gibi esas adamlarını sahaya sürünce tek kaleye yakın bir maç izledik.
Kerem Demirbay maalesef güçsüz. Sallai ön tarafta verimsizdi ve maçı sağ bekte bitirdi. Batshuayi'nin bu seviye maçların golcüsü olmasını bekliyorsunuz ama dün Galatasaray'ın akan oyundan golleri iki stoperinden geldi. Okan Buruk'un önünde kupada Bolu ve Konya maçları var. Rotasyonlu kadroyla iki kez geriye düşüp penaltı kaçınca, galibiyetin kenarından dönmek makul bir sonuç. Pazar günü armalar ve formalar aynı ama Süper Lig'deki bambaşka bir maç olacak.

Edin Dzeko’ya şapka çıkartılır

Teknik direktörü olmayan 16 maçın 10'unu kaybetmiş ve İstanbul'a 5 cezalı oyuncusundan mahrum gelen Hatayspor'un ne kadar futbol oynayabileceğini tahmin etmek kolay, yeni yılın ilk maçında F.Bahçe'nin puan tablosuna karşı nasıl bir reaksiyon vereceği ise az buçuk soru işaretiydi. Galibiyetten daha çok oyun… Kağıt üzerinde 4-4-2 şeklinde okunabilecek dizilişi Mourinho, Levent'i sol stopere çekip Tadic'i iki santrforun arkasına atıp 3-4-1-2 olarak sahaya sürdü takımını. Sezon başı analizlerinde hızlı kanat oyuncusunun yokluğuna dem vuran Portekizli teknik adamın, sakat Maximin ve Oğuz dışında bu tarife uymayan İrfan Can ve Cengiz'i kulübede oturttuğunun altını çizmek lazım. Hatayspor savunması kalesinde gördüğü iki golü de topla çıkarken yediği baskı sonrasındaki basit hatalara borçlu. En-Nesyri fırsatçılığını iki pozisyonda gösterdi ancak ev sahibi takım adına maçın adamı kesinlikle Edin Dzeko. Bu yaşta bu mücadelesine şapka çıkartılır. Fred'in hücum bölgesine attığı paslardaki verimsizlik ve takımın Tadic'i sırtında taşıması, F.Bahçe'nin maç boyunca sete yerleşmesini önledi. İlk yarıdaki 23 orta da bir önceki gün G.Saray'ın 45 dakikada yaptığı 15 orta kadar oyunun defosu. Takım boyunu bu kadar uzun tutunca Hatay da beklenenden daha fazla topa sahip oldu. Tabelanın fişini çekmeden son 15 dakikaya girmek elbette büyük gerilim. Kafa atan Aboubakar neden kırmızı görmedi, hakeme sormak lazım. Kadıköy'de gerilim yüksek, takımın da böyle bir atmosferde sakin kalabilmesi mümkün değil. 3 puan dışında lig maratonunda 7 kurtarış yapan Erce dışında çok da hatırası olmayan bir 90 dakika…

Sara’nın gecesi

Kayseri'nin ilk yarıda oransız baskısıyla pas yüzdesini yüzde 68'e düşürmüş, orta sahası yorgun takım rakibin enerjisi bitince ikinci yarı kalitesiyle farka koşmuştu. Dün karşılarındaki Göztepe, Kayseri'den çok daha atletik ve enerjisini 90 dakikaya yayabilen bir takımdı. Okan Buruk'un ekibi, ilk yarıda yüzde 72 pas yüzdesiyle yine standardının altında kalırken ayakta kalan isim Gabriel Sara'ydı. Yine şiir gibi top oynadı. Yunus'un top kaybı, gününde olmayan Davinson'un zayıf takibi ile Göztepe golü bulup, oyunun içinde kaldı. Kaan ve Jakobs ideal bir oyunun bekleri noktasında değiller. Doğrusu, ikinci yarıda Göztepe'nin hücumda Galatasaray'a çok daha fazla zorluk çıkarmasını bekliyordum. Bunda eksik kaldılar. Yoğun maç trafiğinden sonra 15 gün tatil ile soluklanmak ne kadar gerekliyse aranın ardından ritim tutturmak da bir o kadar zor. Yunus'un golünde atağı başlatan Sara'nın pası maçın en güzel hareketiydi. Sadece ilk 45 dakikada 15 orta yapmak Buruk'un takımı için defolu bir oyundu. Göbeği kalabalık tutan Göztepe'den topu kaçırıp yüksek toplarda Osimhen'i buluşturmak istediler. Ancak Göztepe'nin üç stoperi de Nijeryalı'yı iyi kitledi. Buruk, son çeyrekte düşen takımını ayakta tutabilmek için yedek kulübesini zamanında devreye soktu. Dört büyüklerin ikisini mağlup eden ve biriyle berabere kalan Göztepe'yi devirmek puan tablosu için elbette iyi sonuç. Ama oyunun kırılganlıkları düzeltilmeye muhtaç.

Büyük hocalık

Galatasaray dün sahaya sürdüğü defans dörtlüsünü en son 18 Ekim'de Antalya deplasmanında bir arada oynatabilmiş ve maçı 3-0 kazanmıştı. Bu ideal dörtlü bozulduğunda kalesinde gol görmediği tek maç ise son dakikasında rakibin direkten topunun döndüğü Bodrum deplasmanı. Buruk'un iki sezonda ortalama 0.80 kalesinde gol gören takımının bu sezon 1.5 ortalamayla oynaması neredeyse bütün maçlarda 3 gol atmayı gerektiriyor. Dün de Attamah'ın elinin doğal pozisyonda olduğu kolay ve erken penaltıdan sonra kornerden kalelerinde golü gördüler. Trabzon maçında alarm veren orta saha dün ilk 45 dakikada yine çok geçirgendi ve Buruk'un takımının %68 isabetli pasla oynaması Kayseri'nin tam saha presi ve kötü zemin, Barış Alper Yılmaz'ın golüne rağmen ikinci 45 dakika zor geçecek dedirtti. Sakatlıktan dönen Kaan ve Jakobs'un güçsüz göründüğü, Torreira ve Sara'nın yılın son maçında "Tatile ihtiyacımız var'' futboluna çare Yunus'un kalitesi oldu. Attığı golde Snejider'in kulaklarını çınlattı, ilk golü hazırlayan adamdı, Osimhen'e ve Barış'a asistini yaptı. Buruk, iki sezondur Kayseri'de önce kaybetmiş sonra berabere kalmıştı, dün kendisine ters gelen takımın bileğini büktü. Fark 8 puan, Galatasaray ara transferde de, bir hafta tatilin ardından Göztepe maçına hazırlanırken de puanlar eşitmiş gibi davranmalı. 2024'ün son maçının ardından alkışlar oturduğumuz yerden değil; ayakta, Okan Buruk'a… Büyük hocalık budur…

Fazla mesai!

Santra noktasına giderken Okan Buruk'un takımına mesajları netti: 1- Hakim Ziyech valizini topla. 2- Bulduğun şansı değerlendiremedin Batshuayi, Osimhen kulübedeyken bile yanında otur. 3- Sakatlıktan dönüp hazır olmayanla riske girmem (Osimhen, Davinson, Jacobs). Karşınızdaki Trabzonspor ve armasıyla ne puan tablosundaki yeri ne deplasman performansına bakmadan derbi deyin ya da büyük maç deyin hakkını vermek zorundasınız. Galatasaray hücumda zengin sol bekinde Berkan ile sıkıntılı başladı. Yunus'un Mertens'e attığı nefis ara pası ve harikulade sol plasesine karşılık Ozan Tufan'ın ön direkte usta işi kafa vuruşu. Temaslı oyunun bol olduğu iki kanat oyuncusunun yaş toplamı 69 olan Trabzonspor'un ev sahibini ziyadesiyle zorladığı bir ilk yarı izledik. Buruk'un takımı 35 ile 45 arasında bulduğu üç pozisyondan birini atsa maçın fişini ilk 45'te çekebilirdi. Sara ve Torreira ikilisinin üzerine binen yoğun fikstür savunmada Davinson'un yokluğu Trabzonspor'a ikinci yarının ilk çeyreğinde iki gol birden getirdi. Barış Alper Yılmaz, bir maçta daha yapması gerekeni değil her şeyi yapmaya çalışan karaktere bürününce tabeladaki kaos büyüdü. Yedi deplasmanda dört gol atabilmiş Trabzonspor'dan kendi sahanda 3 gol yiyorsan lig maratonunun değişmez gerçeklerinden birine uymuyorsundur demektir: Forvetler yarışta tutar savunmalar şampiyon yapar. Buruk bunu düzeltmeli… Forvetler böyle fazla mesai yapmamalı (!)

Tuzu boca etmek

Finaline ev sahipliği yapacağı bu kupada Athletic Bilbao 5 maçta topladığı 13 puan ve La Liga'daki gidişatıyla büyük favorilerden biri sayılırken hocası Valverde'nin en iyi 11 ile çıktığını söylemek lazım. F.Bahçe'nin Prag deplasmanından kazandığı kadrodan cezalı Fred haricinde 10 isim aynı olunca elbette Mourinho'nun Beşiktaş derbisindeki 11'i ve diziliş tercihleriyle ilk hedefinin Avrupa Ligi olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.
Bir saat malzemelerini özenle hazırlayıp tencereye koyduğun yemeğin kararında tuzunu koyacakken kapağı açık tuzluk boşalır ya, işte Samet'in verdiği geri pası budur. Fazla tuz gibi onun bu hatası da Kadıköy'de tansiyonu arttırdı.
Fred olmayınca hata kıran pas atma özelliğini kaybeden ve uzun oynayan F.Bahçe'de ilk yarıda Maximin'in iyi oyundan çok iştahlı boğuşmalarına eşlik eden Nico'yu kontrol eden Osayi ve orta sahada canla başla mücadele eden Ambrabat idi.
Bask ekibinin oyunu genişleten ve ezberlenmiş oyunu karşısında Fenerbahçe ilk yarıda isabetli şut atamazken, Inaki büyük golcülüğünü topu tavana asarak gösterdi. İki gol atmasına rağmen maçın adamı İnaki değil müthiş futbol oynayan Sancet idi.
Maçın ilk kırılma anı Samet'in geri pası ise ikincisi de Mert'ın kırmızı kart gördüğü dakikaydı. Kadıköy'de mutlaka kazanılması gereken bir maçı biri isabetli 4 hücumla bitirmek, çift santrfora dönüp topu şişirmek ve Cengiz'den bir şeyler beklemek Mourinho'ya; gerisi ise 3 kulvarda yola çıkıp, ligde 6 puan geride kalan, Avrupa'da 6 maçta 8 puan toplayan, Türkiye Kupası'ndan çekilen Fenerbahçe yönetimine yazar…

Sağlam yapı lazım!

Kaan, Jakobs ve Abdülkerim de sakatken Jelert, G.Saray savunmasında şans bulamıyorsa beklerinizin biri kanat oyuncusu Sallai, diğeri 'sakar' Berkan ise savunma dengesinden bahsedebilmek mümkün değildir. Üstelik, iyi olduğu sağ stoperi Metehan'a bırakıp sol stoperde oynayan Davinson gerçeği de var. İyi başladı maça Galatasaray. Okan Buruk, Sivas savunması arkasına atılacak topları işaret etmişti belli ki. Yunus ve Barış da merkeze girince pozisyon çıktı ama kanat savunması da zora girdi. Metehan genç bir oyuncu değil, o pozisyonda elle oynaması tecrübesizlik. Ardından Garry Rodrigues'in golü, Sara'nın iyi oyunu, Sivasspor kalecisinin iki hatasıyla devreye önde gitti Galatasaray. İkinci yarıda oyunu kendi sahasında kabul edip geçiş hücumu aramak ve bunlardan birinde Barış Alper Yılmaz'la farkı ikiye çıkarmak teknik ekibe yazar. Kanat forvetlerinden verim alamayan Sivasspor, hücumda Rey Manaj'ın fizik gücüyle yürümeye çalışan bir takım. Kapanan Galatasaray'a karşı üretmekte zorlanmaları oyun yapılarının doğası gereği. 10 kişi kalıp, 1-0 geriye düşüp rakibin stoperinin bariz ikinci sarıyı görmediği maçı çevirmek ve üstelik de bunu 'Eyüpspor'un hakkı yendi, yapı diyen Galatasaray' diyen Federasyon Başkanı'nın Süper Lig'inde yapabilmek için evet sağlam bir yapıya ihtiyacınız olmalı. O yapı Florya Tesisleri, o yapı G.Saray arması, forması, hocası ve takım olmayı başarması. Manaj'ın hareketi, futbol terörizmi. Ekrana bakıp kırmızı çıkartamayan hakem ise MHK'nin eseri.

Fişi çekmeliydi

Bir futbolcunun eski takımına karşı oynayacağı maç öncesinde ya da bir teknik direktörün bir zamanlar çalıştırdığı ya da futbolcusu olduğu takıma karşı sahaya çıktığında mesnetsizce yapılan ahlak sorgulamaları sadece bizim futbolumuzda var. Avrupalılar bu türden eşleşmelerden güzel hikâyeler, arşiv fotoğraflarla maça giderken bizdeyse "satacak" totosu oynanıyor maalesef. Bir mahlas altında yapılan bu terbiyesizliklerin bir cezası varsa da kimse o cezayı çekmiyor sonuçta. Evet Kaan, Jakobs yok. Jelert güven vermiyor. Yine de G.Saray'ın üçlü savunma tercihi takımın iki buçuk sezondur 4-2-3-1 ile sağladığı akışkanlığı da ortadan kaldırdı. Arda Turan, merkezi kalabalık tutunca Bodrum maçında olduğu gibi 3-4-2- 1'de Mertens ve Yunus, sıkışıp kaldılar. Üretkenlikten uzaktılar. Ve iş Barış ve Sallai'nin bire birlerine kalmıştı. Üç gün sonra maça çıkıp bir de geriye düşerseniz işiniz zordur. Her şeye rağmen G.Saray ilk yarıda Berke'nin kurtarışları olmasa 3 gol bulabilirdi. Yedisi isabetli 12 şut, Berke'nin 6 kurtarışı… 47'de erken öne geçtikten sonraki 15 dakikada Galatasaray'ın rakibin fişini çekmesi gerekiyordu. Berkan üçlü savunmanın sağında saatli bombayken Arda Turan'ın doğru hamleleri, Barış'ın hücumda saç baş yolduran tercihleri oyunu 2-2'ye getirdi. Osimhen'in atletizmine ve iştahına rağmen G.Saray'ın, Icardi'nin net vuruşlarını aradığı kesin. Sakatlıklar ve yorgunlukla zımparalanmış G.Saray için bu 2 puanlık kayıp normal gibi görünse de önümüzdeki hafta Sivas'a giderken derbinin olduğu haftada farkın daha da azalmasını sağlayabilir.