CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Asla ‘asla’ deme

Futbol tarihi kağıt üzerinde imkânsız gibi görünen çok sayıda transferin imza fotoğraflarını da arşivinde tutuyor. "Asla, asla dememeli" cümlesi sadece futbolculara, kulüp başkanlarına ait değil. Biz gazeteciler açısından da 'nasıl olabilir ki?' sınıfına giren çok fazla transfer gördük. Gelin sıcak örneklere bakalım… Napoli'nin şampiyonluğunun ardından PSG'nin Kvara ve Osimhen için 220 milyon Euro'luk teklifini İtalyan başkan reddetmişti. Geçen yaz, serbest kalma bedeli 130 milyon Euro olan Osimhen, kim derdi ki G.Saray'a kiralık gelecek ve şimdi de 3+1 yıllık kontrata 'Ben hazırım' diyecek! 17 Ağustos'ta Suudi Arabistan'daki transfer mevsimi başlamadan, Juventus Vlahovic'i satıp Osimhen'e saldırmadan, hatta Liverpool'un Darwin Nunez+Chiesa+para teklifi söylentiden gerçeğe dönüşmeden ve elbette Al-Hilal'in 4 yıllık 160 milyon Euro'luk akıllara zarar teklifi varken Osimhen'in kararını vermiş olması G.Saray adına sevindirici bir haber olduğu kadar da aynı zamanda bir talih kuşu… Napoli, 75 milyon Euro'da ısrarını sürdürebilir. Ben de açıkçası 65+5 milyon Euro altında biteceğine inanmıyorum. Oyuncunun yaşı, 2 yıllık vadede aynı ya da daha fazla rakama satışa müsait. Yaptıkları da ortada.



HAKAN'IN İSTEĞİ…
3 yılda 2 Şampiyonlar Ligi finali oynayacaksın, Capello senin için "Manchester City'nin Rodri'si varsa İnter'in de Hakan'ı var" diyecek… Taraftarlar adına tezahürat besteleyecek, kısaca Milano şehrinin yarısının kralı olacaksın! Bütün İtalyan gazeteciler, senden sürekli övgü ile bahsedecek. Sen de 2 yıllık kontratın varken Serie A maaşları dengesinde 6.5 milyon Euro gibi iyi sayılabilecek bir yıllık ücret alırken çocukluk takımın G.Saray'da forma giymek isteyeceksin… İşte bu da 'asla, asla dememeli' hikâyesi… Osimhen transferi sonrası İnter ile ilişkisi artık 'inceldiği yerden kopsun' noktasına gelen Hakan için G.Saray'ın önerebileceği rakam en fazla 5 milyon Euro kiralık, seneye 15 milyon Euro zorunlu satın alma olabilir. Bütün söylentilerin aksine Hakan'ın da İnter'de aldığı rakamın üstüne çıkmaması gerekiyor elbette.



ORKUN TRANSFERİ OSİMHEN'DEN ZOR
Enzo Fernandez'i 120 milyon Euro'ya satan Benfica senin kapını çalacak, 25+5 milyon Euro bonservis ödeyecek, sen de takımın vazgeçilmez parçası olacaksın… Hele de 2. sezonunda çok yüksekten uçacaksın… Teknik adam ile futbolcular tartışır, her gürültü sonrasında her seferinde kıyamet kopmaz! Elbette ki Orkun'un bugün ayrılma isteğini Bruno Lage ile tartışmasına bağlayanlar vardır. Ama o da Hakan gibi çocukluk aşkı Beşiktaş'ı istiyor. Üstelik de 24 yaşında ve Portekiz Ligi'nin en iyi orta sahalarından biriyken. Onun peşinde Newcastle da var Tottenham da… Roma ile de adı anılıyor, eski hocası Arne Slot'un çalıştırdığı Liverpool ile de… Portekiz medyası, "Benfica 40 milyon Euro istiyor" diyor. Açık söyleyeyim, Orkun'u transfer etmek Osimhen'i transfer etmekten çok daha zor. Serdal Adalı bunu başarırsa on binlerce insanı havaalanına getirir.

İnter irite oldu!

Son 3 sezonda kaybedilen iki Şampiyonlar Ligi finali, bu sezon elleriyle Napoli'ye verdikleri şampiyonluk… Simone İnzaghi'nin batmak üzere olan bir gemiden ilk inen kaptan misali Al-Hilal'e imza atıp ABD'ye gidilen turnuva. Haziran ayı başında İnter cenaze evi gibiydi. O günlerde Türkiye kaynaklı bir haber, İtalyan medyasında doğal olarak ses getirdi. İddiaya göre; Galatasaray, İnter'de 6.5 milyon Euro kazanan Hakan Çalhanoğlu'na 10 milyon Euro teklif etmiş, milli futbolcu da çocukluk aşkı sarı-kırmızılı kulübe sıcak bakıyordu. Fransızca ve İtalyanca'dan dilimize geçmiş bir fiil vardır, irite olmak… Başka bir değişle rahatsız olmak. İtalyan medyası işte bu manşeti attı. İnter irite olmuştu. Ne kendilerine bonservis için resmi bir teklif gelmiş ne de Hakan 'Ayrılmak istiyorum' diye yönetimin kapısını çalmıştı. Oyuncunun bu sessizliğini 30-40 milyon Euro değer biçilen bonservisini düşürebilmek için yaptığı da İtalyan medyasında yer aldı. Hakan sakatlığı yüzünden ABD'de forma giyemeden tatile giderken İnter'in bir sınavı daha vardı. Onu da kaybedip turnuvaya veda ettiklerinde Lautaro Martinez patladı. Arjantinli santrfor belki isim vermedi ama oku attığı hedef belliydi: Hakan Çalhanoğlu. İnter Başkanı Marotta, ortalığı sakinleştirmek için devreye girdi ve diplomatik bir konuşma yaptı, "Ne bize teklif var ne Hakan'ın böyle bir niyeti olduğundan haberimiz var. Ama gitmek isteyene kapı açık." Hakan'ın da açıklamalarına bakarsak bundan sonra ne olur?



YÜKSEK GERİLİM
Ortada kırılan bir vazo var. Neyle yapıştırırsanız yapıştırın o artık kırık bir vazo. Hakan Çalhanoğlu, bu saatten sonra Galatasaray'a gelmek istiyorsa ki gelmek ister, ortada koca bir problem var. İtalyan medyasında iki aydır Osimhen için 75 milyon Euro'yu gözden çıkartan kulüp olarak adı geçen Galatasaray'a İnter mümkün olduğunca yüklü bir fatura çıkarmaya çalışır. Yakın geçmişte Hollanda Milli Takımı'nın 10 numarası Sneijder'i 8 milyon gibi kelepir bir rakama neredeyse G.Saray'a hediye etmiş ama bir tarafta da 24 yıl önce G.Saray'ın bugünkü hocası Okan Buruk ve Emre Belözoğlu'nu 5 kuruş ödemeden almış İnter var. İtalya ile 2032'nin ortağıyız ama bu yaz Milano-İstanbul arasında yüksek bir gerilim hattı var.

Morata’da ince hesap!

Galatasaray, Morata için Milan'a bir yıllık kiralık bedeli olarak 6 milyon Euro ödeyeceğini açıklamıştı. İspanyol santrforun aklını belli ki eski takım arkadaşı Fabregas ve İtalyan eşi çelmiş. Milano, modanın başkentlerinden ve eşi Alice Campello, Morata'dan daha fazla kazanan bir influencer… Galatasaray ocak ayında bonservisi almak istese 8 milyon daha ödeyecek. İşte bu 8+6 eşittir 14 milyonu Milan, Como'dan bonservis bedeli olarak istiyor. Hesap basit; Galatasaray yarım sezon kiralama bedeli olarak verdiği ya da vereceği 3 milyonu Milan'dan geri ister, Morata yarım sezon Galatasaray formasını bedava kiralık giymiş gibi olur. Eğer bu parayı almazlarsa hesap 14+3 milyon olur ki işte o 3, Milan'ın kasasında kalır.

Anlaşmalı boşanma!
Bir
evliliğin iki tarafı da boşanmak istiyorsa hakimin işi kolaydır, tek celsede biter. Beşiktaş onunla yola devam etmek istemiyor, İmmobile de ülkesine dönmeye kararlı. Bologna, Dzeko ile anlaşamayıp Bosnalı Fiorentina'ya imza atınca son dönemin flaş ekibi, İmmobile'ye 1.8 milyon Euro maaş teklif etti. Oyuncunun menajeri Alessandra Moggi, soyadından dolayı futbolseverlere tanıdık gelebilir. Geçmişte Juventus'un küme düşmesine neden olan Luciano Moggi'nin oğludur kendisi. Şimdi Moggi, Beşiktaş'tan para koparmak peşinde. Aradaki 4 milyonluk farkı alabilmesi mümkün değil. Hesap basit; iki Bologna'dan iki Beşiktaş'tan, iki de Ciro'nun cebinden 6 milyon böyle bölüşülecek. Zaten bu durumda da Bologna'dan 1.8 alacak İmmobile'nin yıllık kazancı 3.8 milyon olacak ki o para da iki sene önce Lazio kaptanıyken aldığı yıllık ücrettir.


Muhabirlerin maaşını Elon Musk mı ödüyor!
Muhabirler
artık transfer haberlerini kurumlarından önce sosyal medyada paylaşıyor. Orada büyük bir 'habercilik' yarışı var! Sanki maaşlarını Elon Musk ödüyor. Bir de fenomen olarak adlandırılan, hesapta kulüplerden duyum alan genç arkadaşlar var. Elbette isimleri belli değil. Onlar da parayı etkileşimden kazanıyor. Haberlere kaynak olarak Avrupa medyasının kurumlarını alet ediyorlar. Uyduruyor, sonuna kaynak Marca, La Gazzetta dello Sport, Calciomarcato, L'Equipe yazıyorlar. Elbette bunun bir hukuki boyutu var, onu geçelim… Ama yakın bir gelecekte gerçek çok pahalı olacak. Doğru bilgiye ulaşabilmek için herkes para ödeyecek. Çok uzun zamandır da dijital aboneliklerle tüm dünyada ödüyorlar zaten.

G.Saray’ın son tarihi 1 Temmuz olmalı!

🔴 Victor Osimhen, Galatasaray'ı bekletmeye devam ediyor. Bu süreci nasıl yorumluyorsunuz? Transferin uzaması G.Saray'ı ne yönde etkiler?

Galatasaray, Osimhen için Napoli'ye net 75 milyon Euro'yu öder, oyuncuya da 15 milyon Euro yıllık ücret verir. Bu rakama ne İngiliz kulüpleri çıkar ne de Juventus... Ancak önemli bir ayrıntı var. Osimhen'in, '75 milyon Euro'ya serbest kalır' maddesi 15 Temmuz'a kadar geçerli… Napoli bu yüzden o tarihe kadar oyuncudan 75 milyon kazanabilmesi için karar vermesini bekliyor. Suudi Arabistan'dan 40 milyon Euro'luk teklif daha da yükselir mi bilmiyorum. Ama Galatasaray'ın bekleyeceği son tarih 1 Temmuz olmalı. Osimhen'i beklerken listedeki diğer isimleri de başka kulüplere kaptırma tehlikesi var.

HAKAN'DA İNDİRİM BEKLEMEK GÜLDÜRÜR!

🔴 Hakan Çalhanoğlu'nun transferi gündemde. Milli yıldız Galatasaray'a gelir mi? Bu transfer sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hakan'ın Galatasaray'da oynamak istediği, 10 milyon Euro maaş beklediği... Tüm bu haberler İstanbul kaynaklı. Ne Hakan konuştu ne de İnter yönetimi. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek "Transfer görüşmesi yapmadım" diyor. Peki ateş olmayan yerden duman nasıl çıkıyor? Hakan 32 yaşında, iki yılda İnter'de kazanacağı para 13 milyon Euro. Bugün aynı rakamdan imza atsa 4 yıllık kontrat alır. Böylece neredeyse kariyerinin sonunu garantiye almış olur. Hakan'ın bonservisini 15 milyon Euro'ya düşüreceği iddiasına İtalyan gazeteleri gülüyor elbette. 40 milyon değer biçilen, Avrupa'nın en iyi orta saha oyuncularından birine İnter'in böylesi bir indirim yapması için ortada bir sebep varsa da ben bilmiyorum.

İKİSİ ALINSA BİLE LEMİNA SATILMAZ!

🔴 Lemina'nın Suudi Arabistan'a satılması gündemde. Bu haberlere taraftar tepkili… Galatasaray, Lemina'nın eksikliğini arar mı?

G.Saray'ın orta sahasında Kerem Demirbay gitti, Berkan kapının eşiğinde. Genç oyuncuların yedek olarak inandırıcılığı yok. Mertens futbolu bırakmış. Geçen sezonun ikinci yarısında duvar olmuş adama yeni kapı arayanlar var. Lemina'nın yıllık ücreti çok düşük. Elbette Sara-Lemina-Torreire üçlüsü fikstürde garanti olan 48 maçın tamamını oynayacak değil. G.Saray, 20 milyon Euro teklif gelirse masaya oturabilir. İlkay ve Hakan'ın ikisinin de gelmesi halinde Lemina gidecek diye bir şey yok. Bu beşli bir araya gelirse işte o zaman gerçek ve inandırıcı kadro derinliğinden bahsedebiliriz.

Cazibe farkı!

Real Madrid, bir futbolcuya talip olduğunda "Real Madrid treni bir kez geçer, senin istasyondan bindin bindin, yoksa…" derler. Öyledir de... Real Madrid tarihiyle, kazandıklarıyla kimsenin hayır diyemediği kulüptür. İsterlerse Barcelona'nın kaptanı Figo'yu da alırlar, Alex Ferguson'un iki yıl direndiği Cristiano Ronaldo'yu da. Barcelona, Liverpool, Manchester City, Paris Saint-Germain, Juventus ve Bayern Münih seni istediğinde kariyerinde zirveye koşuyorsundur ya da zirvedesindir… Bonservisin sorun değildir ve alabileceğin en yüksek maaşı alırsın bu kulüplerden. Elbette üstüne büyük futbolcularla oynama ve kupalar kazanma ihtimali…

Atletico Madrid, Tottenham, Arsenal, Manchester United (birkaç yıldır) Inter, Milan, Roma, Lazio, Napoli, Marsilya seni istediğinde rakamlar düşer ama hem ev sahipliği yapan şehirlerin yüksek standardı hem de kulüp tarihi ve sağlam tribün kültürleri birçok büyük futbolcu için tercih nedenidir. Portekiz Ligi'nde büyük paralar kazanmazsın ama kariyerinin başındaysan senin için tramplendir, vitrine çıkarsın. B.Dortmund, Rennes, O.Lyon, Atalanta ve Portekiz'in üç büyüğünden biri seni istiyorsa 5 milyondan fazla kazanamayacağını bilirsin ama bunlar yetenek avcısıdır, sen elmassındır, onlar da pırlanta ustaları…

KİTABI YAZILSA 10 CİLT ESER ÇIKAR
Leroy Sane, 20'lerin başında tecrübeli İlkay Gündoğan ile birlikte Bundesliga'dan kopup Premier Lig sahnesine çıktığında kendini ispat etmesi gereken bir yıldız adayıydı. Attığı gol, yaptığı asistler istatistik kaynaklarında yazıyor. Alman futbolunun en başarılı ve en zengin kulübü Bayern Münih'i eski futbolcularının kolektif aklı yönetir. Adamlar futbolun kitabını yazsalar 10 cilt eser çıkar ortaya. Bayern Münih, Bundesliga'nın köpekbalığıdır. Şampiyonluk yarışında kim onu sıkıştırıyor ve hatta geçiyorsa gider onun kalbini söker, iş bitiren adamlarını kadrosuna katar. Demek ki Leroy Sane'nin onlar açısından 40 fırın ekmek yemesi lazımmış. Manchester City'de küreği Pep Guardiola'nın elinde olan fırından da yedi o ekmeği. Sakatlanmasa 2019 yazında geleceği Bayern Münih'in, pandeminin ilk yılında 3 kupayı da kazanan takımına transfer edildi. Bayer Leverkusen'e geçen yıl kaptırılan şampiyonluk dışında 4 şampiyonluğun kilit adamlarından biri olan Leroy Sane'den Bayern Münih neden vazgeçti? Ya da Sane neden 5 büyük Avrupa Ligi'nde kalmadı? Galatasaray tercihinin sebebi nedir? Bu sorulara cevap arayalım şimdi...

ZAHAVİ'NİN BEDELİ!
Bayern Münih, 10 milyon Euro net alan Sane'ye yeni kontratında yarısını teklif ederken 5 yıllık sözleşme onların Avrupa'da peşinden koştukları yıldız adayı ya da yıldız kanat oyuncularının önünü kesecekti. Leao, Barcola peşinde koşan Bayern Münih, Sane için rakamı yükseltmezken oyuncu da Alman kulübünden bonservis kazandırmadan iki oyuncu götüren Pini Zahavi'yi yeni menajeri ilan edince inceldiği yerden koptu 5 yıllık beraberlik…


ÇOK DAHA AKILLICA
Leroy Sane, istediği kontratı Avrupa'nın 5 büyük liginde bulabilir miydi? 10 milyon ödeyebilecek Real Madrid, Barça, Paris Saint-Germain, Man. City ve Bayern Münih dışında bir kulüp yok kıtada. İkisi zaten eski kulübü, diğer üçünde ise kanatlarda yeteri kadar kaliteli adamlar varken Sane için fazla seçenek yoktu.

Galatasaray bugünlerde elindeki kadro, kazandığı şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi direkt bileti ve İstanbul kulübü olmanın getirdiği toplam cazibeyle, Avrupa'da ismi büyük ama şampiyonluk yarışından uzak her kulüpten çok daha iyi bir tercih futbolcular için. Üstelik de çift haneli bir yıllık ücreti, vergi oranının da düşük olduğu bir "futbol" ülkesinde kazanmak, 2026 Dünya Kupası'nda Almanya formasıyla orada olmak isteyen bir futbolcu için elbette ki Suudi Arabistan veya Katar'dan çok daha akıllıca…


ŞAŞIRANA ŞAŞIRMAK!
Marka değeri ve referans bir şeyi satın alırken ya da çok aday arasından seçerken ziyadesiyle tercihimizi belirler... Ben Leroy Sane olsam şunları derdim: "Merhaba ben Leroy Sane. Yeni takım arkadaşlarım Davinson, Torreira, Lemina, Icardi ve belki Osimhen… Muslera ve Mertens yeni ayrılmışlar... Sneijder, Drogba bu formayı giymişler… Yılda 12 milyon Euro kazanacağım. Oynayacağım takım 3 sezondur şampiyon oluyor. Dünyanın en güzel şehirlerinden birinde İstanbul'da yaşayacağım, tesisler Bayern Münih seviyesinde, yabancılık çekmeyeceğim çünkü Kaan Ayhan var, belki İlkay ağabey de gelir. Galatasaray'ı tercih ettiğime şaşıranlar varmış, eski takım arkadaşım Joshua (Kimmich) de dahil… Müsaadenizle ben de şaşıranlara şaşırayım."

Gök, parçalı bulutlu!

Dünya futboluna unutulmaz yıldızlar hediye eden, dünya kupaları ve Avrupa şampiyonalarının gediklisi, 2006 Dünya Kupası ve EURO 2020'nin şampiyonu İtalya, bir kez daha Dünya Kupası'na gidememe tehlikesiyle karşı karşıya. Önceki gün Norveç deplasmanında hiçbir varlık gösteremeyen ve sahadan 3-0 mağlup ayrılan Gök Mavililer, grup liderlerinin direkt Dünya Kupası'na gideceği elemelerde 3 maçını da kazanan Norveç'in gerisinde kaldılar. İtalyan Mili Takımı'nın gruptaki ilk maçı olmasına rağmen Çizme medyasında teknik direktör Luciano Spalletti ve takıma büyük tepki vardı. La Gazzetta dello Sport, 'Yeter' başlığını atarken federasyonun acilen teknik adam değiştirmesi gerektiğini yazdı.



Her büyük turnuvanın renkli takımı olmayı başaran İtalyanlar, 60 yıl aradan sonra 2018'de Rusya'da düzenlenen Dünya Kupası'na katılamadıklarında büyük şok yaşamışlardı. Eleme grubunda İspanya'nın arkasında ikinci olup play-off'ta İsveç'e boyun eğen Gök Mavililer, 3 yıl sonra Roberto Mancini yönetiminde Londra'da EURO 2020'yi kazandığında Çizme medyası, doğal olarak bayram ilan etmiş ve hedefi 2022 Katar'daki Dünya Kupası olarak koymuştu.



Astronomik teklif alıp Suudi Arabistan'a giden Mancini'nin yerine gelen Spalletti, şimdi büyük bir kâbus ile karşı karşıya. 2018'in ardından 2022'de İsviçre'nin arkasında kalıp Kuzey Makedonya ile yarı final oynayan İtalya, Portekiz ve Türkiye'den birini finalde rakip olarak bekliyordu. Ancak yarı finalde Kuzey Makedonya'ya elenen İtalya, şimdi bir kez daha 'Playoff'a kalırsak Dünya Kupası'na gidemeyiz' endişesini yaşıyor.



DİBE VURDULAR!
İtalyan medyası, İspanya, Almanya ve Fransa milli takımlarında birçok genç star oyuncunun formayı kaptığının altını çizerken kulüpler düzeyinde son 3 yılda iki kez Şampiyonlar Ligi finali oynayan, Kupa 2 ve Kupa 3'te de final gören ve kazanan kulüp takımlarının yanında milli takımın dibe vurduğunun altını çizdiler.

Star değil yönetmen sineması!

Amaç para kazanmaksa dünyanın farklı borsalarında yatırım yapabilir - yapmıyorlar demek değil bu- Avrupa'nın büyük şehirlerinde binlerce gayrimenkul alabilirlerdi. Katar bir Dünya Kupası düzenleme hayalini kurmaya başladığında önce bunun için Avrupa'da bir lobi oluşturmaları gerektiğini biliyordu. Fransa'da bir spor kanalı zinciri yoktu, beIN SPORTS'u kurdular, önce ülkenin liginin yayın hakkı için çok büyük paralar ödediler. Paris Saint-Germain'in patronu olduklarında Ligue 1 her sezon yeni bir şampiyon çıkartıyordu. Büyük transferlerle arka arkaya şampiyonluk kazanmak onları kesmeyecekti elbette. Hedef, Şampiyonlar Ligi'ydi. Milyonların ön yargıyla baktığı Dünya Kupası ev sahipliğini de mükemmele yakın yaptılar. Onların ligdeki yürüyüşüne ilk dur diyen Monaco idi. Sportif direktör Luis Campos yıldız avcısıydı ve tesadüf değil onun kurduğu bir başka kadro (Burak-Yusuf-Zeki'li) Lille'e şampiyonluğu getirdi. Mbappe'yi PSG'ye satan adam Luis Campos da PSG saflarına katıldığında eksik olan düzeni sil baştan yapacak bir teknik adamdı. Çok teknik direktör değiştirdiler, gün geldi Ancelotti onları bırakıp Real Madrid'e gitti, Lizbon'da Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazandı. Şampiyon Lille'in hocası Galtier en düşük profilli adamdı çalışanlar arasında.



NE KATALAN NE DE MADRİD'Lİ
Yıllarca oyunun kalbi orta sahayı hafife aldıkları maçlar oynadılar. 2020'de finalde kaybettiklerinde bu kupaya çok yaklaşmışlardı ama tarihin en büyük bonservisini ödedikleri Neymar ve Mbappe'nin yanına Messi de geldiğinde büyük bir Hollywood projesiymiş gibi futbol sandılar. Oysaki bu oyun, yönetmen ve iyi bir senaryo gerektiriyordu. Büyük starların olmadığı bir senaryo ancak Luis Enrique gibi insana dokunan bir teknik adamın elinde Oscar alacak bir film olabilirdi. Oldu da Münih'te…
Tiki-taka ile Barcelona'da bir futbol devrimi yapan Guardiola'nın ardından Katalan kulübü tek Şampiyonlar Ligi'ni 2015'te Enrique ile kazandı. O ne Katalandı ne de Madrid'li. Luis Figo öncesi Real Madrid'den Barça'ya gittiğinde milyonların nefretini, kimilerinin de kalbini kazanmıştı. Oyunu dikine oynayan o Barcelona, 10 yıldır kupaya hasret. Hak ettiği milli takım koltuğunda büyük başarılar hayal ederken bir babanın yaşayabileceği en büyük acıyı, kızını toprağa vererek yaşayan Enrique, Guardiola-Klopp-Ancelotti ile başlayan kulüp düzeyinde büyük teknik adamlar kavgasına geçen sezon PSG ile döndü.

1 SEZONDA 3 KUPA KAZANANLAR
Finalden önceki röportajında "Inter ile bir sezonda 3 kupa kazandım. Inzaghi şampiyonluğu ve kupayı kaptırdı. Şampiyonlar Ligi'ni kazanmasını isterim ama o iki kupayı da alıp finale gelseydi kıskanırdım" diyen Mourinho elbette üçleme yapan (2010 Inter) tek teknik adam değil. İki sezon önce Guardiola, Man City ile, 2019-20'de Hansi Flick, Bayern Münih ile 3 kupa sevinci yaşamıştı. Önceki gün PSG ile üçleme yapan Enrique, 2015'te de Barça ile lig, kupa ve Şampiyonlar Ligi'ni kazanmıştı. 2012-13 sezonda Bayern Münih ile Jupp Heynckes, 2008-2009'da Barça ile Pep Guardiola, 1998-99'da Manchester United ile Alex Ferguson, 1987-88'de PSV ile Guus Hiddink, 1971-72'de Ajax ile Stefan Kovacs ve 1966-67'de Celtic ile John Stein şampiyonluk, kupa ve Avrupa'da Kupa 1'i kazanmıştı.

YAMAL'LI SEZONA DOUE'Lİ VEDA
Üç yıl önce Rennes altyapısında piyasa değeri 400 bin Euro olan Fildişi Sahili kökenli Desire Doue sezon başında 50 milyon Euro'ya geldiği PSG'de, 15 yılda transfere 2.2 milyar Euro harcayan Katarlı patronların hayalini gerçekleştiren genç oldu. 2005 doğumlu genç, bütün bir sezon Avrupa'yı kavuran 17'lik Yamal finali evinde izlerken, turnuva tarihinin de finallerdeki en genç 'maçın adamı' olmayı başardı.



BİR FOTOĞRAFTA 7 ŞAMPİYONLAR LİGİ
Tercüman olarak geldiği Barcelona'da yardımcı antrenörlük de yapan Jose Mourinho, önceki gün Süper Lig'de şampiyonun 11 puan gerisinde kalmanın üzüntüsünü yaşarken onun Barcelona'daki günlerinde beraber bir amaç uğruna terk döktüğü iki isim yıllar sonra Portekizli'ye rakip de oldular. Mourinho, Porto ve Inter ile 2 Şampiyonlar Ligi kazanırken, Pep Guardiola, Barcelona ile 2, Manchester City ile 1 kez Devler Ligi'ni aldı. Fotoğraf karesinde en son teknik adamlığa başlayan Luis Enrique ise 2015'te Barcelona'nın ardından önceki gün PSG'ye tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi kupasını kazandırdı.



NEREDESİN ÇALHANOĞLU!
İki yıl önce İstanbul'da finalde kaybeden Inter'in PSG karşısında sürklase olması, İtalya medyasında Enrique'nin hak edilmiş zaferi olarak yer alırken, Hakan Çalhanoğlu için benzer yorumlar yapıldı. İstanbul'daki finalde de varlık gösteremeyen Hakan'ın yetiştiği Almanya'daki finalde Fabian Ruiz'in baskısından kurtulamadığı, kurtulmak için de bir çaba göstermediğinin altı çizilirken kırık not olarak kabul edilen -4- verildi. Sezonu kupasız kapatan Inter'de teknik direktör Inzaghi'nin, Suudi Arabistan'dan gelen yıllık 40 milyonluk teklife ne cevap vereceği ise 48 saat içinde belli olacak.

Rakamlar ötesi

Lazio Başkanı Lotito inat etmeyip 500 bin Euro daha verse sezon başında Muslera'nın bir yıl kalmış kontratını 5 sezona uzatacaktı. O sezon G.Saray ligde 16 mağlubiyet aldı. 2011 yazında Copa America vardı ve belki de sarı-kırmızılı kulübün yönetim tarihinde ellerini en çabuk tuttukları transfere imza attılar. Muslera 'Evet' dedi, kupayı Uruguay aldı. Gecikseler devler önünde sıraya girerdi. Bugün neredeyse bir fotoğraf karesine sığmakta zorlanılan kupalarla veda ederken 16 mağlubiyet almış takıma gelen adam, son 3 sezonunda Okan Buruk yönetiminde sadece 7 maçta mağlubiyet üzüntüsü yaşadı. Uruguaylı file bekçisinin büyük kaleciliği kadar bunca yıl G.Saray'dan ayrılmayı düşünmemesi -elbette iyi kontratları vardıve G.Saray'ın da onu 14 yıl boyunca kadrosunda tutmayı başarması, o büyük kaleciliğin yanında çok büyük bir futbol doğrusudur.

***

Napoli tarihinin en çok gol atan adamı, şampiyonluk kazanamadan ayrıldığı şehirden pekala İtalyan devi Juventus'a gidebilirdi. Önerilen rakam 5 milyon Euro'ydu. Mertens'in tulum peyniri yiyip çay içeceği varmış! 30'ların ortasında Türkiye'ye gelen bir Serie A efsanesinin, bir gün olsun ne oynadığı pozisyonu ne de yedek kalmasını dert etmeyip sahada ve tesiste hocasının sağ kolu gibi davranması, attığı goller ve yaptığı asistlerden çok daha önemlidir.
Büyük bir kaleci gittiğinde yenilecek gollerin, önemli bir futbol aklı gittiğinde çözülecek maçların endişesi düşer taraftarın aklına. Söz konusu Muslera ve Mertens olunca işte bunlar istatistiklerden fazlası. G.Saray, sadece rakamlarla anlatılmayacak kadar iki büyük karakter ve yürek ile vedalaştı.

5. yıldız kadar güzel!

Beş maddede 5 yıldızlı şampiyonun son deplasmanından akılda kalanlar:
1- Göztepe'nin hocası Stoilov'un maçtan önce "Umarım her kulübün Mertens ve Morata gibi oyuncularla rotasyon yapma şansı olur" cümlesi çok şıktı ve G.Saray adına da Okan Buruk'un elindeki kadroya güzel bir göndermeydi.
2- Şampiyonluğun ilanı sonrasında yılda minimum 13-14, maksimum 45 milyon kazanma ihtimali olan 75 milyon değerindeki Osimhen'in kalan iki maçta kadroda olmaması elbette ki profesyonelce alınmış bir karar.
3- Göztepe, tutkulu taraftarına son iç saha maçında galibiyet armağan etmek için iştahlı başladı ama onlar da sezon sonu olmasının rehaveti ve yorgunluğu içindeydi. Gözler elbette Osimhen alınmasa potansiyel transfer adayı Romulo'daydı. 23 yaşındaki golcüyü kim alırsa doğru iş yapar, kalırsa da yine Göztepe'nin en büyük silahı olur.
4- Kaan'ın frikik golü, en az 3 yıl arka arkaya şampiyonluk ve 5. yıldız kadar güzeldi G.Saray için. Ciddiyetini kaybetmeyen Morata da tabelayı belirledi. Muslera sonrası, G.Saray yönetimi Barış'ı satarsa 12 yabancılı kadronun mühendisliğinde büyük zorluk çıkartır hocasına. Günay dün de gösterdi ki, kaleyi bir yerliye verecekseniz o zaten kadronuzda var.
5- Cuesta, Frankowski, Kerem Demirbay ve Ahmed Kutucu dün bir kez daha gösterdiler ki Galatasaray'da varlar ama şampiyon Galatasaray'da olmamalılar. Son söz -pardon- büyük alkış da, son haftaya 35 maçta 29 galibiyetle girecek olan Okan Buruk'a...