CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

İki takımın da golü güme gitti

Kadıköy'de ciddi anlamda hakemin dahil olduğu ve belki de skoru hakemin belirlediği bir maç izledik. Aslında maçın kırılma anı, iptal edilen Trabzonspor golü ve ardından gelen kırmızı kart. Belki de maç orada bitiverdi. Ondan sonra bütün oyun kontrolü Fenerbahçe'de olmasına rağmen ve son paslardaki başarısızlık skoru ancak ilk yarının son dakikasında getirdi, En-Nesyri'nin golüyle Fenerbahçe öne geçti ve bundan sonra da Trabzonspor için yapacak bir şey kalmadı. İkinci yarı fark da olabilirdi, direkler buna engel oldu.
Gelelim hakeme; Onuachu'nun attığı gol nizami gol. Vurduğu kafa da harika bir kafa… Ama kenardan VAR daveti geliyor, hakem faul diye iptal ediyor. Orta sahada Onuachu topa vurmak için yükseliyor. Arkadan gelen Skriniar'ın farkında değil. Kafaya çıkan her oyuncu kolunu açar, açtığı kol da Skriniar'ın çenesine geliyor. Böyle faul filan olmaz. VAR daveti olmaz, olsa bile iyi hakem o golü iptal etmez, verir… Ardından gelen kırmızı kart tartışılır. Tamam bileğine basıyor ama ayak yüksekte değil. Kırmızı verdiği için çok eleştirmem ama ben olsam sarı verirdim.
İşin pislik boyutuna gelecek olursak; ikinci yarı bizim gördüğümüz top çizgiyi geçmişti. Yayıncı kuruluş, bir kere gösterir gibi yaptı, bir kez de göstermedi. Yakın çekime almadı ve bu sefer de bence Fenerbahçe'nin golü güme gitti. Acaba VAR hakemine devre arası bir telefon geldi de bu golü boğuntuya mı getirdiler?

Ali Yılmaz iyiydi ama hataları vardı

Galatasaray kazandı ama madalyonun dün gece iki yüzünü gördük. İlki G.Saray kötü de oynasa, top da kaybetse öyle önemli golcüleri ve öyle önemli hücum oyuncuları var ki her an skoru değiştirebilirler. Bu yan top olabilir, duran top olabilir ya da aniden kapılan bir top olabilir. Mesela Sanchez, kornerden gelen topa mükemmel yükseldi, golü yapabildi. Osimhen'in, Abdülkerim'in harika ortasında Samet'in arkasına koşup kafayı vurabilmesi tam bir golcü özelliği. Son golde de İcardi sadece golü attı. Fakat madalyonun bir de öbür yüzü var. G.Saray'ın defans anlayışı çok sorunlu. Sezon başından beri belki sadece bir gol yediler ama Şampiyonlar Ligi'nde elin oğlu, adamı elek gibi yapar. Mesela yedikleri gole bakalım, bence kabahat Torreira'da değil. Torreira'ya pası veren kaleci Günay'da. Günay, Torreira'ya pası verirken arkasındaki adamın bastığını görüyor. O pası neden Torreria'ya veriyorsun? Torreira kaptırıyor, akabinde de gol geliyor. Dün gece Rize iki gol attı, ofsayt diye sayılmadı. İkinci yarıda da önemli pozisyonları var. Çok tuhaf belki ama yakaladıkları pozisyonlar en az G.Saray kadar. Hakem Ali Yılmaz, oyun genelinde iyiydi. Ama başta Lemina olmak üzere, birkaç mutlak sarı kart hatası yaptı. Rizespor'un iki golü iptal edildi ofsayt diye, biri çok açık, diğeri sadece 5 santimetre. Belli oranda da teknolojiye güvenmekten başka çaremiz yok.

Yüzlerine kan gelmiş

Önce şunu söyleyelim; Jose Mourinho adam değilmiş, pedagojik formasyonu, takım üzerindeki etkisi ve hatta hocalığı bile bitmiş bir adammış… Nasıl böyle iddialı konuşuyoruz, cevabı çok basit… Tüm oyuncuların yüzüne adeta kan gelmiş. Kölelikten kurtulmuş çocukların rahatlığında, coşkusunda oynadılar… Önce ilk 45 dakikadan bahsedelim; Fenerbahçe bir çok şeyi doğru yaptı. İlk gol Nene'den geldi. Her ne kadar rakibe yazılmışsa da Nene'nin bu goldeki katkısı büyük. Nene'yi beğendim. Genç ve yetenekli bir oyuncu. Çok üst düzey mücadeleler için yeterli mi tartışılır. Alvarez'i de beğendim. Fenerbahçe orta sahasında eksik olan, müdahale çabukluğu ve sertliği getirmiş. En-Nesyri yine gollerini attı. Özellikle ikinci golde Brown'un müthiş ortasını çok iyi tamamladı.
İkinci devre, belki 3-0'ın rehaveti belki de Benfica maçının yorgunluğuyla tempo düştü, Fenerbahçe'nin oyun hakimiyeti azaldı.
Gelelim İrfan Can Kahveci'ye…. Çakal Mourinho çocuğun bir senesini yemiş. Onun kadar topun ayağına yakıştığı bir başka oyuncu yok. Belki de Fenerbahçe'nin şansı bu kaotik dönemde G.Birliği ile oynaması oldu. Tartışmasız ligin en zayıf ekiplerinden biri ve maalesef düşmenin en büyük adaylarından da biri olarak görünüyor.
Hakem Çağdaş Altay iyi maç yönetti. Sakin, oyunculara yaklaşımı iyi. Yalnız kendisine tavsiyemiz en az 4-5 tane faul olmayan ya da basit fauller dediğimiz düdükler çaldı.

Tek neden para!

Galatasaray kaldığı yerden devam ediyor… Barış Alper kızakta, sıkıntılı ama Galatasaray çok net bir skorla kazanmayı başardı. Ofansif üstünlüğü çok fazla… Üstelik bir takımın sol beki, ilk iki golü atıp maçı çözüyorsa bu daha da anlamlı. Fakat eksik olan bir şey var. O da Galatasaray'ın takım savunması. İkinci yarıya bakıyoruz, Kayserispor son vuruşlarda becerikli ya da son pasları biraz isabetli yapsa belki de maç 2-2'ye gelebilirdi. Galatasaray defansif olarak iyi değil. Bunun sebebi ne derseniz, belki konsantrasyon eksikliği, belki sezon başı ya da başka bir şey… Ancak Galatasaray'ı bekleyen asıl tehlike; takım içinde çok ciddi huzursuzluğun başlamış olması. Son 15 dakikada Osimhen ile Yunus'un yaşadıkları kör bir vatandaşımızın bile gözünden kaçmaz. Yunus hatalı pas veriyor, Osimhen bağırıp çağırıyor, Yunus çok sinirleniyor, sonra oyundan çıkıyor, Osimhen golü atınca da bırakın sevinmeyi adeta somurtuyor… Bunların tamamen ve tamamen tek nedeni para…
Yunus, Barış düşünüyorlar, "Biz 2-3 milyon Euro alırken babalar 10 milyon, 20 milyon gibi paralar alıyorlar." Bu maaş adaletsizliği belki de Galatasaray'da büyük problem yaratacak.
Maçın hakemi genelde iyi ama Galatasaray'ın ikinci golü öncesi Sane'nin Kayserili oyuncuya yaptığı faulü göremedi. Top taca çıkıp yeniden oyuna sokulduğu için de VAR hakemi müdahale edemezdi ve gol hatalı olarak geldi.

Hakem iyi görünmedi

Fenerbahçe kazandı, goller attı, net bir galibiyet aldı ama çok iyi oynadı mı? Hayır! Yalnız dün gece bazı gerçekler ortaya çıktı. Bu takımda Çağlar, Talisca ve hatta Oğuz Aydın mutlak suretle oynamalı. Ayrıca Fenerbahçe, az da olsa bölüm bölüm iyi oynuyor ama oyunun geneline baktığımız vakit kanatları çok iyi kullandığını söyleyemeyiz. Bunun sebebi de umumiyetle tek adamla hücum etme arzuları. Mesela solda Archie Brown yetenekli, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama sıfıra inemiyor. Oğuz Aydın bir-iki defa indi, bunlardan biri de gol oldu.
F.Bahçe oyunun başında Çağlar'ın iyi ortası ve Skriniar'ın kafasıyla golü buldu. Düşünebiliyor musunuz, ortayı yapan bir stoper, golü atan da diğer stoper. Ardından Kocaelispor bir kere geldi, Skriniar'ın gereksiz faulü ki, orada rakip santrfora yapışması gerekirken arkasını döndürdü ve faul yapmak zorunda kaldı, bu frikikten de konuk ekip beraberliği sağladı. İkinci yarı F.Bahçe önce Archie Brown, sonra da Talisca'nın golleriyle maçı kopartıverdi.
Şunu rahatlıkla iddia edebilirim, bu seneki F.Bahçe geçen seneki F.Bahçe'den daha güçsüz. Geçen sene hiç olmazsa Dzeko, futbolu biliyordu. Gerekirse araya oynayabiliyordu. Tadic'in temposu düşüktü ama yaratıcı bir oyuncuydu. F.Bahçe'de tempo yok. Talisca dışında da pek yaratıcı oyuncu olduğunu söyleyemem.
Allah Kocaelispor taraftarına yardım etsin. İyi değiller, dün gece de futbol adına hiçbir şey yapmadılar.
Hakem Mehmet Türkmen sonuca etki etmese de ufak tefek hatalar yaptı. Bazı avantajları kesti, bir iki sarı kart atladı ama maç kötü olunca hakem de göze çok hoş görünmüyor.