CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

F.Bahçe iyi oynamıyor

Tatsız, tuzsuz, kötü bir maç seyrettik. Gol yok, gol pozisyonu yok ve tur Portekiz'e kaldı… Fenerbahçe açısından bakarsak asla iyi oynamıyorlar. Belki defansif olarak iyi gibi görünseler de ofansif üretkenlik sıfır… Şablon o kadar belli ki kanatlara inip En-Nesyri'ye yüksek top atmak istiyorlar hepsi o kadar… Üstelik başarılı orta sayısı da çok az. Kanatlarda oynayan Semedo ve Brown iyi orta atamıyorlar, tam olarak sıfıra inemiyorlar. Orta saha oyuncularına bakınca da ne adam eksiltme özellikleri var ne de aralara oynama.
Özellikle ilk yarıda Benfica ne istiyorsa yaptı. Yapamadıkları tek şey, pozisyon üretmek. Özellikle Fenerbahçe maç boyu kaybettiği topları, geri kapmada çok zorlandı. Bazen bakıyoruz top biriki dakika sürekli Benfica'nın kontrolündeydi. İkinci yarı Benfica 10 kişi kaldı, pek tabii 10 kişi kalınca da oyunu yavaşlatıp berabere bitirip, Portekiz'e avantajlı dönmek istediler. Bunu başardılar da.
Sonuçta Kerem de oynadı ama Kerem'in neden oynatıldığını anlamadım. Herkes "Fenerbahçe'ye transferi bitti" dedi ve Kerem de sanki ruhu Fenerbahçe'deymiş gibi futbol oynadı. Ya çok iyi oynayıp goller atsaydı ne olacaktı. Eğer golü atsa yarın Fenerbahçe ile idmana çıkacak seyirci bu durumu nasıl karşılayacak. Hayatımda böyle bir şey görmedim.
Gelelim hakeme, Siebert sözüm ona Almanya'nın en iyilerinden biri. Şu kolay maçta bu seviyeye yakışmayacak hatalar yaptı. Özellikle manasız şekilde Benfica'nın birkaç pozisyonunda net avantajını kesti ki bunlar bu seviyelerde kabul edilemez.

Bu hakem sahalara bile giremez!

Olmuyor… olmadı… olmayacak da… Fenerbahçe ne yaparsa yapsın olmuyor. Hakem kıyağı olsa da olmuyor. Kötü niyetli bir dördüncü hakem kıyağı olsa da olmuyor. Rakipten belli bir süre bir kişi fazla olsa da yine de olmuyor. Tıpkı dün geceki gibi.

Kötü bir hakem ama daha önemlisi kötü olmayan kötü niyetli bir VAR hakemiyle Fenerbahçe yine kazanamadı. Öncelikle MHK'ye şunu söyleyelim; Onur Özütoprak adlı VAR hakemi, bırak VAR hakemi olmayı, bırakın hakem olmayı, spor sahalarına girmeyi bile hak etmiyor. Çünkü 90+2'de penaltı için Yasin Kol'u kenara çağırdı. Tamam darbe var, penaltı verilebilir ama maçın hemen başında Amrabat'ın Göztepeli oyuncuya yaptığı darbeden ne farkı var? Hatta Amrabat'ın pozisyonu çok daha net bir penaltı. İlk devrenin sonu Duran'ın rakibin suratına bilerek, isteyerek vurduğu şiddetli bir dirsek var. Ama VAR hakemi yine çağırmıyor. VAR hakemi adam gibi davranmış olsaydı F.Bahçe bu maçı kaybederdi. Gelelim oyuna… Mourinho'nun Fenerbahçesi topun arkasına geçip sadece bekliyor. F.Bahçe bunu yapamaz. 300 milyon Euro'luk takım topu rakibe verip beklemek için kurulmadı. Bu 300 milyon Euro'luk takım kaleye tek şut atmamak için kurulmadı. Bu 300 milyon Euro'luk takımın kalecisi zaman zaman abartılı işler yapan İrfan Can'ı hak etmiyor. Maalesef tarih tekerrürden ibarettir. Geçen yıl da sezon başında Göztepe'yi yenememişlerdi. Dün de hakem ve VAR hakemlerinin kıyağına rağmen yine yenemediler.

İlk çeken Galatasaray’dan Sallai!

Galatasaray kaldığı yerden devam ediyor. Üstelik takım tam hazır değil. Ayrıca İcardi ve Osimhen de yoklar ve yine dünya yıldızı Sane, fizik ve adaptasyon olarak geride. Buna rağmen neredeyse pozisyon vermeden çok net bir galibiyet aldılar. Bunun nedeni, oturmuş takım ve çok yetenekli atak oyuncuları. Barış Alper, sezona çok iyi başladı. Her ne kadar iki golü de penaltıdan atmış olsa da hareketliliği, rakip defans arkasına yapmış olduğu koşularla dün gecenin en iyisiydi. İkinci golde Sara'nın koşu yapan Barış'ın önüne bırakması, onun da Eren'e 'Al da at' deyişi, fevkalade. Golü atan Eren sol bek ama bulunduğu yer çok enteresan.
Herhalde Galatasaray'ın rakipleri dün geceyi görünce çok rahatsız olmuşlardır. Sadece alınan skordan değil, oyuna sonradan giren oyuncuları sayalım.. Zaniolo, Jakobs, kulübede olmayan Osimhen ve İcardi… Bu şu demektir, çok önemli bir kadro derinliği. Ayrıca Sallai, her geçen gün sağ bekte daha da dengeli oynuyor. Görünen o ki G.Saray'ın tek eksiği ya da doldurulması gereken en önemli yer, kaleci.
Gelelim hakem Ali Şansalan'a… VAR yardımıyla verdiği ilk penaltı yanlış. Tamam Sallai, Antepli Rodrigues tarafından çekiliyor ama kornerden top gelirken rakibi ilk çeken Sallai. İlk çekişi görmeyip de ikinci çekişi görürsen hatalı bir penaltı verirsin. Yine ikinci yarıda VAR yardımıyla bir kırmızı kart geldi. Karar doğru ama Şansalan bunu kendisi vermeliydi.

Fenerbahçe’ye şaşırıyorum!

🔴 Dört büyük takım, kadrosunu güçlendirmek için transferlere devam ediyor. Alınan isimler tatmin edici mi?
Aslında Fenerbahçe ve Galatasaray'da fazla bir şey yok. Hele Fenerbahçe'ye çok şaşırıyorum. 3-4 tane çok önemli oyuncusu gitti, kamp başlamak üzere ama sarı-lacivertli takımda transfer haberi yok. Galatasaray için de benzer şeyleri söylemek mümkün ama anlaşılan onlar önce Osimhen'in durumunu bekliyor, sonrasına ona göre bakacaklar. Kaleci Muslera'nın yerine de panik transferi yapmayıp, en optimum adayı bulmak için uğraşıyorlar. Kaldı ki Galatasaray'ın kadrosu Fenerbahçe'ye göre 1-2 mevki dışında daha az takviye istiyor. Beşiktaş ve Trabzonspor oldukça hareketliler. Birçok isim konuşuluyor. Bazı isimlere imza attırıldı. Fakat bu da çok doğal, Beşiktaş ve Trabzonspor'un kadro boşluğu Fenerbahçe ve Galatasaray'a göre daha fazla. Çok fazla kaliteli oyuncu ile takviyeye ihtiyaçları var.



OSİMHEN HAYATININ TEKLİFİNİ ALDI AMA...
🔴 Galatasaray'da Osimhen belirsizliği devam ediyor. Nijeryalı futbolcuyu sonuna kadar beklemek gerekli mi?
Osimhen neyi bekliyor çok merak ediyorum. Suudi Arabistan'dan hayatında bir daha zor kazanabileceği bir kontrat gelmiş olmasına rağmen oraya gitmedi, en azından şimdilik gitmedi. Sanırım, İngiltere ya da bir başka büyük ligi kovalıyor. Galatasaray da haklı olarak Osimhen'in belki de pes etmesini bekleyip Galatasaray'a acaba tekrar imza atar mı düşüncesinde. Osimhen kesinleştikten sonra da pozitif veya negatif bir başka golcüye yönelebilirler.

EYLÜL AYINDA SEÇİM FUTBOLUN AKIŞINA TERS
🔴 Fenerbahçe'de gündem yine seçim, toplanan imzalar teslim edildi. Sarılacivertli takımı nasıl günler bekliyor. Sizce seçim eylülde olacaksa bu bir kaos mu?
İmzalar toplandı. 10 bine yakın imza var. Eylül ayında seçim olacağını da Başkan Ali Koç deklare etmişti. Fakat eylüldeki seçim, hayatın ve futbolun doğal akışına aykırı. Eylülde seçim olacaksa lig başlamış olacak. Transferler bitecek. Fakat yeni yönetim ne yeni bir hocayla çalışma fırsatı bulacak ne de başka transferleri düşünebilecekler. Çok tuhaf bir durum, futbolun dinamikleriyle bağdaşmıyor. Fenerbahçe'nin büyüklüğüne ise hiç yakışmıyor.

YABANCI HAKEM HANGİ MAÇLARA GELECEK!
🔴 Sezonun başlamasına artık bir aylık bir süre kaldı. Yabancı hakem uygulamasının devam etmesini istiyor musunuz?
Yabancı hakeme prensip olarak karşı değilim. Karşı olduğum olay, hangi maçlara yabancı hakem gelecek. Geçen seneki uygulama kabul edilemez. Sezonun ilk yarısında Kadıköy'de oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçını bir Türk hakem yönetirken, ikinci yarıdaki karşılaşmayı Sloven Vincic yönetti. 15 gün sonraki kupa maçını da yine bir Türk yönetti. Böyle keyfi uygulama olmaz. Diğer sıkıntı ise karşılıklılık prensibini gözeterek derbilere yabancı hakem getirdiğinizde bu sefer haklı olarak Trabzon ve Beşiktaş ya da küme düşmeyi ilgilendiren önemli maçlarda da yabancı hakem talebi olacak. Dolayısıyla yabancı hakem uygulaması çok kolay görülmüyor. Zaten TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da sahada yabancı hakem uygulamasının bir daha olmayacağını beyan etmişti.



TFF'NİN EN DOĞRU KARARI MONTELLA!
🔴 Futbol Federasyonu Montella'nın sözleşmesini iki yıl daha uzattı. İtalyan hoca 3 yıl takımın başında görünüyor. Bu hamleyi nasıl yorumlarsınız?
Fevkalade doğru bir karar. Zamanlamasıyla da harika. Montella, milli takımda iyi gidiyor. Oyuncularla arası abi-kardeş gibi. Adam sempatik. Hangi kulüp taraftarı olursa olsunlar, spor kamuoyu ona sevgi ve saygıyla bakıyor. Türk teknik adam geldiğinde bu sefer ciddi kulüp fanatizmi sorunlarıyla karşılaşıyoruz. Montella ile devam kararı çok doğru.

Onuru zedeledi!

Galatasaray koşmaya, iyi mücadele etmeye, yenmeye devam ediyor. Dün gece de çok ama çok rahat bir galibiyet aldılar. Trabzonspor için çok üzgünüm. Belki de ilk yarıda Davinson Sanchez'in yaptığı ağır hata, Ozan tarafından gol olarak değerlendirilse sonuç farklı olur muydu bilmiyorum. G.Saray maça adeta 1-0 önde başladı. Trabzonspor'un komik bir defans hatası, çıkarken kaptırılan top, Yunus'un iyi kesmesi ve Barış Alper'in ölümcül vuruşu… Şu muhakkak ki iki takım arasında da çok ciddi kalite farkı var. Mesela Savic, kariyeri çok iyi bir futbolcu ama Osimhen kendisini ezdi, geçti. Aynı Osimhen, yine vuruş kalitesini kullanıp G.Saray'ı 2-0 öne geçirdi. Acaba bu golü yemek Uğurcan'a yakıştı mı, o da tartışılır. G.Saray'ın attığı bir üçüncü gol var ki sanat eseri gibi. Osimhen, kendi sahasından topu çıkartıyor, Morata, Yunus Akgün'e ters bir top atıyor. Yunus da Osimhen'e 'Al da at kardeşim' diyerek topu bırakıveriyor. Sonuç olarak baktığımızda G.Saray muhtemelen sezonu iki kupayla kapatacak.
Dün akşam Türk hakemliği için kapkara bir gece oldu. Penaltıyı yanlış verebilirsiniz, sarı kartı da yanlış verebilirsiniz ama zaten yaptığı bileğe basma hareketinden atılması gereken Savic, kendisine kıyak yapan hakem Cihan Aydın'a kafa atıyor. Kafanın şiddeti önemli değil. Türk hakemliğinin onuru önemli. Aynı Cihan Aydın, F.Bahçe-Samsun maçında Samsunlu Marius'u koluna dokundu diye atmıştı. Ama dün gece utanmadan, sıkılmadan kendisine kafa atan Savic'e hiçbir şey yapamadı.

Protokole aykırı

Galatasaray çok tuhaf takım… Bazı oyuncuları kötü de oynasa diğerleri ortaya çıkıp maçı kurtarıveriyorlar. Bir devre çok kötü de oynasalar, bu sefer ortaya Muslera ya da kale direkleri çıkıp gol yememeyi başarıyorlar. Mesela ilk yarıya bakıyoruz, Galatasaray ilk 10 dakika dışında oynamadı. Trabzonspor'un çok ama çok önemli pozisyonları var. Direkten dönen topu var, ofsayt diye iptal edilen penaltısı var. Yine ilk yarıya bakıyoruz, üç oyuncu iyi değiller; Sara, Barış Alper ve Yunus eski günlerden uzak. İkinci yarı başlıyor, birden işin rengi değişiveriyor. Galatasaray kontrolü alıyor, pozisyonlar yaratıyor, Osimhen bütün takımı ateşliyor, bu sefer de duran toptan Abdülkerim ile golü buluyor. Ardından yine garip şeyler oluyor. Avrupa Şampiyonu İspanyol Milli Takımı'nın santrforu son 15 dakika oyuna giriyor, o da gol atıyor. Bu tablo pek tabii ki dosta güven, düşmana kaygı verir. Galatasaray işi bitirdi. 3 maçta alacağı bir puan onları şampiyon yapacak. Maçın hakemi Atilla Karaoğlan genel olarak iyiydi ama VAR protokolüne kesinlikle aykırı bir olay yaşandı. Muslera ceza alanı çizgisi hemen üstünde ya da dışında Visca'yı düşürdü. VAR, hakemi çağırdı. İlk tuhaflık şu; ofsayt varsa VAR, hakeme davet yapmaz, hakem kulaklığa gelen bilgiyle ofsayt diye golü iptal eder. Hakemi monitöre çağırdı, Karaoğlan da 'ofsayt' dedi. Fakat yarı otomatik sistemde arkadaki Abdülkerim'in konumu görünmüyor. Bir diğer tuhaflık; madem ofsayt var, Muslera'nın kartı niye iptal olmadı. Çünkü aldığı teknik bir cezaydı.

Pakkan haklıydı

Dün yine değişik 11, yine piyangodan çıkan oyuncular, yine kötü futbol ama çok net bir skor var. F.Bahçe iyi mi oynadı? Tabii ki hayır! Zaten ne zaman iyi oynuyor ki! Ama bazı oyuncuların kalitesi çok şeyi değiştirebiliyor. Mesela Livakovic penaltıyı kurtarmasa, Başakşehir öne geçse maçı çevirebilirler miydi? Ya da ilk yarıda bir dakika bile iyi oynamayan F.Bahçe, 44. dakikada Mert ile golü bulmasa maç rahatlar mıydı? Ya da ilk yarıda mutlak kırmızı kart görmesi gereken Talisca ve Carlos atılsalardı maç böyle mi olurdu? İkinci yarı çok tuhaf bir pozisyonda F.Bahçe, Skriniar ile ikinci golü bulup rahatladı. Golün garipliği, Skriniar ekmeğini adeta taştan çıkardı. Aldı, iteleye iteleye golü yaptı. F.Bahçe'de Mourinho'nun katkısını göremediğimiz bir maç daha oldu. Camiada büyük huzursuzluk var, herkes tartışılıyor. Bakalım neler olacak.
Maçın hakemi rezalet bir 90 dakika çıkardı. Verilmeyen mutlak iki kırmızı kart var. Biri yüksek topta Talisca, kafa yerine eliyle smaç yapıp gol atmaya kalktı. Dünyanın her yerinde sarı karttır ama hakem ikinci sarıdan kırmızıyı vermedi. Yine Carlos bir ters topta rakibinin boğazına sarılıp indirdi. Sarı kartı vardı, yine atılmadı. Fakat ikinci yarıda VAR hakemi, elle oynamadan penaltı için hakemi davet etti. Hakem, VAR'a rağmen penaltıyı vermedi. Bence Burak Pakkan haklıydı. Çünkü Başakşehirli oyuncu kolunu toptan kaçırmak istiyor ama buna rağmen top eline çarpıyor. VAR daveti kesinlikle yanlış, penaltı yoktu.

Yüreğin yetiyorsa Mourinho ile devam et

Jose Mourinho denen ağlak, Fenerbahçe'yi bitirdi… Ali Koç taraftarı bitirdi… Sonuç olarak da dün gece Beşiktaş ligi bitirdi. Gerçekten Jose Mourinho, Fenerbahçe tarihinin en rezil hocalarından biridir. Kazandığı derbi olmadığı gibi oynadığı iyi maç sayısı da bir elin parmaklarını geçmez. Dün geceye bakıyoruz, Talisca'nın frikiği ve kafası dışında pozisyon yok. Top Fenerbahçe'deymiş gibi görünüyor ama ne tempo var ne üretim var. İlk yarı, Talisca'nın yaptığı büyük sorumsuzluk. Göstere göstere elini topa uzattı, penaltıyı yaptırdı. Gedson penaltıyı kaçırdı fakat sonrasında Mert Müldür'ün ancak amatör oyuncuların yapacağı hatasıyla Beşiktaş'ın golünü attı. Mert Müldür sözüm ona milli oyuncu. Kaleciye pas vereyim derken Gedson'un önüne al da at dercesine topu indiriyor. Sorun çok büyük. Fenerbahçe ile kobay gibi oynayan bir adam var. Her hafta ilk 11'de kafasına göre takılıyor. Haftalardır kötü oynayan En-Nesyri ile başlıyor, Dzeko'yu ikinci yarı oyuna alıyor. İsmail'den aylarca yararlanmadı, gel oyna kurtar bizi diyor. Aynısını İrfan Can Kahveci'ye de yapıyor. Sonuçta olan asırlık çınar Fenerbahçe'ye oluyor. Hadi Ali Koç, şimdi yüreğin yetiyorsa ağlak Mourinho ile devam et de görelim. Gelelim hakem Yasin Kol'a; bu yıl yönetilen en mükemmel derbi… Bir iki faul hatası yaptı ama oyunun genelinde fevkalade bir yönetim sergiledi.

Son dakikada faul icat etti!

Hayat G.Saray ve G.Saraylı'ya güzel. Rakip sözüm ona düşmeme mücadelesi veriyor ama maça baktığımızda tam bir antrenman maçı. Tempoyu ayarlayan G.Saray, şov yapan G.Saray. Böyle maçlarda 'iyi oynadı, kötü oynadı' tartışması yapılmayacak kadar basit ve ruhu kaçmış maçlar. Oyuncular skora oynadılar. Osimhen iki tane attı, bir golde de ciddi payı var. Sol bek Eren sakatlanana kadar çok iyi oynadı. Hem Galatasaray hem Milli Takım için her geçen gün daha da olgunlaştırıyor futbolunu. Torreira, yine golcülüğünü konuşturdu. Son ayların belki de en enteresan golcüsü. İnanın dün maç seyredenler bir taraftan keyif aldılar, bir taraftan da 'Güç farkı, oyuncu kalitesi böyel olmamalı' demişlerdir. Sonuçta G.Saray kazanması gereken maçları güle oynaya, rölanti bir şekilde kazanmayı başarıyor. Allah, Sivasspor'un yardımcısı olsun, belki de düşmenin en büyük adaylarından biri. Hakem Ozan Ergün benim bu sezon en beğendiğim hakemlerin başında geliyor. Vücut dili, faul tespitleri mükemmel ama dün iki net sarı kartı vermeyi unuttu. Bunlardan biri ve en dikkat çekeni, Sanchez'e yapılan bir tekme var. Daha doğrusu tekme değil de bir çelme. Tartışmasız her yerde sarı. Son dakikada Sivasspor'un golünü iptal etmesi ise skandal. Hem Mertens hem Sivaslı oyuncu ayağını uzatıyor. Topa vuran Mertens, ofsayttaki Sivaslı'ya geliyor. O da golü yapıyor. Fakat topa vuran Mertens olduğu için geri pas duruma hasıl oluyor ve ofsayt ortadan kalkıyor. Hakem önce VAR yardımıyla golü veriyor, sonra kararını değiştiriyor ve faul icat ediyor. Eğer sonuç bu golle değişecek olsaydı Türk hakemliği yine sınıfta kalmış olacaktı.