CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Volkan Demirel!

Dün gece maçı seyretmeyenler, Fenerbahçe'nin 3-0'lık sonuçla kazandığını öğrendiklerinde takımlarının net bir galibiyet aldığını ve iyi oynadığını düşünebilirler ama işin aslı hiç de öyle değil... Son 2 yıl içinde hiçbir Türk ya da yabancı takım, Fenerbahçe'yi Kadıköy'de böylesine sürklase etmedi. Evet, yanlış okumuyorsunuz! Gençlerbirliği özellikle ikinci yarıda Fenerbahçe'yi sahasına hapsetti.
Yakaladıkları en az 4 gol pozisyonu var ve maçın en başarılı ismi Volkan Demirel...
İkinci yarıda Khalili, İrfan Can, Rantie'nin gollük vuruşlarını müthiş kurtardı.
Oyunun ilk yarısında da çok kötü oynayan bir Fenerbahçe vardı.
Gençlerbirliği önce bekledi, sonra baktı ki Fenerbahçe gelemiyor, onlar oynamaya başladılar. Bütün kontrol Gençlerbirliği'nin elindeyken golü yediler. Bu gol kesinlikle Sow'un kalitesinden kaynaklandı diyebiliriz.
Sağdan gelen ortaya son çare ayak burnuyla dokunabiliyor ve top gol olacak köşeye gidiyor. İlk yarıda bu gol dışında Fenerbahçe diye bir takım yok.
İkinci yarı ise sahada Fenerbahçe diye bir takım hiç yok!
Gençlerbirliği her topu alıyor, rahat rahat geliyor, pozisyonlar üretiyor ve korner üstüne korner kullanıyordu ama bir türlü beraberlik golünü bulamadılar. Dakikalar geçiyor, Gençlerbirliği umudunu hiç kaybetmiyordu.
Ta ki son dakikalara kadar...
Fenerbahçe bir kontratak yakaladı, Fernandao topu sürdü ve golü yaptı.
Hemen ardından uızatma dakikalarında Lens'in harika getirip Sow'un önüne bıraktığı topla da Fenerbahçe üçüncü golü buldu ve bence hiç hak etmedikleri, daha doğru bir deyimle ortaya koydukları futbolla hiç de hak etmedikleri bir galibiyet aldılar.
Volkan Demirel'den sonra sahanın en başarılı ismi bence hakem Fırat Aydınus'tu. İsterse çok iyi maç yönetiyor.
Pabucun pahalı olduğunu hissettiğinde hakemliği bir sanat gibi yapabiliyor.
Tıpkı dün geceki gibi... Harika maç yönetti. Neredeyse her kararı doğruydu.
Onu hep böyle görmek isteriz.

Şanslı Galatasaray

Koskoca Galatasaray, futbol adına hiçbir şey ortaya koymaksızın pek az şeyi doğru yapıp Osmanlıspor gibi ciddi bir rakipten 1 puan aldı. Aslında sahada Riekerink denen bir hoca var ama utanmalı! Kazanması gereken maçta son 5 dakika forvet çıkartıp yerine defans oyuncusu alabilecek kadar dar görüşlü ve çaresiz. Riekerink'e sormak lazım: Galatasaray hücumda niye çoğalamadı? Aynı Riekerink'e yine sormak lazım: Osmanlıspor kendi sağ kulvarını ya da diğer bir deyimle Galatasaray'ın sol tarafını yolgeçen hanı gibi kullanırken o ne yaptı? Sağdan gelip gelip ortaladılar. Webo da en az 5 kafa vurdu. Kimseden tık yok. İki tanesi gol oldu, diğerleri kaçtı. Riekerink denen şahıs bunlara niye önlem almaz ya da alamaz? Sözüm ona aldığı önlem şu: Maçın bitmesine iki dakika kala, üstelik Webo 87'de oyundan çıkmışken Chedjou'yu alarak defansını güçlendirmeye çalıştı.
İlk dakikalarda Osmanlıspor öne geçecekken Muslera golü önledi, dönen topta da Bruma'nın zamanlaması harika olan pasıyla Galatasaray öne geçti. Bu dakikadan sonra tüm kontrol Osmanlıspor'da ve Galatasaray'ın tek korkulu rüyası Webo'ydu. Kalktı kalktı vurdu. Bir tanesi de gol oldu ve devre berabere bitti. İkinci yarı maç durgun geçse de büyük oranda kontrol Osmanlıspor'daydı ki bitime 5 dakika kala Webo yine kalktı vurdu, gol oldu ama hep diyoruz, Galatasaray şanslı takım... Bu golün santrası sonrası stoper Semih forvette topu alıp, üstelik sol ayağıyla müthiş vurdu ve Galatasaray mucizevi şekilde bir puanı alabildi. Ama kim ne derse desin, Galatasaray'ın Riekerink'le ve bu defans zafiyetiyle yarışı sürdürmesi çok zor. Kimse saha zordu, kaygandı demesin. Kaygansa herkes için kaygan... Puan tablosunda iyi yerde olabilirler ama asla iyi oynamıyorlar ve kazandıkları maçlarda bile fazla pozisyon veriyorlar. Gelelim Hüseyin Göçek'e... Saha zemini, bir hakem için zordu. En önemli hatası ise Sabri'nin Osmanlısporlu Musa'ya yaptığı harekette penaltı vermeyişiydi. Sabri sağ ayağıyla Musa'nın ayağına darbeyi vuruveriyor ve karar mutlak penaltı olmalıydı.

Namoğlu yanlış yaptı

🔴 F.Bahçe, Sow'un Antalya'da iptal olan röveşata golü için hala öfkeli. Son olarak yönetici Mahmut Uslu, "Biz değil FIFA da Cüneyt Çakır kötü, Avrupa'da iyi ama sizin maçları kötü yönetiyor" açıklamasını yaptı. Siz bu konuda neler söylersiniz?
Cüneyt Çakır'ın Avrupa'da başka Türkiye'de başka türlü bir performans gösterdiği eleştirisine, katılıyorum. Ama 'Moussa Sow'un buz gibi golünü vermedi' eleştirisine ise şiddetle karşıyım. Zira Sow'un hareketi kurallara göre tehlikeli oyuna girer ve golün iptal edilme kararı kesinlikle doğru.
Tabii ki bu benim kanaatim. Başkaları ne düşünür bilemem. Ama bence Fenerbahçe camiasını ayağa kaldıran olay, Antalyaspor- Fenerbahçe maçındaki hakem kararları değil. Fenerbahçe'nin en önemli rakibi Beşiktaş'ın son haftalarda yaşadığı hakem kıyakları, Fenerbahçe'yi çileden çıkarttı. Bu konuda haklılar ve reaksiyonlarına saygı duyuyorum.
Zira aynı Cüneyt Çakır, bundan iki hafta önce dünyanın her yerinde sarı kart olması gereken Quaresma'nın pozisyonuna kart göstermeyerek Fenerbahçe maçında oynamasını sağladı.
Quaresma kart görmüş olsaydı derbide oynayamayacaktı.
İşte Cüneyt'in bu ve benzeri hataları insanı çileden çıkarıyor. Cüneyt'i çok sevmeme ve beğenmeme rağmen öyle çifte standart kararlar veriyor ki; örneğin geçen sezon, Trabzonspor'a uygulanan hakem katliamlarının başlangıç günü Trabzon-Galatasaray maçıydı. Denayer'in topa elle temasına penaltı değil dedi ama bu sezon başı Karabük-Başakşehir maçında arkası dönük Karabüklü oyuncunun eline çarpan topa penaltı verdi. Bunlar asla kabul edilemez, hoş görülemez ve Cüneyt Çakır seviyesindeki bir hakeme yakışmayacak kararlardır.

🔴 MHK Başkanı Yusuf Namoğlu, Sow'un pozisyonu için Uilenberg ve Rosetti dahil yapılan toplantıda faul kararı verdiklerini söyledi. Peki Çakır golü verseydi kokartı sökülür müydü?
Ben Yusuf Namoğlu'nun kokartı sökerim gibi bir açıklama yaptığına inanmıyorum ama Yusuf Namoğlu'nun yaptığı açıklama, tehlikeli… Zira bundan sonra her canı yanan takım Namoğlu'na diyecek ki 'Hadi bizim pozisyonumuzu da yorumlasana.' O zaman ne yapacak bilmiyorum.

🔴 FIFA listesine Halil Umut Meler'in alınması tepkilere neden oldu. Henüz 1.5 sezonu tamamlamadığı için FIFA kriterlerine uygun olmadığı eleştirileri var. Bu tercihi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eğer bu kriterlere uygun değilse zaten FIFA'dan döner. Doğrudur FIFA, Süper Lig'de belli deneyimin üzerindeki hakemlerin listeye girmesini arzu ediyor… Ama Halil Umut Meler'in, bu süre konusunda eksiği var deniyorsa, TFF bu işi düzenlemelidir.

Çakır doğru yaptı

Fenerbahçe şampiyonluk yarışında dün gece çok önemli bir kayıp yaşadı. Önce Rıza Çalımbay'ı kutlamak lazım. Helva gibi bir Antalyaspor'u ligin dibinden aldı, süratle tepelere tırmandırdı ve üstelik fizik gücü çok yüksek, ikili mücadele özelliği çok fazla ve fevkalade disiplinli oynayan bir takım yarattı.
Oyunun hiçbir anında Fenerbahçe Antalyaspor'a arşı üstünlük sağlayamadı.
Hiçbir oyuncu iyi oynamadı ama özellikle atak oyuncuları çok kötüydüler. Zaten Fenerbahçe iyi kapanan, kaptığı toplarla da çok çabuk çıkan bir takım özelliğine sahip. Bu nedenle de kanatlarda oynayan oyuncuların çok iyi oynaması lazım. Ama dün gece Volkan, Alper, Lens ve Sow sıfır oynadılar. Hiçbir şey yapamadılar.
Böyle olunca da maçta bütün denge Antalyaspor lehine değişiverdi.
Antalyaspor'un ilk yarıda önemli pozisyonları var.
Fenerbahçe'nin ise koskoca maçta yakaladığı tek pozisyon Souza'nın volesi.
Durum böyle olunca da Fenerbahçe'nin kazanması kolay değildi.
İkinci yarıda şutla önce Eto'o yokladı, ardından da aynı yerden Yekta vurdu ve Antalyaspor'un golü geldi.
Kimse Fenerbahçe'de yorgunluğa falan sığınmasın. Avrupa'da birçok takım da hafta içi maç oynuyor. Ama Fenerbahçe'de özellikle kanatlar iyi oynamadığında ortaya çok sıradan bir takım çıkıyor.
Dün gecenin en kritik pozisyonu Sow'un röveşata ile attığı ama sayılmayan golü. Hakem Cüneyt Çakır'ın kararı yüzde 100 doğru. Zira top kafa ile oynayacak yükseklikte. Yani yerden iki metre kadar yukarıda. Antalyasporlu defans oyuncusu topa kafayı vurmak için hamle yapıyor.
Aynı anda da Sow röveşata yapıyor ve gol oluyor. Çakır haklı olarak golü faul gerekçesiyle iptal ediyor. Bir röveşatada top kafayla oynanacak mesafedeyse ve rakip kafasını topa vurmak üzere oraya sokmuşsa bu röveşatada topa vursanız bile tehlikeli hareket kapsamına girer ve gol iptal olur. Bunun haricinde de F.Bahçeli oyuncular bazı pozisyonlarda penaltı beklediler ama Çakır, devam kararlarında haklıydı.

Bülent Yıldırım efendi!

Beşiktaş, Kiev'den hakem faciası ile geri dönmüş ve ligde Bursaspor gibi çok ciddi bir rakibe karşı oynayacaktı.
Ukrayna'da İskoç hakem Craig Thomson Beşiktaş'ın anasını ağlatırken, dün gece benzerini Bursaspor'a sözüm ona hakem ve hala da hakemlik yapmasına izin verilen Bülent Yıldırım yaptı.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki Beşiktaş maçın mutlak hakimiydi. İlk yarı maç çok gitti-geldi ama ikinci yarı neredeyse son 10 dakikaya kadar Beşiktaş lehine tek kale oynandı. İlk yarıda Aboubakar kaçırdı ama Bursaspor'da çok net bir gol kaçırdı. Kritik an 44.dakika, Bu pozisyonda Marcelo yerde topu kontrol etmiş olan Bursaspor kalecisi Harun'un diz kapağına yerdeyken bilerek ve isteyerek basıyor.
Ondan sonra da yan gözle hakeme bakıyor.
'Acaba beni atacak mı?' diyor ama Bülent Yıldırım efendi Marcelo'yu sarı kartla kurtarıveriyor.
İkinci yarının hemen başında çok kritik bir pozisyon daha var. Bu da Beşiktaş'ın kazandığı penaltı. Gökhan topu atıp geçerken kendini ya yere atıyor ya da bir ayak darbesiyle düşürülüyor.
Bence ayak darbesi yok. Velev ki ayak darbesi olsa bile pozisyon ceza alanının dışında. Ama Bülent Yıldırım Efendi caaart diye penaltıyı veriyor ve Beşiktaş'ı öne geçiriyor.
Bu tür maçlarda Beşiktaş gibi bir takıma karşı üstelik İstanbul'da ilk golü yediğinizde toparlanmak çok zor. Ardından Beşiktaş'ın ikinci golü geliyor ve son 10 dakika kadar sahanın mutlak hakimi, adeta tek kale oynarcasına Beşiktaş.
Sözün kısası şu, hakem Bülent Yıldırım gerçek bir Türk hakemi gibi davranmış olsaydı yani önce Marcelo'yu atıp sonra da Beşiktaş'ın ilk penaltısını uydurup vermeseydi Beşiktaş kazanabilir miydi emin değilim. Ha! belki yine kazanabilirlerdi ama dünkü galibiyetin Bülent Yıldırım'ın gölgesinde olduğunu söylemem lazım.
Hakem insandır hata yapar denilirse eğer, o zaman Kiev'de İskoç hakem Craig Thomson da bir insandı ve o da hata yaptı.
Ukrayna'daki Craig Thomson bir şeytansa ve Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nden elenmesinin baş sorumlusu ise dün geceki Bülent Yıldırım Bursaspor için ne anlama geliyor? Bunun da cevabını Türk spor kamuoyu versin.

Hüseyin Göçek’i kutluyorum

Bu yıl derbilere bakıyoruz, futbol adına fazla bir şey göremiyoruz. Mesela dün akşam maçı seyredip de bir gram keyif almış birini bana söylerseniz şaşırırım. Kaleye düzgün şut yok, organize bir atak yok, belki 1-2 Fenerbahçe'nin pozisyonu dışında gol pozisyonu yok. İşte dün gece oynanan 90 dakikanın özeti bu.
Oyun genelinde hem ikili mücadele hem de oyun kontrolü yönünden Fenerbahçe daha üstündü. Fenerbahçe kendi sahasında takım savunmasında inanılmaz başarılı.
Mesela Beşiktaş sezon başından beri hem Avrupa'da hem ligde goller atmış, pozisyonlar bulmuşken dün gece tek pozisyonu yok. Cenk gibi, Quaresma gibi sonradan oyuna giren Aboubakar gibiler dün gece hiçbir etkinlik gösteremediler.
Bu da Fenerbahçe'nin başarısını ortaya koyuyor.
İlk yarıda Skrtel ve Josef de Souza'nın net birer gol pozisyonu diyemeyeceğimiz pozisyonları vardı ama sonuç çıkmadı.

BERABERLİK BEŞİKTAŞ'A YARADI
Beşiktaş için söylenecek tek olumlu söz Atiba ve Marcelo. Sonra Tosic, biraz da Kerim Frei. Gerisi yok. Oğuzhan, her yönden hayal kırıklığı yarattı. Tolgay'dan da çok daha farklı şeyler bekliyorduk.
Fenerbahçe bu sene içeride büyük takımlarla oynadığı maçlarda çok başarılı oluyor. Galatasaray'ı sahadan sildiler, Manchester United ve Feyenoord'u rahat yendiler. Dün gece maçta tek eksik bence Fenerbahçe'nin bulacağı galibiyet golüydü.
Ama başaramadılar.
Sonuç olarak dün geceki beraberlik Beşiktaş'a yaradı. En azından aradaki puan farkını korudular.
Bundan sonra ne olur, onu da ilerleyen haftalarda göreceğiz. Gelelim Hüseyin Göçek'e...
Global anlamda baktığımızda iyi maç yönetti.
Sonuca etkili tek hatası yok. Ama hakemlik tekniği olarak baktığımızda bazı sarı kartlarda hatalı olduğunu söyleyebiliriz.
Verdiği ve vermediği bazı kartlar hatalı ve yoruma açıktılar. Ama bütün bunlara rağmen böylesine bir derbiyi objektif kriterlerle ve büyük bir yanlışın içine düşmeden yöneten Hüseyin Göçek'i kutluyorum.

Tek hatası Quaresma!

Ligin sıralamadaki ilk iki takımı dün gece bize gösterdiler ki bulundukları yer asla tesadüf değil. İlk yarı mükemmel bir Başakşehir vardı. Tıpkı Benfica'nın ilk yarıda Beşiktaş'a karşı oynadığı gibi... Gol buldular, pozisyonlar ürettiler ve iddia ediyorum Emre çıkana kadar bir Şampiyonlar Ligi takımı gibi Beşiktaş'ı sürklase ettiler. Genç Cengiz'in attığı gol asla kolay bir gol değil. Gelen ortaya gelişine uzak direğe vurmak kalite gerektirir.
Başakşehir öne geçtikten sonra da Mehmet Batdal ve Visca'yla çok önemli pozisyonları kullanamadı. İlk devrenin sonuna doğru emektar Emre sakatlandı ve bu dakikadan sonra Başakşehir'in tüm oyun planı sekteye uğradı.
İkinci yarı çok fazla pozisyon bulmasa da Beşiktaiş oyunun kontrolünü eline aldı. Bu devre rakibi Başakşehir'e adeta futbol oynatyamadı.
Bunun en önemli nedeni de Emre'nin sakatlanıp çıkmasıydı. İşte bu dakikalarda Beşiktaş'ın golü geldi. Bir kornerde Marcelo ön direkte boş kalıp kafayı vurunca Beşiktaş golü buldu. Belki de Başakşehir'in maç boyunca yaptığı yegane hata buydu. Bu dakikadan sonra yine kontrol Beşiktaş'ta olsa da istenilen pozisyonları bir türlü yakalayamadılar. Maçın kırılma anı kesinlikle 80. dakikada Başakşehir'in kaçırdığı gol oldu. Mossoro kaleci Fabri'yle karşı karşıya kaldı. Fabri müdahale etti, Visca ise topu boş kaleye atamadı. Sonuçta iki takım da üzülmedi ama dün gece bir gerçeği gördük ki Başakşehir çok önemli bir yıldızı olmamasına rağmen mükemmel bir takım. Takım savunmasında çok başarılılar ve kolay kolay pozisyon vermiyorlar. Üstelik dün gece Quaresma'nın frikiğini köşeden müthiş kurtaran Volkan gibi bir kalecileri var.
Gelelim maçın hakemi Cüneyt Çakır'a... Bir pozisyon dışında mükemmel bir maç yönetti. Diğer bir deyimle tek hatası Quaresma'ya vermediği sarı karttı. Başakşehir'in Mahmut'la son dakikalarda bulduğu golde iptal kararı kesinlikle doğru. Mahmut pozisyona girerken hemen önündeki Oğuzhan'ı kolundan çekip bozuyor ve kendine pozisyon yaratıyor. Ardından da gol vuruşunu gerçekleştiriyor. Muhtemelen yardımcısının uyarısıyla gol iptal edildi ve karar doğruydu.

Emenike şansı tepti!..

F.Bahçe dün gece ikinci yarıdaki oyunuyla UEFA Avrupa Ligi'nden çıkmayı başardı.
Dikkat edin 2. devredeki oyunu diyoruz. İlk yarıdaki F.Bahçe'yi hiç beğenmedim. Coşkusu yoktu, temposu hiç yoktu. Belki bunun temel sebebi, psikolojik ve fizik olarak önemli bir derbiden çıkmışlardı.
Üstelik seyirci sayısının azlığı Fenerbahçeli oyuncuların ilk yarıdaki konsantrasyon eksikliğinin en önemli nedeni oldu.
Bu yarıda rakip Zorya, Fenerbahçe'yi sürekli uzun topa zorladı. Üstelik kaptıkları toplarla da sürekli ileri çıktılar.
Zorya ilk yarıda her kontratağında en az 3-4 oyuncusuyla Fenerbahçe ceza alanına kadar gelebildi. Ama Ukrayna takımının kalitesi belli. Son paslar ve final vuruşları Fenerbahçe'yi de pek zorladı diyemeyiz. Bu yarıda Emenike, forvet hattındaki oyuncularla hiçbir uyum sağlayamadı. Fenerbahçe ikinci yarıya Emenike'nin yerine Stoch'u alarak başladı. Bu yarıda da büyük oranda eski kimliğine büründü. İleride basan, rakibe fazla pas ve kontratak imkanı vermeyen bir görünüm sergilediler.
Kilidi çözen de oyuna ikinci yarıda giren Stoch oldu. Yaklaşık 25 metreden müthiş vurdu ve Fenerbahçe'yi öne geçirdi. Bu golden sonra Fenerbahçe için her şey güllük gülistanlık gerçekleşti.
Rahat pas yaptılar, oyunun kontrolünü sürekli ellerinde tuttular ve Kjaer'in attığı golle de maçı bitiriverdiler.
Fenerbahçe art arda 5. maçını kazandı. Üstelik Avrupa Ligi'nde içeride oynadığı her maçı kazandı.
Bu asla kolay bir performans değil. Fenerbahçe için bundan sonra gerek lig gerek Avrupa çok daha rahat geçecek gibi görünüyor.
Üstelik Advocaat, birçok oyuncunun fizik ve ruh halini iyi analiz etmiş. Kimi değiştireceğini, kimi rotasyona çekeceğini çok iyi belirliyor.
Mesela; Van Persie'yi asla üç gün arayla oynatmıyor. Ya da Emenike'ye fırsat vereceği maçları iyi tayin ediyor ama dün gece Emenike verilen şansı iyi kullanmadı. Sonuçta Fenerbahçe'de birçok şey rayına oturmuş gibi.

Son pasları yapsa facia olurdu

İddia ediyorum, ligin hangi takımını dün gece G.Saray'ın yerine Fenerbahçe'nin karşısına çıkarsanız çok daha şahsiyetli futbol oynarlar, en azından taraftarlarına daha fazla umut verirler ve hiç olmazsa da bırakın bir golü, bir pozisyon bulurlar.
Diğer bir deyimle dün gece Fenerbahçe'nin kalesini Volkan Demirel değil de U14 takımının kalecisi korusa Galatasaray yine de gol atamazdı.
Galatasaray için tablo dün gece işte bu kadar vahimdi.
Fenerbahçe'nin taktiği klasik. Takım savunmasını mükemmel uyguladılar. Rakipten kimsenin rahat pas yapmasına izin vermediler. Kaptıkları toplarda da gerek Sabri'nin gerekse Carole'un arkasına attıkları toplarla hem pozisyonlar hem de goller buldular.
Top kontrolü G.Saray'da gibi görünse de topu alıp sağdakine vermek oradan sola vermek, oradan geriye oynamak futbol değildir. İşte G.Saray bunu yaptı. Daha doğrusu belki de F.Bahçe'nin taktik anlayışı G.Saray'ın oynamasına hiç izin vermedi.
İlk yarı böyle oynandı, tam devre biterken de F.Bahçe'nin golü geldi.
Alper, Carole'un arkasına oynadı, Şener sıfıra indi, Van Persie bomboştu ona çıkardı, o da ayağı kaydığı halde yine de iyi vurup golü yapıverdi.
İkinci yarıda G.Saray yine malum şekilde oynamaya devam etti. Sağa verdiler, sola verdiler... Bruma halı sahada oynarcasına tek başına bir şeyler yapmaya çalıştı ama hepsi bu. Maç biterken de Serdar Aziz'in maç eksikliği sahneye çıktı. Rakibin geldiğini görmedi, Souza topu kaptı ve Serdar Aziz de penaltıyı yapınca maç bitti.
Sonuçta söylenecek şu, G.Saray asla hak etmedi. Koskoca G.Saray, değil bir pozisyon, yarım pozisyon bile bulamadı ve F.Bahçe son pasları zamanında ve iyi yapsa yine bir facia yaşanabilirdi.
Görünen o ki G.Saray'da futbolculara dayalı bir düzen var. Başta Sneijder ve diğer hiçbir oyuncu Riekerink'i takmıyor. Ne teknik anlamda otorite var ne de takım disiplini. Sonuçta F.Bahçe, G.Saray'ı geçti ve yukarıya yerleşti. Asıl sıkıntı G.Saray için bundan sonra başlıyor.
Cüneyt Çakır için kötü maç yönetti diyemem. Genel olarak maçın kontrolünü elinde tuttu. Ama Volkan-Sabri ilişkisinde ceza alanı hemen dışında Sabri'nin elle oynamasını fark etmedi. Penaltıda bence sarı kart tartışılır. Zira Serdar Aziz, Souza'yı kasten sarılıp indiriyor ve bariz gol şansından dolayı kartın rengi kırmızı olmalıydı diye düşünüyorum.

Başka takım olsa acımazdı

Bu tür karşılaşmlaları aslında fazla tartışmamak gerek. "İyi mi oynadık, kötü mü oynadık?", "Şu ne yaptı, bu ne yaptı?" demek gereksiz... Dün gece Antalya'da oynanan maç için söyleyeceğim sadece tek iyi birşey var; o da aldığımız ilk galibiyetle gelen üç puan.
İlk yarı baskı ve oyun kontrolü bizdeydi. Ama sadece bu. Özellikle orta sahamız ne ofansif anlamda ne de takım savunmasına yardım anlamında hiç bir şey yapamadılar. Özellikle bu yarıda tüm kontrol bizde olsa da Selçuk İnan ve Oğuzhan Özyakup sahada yok gibiydiler. Arda Turan aylar sonra milli takıma yeniden döndü. Belki kendini kanıtlamak istiyor. Aslında Arda'nın kendini kanıtlayacak bir durumu yok ama gereksiz top tutmalar, manasız çalımlar sistemi çok zorladı.
Milli Takımımız'da dün gecenin en başarılı ismi öncelikle Volkan Şen'di. Driplingleri, adam eksiltmeleri ile Kosova'yı sürekli rahatsız etti. İlk yarıda gol olmadı. Üstelik bu yarının son dakikasında da az daha golü yiyorduk. Kosova iyi bir takım değil ama çabuk çıkıyorlar. İşte o 45. dakikada da çabuk çıkarak pozisyonu buldular ama top direkten döndü.
İkinci yarı oyuna Mainz'in Türk yıldızı Yunus Mallı girdi ve ciddi bir hareket getirdi. Önce Burak Yılmaz sonra da Volkan Şen'le bulduğumuz gollerle maçı alıverdik. Bu dakikadan sonra takımımız maç bitse de gitsek havasına girdi. Rakip de üzerimize gelmeye başladı. Tuhaf olan şu; dün geceki en kötü şey takım savunmamızdı. Kalitesi, oyun gücü belli olan bir takıma karşı gereksiz şekilde birkaç pozisyon verdik. Üstelik çoğunda da az adamla yakalandık. Bir başka takım olsa acımazdı.
Sonuçta; 2018 Dünya Kupası elemelerinde gruptaki ilk galibiyetimizi aldık. Zaten almamız gerekiyordu. Ama dün geceye baktığımızda Hırvatistan neredeyse grup birinciliğini almış gibi görünüyor. Bundan sonra görünen o ki 2018 Dünya Kupası elemelerindeki bütün mücadelemiz grup ikinciliği için olacak.
Maçın Macar hakemi Tamas Bognar belli ki futboldan gelme... Faul ve faul olmayan pozisyonları çok iyi süzdü. İki tarafa da eşit davrandı. Sadece karşılaşmanın ilk dakikasında Kosovalı bir oyuncuya mutlak vermesi gereken sarı kartı göstermedi.