CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Hakemin 2 yanlışı ve 2 doğrusu var

Galatasaray'ı iki haftadır ciddi diyebileceğimiz rakipler karşısında şaşkınlıkla izliyoruz. Toplamda 5 puan kaybettiler ve buldukları gol ve gol pozisyonu sayısı birkaçı geçmez. Üstelik dün gece futbol adına ortaya koskoca bir sıfır koydular. Hiçbir oyuncusu bırakın iyi olmayı, vasatı bile bulamadı. Rodrigues ile attıkları gol dışında, bırakın gol pozisyonunu neredeyse tehlikeli pozisyonları bile olmadı. Buna karşılık iki gol yiyip özellikle ilk yarıda da yan toplardan çok ama çok önemli pozisyonlar verdiler. Trabzonspor aslında bunlardan birini atsaydı, ilk yarıyı önde kapatabilirdi.
Trabzonspor, ikinci yarıya golle başladı. Direkten dönen topu N'Doye tamamladı ve Trabzonspor'u öne geçirdi. Gelelim Trabzonspor'un ikinci golüne... Hazırlanışı ve yapılışı ile çok güzel. Orta sahadan Okay aldı, topu sürdü, herkes sola bırakacak zannetti ama sağdaki maçın yıldızı Yusuf Yazıcı'nın önüne bıraktı. O da Messi'nin çok sık yaptığı gibi topu çaprazdan içeri çekip müthiş vurdu. Her ne kadar Denayer'e çarpıp gol olsa da harika diyeceğimiz bir gol. Bence Galatasaray'da Bafetimbi Gomis'in oyundan alınması büyük hata. Zaten rakip kaleye gidemiyorsun, zaten tek tük pozisyon yakalıyorsun. Gomis ne kadar kötü de oynasa bir an gelir, Gomis'in vuruş tekniğine ya da fırsatçılığına ihtiyaç duyabilirsin. Bence teknik direktör Igor Tudor önemli bir hata yaptı.
Gelelim maçın hakemi Halis Özkahya'ya.. İlk yarıda Fernandao'ya Bero'nun tabanı kesinlikle kırmızı karttı. Halis, bu pozisyonda bırakın kırmızı kartı, sarı bile vermedi. Olcay Şahan ve Feghouli'nin yaşanan kavgada atılmasını doğru buluyorum. Ama son dakikada Ndiaye'ye gösterdiği ikinci sarıdan gelen kırmızı kart yanlış. Ndiaye hamleyi yapıyor, rakibe basmayıp ayağını yere basıyor, Yusuf da ona takılıyor. Asla sarı kartlık bir hareket değil. Bu karar yanlıştı.

Utanmalısın Caner Erkin

Beşiktaş bu skora sevinsin mi, üzülsün mü, tam kestiremiyorum. Aslında çok kötü oynadılar. Son 3-4 dakikayı hariç tutarsak Beşiktaş'ı bu kadar isteksiz, bu kadar düşük tempoda hiç görmedim. Tosic iyiydi, Quaresma bireysel yeteneklerini ortaya koymaya kalktı, Cenk Tosun çırpındı, hepsi bu!

O TALİSCA ARTIK YOK
Öncelikle şunu söyleyeyim; geçen seneki şampiyonlukta Beşiktaş'ın en fazla fark yaratan oyuncusu Talisca'ydı. Ama onda son haftalarda çok ciddi bir düşüş var. O sorumluluk almayınca da Beşiktaş üretmede sıkıntı çekiyor. Eski Talisca topu alırdı, adam geçmeye çalışırdı, aralara atardı, şut çekerdi ama o Talisca yok artık. Oğuzhan da öyle...

TOSİC OLMASA YANMIŞTI
O da formsuzluğundan dolayı artık ilk 11 başlayamıyor. Orta sahanın yaratıcılığı azalınca da Beşiktaş duruyor. Ama ne gariptir ki, Şampiyonlar Ligi'nde 3'te 3 yapan Beşiktaş, dün gece Tosic olmasa maçı kaybetmişti.
Öncelikle Kerim Frei denen bir oyuncudan bahsetmek istiyorum: İngiltere kökenli, bir ara Beşiktaş'ta oynadı. Aslında Başakşehir'in de 11 oyuncusu değil ama Başakşehir, Fenerbahçe'yi Kadıköy'de onun harika golüyle yendi. Aslında Başakşehir dikkatli olsaydı, son kornerde adam paylaşımını iyi yapsaydı yine Kerim Frei'ın son dakika golüyle Beşiktaş'ı yeneceklerdi.
Buna karşılık aslında kötü oynayan Beşiktaş, biraz şanslı olsa ya da Negredo'nun uzatmalardaki 2 volesinden biri isabetli olsa mucizevi şekilde maçı kazanacaktı. 1-1 maçın hakkı ama bu kayıp Beşiktaş'ı ne kadar geride bırakır, onu önümüzdeki haftalarda göreceğiz.

METE KALKAVAN'A KIZMAYIN
Kimse karşılaşmanın hakemi Mete Kalkavan'a kızmasın. Ufak tefek detaylar dışında iyi maç yönetti ama Caner Erkin'e yazıklar olsun. Utanmalıdır! Hakemin muhtemelen arkası dönükken ona "O... çocuğu" diye küfür etmesi rezil bir durum! Yayıncı kuruluş bunu verdi ve tüm Türkiye bu görüntüleri seyretti.

ASLA UNUTMAYACAĞIM!
Onu birçok olayda koruyan basın, bu ahlaksız küfrün üzerine gitmelidir. Sen böylesine işler yaparsan, Caner Erkin, sana bazı şeyler yapıldığında da incinmeyeceksin, kızmayacaksın, tepki vermeyeceksin. Eski bir hakem olarak ben dün gece yaptığın bu terbiyesizliği asla unutmayacağım.

Eyyamların efendisi!

Cüneyt Çakır'ı insan olarak çok severim... Hakem olarak da zaten onu seven sevmiş... Dünya ve Avrupa'nın en iyi 3-5 hakeminden biri. Ama dün gece yaptıklarını, Türkiye'nin birçoğuna yedirebilir ve hata olarak kabul ettirebilir ama benim için asla hata değil, birbirini takip eden domino etkisi yaratan eyyamlar silsilesidir.
Daha maçın başında Janssen, Serdar Aziz'den topu net alıyor, faul filan yok. Golü de atıyor ama Cüneyt'e göre faul. İşte her şey burada başlıyor. Ardından yine ilk yarının ortalarında Denayer'in, Janssen'e bir hareketi var. Çok sert, kasıtlı ve yaralayıcı... Cüneyt bunu da sarı kartla geçiştiriyor. O da biliyor bunun kırmızı olduğunu ama 'takımlardan birini eksik bırakmayalım' diyor. Denayer'i atamadı ya yine ilk yarının sonlarında önce Neustadter sonra da Ozan'ın net sarı kartlık hareketlerini cezalandıramıyor. Sarı kartlar o kadar net ki Denayer'i atsa bunlara da rahatlıkla sarı kartını çıkartacak. İlk yarıda Galatasaray defansının kafasından gelen top Serdar Aziz'in kapalı koluna çarpıyor bu pozisyon penaltı değil karar doğru. İkinci yarının en kritik anı; Hasan Ali'nin pozisyonu. Hasan Ali topa atlıyor ama top açıktaki sol koluna çarpıyor. Daha doğrusu sol koluyla topun geçmesi engelleniyor. Karar penaltı olmalıydı. Ama Cüneyt kurnazlık yapıp, vücudunu sağa sola eğerek görmedim imajı yaratıyor ve yardımcı hakeminden yardım istiyor. Böylelikle de yardımcı hakem, otomatik olarak Galatasaray seyircisinin önüne atılıyor ve tribünden atılan bir cisimle yaralanıyor. O da biliyor penaltı olduğunu ama veremiyor. Akabinde de Belhanda'yı oyundan atıyor. Kameni- Belhanda ilişkisinde penaltı yok. Temas var ama penaltı değil. Burada da Belhanda'yı ikinci sarıdan atmasının yegane nedeni Fener'in gazını almak. Çünkü Denayer ilk devrede oyundan atılmamıştı. Bunlar bir kenara; yardımcı yaralanmış, oyuncu değişiklikleri var, 3 dakika gibi klasik bir uzatmayla maçı sonlandırıyor. Öyle bir maç yönetti ki şu anda takımlar kısmi olarak 'hakem' dese de fazla yüklenemiyorlar. Hakem tekniği açısından kötü bir gece ama takımlar hakemden çok mutsuz değiller. İşte dünya üzerindeki yeni sanat biçimi. Buna deneyimli, background'u çok güçlü bir hakemin "eşeği öpüp, belini incitmeme manasına gelen eyyamların kralı" denir.

Tosun Paşa

Tosun Paşa başlığı, klasik, herkesin fazlaca kullandığı bir başlık gibi gelebilir ama gerçekten dün gece Cenk Tosun attığı gollerle Beşiktaş'ta kalamayacağını belgeledi. Beşiktaş'ın devre arasında onu çok ama çok yüksek bir bedelle, çok önemli bir Avrupa takımına satacağını düşünüyorum. Ligimizde ve Şampiyonlar Ligi'nde birbirinden güzel goller atıyor. Çabuklaşmış ve stratejik oyunu iyi biliyor. Ayrıca Beşiktaş'ı bir vatandaş olarak tebrik ediyor ve minnettarlığımı sunuyorum. Yaptıkları kolay iş değil. Üç maçta 3 galibiyet. Belki oynadığı takımlar bir Barcelona, Real Madrid değil ama sonuç olarak Avrupa'nın en iyi liglerinin en iyi 3-4 takımından biri ve Beşiktaş dün gece hiçbir Türk takımının tatmadığı ve Avrupa'da çok az takımın yaşadığı bir başarıyı elde etti.
Şampiyonlar Ligi'nde 3'te 3 yapmak çok zor iştir. Üstelik bu 3 galibiyetin iki tanesini deplasmanda aldı ve yine görünen o ki gruptan yüzde 90 çıkacaklar. Hatta ve bir aksilik olmazsa grubu da lider tamamlayacaklar. Asla gözardı edilmeyecek korkunç bir başarıyı yaşattı Beşiktaş.
Dün geceye bakıyoruz, rakibe verdikleri net bir gol pozisyonu bile neredeyse yok. Monaco'nun attığı gole baktığımızda da Pepe'nin zaman zaman tek hamleli oyuncu olması ve Falcao'nun kalitesi Monaco'ya golü getirdi. Ama Beşiktaş bu golün şaşkınlığını çok çabuk üzerinden atıp Quaresma'nın harika ortasına Cenk'in mükemmel kafası beraberliği yakaladı. İkinci yarı ise aynı Cenk yine kariyerine çok güzel bir gol yazdırdı. Babel bıraktı, o da sol ayağıyla iyi vurdu.
Dün geceki galibiyet kadar daha önemli bir şey var. Maçın hiçbir anı ama hiçbir anı Monaco'nun kontrolünde geçmedi. Beşiktaş istediği her şeyi yaptı ve bırakın galibiyeti puan bile kaybetseler çok yazık olacaktı. Tebrikler Beşiktaş.
Sırp hakem Mazic, Cüneyt Çakır ile birlikte Avrupa'nın en iyi 3-4 hakeminden biri. Dün gece de çok iyi maç yönetti ama ilk yarıda Babel'in attığı golü yardımcısının hatalı bayrağıyla iptal etti. Oysa ki Babel, Cenk topa vurduğunda topun gerisindeydi. Buna karşılık da Beşiktaş'ın attığı ikinci golde top direkten dönüp Babel'e geldiğinde de yine yardımcı ofsayt pozisyonunu kaçırdı. Yani Sırp hakemler, Beşiktaş'ın bir golünü yediler, bir golü de ofsayttan hediye ettiler.

Fenerbahçe asla iyi bir takım değil

Fenerbahçe ya da diğer bir deyimle Aykut Kocaman, çok tuhaf kurum ya da insan... Dün gece belki de ligin düşmeye en büyük adayı Malatya karşısında manasız şeyler yaşandı. İlk devreye bakıyoruz, Fenerbahçe yürüye yürüye skoru 3 yaptı. Rakibi, ileride basmadı aksine karşıladı, kazandığı toplarla da art arda golleri buluverdi. "Çok iyi bir antrenman maçıydı" diyorduk, hatta ilk yarı Malatya'nın kaçırdığı iki net pozisyon var, ama ikinci yarı Fenerbahçe durdu. Geri çekildi, rakibe davetiye açtı. Rakip de golü atıverdi. İddia ediyorum dün gece Malatyaspor yerine daha ısırgan, daha diri, daha iyi organize olmuş bir takım olsaydı skor çok farklı olurdu. Fenerbahçe asla iyi bir takım değil. Bu oyuncu kalitesi, bu hocası ve bu oyun anlayışıyla şampiyon olmaları mümkün değil. Şimdi birçok köşe yazarı, "Fenerbahçe çok iyi organize oldu" filan diyecekler, hepsi yalan. Yaptıkları tek şey sağdan Isla'nın önüne atmak, ondan gelecek ortaları beklemek ya da Valbuena'nın kişisel becerisiyle bir şeyler üretmek. Ama Fenerbahçe'nin daha önemli handikabı takım savunmaları... Rakip çok kolay geliyor, çok kolay pozisyona giriyor ve goller atabiliyor.
Bunu da bu sezon oynadığı tüm resmi maçlarda gördük. Fenerbahçe'de tek olumlu şey Ozan Tufan... Gerisi aynı. Isla da fena değil ama sağ kanatta bütün yük onda. Sonuçta; Galatasaray derbisi öncesi Fenerbahçe dün geceyi problemsiz atlattı. Zaten Malatyaspor'un da bu ligde bu anlayışla fazla problem yaratabileceğini düşünmüyorum. Fenerbahçe'nin hala santrforu belli değil. Janssen mi Soldado mu? Maç 3-1'e girdiğinde yapılan oyuncu değişiklikleri acemi antrenör işi. Bakalım, ilerleyen haftalar kimi haklı çıkartacak. "Bu takım şampiyon olacak" diyen Aykut Kocaman'ı mı? Ya da "Bu takımdan fazla bir şey olmaz" diyen beni mi?
Bir sözüm de misafir takıma.. Malatyaspor'a tavsiyem bazı şeyleri değiştirsinler. Dün geceki görünümleriyle maalesef bu sezon düşmenin en büyük adayı olarak görünüyorlar.

Hesap sorulmalı

Yine bir Dünya Kupası hayal oldu... Aslında bunların olacağı yıllar öncesinden belliydi. Futbolumuzda üretilen ve hayata geçirilen tüm makro politikalarımız yanlış olunca, bu son kaçınılmaz olur. Düşünebiliyor musunuz; bizim sıradan bir şehrimiz kadar nüfusu olan İzlanda'ya, iki maçta da yeniliyoruz. Üstelik dün gece ortaya koyduğumuz futbola baktığımızda acımız daha da büyüyor.
Önce Lucescu ile başlayalım; asla İzlanda'yı iyi analiz etmemiş. Elinde Serdar Aziz gibi uzun boylu, kafa hakimiyeti çok iyi olan bir oyuncu var ama kadroya bile almıyorsun. Ve ikinci yarı 2-0 mağlupken oyuna alman gereken son adam Ozan Tufan'ken maalesef onu alıyorsun. Emre Mor, hareketlilik getiriyor ama iş işten geçmiş... Yusuf Yazıcı'yı ikinci yarıda oyuna almayıp, neyi kovaladığını bir türlü anlayamıyorum. Düşünebiliyor musunuz neredeyse yakaladığımız pozisyon yok. Hele hele yediğimiz üçüncü gole bakın. Böyle golü köy takımları bile yemez. Ve aslında bütün trajedi maç yayını esnasında yaşandı. 70 yaşındaki cezalı Lucescu tribünde, Türk futbolunun makro sorunlarını gündeme getirmeye çalışan, sonra susan, sonra tekrar dayanamayıp konuşmaya çalışan bir Yılmaz Vural var televizyonda. Türkiye'nin en büyük sosyal faaliyeti olan futbolu bu hale getirenlerden hesap sorulmalıdır. Bu hesabı futbol adamları ya da basın soramaz... Bu hesap devlet tarafından sorulmalıdır.
Yorgun Hırvatistan'ı yenmiştik, fena da oynamamıştık ama havaya girdik, yanlış kadro, yanlış oyun stratejisi bizi darmadağın etti. 3-0'a razı olalım, fark daha da büyüyebilirdi.
Görünen o ki; Lucescu da yaşlanmış. Göreve gelir gelmez Oğuzhan'ı almayıp sonradan mahalle baskısı ile kadroya dahil etmesi, dün gece Serdar Aziz ve Cengiz Ünder'i kadro dışı bırakması, kurduğu kadro, oyun felsefesi, yaptığı ve yapmadığı değişikliklerle 3 maçta sınıfta kaldı.

"Türkiye'nin en büyük sosyal faaliyeti olan futbolu bu hale getirenlerden hesap sorulmalıdır. Bu hesabı da devlet sormalıdır"

Pansumancı Fırat Aydınus!

Şurası bir gerçek ki; güzel bir maç seyrettik...
İki takımın da sonuçtan rahatsız olduğunu düşünmüyorum. Ama ben sahada hakem diye koşan adamdan son derece rahatsızım.
Bilerek, isteyerek, gördüğü halde bazı şeyleri yapmadı.
Dün gece hakemlik adına utanç gecesiydi.
Fenerbahçe maçını hakemle kaybeden Beşiktaş, dün gece bir puanı hakem Fırat Aydınus'un ikramı ve eyyamıyla kazandı.
Maçın hemen başları Trabzonsporlu oyuncu ceza sahasından topla çıkıyor karşısında Talisca var. 5 metre yanlarında da hakem Fırat Aydınus...
Talisca, ayağını direkt rakibin ayağına sallıyor ve vuruyor. Hem de hakemin önünde. Ama hakemden tık yok... Eğer bu kırmızı değilse, Akhisar maçında Fenerbahçeli Alper'e verilen kırmızı niye kırmızı. Bazı şeyleri anlayabilirim, hakem pozisyona uzak kalmıştır, olay çok ani gelişmiştir.
Hamle topla karışıktır tamam... 'Hakem yorumu yanlış yaptı, tam süzemedi' deriz. Ama dün gece Fırat'ın önündeki bu pozisyona çalmaması demek 'Ben bu maça pansuman yapmak için çıktım' demektir. Hemen 5-10 dakika sonra aynı Talisca -ki dün gecenin en iyilerinden biriydi- Beşiktaş'ı öne geçiriyor.
Yine ilk yarıda, Talisca'nın cezalandırılmayan kırmızı kartından sonra Beşiktaş ceza alanı dışında Pepe elini yukarı kaldırarak topu kesiyor. Hakem de düdük çalıyor. Tehlikeli bir yerden serbest vuruş veriyor. O top ceza alanı içine kat eden Trabzonsporlu bir oyuncuya pas olarak atılmıştı.
Pepe bilerek ve isteyerek elini yukarı kaldırarak topu kesti. Bu da dünyanın her ülkesinde hatta Afrika'da kabileler arasındaki maçta bile sarı kartken pansumancı Fırat yine o kartı gösteremiyor.
Eğer Pepe'ye kart gösteremiyorsa Akhisar maçında elle oynayan Skrtel'e niye kart gösterilip oyundan atıldı. Fırat'ın eyyam yaptığını anlamak için bu pozisyonlara bile gerek yok. Çünkü o da biliyor, Talisca'ya kırmızı kart, ardından Pepe'ye sarı kart göstermediğini.
'Görevim pansuman' dercesine maç yönetiyor. İkinci yarıda bu sefer sarı kartlı Okay'ın, Babel'in beline sarılarak durduruşu var.
Ama Beşiktaş 2-1 önde. Faul oluyor sahadaki tüm oyuncular, stattaki 40 bin kişi ve televizyon başındaki milyonlar 'Net sarı kart' diyor. Ama o Okay'ı oyundan atamıyor. Sonuçta şunu söyleyebiliriz;
Fırat, çok tehlikeli bir hakem.

"Fenerbahçe maçını hakemle kaybeden Beşiktaş, dün gece bir puanı hakem eyyamıyla kazandı"

Komik kırmızı

Önce şunu bilmeyi çok istiyorum: Fenerbahçe, bu futbolcular ya da bu futbol anlayışıyla nasıl şampiyon olacak ya da şampiyonluğu nasıl kovalayabilecek? Yaptıkları tek şey, yan pas ve yatay oynamak. Aslında teşhisi elendikleri Vardar'ın antrenörü koymuştu, "Fenerbahçe yatay oynuyor. Sadece oynuyor ama pozisyon üretip tehlikeli olamıyor" diye.
Dün geceye bakıyoruz, koskoca Fenerbahçe, mütevazı Akhisar karşısında bir tek pozisyon bulamaz mı? Anlaşılır gibi değil. Valbuena, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama haftalar ilerledikçe de halı saha futbolcusuna benziyor. Kedi gibi sürekli topla oynuyor, yarısını da kaptırıyor. Ne Ozan ne Giuliano hücumu destekleyebiliyor. Böyle olunca da Janssen, 'Acaba bir yan top gelir de vurur muyum!' diye bekleyip duruyor.
Sonra Fenerbahçe'de tuhaf olan bir şey daha var. Asla sağ kanatlarını kullanmıyorlar. Daha doğrusu kullanamıyorlar. Tek başına Isla bir şeyler yapmaya çalışıyor, o kadar...
Peki üretemeyen Fenerbahçe rakibine kolay pozisyon veriyor mu? Hem de en kralından veriyor... Yediği gole bakın; Topal hata yapıyor, stoperler pozisyon yanlışı içinde, Onur da dar açıdan Kameni'nin bacakları arasından golü yapabiliyor. Koskoca Fenerbahçe böyle gol yer mi? Kameni böyle goller yesin diye mi alındı? Sonra birkaç pozisyon var ki evlere şenlik. Topu alan Akhisarlı, 4-5 oyuncunun yanından, içinden, sağından, solundan geçip kaleci ile karşı karşıya kalabiliyor.
Dün geceki mağlubiyet, Beşiktaş galibiyetini ortadan kaldırdı. Çünkü şampiyon olacaksanız bu tür maçları kazanmalısınız. Fenerbahçe bırakın kazanmayı ya da puan almayı herhalde PAF takımı ile çıksa daha iyi futbol ortaya koyardı.
Hakem Bülent Yıldırım, 83 dakika fevkaladeydi ama bu dakikada şaşırdı. Manasız, anlamsız, sarı kart bile olmayacak, hatta faul olup olmadığı bile tartışılır bir pozisyonda Alper'e 'rakibe bastın' gerekçesiyle yüzde 100 yanlış bir kırmızı kart çıkarttı. Bu pozisyonun hemen ardından da Skrtel'i ikinci sarı karttan oyundan attı. Ama Skrtel'e gösterilen kartlar doğruydu.

Aydınus harikaydı

Dün gece gösterdi ki Galatasaray şampiyonluğun en önemli favorilerinden biri... Belki de en önemlisi. Her oyuncunun teknik kapasitesi çok yüksek. İsterlerse enine rahat oynayıp, isterlerse dikine pozisyona girebiliyorlar. Üstelik tempolarına dün gece Bursaspor özellikle ikinci yarıda dayanamadı.
İlk yarıya baktığımızda G.Saray için iyi bile diyemeyiz. Karambolde yakaladıkları birkaç pozisyon dışında pozisyonları olmadığı gibi hücumda da çoğalıp, Gomis'e yardımcı bir oyuncu gönderemediler. Ama daha önemlisi, Bursa yakaladığı kontralarla hem golü bulup öne geçti hem de belki de maç daha ilk yarıda ikiyeüçe gidebilirdi... İkinci yarı Bursa, oyundan düştü. G.Saray bütün kontrolü aldı ve bu arada Tudor, iki kanat bekini çıkartıp, Yasin ve Feghouli gibi kanat hücumcularını oyuna soktu. Büyük risk aldı ve maçı çevirdi. Feghouli'nin attığı gol çok iyi. Top kornerden ceza sahası dışına sekti, o da muhteşem vurdu.Feghouli ile beraberliği yakalayan Galatasaray, hemen akabinde de Tolga Ciğerci ile maçı kazandı. Tolga, Galatasaray'ın gizli golcüsü. Ceza sahasının hemen dışından plaseyle penaltı atar gibi yerden direk dibinden golü yaptı. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, benzerini Sivas'a da atmıştı. Sonuçta Galatasaray şu an ligin namağlup takımı. Üstelik en çok atan ve en az yiyen de onlar. Bu şu anlama geliyor: Şayet Galatasaray, derbi ve büyük maçlarda fazla puan kaybetmezse şampiyonluğun bir numaralı favorisidir.
Bursaspor, çok fazla yabancı oyuncusuyla fena takım olmamış. İlk yarıda 20-25 dakika çok iyi oynadılar, hatta 2 ve 3. golü de bulabilirlerdi. Ama ikinci yarıdaki Bursaspor'a baktığımızda koskoca bir sıfır... Topu tutamadılar, çıkamadılar, mahkum oynadılar... Zaten bu tablo da beraberinde yenen golleri getirdi.
Derbideki hakem rezaletinden sonra Fırat Aydınus için söyleyeceğimiz tek bir kelime var: Mükemmeldi.

Ali Palabıyık katliamı

40 yıldır futbolun içindeyim, hakemin sonuca etkili bu kadar fazla karar verdiği ve maç sonrası en az 7-8 pozisyonun tartışmaya açık olduğu bir maç daha izlemedim. Şimdi madde madde bakalım...
🔴 Fenerbahçe lehine verilen ilk penaltı. Her ne kadar Medel elini Janssen'in omzuna koysa da ve ardından kafayı vursa da günümüz futbolunda böylesine penaltılar vermek doğru değil. Fenerbahçe lehine verilen ilk penaltı, kimilerince desteklenebilir ama bence doğru değil.
🔴 İkinci kritik karar Quaresma'ya verilen art arda iki sarı kart... İkisi de doğru. Dolayısıyla Quaresma'nın oyundan atılışı kesinlikle haklı.
🔴 İlk yarının son dakikalarında Cenk bariz gol şansıyla gitme ihtimali varken, Neto tarafından durduruluyor. Burada da kırmızı kart kararı doğru.
🔴 Yine ilk yarının son dakikasında bir kornerde, top Ozan'ın kapalı koluna çarpıyor. Hakemin devam kararı doğru. İkinci yarıda da çok fazla hakem pozisyonu yaşandı ve Beşiktaş'ın katliamı aslında bu yarıda oldu.
🔴 En az 1-1,5 metre geriden çıktı, golünü attı ama hakemler maalesef bu buz gibi golü vermediler. Bu iptal edilen hatalı golden sonra Cenk ceza alanına girdi, Fenerbahçeli defans oyuncusu arkadan aşiline bastı, yüzde 100 bir penaltıydı ama hakem 'devam' dedi.
🔴 İsmail Köybaşı'na verilen kırmızı kart doğru. Yüksek ayakla atlıyor, topun üzerinden sıyırıp rakibin kavalına basıyor.
🔴 85. dakikada Ali Palabıyık, Fenerbahçe lehine bir penaltı çaldı. Kaleye şut çekiliyor, Atiba arkasını dönüyor ve top koluna temas ediyor. Negredo Kasıt yok, kollar yukarıda değil, uydurma bir penaltı ve uydurma bir ikinci sarı karttan gelen kırmızı kart.
🔴 Gelelim Güneş'in atıldığı pozisyona... Pepe, Valbuena'ya kesinlikle faul yapmıyor. Hakem bu faulü de uyduruyor. Güneş, dördüncü hakem ile tartışıyor, ardından da arkasını dönüp giderken kendi kendine söyleniyor. Belki bu arada küfür de ed-i yor. Güneş'in atılmasına lafımız yok ama Güneş'in atılmasına vesile olan o tuhaf faul kararını da eleştiriyorum!.