CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Nerede kalmıştık!

Bu başlık Fatih Terim'e ait... Tudor gönderilip, Terim'le anlaşıldığında hoca sosyal medyadan bu mesajı atmıştı. Ben de şimdi soruyorum; "Terim'in Tudor'dan farkı ne?" Tabii ki bu soruyu insani değil, hocalık anlamında soruyorum... Sivas'tan sonra Kasımpaşa deplasmanı da kaybedildi. İkinci yarı neredeyse 45 dakika tek kale oynayıp galibiyet golünü bulacakken, duran toptan gol niye yendi? Tudor zamanında da yeniyordu. Üstelik bu duran topta Kasımpaşalı oyuncular üç defa topa müdahale etti ve en son bomboş olanı harika bir gol attı... Hem konsantrasyon eksikliği var hem de pozisyon hatası. Tudor zamanında da böyleydi. Üstelik sahanın en iyisi Donk'u ikinci yarıda Serdar Aziz'in yerine stopere çekmenin manası nedir? Hem orta saha direncini kaybettin hem de yaratıcılığı azalttın... Tolga Ciğerci'nin her tarafı futbolcu olsa ne olur! Sadece koşuyor, kesiyor ama topla kavga ediyor. Üstelik o Donk-Rodrigues ortaklığı Galatasaray'a ilk yarıda harika da bir gol getirmişti. Donk kendi sahasından aldığı çizgi üzerinden 30 metre sürdü Rodrigues'e müthiş bir pas attı, o da biraz sürüp içeri çekip harika bir vuruşla Galatasaray'ı öne geçirdi.
Terim'e ikinci sorum şu; 46. dakikada Eren Derdiyok'u oyuna sokmanın ne manası var. Zaten rakip kalabalık ve gömülmüş... Santrforlar markaj altında oynuyor ve böylelikle de orta sahada bir kişi eksiliyorsun. Haaa anlarım son 20-25 dakikaya girilir tabii ki Eren'i de sokarsın başka riskler de alırsın.
Sonuçta Galatasaray önemli bir yara aldı... Bence hoca hataları dün geceye damgasını vurduğu gibi bu yenilgide başrolü Halis Özkahya'nın oynadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. 45+'da verdiği penaltı penaltı filan değil... Komik ve uydurma. Serdar Aziz hamlesini yapıyor, topa dokunuyor sonra da rakibe dokunuyor. Şöyle bir penaltıyı Şampiyonlar Ligi'nde versen en az 3 ay maç alamazsın. Yazık Türk hakemliği günden güne kan kaybediyor. Kimsenin güveni kalmadı ve hemen her maçta da ciddi ve sonucu etkileyen hakem hatalarına şahit oluyoruz.

Alper Ulusoy çok deneyimsiz

Beşiktaş dün gece şampiyonluk yarışında hem çok önemli iki puan bıraktı hem de Fenerbahçe derbisi öncesi çok önemli iki oyuncusunu sarı kart cezalısı olarak kaybetti. Beşiktaş kötü mü oynadı? Hayır... Ama ikinci yarının ilk 15 dakikasında konsantrasyonu kaybettiler, oyundan düştüler ve beraberlik golünü yediler. İlk yarı hem çok iyi oynayıp maçı 45 dakika kontrolde geçirdiler hatta ikinci ve üçüncü golü de bulabilirlerdi. İkinci yarı her şey Beşiktaş lehine olacak diye düşünürken Konya çok iyi başladı ve Jahovic'le golü buldu. Bu dakikadan sonra Beşiktaş yine de baskılı oynamaya çalıştı. Hatta zaman zaman şuursuz bastırdılar. Öyle ki bu dakikalarda maçı kaybedebilirlerdi. Jahovic ve hemen ardından Hadziahmetovic'le Konyaspor galibiyeti kaçırdı. Bu maçın hakemi çok konuşulacak... Beşiktaş'ın attığı golde ofsayt yok... Yardımcıyı kutlamak lazım. İlk yarıda Jahovic'in attığı ama verilmeyen golde de karar doğru. Ama Alper Ulusoy, çok deneyimsiz bir hakem... Jahovic'in golünü iptal ediyor, orta sahayı gösteriyor. Böyle bir iptalde faulü göstermeyip olay yerine koşması gerek. Beşiktaşlı Pepe'ye gösterdiği kart doğru ama Talisca'ya verdiği kart kesin yanlış. Hatta o pozisyonda Talisca faul bile yapmıyor. Yine ikinci yarıda Talisca gole giderken defalarca çekiliyor ve sonra da kötü vurup topu auta atıyor. Böyle bir pozisyonda avantaja bırakırsın, gerçekleşmediği taktirde de döner bariz gol şansından Konyalı futbolcuyu oyundan atarsın. Aynı Alper Ulusoy bu kararların etkisi altında kalıp, bence maçın son dakikalarında da Caner'in yaptığı bir penaltıyı çalamadı.

Fena hakem değil

Dün geceki karşılaşma tıpkı Beşiktaş-Karabük maçı gibi oldu. Yumuşak bir rakip, üstelik kapalı oynamayan, gol atmaya yönelmiş.
Antalyaspor'u daha ilk yarıda üst üste attıkları gollerle yeniverdiler. Özellikle Gomis top nereden gelirse gelsin vücut açılarını çok iyi alıyor.
İlk golde önüne atılan topa vuruşu, dönüşü gerçekten mükemmeldi. Ayrıca Galatasaray'ın iki beki de çok hareketli oyuncular.
Özellikle yeni transfer Yuto Nagatomo, alıştıkça daha başarılı olacağını gösterir gibiydi.
İkinci gol ise müthiş bir Rodrigues yapımı. Topla hiç ilerlemediyse 50 metre ilerledi ve Fransız yıldız Gomis'in önüne zor olan pası attı.
Galatasaray, hem çabuk çıkabiliyor hem de rakibi ablukaya aldığında Gomis'e iyi toplar atabiliyor. Galatasaray'ın rahat kazanması bekleniyordu, öyle de oldu. Ama Antalyaspor için tehlike çanları çok net çalıyor. Ligden 3 takım düşecek.
Hadi diyelim Karabükspor ilk takım olsun.
Ama Antalyaspor'un dünkü görüntüsü kümeden düşecek diğer takımlardan biri olmak konusunda bir hayli önde.
Galatasaray dün gece stadında aldığı galibiyetle lider oldu.
Üstelik ortaya koyduğu oyun ölçü olmasa da oldukça tatmin edici. Fatih Terim'in takımın başına geçmesi hem seyircide hem de takımda beklenen havayı zaten getirmişti.
Bunu bir kez daha gördük.
Üstelik bu takıma daha Fernandao dönecek. Ama Fatih Terim, Donk'ta ısrar ediyor. Aslında Donk da kötü oynamıyor.
Her ne kadar dün geceki maçta Donk'u defansif, Selçuk'u ise biraz önde oynatsa da ikisi de fazla sırıtmadılar.
Barış Şimşek aslında iyi niyetli bir hakem.
Fena hakem de değil. Bazen gereksiz düdükler çaldı ama bazen de inanılmaz başarılı, inanılmaz yaratıcı avantajlar oynattı. Hiç kimse hakemi 'Belhanda'yı niye oyundan attı' diye eleştirmesin. Yüzde 100 haklı. Maç 3-0 ve bitmek üzere. Belhanda rakibini kafasıyla itiyor, sarıyı görüyor ve inanılmaz şekilde işi hala uzatıyor. Profesyonellikle alakası yok.
Haklı bir kırmızı kart gördü.

İyi maç yönetti

Dün gece için söylenecek tek bir şey var, Fenerbahçe lig lideri Başakşehir'i sürklase etti, sahadan sildi, top oynatmadı ve belki de sezonun en iyi ve en konsantre oldukları maçını oynadılar. Kolay değil, Başakşehir çok ama çok önemli başarılara imza atmış bir takım. Üstelik F.Bahçe dün gece kaybetmiş olsaydı hem kendisi ligden kopacak hem de Başakşehir bir adım öne fırlayacaktı. Peki Fenerbahçe ne yaptı?
İlk olarak Başakşehir'in en önemli silahı olan pas oyununu sabote etti.
Özellikle ilk yarıda önde bastılar. Volkan Babacan'dan başlayan pas oyunu bir anda kırılıverdi. Hatta bu pas oyununda kaptıkları toplarla da pozisyonlara girdiler, bir top da direkten döndü. Giuliano iki tane mutlak kaçırdı. Yine Başakşehir hata yaptı, geniş alanda yakalandı. Her ne kadar ağır Fernandao geniş alan ve diripling oyuncusu olmasa da aldığı topla iyi gitti, iyi vurdu ve F.Bahçe'yi öne geçirdi.
F.Bahçe ilk dakikadan son dakikaya kadar takım savunmasını çok iyi uyguladı.
Başakşehir için Epureanu, Emre ve Mossoro'nun eksikliği mazeret olmamalı. Bu omurga eksikliği oyunlarını etkilemiş olsa da Başakşehir bu sezonun en kötü görüntüsünü sergiledi. İki gol yediler, birkaç tane daha yiyebilirlerdi. Buna karşılık yakaladıkları neredeyse tek pozisyonları yok.
Sonuçta F.Bahçe lige hem moral hem de puan olarak yeniden döndü. Peki dün geceki galibiyet sadece F.Bahçe'yi mi mutlu etti? Tabii ki hayır. Herhalde dün gece galibiyete Fenerbahçeliler kadar Galatasaray ve Beşiktaş da çok sevinmiştir.
Gelelim hakeme... Fenerbahçe hafta boyu 'MHK istifa' dedi, 'federasyon' dedi, 'hakemler' dedi. Aslında dün gece Halil Umut Meler, bir pozisyon dışında da iyi maç yönetti. Ama o pozisyon kritik bir dakikada, ikinci yarının ortasında...
Kaleye atılan şutu Neto sağ eliyle kesiyor. Karar penaltı olmalıydı ama hakem ofsayt verdi.

İçine Tudor kaçmış!

Dün gece maçı izlerken Galatasaray'da eski teknik direktör Igor Tudor'un ruhuna ait esintiler hissettim... Adeta Fatih Terim'in içine yarım porsiyon Tudor kaçmıştı. O nasıl bir orta saha? Donk ve Tolga, yaratıcı özelliği çok az olan, mücadele ve kesici özellikleriyle ön plana çıkan, hücum aksiyonlarında fazla etkili olmayan iki adam. Nagamoto adlı bir Japon alınmış, iki idmanla sol tarafa konulmuş. Tanımasak, adını sanını duymasak PAF takımdan alınmış, genç, çelimsiz bir oyuncu diyeceğiz. İlk yarıda Muslera'nın laubaliliğinden gelen korner ve ardından da kornerden yenen kafa golü... İşte bu golleri Tudor zamanında da G.Saray çok yiyordu. Duran top ya da kornerden yedikleri gibi. İlk yarıda Sivasspor top rakipte olmasına rağmen, iyi alan kapattı. Sakin oynadılar, oyun disiplininden hiç kopmadılar. Aslında baktığımızda son 10 dakika dışında sahada Galatasaray diye bir takım yoktu. Feghouli yok, Yasin yok, tabii onlar olmayınca da sürekli ofsayta düşen Gomis de yok. İkinci yarıda Belhanda girdi de Galatasaray hem hücumda hareketlendi hem de Eren ile kendisini umutlandıracak golü buldu. Ya Denayer'e ne diyelim! Ceza alanına giren rakibine göstere göstere penaltı yaptı. Ama bir takımın stoperi skor 1-0 devam ederken, rakibin koltuk altına girip böylesine açık bir penaltı yaptırıyorsa bunun da tartışılması lazım. Bu hafta şampiyonluğa oynayan 4 takım da puan kaybetti. Ama kutlanması gereken bir Sivasspor var. Aybaba'nın oyuncuları Başakşehir ve Beşiktaş'tan sonra Galatasaray'ı da yenmeyi başardılar.
Hakem için kolay gibi görünen bir maç olsa da çalınacak bir ters düdük, biraz disiplin zaafı maçı çok zora sokardı. Ama Fırat Aydınus, bu yıl oldukça iyi maçlar yönetmeye başladı. Dün gece de mükemmele yakın bir performans gösterdi. Disiplinden taviz vermedi, oyuncularla fazla yüzgöz olmadı ve maçtaki verdiği doğru ama zor penaltı kararı ile de notunu yükseltti.

Eski Beşiktaş...

Beşiktaş ipten döndü... Kaybetselerdi hem puan hem de camiadaki huzur açısından birçok çivi yerinden oynayacaktı... Dün gece iki puan kaybettiler belki ama şimdi birçok Beşiktaşlı "Bursa çok iyi oynadı, bir puan da iyidir" diyecektir.
Maça baktığımızda ilk yarıda çok kötü bir Beşiktaş vardı. Adriano'nun belki de yılın golüne aday golünden başka olumlu hiçbir şey yok... İlk yarının son bölümünde art arda yedikleri gollerle mağlup duruma düştüler. Hele devrenin son dakikasında yedikleri gol inanılır gibi değil. Yusuf Erdoğan soldan iki Beşiktaşlı'nın arasından topu atıp, elini kolunu sallayarak geçip, göstere göstere golü attırıyor...
İkinci yarı Beşiktaş biraz kıpırdadı. Lens çıktı, Love girdi sonrasında Caner girdi hatta son bölümde Mustafa Pektemek bile girdi... Beraberlik belki birçok yanlışın üstünü örtebilir ama gözler eski Beşiktaş'ı arıyor. Takım oyunu iyi, disiplinli oynayan sağdan soldan gelen Beşiktaş yok. Bunun sinyalleri geçen hafta da vardı ama Talisca'nın kalitesi ve attığı goller birçok şeyin üstünü kapatmıştı. Aslında ikinci yarı Beşiktaş, beraberliği son dakikada değil daha önce de yakalayabilirdi. Lens 3 metreden kaçırdı... Ardından Love'ın yine 3 metreden vurduğu kafa, maçın yıldızı Harun'a takıldı. Ama ilk yarıda kendi kalesine gol atan Negredo uzatma dakikalarında Beşiktaş'ı ipten aldı. Eski Beşiktaş'ın kanat bekleri çok şey üretirdi. Eski Beşiktaş böylesine tuhaf golleri çok az yerdi... Eski Beşiktaş özellikle orta sahada rakibe bu kadar boş alan yaratmazdı. Ama dedik ya; eski Beşiktaş yok artık.
Üstteki rakipler kazanırsa fark iki puan daha açılacak ve her geçen hafta böyle kayıplar Beşiktaş'ı şampiyonluktan uzaklaştıracak. Bursaspor seyircisini kınıyoruz. Biraz daha devam etselerdi maç tatil olabilirdi. Anlamsız, manasız ve zarar verici. Hakem Meler, birkaç hatası dışında bence çok iyi maç yönetti. Maç asla kolay değildi ama genel olarak gösterdiği performansla maçı elinde tutmayı başardı.

Gol atmıyor duvar oluyor!

Beşiktaş dün gece kazandı ama takım savunması anlamında kötü sinyaller verdi. Beşiktaş'ın hücum gücü Türkiye'nin en iyisi... Özellikle hücuma katkıda bulunan oyuncular, Türkiye standartlarının üzerindeler ve çok kaliteliler. Mesela Quaresma... Mesela Talisca, Babel... Negredo, gol atması için Beşiktaş'a transfer edildi ama ilk yarıda gol atmaktan çok sırtı dönük arkadaşlarına duvar olmayı tercih etti. Aslında bunda zaman zaman da başarılı oldu. Adeta asist öncesi asist yapan futbolcu konumundaydı. Talisca; atmaya devam ediyor... Gideceği yeri biliyor, adeta koku alıyor... Dün gece için söylemiyorum ama vuruş tekniği de Türkiye'nin en iyisi...
Beşiktaş, ilk yarıda 2-0 üstünlüğü yakaladı. Ama geçmiş yıla göre tuhaf olan şu; takım savunması geri gitmiş. Zaten ligimizin iyi bir kontratak takımı olan Kasımpaşa, orta sahayı çok çabuk geçti ve Beşiktaş savunması birçok defa da tek hat üzerinde yakalandı. İşte bu dakikalarda Kasımpaşa gol pasını iyi verse birçok defa Fabri ile karşı karşıya kalırlardı. Buna karşılık Kasımpaşa ikinci yarı gol de buldu, pozisyon da yarattı, direkten dönen topları bile var...
Oğuzhan ve Atiba eskisi gibi değiller... Birçok hamleyi geç yapıyorlar ve pozisyon almada zaman zaman zaafiyet gösteriyorlar.
Dün geceki Beşiktaş'ı son pasları iyi yapan bir başka takım yakalasa skor çok farklı olurdu. Diğer bir deyimle Beşiktaş bu haliyle belki Türkiye Ligi'nde pek çok mütevazı takımı yenebilir ama derbilerde ve özellikle Şampiyonlar Ligi'nde ciddi sorun yaşarlar. Şenol Güneş'in bu soruna acil olarak çözüm üretmesi gerekiyor. Kasımpaşa renkli bir takım... Hücum oynuyorlar, iyi kontra yapıyorlar ama kolay da gol yiyorlar.
Hakem Hüseyin Göçek birkaç faul hatası yapsa da oyun genelinde başarılıydı. Psikolojik olarak asla deplasman takımını ezdirmedi.

İlk gol ofsayttı

Galatasaray, şampiyonluk yarışında müthiş bir galibiyet aldı. Kim ne derse desin, Kayserispor çok iyi takım. İçeride dışarıda her takımı bozabilecek güçte. Özellikle ikinci yarıda yakaladıkları pozisyonların birini atsalar sonuç çok farklı olurdu. Galatasaray maça çok iyi başladı. İlk yarım saat Kayseri ne olduğunu anlayamadı. Bu arada iki de gol buldular. İlkinde Yasin, Rodrigues'e yuvarladı, Rodrigues de Eren Derdiyok'a arka direğe müthiş bir pas atınca Galatasaray öne geçti. Hemen ardından bu sefer ilk golün aynısını soldan att ı Galatasaray... Feghouli girdi, yine Eren'e bıraktı, Eren de çok iyi vurdu. Ama ne olduysa bu dakikadan sonra oldu. Galatasaray, ilk yarının kalan bölümünde inisiyatifi tamamen Kayserispor'a kaptırdı. İkinci yarının başında da Umut çok iyi bir gol attı. Kayserispor sol tarafa Güray ve William'ı alarak çok etkili oldu ve Güray'ın fevkalade ortasına Umut müthiş yükselerek Kayseri'nin golünü yaptı. İşte bu dakikadan sonra son 10 dakikaya kadar Galatasaray sahada yoktu. Bütün direnç düşmüş, Kayseri sağlı sollu geliyor ve art arda pozisyonlar kaçırıyordu. Bu anlarda Terim'in art arda müdahaleleri geldi. Orta saha direncini yükseltip oyunu tutmaya çalıştı ve bunu başardı da... Aslında son 10 dakika Kayseri tüm riskleri aldığından Galatasaray'ın her kontra çıkışı yüzde 100 pozisyon oldu ve son dakikada da Rodrigues skoru perçinleyen golü attı. Kayseri'den her takımın galibiyetle çıkması kolay bir iş değil ama Galatasaray bunu başardı.
Gelelim Cüneyt Çakır'a... Galatasaray'ın attığı ilk golde Rodrigues net ofsayt. Yardımcı bunu atladı ve ilk yarının sonlarına doğru da Umut'a yapılan çok net bir faul var. Bariz gol şansı değil çünkü top yüksek ve Umut'un mutlak kontrolünde değil. Sarı kart ve ceza alanının hemen dışından serbest vuruş olmalıydı. Sonuçta Cüneyt Çakır ve yardımcıları gibi dünya çapında hakemlerin böylesine hatalar yapmamaları lazım. Kamuoyu inciniyor. Kayseri üzülüyor ve Galatasaray ilk golü haksız bir şekilde atmış oluyor.

VAR olsaydı kazanamazdı

Görünen şu ki; tüm takımlara baktığımızda en kaliteli kadro Beşiktaş'ta...
Cenk gitmiş olsa da Pepe oynamasa da bazı oyuncuların yerleri değişse de Beşiktaş'ın hücum etkinliğinde ve pozisyon üretmede fazla problemi olmuyor. Dün gece yaşanan problem, takım savunmasında, zaman zaman orta sahadan başlayan zaaflar...
Eğer dün gece rakip Antalyaspor değil de daha güçlüce bir Anadolu takımı olsaydı sonuç farklı olurdu. Tüm bunlara rağmen maç başında golü yediler ve skor 1-1'ken ikinci yarının başında da ikinci golü yiyebilirlerdi. Dediğimiz gibi Beşiktaş geriye düştükten sonra ilk yarıda inisiyatifi ele aldı. Sağdan geldi, soldan geldi bu arada da Türkiye'nin en kaliteli oyuncusu Talisca ile beraberliği yakaladı. İkinci yarı başlarken ilk yarıyı seyretmiş hemen herkes "Bu Güneş'e kar dayanmaz" diyordu ve nitekim de;
Antalya'nın kaçan golünden sonra Beşiktaş'ın golü geldi.
Bu golü her ne kadar Talisca atmış olsa da Quaresma'nın da çok ciddi katkısı var.
Talisca'nın koştuğu noktayı çok iyi görüp, kafasına 'Al da at' dercesine bırakıverdi.
Ben yeni transfer Vida'yı beğendim...
Bir defa çok çabuk. Hiçbir zaman kararsız kalmıyor, risk almıyor ve görünen o ki doku olarak Beşiktaş'a uymuş gibi...
Negredo ise artık yavaş yavaş tarihe karışan santrfor tiplerinden... Sırtı dönük oynuyor, ağır bir pivot santrfor görünümünde. Beşiktaş baskılı oynadığında ya da duran toplarda etkili olabilir. Ama çabuk futbolda kontratakta ne kadar etkili olur işte bu büyük bir soru işareti.
Sonuçta Beşiktaş; kazanmak zorundaydı, yarıştan kopmamak zorundaydı ve bunu başardı... Eğer dün gece Video Yardımcı Hakem Sistemi (VAR) olsaydı Beşiktaş kazanamayabilirdi...
Niye mi? Cevabı çok açık; ikinci yarıda Medel, kendi ceza alanı içinde topla bilerek isteyerek elle oynadı. Halis Özkahya görmedi ama Video Hakem olmuş olsaydı, onun talimatıyla oyun duracak penaltı verilecekti.
Halis Özkahya'nın Beşiktaş'ın ilk yarıda iptal olan goldeki kararını doğru buluyorum... Faul var... Babel yükselirken kol ve dirseğiyle rakibin sırtına basıyor. Dengesini bozuyor ve kafayı vuruyor.
Zaman zaman bu tarz pozisyonlar İngiltere'de çalınmasa bile, evrensel futbolda faul kararı doğru.