CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

‘Yapı yok’ penaltısı

Galatasaray'ın en iyi silahı, forvetleri… İcardi ağır sakatlandı, Osimhen 40 yıllık Galatasaraylı gibi maçın başında takımını öne geçiriverdi. İkinci yarının hemen başında Samsun, uydurma bir penaltı ile beraberliği yakalasa da eski G.Saray kalecisi Okan, yan ortada manasız bir şekilde topu elinden kaçırdı, Osimhen de tamamlayıp golü attı. Son 15 dakika takım oyundan düşmüştü ki bu kez 3. forvet Batshuayi sahne aldı. Galatasaray, forvet üstünlüğüyle zor maçları bile çözüyor. Maçı çözemeyen, hakemdi. İlk yarıda Galatasaray'ın attığı gol öncesi bir faul uydurdu. Üstelik Samsun kontratağa çıkıyordu, o faul de gitti gol oldu. Yine ilk yarıda Torreira'nın yaptığı penaltıyı es geçti. İlk yarıda yaptığı rezillikler yüzünden kendisine uyarı gelmiş olacak ki ikinci devre G.Saray aleyhine uydurma bir penaltı yarattı. Son dakikalarda uydurma bile olmayan ahlaksız bir penaltı verdi. Penaltı niye ahlaksız biliyor musunuz? Bu penaltı sadece 'Yapı yok' penaltısı… Bu adamlar sözüm ona hakemiz diye dolaşıyorlar.

***

İKİ HATALI KARAR

F.Bahçe güle oynaya kazandı. Mourinho büyük risk almıştı. Mert Hakan ve Samet'i ilk 11 oynatarak, Fred'i, Becao'yu, Djiku'yu Alkmaar maçının yenilgisi olarak gösterirken, F.Bahçe ilk golünü de Mert Hakan-Samet Akaydin ortaklığından buldu. İkinci yarı ağır bir penaltı kararıyla ikinci gol geldi, ardından da Amrabat'ın belki de yılın en iyi gollerinden biri olarak listeye girecek golüyle maçı koparttı. Bu karşılaşmada da çok ciddi hakem hataları var. Fenerbahçe'nin attığı ilk golden sonra VAR hakemi kenara davet etti. VAR'a göre Djiku'nun kafa topunda elle kontrolü var. Kadir Sağlam buna itibar etmedi ve golü verdi. Djiku topa çıkıyor, kafayı vuramıyor, topun elinin üzerine düşeceğini görüp yumuşatıyor. Yani gol iptal, el kararı verilmeliydi. İkinci pozisyon penaltı. En-Nesyri topu atıyor, kaleci hamlesini yapıyor. En-Nesyri topun auta gittiğini görüp teması da hissedip kendini yere bırakıyor. Bu penaltı kararı da hatalı.

Pişmaniye gibi dağıldılar...

Fenerbahçe seyircisi çile çekmeye devam ediyor. Ezeli rakip Galatasaray, Tottenham'ı yenmiş Fenerbahçe ise AZ Alkmaar'a kaybediyor ve camia tekrar karışmaya başlayacak gibi gözüküyor. İlk yarı fena değillerdi. Dengeli oynadılar, rakibe pozisyon vermediler, özellikle Dzeko ve Maximin'le en az net iki gol pozisyonu buldular. İkinci yarı başlarken kendisinden kalite olarak aşağıda olan Alkmaar'ı yener diye düşünüyorduk ki çok tuhaf şeyler oldu. Pişmaniye gibi dağılan bir Fenerbahçe izledik. Yedikleri goller ağır defans hatasından. İlkinde Mert adamını kaçırdı, stoperler yerinde değil, Osayi'nin arkasına atılan topla da Alkmaar öne geçti. Hemen ardından Fenerbahçe bir penaltı kaçırdı. Nedendir bilinmez, neden En- Nesyri attı onu da anlamadık. Mourinho'nun amacı "Benim getirdiğim adam penaltıyı atsın"sa böyle rezalet olmaz. En-Nesyri penaltıyı kaçırdıktan sonra kalecinin hatasında takımına beraberliği getirdi. Fakat bütün oyun, bütün 45 dakika Alkmaar, Fenerbahçe'yi sürklase etti. Yedikleri bir ikinci gol var ki çizgi film gibi. Ya da kamera şakası. Koskoca Fenerbahçe bu ikinci gol gibi bir gol yememeli. Aldılar, verdiler, Becao'yu yatırdılar ve golü buldular. Bu tür maçlarda Mourinho sahada olmalı. Son 5 dakika art arda kumar oynadı. Bekleri çıkardı, üçüncü santrfor Cenk'i soktu ama olmadı. İşler F.Bahçe için iyi gitmiyor. Kırılganlık çok rahatsız edici. Belki bundan sonra ki maçları kazanıp ilerleyebilirler ama görüntü iyi değil.

Genç bir hakemi kaybettik!

Türk hakemliğinin dibe vurduğu, rezil olduğu, VAR hakeminin alenen taraf tuttuğu, belki mikrofon yoluyla VAR hakeminin orta hakeme baskı uyguladığı rezil bir lig izliyoruz. Çok ama çok uzun yıllardır bu kadar fazla hakem hatasının böyle büyük bir rezilliğin yaşandığını görmedim. İlk yarıda Trabzonspor bir gol atıyor, bal gibi gol! Bir korner atışında Trabzonsporlu Okay ile F.Bahçeli Mert birbirlerini itip çekiyorlar. Okay, Mert'ten sıyrılıp kafayı vurup golü yapıyor. Hakem, golü beklemeden düdüğü çalıyor. Düdüğü erken çaldığı için VAR müdahale edemiyor ve Trabzonspor'un hakkı yeniyor. Hemen ardından da F.Bahçe Fred ile golü bulup soyunma odasına 1-0 önde giriyor.
İkinci yarıya başlıyoruz… Trabzon lehine verilen bir penaltı var. Tartışılır. Djiku ayağını uzatıyor, ayaklarda temas var ama Djiku yere basıyor. VAR hakemi orta hakemi davet ediyor, belki de baskı uygulayıp tartışılır bir penaltı verdiriyor. Hemen ardından VAR daveti ile gelen bir penaltı daha var ki burada da orta hakem hatalı. Karar mutlak penaltı olmalıydı. VAR hakeminin müdahalesine hiç gerek yoktu. Çağlar'ın, net şekilde Banza'ya temaslı müdahalesi var. İşte bundan sonra şeytanlık, kepazelik ve korkunç soru işareti devreye giriyor. Bitime 10 dakika kala bir korner atışında Trabzonsporlu Banza kolunu kaldırıp Çağlar topa vuracakken eli ile temas ediyor. Tartışmasız penaltı. Hakem görmüyor, VAR davet etmiyor ve bu sefer de F.Bahçe'nin penaltısı güme gidiyor. Hakemleri gençleştirelim diyorsunuz; dün geceki Oğuzhan Çakır'ı kaybettik. Kaşarlaşmış hakemleri tasfiye edelim diyorsunuz, VAR'daki tecrübeli hakem, Türkiye'nin 2 numarası. Alenen bile isteye manipüle ediyor. Türk hakemliğinin içine edilmiş durumda. Çürümüşler, kangren olmuşlar ve maalesef kısa zamanda yapılacak bir şey görünmüyor.

Kardeşler gördü; vermedi!

Galatasaray kazandı. Hak ettiler ama ligin havası daha 10. haftadan kaçıverdi. Puan farkları, Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi Kadıköy'de; Beşiktaş'ı kendi evinde yenmesi, bazı oyuncuların muhteşem performansı siz bu satırları okurken 'Galatasaray bu işi bu sene de bitirdi herhalde' diyeceksiniz. Pek tabii ki köprünün altından çok sular akar ama G.Saray'ın ışığı çok parlak. Duran toptan iki gol attılar. İlk yarıda Sanchez kalktı, bomboş vurdu. İkinci yarıda da Osimhen, yine bomboş yükseldi ve skoru perçinledi. Galatasaray, Türkiye liginin en önemli hücum gücüne sahip. Sakın bu laftan defansif gücü olmadığı anlaşılmasın. Zira Sanchez, Süper Lig'in uzak ara en iyi stoperi. Dün gece de iki kişilik oynadı adeta. İkinci yarı 1-0 mağlup olan Beşiktaş, oyunu dengelemişti. Gol atabileceği dakikalar geldi ama son pas ve son vuruşlar son derece başarısız. Tuhaf bir takım Galatasaray. Sıkıştığı, Beşiktaş'ın oyuna hakim olduğu dakikalarda ikinci golü bulmaları hem Beşiktaş'ın moralini ve direncini düşürdü hem de çok rahat oynamaya başladılar. Beşiktaş'ta iki tane oyuncu var, Gedson ve Rafa Silva, hepsi bu... Gerisi çok sıradan. 'Yıldız Semih' diyoruz, yıldız falan değil. Daha birinci dakikada yaptığı hatayı hiçbir yıldız yapmaz. Sıfıra yakın dışarı çıkartacağına kaleye vurmaya çalışıyor. Bu sıradanlıktır. Gelelim hakeme… Arda Kardeşler ilk yarıda İcardi'ye yapılan mutlak penaltıyı vermedi. VAR müdahale etmedi. G.Saray kazandığı için de fazla toz kalkmadı. Kötü olan şu; vermediği penaltıdan bir dakika sonra Sanchez'in, Rafa'ya mutlak sert bir faulü var. Onu da gördüğü halde veremedi.

Sezonun en rahat maçını oynadı!

Fenerbahçe, sezonun en rahat maçlarından birisini oynadı. Rakip Bodrum; dirençsiz, meziyetli oyuncuları az olan bir takım. Bu da çok doğal. Ayrıca kalecileri iki golde de büyük ikramda bulundu. Fenerbahçe, bu sene çok az maçta yaptığı üzere En-Nesyri ve Dzeko ile çift santrfor başladı. Bunu tabi karşılamak lazım... Evde oynuyorsun, üstelik zayıf bir rakibe karşı. Kalecinin birinci ikramı hatalı bir çıkış. Boşa çıkıyor, kaleyi boşaltıyor, En-Nesyri de boş kaleye kafayla golü yapıveriyor. Aslında Fenerbahçe daha ilk yarıda dördü, beşi bulabilirdi. Sahadaki en iyi oyunculardan birisi Maximin. Dribbling özelliği var, topla çabuk. Özellikle hücumdaki arkadaşları onu biraz anlayabilseler çok pozisyon yaratır. Amrabat da iyiydi... Hem defansif anlamda hem de attığı ölümcül pasla. İkinci yarıda Bodrum kalecisinin diğer ikramı geldi. Topa kısa vurdu, Amrabat hemen Dzeko'nun önüne oynadı. O da golü yaptı.
Haftalardır Fenerbahçe'yi izliyoruz, bu takımın bazı değişmezleri var. Başında Maximin geliyor, sonra Amrabat. Osayi de şartlar ne olursa olsun özellikle ofansif anlamda Mert'ten çok daha iyi. Sonuçta Fenerbahçe'nin kazaya uğramaması gereken bir maçtı, öyle de oldu. Hakem Mehmet Türkmen, geleceği çok parlak bir hakem ama bence iki önemli hatası vardı. İlki Amrabat'a gösterdiği gereksiz sarı kart. İkinci ve daha önemlisi ise bir korner atışında Bodrumlu oyuncu, Amrabat'ın beline çift kolla sarılmasına rağmen penaltıyı veremedi. Aslında bu penaltıya VAR müdahalesi de gerekliydi.

Gecenin kazancı En-Nesyri ve Osayi

Fenerbahçe için beraberlik kötü sonuç değil. Kötü olan Mourinho'nun oyundan atılmış olması. Fenerbahçe ilk yarı çok iyi oynadı. Pozisyonlar buldu, En-Nesyri sürekli ön baskıyla Manchester'ı çıkarmadı ama İngiliz ekibi bu yarıda bir kere geldi, Eriksen'le golü buldu. Manchester'da Onana diye bir kaleci var. İlk yarı kelimenin tam anlamıyla devleşti diyebiliriz. Hele hele En-Nesyri'nin yakın mesafeden kafa vuruşlarını art arda kurtarması inanılır gibi değil. Mükemmel oynanan bir ilk yarıdan sonra soyunma odasına mağlup girmek moral bozucu ama ikinci yarının başındaki En- Nesyri golü hem beraberliği getirdi hem de moralleri yükseltti. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe'den daha iyi oynamasını beklerken, kontrol rakibe geçti. Bir de ardından Jose Mourinho oyundan atılınca son yarım saat kaleye gidemediler. Oyun kontrolü Manchester United'a geçti de ne oldu. Onların da pek pozisyonu yoktu. Garnacho ile soldan gelmeye çalıştılar ama fazla etkili olamadılar. Dün gecenin en büyük kazancı sanırım En-Nesyri oldu. İlk yarı çok iyi oynadı. Sonrasında golü attı. Diğer bir kazançsa Osayi… Zaman zaman dengesiz çıkışları olsa da sağ kanatta önümüzdeki maçlar Mert'e nazaran daha etkili olacağını gösterdi.
Gelelim Jose Mourinho'ya; kendini niye attırıyorsun kardeşim. Bu takımın önümüzdeki haftalarda Avrupa'da sana ihtiyacı var. Ve son söz hakeme; Fransız mükemmeldi. Osayi'nin penaltı beklediği ve verilmeyince de Mourinho'nun atıldığı pozisyonda penaltı yok. Yavaş şekilde baktığınız zaman sadece ayaklar birbirine temas ediyor. Penaltı yok.

Beşiktaş’ı iki yıldızı taşıyor

Şurası kesin ki Beşiktaş, birkaç oyuncusuyla ayakta duruyor. Bunun başında da Rafa Silva var... Muçi, Semih gibi umut bağlanan oyuncular gerekli patlamayı yapamıyorlar. Beşiktaş golü bulana kadar zorlandı. Semih penaltı kazandırdı, İmmobile golü attı, sonrasında da Beşiktaş rahatladı. İlk yarının son dakikalarında Rafa'nın attığı bir gol var ki, halı sahada bile zor atılır. Topu alışı, çekişi, hemen vuruşu, müthiş bir teknik olgunluk. İkinci yarıda da oyunun kontrolü Beşiktaş'taydı. Çok gol kaçırdılar ama Allah korusun Rafa Silva ve İmmobile'ye bir şey olsa Beşiktaş çok sıradanlaşır. Özellikle kanatlarda çok etkisiz kalan bir Beşiktaş var. Takımın yıldızı Semih'e söylenecek şeyler önemli; bir türlü beklenen sıçramayı yapamıyor. Genel olarak baktığımızda kazandırdığı penaltı dışında da fazla bir şey yapmadı. Karşılaşmanın hakemi Kadir Sağlam genel olarak iyi maç yönetti. Tartışmasız bir penaltı verdi ki doğruydu. Bir iki ufak hata dışında da çok başarılı oldu.

***

MOURİNHO'NUN YAPTIĞI HER ŞEY YANLIŞ

Mourinho'nun Samsun'daki ihanet gecesini izledik. Yaptığı her şey yanlış olan bir Portekizli. Sözüm ona dünyanın en iyi teknik direktörü. İlk 11 yanlış… Maximin gibi bir adamı Sırp oyuncuların baskısıyla 11'den kesmiş. Son haftaların formda ismi İrfan Can kadroya girmek için daha ne yapsın. Fenerbahçe, Tadic'le öne geçti ama gol Samsunsporlu iki oyuncunun hediyesi. İkinci yarı 4 Fenerbahçeli defans oyuncusu ceza alanı içindeyken golü yediler. Ardından pabucun pahalı olduğunu gören Mourinho, hem Maximin'i hem de İrfan Can'ı oyuna aldı. Maximin kişisel gayretiyle golü yaptı. O golü ancak Maximin tipindeki oyuncular atar. Ne olduysa bu dakikadan sonra oldu. Tıpkı Göztepe'de kaybedilen puan gibi son 15 dakika Fenerbahçe teslim oldu. Bütün dönen toplar Samsun'undu ki bitime dakikalar kala Samsun beraberliği buldu. İddia ediyorum 5-10 dakika daha maç uzasaydı belki de Samsunspor 3 puanı alan taraftı. Hakem için söylenecek önemli şeyler var. Belki oyunun genelinde iyiydi ama birkaç sarı kart hatası yaptı. Ayrıca plaj futbolundaki hakemlerin yapmayacağı hatayı yaparak Fenerbahçeli futbolcuların ofsaytı rakip yarı alandan kullanmalarına izin verdi. Fenerbahçeli oyuncular, Samsunsporlu oyuncuların attığı gol sonrası faul itirazı yaptı ama faul filan yok.

Böyle hakemlik olmaz

Galatasaray korkutuyor. Dün gece de iyi top oynadılar. İcardi'nin ceza alanındaki dünya çapında yeteneğiyle maçı koparttılar. Aslında şanslı olsalardı maç 4-5'e giderdi. İcardi'nin dünya çapındaki yeteneği dedik. Allah sanki ona ceza alanında topun nereye düşeceğini hissetme kabiliyeti vermiş. Bir korner, birçok oyuncu var. Birileri gidip bir geri kalıyor, kafayı sokup Galatasaray'ı öne geçiriveriyor. Attığı ikinci gole bakalım. Yunus kafasını kaldırmadan hemen önce İcardi, arka direğe doğru hamle yapıp duruveriyor, rakip defans oyuncusu kendisinden dolayısıyla kopuyor ve ona sadece ayak içiyle dokunmak kalıyor. Bunlar dünya çapındaki bir golcünün hem doğuştan gelen yeteneği hem de futbolu öğrendiği yıllardaki fundamentalı. Yeni gelen oyunculardan Sallai'yi beğendim. Baktığımızda her mevkisiyle ışık veren bir Galatasaray vardı. Ama herhalde en önemlisi, İcardi'nin oyundan çıkarken ki dünyaya verdikleri görüntü. İcardi çıkıyor, 100 milyon Euro'luk Osimhen oyuna giriyor, yanında da Chelsea ve Belçika Milli Takımı patentli Batshuayi var. Sonrasında gecenin belki de yılın en büyük golü; pek tabii ki Osimhen'in röveşata ile attığı gol. Fenerbahçe, haftalardır 'Yapı yapı' diyordu, dün gece maalesef sapını gördük. Torreira'ya gösterilen sarı yanlış. Faul yok, yere düşerken topu tutuyor. Her elle oynama sarı olmaz. İlk yarıda İcardi formasından çekile çekile ceza alanı içinde sürülüyor. Hakem 'Devam' diyor, VAR uyuyor. Yine ilk yarıda Kaan Ayhan'ın burnuna atılan tekme kırmızı olması gerekirken yine tık yok. Böyle hakemlik olmaz.

Yediğimiz goller bize yakışmadı

İzlanda'yı deplasmanda tarihimizde ilk defa yenmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dün iyi oynadık diyebiliriz, bazı oyuncularımız çok etkiliydi. Mağlubiyetten maçı çevirdik ama tabii söylememiz gereken en olumsuz şey, yediğimiz goller. Ağlarımızda gördüğümüz iki golde de ciddi hatalar var. İlk golde Abdülkerim kaçırdı, golü yedik. Hemen ardından Merih ıskaladı, az kalsın golü yiyecektik. İlk yarıda iyi kapanan İzlanda defansına karşı fazla pozisyon üretemedik. Oysa ki Kenan Yıldız, önemli işler yaptı. Arda tek başına oyunun yönünü çevirmeye çalıştı ama beraberliği bulamadık. İkinci yarı İrfan Can sahne aldı. Muhteşem vurdu, çok defa attığı gollerden biriyle beraberliği yakaladık, ardından da maça tüm ağırlığımızı koyduk. Önce bir penaltı kazandık, Hakan iki ayağıyla da topa temas ettiği için penaltıyı atamamış olduk. Ardından bir penaltı daha yakaladık, bu sefer Hakan düzgün vurdu, öne geçtik.
Tuhaf olan şu; öndeyiz, mağlubiyetten galibiyete gelmişiz, bitimle 10-15 dakika var. İşte burada maçın en kötü anını yaşadık. Amatör takımların yemeyeceği bir gol yedik. Merih topu çıkarmak isterken, arkadan Uğurcan hatalı çıkış yaptı, İzlandalı da kafayı vurdu, golü yaptı. Dedik ki bir çuval incir berbat oldu. Ama bu sefer de Kerem sahneye çıktı. İzlandal ı oyuncu ve kalecinin yaptığı hatayı affetmedi. Kaleciye bastı, top Arda'nın önüne düştü, o da golü attı. Çok iyi gidiyoruz, iyi oyuncularımız var ama kötü goller yiyoruz. Polonyalı hakem, neredeyse tüm kararları VAR yardımıyla verdi ama doğruydu.