CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Bu G.Saray’ı kim durduracak?

F.Bahçe ile fark artık 8 puan ve ikili averaj G.Saray'da. Üstelik Kayseri'deki maça bakıyoruz; G.Saray, çok kötü oynadığı ilk yarıyı bile önde kapatabiliyor. İkinci yarı biraz kımıldıyor, fark korkunç açılıveriyor. Bu G.Saray'ı kim durduracak, hakikaten büyük merak konusu. G.Saray, maça uydurma bir penaltıyla 1-0 önde başladı. Kayseri hemen ardından kafayla beraberliği buldu. Kornerde rakip takımın oyuncusu geriden gelip bu kadar rahat kafa vurmamalı. İlk yarının kalan bölümünde Kayseri her geldiğinde kısmi pozisyon yarattı, G.Saray pas hatalarıyla çok zorlanırken tüm ikili mücadeleleri kaybederken Barış Alper'le öne geçiverdi. Ama bu golün baş mimarı Mertens. Sara, Osimhen'e bıraktı, Osimhen Mertens'e, onun şutunda da dönen topu Barış Alper tamamlayıverdi. İkinci yarı Kayseri bir şeyler yapar mı diye düşünürken sahneye Yunus çıktı. 70 metre top sürüp, tıpkı Trabzon maçındaki gibi muhteşem vurdu ve karşılaşma bu golle bitiverdi. G.Saray, verdiği bol pozisyon, yediği hatalı gol ve yol geçen hanı gibi işleyen sol kanadına rağmen öyle müthiş bir hücum üstünlüğü var ki kötü oynarken de maç kazanmayı biliyor. Maçın hakemi Mehmet Türkmen... Maçın başında öyle bir penaltı verdi ki uzaktan yakından ilgisi yok. Kendine hiç yakıştıramadım. Mesafe kısa, Kayserili oyuncu elini çekmeye çalışıyor, eli doğal konumda ama uydurulan bir penaltı. Hemen ardından Mertens'e net sarı kartlık iki pozisyon var ama Kayserili oyuncular kart görmedi.

Allah’a dua etsin!

Fenerbahçe oyuncusuyla, başkanıyla, Acunuyla utanmalıdır. Ama en çok utanması gereken, kenarda sözüm ona dünyanın en iyi teknik adamlarından biri olarak kabul edilen Jose Mourinho'dur. Ligin yarısı bitti, F.Bahçe futbol adına her geçen hafta ileri gitmiyor, yerinde saymıyor, bağıra bağıra geriye gidiyor. Dün gece belki bir gol attılar ama genel olarak baktığımızda tek pozisyonları yok. Taraftarı yerinden zıplatacak ne bir oyun ortaya koydular ne de heyecan yarattılar. Fred bitmiş, Szymanski bitmiş, stoperler mütevazi bir Anadolu takımı oyuncuları kıvamında. En-Nesyri 3-4 kafa golü attı, birden kurtarıcı oldu. Kafa üstünlüğü dışında ne çabukluğu var ne de oyun bilgisi. İlk yarı Çağlar'ın hatası, Thiam mükemmel indirdi ve Ahmed Kutucu da zor pozisyonda iyi vurup Eyüpspor'u öne geçirdi. Devre biterken de En- Nesyri çok tartışılacak bir pozisyonda Kostic'in soldan getirdiği topu gol yaptı.
Maçın genç hakemi için güzel şeyler yazmayı çok isterdim. Ama söyleyeceğim tek kelime, skandal bir yönetim. F.Bahçe'nin golü öncesi İrfan Can Kahveci'nin, Caner'in suratına eliyle müdahalesi var. Dönen top gol oluyor. İkinci yarıda Halil çok nizami bir şekilde topu Djiku'dan çalıyor, Eyüp öne geçiyor. Yardımcı hakem bayrak kaldırmasına rağmen hakem oynatıyor ama sonra ne hikmetse iptal ediyor. Birçok kart yanlışı, faullerde birçok eksiklik var ve sonuç olarak F.Bahçe aldığı puan için önce Allah'a, sonra da hakeme dua etsin. Ama yarın Galatasaray kazanırsa fark 8 olacak. Sonra ne olacak, Fenerbahçeliler hiç bilmiyor.

Mourinho Samet için seyirciye gider yaptı




🔴 Fenerbahçe'de sürekli bir gerilim, stres var. Mourinho iyi de yapsa kötü de yapsa hep gündemde. Bu normal mi? Abartıyor muyuz eleştiriyi?
Fenerbahçe'nin en büyük talihsizliği Jose Mourinho'dur. Halbuki sezon başında 'Fenerbahçe'nin en büyük avantajı Portekizli hoca' derken şu an en büyük dezavantajı olduğunu düşünüyorum. Kafasına göre takılıyor. Ne Ali Koç ne Acun Ilıcalı ona cümle kuramıyorlar. Jose Mourinho'nun iyi niyetinden asla şüphe etmiyorum dersem de yalan olur. Örneğin Samet Akaydın konusu… Oyuncuyu kadro dışı bıraktı. Kesinlikle yanlış bir karar. Ardından da kazanılan maçı komik bir şekilde Samet'e armağan ettiğini söyledi. Bu da seyirciye gider yapmaktır. Mourinho'nun kaybedeceği hiçbir şey yok. Fenerbahçe, şampiyonluğu kaybederse utanmadan sıkılmadan çıkıp 'Bu futboldur, kazanmak da var kaybetmekte, ben size şampiyonluk sözü vermedim' deyip geçecek ama kaybeden Fenerbahçe ve Ali Koç olacak.




TOPLASINLAR İMZA SANDIĞA GİDELİM!

🔴 Galatasaray'ın oylarıyla TFF yönetimi seçimi kazanırken şimdi büyük bir savaş yaşanıyor. Bu savaş nereye gider? Galatasaray, TFF'nin istifasını isteyerek doğru yapıyor mu?
Galatasaray, TFF'nin istifasını isteyebilir. Ben de dahili bir delegeyim, benim de oyum var. Ben İbrahim Hacıosmanoğlu'nun istifasını istemiyorum, nasıl olacak şimdi? Toplayabilirlerse imzaları toplasınlar, sandığa gidelim. Metin Öztürk denen kötü bir insan var. Hem kötü hem de üzülerek söylüyorum, ağır bir manipülatif.




KELLE ALMAYIN, GELECEĞİ DÜŞÜNÜN

🔴 Trabzonspor ligde 15. sırada. Trabzonspor yönetimi de TFF ve MHK'yı istemiyor. Takım da kötü durumda. Bordo-mavililer nereye koşuyor?
Ertuğrul Doğan kardeşimi seviyorum ve iyi niyetinden şüphe etmiyorum. Düşme potasının üstündeler. Bu sezon onlar için kayıp. Kelle almak yerine, önümüzdeki yılların planlamasını yapmak şart gibi görünüyor.




HASAN ARAT EN KÖTÜ NİYETLİ BAŞKANDIR

🔴 Beşiktaş'ta anormal şeyler yaşanıyor. Takımda gruplaşma, Samet Aybaba iddiaları, üstüne bir de Adana Demir hezimeti yaşandı. Bunların yanı sıra Ümraniye'ye giden taraftarlar, 'Şimdi 150 kişiyiz, yarın 150 bin kişi geliriz' diyerek oyunculara gözdağı verdi. Beşiktaş nasıl kurtulacak?
Hasan Arat, Türk futbol tarihinde sadece Beşiktaş'ın değil tüm kulüplerin en kötü ve en kötü niyetli başkanıdır. Alacağını aldı ve bastı gitti. Zaten gelmesindeki amaç Beşiktaş'a hizmet filan değil kendisiyle ilgiliydi. Sezon başı Beşiktaş'ın şampiyonluk şansı yüzde 5 derken herkes bana cephe almıştı ama iki ay sonra gördük. Hasan Arat büyük bir günahkardır.




6 PUAN FARKLA ARAYA GİRERSE KORKUNÇ AVANTAJ

🔴 Galatasaray 6 puanlık farkla devre arasına girerse ikinci yarı için nasıl bir avantaj yakalar? Transferde adı geçen Talisca ve Dybala gibi isimlerin etkisi ne olur?
Şayet Galatasaray 6 puanlık farkla girerse bu korkunç bir avantaj. Bu aslında 6 değil, 7 puanlık bir fark olur. Çünkü Galatasaray'ı şampiyonlukta zorlayabilecek yegane takım Fenerbahçe'dir ve sezonun ilk yarısında 3-1 gibi çok önemli bir deplasman galibiyeti var. Üstelik kadro kalitesi ve oyun gücüne baktığımızda Galatasaray daha önde. Devre arasında yapılacak transferlerin yüzde 100 etkili olacağını düşünmüyorum. Mesela Talisca geldiği vakit Fenerbahçe'de ne değişecek. Zaten gerek Fenerbahçe gerekse Galatasaray birkaç takım dışında her takımı yenebilecek güçteler.




İCARDİ'DEN HAYIR YOK

🔴 İcardi ameliyatı Arjantin'de oldu ve orada kalacak. Galatasaray'ın en değerli ve maliyetli yıldızının gözü önünde bulunması daha iyi olmaz mıydı?
İcardi artık bir magazin figürü ve İcardi'nin etrafındaki insanlar Arjantin'de pek de ayıp sayılmayan hafif meşrep bir hayatla anılıyorlar. İcardi başarılı ve sevilen bir oyuncu ama bu sene artık ondan hayır yok.

Gecenin tek kötü unsuru hakemdi

Korkunç bir gece izledik. 7 gol oldu ama inanın bana 17 gol de olabilirdi. Uzatmada bile Draguş'la Trabzonspor mutlak golü kaçırdı, top döndü Draguş manasız bir faul yaptı, uzatmanın 8. dakikasında da Ali Şahin kendi kalesine golü atıp Trabzonspor'un çok iyi direndiği bir maçı yine sıfır puanla tamamlamasına neden oldu.
İki takımı da kutlamak lazım. Müthiş goller var. Özellikle ilk yarı bir gol, bir asist yapan Yunus Akgün resitali izledik. Galatasaray devreyi 2-1 önde kapadı ama ikinci yarı Abdülkerim'in ayağındaki topu kaptırması sonucu Trabzonspor beraberliği sağladı. Hemen ardından da öne geçti. Düşünebiliyor musunuz, son yarım saat Trabzonspor önde. Ardından yapılmış acemice bir penaltı ile G.Saray beraberliği yakaladı ve 97'de maçı kazanmasını bildi. Eğer G.Saray şampiyon olacaksa bu maç çok önemli bir kırılma noktasıdır.



Maçın tek kötü unsuru skandal yönetim gösteren, çok kötü kararlar veren hakem Kadir Sağlam. Hangisinden başlayayım… Serdar'a gösterdiği sarı kart mutlak yanlış. Rakibinin suratına dirsek atan Yunus'a bırakın kırmızıyı kart bile göstermedi. Trabzon'un ikinci golü öncesi faul falan yok, ardından gol geliyor. Abdülkerim'in mutlak sarı kartı es geçildi. G.Saray lehine verdiği penaltıda karar VAR ile geldi ve mutlak doğru. Ama eleştirilerin en büyüğünü yayıncı kuruluşa söylüyoruz. Trabzon'u 3-2 öne geçiren golde top çizgiyi geçti mi geçmedi mi bilmiyoruz. Peki bunu kim gösterecek, sıfırda kamerası olması gereken yayıncı kuruluş. Dedik ya Türk futbolunda birçok şey rezil hale gelmiş.

Türk futbolunda provokasyon!

Dün geceki galibiyet, G.Saray'ın şampiyonluk yolunda kırılma noktası olacak. Çok iyi başlanan bir maç, 16'da gelen kırmızı kart ve ardından Sivasspor'un öne geçmesinden sonra bu maçı çevirmek her babayiğidin harcı değil. Metehan'ın acemiliği bir kırmızı kart getirdi. Gereği olmayan bir elle oynama. Hemen ardından da Sivas golü buldu. İşte bu dakikadan itibaren G.Saray çok önemli oyuncuları olan bir takım olduğunu cümle aleme sergiledi. Tabii ki bunda Sivasspor'un rakip 10 kişiyken öne geçtiği maçta manasız şekilde hâlâ defansta kalabalık durması, baskı yapmaması gibi faktörler de etkili oldu. Yunus vurdu, Sivas kalecisi Nikolic bacağının arasından bu yumuşak topu içeri aldı. Devre biterken de Osimhen takımına bir penaltı kazandırdı ve attığı golle öne geçirdi. Barış Alper, kişisel becerisi ile 3. golü attı. Sivasspor pekala puan alabileceği maçı, Nikolic'in önemli hataları ve futbolcuların sorumsuzlukları ile kaybetti. Metehan'ın kırmızı görmeden hemen önceki pozisyonda bence Manaj topu kolu ile önüne indirdi. Bence diyorum çünkü net konuşamıyorum. Yayıncı kuruluş, farklı açılardan pozisyonu gösteremedi. Bir de tuhaf olan kaleci Nikolic… İlk golü bacak arasından yedi, ikincisinde de zaten Osimhen bacağını kırıp yerde bırakırken neden penaltı yaptı! Hâlâ anlamış değilim. Ama dün son saniyede büyük bir katliam yaşandı. Manaj bile isteye Barış Alper'in bacağını önce taradı, sonra bastı. VAR hakemi, Turgut Doman'ı çağırdı. Ama Doman atamadı. Bunun adı kötü niyettir, yapıdır, Türk futbolunda provokasyondur!

Hakemin yönetimini beğendim

Jose Mourinho'lu Fenerbahçe, ikinci derbisini de kaybetti. Bu böyle gitmez. Hem 3 puan kaybettiler hem oyunu kaybettiler hem de futbol adına hiçbir şey ortaya koyamadılar. Kimse Mourinho'ya Kayseri'yi yensin, Adana Demirspor'u yensin diye milyonları vermedi. Kolay değil, sezonun ilk yarısında iki derbiyi kaybediyorsan 'Şampiyonluğun en güçlü adayıyım' diyemezsin. Kadro yanlış, oyuncu değişiklikleri yanlış, çok şey yanlış. Niye Mert ile oyuna başlad ı hâlâ anlamış değilim. Dzeko'yu niye oyundan aldı, onu da anlamış değilim. Golleri kaçıran Dzeko… İlk yarıda top kaleye girerken çizgi üzerinden Emirhan çıkarttı. İkinci yarıda da mükemmel dönüp topu önüne aldı, kötü vurdu ama olsun. Dzeko yorgun değil, sakat değil, takım bir haftadır maç oynamamış, sen öyle bir golcüyü oyundan çıkartıyorsun. Beşiktaş problemliydi. En az Fenerbahçe kadar futbol oynadılar, hatta daha iyi mücadele ettiler. İlk yarıda Rafa'nın kaçırdığı mutlak bir gol var. Kolay olan kaçtı, zor olanı İmmobile yaptı. Sanırım topa ayağıyla temas etti. Etmediyse Chamberlain, temas ettiğiyle Immobile, bir yan topta Beşiktaş'a altın gibi 3 puanı getiren oyuncular oldular.
Fenerbahçe'ye uyarımız; böyle maçları kazanamazsan şampiyon olamazsın. Mourinho da kenarda deniz yollarından emekli bir memur gibi maçı seyretti, katkısı sıfır. Zaten sezon başından beri katkısı sıfır. Kim ne derse hakem Mehmet Türkmen'i beğendim. Bir-iki hata yaptı, kabul ediyorum ama bu tür maçlar korkunç zordur. Böylesine ufak tefek hatalar kadı kızında da bulunur.

G.Antep’in 3 penaltısı verilmedi

F.Bahçe için mutlak kazanılması gereken bir maçtı ve karşılaşmaya hem galip hem de büyük coşkuyla başladı. Maçın başında gelen Oğuz Aydın golü –ki bu golde En-Nesyri'nin pasını da göz ardı etmeyelim, ardından da Faslı'nın kaçan golüyle herkes "Maç büyük farka mı gidiyor" derken F.Bahçe 10. dakikada durdu. İlk yarının kalan bölümünde topla oynayan, rahat rahat adam geçen Antep'ti. Devre biterken de Samet'in hatasından gelen golle Antep beraberliği yakaladı. Yandan bir orta geliyor, Samet'in zıplama zamanlaması hatalı. Antepli topu göğsüne alıp, Livakovic'le karşı karşıya kalıp ondan da dönen topu tamamlayıp beraberliği getiriveriyor
İkinci yarı Mourinho önce Maximin ile Amrabat'ı oyuna aldı. Fred'de inanılmaz bir düşüş var. Oyun biraz hareketlendi, top F.Bahçe'de kaldı ama fazla bir pozisyon üretemediler. Ta ki bir duran toptan gelen Becao'nun golüne kadar. Dzeko müthiş bir vuruşla karşılaşmayı gerçekten kopartıverdi. F.Bahçe asla iyi top oynamadı. Hâlâ takımda Mourinho'nun bir etkisini göremiyoruz. Oyuncular kişisel becerileriyle skorları alıyor.
Sahada fevkalade kötü bir hakem vardı. İlk yarıda Osayi, kolunu bariyer yaptı topu kesti. Top bana sahanın içinde gibi geldi, dolayısıyla penaltı olmalıydı. Ayrıca ilk yarıda İsmail bir korner atışında rakibinin hem ayağına basıp hem itiyor. Bu da penaltı olmalıydı. Becao top oyundayken kasten ceza alanı içinde topsuz alanda rakibine çelme takıyor, bu da penaltı olmalıydı. Bu penaltılar hakem ve VAR hakemi tarafından görülmedi. Aynı hakem son dakikada Fenerbahçe lehine bir penaltı uydurdu ama VAR bunu düzeltti.

Sanchez’e kırmızıyı atladı

Dün gece gösterdi ki Türkiye'nin en iyi kalecisi Berke! Bir kaleci bundan daha iyi oynayamazdı. Goller yedi ama altılık, yedilik olacak maçı çok az golde tuttu. Ayrıca ben dahil hepimiz Eyüp Başkanı Murat Özkaya ve hocası Arda Turan için hafta içi çok salladık. Fark olur dedik. Eyüp mücadele etmez dedik ama dün geceki mücadele hepimizi utandırdı. Çok mu iyi oynadılar hayır! Kapasiteleri oranında mükemmele yakın mücadele ettiler. Oyunun hemen başında Halil sağdan girdi, eski G.Saraylı Emre Akbaba son anda dokundu ve takımını öne geçirdi. 30. dakikada G.Saray bütün inisiyatifi ele aldı. Art arda kaçan goller, duran toptan gelen pozisyonlar ve devre biterken Barış Alper ile gelen G.Saray'ın golü… G.Saray ikinci yarıya da Sallai'nin golü ile öne geçerek başladı. İşte bundan sonra maç üçe dörde gidecekken bir kontratakta Eyüpspor beraberliği kurtardı ve belki de ligi yeniden başlattı. G.Saray, kolay gol yeme alışkanlığından bir türlü kurtulamıyor, bu da garip puan kayıplarına neden oluyor. Yakalanan mutlak pozisyonlar golle neticelenmeyince dün geceki tablo ortaya çıkıyor. Gelelim hakeme. İlk yarıda G.Saray'ın penaltı beklediği birkaç pozisyon var. Bana göre hiçbiri penaltı değil fakat Sanchez'in görmesi gereken kırmızı kart atlandı. Yerdeyken ayaktaki rakibinin böğrüne taban basıyor, atılmadı! İkinci yarıda da sarı kartı olan Sanchez rakibin bileğine mutlak şekilde basıyor ama yine ikinci sarıyı görüp atılmıyor.

Verilen penaltı komediydi!

Fenerbahçe ilk yarım saat harika oynadı, 3 gol buldu, 'İş bitti' dedik ama ne olduysa bundan sonra oldu. Devre biterken Djiku kendi kalesine attı, ikinci yarının hemen başında da kaleci Livakovic'in hatalı çıkışından Kayserispor ikinci golü buldu. Tüm Fenerbahçeliler 'Rahat maç izleyecek miyiz?' derken, işler birden sıkıntı ve paniğe girmişken imdada En-Nesyri yetişti ve dördüncü golü atıp F.Bahçe'yi rahatlattı. Dün gecenin altın isimleri tartışmasız Oğuz Aydın ve Mert Hakan… Fazla şans bulamayan bu iki yerli oyuncunun performansları sanırım Mourinho'nun da hoşuna gitmiştir. Dün geceki sonuç belki de Süper Lig'in en fazla skorlu maç olabilir. Kaçanları da ilave edersek pekala 10-15 gol olabilirdi. Hakem berbat bir maç yönetti. F.Bahçe'ye verdiği penaltı komik. Kostic'e faul yapılmıyor. Bilakis Kostic ayağını rakibin önüne koyup 'Bana vur' diyor. Oğuz Aydın'ın ikinci golü öncesi ofsayttaki En-Nesyri'nin topa hamlesi var. Her ne kadar topa dokunmasa da bence ofsayt. Sadece bunlar mı? Hayır... Fauller hatalı, kartlar hatalı. Dedik ya çok ama çok kötü bir yönetim. Bu arada ilk yarıda Kayserispor'un Kostic'in eline çarpan topta penaltı beklediği pozisyonda kasıt yok, el normal konumunda.

***


KARŞILAŞMADA TEK HATASI VARDI!
Gecenin ikinci maçında Galatasaray kazanmayı bildi. Zaten maç öncesi de kimse G.Saray'ın puan kaybedeceğini düşünmüyordu. Fakat ilk yarı çok tuhaf bir futbol izledik. Daha doğrusu hiçbir şey seyretmedik. Okan Buruk takımla çok oynamış, sistemle oynamış. Mesela Yunus'un nerede oynadığı, ne yaptığını bilen yok. Sanırım futbolcular da bu sisteme alışmakta zorluk çektiler. İlk yarının son dakikasında Bodrum 10 kişi kalınca Galatasaray'ın işi rahatladı. İlk devre topa hakim olan Galatasaray'dı ama pozisyon üretememişlerdi. İkinci yarı ise sonradan oyuna giren Batshuayi'nin kafa vuruşuyla öne geçtiler ve ardından da en az 3-4 net pozisyonu cömertçe harcadılar.
Maçın kırılma anı belki de Ege'nin oyundan atılmasıydı. Karar kesinlikle doğru. Daha önceden sarı kartı vardı, ilk yarının son dakikasında da atağa kalkan Torreira'nın topuğuna bastığı için haklı olarak ikinci sarı karttan kırmızıyı yedi. Fakat aynı hakem, ilk devrede Barış Alper Yılmaz'ın rakibini dirseğiyle durdurmasına hiçbir şey vermedi. Belki de maçtaki tek hatası bu.