"DİZLERİMİN ÜZERİNE ÇÖKÜP DUA ETTİM"
"İki yıl önce, 10 sente su satıyordum. İyi bir günde belki 2 dolar kazanırdım. Şimdi telefonda, ekranda bir milyon gördüm. Gözlerimi sildim. Rüya mı görüyorum? Yenile. Yenile. Yenile. Hayır, gerçekti. Dizlerimin üzerine çöktüm ve Tanrı'ya şükrettim. Babamı aradım: Artık ev sahibine ödeme yapma konusunda endişelenmene gerek yok. Seni ev sahibi yapıyorum."
"BABAM KALP SORUNLARI OLMASINA RAĞMEN..."
"Hatta babam için bir şoför bile tuttum. Yaşlanıyordu ve kalp sorunları vardı. Ama o kadar gururluydu ki bana, 'Buna ne ihtiyacım var? Ben zaten şofördüm! Paran sende kalsın!' dedi. Ben de, 'Ama bu adamın da bir işe ihtiyacı var.' dedim. O da, 'Peki. Tamam. Onu yanımda tutarım, maaşını sen ödersin. Ama arabayı ben kullanırım.' dedi."
"TEK İHTİYACIM OLAN ŞEY..."
"Şoför yolcu koltuğunda otururken, babam direksiyon başında dolaşırdı; adeta sağ kolu gibi. Tek yapmak istediği şey, eski dostlarıyla polis karakolunda takılmaktı. Wolfsburg'dan birkaç yıl sonra Lille'e transfer olduğumda, sağlığı iyice bozulmaya başladı. Sürekli uzaktaydım. Sonra COVID'in başlarında hastaneye kaldırıldı. Ben Fransa'da, tamamen yalnız kalmıştım. Futbol durmuştu. Havalimanları kapalıydı. Nijerya'ya özel bir uçuş ayarlaması için menajerimi arayıp duruyordum. Hatta havacılık otoritelerinden iniş izni bile almıştım. Tek ihtiyacım olan şey, kulübün ve menajerimin gitmeme izin vermesiydi."
"HER SAAT BAŞI ARAYIP YALVARDIM"
"Bekliyordum, bekliyordum, bekliyordum. O ise giderek kötüleşiyordu. Sonra paniklemeye başladım. Her saat başı arıyor, yalvarıyordum. Ama işte o zaman futbolun karanlık yüzünü anlamaya başladım. İş tarafını. Olay şu ki, beni satmak istiyorlardı. Bir transfer konuşuluyordu. Bu yüzden eski menajerim bana sürekli, 'İşler karmaşık. Bekle. Sadece bekle.' diyordu."