REHA KAPSAL - TAÇLANDIRMAK!
Trabzonspor ve Gençlerbirliği dört gün içinde iki defa birbirine rakip olacak. Bu şartlarda ilk karşılaşma Türkiye Kupası'nda yarı final ve Ankara'da bordo-mavililer için olmazsa olmaz bir maç. Hatta telafisi olmayan bir maç. Gençlerbirliği'nin pazar günü Süper Lig'de kalma adına oynayacağı maç öncesinde rotasyonlu ve genç bir kadro oyuna başlaması çok doğru karardı. Çünkü onların finali burada değil, pazar günü Trabzon'da... İlk yarı bordo-mavililer topa sahip olmalarına rağmen rakibin kendi yarı alanında yaptığı derin ve kompakt savunmaya çözüm bulamadı. Bu kadar basit top kayıpları, oyunda istenilen genişliğin verilmemesi ile beraber sıkıntı oluşturdu. İki kanatta oynayan oyuncuların senkronize olamamaları yüzünden doğaçlama kime belli olmayan ortalar, hücumda çoğalamama sonucunda üretkenlikte eksiklik oldu.
Gol pozisyonu bulunamadı. Bunun akabinde takım halinde mental anlamdaki eksiklik sahaya istenilen performansın yansımamasındaki en önemli etkendi. İkinci yarıda Trabzonspor oyuncu değişikliği ile başlamalıydı. Oyun bunu çağrıyordu. Rakibin kalabalık ceza sahası içi savunmasına çözüm olarak bir santrfor gerekiyordu. Nitekim Gençlerbirliği'nin golü sonrası bu hamle geldi. Trabzonspor tamamen oyunun kontrolünü ele aldı. Bu oyuncu değişikliği şoklaması sonucunda Trabzonspor'un attığı iki gol dışında, iki topu direkten döndü. Fatih Tekke hoca liderliğinde çok başarılı geçen sezon sonu "Taçlandırmak" adına artık tek hedef Antalya'daki final kazanıp Türkiye Kupasını müzeye götürmek. Trabzon şehrini ve taraftarını mutlu etmek tek hedef olmalıdır.
MUSTAFA ÇULCU - HAKEME NE DESEM BOŞ
Gençlerbirliği çok koşan genç oyuncularıyla çok başarılı futbol oynayan bir takım. Modern futboldan örnekler verdiler, kutluyorum. Trabzonspor ikinci yarıya daha coşkulu girdi. Gençlerbirliği bu coşkuyu kalabalık savunma ile önledi, hızlı geçişle golü buldu. Yenilen golden sonra Fatih Tekke'den doğru hamleler geldi. O alışık olduğumuz kanatlardan yüksek ortaları göremediğimiz gecede nihayet kornerden gelen yüksek topla beraberliği yakaladı. Trabzonspor çok zorlandığı maçı tecrübesiyle kazanmayı bildi. MHK Başkanı çullulara çulsuzlara takılı kalıp aklı sıra subliminal mesajlarla uğraşacağına işine, evrensel atama prensiplerine odaklansa ve de hakemlerin performanslarını takip etse Ali Yılmaz'ın son 2 maçında ki formsuzluğunu görür bu maça atamazdı! Ama bunu görmek için liyakat lazım.
Ali Yılmaz o kadar basit temaslara uydurma fauller çaldı, oyuncularla o kadar çok saha içinde muhabbet yaptı ki oyunu ve tempoyu kesen kendisi oldu. 52'de Nwakeme'nin aleyhine çaldığı faul sonrası oyuncular gülmeye başladılar. Oyunun gerildiği anlarda hakemin kapasitesini çözen oyuncular kararları kendileri vermeye birbirlerini itip kakmaya oyunu çirkinleştirmeye başladılar. 90'da Bouchouari ile Furkan mücadelesinde hakem sarı kartını çıkardı herkes önceden sarısı olan Bouchouari'ye gösterecek diye beklerken çünkü oyuncuyu işaret etti yerden kalkmasını bekledi. Oyuncular etrafını sardı mobing yaptılar, kart Furkan'a döndü! Hakemlik burada bitti. Demek ki kapasitesi bu kadarmış. Üzüldüm! Maçta 33 faul çaldı yarısı faul değil. Hakem için ne söylesem boş...