Zeki Murat Göle, asiste ettiği ünlü teknik adamlardan daha akıllı olduğunu da bir kez daha ortaya koydu. Taşları doğru yerleştirdiğinde, takımın "terk edilmişlerini" ekstra performansla oynatmayı başardı. Çağlar, İsmail, Fred, Musaba ve Levent, fırsat maçında sorumluluğu fazlasıyla aldılar üstlerine. Yine de beklenti Nuri Şahin'in saha organizasyonunun Fenerbahçe'nin dağınıklığını faydaya çevireceği yönündeydi. Üçlü orta saha, Kerem ve Musaba'nın tempolu baskısını arkasına alınca, rakibe yakın – temaslı oynayıp kontrolü ele geçirdi. Belki de sezon başından beri en organize, istekli ve pas örgüsünde atak gücünü sahip oldular. İlk golün Oosterwolde'nin adeta defansı delmesiyle gelmesi de, tüm grubun inancını gösteriyor. "Biz buyuz" demenin bir yoluydu ama, kupalar gittikten sonra. Bu maçı ölçü kabul edebilir miyiz?
Başakşehir'in dördüncülük iddiası, oyun gücü, maçtan puan almak zorunda olması, tartıyı adaletli hale getirir. Oyuncu grubu'nu duygudan uzaklaştırıp, sayıların peşine attığınızda hikayende mutlu son da olmuyor. Kadro iyi bir takım olduğunu gösterdi. Eksiklerine rağmen yapabileceklerinin sinyalini verdi. Doğru yönetilmediklerini, taktikle donatılmadıklarını veya görevlendirilmediklerini de ispat ettiler.
EMRE BOL - KABULLENEMİYORUM!
Bir yandan Fenerbahçe diğer ekrandan Galatasaray maçlarını izliyorum. Fenerbahçe'nin başkanı yok, yönetimi yok! Teknik direktörü yok! Tribünde taraftarı yok! Anlayacağınız matematiksel olarak şampiyonluk kaybedilmese de camianın umudu yok! Acaba Fenerbahçe'yi bu hale düşürenlerde gurur var mı?