CANLI
SKOR
Metin Tekin

Metin Tekin

Şenol Hoca geç kaldı!

Beşiktaş bir puan mı kazandı iki puan mı kaybetti?
Maçı oynanmadan düşünürsek, tabii ki Beşiktaş'ın iki puan kaybettiğini söyleyebiliriz. Ama oyunun akışını göz önüne getirdiğimizde de gerçekten 1 puan kazandı Beşiktaş. Hem skor 2-0'a geldikten sonra hem de 45-70. dakikalar arası etkisiz bir Beşiktaş vardı. Ama her zaman söylüyorum futbolda golün büyüsü vardır. Cenk'in golüyle maç 2-1'e gelince, yani Beşiktaş'ın ilk golünden sonra bambaşka bir son da izleyebilirdik.
Skor 3-2 Beşiktaş lehine bile olabilirdi. Ama bir futbol maçı öncesinde değil maç akışı ile değerlendirileceğine göre; 'Beşiktaş buradan 1 puan kazandı' diyebiliriz.

Yenilen gollerde stoperlerin kusuru var mıydı?
İki golü direkt buna bağlamak, savunma zaafı bundan dolayıydı demek çok da doğru değil. Ama ideal bir savunma organizasyonunun olduğunu söyleyemeyiz Beşiktaş için. Özellikle ilk gole baktığımızda. Cebinde sarı kartı olan Alexis'in müdahaleden geri duruşu, artı Necip'in koşu yapan Visca'ya yetişemeyişiyle merkezden kaynaklanan gol geldi diyebiliriz.

Cenk ve Quaresma geri dönüşte başrolü oynadı. Şenol Güneş oyuncu değişikliklerinde geç kaldı mı?
Bana göre Olcay-Quaresma değişikliğinde geç kalındı. İdeali devre arasıydı. Ama oyunu ve buna bağlı olarak da skoru değiştiren en önemli etken Quaresma'nın performansıydı. Portekizli ilk 11'de başladığında bu çizgiye gelemiyor ama yedek soyunup, sonda girdiğinde çok etkili olabiliyor. Quaresma'nın en iyi birkaç maçından biridir diyebilirim dün akşamki oyununa. Tabii ki Cenk'in de skoru yakalaması, "Kenarda hep hazır bir santrforum daha var" cümlesini kurdurabilir Şenol hocaya. Sonuçta gördük ki Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki yarışa maç maç bakmamak lazım. "Fenerbahçe Antalya'dan 4 yedi, Beşiktaş Gaziantep'e 4 attı. Beşiktaş daha iyi, şampiyon olur" demek yanlış. Her maçın ayrı bir karakteri, ayrı bir hikayesi olduğunu bir kez daha gördük. Ben bu yarışın sezon sonuna kadar süreceğini düşünüyorum.

İki yüzlü Kartal

Süper Lig'de Gaziantep'e güzel bir futbolun ardından 4 gol atan Beşiktaş dün kupada evinde yenildi. 3 günde neler değişti?
En başta kadro değişikti. Çok farklı bir kadroyla kupa maçını oynadı Beşiktaş... İlk yarıda istediği gibi bir oyun sergileyen Beşiktaş, rakibi karşısında neredeyse tek kaleye futbol oynadı. İkinci yarıda özellikle Marcelona'nın kırmızı kartı ve akabinde gelen golün ardından roller tamamen değişti... Bu kırmızı kart oyunun kopma noktasıydı. Konyaspor'un, orta sahada etkili presle oyunu eline aldığı sonra lehine çevirdiği bir maç izledik. Beşiktaş'ın dünkü performansını Gaziantep maçıyla aynı teraziye koymak ve bir çıkarımda bulunmak yanlış olur..

İlk defa oynayan kaleci Boyko'nun performansını nasıl buldunuz?
Evet Boyko'yu ilk defa kalede gördük... Özellikle yenilen ikinci goldeki hatasıyla iyi bir açılış yaptı diyemeyiz... Ama tabii Ukraynalı kaleciyi tek bir maçla ve eksik kadroyla değerlendirmek haksızlık olur. Ancak açılış maçı Boyko için çok da iyi geçmedi...

Beşiktaş bu Olimpiyat'taki bu yenilgiyle rövanşı da riske attı. Dünkü tablo size göre lige olumsuz yönde yansır mı?
Tabii ki sahanızda 2-1 kaybettiğiniz maçın ardından kupayı ciddi anlamda zora sokarsınız. Ancak bu sonucun Süper Lig'deki performansa olumsuz anlamda hiç yansımayacağını düşünüyorum. Lige yansıyacak bir durum varsa Marcelona'nın kırmızı kart görüşü ve Beşiktaş'taki savunma göbeğindeki organizasyonun nasıl olacağı konusu... Bu ciddi bir sorun olarak Beşiktaş'ı bekliyor... Başakşehir ile erteleme maçlarında 'kim oynar' diye düşünürsek Alexis Delgado ile Necip ikilisi tercih edilecek gibi görünüyor..

Keyif alıyor keyif veriyor

Ligde 41 gün sonra sahne alan Beşiktaş'ın ortaya koyduğu performansı ve oyun karakterini nasıl buldunuz?
Nihayet Beşiktaş ikinci yarıya başladı. Bu geçen süre içinde Kartal'ın açlığını, coşkusunu ve isteğini gördük. Beşiktaş, ilk 20 dakikalık bölümde Gaziantep direnci ile karşılaştı ama ondan sonra oyunu ele aldı. Önde üretken ve oynama keyfi yüksek bir takım görüntüsü oyunculara çok net yansıyor. Niye skor 4-0 oldu sorusunun bana göre tek bir cevabı var: Oyuncular oynadıkları futboldan büyük keyif alıyor. Tıpkı biz seyredenler gibi... Maçın başında verilen pozisyon ve daha sonra Gaziantep'in ikinci yarıdaki bulduğu iki net pozisyona baktığımızda oyunu defo olarak görebilirsiniz ama bu seyir zevki yüksek oyunda bunları kabul edilebilir buluyorum. Yani Beşiktaş'ın oyun karakteri, özellikle Oğuzhan'ın da katılımıyla oluşan yaratıcılık, üretkenlik ve sonunda bitiricilikti...
🔴 Rhodolfo'nun sakatlığı ile savunma göbeği iki yeni oyuncu Marcelo ve Alexis Delgado'ya kaldı. İki oyuncunun dünkü performansı nasıldı? Bu durum önümüzdeki maçlarda Beşiktaş için bir handikap olur mu?
Bundan bir hafta önce Beşiktaş'ın değişmez stoperleri Rhodolfo ve Ersan'dı. Dünkü oyunun 20. dakikasından itibaren yepyeni iki stoperle devam etmek zorunda kaldı Beşiktaş: Marcelo ve Delgado... Yeni oyunculardan ortak bir oyun ortaya çıkarmak tabii ki kolay değildir. Marcelo bana göre iyi futbolcu ama savunmacılığı için biraz daha beklemek gerekiyor. Geniş alanda ne yapar, bire birde nasıldır, biraz daha test etmek gerekiyor. Ancak Rhodolfo'nun sakatlığıyla ertelenen maçlardaki stoper alternatifsizliği ciddi sorun olur.
🔴 Sezonun ilk yarısında yediği gollerden dolayı çok eleştirilen kaleci Tolga'nın dünkü performansını nasıl yorumluyorsunuz?
Bazen rekabet oyuncuları daha yüksek performanslara taşıyabilir. Tolga bu çizgide gidiyor. Kaleci pozisyonunda 'sen kenara geç' 'sen gel oyna' yoktur.. Bir devrediş vardır. Sanki Tolga bu kaleyi Boyko'ya verme işini öteleyecek gibi görünüyor...

Emin adımlarla...

İkinci yarıda Süper Lig'e başlayamaması, kupa maçının tek maç olması ve bu turdaki tek karşılaşmanın hafta sonunda yapılması nedeniyle Beşiktaş, Bucaspor karşısına ideal 11'i ile çıktı... Oyunun geneline baktığımızda bütün futbolculardaki oynama iştahı ve coşkusu, Beşiktaş'ı maçın tüm bölümünde bir an olsun bile maçtan koparmadı. Yani oyunun bütün hakimiyeti ve bütün kontrolü 90 dakika siyah-beyazlılardaydı. Bana göre çok kolay bir galibiyet oldu. Bucaspor kendi sahasında oynuyordu ama Beşiktaş deplasman dezavantajını hiç hissettirmedi.
Belki golleri ikinci yarıda buldu ama ilk yarıda da pozisyonları bulan ve rakibine pozisyon vermeyen bir Beşiktaş izledik... Zaman zaman hata yapsa da Gökhan Töre'nin ve uzun süredir sahaya çıkmayan Mario Gomez'in oynama isteği, Olcay'ın her zamanki çalışkanlığı ve iştahı, Oğuzhan'ın zaman zaman kaliteli işleri, Beşiktaş'ın kazanmasındaki en önemli faktörlerdi. Bazen kupa maçlarını izlerken lig ve seviye farkını hissetmiyordunuz ama Buca-Beşiktaş maçında sıklet farkı çok net hissedildi.
Biraz da yeni transferlerin olduğu mevkilerden bahsedersek; Tolga'nın ikinci yarıda yaptığı güzel kurtarışlar, kalede ortaya çıkan rekabet nedeniyle tecrübeli file bekçisini bir seviye ileriye taşıyacak gibi görünüyor. Defansta yapılan iki transferle birlikte ise Beşiktaş'ın bu bölgesi herhalde hiç bu kadar zengin olmamıştı... Kısacası Beşiktaş için çeyrek final çok kolay ve çok rahat geldi... Hedef çifte kupaysa Beşiktaş şimdilik iki kulvarda da emin adımlarla yoluna devam ediyor.

Keyfin yanında sonuç da vermeli

Taraflı tarafsız herkes ilk yarıyı lider tamamlayan Beşiktaş'ın en keyif veren futbolu oynadığını söylüyor... Siyah-beyazlılar, bu keyif veren futbolu ve istikrarı ikinci yarıda sürdürebilir mi?

Şampiyonluk hedefi olarak baktığımızda Beşiktaş'ın "keyif veren" futbolunun yanına "sonuç veren" tanımlamasını da eklemesi lazım. O zaman istediği ve özlediği şampiyonluğa ulaşabilir. Ama şu bir gerçek ki; seyir ve oyun zevki olarak rakipleriyle kıyaslandığında en önde Beşiktaş'ı görüyoruz. Ben bunun devam edeceği görüşündeyim. Tek rakibi olarak gördüğüm Fenerbahçe'nin farklı gibi görünse de gerçekçi bir oyun anlayışına sahip olduğunu düşünüyorum. İkinci yarı bizi çetin bir yarış bekliyor.

Herkesin hemfikir olduğu bir diğer konu, stoper ve kaleci transferi. Olmazsa ne olur?
Beşiktaş'ın önemli bir kaybı olmaz. Her "yeni" denilen şey adaptasyon süreci gerektirir.
Her yeni; bir bilinmezi içinde barındırır. Kısa vadede olumlu yansımayabilir.
Bir kalecibir stoper değil, çok iyi bir kaleci ya da çok iyi bir stoper de alınabilir. Yani niceliğe değil niteliğe bakmak gerek.
Başkan 'İki yeni transfer geliyor' diyerek uzun süredir sakat olan Veli ve Tolgay'ı hatırlattı? İki futbolcu neler katar?
Bu iki oyuncuyu transfer olarak göreceksek Tolgay ile Veli; uzun bir aradan sonra takıma katılacaklar evet... Ama bana göre ikinci yarıda banko değil alternatif oyuncular olacaklardır. Kadro genişliği açısından takıma fayda sağlarlar. Fark yaratacak 11 oyuncudan biri olmazlar.
Sizce ilk yarının en iyi maçı hangisiydi?

Belki ilk yarının son maçı ama 4-0 kazandığı Konyaspor karşılaşması ile 5-1'le geçtiği Antalyaspor maçını söyleyebiliriz.
İlk yarının en kötü performansı diyebileceğiniz bir maç var mı?
En kötü performans değil de en yetersiz performans dersek kazanmasına rağmen Kayseri (2-1) ve Osmanlıspor (3-2) maçları derim. 2-0 yenilmesine rağmen Akhisar mağlubiyetini söylemiyorum.
Gomez golleriyle öne çıktı ama takımın gizli kahramanları arasında Atiba gösteriliyor katılır mısınız?

Beşiktaş'ta ilk yarının enleri kimlerdi? Evet Gomez golleriyle ön plana çıktı, Atiba gizli kahramandı ama bir kişi var ki Beşiktaş'ın oyununu direkt etkiledi; Oğuzhan Özyakup. En iyi oyuncu; Oğuzhan ve Gomez. En istikrarlı ve faydalı oyuncu; Atiba'ydı. Savunmada lider Rhodolfo'ydu. Gökhan'dan daha iyi bir çizgi bekliyorum. Quaresma ilk döneminden daha iyi ama kendi içinde daha iyiye gidebilir diye düşünüyorum. Sosa da hep işin doğrusunu yapandı. İşini yapıp fark yaratamayanlar; Beck, Olcay, Ersan ve Tolga oldu.
Şenol Güneş, Bilic'in Beşiktaş'ında neleri değiştirdi. Üzerine neler koydu?

Oynama devamlılığı ve birlikteliği Bilic'in bu takıma kattığı en önemli şeylerdi. Şenol Güneş tabii ki bunun üzerine çok şeyler kattı. En önemlisi Oğuzhan'a özgüvenini kazandırmasıydı. Zaten Güneş'in teknik adamlık CV'sinde pek çok oyuncuya kazandırdığı özgüveniyle, onları farklı yerlere taşıdığını görüyoruz. Bu Şenol Hoca'nın en önemli artısıdır.
Güneş'i taraftar seviyor. Ama şampiyon olunmazsa bu sevgi değişir mi?
Olasılıklar üzerinden sonuca gitmek zor.
Şampiyonluk kaçarsa ne olur bilinmez. Kaçış değil nasıl kaçtığı önemlidir.
Futbola teknik bakış; sonuçtan değil oyun penceresinden olmalı.

Tekin'in not defteri

Tolga Zengin 6
İsmail Köybaşı 7
Ersan Gülüm 7
Andreas Beck 7
Rhodolfo 7
Jose Sosa 8
Gökhan Töre 7
Atiba Hutchinson 8
Oğuzhan Özyakup 9
Ricardo Quaresma 7
Mario Gomez 9
Günay Güvenç 6
Dusko Tosic 6
Olcay Şahan 7
Necip Uysal 6
Kerim Frei 6.5
Cenk Tosun 7.5

Sahne Sosa'nın

1- Beşiktaş dün gece neleri yaptı, neleri yapamadı? Dün akşam oyun başlangıcı benim hiç öngörmediğim şekilde oldu. Ben oyunu ele almak isteyen, önde oynama düşüncesi ağır basan bir Osmanlıspor anlayışı beklemiyordum. Peki Beşiktaş buna karşı ne yaptı diye düşünürsek... İlk yarıda oyuna ortak olma anlamında Beşiktaş'ı ancak 1-0 geriye düştükten sonra gördük. 1-1'e kadar 15 dakikalık bu bölüm dışında oyunun zaman zaman dengede zaman zaman Osmanlıspor lehine gittiğini izledik. Bunda zemini de iklim şartlarını da işin içine katabilirsiniz. Ama dünkü galibiyette Beşiktaş açısından tek faktör Sosa'ydı. Attığı ilk golde müthiş bir vuruş ustalığı vardı. Galibiyeti getiren ikinci golündeki hareketleri ise bana bir zamanların usta basketbolcusu Naumoski'yi hatırlattı.

2- Kaleci transferinin artık kesinleştiği bugünlerde Tolga'nın 11'e dönmesi normal miydi?
Evet, Galatasaray maçında oynamayan Tolga'nın bundan sonra kolay kolay şans bulamayacağını düşünüyordum ama Şenol Güneş bana göre doğru yaptı ve böyle bir zamanda Tolga'ya güvenini bir kez daha gösterdi. Ama maalesef yenilen ilk golde Tolga'nın öne çıkışı yine bir kaleci hatası olarak dün akşama yazıldı. Artık şu bir gerçek ki, ara transferde ancak bir oyuncu alabilirsiniz diye şart koysalar Beşiktaş'a, bu yine de kaleci olacaktır diye düşünüyorum.

3- Şenol Güneş'in oyuncu değişikliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben bırakın oyun içinde hiç kullanmayacağını düşünmeyi, ilk 11 tercihinin bile Gökhan Töre'den yana olacağını düşünüyordum Güneş'in son Galatasaray maçından sonra. Ama üç değişiklik yapan Beşiktaş'ta hala Gökhan'ın kenarda kalması, yani hamle olarak üç seçenekten hiç birinin olmaması bunun sadece teknik bir karar değil daha farklı sebeplerinin olduğunu düşündürdü bana. Bence Gökhan Töre'nin futbol karakterinin ancak oyununu oynayarak yukarı çıkacağını, oynamayarak da çizgisinin çok altına inebileceğini düşünüyorum. Çünkü bu ligde Gökhan Töre'ye maç çözmek için çok ihtiyacı olduğu düşüncesindeyim.
Kısaca dün akşamki galibiyetin tek bir özeti vardı: O da Sosa idi..

Sosa etkisi

Beşiktaş'ın o alıştığımız rakibe baskı kurma ve pozisyon zenginliği yaşatan oyununu dünkü maçta göremedik. Bunun nedenleri sizce neler olabilir?
Dün akşamki Kayseri maçı oyunun sorgulanması açısından önemliydi ama geçen haftaki yenilgiden sonra önemli olan 3 puan alıp alamayacağıydı... Özellikle ilk yarı ve maçın 70 dakikalık bölümünde Beşiktaş'ın alışılmış oyununu göremedik. Beşiktaş'ın oyununu tarif ederken hep kullandığımız 'hücum zengini, pozisyon zengini' sözlerinin tam karşılığını bulamadık. Ancak ben iki hafta önce de söylemiştim. Bazen maçı oyun üzerinden değil skor üzerinden değerlendirmek zorunda kalırsınız. Bunun sebebi olası bir puan kaybında Beşiktaş'ın olumsuz giden bir süreçten bahsedilecekti. Bu galibiyet bunun önünü kesti ve G.Saray maçına aradaki 6 puan farkını koruyarak çıkmasını sağladı.

Geçen hafta eleştirilmesine rağmen savunma kurgusunda Ersan'ın yokluğunda Tosiç tercihini nasıl yorumluyorsunuz?
Burada Şenol Güneş'in, "Ben Milosevic ve Franco'yu kullanmayacağım" tercihinden söz edebiliriz. Bu savunma hattına çok başarılı diyemeyiz. Oyunun geneline baktığımızda vuruş anına kadar Kayseri'nin getirdiği bir çok pozisyon var. Bunların savunma zaafından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Beşiktaş, öne geçmesine rağmen rakibi hem skor olarak hem de oyun olarak maçın içinde tuttu. Beşiktaş'ın en verimli, en etkili ismi hiç şüphesiz Sosa'ydı. Golü yaptırdı, duran toptan golünü attı. Hep doğru seçimleri, doğru tercihleri yaptı. Gol atmasına rağmen Gomez'deki düşüş ise dikkat çekti. Yine en önemeli isim orta sahada Atiba'ydı. Beşiktaş'ın en olumsuz görüntüsü ise orta sahasının rakibe istediği işleri yapmasına müsaade etmesiydi...

Beşiktaş'ın dünkü oyunu, Avrupa'da Sporting Lizbon'a ve ligde Galatasaray'a yeter mi?
Her maçın ayrı bir karakteri vardır. Lizbon da öyle olacaktır.. Dünkü görüntüden Sporting Lizbon maçı için çıkarımlarda bulunamazsınız. Tabii lig başlangıcı ile son 3-4 haftalık oyunu kıyaslarsak Beşiktaş'ın oyun gücünün aşağıya doğru düştüğünü söyleyebiliriz. Galatasaray karşılaşması ise bambaşka bir atmosferde oynanacak. Çünkü Beşiktaş, olası bir galibiyetle bir rakibini ligden kopartabilecek...

Kontrol yok Oğuzhan var

Dün akşamki oyunda kontrol kimin elindeydi diye sorduğumuzda kontrolün her iki takımın da elinde olmadığını söyleyebiliriz. Maçın karakterini anlatan en doğru şey ise oyunun kontrol altına alınamayışıydı. Devamlı git-gellerle dolu bir 90 dakika seyrettik. Tabii Beşiktaş daha fazla gol pozisyonu üretti, iki gol attı ama oyun hep aktı, denge ve kontrol hiçbir zaman gelmedi. Buna karşılık Beşiktaş kadar olmasa da Sivasspor da pozisyonlar buldu. Ancak skoru alan yine Beşiktaş'tı...
Beşiktaş'ın savunmasında zaman zaman özellikle Ersan ve Rhodolfo'nun aksaması Sivas'ı oyunun içinde tutarken Oğuzhan'ın kalitesi de işi bitiren etken oldu. Oğuzhan'ın ikinci goldeki vuruşu gerçekten harikaydı... Bana göre Beşiktaş'ın en önemli oyuncusu Oğuzhan'dı... Gomez'in etkisizliği, Quaresman'nın verimsizliği, Sosa'nın çok pas hatalarıyla oynaması Beşiktaş'ın olumsuzluklarıydı belki ama buna rağmen Kartal istediği pozisyonlara da üretkenliğe de sahip oldu. Beşiktaş'ta kim öne çıktı diye düşündüğümüzde Oğuzhan'ı ve oyundan çıkmasına rağmen Olcay'ı beğendim. Olcay'ın oyundan çıkış kararında ise Şenol hocaya çok da katılmadım. En göze çarpan noktalardan biri de Cenk Tosun, "Bana 10 dakika yetmiyor" dercesine girdiği iki pozisyonda "Ben golcüyüm ve gol atmalıyım" düşüncesiyle gol yapma telaşı ve paniği içindeydi.
Gökhan Töre'nin yokluğunda oyunun bir bölümünde de olsa Kerim Frei şans yakaladı ama maç eksikliği onu da olumsuz etkilemiş. Şenol Güneş ondan istediği verimi alamıyor. Beşiktaş için o kadar önemli galibiyetti ki Fenerbahçe ile puan farkını koruyup Galatasaray'la ise farkı 7 puana çıkardı. Gelecek hafta Aksihar'la yine kendi sahasında oynayacağını düşünürsek Galatasaray'la ile yapacağı maça kadar puan farkını rakibiyle bu mesafede tutarsa Beşiktaş çok önemli bir işi kotarmış olur...
Maçın hakemine gelirsek, tartışmalı penaltı kararı dahil ben bir türlü Hüseyin Göçek'in hakem performanslarını beğenmedim.