CANLI
SKOR
Metin Tekin

Metin Tekin

Sadece puan kaybı değil!

Dün akşamın en büyük özelliği bir Rıza Çalımbay takımını ortaya koyduğu tipik bir mücadele karakterli bir maç olmasıydı... Herkes birbirine yakın, temaslı ve maçın hikayesini belirleyen bana göre Rıza Çalımbay, yani Kasımpaşa'nın oynadığı oyundu... Doksan dakikanın her bölümünde bu oyun karakterini gördük. Beşiktaş buna karşı ne yaptı diye baktığımızda ise evet onlar da koştu, mücadele etti. Ancak kalitelerini, becerilerini ortaya koymakta zorlandı. Yani yapması gereken bu maçı mücadele maçından çıkarıp beceri ve kaliteli oyuna çevirmeleri gerekiyordu. Beşiktaş maalesef bunu başaramadı.
Şenol Hoca'nın 11'ine baktığımızda; Antalya'ya beş gol atan kadrosuyla oyuna başladı. Kazanan kadroyla devam kararı zaman zaman doğru olurken bazen de kazanan değil kendi doğrunuzu oynamanız gerekebilir. Sanki dünkü oyunda Gökhan ve Sosa ile başlansa farklı bir maça dönüşebilirdi diye düşünüyorum... Bireysel performanslara bakarsak savunmadaki Beck'in sıradanlığı, Rhodolfo ile Miloseviç'in pozisyonlarda hamle anlamında eksikliğini, Atiba'nın her zamanki çalışkanlığını, Necip'in ise orta sahada fark yaratamamasını gördük. Yine Olcay'ın arayışı, Mario Gomez'in bitiriciliği vardı. Quaresma'nın bir hafta oynayıp bir hafta pas geçmesi (bu maçta da pas geçti) süreklilik ve devamlılık sağlayamamasına neden oluyor.
Biraz Kasımpaşa'nın penceresinden bakarsak her istediklerini yaptılar gibi... İkili mücadeleye ve temaslı oyuna getirdiler ve skor da üretebildiler.. İstedikleri şey de buydu... Tabii ki lig yolunda böyle puan kayıpları olacaktır. Ancak puan kaybının yanında oyundaki performans kaybının da olduğunu söylemek gerekir.. Son dakikada kazanılan penaltıya gelince; sağdan baktım, soldan baktım ama bana hiç penaltı gibi gelmedi açıkçası...

Farklı ve keyifli

* Beşiktaş Avrupa dönüşü ligde 5 gollü galibiyet aldı. Bu performansı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa kupalarında devam etmenin lig performansını kötü etkileyeceğini savunan görüşler var. Benim bakışım ise bunu hiç alakası olmadığı ve zaman zaman olası Avrupa başarısının ligdeki başarıyı da desteklediği yönünde. Tıpkı dün akşam Beşiktaş'ın çok kolay skora gitmesi ve çok kolay bir oyunla maçtan 5-1 galip ayrılması gibi.

* Size göre Beşiktaş mı çok iyi oynadı, yoksa Antalya mı hafif kaldı?
Her ikisi de diyebiliriz. Sosa ve Gökhansız olmasına rağmen önde yine çok üretken bir Beşiktaş izledik. Quaresma, Olcay, Oğuzhan ve Gomez dörtlüsü üretirken ve becerili işler yaparken aynı zamanda Antalya'nın da orta sahada hiçbir direnç göstermediği birleşince ortaya farklı skor çıktı. Baktığımız zaman gol sayısı ve pozisyon zenginliği olarak ligde Beşiktaş'tan daha üretken bir takım göremiyoruz.

* Beşiktaş'ın geçen sezonundan farklı öne çıkan özellikleri nelerdir?
Son iki sezona ele aldığımızda en önemli özelliği golü bulduktan sonra rakibini oyuna ortak ediyordu. Bu sene ise tam tersi öne geçtiği zaman hücum zenginliğini ortaya koyuyor ve oyunu alıp kopartan bir anlayış sergiliyor. Bu sezon Şenol Güneş'in oyun anlayışındaki en önemli fark, skoru bulmak değil, oyunu koparmak oluyor.

* Derbinin berabere bittiği haftada Beşiktaş iki rakibine de 4 puan puan fark attı. Bu durum ileriki haftalara nasıl yansır?
Beşiktaş için en ideal sonuçlar ortaya çıktı. 9. haftanın sonunda kredi anlamında Beşiktaş'a çok şey kazandırdı. Hem kendine güven geldi hem de ileriye dönük kredi kazandı. İkinci devre derbileri dışarıda oynayacağını düşündüğümüzde şampiyon olma hedefinde ilk yarıda puan farkını açması bu hesaplar için ideal bir durum.

Birer devre

1- Fenerbahçe'nin derbi taktiğini ve oyununu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki ayrı devre olarak bakmak bazım. İlk yarıya baktığımızda kendi sahasında oynadığını hissettiren, en azından hissettirmeye, önde basmaya çalışan ve topa sahip olmakla pasla ilgilenmeden öne doğru gitme isteğinde olan bir Fenerbahçe izledim. Ki iç saha olarak bana göre doğru bir stratejiydi. Zaman zaman etkili oldular, 3-4 pozisyon buldular ve Diego ile öne de geçtiler. İkinci yarı dönüp baktığımızda 1-0'a, yani skora göre oynayan bir Fenerbahçe vardı. Yedikleri gole kadar da hücum etkinlikleri çabuk çıkışa ve kontratağa dayalıydı. Bu da onların ilk yarıda kalelerinde görmedikleri atakları yemelerine ve Galatasaray'a pozisyon vermelerine sebep oldu.
Yani özetle değerlendirirsek; bana göre ilk yarı doğru, ikinci yarı da belki de mecbur kalıştan dolayı sahaya iyi yansımayan bir oyunu vardı Fenerbahçe'nin.

2- Galatasaray'ın derbi taktiğini ve oyununu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Galatasaray'ı da aynı şekilde değerlendirmeliyiz. "Evet, ben Kadıköy'de oynuyorum. Öne gitmek değil ama topun bende kalması avantajım olur" diye düşündü. Galatasaray belki topa daha çok sahip oldu ama bunu önde hücum organizasyonu üretmek, etkili olmak için değil sadece topu tutmak için kullandı. O yüzden ilk yarı tek bir pozisyon bile üretemedi ve golü yedi Galatasaray.
İkinci yarı tıpkı Fenerbahçe gibi Galatasaray'da da 1-0'a göre bir oyun anlayışı vardı. Daha çok ve daha çabuk öne çıkmak, artık pozisyon bulmak isteyen bir Galatasaray vardı. Ve bir duran top organizasyonu ile Kadıköy'de 1-1'i buldu. Biraz oyuncu performansına bakarsak; bence ikinci yarı solbek işini iyi kotaran, golde bırakın kafayı vurmasını orda bulunması bile enteresan olan Olcay, organizasyonda Selçuk, Bilal ve Sneijder'in istekli oyunu ikinci yarı Galatasaray'ın artıları idi. Özellikle Podolski, Umut ve yerine giren Burak'ın ise kötüye yakın bir derbi performansları vardı.
3- Fenerbahçe'nin golünden önce Van Persie ofsayt...Hakem yönetimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hakem adına zor bir maçtı, kartlar biraz geç kaldı. Tabii ki en çok tartışılan Fenerbahçe'nin golüydü. Benim ofsayt anlayışıma göre, yani topa giden oyuncu ofsayttır. Ama kural ne der başka...Hakemler de bunu çok tartışıyordur herhalde. Ve bence bu yeni kuralın, eskisiyle değişmesi gerektiğini de söylemeliyim.

Şimdi hayal kurma zamanı

Harika bir futbol hikayesiydi. Her maçın kazanımı olur ama böyle hikayesi her zaman olmaz. 2008 Finalleri'nde yaşamıştık bunun gibisini. Kazakistan deplasmanda yeniyor, bu da yetmiyor 89.dakikada 10 kişi kalmışsınız İzlanda karşısında 1-0 öne geçiyorsunuz. Herhalde bundan daha güzel bir futbol senaryosu bizim açımızdan daha iyisi olamazdı. Sekiz yıl aradan sonra orada olmak, orada olabilecekler bizi bir futbol adamı olarak çok heyecanlandırıyor. Çünkü gruplar başladığında tek birşey vardır, maçları inersiniz çıkarsınız, kazanırsınız kaybedersiniz finallere gitmeyi beklersiniz. Türkiye bunu başardı. Çok kötü başladığı, çok iyi bitirdiği bir grupların hikayesiydi. İnanın belki bizim üzerimizde bitiren takımlar var, İzlanda gibi Çek Cumhuriyeti gibi ama biz finallerde onlardan çok daha fazlasını hayal ettirebiliriz.

Buraya nasıl geldiğimize baktığımızda, Hollanda galibiyeti, Çek galibiyeti, İzlanda galibiyeti. Çok mu iyi oynadık bu maçlarda, hayır? Ama çok önemli bir şey başardık: Fransa'ya gitmek.

Dönüp baktığımızda Türkiye'nin birçok turnuvaya giderken zorlandığı ama her gittiğinde bir unvan kazandığı görülüyor. Fransa da adımızın bir yerlere yazıldığı bir turnuva olacaktır.

Tebrikler Türkiye, inanıyorum Fransa finalleri için bize bütün hayalleri kurdurabilecek bir takımsınız. Bizim futbol karakterimizde bunun olduğuna ben inanıyorum.

Lider benim

Futbolda bazen oynadığınız oyun skoru değiştirir, bazen de skor oyununuzu değiştirir. Tıpkı dün Beşiktaş'a olduğu gibi. İlk 17-18 dakikalık bölümü deplasmanda olmasına rağmen Fenerbahçe olgun oyunu, topa sahip oluşu ile istediği gibi oynadı. Ama tam her şey iyi gidiyor derken Fenerbahçe için bir duran top, bir savunma hatası ve gelen golle oyunun farklı bir boyuta geçişi. Golden sonra Beşiktaş çok mu iyi oynadı?
Hayır. Ama bir gol daha bularak skoru 2-0'a getirdi. Baktığımız zaman 2-1 biten ilk yarıda kendi kalelerine atılan goller ile enteresan pozisyonlar izledik. Kjaer'in iki, Tosic'in bir hatası skoru belirledi.
2. yarı ise ben F.Bahçe'nin sonuca direnç göstereceğini ve topa daha çok sahip olacağını düşünürken oyun önce ortada oynandı sonra Beşiktaş'ın lehine döndü.
'Öne çıkan oyuncu var mıydı?' diye bakarsak Beşiktaş'ta Mario Gomez golcü kimliği, Gökhan Töre de son iki haftadır yükselen formu ile dikkat çekti. Ama genelde bireysel performanslar aşağıda kalırken, tempo ve mücadele maçın seyir zevkini büyüten unsurdu. Ben açıkçası 90 dakikayı çok keyif alarak izledim.
Fenerbahçe'deki Van Persie olayına bakarsak; Pereira'nın bir kez daha 'sensiz oynayacağım' demesi bana göre onlara pahalıya mal oldu. Artık Pereira ne yaparsa yapsın, ne derse desin o forma Van Persie'nin.
Oyun içi değişikliklere gelince; Rıdvan hocanın 'Yavru Rıdvan' diye tanımladığı Markovic sakatlığı ile de ona benzedi. Maçın çok erken dakikalarında sakatlandı yoksa 1-2 pozisyon vardı ki çabukluğu ile fark yaratacağının sinyallerini veriyordu . Yerine giren Volkan Şen ise 2-2'lik pozisyonun hazırlayıcısı oldu.
Hakeme gelince... Tabii ki itirazlar, tartışmalar derbinin ruhunda vardır bizde ama bana göre Özkahya'nın çok büyük bir hatası olduğunu söyleyemem. Ben tek eleştirimi Ersan'a ve Şener'e gösteremediği ikinci kartlara yapabilirim. Ve günün sonunda Beşiktaş, Fenerbahçe'yi yakalayıp, iki yılın sonunda nihayet kazandığı bir derbi ile averajla da olsa 'Lig lideri benim' dedi.

Sosa'nın yeri orası değil

Gençlerbirliği gibi hücuma hızlı çıkan bir takıma karşı Şenol Güneş'in ofansif kadro ile başlama isteği doğru muydu?
Ofansif bir kadrodan öte Sosa'nın maça başladığı mevki Beşiktaş için en büyük handikaptı. Sosa'yı oyun organizasyonunda değil, hücumda 'bitiricilik' yönünde kullanmanız gerekir. Şenol Güneş'in Quaresma ile başlama isteği, Sosa'yı ön liberoda oynatma yanlışlığına düşürdü. Bence kadrodaki en büyük yanlış, Sosa için yanlış mevki seçimiydi.

Beşiktaş dün Oğuzhan'ı aradı mı?
Oğuzhan'ın bu seneki performansını göz önüne getirdiğimizde, Beşiktaş için dün büyük bir eksiklikti ama bir 'aramak' değildi. Güneş, Oğuzhan'ın yokluğunda Sosa'yı o bölgede denedi ve bu denemesi de maçı Sosa'sız oynamasına neden oldu.

Şenol Güneş'in ikinci yarıdaki hamlelerini nasıl buldunuz?
Ben Şenol Güneş'in, Cenk Tosun'u daha sonra kullanacağını düşünmüştüm ama oyuna daha erken aldı. İkinci yarıya Necip ve Cenk Tosun'u alarak oyuna 4-4-2 ile döndü. İleride Tosun-Gomez ile oynadı. Daha sonra Cenk'i sağ kenara, Gökhan'ı da sol kenara kaydırarak, Necip-Sosa- Atiba orta sahasına döndü ve ileriye böyle destek vermek istedi. Bence bu hamle daha geçerli bir oyun formasyonu oldu Beşiktaş için. Çünkü bu format ile golü bulup, iki de net pozisyonu yakaladılar ama değerlendiremediler. Gol için konuşacak olursak; Beşiktaş için Töre'nin ortası Cenk Tosun'un kafa vuruşu ile gol bulması normal ama dün Cenk Tosun'un ortasında Gökhan Töre ile gol geldi. Bu, Beşiktaş için çok rastlanacak bir gol organizasyonu değildi.

Fenerbahçe derbisi önce puan kaybı yaşayan bir Beşiktaş var. Bu derbi öncesi takımı etkiler mi?
Tabii ki her puan kaybı Beşiktaş'ı etkileyecektir ama bu derbi için değil, ligdeki durumu için bir etki olur. Dünkü oyunun ikinci yarısının 15-20 dakikalık bölümü hariç, çok yetersiz bir performans vardı Beşiktaş için. Ama Beşiktaş'ın, Fenerbahçe derbisinde çok farklı strateji ve farklı bir oyun kadrosu ile oynayacağını düşünüyorum.

Hakem Fırat Aydınus'un dünkü yönetimini nasıl buldunuz?
Aydınus'un çok bariz bir hatasını görmedim ancak Gomez'in dirseğinde "Sarı mı, yoksa daha ağır bir kart mı olmalıydı?" sorusu kafamda kalan tek soru işareti oldu.

Gomez oynamalıdır!

Mersin İY maçı sonrasında Beşiktaş'ın futbolunu nasıl buldunuz? Tabi çok görkemli bir skor ile deplasmanda kazandı Beşiktaş ama bu sadece bir maçtı. Bunu çok farklı düşünenler, sezon sonunu bu maçla görecek kadar galibiyeti abarttılar. Elbette iyi başlangıçtı, tabii ki Beşiktaş'ın oyunu hakkında fikirler verdi ama bütün ligi değil, ikinci maçta dahi her şeyin çok farklı olabileceğini gördük. Yine aynı mantıkla, bu Trabzon mağlubiyetinde de bütün bir sezona kötümser şekilde bakmamak lazım. Her ikisi de Beşiktaş için çok farklı iki maçtı. İki maçta yenilen 4 gol var. Beşiktaş'ta defans hattında sorunlar mı var? Geçen sene Bursaspor'da Şenol hocanın oynuna bakarsak, bu sezon da oyun yapısı hücumda pozisyon zenginliği üzerine kurulu. Bu oyunun getirisi böyleyken, zaman zaman savunmada daha çok zafiyet olabiliyor. Bugün de 2 gol yediğini düşünürsek iki haftada 4 gol, Beşiktaş'ta savunma için acabaları arttırıyor. Bu oyunun, bütününde getirisini ve götürüsünü görmek için biraz daha beklemek lazım. Quaresma'nın kırmızısı oyunu nasıl etkiledi? Tabii ki 10 kişi kalması oyunun akışını değiştirdi. Oyunun seyrine bakıldığında 1-1'i yakalayan Beşiktaş öne geçebilecekken, 10 kişi kalınca her şey değişti. Trabzonspor da 1 kişi fazla oynamanın etkisiyle oyuna bakışı çok daha farklı oldu. Bazen bir oyuncu bir takım için çok oyuncudur, tıpkı Mbia'nın Trabzonspor'da olduğu gibi. Futbolu nerede oynarsa oynasın tutkulu oynaması iki haftada bunu gösterdi. Beşiktaş'ta bireysel performanslara baktığımızda Gökhan Töre'nin halen daha sezona başlayamadığını, Mersin İdman Yurdu karşılaşmasının mükemmel performanslar sergileyen Oğuzhan'ın kesin inişler çıkışlar yaşayabileceğini, Olcay Şahan'ın da etkisiz kaldığında üretkenliğinin azalacağını gördük. Son nokta da Cenk Tosun için koyalım: Gomez kenarda otururken, Cenk'in her maçı değil, her pozisyonu gole çevirmesi lazım. Yani Cenk'in işinin zor olduğunu, bu takımın santrforunun Gomez olacağını söylesek herhalde yanlış olmayacaktır.