CANLI
SKOR
Metin Tekin

Metin Tekin

İlk yarı tamam ya ikinci yarı!

Benfica maçı öncesi Beşiktaş'ı nasıl buldunuz?
Beşiktaş ligdeki en kolay ilk devresini oynadı. Topa Oğuzhan ve Tolga ile sahip oldu, Aboubakar-Cenk ikilisi ile de hücumda çok rahat bir şekilde skoru 2-0'a getirdi. Kalesinde pozisyon anlamında da oyun anlamında da hiç tehdit görmeden ilk yarıyı bitirdi. Ama gelgelelim ikinci yarı gereksiz bir penaltı ve rakibi oyuna ortak edişle Beşiktaş'ta "Acaba ben bu maçı kazanabilecek miyim?" düşüncesi akıllara düşüverdi. Bu fotoğrafta Adanaspor'un 2-0'dan sonra gereksiz savunma anlayışından uzaklaşıp öne doğru oynama isteği de önemli oldu. Ama günün sonunda "3 puanı cebe koyup artık Benfica'yı düşünüyorum" dedi Beşiktaş. Oyun ilk yarı tamam, ikinci yarı ise Benfica maçı için soru işaretleri tabii ki var.
🔴 Oğuzhan, Atınç ve sol bek oynayan Beck için ne dersiniz?
Sakatlıklardan sonraki savunma anlayışı enterasandı. Beck'in sol bekte Atınç'ın da ilk 11'de yapacakları merak ediliyordu. İlk yarı Atınç'ı hiç görmedik. İlk gördüğümüzde de gereksiz penaltıyla skorun değişmesine sebep oldu. Ben Beck'in sağ ve sol farketmez, hatta iki stoperde oynaması halinde bile bu savunma performansını yakalayacağını düşünüyorum. Ama Atınç'ın alternatif olma konusunda ciddi sıkıntıları var. Çok az oynaması tabi ki bunun etkenlerinden biri ama maalesef Atınç'ın bu haliyle alternatif stoper olması zor. Oğuzhan ise Tolgay ile oynayınca geçen sezonki pas trafiğinden esintiler sergiledi. Beşiktaş'ın üçlü orta saha ile oynayışının da Tolgay ve Oğuzhan'ı çok rahatlattığını gördük. Oğuzhan'ın yaptığı bu becerili işleri gerçekten özlemişiz. Çünkü Beşiktaş'ın hücum organizasyonunda onun becerisine çok ihtiyacı var. Dün akşam da bunu gördük.
🔴 Hakemi nasıl buldunuz?
Ben Ali Palabıyık'ın üç kararının da doğru olduğunu düşünüyorum. El çok net bir penaltı, bana göre Atınç'ın kontrolsüz müdahalesi de doğru. Kırmızı karta gelince; Artık futbolcuların bu tip bir hamleyi bırakın yapmayı, aklına bile getirmemeleri gerekir. "Sarı karttı, kırmızı ağırdı" gibi düşüncelere kesinlikle katılmıyorum. Takımın adı ne olursa olsun artık bu hamleleri futbolcuya yaptırmayacaksınız.

Farklı senaryo...

Hafta içinde Salı günü Şampiyonlar Ligi'nde Napoli ile oynamışsın, zorlu ve yüksek tempoda bir mücadele sergilemişsin.Beşiktaş'a sorsalar "Senaryo nasıl olsun?" diye.... Siyah-beyazlı oyuncular, "İlk 20 dakikada gol veya goller atıp garantili bir skor alalım, ondan sonra oyunun kontrolünü sağlayalım" derlerdi. Beşiktaş için bu senaryo gerçekleşti ancak devamı gelmedi. Beşiktaş'ın bunu sorgulaması lazım. Oyunu 2-0'a getirdi ama ondan sonra oyuna hükmeden ve pozisyonlara giren takım Trabzonspor oldu.
Galatasaray maçında öne geçen taraf Trabzonspor'du... Ondan sonra bordomavili takım savunma ağırlıklı başka bir oyuna döndü. Dün ise tam tersi bir senaryo vardı sahada.. Trabzonspor'un farklı plan ve stratejisinin de olduğunu gördük.Mühim olan Trabzonspor'un oyuna ortak olma gücünü sahaya yansıtması. Beşiktaş ikinci yarıda fizik olarak düştü ama Trabzonspor'un dirilişini de görmemiz lazım.
Beşiktaş'ın muhakkak geniş bir kadrosu var ama Caner ve Talisca'nın yokluğu büyük eksikliktir.Teknik direktör Şenol Güneş'in geçen seneden farkı bu sene çok fazla Olcay ve Oğuzhan gibi kenar oyuncularını kullanmıyor.Kimi kullanıyor, Ömer ve Cenk gibi santrfor özelliği olan oyuncularını kullanıyor.Şenol Hoca için bu son derece radikal bir karardır. Getiren ve tutanla değil, atanla kullanıyor Şenol Hoca kenarları...
Beşiktaş'ta en beğendiğim oyuncu Atiba'ydı. Hem savunmada hem hücumda güçlü bir performans gösterdi, 90 dakika boyunca oyunun içindeydi. Quaresma belki penaltıyı yaptırdı ama çok daha iyi oyunları vardı. Oğuzhan'ın da fiziksel yetersizliği Beşiktaş'ın oyununa olumsuz yansıdı. Penaltı pozisyonunda ise Bero, kendini öne doğru atmasa hakem penaltıyı vermezdi. Bero o pozisyonda Quaresma'ya kalçayla darbesi var ve penaltı kararı doğru. Atiba'nın, ceza sahası içinde N'Doye'ye yaptığı hareket de bana göre penaltıydı.

Devler Ligi’nde namağlubiyet!

Şampiyonlar Ligi oyunları içeride de dışarıda da kontrollü oyunlardır. Evet, belki Beşiktaş'ın Vodafone Arena'da oyun mantığını daha farklı, daha baskılı düşünebilirsiniz ama özellikle deplasmanda galibiyetle döndüğünüz Napoli'ye karşı böyle bir oyun planını mantıklı buluyorum. İlk yarıya baktığımızda daha etkili başlayan, ilk 20 dakika etkili olan Napoli; daha sonra dengeyi kurup önde basmaya ve mücadele karakterini öne çıkaran bir Beşiktaş oyunu vardı. Bunda da esasında başarılı oldu. Tosic'in sakatlığı sonrası Adriano sol beke geçti. Genelde Beşiktaş 11'inde Adriano'nun önde kullanılmasını hiç doğru bulmuyorum.
Şenol Güneş, zaten yalnızca Şampiyonlar Ligi'ndeki dengeli oyunlarda onu böyle kullanıyor. Tabii ki bunun da bir mantığı var, onu da anlayabiliyorum ama yine de Tosic'ten sonraki düzenin daha doğru bir Beşiktaş düzeni olduğunu söyleyebiliriz.
Adriano'nun sol bekte iyi iş çıkardığını düşünüyorum ama önde o işlevi yok.
İkinci yarıda ise yine ilk 20 dakika karşı kaleye bile gidemeyen bir Beşiktaş seyrettik ama bana göre;
Şenol Güneş'in maç önü senaryosunda kontrollü oynayıp az da olsa girdiği pozisyonları değerlendirmek vardı.
Bunu penaltıyla da olsa gerçekleştirdi.
Bana göre; üzülecek taraf beraberlik değil, öne geçtikten sonra berabere bitmesi olabilir ancak...
Bu tip oyunlarda rakibin gücünü kabul edeceksiniz. Evet, pozisyonlar buldu Napoli...
Ama bir şekilde bitirici anlamda net bir santrforunun olmaması, Napoli'nin skor anlamında istediğini yakalayamamasının sebebi oldu.
Günün sonunda baktığınızda Napoli gibi bir takımdan 4 puan almış ve istediğini yapmış bir Beşiktaş var. 4 puan almış bir Beşiktaş, ikili averajı da almış oldu böylece. Şimdi gruptan çıkmanın anahtarı Benfica karşılaşması.
Bireysel performanslara gelirsek, orta saha organizasyonu Gökhan İnler'le Oğuzhan'ı değiştirerek kullandı ama bir aydır özlediğimiz Oğuzhan'a gerçekten ihtiyaç var, yaratıcılık açısından. Hazır olmamasına rağmen yine de Oğuzhan, hakikaten farklı işleri yapan isim.
Cenk'in girişi sonrası zaman zaman o öndeydi, zaman zaman da Aboubakar... Buradaki soru "Daha net bir kenar oyuncusuyla oynanabilir miydi" olur. Olcay gibi, Kerim gibi... Dediğim gibi; Şampiyonlar Ligi çok daha farklı bir oyun karakteri gerektiriyor ve 4 maçın namağlubu bir Beşiktaş var. Bu grup hikayesi, Benfica maçıyla çözülecek.

Kartal geç kaldı!

Ankara'daki ilk 45 dakikada, benim geçen sene de dahil olmak üzere izlediğim en kötü Beşiktaş vardı sahada. Hatta maça hiç başlamamış bir takım görüntüsündeydiler. Ne istek ne konsantrasyon, hiçbir şey yoktu. Yarım pozisyon dahi bulamadılar. 16. dakikada Necip'in sakatlığı planları bozdu. Adriano'nun onun yerine geçmesi belki çok mantıksız değildi ama ikinci yarıda Marcelo değişikliği çok daha doğru oldu oyun organizasyonu açısından.
Beşiktaş ikinci yarıya çok farklı başladı. Özellikle Quaresma müthiş hırsı ve isteğiyle dikkat çekti. İlk yarıda yarım pozisyon dahi bulamayan Beşiktaş, beraberliği yakaladı ve 4 net pozisyon yakaladı.
Özellikle Cenk Tosun'un ikinci yarıda yakaladığı pozisyon çok netti. Ancak Cenk vurmak yerine Quaresma'ya pas vermeyi tercih etti. Cenk topu aldığında bile o kadar güvensiz gitti ki, kafasında vuruş olmadığı çok belliydi. Pas tercihi de yanlıştı. Cenk'in 2-3 maçtır aşağı doğru giden bir performansı var. Zaten vurmak yerine pas vermeyi tercih etmesi de son form durumunu ve özgüven sorununu gösteriyor.
Bir parantez de Beşiktaş'ın yediği gole açmak lazım. Şenol Güneş tam birinci kalecisini buldu derken Fabricio büyük bir hata yaptı. Yediği golden 10 dakika önce de öne çıktığı bir pozisyon vardı, onda belki başarılı oldu ama bu öne doğru oynama isteği sonunda pahalıya patladı. Tabii ki oyunu takip etmek ve pozisyon almak önemlidir ama her zaman doğru seçimi yapmalısınız. Eğer Fabri açılmak yerine kalesinde kalsaydı değil gol, pozisyon bile oluşmazdı. Ama yine de Fabricio açısından baktığımızda golden sonraki performansıyla hala kredisi olduğunu ortaya koydu.
Bu maç bize bir kere daha gösterdi ki gerçekten orta saha futbolda çok belirleyici. Özellikle Atiba'nın takımdaki etkisi açık şekilde görüldü. Atiba'yı çıkardığınızda Beşiktaş için orta saha organizasyonları ciddi sıkıntıya giriyor.

Aboubakar farkı

Napoli sonrası Beşiktaş'ı nasıl buldunuz?
Beşiktaş'ın dün akşamki oyununu belirleyen Antalyaspor'un savunma anlayışı idi. Beşiktaş'ı kendi yarı sahasında bekleyip karşılayan değil, 3-4 futbolcu ile ilerde basmak isteyen bir Antalyaspor vardı sahada. Topun olduğu her yerde Beşiktaş'a bastı.. Antalya kendisi de pozisyonlar buldu, Beşiktaş'a da pozisyonlar verdi... Bu da oyunun çok geniş alanlarda oynanmasına sebep oldu.
Esasında bu Beşiktaş'ın avantajı oldu diyebiliriz. Zira böylece siyah-beyazlı futbolcular rahat hareket edebilecekleri, boş alanlar buldular. Ancak ceza alanı içinde bunları gole çeviremediler. Taa ki ilk yarının son dakikasına kadar...
Tabii ki çok tartışılacak bir kırmızı kart var... Tosic'in hareketi faul mü değil mi sorusu ve ardından Antalyaspor'un 10 kişi kalışı ve ikinci yarıyı bir kişi eksik oynaması vardı...
🔴 Aboubakar harika bir gol attı... Gomez tartışmalarını artık bitirdi mi?
Gol işi kendine güven işidir.
İstediğiniz kadar fizik gücünüz olsun, moraliniz yerinde olmadığı zaman o vuruşu yapamazsınız...
Aboubakar'ın dün akşamki harika golünün hazırlayıcısı Napoli'de attığı o gollerdi. Ona bu vuruşu yaptıran Napoli'de attığı gollerin sonucudur...
O goller olmasa belki dün gece bu pozisyonda başka bir vuruş denerdi...
Ben Aboubakar'ı gerçekten beğendim...
Oyun içinde de Gomez'den daha faydalı...
Kanatlara çıkıyor, defansı açıyor... Mesela sold bile oynayabilir
🔴 Oyunu beğendiniz mi?
Skora rağmen oyun akışını beğenmedim Beşiktaş'ın... Bunda Talisca'nın da dün akşam oyunun içinde olmamasının payı vardı. Talisca iki gol attı ama oyunu değiştiren değil skoru değiştiren adam oldu sahada...

Şampiyonlar Ligi takımı olmak...

Önemli değil, çok çok önemli bir galibiyetle 3 puanla dönüyor Beşiktaş... Oynadığı 3 maçın içinde en tahmin edilemez galibiyet buydu ama zaten bu grup için kuralar çekildiğinde her takımın şansı olduğunu söylüyorduk. Tabii ki Napoli burada öne çıkıyordu ama gelen deplasman galibiyeti, Beşiktaş'ın bu grupta her şeyi yapabileceğini göstermiş oldu. Bundan sonra kalan 3 maç var... Bu maçların 2'si içeride ve doğrudan rakiplere karşı... Hakikaten önemli bir avantaj bu gruptan çıkmak için.
İlk devreye baktığımızda tabii ki oyun açısından hakim bir Napoli vardı. Oyunun galibi Napoli'ydi ama sonuçta istediğini alan Beşiktaş'tı ilk yarıda. Bu seviye maçlarda tabii ki deplasmanda oynarken baskı yiyeceksiniz ama oradan skoru bulup çıkmak önemliydi. Belki şanlı bir Beşiktaş'tan da söz edebiliriz deplasmanda ama eğer Şampiyonlar Ligi'nde deplasman galibiyeti çıkarmak istiyorsanız buna da ihtiyacınız var. Belki etkili oynamadı ama doğru ve gerçekçi oynadığını kesinlikle söyleyebiliriz.
İkinci devreye geldiğimizde ise oyunu dengeleyen ve zaman zaman oyunu ele alan bir Beşiktaş izledik. Bir deplasmanda kapanıp bir golle dönmek başka bir şeydir ama hep beraberliğe yakalanıp Napoli gibi bir takıma 3 gol atarak kazanmak başka bir oyun gücünü anlatır. Yani bu sonuç Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir takım olduğunun göstergesidir.
Bireysel performanslara baktığımızda; savunmanın bir şekilde ligdeki gibi dirençli oluşu, orta sahada Atiba dengesi ve Necip'in çalışkanlığı vardı. Birçok kişinin "Bu Abou'bakar', gol atmaz" esprisiyle görüş belirttiği bir oyuncuyken Kamerunlu gollerini buldu. Arkasına aldığı rüzgarla beraber onu daha farklı değerlendireceğiz. Benim hiç beklemediğim şekilde Cenk Tosun'un yerine ilk 11 çıktı Aboubakar ve onun bu şansı gollerle kullanması, gollerin dışındaki çalışkanlığı ve arayışı önemliydi.
Santrfordan kaleciye doğru dönersek Fabri'nin de artık penaltı kurtarışıyla "Ben artık Beşiktaş'ın 1'inci kalecisiyim" deyişi... Maçın bireysel anlamda bize anlattıkları bunlardı.

Mağlup olmamalı

Beşiktaş grup lideri Napoli karşısında bugün nasıl oynamalı?
Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde şu ana kadar en önemli kaybı kendi sahasında oynadığı Dinamo Kiev maçında aldığı beraberlik oldu.
Çünkü dışarıda aldığı bir puan sonrası içerdeki maçını kazanması gerekiyordu ama olmadı.
Napoli grup lideri. Tabii ki yenmek istersiniz, ideal sonuç galibiyettir ama gerçekçi bakarsak bana göre Napoli'de alınacak beraberlik yine çok önemli olur Beşiktaş için. Çünkü kendi sahasında oynayacağı iki maçı daha var. Öyle düşünmek gerek. Bu mantıkla ben Beşiktaş'ın çift santrfor ile başlamayacağını düşünüyorum.
Aboubakar-Cenk birlikteliği hem Napoli deplasmanı mantığında hem de son oynanan Kayserispor maçındaki görüntü olarak baktığımızda kesinlikle doğru olmaz. Kim oynar diye sorarsınız, ben Şenol Güneş'in tercihini Cenk Tosun'dan yana kullanacağını düşünüyorum.

ATİBA'NIN YANINA İNLER
Beşiktaş'ın artık savunma kurgusu netleşti.
Bazen kalede değişiklik yapılıyor ancak Fabricio da siyah-beyazlı takımın birinci kalecisi olduğunu gösterdi. Savunmada olursa bir tek sağ bekte Gökhan Gönül-Adreas Beck değişikliği beklenebilir. Ben yine bu bölgede Beck'in oynayacağını düşünüyorum.
Gelelim orta sahaya… Atiba tabii ki takımın vazgeçilmez oyuncusu olmuş durumda.
Yanında son iki maçta Necip Uysal oynadı ama bence Napoli karşısında Gökhan İnler forma giyecektir. Zaten teknik direktör Şenol Güneş de İnler'i bu maç için saklamış.
Sakatlığı geçen Olcay Şahan da kadroda.
Dinamo Kiev maçında bana göre çok verimsiz olan Caner-Adriano ikilisinin bugünkü karşılaşmada olmayacağını umuyorum.
Gerçekten sol kanatta çok kısır bir ikili oluyorlar.
Kanatlarda Olcay-Quaresma ikilisi özellikle hücum üretkenliği anlamında çok daha başarılı olur. Olcay belki oyunu başlatan değil ama oyunun parçası olabilen bir oyuncu.
Hücum etkinliği anlamında ben Olcay'ın çok daha faydalı olacağını düşünüyorum.

Sistem ve arayışlar

🔴 Beşiktaş maça 4-3-1-2 sistemi ile başladı. Maç içinde de sürekli değişikliğe gitti. Güneş aradığı sistemi bulabildi mi?
İki santrfor arkasına Talisca'yı koyarak ve çift forvet ile sahaya çıktı Beşiktaş.. Bu farklı bir sistem anlayışıydı. Belki de Beşiktaş, Şenol Güneş'in iki santrforunu kullanma isteğiyle bu yapıya büründü. Artıları ve eksileri neydi derseniz; Talisca servislerde iyi işler yapsa da kendini kenara çok atarak oynadı. Bu da santrforlardan kopuk oynamasına neden oldu ve üretkenlikte sıkıntılar yaşandı.
Geçen sene Quaresma ve Olcay ile kenar oyununu sık sık uygulayan siyah-beyazlılar, bu sistemde kenarsız oynadı. İşler iyi gitmeyince de kenar oyuncu isteği ile Quaresma oyuna girdi ve Talisca sağ tarafa atıldı. Bu değişiklikle de tek santrforlu bir yapıya dönüldü. Daha sonra da Ömer oyuna alınarak sistem 4-2-3-1'e döndü oyun de böyle tamamlandı. Geçen sene oturmuş kadro ve sistem yapısıyla maçları götüren Beşiktaş'ta sistem değişikliği bu sonuçları ortaya koydu.
🔴 Aboubakar birçok pozisyonu değerlendiremedi ve ikinci yarı oyundan alındı.. Sizce değişiklik doğru muydu?
Aboubakar fizik ve mücadele anlamında var ama son vuruş ve pozisyon üretkenliğinde sahada yok. Çift santrforlu yapıda Cenk ile birbirini tamamlayan ikili değiller. Merkezde kaldıkları zaman üretkenlikte zorlandılar. Aboubakar'ın performansından sonra Güneş, Cenk ile tek santrforlu oyunu daha da fazla deneyecek gibi... Maçı tek pozisyona bağlayamak doğru olmaz ama Aboubakar'ın kaçırdığı bir gol var ki maçın resmini değiştirebilirdi.
🔴 Beşiktaş, geçen seneye göre savunmada daha dirençsizdi. Bunun nedeni sizce nedir?
İkinci yarıda savunmada dirençsizlik daha da yaşandı. Atiba ve Necip dirençli evet ama Talisca, Ömer ve Quaresma aynı anda oynadığı zaman, böyle zaaflar yaşaması normal.
🔴 Fabri'nin bu performansıyla 'formayı Tolga'dan kaptı' diyebilir miyiz?
Son haftalardaki seçimlerde gördük ki Şenol hoca birinci kaleci konusunda kararını vermiş. O da Fabri.. Oynadığı oyunlarda ve dünkü performansla iyi bir çizgide gidiyor.

Değişken 11’ler

Şenol Güneş, son oynanan Dinamo Kiev maçından 4 ismi dün değiştirdi. Hocanın Çaykur Rizespor karşısında kadro tercihi ve karşılaşmanın ikinci yarısında yaptığı hamleleri nasıl buldunuz?
Rotasyon dediğimiz şey her maça başka 11 ile çıkmak değildir. Rotasyon gerektiğinde kenarda olan diğer oyuncuları zaman zaman kullanmaktır. Yoksa bir takım oluşturmanız hiç kolay olmaz. Ben dünkü 11'in, biraz eksiklerden dolayı biraz zorunluluktan dolayı olduğunu düşünüyorum. Sahaya çıkan kadroya baktığımızda, özellikle ilk yarıda orta sahada sadece alıp-veren, öne doğru gitmeyen, ileri uca baktığımızda da adam eksiltme özelliği olmayan oyuncuları tercih ettiğini görüyoruz Şenol Güneş'in.
Ömer Şişmanoğlu, sonucu değiştirebilen ama oyunu değiştiremeyen, Olcay Şahan da oyunda belirleyici değil ancak oyunun bir parçası olabilen oyunculardır. Böylesine bir 11'de gerçekten üretkenlikten uzaktı. Ç.Rizespor karşısında dün sadece set oyunuyla gol arayan bir Beşiktaş seyrettik ilk yarıda.
İkinci yarı ne değişti derseniz... Ömer'i çıkarıp Cenk'i kenara aldı. Ricardo Quaresma'nın girişi oyunu biraz hareketlendirdi. Çok verimli değildi ama tempo ve baskı, etkili kenar ortaları ile daha fazla gol pozisyon üretebilmesini sağladı Beşiktaş'ın.
Beşiktaş'ı geçen seneki şampiyon olan kadro ve oyun ile kıyasladığımızda, özellikle oyun olarak kesinlikle aynı olmadığını, daha farklı bir yapıda olduğunu görüyoruz. Bunda da Sosa ve Gomez ikilisinin eksikliğinin önemli olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle kadro değişikliklerinde kaleci ve santrfor değişmez olmalı. Çünkü bu mevkiler tam da oynama devamlılığından geçen mevkilerdir.
Aboubakar'a gelince ister istemez böyle bir transferi Mario Gomez ile kıyaslıyorsunuz. Birbirinden farklı iki santrfor tipi. Gomez geriye vuruşlarda çok etkili bir isimdi. Aboubakar ise bu anlamda eksik, sadece fizik gücüyle mücadele etmeye çalışan bir futbolcu. Şu an için de başarılı olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil.
Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı zorlu maç sonrası geldiği Rize'de son dakikada ikinci yarıda oyuna giren Adriano'nun çok şık golüyle galibiyete uzandı. Alınan bu 3 puan lig yarışında Beşiktaş için altın değerinde 3 puanı almayı başardı.

Bu kadar kolay olmamalıydı!

Beşiktaş'ın maça başlangıç kadrosunu nasıl yorumluyorsunuz? Orta alanda Tolgay, sol önde Adriano ile forvette Aboubakar tercihlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beşiktaş'ın bana göre dün gece en büyük yanlışı, başlangıç kadrosuydu.
Bunu söylerken tek bir oyuncunun bana göre bütün oyunu aksattığını söyleyebilirim.
Bu da Adirano'nun Caner'in önünde kenarda kullanılmasıydı. Adriano, ne hücuma işlerlik kazandırabildi ne de savunmaya katkı sağlayabildi. Gerçekten Adriano ile başlanması, Beşiktaş'ı her bakımdan olumsuz etkiledi. Böylesine bir yanlış tercihi, Şenol Hoca nasıl yaptı inanın anlayamadım. Güneş, bu şekildeki tercihinin herhalde bundan sonra hiçbir getirisi olmayacağını anlamıştır.
Tolgay'a gelirsek; Ben Tolgay'ın özellikle yorulana kadar dünkü oyununu olumlu buldum.
Takımını hücuma çıkarmada ve atakları yönlendirmede Tolgay'ın katkısı önemliydi.

🔴 Beşiktaş, rakibine pozisyon vermeden duran toptan golü yedi... Golü atan Tsygankov, arka direkte bomboş kaldı. Burada savunmanın yerleşim hatasından bahsedebilir miyiz?
Özellikle ilk yarıda her iki takım, çok fazla pozisyon üretemedi. Belki de bahsettiğimiz gibi hiç pozisyon vermeden duran toptan golü yedi Beşiktaş... Çok basit bir gol yedi Beşiktaş... Evet duran toptan zaman zaman yenilen goller vardır. Bunlar bireysel ve takım becerisiyle atılabilir.
Ancak dünkü tamamen pozisyon hatasından yenen goldü. Özellikle 1-0 öne geçtikten sonra bu maçta puan kaybetmenin hiç gereği yoktu. Böylesine maçlarda skoru yakaladığınız zaman rakamı artırmak zordur belki ama oyunu ele alıp bir şekilde bitirmeniz gerekir.

🔴 Beşiktaş, gruptan çıkma adına evinde kaybettiği bu 3 puanı arar mı?
Gerçekten üç puan o kadar çok önemliydi ki Beşiktaş için grupta birçok şeyin belirleyicisi olacaktı. En önemli maçında puan kaybetti siyah-beyazlılar... Böylesi rakibe karşı Beşiktaş elindeki galibiyeti bu kadar kolay bırakmamalıydı.