CANLI
SKOR
Levent Tüzemen

Levent Tüzemen

Mehter takımı!

Aykut Kocaman'ın "Pas takımı" yaptığı Torku Konyaspor "Kompakt futbol" anlayışı içinde ilk yarıda Galatasaray'la kedinin yumakla oynadığı gibi oynadı.. Konyalı futbolcular kendi evlerinde bile bulamadığı paslaşma rahatlığını TT Arena'da zaman zaman şova dönüştürdü. Konyalı oyuncular rahat paslaşmanın yanında önde de baskı yaparak Galatasaray'ın savunmadan oyun kurmasına izin vermediler.
Sneijder, Selçuk, Donk ve Yasin topla buluştuklarında hemen iki ya da üç Konyalı oyuncunun baskısıyla karşılaştılar. Konya takım halinde gerek baskıyla gerekse alanları kapatarak Galatasaraylı oyunculara hücum edecek ve topu kullanacak boşlukları bırakmadılar. Konya savunması sakatlanıncaya kadar form grafiği yükselen Sinan Gümüş'ün hızlı bindirmelerine ve içeri çalım atıp şut denemesine izin vermediler. Yasin de boş alanda yakaladığı topları hızla hücuma taşıyamayınca Galatasaray, Konya kalesinde tek pozisyon bile üretemedi.
Galatasaraylı oyuncular ilk yarı boyunca Konya'nın rahat paslaşmasını film izler gibi seyrettiler. Bu kadar teslimiyetçi bir ruh hali olur mu? Galatasaray'da bir oyuncunun aklına "Biz de basalım. Biz de agresif oynayıp rakibi bozalım" düşüncesi gelmez mi? Bir yarıyı Galatasaraylı oyuncular resmen çöpe attı.
İkinci yarı üzerindeki ruhsuzluğu atan, mücadele etmeyi nihayet aklına getiren ve rakibe önde basıp agresif, istekli bir Galatasaray sahada vardı..
Zihinsel olarak tükenmiş ve kafası aldığı parada kalan etkisiz Yasin'in çıkıp Sabri'nin girmesiyle Galatasaray Konya kalesine yüklendi. Sabri-Linnes ortaklığı Galatasaray'ın sağdan etkili ataklar ve etkili ortalar yapmasını sağladı. Olcan da soldan Podolski ile birlikte Galatasaray'a hücum etkinliği sağladı. Sneijder, Olcan, Sabri şut denemelerinde kaleyi bulamadı. Olcan'ın kafa vuruşunda topun üst direğe çarpması Galatasaray'ın maç boyu yakaladığı tek net pozisyonuydu.
Galatasaray'ın mehter takımını andıran "İstikrarsız oyun" anlayışına Mustafa Denizli de çözüm bulamayacak gibi görünüyor. Denizli'nin Bilal'e yer vermemesi ya da sonradan oyuna almamasına akıl sır erdiremedim. Umut bu haliyle oynasa ne olur, oynamasa ne olur. Denizli keşke Umut'u çıkarıp Bilal'i oyuna alıp Podolski'yi santrfora çekseydi, Galatasaray daha etkili olurdu. Ayrıca Bilal'in şut atma etkinliğini de unutmayalım.

Yumurta kapıya dayanınca mı!

Başkan Dursun Özbek, 17 Eylül 2015'te Galatasaray Adası'nda yapılan Divan Toplantısı'nda UEFA nezdinde yaşadığı tedirginlikten söz ederken şöyle demişti: "2012-13, 2013-14, 2014-15 sezonunda yaşanan zararları topladığımız zaman kriterlere göre Sportif AŞ yaklaşık 107 milyon Euro zarar etmiş. UEFA bize, 'Kriterlerime uyamıyorsan yaptırımların var. Aman dikkat' dedi.. İzleme 2014 Mayıs ayında başladı. 6 ayda bir rapor yolluyoruz. Kendilerinden bir görüşme talep ettik. UEFA'ya gidip yaptığımız tasarrufların, mali hareketlerin açıklamasınında da bulunacağız."
Camiaya Eylül ayında bu bilgileri veren ve UEFA tehlikesinden söz eden Başkan Özbek keşke Başkanlar Zirvesi'ni, Aralık ayında UEFA ile yapılan görüşmelerden önce düzenleseydi. Ben 'Başkanlar Zirvesi'nin zamanlamasını 'Yumurta kapıya dayanınca' sözüne benzetiyorum. Çünkü UEFA'nın Galatasaray'a bir yaptırımda bulunacağı Eylül ayından belliydi. Aralık ayındaki UEFA görüşmelerine kadar çok uzun bir süre vardı ve camianın etkili isimlerini, bilgili kişilerini yol göstermeleri adına ya da fikir üretmeleri adına bir araya getirecek ciddi bir fırsat vardı. Ama yönetim kendi dinamikleriyle bu tehlikeden kurtulmaya çalıştı.
Aralık'ta ciddi ve etkileyici bir sunum yapıldığı için UEFA kararını Şubat ayına bıraktı. Ancak gelen mektupta UEFA'nın Galatasaray için Avrupa'dan 1+1 men cezası talep etmesi sonucu Dursun Özbek ve yönetimi doğru bir hamle ile Avrupa'dan güçlü bir hukuk bürosunun sahibi ünlü avukat Jean Louis Dupont ile anlaştı. Özbek eski başkanlara zirvede UEFA'nın gönderdiği mektubu gösterdi. Ve mektuptaki ayrıntıları da bizzat kendi anlattı. Zirveye katılan eski başkanlar, Özbek'e "Bu dava sürecinde arkandayız ve her türlü desteği vermeye hazırız" dediler. Ayrıca Yarsuvat ve Yalman'ın hukuksal savunma konusunda bazı öneride bulunduklarını da duydum. Bu zirveye keşke 164 milyon Euro'luk zararla ilgili sorumlu tutulan Ünal Aysal da katılsaydı! Çünkü Aysal UEFA'nın uyardığı ve para cezası verdiği dönemde G.Saray Başkanı'ydı. Aysal hem görüşmeler konusunda bilgi verir hem de UEFA'nın tüm uyarılarına rağmen neden ayağını yorganına göre uzatmadığını anlatırdı.

'MEN'LE TERBİYE OLMAZ!

UEFA, Galatasaray yönetimine gönderdiği mektupta "Avrupa'dan 1+1 men" cezası istedi. Bir yıl men çıkarsa çok sorun olmaz. UEFA bir kulübü mali disiplin adına didik didik ederken ekonomik zararların içinde "Kayıt dışı" ya da "Kara para var mı?" diye mutlaka araştırmalı. Ancak bir kulüp mali konularda yaşadığı sıkıntılarla ilgili "Avrupa'dan men" cezası ile terbiye edilmemeli. Neden mi? Sen UEFA olarak mali disiplin konusuna uyması konusunda kulüplere hem "Borçlarını azalt" diyeceksin hem de bu borçları azaltmak için elde edeceği gelirlerle ilgili Avrupa Kupası'nı kapatacaksın! Men cezası bence büyük haksızlık. Ayrıca; UEFA yetkilileri Galatasaray'daki mevcut yönetimin mali disipline ayak uydurmak için gösterdiği çabaları da göz önünde bulundurmalıdır.

SELÇUK SAHA İÇİ ÖĞRETMEN OLMALI

Selçuk İnan, bir aksilik olmazsa Konyaspor maçında 200'üncü kez Galatasaray formasını giyecek... İstatistiklerin derinliğine indiğimizde karşımıza 'İstikrar abidesi' bir Selçuk İnan çıkıyor. Selçuk'u eleştirelim ama futbolculuk kariyerine ve Galatasaray'da yakaladığı başarılarına saygı gösterelim. Trabzon'da oynadığı 113 maçta 109 kez ilk onbir çıkmış. Galatasaray'da ise 199 maçın 196'sında ilk onbirde görev yapmış. Trabzon ve Galatasaray toplamında 312 maç oynayıp 305'inde ilk onbir başlamak müthiş bir rekor...
Galatasaray'da 3 lig, 3 Süper Kupa, 2 Türkiye Kupası kazanan ve 42 gol atan kaptan Selçuk İnan, toplamda 8 kupa kaldırmış. Galatasaray'ın zorlu sürecinde Kaptan Selçuk'a şimdi büyük görev düşüyor. Bu zamana kadar çalıştığı teknik adamlardan öğrendiklerini bir deftere yazan Selçuk, artık tecrübesiyle Hagi gibi Galatasaray'ın saha içi öğretmeni olmalıdır. Arkadaşlarının yaşadığı zorlukları aşmak için oyuna akıl koymalıdır... Pozisyon hatası yapan, pas dağıtımında egoist davranan isimleri uyarmalıdır. Galatasaray öne geçtiğinde skorun korunması adına eğer takım bir panik havasının içine girmiş ise "Saha içi öğretmen" kimliğiyle davranmalıdır. Galatasaray'ın kupa ve Avrupa mücadelesinde, "Camia, taraftar, oyuncular olarak birbirimize sahip çıkalım" diyen Selçuk'un saha içinde sadece kaptanlığına değil liderliğine ihtiyacı olacaktır.

GSTV'NİN KONTROLÜ YÖNETİMDE KALMALI

Galatasaray yönetimi, 3 aylık bir denemede eğer başarılı olurlarsa kulüp televizyonunu özel bir ajansa 5 yıllığına kiralamayı düşünüyormuş. Yıllığı da 800 bin liradan 5 yılda toplam 4 milyon lira gelir elde etmeyi planlıyormuş. Çok şaşırdım ve yanlış bir karar olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu kiralama sonucu Galatasaray yönetiminin GS TV ile herhangi bir bağı kalmayacak.
Uyarıyorum; GS TV'yi kiralayacak olan ajans ya da firmanın yapacağı yayınlar, gündeme getireceği konular, hatta kullanılacak dil ve söylemler Galatasaray kulübünü ve yönetimini bağlar. Özel ajansa bağlı televizyona yönelik oluşacak eleştirilere ve tepkilere karşı Galatasaray yönetimi "GS TV artık bize bağlı değil.. Yayınlardan sorumlu olamayız.." masumiyetine bürünemez. Milyonlarca taraftara sahip Galatasaray gibi büyük bir markanın televizyonu mutlaka yönetimlerin kontrolünde olmalıdır.

Arda'dan sonra Sinan geliyor...

Burak-Umut ikilisini ilk kez birlikte oynatan Mustafa Denizli'nin bu hamlesi, "Benim golcülerim sizlersiniz. Size güveniyorum" itirafıydı. Ancak; Burak ve Umut'ta ciddi bir huzursuzluk var. Taraftarın hışmına uğrayan Burak-Umut ikilisinin bu huzursuzluk içinde TT Arena'da G.Saray'ın gol yükünü sırtlanmaları zor görünüyor. Tribün tepkileri sonucu, Burak ile Umut'un aşırı güven kaybına uğradıkları görünüyor. Çünkü bu ikili gol pozisyonlarında "Kaçırırsam ıslıklanır mıyım?" korkusuyla topa hamle yapıyor. Yeni bir golcü gelmediğine göre, Galatasaray taraftarı öfkesinden arınıp Burak-Umut ikilisini artık ıslıklamayı bırakıp destekleme bayrağını açmalı.
Arda Turan'dan sonra Sinan Gümüş, Galatasaray'ın yakaladığı en yetenekli genç futbolcu oldu. Sinan müthiş özgüvenle oynuyor. Topla buluştuğunda çevre kontrolü yapıyor, sol ayağını çalım atarken raket gibi kullanıyor. Şut atarken Sinan, toplara sert ve etkili vuruyor. Sinan'ın yükselişi ve kalitesi hücuma bindirmeleriyle zenginlik katan topu kullanma becerisi yüksek Linnes'in desteğiyle büyüyecektir. Sinan bence kanatta çakılı oynamamalı ve kale önünde şut atacak pozisyonu kendine yaratmalı. Ayrıca; Podolski döndükten sonra Galatasaray'ın hücum gücü daha da artacaktır. Mustafa Hoca sol ayaklı oyunculara fark yarattıkları için büyük önem verir. Kim bu solaklar; Olcan, Balta, Podolski, Sinan Gümüş, Carolle.. Linnes ve Sneijder'in de iki ayağını kullandığını söyleyebilirim. Hatırlatayım; Donk ve Linnes'in katılımı rekabeti artıracağı gibi Mustafa Hoca'nın hamle yapma konusunda elini güçlendirecektir.
Bu olumlu değişime rağmen; Galatasaray hücuma çok adamla gittiğinde geriye de aynı çabuklukta dönmeli. Çünkü vasat kadrosuyla Antep orta alanı kolay geçti. Hücum futbolu oynamak güzeldir ama takım savunmasını yapamazsanız pozisyon da verirsiniz gol de yersiniz.

İpin ucu kaçtı!

Kapıdaki "Avrupa'dan men" cezası kesinleşmeden G.Saray kendisini şampiyonluk yarışından "Men" etti.. Mustafa Denizli artık, "Galatasaray olmadan zirve yarışı süremez" diyemez. Sıradan oyunculardan kurulu, becerili ayakları kısıtlı kadro eğer transfer yapılmazsa ligde 3'üncü bile zor olur. UEFA korkusunun ecele faydası yok. 1 yıl ya da 2 yıl Avrupa'da olmamak dünyanın sonu değil ki.. Ama; iyi takım olamazsan seni izlemeye tribünlere kimse gelmez..
Ankara'da hava -5 derece.. Zemin ser t ve buzlu.. Bu koşullara alışık olan Norveçli Linnes maça ilk 11'de başlamıyor, Sabri yine sağ bek oynuyor.. Çabuk, hızlı çalım atma ve orta yapma becerisi yüksek Linnes'in yerine oynayan Sabri hücumdan geriye dönemediği gibi ilk golde hatalıydı, rakibine eskortluk yaparken çizgi halindeki savunmayı görmeyip ofsaytı bozdu.. Kupa maçlarında formuyla göz dolduran Bilal de kulübede oturuyordu.. Müzmin sakat Semih oyundan çıkıyor yerine "Çapı dar" Carole giriyor, Hakan Balta stopere geçiyor.. Mustafa Hoca'dan ben Semih'in yerine oyuna Linnes'i almasını, Balta'yı stopere yollarken Olcan'ı solbeke çekmesini bekledim. Ama yanıldım.. Kadroyu yanlış kurarsan ipin ucunu da kaçırırsın..
Başkan Dursun Özbek'in "Avrupa'dan men" cezasını açıklaması oyuncuların, UEFA korkusuyla transferlerin askıya alınması belli ki Mustafa Hoca dahil herkesin şirazesini kaydırmış. Ayrıca Sinan'ı oyundan almak tükenmişlik göstergesiydi. En çarpıcı iki örnek.. 1- Yediği gollerde yeterli konsantrasyona sahip olmayan Muslera hatalıydı.. 2- Taraftarın hışmına uğrayan Burak attığı golden sonra tribünlere, "Elveda" dercesine el salladı.. Yönetim dürüst ve samimi olmalı.. Satacaklar varsa satılsın, gitmek isteyenlere kapı gösterilsin.. Herkesin takımın bir parçası olarak oynamadığı Galatasaray'da oyuncuların alt yazısında şöyle yazıyor: "Ruh halimiz Galatasaray'ı zirveye taşıyacak güçte değil.."

Not: Koç ve Özdemir ailelerine baş sağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin. Mustafa Koç'un ve Gülseren Özdemir'in mekanları cennet olsun.

G.Saray'daki tablodan tüm camia sorumludur

UEFA'nın Galatasaray için 1+1 yıl Avrupa'dan men kararı istediği konuşuluyor. Gelinen bu durum için yorumunuz nedir?
Şampiyonlar

Ligi'ne katılma konusunda iki ana hedef vardır:
1- UEFA'nın en prestijli turnuvasında oynamak.
2- Devler Ligi'nin sağladığı ekonomik güçten faydalanmak.
Galatasaray'ın marka değerinin alt yazısında şöyle yazar: UEFA Kupası'nı kazanmış, Süper Kupa'yı müzesine götürmüş, Devler Ligi'nde iki kez çeyrek final oynamış ilk ve tek Türk takımıdır.. Türkiye'yi Avrupa'da en çok temsil etmiş Türk takımıdır. Son 4 yılda ard arda Şampiyonlar Ligi'ne katılan tek kulüptür.. Eğer bu değerlere sahip Galatasaray kulübü bugün ekonomik çöküş nedeniyle "Avrupa arenasında 1+1 men cezası" durumuyla ve atılmakla karşı karşıya ise bu suç yönetimlerin değil öncelikle camianın günahıdır. Çünkü yönetimleri göreve getirip hesap sormayanlar suçludur. Yönetimlere verdikleri yetkilerin doğru kullanılıp kullanılmadığını takip etmeyenler, uyarmayanlar suçludur. Denetleme kurulları bu arızaları ve tehlikeleri görmek ve uyarmak için vardır. Ne yazık ki bu kurul yönetimlerin uydusu olduğu için "Gittiğiniz yol çıkmaz yoldur" uyarısını asla yapamazlar. Denetleme kurulları "Özerk" olarak seçilmediği ve bağımsız olarak hareket etmediği sürece yönetimler istediği gibi at koştururlar.. Camia, devekuşu gibi başını kuma gömüp suçu yönetimlere yıkmamalıdır. Bu kara ve utanç tablosu tüm camianın ortak aklıyla ve desteğiyle atlatılabilir.

Galatasaray 1+1 yıl Avrupa'dan men olursa bunun zararı sarı kırmızılı camiaya nasıl yansır, kulüp nelerle karşı karşıya kalır?

Yıldızlar ayrılmak isteyebilir

G.Saray son 4 yılda Şampiyonlar Ligi'ne katılırken kasasına da yaklaşık 90 milyon Euro koydu. Böyle güçlü bir gelire rağmen Galatasaray'ın 134 milyon Euro zarar etmesi akıllara zarardır. Avrupa'ya katılamamak önce prestij kaybı yaratır ve marka değerine zarar verir. Avrupa hedefi kapalı Galatasaray'a dışarıdan ünlü ya da yetenekli oyuncu transfer etmek zorlaşır. Avrupa'da olmayan Galatasaray "Loca" ve "Kombine bilet" satma konusunda sıkıntı yaşar. Ücretlerin de düşük olacağını düşünürsek Galatasaray da borçlarını ya da yüksek maliyetli oyuncularının ücretlerini ödemekte zorlanır. Avrupa'dan men cezası iki yıl olursa Sneijder, Muslera, Podolski gibi oyuncular ayrılmak isteyebilir. Ya da yönetim yüksek maliyetlerinden dolayı bu oyuncuları satmak zorunda kalabilir. Burak-Selçuk gibi maliyeti yüksek oyunculardan da ücretlerinden indirim yapmaları istenebilir. Bir gerçek var ki; Avrupa'dan men cezasını çekmek için önce Avrupa'ya gitme hakkını kazanmak gerekir. Bunun yolu da Türkiye Süper Ligi'dir.. Eğer maliyeti düşük bir kadro yaratıp sıradan bir takım kurarsanız ligde Avrupa'ya gidecek sıralamayı yakalayamayabilirsiniz.

G.Saray'ın bu yaşadığı durumun tek sorumlusu eski başkan Ünal Aysal mı? Özbek basın toplantısında adını ağzına almadı..

Sadrazam ve 3 mektup

Çok ünlü, Sadrazam ve üç mektup hikayesi vardır. Bu hikaye eski başkan Alp Yalman sonrası göreve gelen tüm Galatasaray başkanlarına ve yönetimlerine aynen uyar.. Nedir bu hikaye? Padişah'ın görevden aldığı sadrazam yerine atanan hırslı, ateşli ve idealist genç sadrazama görevi teslim ederken üç mektup bırakır.. Ve şöyle der; "Başın sıkıştığında bir no'lu mektubu aç bak.." Genç sadrazam önce iyi gider, ancak işler sonra sarpa sarmaya başlayınca aklına görevi aldığı Sadrazam'ın bıraktığı mektuplar gelir. Ve genç sadrazamın açtığı bir no'lu mektupta şöyle yazar: "Yapacağın ya da yapamayacağın bir sürü vaadde bulun. Sıkışırsan ikinci mektubu aç.." Vaadler işe yaramayınca genç Sadrazam hemen ikinci mektubu açar ve okur: "Kendinden öncekileri karala.. "Benim suçum yok" de... Sıkışırsan üçüncü mektubu aç..." İhtiyar Sadrazam'ın genç Sadrazam'a bıraktığı üçüncü mektupta da şöyle yazar: "Sen de benim gibi üç tane mektup yaz..." Galatasaray Başkanı Dursun Özbek görevi bittiğinde üç mektup bırakır mı bilemem ama bu zamana kadar ki davranışlarında asla iki mektup açan başkan olmadı. Kanımca; kibarlığı nedeniyle "Ağabeyim" diye hitap ettiği Ünal Aysal'ı ekonomik çöküşün hedefi olarak göstermiyor. Dursun Özbek'in bu davranışını "Aysal'la iş arkadaşlığı var. Onun için eleştirmiyor" diyenlere de saygı gösteririm.

G.Saray için kurtuluş reçeteniz nedir? Mustafa Denizli eğer G.Saray Avrupa'ya gidemezse görevine devam eder mi?

Aysal'dan hesap sorulmalı

UEFA'nın sunduğu acı reçetenin sorumlusu Ünal Aysal'dır.. Neden mi? 2011-12 sezonunda kurulan yepyeni kadroya rağmen içinde Refik Arkan, Ali Dürüst, Abdürrahim Albayrak, Ali Gürsoy, Semih Haznedaroğlu gibi ağır topların bulunduğu yönetimin ilk yıl zararı 11 milyon Euro'dur.. İkinci yılda aynı yönetimle yaşanan şampiyonluğa ve Avrupa'da oynanan çeyrek finale rağmen borç 38 milyon Euro'ya çıkar. Aysal'ın ilk yönetimiyle iki yılda üst üste Terim'le kazanılan şampiyonluk ve Avrupa'da başarıya rağmen toplam borç 49 milyon Euro'dur.. 2012-13 sezonunun ikinci yarısında Sneijder-Drogba ikilisinin geldiğini hesaplarsak UEFA'nın koyduğu mali kriteri aşan miktar 19 milyon Euro'dur ve ödenebilecek bir paradır... Aysal'ın, "Benim önümü tıkıyorlar" diyerek seçime gidip Arkan-Dürüst-Albayrak üçlüsünü devre dışı bırakması Galatasaray'da ekonomik çöküşün başlangıcı olmuştur. Aysal'ın özgürlüğü Galatasaray'ın ekonomik hapishaneye düşmesini sağlamıştır. Aysal'ın, "Ben bilirim" edasıyla çarçur ettiği paranın toplamı 123 milyon euro'dur. Bulutlu günlerde evinden çıkmayan güneşli günlerde ise piknik yapmaya bayılan Galatasaray camiası bu çöküşün hesabını Ünal Aysal'dan sormalıdır..

DENİZLİ TERK ETMEZ

Galatasaray'da iş başına gelirken Mustafa Denizli şöyle demişti: "Uğruna her şeyimi riske edeceğim tek camia burasıdır. Parantezi burada açtım inşallah yüzümün akıyla da burada kapatacağım.." Denizli için hedef; Avrupa'da başarılı olmaktır. Hatırlarsak; Galatasaray Denizli ile Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı final oynamıştı. Eğer ceza gelirse Denizli büyük üzüntü yaşar ama görevden asla kaçmaz ve Galatasaray'ın ligde ve kupada şampiyon olması için büyük çaba harcar.. Avrupa'dan men cezası kesin değil. Olası cezada Denizli gibi tecrübesi ve bilgisi yüksek bir hocaya stratejik açıdan Galatasaray'ın ihtiyacı olur.

Linnes fark yaratır

🔴 Umut'a verdiği ve direkten dönen gol pasında topun şiddetini gözetlersek Linnes, Galatasaray'ın kanatlarına eksikliği duyulan kaliteyi getirecek. Mustafa Hoca'nın, "Galatasaray'a ayağı ısınsın" diye oynattığı Linnes oyun zekası, pozisyon bilgisi ve yüksek tekniğiyle göz doldurdu. Norveçli ceza alanına girdiğinde çevre kontrolü yapıyor ve topu rahat pozisyondaki arkadaşına aktarıyor.
🔴 Derin rotasyonlu Galatasaray ideale yakın Akhisar karşısında "İki ruhlu" ekip görüntüsündeydi. İlk yarı uyumsuz ve sıkıcı, ikinci yarı ise önde basan, bol pozisyon girişiminde bulunan... Öncelikle Bilal oyun zekası ve kalitesiyle lig yarışında daha fazla yer bulmalı. Golde Semih'le birlikte pozisyon hatası yapan Denayer çabukluğu ile savunmayı toparladı. Sıçrama yeteneği de olan ve tekniği yüksek bir oyuncu. Mustafa hoca Denayer'e kadroda şans vermeye devam edecektir.
🔴 Son dönemlerde Galatasaray savunmasında Denayer kadar çabuk bir stoper görmedim. Gençliğini ve çabukluğunu gözetirsek yönetim Denayer'in kiralama süresini uzatmalı. Transferi konusunda kafası karışık olan Emre Çolak final paslarında belki etkisizdi ama maç boyu çalışkanlığıyla göz doldurdu. Yasin Öztekin artık iki konuda kafasını değiştirmeli. 1-Yasin, topla hareketlendiğinde kalabalık savunma arasına girmemeli.
2-
Egoistliği bırakıp pas vermeyi de öğrenmek zorunda. Çünkü bu haliyle Yasin Öztekin elekle su taşıyor gibi oynuyor.

Barış gerekli

G.Saray taraftarında ciddi bir eksen kayması var. Sabır yok, vefa yok ama öfke çok! Bir taraftar, gol kaçırsa bile kendi oyuncusunu ıslıklamalı mı? Tribünlerin tavrı utanç verici. Gol kaçar.. 14 Aralık'tan bu yana iyileşmek adına büyük çaba sarfeden Burak'ın maç pratiğindeki eksiklik bence dengesiz vuruş yapmasına neden oldu. Ne yazık ki; F.Bahçe taraftarının Emenike'ye yaptığını G.Saray taraftarı şimdi Burak'a ya da Umut'a yapıyor. Sivas'ın attığı golün ortasını bence G.Saray taraftarı yaptı. Çünkü Burak'a yapılan ıslıklama takımın moralini, ahengini ve ritmini bozdu. Ayrıca maçı G.Saray 2-0 önde götürüyordu ve çok rahattı. Sivas da oyun olarak G.Saray'ı tehdit etmiyordu.. Her zaman G.Saray'a itici güç olan ve büyük zaferlerde büyük payı bulunan taraftara "Islıklama" huyu yakışmıyor.. Artık G.Saray taraftarının takımla barışması gerekiyor. Uyarayım; tepkiler, öfkeler, yuhalamalar, ıslıklamalar sadece G.Saraylılar'ı üzer ve yaralar.
Maça gelince; Mustafa Denizli'nin kadro tercihi çok dengeli ve homojendi. Birçok oyuncu sahada birçok bölgede görev yapabilecek özellikteydi. Donk'un katılmasıyla G.Saray Melo dönemindeki "Omurgayı" yeniden inşa etmeye başladı. Donk orta alanda rakibi karşılamada, topu kullanmada başarılıydı. Donk ayrıca orta alanda Selçuk- Sneijder ikilisine "Pas duvar"ı oldu. Sneijder konusunda kafalarda hep, "Ameliyat olacak mı?" şüphesi vardı. Sneijder'in oyun zekasına G.Saray'ın ikinci yarı ciddi ihtiyacı olacak. Çünkü maç boyu G.Saray'ı Sneijder organize etti. Attığı pasların çoğunda "Arkada bile gözü var" izlenimi hakimdi. Şu gerçek; Sneijder olmadan Galatasaray yarım takım olur.
Denizli, güvendiği yetenekli gençlere gözü kapalı formayı verir. Sinan Gümüş ikinci yarı Denizli'nin gözdeleri arasında olacaktır. Sinan "Altın" değerinde oynadı ve özellikle attığı ikinci golde takibi, topu tutuşu, sürüşü ve vuruş şekli mükemmeldi. Selçuk'un ikinci penaltıyı Burak'a attırması doğruydu. Ayrıca Burak'ın gol sonrası armayı gösterip ve tribünleri işaret etmesi, "Hepimiz Galatasaraylıyız" anlamındaydı.

Golcü lazım

Mustafa hocanın, günübirlik gelip derin rotasyon uyguladığı G.Saray takımı Olcan ve Donk oyuna girinceye kadar Karşıyaka'ya karşı ciddi bir üstünlük kuramadı. Jem Karacan ile Rodriguez'in orta alanı yönettiği G.Saray'da oyuncular birbirleriyle oynama alışkanlığı olmadığından pas ilişkilerinde uyum sağlayamadılar. Bu acemi görüntü sonucu Galatasaray hücumda özellikle ilk yarı Sinan ve Yasin dışında Karşıyaka kalesini tehdit edemedi.
Sinan gibi yetenekli bir ismin kaçırdığı gol vadeden kalitesine hiç yakışmadı. Mustafa hoca Sivas maçında da kullanmayı düşünmüş olacak ki Umut'u maskeyle oynattı çünkü Burak'ın sakatlığının tam iyileşmediğini düşünüyorum. Umut, yüzüne darbe almamak için yüksek toplara çıkarken kendisini hep sakındı. Bu yüzden de hücumda hiç etkili olamadı.
Oynanan futbola Mustafa hoca o kadar öfkelenmiş ki Donk-Olcan ikilisini erken oyuna aldı. Bu hamle, Galatasaray'ı toparladı çünkü oyundan çıkan Emre Çolak bir topu direkten dönmesine rağmen maç boyu çok etkisizdi. Büyük takımlar kötü oynadıklarında bile kaliteli ayaklarıyla kazanabilir. Bunun örneğini Galatasaray, Olcan'la gördü. 80'den sonra Galatasaray, Olcan'ın etkili kullandığı duran toplar sayesinde 2 kez Chedjou, 1 kez de Sinan'la golleri buldu. Lig için Donk'un ve Linnes'in takıma ciddi katkısı olacaktır ama yönetim bir an önce golcü transferini de bitirmelidir. Çünkü lige, kupaya ve Avrupa'ya Burak-Umut ikilisi yetmez.

Ve; kumdan kale yıkıldı

Galatasaray için artık şampiyonluk "Hayal", kupa "Ana hedef" gibi görünüyor. Sürpriz olur mu? Olursa; asıl sürprizi Beşiktaş ve Fenerbahçe puan kayıplarıyla yapabilir. İtalyan kondisyoner Stefano'nun Mustafa Denizli'ye sunduğu raporda şöyle yazıyordu:
"Sezon başı hiç çalışmamışlar. Kumdan kale gibiyiz. Depreme gerek yok.
Bu halimizle rüzgarda bile yıkılırız." Uyarıyorum; alınacak yeni oyuncular fiziksel açıdan "Hazır" konumda olmazlarsa Galatasaray ikinci yarıda da patlar. Çünkü lige verilen aranın süresi mevcut oyuncuların fiziksel performansını yukarı çekmeye yetmez. Yeni oyuncular Donk gibi güçlü ve oynar durumda olmalı ki; Galatasaray toparlanabilsin.
Kayseri'de alınacak üç puan camiaya ve taraftarlara ikinci yarı için moral olabilirdi.
Galatasaraylı oyuncular zihinsel ve fiziksel olarak o kadar tükenmişler ki; "Bu maçı mutlaka kazanmalıyız" inancı ve mücadelesi içinde olamadılar. Kayserispor, Galatasaray'ı oyun ve mücadele olarak ezerken ciddi gol pozisyonlarını da cömertçe harcadılar.
Mustafa Denizli'nin Kayseri'yi yeterince analiz ettiğine inanmıyorum.
Hiperaktif bir takım olan, ikili mücadelelerde "Kamikaze" rolüne bürünen, çok koşan Kayseri takımına karşı "Kumdan kale" Galatasaray'ın oyunun boyunu uzatarak oynaması intihar etmek gibiydi. Denizli'nin de, Bilal'i oturtup Rodriguez'i oynatması, Sabri'nin yerine "üflesen yıkılacak"
Tarık'ı tercih etmesi büyük hataydı. Sinan'ın girmesi tamamen şanstı.
Çünkü Podolski sakatlanmasaydı Sinan girmezdi. Galatasaray'ın etkili olduğu son 30 dakikaya bakalım; Bilal ve Sinan oyunda.. Bilal orta sahadaki dağınıklığı toparladı. Sinan, sağ tarafa dinamizm, çabukluk getirirken golü de attı.. Mustafa hoca bu hamleleri 60'tan sonra yapacağına baştan bu oyuncularla başlamalıydı. Ayrıca; son 10 dakikadaki Sabri hamlesi sonrası Tarık'ın sola geçip Olcan'ın öne itilmesini Denizli geç yaptı. Bilal ve Sabri ile maç boyu dökülen, kritik pozisyonda kötü vuruşla golü atamayan Yasin'in yerine Sinan'la başlamak Galatasaray'ın direncini yükseltir saha içi değişimleri de kolaylaştırırdı.