CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Yazık, ayıp...

Öncelikle bir gerçeği kabul etmek gerek: F.Bahçe gerek oyuncu, gerek oyun anlayışı olarak Trabzonspor'dan çok önde olan bir takım. Süper Lig'de bulundukları yer de bu gerçeği gösteriyor. Fakat bir başka gerçek var ki, oyunda doğruları yapmak zorundasınız. F.Bahçe gibi şampiyonluk mücadelesi veren bir takıma karşı sahanızda Hami Mandıralı'nın sahaya sürdüğü 11'e eleştirilerimiz var. Uzun bir süre takımda yer almayan Salih Dursun'la neden başlıyorsun? Ya da Esteban gibi formda bir kaleciniz varken Onur Kıvrak neden tercih edildi? Aranızda çok büyük güç farkı varken orta sahada rakibi baskı altına tutmanız gerek. Rakibe boş alan bırakmamanız gerekirken, hücumda neden bu kadar oyuncu bulundurdunuz? Bütün bir maç süresince bu yanlış tercihlerin cezasını Trabzonspor çekti. Bu oyuncu tercihleri sonucunda Fenerbahçe'yi deplasmanda hiç baskı hissetmeden sonuca ulaştı.
Lige çıktığı günden beri her iki takım arasında rekabet var. Fakat son yıllarda her iki takım arasında yapılan maçlarda Trabzonspor kendi tarihine yakışmayan sonuçlar alıyor. Dün de gerçek anlamda alınan sonuç Trabzonspor için büyük bir çöküş olarak sorgulanmalı. Bu çöküş nasıl durdurulabilir, öncelikle yeniden yapılanmanın somut adımları atılmalıdır. Yoksa her geçen gün kendi gerçeğinin dışına doğru giden ve sıradan görüntülerin bile olmadığı bir takımla karşı karşıya kalabiliriz.Bunları yazarken tüm bunların önüne geçen olaylar yaşandı. Maç bitmeden ortalığı karıştıran bazı Trabzonspor taraftarları, ne yapmak istiyorlar, anlamak olası değil. Daha maç başlamadan rakip oyuncuya hareketler de vardı. Ardından maçın sonu yaklaşırken sahaya girip oyunun yarıda kalmasına sebep oldular... Kimse kusura bakmasın ama bu kişiler, bu takımın taraftarı olmamalılar... Gerçek taraftar kendi takımına zarar vermez. Bu arada dünkü görüntüden sonra şunu da belirtmeliyiz: Salih Dursun hakeme kırmızı kart gösterdikten sonra yapılan ve Trabzonspor oyuncusuna yakışmayan bu olaydan sonra onu haklı bulanlar, dünkü tablonun oluşmasında pay sahibidir.

Hesaplaşma

Albert Einstein diyor ki; Nedenler değişmeden sonuçların değişmesini beklemek budalalıktır... Dün Gençlerbirliği maçında Trabzonspor'u gördükten sonra bu sözün gerçekliğini düşündüm. Kimliksiz, bir devrim yapan takımın formasını giyme sorumluluğunu taşımayan, vurdumduymaz bir oyuncu topluluğu vardı sahada. Gerçekten üzülmemek elde değil. Fakat yıllardır yapılan yanlışların en son geldiği nokta dünkü manzara olsa gerek... İlkesi, prensibi olmayan, oyuncuya dayalı bu sistem Trabzonspor'u buralara taşıdı.
Başkasına benzeme histerisi, yapılan astronomik ve gereksiz transferlerle şampiyon bir takım yaratabilme rüyasının sonuna gelindi... Artık bir karar verme zamanı geldi. İstanbul'un Üç Büyük takımının hegemonyasına defalarca son veren bir takımın formasını giyen oyuncunun sorumluluğu büyük olmak zorundadır.
Kısa, orta ve uzun vadeli planların ivedilikle yapılarak hayata geçirilmesi gerekir. Kulübün içinde bulunduğu mali portre göz önüne alındığında öncelikle şampiyonluk hayali ertelenmeli ve bu takımın tarihine yakışan bir takımı oluşturmanın somut adımları atılmalı... Yoksa geçtiğimiz yıllarda yapılan yanlışlıklar tekrarlanacak olursa çok daha kötü günlerin Trabzonspor'u beklediğini söyleyebiliriz.
En büyük sorunun transferde yapılan önemli hatalar olduğu gerçeği öne çıkartılması gereken bir olgu. Transfer edeceğiniz oyuncunun kişiliği ve sorumluluk alma özelliğinin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Bu arada İbrahim Üzülmez'i tebrik etmeliyiz. İlk 11'de oynayan dört oyuncusundan yoksun olmalarına rağmen bir takım olmanın gerekliliğini sahaya yansıttılar ve haklı bir galibiyet aldılar.

Büyük kazanç!

Bir takım kendi sahasında oynadığı maçta, ismi de Trabzonspor ise dünkü gibi silik bir görüntü içerisinde olabilir mi? Rakip Medipol Başakşehir, oyunda tempoyu istediği gibi ayarlayan ve üstünlüğü maçın her bölümünde ele alan taraftı. Daha önceki maçlarına göre çok iyi gününde olmasalar da özellikle ilk yarıda attıkları golün dışında 3 net gol pozisyonları vardı İstanbul ekibinin... Kaleci Esteban'ın yerinde müdahaleleri farkın açılmasını önledi. Fakat maçın ilk yarısının son dakikalarında Başakşehir savunmasının hatasından kaynaklı pozisyonda Özer Hurmacı golü atsa oyunda üretkenliği çok kısıtlı Trabzonspor, 2-1'lik avantajla ilk yarıyı önde kapatabilirdi.
Trabzonspor'un orta alanında büyük sorunları var. Aytaç, çok fazla top kayıpları yapan bir isim. Aldığı topları yana ve geriye oynamakta ısrarcı...
Ramazan ise sakatlandığı ana kadar oynadığı bölgenin gerektiği yeterlilikte değil. Ayağına aldığı her topta 1-2 oyuncu geçmek gibi bir yanlışın içerisinde. Bu yüzden ilk yarıda kaptırdığı toplarda Başakşehir tehlikeler yarattı. Oyun Başakşehir sahasına geçtiğinde ise Mehmet Ekici farkı yaratan isimdi. Henüz tam anlamıyla eski görüntüsünden uzak olsa da top ayağında iken rakibi rahatsız ediyor. Savunmanın iki kenar beki Cavanda ve Bosingwa'nın hücuma katkıları çok az. Özer Hurmacı ve Erkan Zengin de kenarda adam eksiltemedikleri için Başakşehir karşında gol pozisyonu üretemediler. Kenardan giren oyuncuların da gerekli katkıyı veremedikleri bir gerçek. Sonuçta; ortaya konan oyundan sonra alınan 1 puan kazanç sayılmalıdır diye düşünüyorum.

Çok net penaltı!

Trabzonspor'un dünkü oynadığı oyunu göz önüne getirdiğimizde, bir puanın sevindirici olacağı gerçeği vardı. Ama futbol tuhaf bir oyun. Duran toptan başka golü bulma olanağı olmayan Trabzonspor, duran toptan gerçekleşen gol ile üç puanı aldı. Milli maç için verilen 15 günlük ara sakat ve cezalı oyuncuların takıma dönmesi ve bu maçta ideal bir 11 ile sahaya çıkan bir takım. Ama yine değişen bir şey yok. Kazanma azmini, coşkusunu kaybetmiş, temposu olmayan, saha içi yardımlaşmadan uzak, sorumluluk anlayışı alt düzeyde bir oyuncular topluluğu... Savunma oyuncuları ile ilerideki Cardozo arasında 60-70 metrelik mesafe olan bir takım. Böyle bir anlayışla doğaldır ki iyi bir oyun ortaya koyma olanağınız yok. Gaziantep özellikle Bosingwa'nın olduğu sol kenardan Orkan ve onu bekleyen Barış ile geliştirilen ataklarda önemli gol pozisyonları üretti. Fakat son vuruş beceri noksanlığı bazen de Esteban'ın kurtarışlarıyla kendilerini rahatlatacak ve öne geçirecek golü bulamadılar.
2. yarıda serbest vuruştan gelen golden sonra Gaziantep, bütün riskleri aldı. Çok adamla hücum girişimlerinde bulundu. Kaptırdıkları toplarda Trabzonspor rakibi eksik yakaladığı anlarda organize olamadıklarından 2. golü bulamadılar. Zaten sezon başından beri hücumda aynı görüntüleri izledik. Maçın ilk yarısında Gaziantepli Erdem'in ceza alanı içerisinde hem de çizgi hakeminin yanında topu elle oynadığı bir pozisyon var ki buna nasıl penaltı verilmez, anlamak mümkün değil.

Esteban'ın eliyle!

Üzüntümüz büyük. Yine terör; can kayıpları ve yaralılar. Elimizden ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilemekten başka bir şey gelmiyor. Böyle bir günde maç yorumu yapmak inanın çok zor. Ama ne yapalım işimiz bu...
Dünkü maçın Trabzonspor adına kahramanı kaleci Esteban ise maçın genel yapısı ortaya çıkar. Ben bu yıl Sivasspor'un hiçbir deplasman maçında bu kadar gol pozisyonuna girdiğini görmedim. Trabzonspor ise maçın 61. dakikasında Aytaç tarafından kaleye attığı ilk şutta golü bulan taraf oldu ve üç puanı aldı.
İşte futbol gerçekten tuhaf bir oyun...
Hami Mandıralı'nın sahaya sürdüğü 11'de oyuncu tercihlerinin sorunları beraberinde getirdiğini düşünüyorum.
Çünkü örneğin; Cavanda gibi savunmanın sağındaki oyuncudan, sağ kenarın önünde görev verdiğinizde, dünkü görüntüden fazla bir şey çıkmaz. 90 dakika boyunca da sahada hiçbir etkinliği yoktu. Orta alanda ise Okay ve Aytaç aynı özellikte oyuncular.. İkisi de çok ağır ve öne oynama düşünceleri yoktu. Bir de rakipten top kampa konusunda da yetersizlerdi.
Marin, Cardozo (Şu anki görüntüsü ilk 11 oyuncusu olmamalı) Erkan Zengin kendi aralarında uyumsuz ve top rakipteyken geri dönüşleri hemen hemen hiç yoktu. Bu yüzden Sivasspor topa daha fazla sahip oldu ve Aatıf Chahechouhe gibi teknik becerisi üst düzeyde olan oyuncunun geliştirdiği ataklarla da birçok gol pozisyonu üreten taraf oldu.
Oynanan oyun tatmin etmekten uzak olsa da alınan üç puan bundan sonraki haftalarda yapılacak maçlar Trabzonspor'a
daha rahat oynama olanağı verecektir. Burada parantez açmamız gereken bir nokta ise gelecek sezonun planlı, bugünden başlanarak yapılmalıdır.

Hücumsuzluk!

Takım kadroları önümüze geldiği zaman, gördük ki Trabzonspor daha çok hücumu düşünen fakat risk taşıyan bir 11 ile sahada. Çünkü Marko Marin, Erkan Zengin, Cardozo ve Muhammet Demir, top rakipteyken geriye dönüşlerde yeterli oyuncular değil. İlk yarı Beşiktaş sadece Trabzon savunma oyuncularının bireysel hatalarından kaynaklı gol pozisyonları üretti. Bu yarıda Beşiktaş'ın daha etkili olmasını önleyen (bilindiği gibi Beşiktaş'ın en büyük silahı merkezden geliştirdiği ataklar) Okay ve Aytaç'ın, ortadaki mücadele güçleri ve oyuna koydukları dirençleriydi. Trabzonspor ise rakibi eksik yakaladığı anda ve de Beşiktaş savunmasının göbeğinde Necip ve Tosic'in uyumsuzluğuna rağmen bir türlü organize atak geliştiremedi. Hücumu organize etmesi gereken Marko Marin'in çok etkisiz gününde olması, Erkan Zengin, Muhammet ve Cardozo'nun kendi aralarındaki uyumsuzluk, gol pozisyonları üretilememesinin en büyük nedeniydi. İlk yarıda sadece Yusuf ile girilen fakat bu oyuncunun pas vermek yerine şut atma yanlışından doğan gol pozisyonu vardı.
İkinci yarıda ise dakikalar ilerledikçe oyunda Trabzonspor adına olumsuz görüntüler ortaya çıktı. Hami Mandıralı'nın orta alanda Okay ve Aytaç'ta görülen yorgunluk ve önde oynayan oyuncuların bırakın orta alana yardımcı olmalarını, çabuk top kayıplarını görüp orta alana destek olabilecek en az iki oyuncuyu sahaya sürmesi daha gerçekçi bir tercih olurdu. Hal böyle olunca da Beşiktaş, golü her an bulabilecek mesajları verdi. Ve sonunda Quaresma'nın getirdiği topta Gomez ile golü buldular. Ve ardından oyundan tamamen düşen Trabzonspor karşında Olcay'ın attığı golle de üç puanı alan taraf oldular.

Alınacak 3 puan özgüven getirir

🔴 Trabzonspor'da zorlu maç öncesi eksik çok.. Beşiktaş karşısında nasıl bir kadro ve taktik anlayışla sahaya çıkılmalı?
Trabzonspor'un şu anda içinde bulunduğu durum hiç iç açıcı değil. Gerek oyuncu performansı, gerekse oyun anlayışı olarak istenilen düzeyden çok uzakta. Bir de cezalılar ve sakatları göz önüne getirdiğimizde uzun yıllardan sonra ilk kez bir büyük maça kendi sahasında olmasına rağmen sorunlarla dolu bir takım olgusuyla çıkılacak. Fakat bu kadar olumsuz görüntüye rağmen kişilerden çok takım olarak mücadele gücü yüksek bir takım sahada yer alabilirse ümitsiz görüntü tersine çevrilebilir diye düşünüyorum.
🔴 Bugünkü karşılaşma çıkış maçı olarak görülüyor. Yönetim cephesi de maçı kazanmak zorunda olduklarını her fırsatta vurguluyor.
Bu futbolcular üzerinde baskı yaratır mı?

Bu tür konuşmalar yönetim ve başkan tarafından özellikle de büyük maçlar öncesi her takım için geçerlidir. Ama futbol gerçeklerle ilintili. Söylemden çok eylemin öne çıktığı bir oyun. Bugünkü maçta sözlerin değil eylemin, daha doğrusu takımın sahada sergileyeceği performans ve Trabzonsporlu oyuncuların dayanışma içerisinde mücadeleleri maçın kaderinde çok daha önemli bir olgudur.
🔴 Bu maçtan alınacak sonuç Trabzonspor'un Avrupa hedefine ne kadar katkı sağlar?
Bu maçta alınacak 3 puan oyuncuların özgüvenlerini yakalamaları açısından gerçekten çok önemli. Avrupa kupaları için Trabzon'un bundan sonra ligin sonuna kadar yapacağı 9 karşılaşmada alacağı puanlardan çok, bu yoldaki rakiplerinin yapacağı karşılaşmalarda alacakları sonuçlar önemli. Bordo-mavili ekibin tek başına çıkaracağı sonuçlar yeterli olmaz.

Altın 3 puan

Trabzonspor'un içinde bulunduğu durumdan dolayı bordo-mavili oyuncuların üzerine büyük baskı olduğu bir gerçek. Bu da oyuncuların sahadaki performanslarını olumsuz etkiliyor. Maçta topla daha fazla oynayan ve topa sahip olan takım konuk Mersin İdmanyurdu idi. Konuk ekip, hücum ağırlıklı riskli bir kadro ile sahaya çıktığı için kaptırdıkları toplardan sonra geriye dönüşlerinde sorunlar yaşadı. Ancak Trabzonspor, Mersin'in bu zaafından yararlanamadı. Trabzonspor, özellikle orta alandan hücuma çıkışlarda çok olumsuz bir görüntü içindeydi. Orta alanda savunmanın önünde oynayan Okay ve Aytaç aynı özelliklere sahip iki isim... Bir de her iki oyuncu sakatlıktan yeni kurtulduğu için fiziksel anlamda hazır olmadıklarından dolayı çok basit top kayıpları yaptılar. İki kenardan da istenilen atak girişimleri gerçekleşmediği için pozisyon üretmede yetersiz kaldılar. Hücumda yer alan oyuncuların bireysel becerilerinden veya serbest vuruşlardan başka golü kazanma olanakları yoktu. İkinci yarıda serbest vuruştan Cardozo'nun attığı golden sonra daha rahat oynaması beklenen Trabzonspor, aşırı bir telaş ve panik içindeydi. Öne giden toplarda bırakın final pası yeterliliğini, oyuncuların çok çabuk top kaybetmelerinden doğan Mersin atakları öne çıktı. Trabzonspor ceza alanına her iki kenardan da getirilen toplarda ise Mustafa Yumlu ve Akakpo'nun yüksek dirençle rakibe karşılık verdiklerini gördük. Alınan 3 puan bir bakıma Trabzonspor için altın değerinde... Çünkü olumsuz bir sonuç bundan sonraki haftalar için takımı daha da zor durumlara düşürebilirdi. Bordo-Mavili takımın, bundan sonra ertelenen Beşiktaş ile Sivas maçlarına dünkünden farklı ve daha rahat çıkacağını düşünüyorum.