CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Bir de gol olsa

Dünkü maçta, Trabzonspor'da eksik olan tek şey goldü... Sezon başından beri ilk kez bir maçta gol pozisyonu zenginliği yaşadılar. Golü bulamamalarının en büyük nedeni Akhisar kalecisi Fatih'in mükemmel oyununun yanına Trabzonsporlu oyuncularının beceriksizliğini eklemek gerekiyor.
İstekli, arzulu, mücadele gücü yüksek bir Trabzonspor seyrettik. Sezon başından beri doğruların fazla olduğu bir maçtı.. Savunmanın iki kenar oyuncusu Zeki Yavru ve Mustafa Akbaş, sürekli hücum girişimlerinde bulunan iki isimdi.. Çizgiye indiklerinde topu arkadaşlarıyla buluşturdukları zaman gol pozisyonları üretildi. Orta alanda Onazi, sakatlanıp çıktığı ana kadar oyunda olmayan oyuncuydu. Mehmet Ekici'nin diğer maçlara göre daha fazla sorumluluk alması, takımın etkinliğini arttıran bir olguydu. Hücumda ise Castillo bireysel becerilerinde etkili ama ceza sahası içinde gol yapması gereken pozisyonlarda bir o kadar beceriksizdi. Bu arada Aytaç'ın da hiç gereği yokken, gördüğü kırmızı kart ile takımını yalnız bıraktığını belirtmek gerekir. Ersun Yanal'ın sezon başından beri gerek oyuncu tercihleri gerekse oyun anlayışları her hafta değişkenlik gösteriyor.
Dünkü maçta gol pozisyonu zenginliği yaşandığı bir gerçek.
Ama hücumda Suk'un yerine N'Doye'ye daha fazla şans vermesi bana göre daha doğru olur. Çünkü N'Doye kaleye sırtı dönük oynamasını bilen, orta sahadan gelen arkadaşlarıyla duvar pası yapabilme becerisine sahip bir oyuncu.
Akhisar'ın girdiği gol pozisyonlarında Trabzonsporlu oyuncuların bireysel hatası fazlaydı. Örneğin; kaleci Onur, hemen hemen her maç kendine atılan geri paslarda büyük hatalar yapıyor. Onur gibi deneyimli bir oyuncunun bu eksikliğini gidermemesi gerçekten insanı hayrete düşürüyor.
Trabzonspor'un oyuncu kalitesi istenilen düzeyde değil. Bu bir gerçek. Ama birlikte hareket etme, takım olma bilinci, saha içi yardımlaşmayla daha pozitif görüntüler ortaya çıkabiliyor. Aynen dün olduğu gibi..
Hakem Ali Palabıyık, Süper Lig'de oynanan diğer maçlara nazire yaparcasına kötü bir yönetim gösterdi. Özellikle kendi sahasında oynayan bir takımın hakem tarafından herhalde bu kadar baskı altında kaldığı maç sayısı çok azdır.

Bu kaos artık sona ermeli

🔴 Ukrayna ve İzlanda ile kritik maçlara çıkacağız. Grupta avantajlı olmak için puan kriterimiz ne olmalı?
Bilindiği gibi hedef 2018 Rusya… Hırvatistan gibi grubun en önemli takımlarından birinden grubun ilk maçında alınan 1 puan çok değerli.
Bunu daha değerli kılacak olan Ukrayna maçından gelecek 3 puan olur. Ukrayna kendi sahasında İzlanda ile penaltı kaçırdığı maçta berabere kaldı. Fakat ortaya koydukları oyun ne denli tehlikeli bir takım olduklarını göstermesi açısından önemli. İzlanda maçında ise eğer Ukrayna maçını üç puanla geçebilirsek alınacak bir puan bile geleceğe daha güvenli bakmamızı sağlar.

🔴 Terim-Arda krizi altında maçlara çıkacağız. Bu durum oyuncular üzerinde bir baskı oluşturur mu?
Ortada absürt bir durum var.
Kadroya alınmama nedeni sportif değil. Bu herkesçe bilinen bir gerçek.
Ama sportif değilse nedir? Herkesin bildiği ama kamuoyunun bilmediği bir durum! Fatih Terim, Hırvatistan milli maçından önce yaptığı açıklamalarda bana göre bu konuda hiçbir şey söylemedi.
Kendisine soruyu yönelten basın mensubuna, "Sizin bildiğiniz bir konu" dedi. Ama hala bu bilinen konunun ne olduğu apaçık kimse tarafından dile getirilmedi. Geçen bir hafta süresince her kafadan bir ses çıkan bir ortam var. Bu ortam, milli maç öncesi kaygı verici. Bu krizin en kısa sürede aşılması için sorumluların kamuoyu önüne çıkıp, gerçekleri tüm çıplaklığı ile anlatmaları Milli Takım'ın lehinedir. Aksi halde bugün yaşanan kaos ortamını daha da derinleşir. Ve bundan da Milli Takım büyük zarar görür.

🔴 Ömer Toprak'ın gelmesi sonrası Topal'ı ön liberoya çekecek Fatih Terim, 4-1-4-1 sistemini düşünüyor. Bu sistem takımımıza uygun mu?
Avrupa Şampiyonasına giderken sorunlarla dolu bir kadro ve bu kadroda bulunması gereken Ömer Toprak'tan yoksunduk. Ömer bilindiği gibi geçen sezon Bundesliga'da oynadığı bölgenin en iyi oyuncularından biriydi. Milli Takım'da en ihtiyaç duyulan savunmanın göbeğinde biri orta saha oyuncusu, diğeri sol bek oyuncusu olan Mehmet Topal ve Hakan Balta'ya görev vermek zorunda kaldık. Ömer Toprak'ın tekrar kadroya alınmasıyla Mehmet Topal'ın orta alanda oynayacak olması Milli Takım'a olumlu yönde katkı sağlar.

Dejavu

Sezon başından beri yeniden yapılanma dedik, yeni bir takım dedik ve sabır gösterilmesini dile getirdik. Ama deplasmanlarda son iki maçta "Karabükspor ve Alanyaspor" maçlarında alınan farklı sonuçlardan sonra artık ortaya çıkan olumsuz görüntülerin sorgulanması gerekiyor. Çünkü Alanya ve Karabük, Süper Lig'e yeni çıkan iki takım! Bu maçta her iki teknik adamın oyun stratejilerini göz önüne getirdiğinizde Ersun Yanal'ın harakiri yaptığını söyleyebiliriz. Yanal artık şu gerçeği görmeli, şu an elindeki kadro, rakip alanda baskı kurup rakibi hataya zorlayacak ve pozisyonlar üretecek oyunculardan kurulu bir ekip değil.
Savunmanın göbeğinde Durica ve Mustafa Yumlu tek hamleli ve önde yakalandıklarında arkalarına rahatlıkla sarkılabilen iki isim. Orta alanda Aytaç ve Okay gibi aynı özellikte yani top rakipteyken mücadele eden top kendilerine geldiğindeyse pas hataları olan iki isim. Okay, ilk yarıda bir iki kez Karabükspor ceza alanına kadar gelmeye çalıştı. Özellikle maçın ikinci yarısının başlamasıyla birlikte oyundan düştü.
En önemli sorun ise Mehmet Ekici'nin görev yeri. Israrla kenarlarda görev verilmesini anlayamıyorum.Farkı yaratabilecek tek oyuncu. Baskı altında topla buluştuğu içinde etkisiz ve verimsiz oldu. İkinci yarı ise Muhammet Demir sola geçti, Mehmet Ekici, Suk'u destekleyen oyuncu oldu ama çok dağınık bir görüntü içerisinde oldukları için o da arkadaşlarına ayak uydurdu. İlk yarının son 15 dakikalık bölümünde Trabzonspor adına sinyaller geldi ama ikinci yarıya çıkarken Yanal'ın orta alandaki zaafı görüp oyuncu seçimi yapması gerekliydi. Özellikle ilk golden sonra sahada çok dağınık bir takım vardı. Karabükspor bu dağınık görüntüyü çok iyi değerlendirerek çabuk ve etkili çıkışlarla kendileri için tarihi bir farkı elde ettiler. Yeni transferlerden geleceğe dönük olarak sadece Bero'nun ilk 11'de olması, Castillo, Ibanez ve Onazi'nin yedek beklemesi de düşündürücü.

Geceyle gündüz

Son üç maçtır alınan yenilgiler ve bunun sonucu oluşan hayal kırıklığı ve sıkıntılı bir süreç... Bunu aşabilmek için Konya maçı mutlak üç puanın alınması gereken bir maçtı. Konyaspor, bilindiği gibi sistemi oturmuş ve kompakt bir takım olgusunu her maç sahaya yansıtabiliyorlar. Ersun Yanal, sezon başından beri her maçta yaptığı gibi rotasyonlu bir 11 sahaya sürdü. Dörtlü savunma, önünde Aytaç; dörtlü orta alan (Bero, Okay, Muhammet Demir, Mehmet Ekici) önde tek oyuncu; Suk... Trabzonspor adına sorunlarla dolu bir ilk yarı izledik.. Savunmada ve de hücumda gerekli yeterliliği olmayan bir görüntü içerisindeydiler. Konyaspor sanki kendi evinde oynuyor gibi orta alanda oyunu istediği gibi yönlendiren, rakibi baskı altına alan ve pozisyonlar bulan taraftı.. Trabzonspor, orta alanda birbirinden uzak ve pas hataları sıkça yaptığı için hücumda Suk yalnızları oynadı... Her iki kenardan da hiçbir olumlu atak girişimi olmadığı için ilk yarı bırakın gol pozisyonu üretmeyi, karşı alanda rakibi rahatsız edecek atak girişimi bile yoktu Trabzonspor'un...
İkinci yarı ise ilk yarıya göre daha farklı bir Trabzonspor izledik. Savunmayı orta alana yakın kurdular. Rakibe baskı yaparak ilk yarıya göre karşı alanda daha fazla görünen coşkusu olan bir takım vardı.. Ersun Yanal'ın, Mehmet Ekici'yi dışarı alması bana göre yanlış bir tercih. Muhammet Demir ya da Bero'dan birini dışarı alıp Yusuf'u oyuna alarak, Mehmet Ekici'yi Muhammet Demir'in yerine düşünmesi daha doğru bir seçim olurdu. Çünkü sahadaki Trabzonspor adına ilk 11'i düşündüğümüz zaman oyunun kaderini değiştirebilecek tek isim Mehmet Ekici'ydi. Yusuf'un oyunun son dakikalarında serbest vuruştan attığı golle gelecek haftalar için büyük bir moral olduğu düşüncesindeyim.
Trabzonspor'un yeni bir takım olduğu bir gerçek.. İnişleri çıkışları her maçta olacaktır. Yalnız Ersun Yanal'ın artık elindeki oyuncu yapısına göre belirli bir oyun anlayışını sahaya yansıtması gerekiyor. Öncelikle, geçen yıldan beri var olan hücumdaki yetersizlikler... Bu maçın ikinci yarısındaki görüntüsünün, gelecek adına Yanal tarafından iyi irdelenmesi gerekiyor.

Sistem sorunu

İlk yarı bittiğinde herhalde herkes Trabzonspor'un sezon başından beri en iyi oyununu ortaya koyduğunu söylerdi. Ama futbol herkesin bildiği gibi tuhaf bir oyun. İlk yarı girilen gol pozisyonlarından başka Mustafa Yumlu'yu ceza alanı içerisinde yapılan hareket var ki, buna hakem nasıl penaltı vermez anlamak mümkün değil. Herhalde geçen yılki gibi hakemlerin yanlış kararları hep Trabzonspor aleyhine olacak!
Alanyaspor'un Emre ile kazandığı golde Onur'un hatası büyük. Maçın kırılma anı olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü Trabzonspor geriye düştükten sonra tekrar ayağa kalkabilecek yeterliliğe sahip değil. Trabzonspor'un ilk yarı doğruları, oyunda daha fazla. Bunun en büyük nedeni, orta alan performansıydı. Aytaç bu alanda kilit isim olarak öne çıktı çünkü savunmada stoper özellikli üç oyuncu var.
Mustafa Yumlu, Durica ve Uğur'un top kullanma yetenekleri sınırlı. Aytaç, rakip ataklarda doğru pozisyon almanın yanında, pas organizasyonunda ilk yarı çok başarılıydı. Onazi kendisine zaman zaman yardımcı oldu fakat önde yine etkisiz göründü.
İkinci yarı yenilen ilk golden sonra Alanya savunmasını kaleye çok yakın kurdu, Trabzonspor da riskli bir oyun anlayışına döndüğü için ilk yarıya göre daha etkili ataklar üretti. Önde kaptırılan toplar Trabzon savunmasının dengesiz yakalandığı anda ikinci golü bulan taraf oldular.
2-0'dan sonra Trabzon'un saha içi organizasyonu tamamen dağıldı ve rakibin üstüne şuursuzca gitmeye başladılar. Sefa Yılmaz'ın attığı golle 4. haftada 3. mağlubiyetlerini aldılar. Ersun Yanal artık kadrosundaki oyuncu yapısına göre bir sistemde karar vermeli. Çünkü her hafta yapılan oyuncu ve sistem değişiklikleri problemleri de beraberinde getiriyor. Trabzonspor'un kadrosuna baktığımızda yapılan yabancı transferler üst düzey oyuncular değil. Ancak bir sistem içerisinde yararlı olabilecek yeterlilikleri var.

Hücum sorunu

Öncelikle sezon başı olmasına rağmen Avni Aker'in zemininden söz etmek gerek. Sanki bir tarla. Hayret! Yüksek rakamlar vererek oyuncular transfer ediyorsunuz ve bu oyuncuları böylesi bir zeminde ki 'sakatlanmamaları çok zor' sahaya sürüyorsunuz.
En kısa zamanda bu zeminin iyileştirilmesi şart. Yoksa oyuncular için büyük bir risk var. Maça beklenenin aksine baskılı başlayan taraf Osmanlıspor oldu. Oyunun ilk 20 dakikalık bölümünde Trabzonspor'u kendi alanından çıkartmayarak gol pozisyonları ürettiler. Ersun Yanal bu maçta 3'lü savunma önlerinde Okay, orta sahanın kenarlarında Yusuf ve Güray ortalarında Onazi, Mehmet Ekici, önde ise Castillo ve Jun Suk ile oyuna başladı. Böyle bir dizilişte orta alan yetersizliği dakikalar ilerledikçe ortaya çıktı. Özellikle Osmanlıspor'un ortadan geliştirdiği ataklarda golü bulacağının işaretleri vardı. Öncesinde Okay, Ndiaye'ye ortadan gol pozisyonuna giderken faul yaptı ve sarı kartı gördü. Ardından yine Okay'ın kaptırdığı toptan Ndiaye rahatlıkla ortadan gelerek Osmanlıspor'u 1-0 öne geçirdi.
İlk yarının 30. dakikasından sonra ise Trabzonspor, Osmanlıspor sahasında Mehmet Ekici'nin ayağına top geldiği zaman daha etkili olmaya başladı.
Güray'ın sol kenardan çizgiye indiği 3 pozisyon var ki final pası yetersizlikleri öne çıktı. İkinci yarı Okay'ın yerine Aytaç, Yusuf'un yerine de Muhammet Demir oyuna girdi. Osmanlıspor skoru koruma adına kendi alanında çok adamla kapandı ve karşı ataklarda çabuk ve etkili oyuncularıyla yine pozisyonları bulan taraf oldu.
Trabzonspor'un baskılı olduğu anlar var. Yalnız geçen sezon olduğu gibi hücumda bir türlü organize olamıyorlar. Mehmet Ekici'nin serbest vuruştan atacağı goller ya da Castillo'nun boş alanda topla buluştuğunda göstereceği bireysel beceri dışında çok etkisizler. Sonuçta geçen haftaki Gaziantepspor yenilgisinden sonra kendi sahasında da alınan 2-0 yenilgi güven sorununu beraberinde getirecektir. Dünkü maçın genelini göz önüne getirdiğimizde 3 puanı hak eden tarafın Osmanlıspor olduğunu söylemek gerçekçi bir yorum olur.
Osmanlıspor'u tebrik ederim..

Eksikler görülmeli

Maçın ilk yarısının 20 dakikalık bölümünde dengeli bir oyun vardı. Her iki kalede de gol pozisyonları üretilemedi ve daha çok orta alan mücadelesi şeklinde geçti.
20. dakikadan sonra oyuna ağırlığını koyan ve pozisyonlar bulan taraf ev sahibi Gaziantep'ti.
Ersun Yanal'ın oyun şablonunda iki kenar bekin hücum girişimlerinin büyük önem taşıdığı bir gerçek. İlk yarı sol kenardan Güray'ın iki, üç kez girişimleri var. Sağ kenarda ise Zeki'nin hücum girişimi yok. Bu yüzden orta alandan kenarları kullanmadan yapacağınız hücumlar öne çıkıyor. Mehmet Ekici'nin bu alanda göstereceği performans bu yüzden çok önemliydi. Ekici de 20 dakikadan sonra Gaziantepspor'un orta alandaki direnci karşısında oyunda hiç gözükmedi.
Geçen haftanın Trabzonspor adına en önemli oyuncusu Onazi de gerekli yeterlilikte olmadığı için hücumda üretkenlik ancak bireysel becerilere kaldı. İlk yarıda Castillo'nun bireysel becerisiyle girdiği gol pozisyonundan başka üretkenlikleri yoktu. Gaziantep'in orta alanda daha fazla baskı yapmasıyla birlikte, Trabzonspor çok fazla pas kayıpları yaptı ve kendi savunmasından uzun toplarla hücum girişimlerinde bulunma yanlışı içerisine girdi. Böyle bir anlayışta dönen topları da Gaziantepli oyuncular alarak daha hızlı hücum girişimleri olanağı buldular. İkinci yarıda Ersun Yanal önce Onazi'yi dışarı alıp yerine Bero'yu alarak orta alanda direnci artırmaya çalıştı. Sonrasında ise oyunda hiçbir etkinliği olmayan Yusuf'un yerine Hyun Jun Suk'u alarak önde fiziksel anlamda daha etkin olmayı düşündü. Yapılan değişikliklerden sonra ise Castillo'nun yine bireysel becerisiyle getirdiği topta Bero mutlak gol pozisyonundan yararlanamadı. Gaziantep'in attığı golde ise Orkan'ın her ne kadar bireysel becerisi öne çıksa da dört oyuncu arasından topa vurdurmamaları gerekirdi. İlk deplasman maçından mağlubiyetle ayrılmak Trabzonspor için hayal kırıklığı ama yeni bir takımın eksiklerini görmek için önemli. Bu maçtan Yanal'ın çıkaracağı ders özellikle deplasmanlarda topu rakibe bırakıp karşı atak oyunu mu yoksa topun takımda daha fazla kalarak hücumda daha etkili olmak mı? Bana göre şu an ki oyuncu profilinde topu rakibe bırakıp karşı atakla pozisyon bulma düşüncesi daha gerçekçi olur.

Uyum başarı getirir

Geçen sezon yaşanan büyük hayal kırıklığından sonra bu yıl yeni bir teknik adam ve yeni bir takım... Her yıl sezon başı şampiyonluk parolasıyla yola çıkan Trabzonspor için bu yıl reorganizasyon yılı. Çünkü kulübün içinde bulunduğu mali portre göz önüne alındığında şampiyonluk mücadelesi yapabilecek bir kadro oluşturma şansı yok.
Trabzonspor'u ilk kez Bursaspor ile oynadığı hazırlık maçında seyretme olanağı buldum. Alınan sonuçtan çok oynanan oyun çok daha önemli. İlk 11'i göz önüne getirdiğimizde geçen yıldan farklı 7 oyuncu sahadaydı. Böylesi bir değişimden sonra doğaldır ki istenilen oyunun ortaya konulması için zamana gereksinimleri var.
Maçın ilk yarısında penaltı golüne kadar Trabzonspor'un rakip alanda daha fazla oynamaya çalıştığını gördük. Ersun Yanal'ın oynatmak istediği sistemde kenar beklerinin hücumda görevleri çok fazla. Rakipten dönen ikinci topları alarak hücuma çıkmak ve rakibi kendi alanında ikili-üçlü sıkıştırmalarla rahatsız ederek kazanılan toplarda öne oynamayı düşünen bir takım görüntüsü vardı.
Bu oyun sistemi, yeni oyuncuların birbirleriyle uyumu gerçekleştiğinde ve de daha uzun süreye taşınabilirse geçen sezondan çok farklı bir takım izleyeceğimizi düşünüyorum.

İKİNCİ YARIDA KAOS ORTAMI VARDI...
İkinci yarı ise yapılan oyuncu değişikliklerinden sonra tam bir kaos oyunu ortaya çıktı. Yalnız üzerinde durulması gereken savunmadaki yetersizlikti. Bir de değişen hakem kurallarının oyunculara zaman kaybetmeden öğretilmesi gerekmekte.

Topal yerine dönmeli

🔴 Milliler, İspanya ile önemli bir maça çıkmaya hazırlanıyor. İspanya'ya karşı nasıl oynamalıyız?
Hırvatistan maçında, bazı gerçekleri gördük. Mücadele gücü yüksek ve dirençli bir takım olmak zorundayız. Rakip, Avrupa Şampiyonu ve Dünya Kupası'nı alan bir takım… 'Tiki-taka' denen, topa sahip olmayı öne çıkaran oyun anlayışının mucidi… Yani bizim oynamaya çalıştığımız, topa sahip olma düşüncesi, bu maçta geçerli değil. Çünkü rakip, topa bizden daha fazla sahip olacak. Bu maçın en önemli yeri orta alan. İkinci bölgede rakibi durdurmamız şart. Bunun için Mehmet Topal, gerçek yerinde oynamalı. Önde ise ikinci bölgede topu kaptığımız anda rakibin üstüne çabuk, dripling becerisi yüksek oyunculara gerek var; Volkan Şen, Emre Mor gibi…
🔴 İspanya maçında planlarımız 1 puan üzerine mi kurulmalı?
Bu maçta 1 puan bizim için önemli ama 1 puan üzerine kurulu oyun stratejisi ile oynamak akılcı olmaz. Hücumda da aksiyonlar yaparak pozisyon bulmak amaç olmalı. Atacağımız bir gol, rakip İspanya bile olsa oyuncuları psikolojik olarak baskı altında tutar.
🔴 İspanya maçında kadroda revizyon şart mı?
Her maçı kendi içinde değerlendirmek gerekir. Bu maçta mücadele gücü yüksek, dirençli oyunculara gereksinimimiz var. Hırvatistan maçında Arda, Hakan Çalhanoğlu ve Oğuzhan hayal kırıklığı yarattılar ve hücumda etkisiz kalmamızın başrol oyuncularıydı. Arda, fiziksel anlamda hazır değil ve maç ritmi yok. Hakan Çalhanoğlu, sadece serbest vuruşlarda görünen bir isim… Oğuzhan'da ise ısrarcı olunması gerektiği düşüncesindeyim. Performansındaki düşüklük, çevre oyuncularından kaynaklandığını düşünüyorum. Şu an hücumda topla üçüncü bölgede oyunun kaderini değiştirebilecek orta alandaki tek isim. Hücum kenarlarında ise Volkan Şen ya da Emre Mor'un düşünülmesi gerekir.
🔴 Türkiye'nin gruptan çıkma şansını nasıl görüyorsunuz?
İki maçtan alınabilecek 4 puan bizi gruptan çıkarır. İki maçtan alınacak üç puan ise diğer gruplarda oluşan sonuçlara göre kaderimizi çizer.
🔴 Gruptaki rakiplerimizden en çok kimi beğendiniz?
Hırvatlar gruptan çıktığı takdirde çok önemli işler yapmaya aday bir takım. İspanya her ne kadar gol pozisyonu üretmede sorunları olan bir takım görüntüsü verse de kupanın favorilerinden biri… Çekler ise hiçbir zaman çantada keklik olarak tanımlanmaması gereken bir takım. Onun için bizim Çeklerle yapacağımız maç çok zorlu geçmeye aday.

Önümüze bakmalıyız

Gruptan çıkmak için mutlak puan ya da puanların önemli olduğu bir gerçek. Yani öncelikle her maç yenilmemek önemli. Dün Fatih Terim'in sahaya çıkardığı 11, topa sahip olmayı öne çıkaran bir 11... Oyunun ilk yarısında belirli bölümlerde topun bizde kaldığı bölümler var ama topa sahip olmak pozisyon üretmeyi zorunlu kılar. Fakat top üçüncü bölgeye geldiği zaman hiçbir etkinliğimiz yok. Hırvatistan hücumda daha çok sol kanadımızdan geldi.
Mehmet Topal ve Hakan Balta, ilk yarıda başarılı bir performans göstermelerine rağmen yediğimiz golde kaleci Volkan Babacan'ın hatası vardı.
Oyunun kaderinde etkili olması beklenen Arda Turan uzun süre maç oynamadığı için gerekli yeterlilikte görünmedi.
Orta alanda çok şeyler yapmasını beklediğimiz Oğuzhan çok düşük bir tempoda oynadı. Girdiğimiz tek gol pozisyonunda Ozan Tufan daha dikkatli olsa hiç bir etkinliğimizin olmadığı bir anda golü bulabilirdik.

İyi bir başlangıç, moral ve güven açısından önemliydi. Fakat gruptan çıkabilmek çok daha önemli.

İkinci yarıda Fatih Terim hücumda daha etkili olabilmek için üretkenlikten uzak Oğuzhan'ın yerine Volkan Şen'i oyuna aldı. Sonrasında ise Arda Turan'ı çıkarıp Burak'ı sahaya sürdü. İkili forvete döndükten sonra orta alan tamamen Hırvatların kontrolüne geçti.
Direklerden dönen toplardan başka Hırvatların yararlanamadığı iki net pozisyonları var.
Hırvatistan bu maçta görüldü ki, her ne kadar orta alan ve hücumda kenar oyunculardan kurulu bir takım olsa da, savunmasının göbeği ağır ve hata yüzdesi fazla olan bir takım. İlk 11'de Burak'la başlamak daha doğru bir tercih olurdu diye düşünüyorum. Çünkü Burak savunmanın arkasına yaptığı koşularla dengeyi bozan ve oyuncuları rahatsız eden bir isim. Bizim en büyük eksiğimiz hücum aksiyonlarının istenilen düzeyde olmamasıdır. Gerek grup gerek hazırlık maçlarında gol pozisyonu üretmede sıkıntılarımız var. Ve kazandığımız gollerin bir çoğu da duran toplardan geldi. Artık Hırvatistan maçını bir kenara koyup önümüzdeki İspanya karşılaşmasına odaklanmalıyız. İyi bir başlangıç yapmak hem moral hem kendimize güven açısından önemliydi. Fakat gruptan çıkabilmek çok daha önemli.