CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Hakem kararıyla...

Her sezon aynı film... Aslında oynanan futbol değil orta oyunu! Yıllardır hakemler hakkında herkes bir şeyler yazıyor, söylüyor.
Ama değişen hiçbir şey yok. İşte dün Mete Kalkavan, oyunun baş aktörü olarak ortaya çıktı. Önce Bero'nun Quaresma'ya yaptığı hareketine verdiği penaltı bana göre absürt... Ardından Beşiktaş 2-1 önde, fiziksel anlamda Napoli maçının yorgunluğu tam anlamıyla ortaya çıkmış ve pozisyonlar bulan bir Trabzonspor var. İkinci yarının başında kullanılan bir serbest vuruşta Beşiktaş ceza alanı içinde N'Doye'un yaka paça indirildiği pozisyon nasıl penaltı olmaz!
70. dakika oynanırken Quaresma'nın Yusuf'un bileğine, hem de Mete Kalkavan'ın gözü önünde yaptığı hareket var ki; direkt kırmızı göstermesi gereken bir pozisyon... Ama Kalkavan zorla sarı kartına başvurdu! İnsan gerçekten üzülmeden edemiyor. Bir maçın kaderi ile nasıl bu kadar oynanır? Yazık!
Gelelim maça... Böylesi bir karşılaşmaya üçüncü dakikada kornerden gelen topta yenilen golle başlanması Trabzonspor için şanssızlıktı.
Yalnız yenilen golde Rhodolfo topa vurduğu anda üç Beşiktaşlı oyuncu da nasıl böyle boş bırakılır anlamak zor. Ardından Mete Kalkavan'ın yarattığı penaltıdan sonra ise Trabzonspor doğaldır ki riskleri almaya başladı.
Önde baskı kurdu, rakibi rahatsız etmeye çalıştı.
Orta alanda Onazi-Mehmet Ekici-Okay'ın aralarındaki pas bağlantısını bir türlü kuramadığını gördük. Hücum organizasyonlarında ise yine her maçtaki görüntüler ortaya çıktı. Yani üçüncü bölgeye kadar gelişen ataklar vardı ama ya final pası eksikliği ya da rakibe kaptırdıkları toplarla bunlardan sonuç alınamadı. Burada Trabzonspor forvetlerinin eksikleri de ortaya çıktı. Bu yüzden Beşiktaş'ın Trabzon savunmasının arkasına attığı toplarda gollük pozisyonlar da izledik.
Aboubakar'ın kaçırdığı golden sonra ise Beşiktaş defansının çıkarken kaptırdığı topta Yusuf ile kazanılan gol ümitlerin başlangıcı oldu. İkinci yarı ise rakip alanda daha fazla gözükmelerine rağmen hakemin yanlış kararlarının, Trabzon'un sonucu değiştirememesinin en büyük nedeni olduğunu düşünüyorum.

Riskli oyun yaktı

İki ayrı devre, iki ayrı görüntü.. Maçın başında penaltıdan gelen gol, takımın moral motivasyonunu ve özgüvenini artırma açısından önemliydi. Ama gel gör ki ilk yarıda Rizespor, daha fazla pozisyon bulan takımdı. Direkten dönen iki topundan başka savunmadaki pozisyon hatasından attıkları gol var. İlk yarıda Trabzonspor, orta alan ve hücumda organizasyon yetersizliği çekti. Orta alanda Onazi, öylesine basit top kayıpları yaptı ki Rizespor'un hücum girişimlerinin odak noktası oldu! Mehmet Ekici önde markaj altında top alamadığı için geriye gelerek top almaya çalıştı. Uzun toplarla anlamsız hücum girişimlerinde bulunuldu. Rizespor savunmasından dönen ikinci topları alamadıkları için rakipleri karşısında üstünlük bir türlü kuramadılar. Yusuf ve Bero da içeri girerek oynamaya çalışan iki oyuncuydu. İkisinin boşalttığı alanlarda Zeki Yavru ve Mustafa Akbaş'ın topla buluştuğu pozisyonlar var ama iki oyuncu da ceza alanı içerisinde arkadaşlarını topla buluşturamadılar.
İkinci yarı Rizespor, oyunu kendi alanında kabul etti. Trabzonspor'un ilk yarıya göre daha baskılı olmasının en önemli nedeniydi. Bir de orta alanda Mehmet Ekici, ilk yarıya göre takımı karşı kaleye taşıyan ve öndeki arkadaşlarını pozisyonlara sokan isim olarak takıma en fazla katkı yapan oyuncuydu. Kazanılan ikinci penaltıyla atılan golden sonra ise tempoyu düşürüp, rakibi kendi alanında kabul etmeleri gerekirken riskli bir oyun anlayışında ısrarcı olmak büyük bir yanlıştı. Ersun Yanal'ın, bütün bir maç süresince top kayıpları yapan Onazi gibi oyuncuyu dışarı alıp, orta alana daha dirençli ve top kullanma becerisi olan Aytaç Kara'yı almaması, Rizespor'un ekmeğine yağ sürdü.

Özgüven kazandı

Maçtan önce her iki takımın Süper Lig'deki durumlarını göz önüne getirelim...
Galatasaray, geçen 7 haftada mağlup olmayan ve aldığı 17 puanla şampiyonluğun en önemli adaylarından biri. Trabzonspor lige çıktığından düne kadar en sıkıntılı lig başlangıcını yapan (özellikle deplasman başarısızlığı olan) takım. 7 haftada 7 puan, attığı gol sayısı 3. Yani maçın kesin favorisi Galatasaray.
Böyle bir durumda dün alınan 3 puan asla küçümsenmemesi gereken bir olay. Her ne kadar 30 dakikalık bölümden sonra oyunda üstünlüğü olan, baskı kuran ve pozisyonlar bulan Galatasaray olsa bile. Ersun Yanal'ın Akhisar ve Karabük deplasmanlarında farklı mağlubiyetlerden sonraki maç stratejisi doğru.
Kendini bilerek oynamaya çalışan bir takım.
Oyunu kendi sahasında kabul eden orta alanda Okay, Onazi, Ekici, kenarlarda Castillo ve Bero ile savunmayla bütünleşerek kompakt bir yapıyla mücadele eden takım vardı. İlk yarının 17. dakikasında Bero ile başlayan Castillo-Bero birlikteliğiyle N'Doye'ye gelen topla Trabzonspor öne geçen taraf oldu. Başlangıç ve bitiş mükemmeldi.
Golden sonra ise daha çok oyunu kendi alanında kabul eden Trabzonspor'un zaafları ortaya çıktı. Çünkü savunmada ofsayt taktiği yapmaya çalışan rakibin arkasında oluşan boşluklar var. Orta alanda Ekici, Onazi, Okay daha akılcı olabilseler yani pas zamanlamasını daha olumlu gerçekleştirebilseler ikinci golü bulmaları içten bile değildi. 30. dakikadan sonra ise Galatasaray 4-4-2'ye döndü. İkinci topları aldıktan sonra daha fazla baskı yapan taraf oldu. Trabzonspor'un savunmadan çıkarken yaptığı pas hataları var. Bu da rakibe pozisyon bulma şansı verdi. İkinci yarı ise tamamen G.Saray baskısı altında geçen bir 45 dakika. Özellikle Bruma'nın bireysel beceriyle getirdiği toplar ve girilen gol pozisyonları var. Bu pozisyonlarda kaleci Onur öne çıkan oyuncu. Fakat maçın Trabzonspor adına kendilerini rahatlatacak fırsat, Mehmet Ekici'nin getirdiği topta N'Doye'nin girdiği gol pozisyonuydu. Böyle bir maçta alınan 3 puan içinde bulunan durumu göz önüne getirdiğimizde çok büyük önem taşıyor.
Çünkü 3 puandan sonra gerek oyuncuların gerekse camianın özgüvenini kazanarak bundan sonraki haftalar için daha farklı bir takım görüntüsü sahaya yansır diye düşünüyorum.
Not: Levent Nazifoğlu maçtan sonra şöyle bir yorum yaptı: "Maçın 5 dakikadan daha fazla uzatılması gerekiyordu." Dediği son derece doğru! 5 değil 15 olması gerekirdi! Doğrusu ise 3 dakika olmalıydı diye düşünüyorum.

Trabzonspor’a istikrar şart...

Türk Telekom Arena'da oynanacak zorlu maç öncesi her iki takımın son durumlarını göz önüne getirdiğimizde ev sahibi Galatasaray'ın, Trabzonspor'a oranla bu karşılaşmada daha önde olduğu bir gerçek. Süper Lig'in yedi haftalık periyodunda Trabzonspor'un Süper Lig'de bulunduğu yer, bu gerçeğin en büyük göstergesi.
Bir de geçen yıldan beri süre gelen Trabzonspor'un deplasmanda aldığı ve kendi tarihine hiç yakışmayan sonuçlar var. Bordo-mavililer, özellikle deplasmanlarda kırılgan bir yapıya sahipler. Yedikleri golden sonra saha içi organizasyonunu tamamen kaybeden, herkesin telaş içerisinde olduğu bir takım haline geliyorlar. Bu kritik maçta ne yapılabilir sorusuna Trabzonspor'un bugün olan durumunu düşündüğümüzde yanıt verebilmek gerçekten son derece zor. Teknik direktör Ersun Yanal, sezon başından beri deneme- yanılmayı öne çıkaran, her maç değişik sistemler ve 11'ler tercih etti. Ama geçen hafta kendi sahasında oynadıkları Akhisar maçının ikinci yarısı sezon başından bu tarafa ilk kez Trabzonspor'un olumlu görüntülerin olduğu bir maç.

SAVUNMAYA DİKKAT
Artık teknik direktör Ersun Yanal istikrarı yakalayabilmek için mutlak bir sistemde ve oyuncu tercihlerinde ısrarcı olmalı.
Galatasaray gibi kendi sahasında ve taraftarı önünde hücumda son derece etkili ayakları olan bir takıma karşı saha içi yardımlaşmayı öne çıkaran, takım savunmasını iyi uyguladığınız zaman puan alma şansınız var.
Her ne kadar üçüncü bölgede yetersizlikleri olsa da bu karşılaşmada rakibi az adamla yakaladıkları anlarda çabuk ve öne oynamayı düşündüklerinde gol pozisyonları yakalayabilirler. (Sezon başından beri Galatasaray, her ne kadar aldığı puanlarla zirvede yer alan takımlardan birisi olsa da her maç rakibe verdikleri gol pozisyonu sayısı bir hayli fazla). Yoksa deplasmanlarda olan hayal kırıklıkları devam edecektir.

Trabzonspor, Akhisar ile oynanan maçın ikinci yarısında ilk kez olumlu bir görüntü verdi.

Bir de gol olsa

Dünkü maçta, Trabzonspor'da eksik olan tek şey goldü... Sezon başından beri ilk kez bir maçta gol pozisyonu zenginliği yaşadılar. Golü bulamamalarının en büyük nedeni Akhisar kalecisi Fatih'in mükemmel oyununun yanına Trabzonsporlu oyuncularının beceriksizliğini eklemek gerekiyor.
İstekli, arzulu, mücadele gücü yüksek bir Trabzonspor seyrettik. Sezon başından beri doğruların fazla olduğu bir maçtı.. Savunmanın iki kenar oyuncusu Zeki Yavru ve Mustafa Akbaş, sürekli hücum girişimlerinde bulunan iki isimdi.. Çizgiye indiklerinde topu arkadaşlarıyla buluşturdukları zaman gol pozisyonları üretildi. Orta alanda Onazi, sakatlanıp çıktığı ana kadar oyunda olmayan oyuncuydu. Mehmet Ekici'nin diğer maçlara göre daha fazla sorumluluk alması, takımın etkinliğini arttıran bir olguydu. Hücumda ise Castillo bireysel becerilerinde etkili ama ceza sahası içinde gol yapması gereken pozisyonlarda bir o kadar beceriksizdi. Bu arada Aytaç'ın da hiç gereği yokken, gördüğü kırmızı kart ile takımını yalnız bıraktığını belirtmek gerekir. Ersun Yanal'ın sezon başından beri gerek oyuncu tercihleri gerekse oyun anlayışları her hafta değişkenlik gösteriyor.
Dünkü maçta gol pozisyonu zenginliği yaşandığı bir gerçek.
Ama hücumda Suk'un yerine N'Doye'ye daha fazla şans vermesi bana göre daha doğru olur. Çünkü N'Doye kaleye sırtı dönük oynamasını bilen, orta sahadan gelen arkadaşlarıyla duvar pası yapabilme becerisine sahip bir oyuncu.
Akhisar'ın girdiği gol pozisyonlarında Trabzonsporlu oyuncuların bireysel hatası fazlaydı. Örneğin; kaleci Onur, hemen hemen her maç kendine atılan geri paslarda büyük hatalar yapıyor. Onur gibi deneyimli bir oyuncunun bu eksikliğini gidermemesi gerçekten insanı hayrete düşürüyor.
Trabzonspor'un oyuncu kalitesi istenilen düzeyde değil. Bu bir gerçek. Ama birlikte hareket etme, takım olma bilinci, saha içi yardımlaşmayla daha pozitif görüntüler ortaya çıkabiliyor. Aynen dün olduğu gibi..
Hakem Ali Palabıyık, Süper Lig'de oynanan diğer maçlara nazire yaparcasına kötü bir yönetim gösterdi. Özellikle kendi sahasında oynayan bir takımın hakem tarafından herhalde bu kadar baskı altında kaldığı maç sayısı çok azdır.

Bu kaos artık sona ermeli

🔴 Ukrayna ve İzlanda ile kritik maçlara çıkacağız. Grupta avantajlı olmak için puan kriterimiz ne olmalı?
Bilindiği gibi hedef 2018 Rusya… Hırvatistan gibi grubun en önemli takımlarından birinden grubun ilk maçında alınan 1 puan çok değerli.
Bunu daha değerli kılacak olan Ukrayna maçından gelecek 3 puan olur. Ukrayna kendi sahasında İzlanda ile penaltı kaçırdığı maçta berabere kaldı. Fakat ortaya koydukları oyun ne denli tehlikeli bir takım olduklarını göstermesi açısından önemli. İzlanda maçında ise eğer Ukrayna maçını üç puanla geçebilirsek alınacak bir puan bile geleceğe daha güvenli bakmamızı sağlar.

🔴 Terim-Arda krizi altında maçlara çıkacağız. Bu durum oyuncular üzerinde bir baskı oluşturur mu?
Ortada absürt bir durum var.
Kadroya alınmama nedeni sportif değil. Bu herkesçe bilinen bir gerçek.
Ama sportif değilse nedir? Herkesin bildiği ama kamuoyunun bilmediği bir durum! Fatih Terim, Hırvatistan milli maçından önce yaptığı açıklamalarda bana göre bu konuda hiçbir şey söylemedi.
Kendisine soruyu yönelten basın mensubuna, "Sizin bildiğiniz bir konu" dedi. Ama hala bu bilinen konunun ne olduğu apaçık kimse tarafından dile getirilmedi. Geçen bir hafta süresince her kafadan bir ses çıkan bir ortam var. Bu ortam, milli maç öncesi kaygı verici. Bu krizin en kısa sürede aşılması için sorumluların kamuoyu önüne çıkıp, gerçekleri tüm çıplaklığı ile anlatmaları Milli Takım'ın lehinedir. Aksi halde bugün yaşanan kaos ortamını daha da derinleşir. Ve bundan da Milli Takım büyük zarar görür.

🔴 Ömer Toprak'ın gelmesi sonrası Topal'ı ön liberoya çekecek Fatih Terim, 4-1-4-1 sistemini düşünüyor. Bu sistem takımımıza uygun mu?
Avrupa Şampiyonasına giderken sorunlarla dolu bir kadro ve bu kadroda bulunması gereken Ömer Toprak'tan yoksunduk. Ömer bilindiği gibi geçen sezon Bundesliga'da oynadığı bölgenin en iyi oyuncularından biriydi. Milli Takım'da en ihtiyaç duyulan savunmanın göbeğinde biri orta saha oyuncusu, diğeri sol bek oyuncusu olan Mehmet Topal ve Hakan Balta'ya görev vermek zorunda kaldık. Ömer Toprak'ın tekrar kadroya alınmasıyla Mehmet Topal'ın orta alanda oynayacak olması Milli Takım'a olumlu yönde katkı sağlar.

Dejavu

Sezon başından beri yeniden yapılanma dedik, yeni bir takım dedik ve sabır gösterilmesini dile getirdik. Ama deplasmanlarda son iki maçta "Karabükspor ve Alanyaspor" maçlarında alınan farklı sonuçlardan sonra artık ortaya çıkan olumsuz görüntülerin sorgulanması gerekiyor. Çünkü Alanya ve Karabük, Süper Lig'e yeni çıkan iki takım! Bu maçta her iki teknik adamın oyun stratejilerini göz önüne getirdiğinizde Ersun Yanal'ın harakiri yaptığını söyleyebiliriz. Yanal artık şu gerçeği görmeli, şu an elindeki kadro, rakip alanda baskı kurup rakibi hataya zorlayacak ve pozisyonlar üretecek oyunculardan kurulu bir ekip değil.
Savunmanın göbeğinde Durica ve Mustafa Yumlu tek hamleli ve önde yakalandıklarında arkalarına rahatlıkla sarkılabilen iki isim. Orta alanda Aytaç ve Okay gibi aynı özellikte yani top rakipteyken mücadele eden top kendilerine geldiğindeyse pas hataları olan iki isim. Okay, ilk yarıda bir iki kez Karabükspor ceza alanına kadar gelmeye çalıştı. Özellikle maçın ikinci yarısının başlamasıyla birlikte oyundan düştü.
En önemli sorun ise Mehmet Ekici'nin görev yeri. Israrla kenarlarda görev verilmesini anlayamıyorum.Farkı yaratabilecek tek oyuncu. Baskı altında topla buluştuğu içinde etkisiz ve verimsiz oldu. İkinci yarı ise Muhammet Demir sola geçti, Mehmet Ekici, Suk'u destekleyen oyuncu oldu ama çok dağınık bir görüntü içerisinde oldukları için o da arkadaşlarına ayak uydurdu. İlk yarının son 15 dakikalık bölümünde Trabzonspor adına sinyaller geldi ama ikinci yarıya çıkarken Yanal'ın orta alandaki zaafı görüp oyuncu seçimi yapması gerekliydi. Özellikle ilk golden sonra sahada çok dağınık bir takım vardı. Karabükspor bu dağınık görüntüyü çok iyi değerlendirerek çabuk ve etkili çıkışlarla kendileri için tarihi bir farkı elde ettiler. Yeni transferlerden geleceğe dönük olarak sadece Bero'nun ilk 11'de olması, Castillo, Ibanez ve Onazi'nin yedek beklemesi de düşündürücü.

Geceyle gündüz

Son üç maçtır alınan yenilgiler ve bunun sonucu oluşan hayal kırıklığı ve sıkıntılı bir süreç... Bunu aşabilmek için Konya maçı mutlak üç puanın alınması gereken bir maçtı. Konyaspor, bilindiği gibi sistemi oturmuş ve kompakt bir takım olgusunu her maç sahaya yansıtabiliyorlar. Ersun Yanal, sezon başından beri her maçta yaptığı gibi rotasyonlu bir 11 sahaya sürdü. Dörtlü savunma, önünde Aytaç; dörtlü orta alan (Bero, Okay, Muhammet Demir, Mehmet Ekici) önde tek oyuncu; Suk... Trabzonspor adına sorunlarla dolu bir ilk yarı izledik.. Savunmada ve de hücumda gerekli yeterliliği olmayan bir görüntü içerisindeydiler. Konyaspor sanki kendi evinde oynuyor gibi orta alanda oyunu istediği gibi yönlendiren, rakibi baskı altına alan ve pozisyonlar bulan taraftı.. Trabzonspor, orta alanda birbirinden uzak ve pas hataları sıkça yaptığı için hücumda Suk yalnızları oynadı... Her iki kenardan da hiçbir olumlu atak girişimi olmadığı için ilk yarı bırakın gol pozisyonu üretmeyi, karşı alanda rakibi rahatsız edecek atak girişimi bile yoktu Trabzonspor'un...
İkinci yarı ise ilk yarıya göre daha farklı bir Trabzonspor izledik. Savunmayı orta alana yakın kurdular. Rakibe baskı yaparak ilk yarıya göre karşı alanda daha fazla görünen coşkusu olan bir takım vardı.. Ersun Yanal'ın, Mehmet Ekici'yi dışarı alması bana göre yanlış bir tercih. Muhammet Demir ya da Bero'dan birini dışarı alıp Yusuf'u oyuna alarak, Mehmet Ekici'yi Muhammet Demir'in yerine düşünmesi daha doğru bir seçim olurdu. Çünkü sahadaki Trabzonspor adına ilk 11'i düşündüğümüz zaman oyunun kaderini değiştirebilecek tek isim Mehmet Ekici'ydi. Yusuf'un oyunun son dakikalarında serbest vuruştan attığı golle gelecek haftalar için büyük bir moral olduğu düşüncesindeyim.
Trabzonspor'un yeni bir takım olduğu bir gerçek.. İnişleri çıkışları her maçta olacaktır. Yalnız Ersun Yanal'ın artık elindeki oyuncu yapısına göre belirli bir oyun anlayışını sahaya yansıtması gerekiyor. Öncelikle, geçen yıldan beri var olan hücumdaki yetersizlikler... Bu maçın ikinci yarısındaki görüntüsünün, gelecek adına Yanal tarafından iyi irdelenmesi gerekiyor.

Sistem sorunu

İlk yarı bittiğinde herhalde herkes Trabzonspor'un sezon başından beri en iyi oyununu ortaya koyduğunu söylerdi. Ama futbol herkesin bildiği gibi tuhaf bir oyun. İlk yarı girilen gol pozisyonlarından başka Mustafa Yumlu'yu ceza alanı içerisinde yapılan hareket var ki, buna hakem nasıl penaltı vermez anlamak mümkün değil. Herhalde geçen yılki gibi hakemlerin yanlış kararları hep Trabzonspor aleyhine olacak!
Alanyaspor'un Emre ile kazandığı golde Onur'un hatası büyük. Maçın kırılma anı olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü Trabzonspor geriye düştükten sonra tekrar ayağa kalkabilecek yeterliliğe sahip değil. Trabzonspor'un ilk yarı doğruları, oyunda daha fazla. Bunun en büyük nedeni, orta alan performansıydı. Aytaç bu alanda kilit isim olarak öne çıktı çünkü savunmada stoper özellikli üç oyuncu var.
Mustafa Yumlu, Durica ve Uğur'un top kullanma yetenekleri sınırlı. Aytaç, rakip ataklarda doğru pozisyon almanın yanında, pas organizasyonunda ilk yarı çok başarılıydı. Onazi kendisine zaman zaman yardımcı oldu fakat önde yine etkisiz göründü.
İkinci yarı yenilen ilk golden sonra Alanya savunmasını kaleye çok yakın kurdu, Trabzonspor da riskli bir oyun anlayışına döndüğü için ilk yarıya göre daha etkili ataklar üretti. Önde kaptırılan toplar Trabzon savunmasının dengesiz yakalandığı anda ikinci golü bulan taraf oldular.
2-0'dan sonra Trabzon'un saha içi organizasyonu tamamen dağıldı ve rakibin üstüne şuursuzca gitmeye başladılar. Sefa Yılmaz'ın attığı golle 4. haftada 3. mağlubiyetlerini aldılar. Ersun Yanal artık kadrosundaki oyuncu yapısına göre bir sistemde karar vermeli. Çünkü her hafta yapılan oyuncu ve sistem değişiklikleri problemleri de beraberinde getiriyor. Trabzonspor'un kadrosuna baktığımızda yapılan yabancı transferler üst düzey oyuncular değil. Ancak bir sistem içerisinde yararlı olabilecek yeterlilikleri var.

Hücum sorunu

Öncelikle sezon başı olmasına rağmen Avni Aker'in zemininden söz etmek gerek. Sanki bir tarla. Hayret! Yüksek rakamlar vererek oyuncular transfer ediyorsunuz ve bu oyuncuları böylesi bir zeminde ki 'sakatlanmamaları çok zor' sahaya sürüyorsunuz.
En kısa zamanda bu zeminin iyileştirilmesi şart. Yoksa oyuncular için büyük bir risk var. Maça beklenenin aksine baskılı başlayan taraf Osmanlıspor oldu. Oyunun ilk 20 dakikalık bölümünde Trabzonspor'u kendi alanından çıkartmayarak gol pozisyonları ürettiler. Ersun Yanal bu maçta 3'lü savunma önlerinde Okay, orta sahanın kenarlarında Yusuf ve Güray ortalarında Onazi, Mehmet Ekici, önde ise Castillo ve Jun Suk ile oyuna başladı. Böyle bir dizilişte orta alan yetersizliği dakikalar ilerledikçe ortaya çıktı. Özellikle Osmanlıspor'un ortadan geliştirdiği ataklarda golü bulacağının işaretleri vardı. Öncesinde Okay, Ndiaye'ye ortadan gol pozisyonuna giderken faul yaptı ve sarı kartı gördü. Ardından yine Okay'ın kaptırdığı toptan Ndiaye rahatlıkla ortadan gelerek Osmanlıspor'u 1-0 öne geçirdi.
İlk yarının 30. dakikasından sonra ise Trabzonspor, Osmanlıspor sahasında Mehmet Ekici'nin ayağına top geldiği zaman daha etkili olmaya başladı.
Güray'ın sol kenardan çizgiye indiği 3 pozisyon var ki final pası yetersizlikleri öne çıktı. İkinci yarı Okay'ın yerine Aytaç, Yusuf'un yerine de Muhammet Demir oyuna girdi. Osmanlıspor skoru koruma adına kendi alanında çok adamla kapandı ve karşı ataklarda çabuk ve etkili oyuncularıyla yine pozisyonları bulan taraf oldu.
Trabzonspor'un baskılı olduğu anlar var. Yalnız geçen sezon olduğu gibi hücumda bir türlü organize olamıyorlar. Mehmet Ekici'nin serbest vuruştan atacağı goller ya da Castillo'nun boş alanda topla buluştuğunda göstereceği bireysel beceri dışında çok etkisizler. Sonuçta geçen haftaki Gaziantepspor yenilgisinden sonra kendi sahasında da alınan 2-0 yenilgi güven sorununu beraberinde getirecektir. Dünkü maçın genelini göz önüne getirdiğimizde 3 puanı hak eden tarafın Osmanlıspor olduğunu söylemek gerçekçi bir yorum olur.
Osmanlıspor'u tebrik ederim..