CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Gelecek aydınlık

Bir takımın başarılı olabilmesi için kadro istikrarı şart. Trabzon'da ligin ilk yarısında performansı en düşük oyuncu olan N'Doye dünkü maçın en iyisiydi.
Güçlenmiş, rakipleriyle girdiği ikili mücadelelerinin çoğunu kazandı. Top saklama becerisiyle de takıma katkı yaptı.
Maçın ilk 30 dakikalık bölümünde topa daha fazla sahip olan taraf Trabzonspor'du.
Orta alanda Okay'ın, Onazi'nin ikili mücadelelerdeki başarısı, Castillo ve Olcay'ın top rakipteyken orta alana gelerek yardımları ve yukarıda belirttiğim gibi N'Doye'un her geçen gün artan performansı ile takım bütünselliği içerisinde Osmanlıspor'a göre daha önde olan taraf Trabzonspor oldu.
Trabzonspor'u öne geçiren gol de Uğur'un savunma arkasına attığı topta, Olcay'ın mükemmel vuruşundan kaynaklandı.
35'ten sonra ise Osmanlı'nın girdiği iki net gol pozisyonu gördük. Bu pozisyonlarda Onur başarılıydı.
İkinci yarı ise roller değişti. Osmanlıspor rakip alanda daha rahat görünen taraftı.
Özellikle maçın son 10 dakikalık bölümünde daha fazla vuruşlarda beceri noksanlığından golle buluşamadılar.
Neden böyle olduğu sorusuna verilecek yanıt, Trabzonspor skoru koruma düşüncesini bir kenara bırakmalı. Yanal'ın Bursa maçında yaptığı oyundaki hamlesini gerçekleştirdikten sonra dünkü görüntü ortaya çıktı. Çünkü Osmanlı'nın daha fazla baskı yaptığı sürelerde önde Castillo gibi bireysel becerisi olan ve rakip savunmayı rahatsız eden oyuncunun dışarı alınması yanlıştı. Yerine giren Medjani ve fiziksel anlamda düşüşte olan Onazi, öne çıkmak yerine savunmanın içine girerek oynadıkları için dönen topları da Osmanlı tarafından kazanıldığında sonucu değiştirebilecek pozisyonlar doğaldır ki çoğaldı. Alınan 3 puan büyük önem taşıyor. Trabzonspor adına tebrik edilecek konu ise oyuncuların performanslarının artması. Bu da ilerisi için büyük ümitler veriyor.

Tarihten sayfa gibi

Uzun yıllardan beri ilk kez dünkü gibi Trabzonspor'u rakibi karşısında arzulu, istekli ve baskılı bir oyun ortaya koyarken görmedik. Yeni bir saha, coşkulu bir taraftar ve bu coşkuya ortak olan bir takım. Trabzonspor tarihinden sanki bir sayfa gibi.
Her hattıyla oynadığı oyunla izleyenlere büyük keyif verdiği düşüncesindeyim. Deplasmanda alınan 6 puanın oyuncuların özgüvenleri ve moral kondisyonlarını olumlu etkilediği bir gerçek. Fakat bir başka gerçek ise her geçen hafta daha kompakt yapıya bürünen takım olduğu. Ersun Yanal, kendi oyun felsefesini gün geçtikçe takıma yansıtıyor.
Farklı sonucun oluşmasında en büyük etken dünkü maçın Trabzonspor adına orta alan üstünlüğüydü. Onazi ve Okay rakipten en fazla top kazanan iki oyuncu olmalarının yanı sıra aldıkları topları öne oynama düşünceleri, hücumda daha etkin bir Trabzonspor ortaya çıkardı. Yusuf Yazıcı hücumu şekillendiren oyuncu... Her geçen gün üstüne koyarak geliyor. Attığı golde vuruş becerisi öne çıktı. Allah nazardan saklasın. Olcay ise Trabzonspor'u ateşleyen isimdi, bütün benliğiyle sahada. Savunmaya gelerek arkadaşlarına yardımcı oldu, hücumda ise Trabzonspor'un attığı iki golün asistini yaptı.
Castillo ise son iki deplasmanda gösterdiği performansını bu maçta attığı iki golle daha da yukarı çıkardı. Durum 3-0 olduktan sonra Ersun Yanal, orta alandan Onazi'yi alarak yeni transfer Rodallega'yı oyuna aldı. N'Doye ile birlikte çift forvete döndükten sonra yine hücumda pozisyon bulan taraf Trabzonspor oldu. Bu sezon ilk kez böyle farklı bir skorla tanışan Trabzonspor için, yarınlar adına en fazla ümit veren durum; takım bilincinin ortaya çıkması olarak değerlendirilmeli. Özellikle geçtiğimiz sezondan beri hücumda bir türlü gerekli yeterliliği gösteremeyen Trabzonspor için dünkü maçtaki hücum organizasyonlarının çeşitliliği bundan sondaki haftalar için büyük ümitler veriyor.

Ümit veriyor

Önce Bursaspor ardından Kasımpaşa karşısında alınan üçer puan çok önemli... Ama alınan puanlardan çok oynanan oyun, yarınlar adına ümit veriyor. Dünkü maçta, ilk yarının büyük bölümünde topa daha fazla sahip olan taraf Trabzonspor'du. Orta alanda Olcay ve Castillo'nun bu alana katılımıyla topu ayağa oynayarak, rakip alanda daha fazla göründüler. Özellikle hücuma geçişlerde Yusuf Yazıcı kilit oyuncuydu.
Dün de oyundan çıktığı ana kadar hep doğru işler yaptı. İki kenar bekin performansı, Ersun Yanal'ın oynatmak istediği sistem için önem taşıdığı bir gerçek. Mas, zaman zaman sol kenardan kanat bindirmelerinde bulundu. Pereira ise hücumda etkin olmayı seven bir isim. Fakat boş alana çıktığında arkadaşları kendisini bir türlü topla buluşturamadı. Kasımpaşa'nın etkili olduğu anlar ise Trabzonspor'un savunmadan çıkarken kaptırdığı toplar sonucunda gerçekleşti. Direkten dönen toptan başka, kaleci Onur'un bana göre içerinden çıkardığı, gol sayılması gereken pozisyonları var. İlk yarının son dakikalarında ise duran toptan Mas ile golü bulan taraf Trabzonspor oldu.
İkinci yarı Kasımpaşa orta alandan defansif özellikli Abdullah'ın yerine Castro'yu alarak daha riskli bir oyun tarzına büründü. Savunmalarını öne çıkartarak oynamaya ve pozisyon üretmeye çalıştıkları anlar var. Böylesi riskli bir oyun anlayışına sahip olan takıma karşı Trabzonspor, rakip alanda boşluklar buldu. Fakat final pası yetersizliğinden kendilerini rahatlatacak ikinci golü bir türlü bulamadılar.
Bu maçta Trabzonspor adına eleştireceğimiz en önemli konu ise maçın son 10 dakikasında oyunu kendi ceza sahası içinde kabul etme yanlışlığıydı.
Çünkü yapacağınız en basit bir hata rakibe gol şansı verebilirdi. Öyle ki önce Medjani'nin gereksiz geri pasıyla oluşan pozisyondan başka Kasımpaşalı oyuncuların ceza sahası içerisinde yararlanamadıkları iki kafa pozisyonu vardı.
NOT: Türk futbolunun duayen başkanlarından İlhan Cavcav'ı ne yazık ki kaybettik.
Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk futboluna başsağlığı diliyorum.

Farklı Trabzonspor

Trabzonspor adına sorunlarla geçen 16 hafta. Bunun sonucunda kadroya katılan oyuncular var. Bu oyuncuların takıma katkıları merak konusu oldu. Bu maçta Ersun Yanal, 3 yeni oyuncuya şans verdi. Bursaspor maçın ilk yarısı bittiğinde 16 maça göre daha kontrollü oynayan, takım savunması üst düzeyde, mücadele gücü yüksek, kompakt oynamaya çalışan bir takım görüntüsündeydi. Durica'nın önderliğinde bir savunma kurgusu. Özellikle yeni transferlerden Joao Pereira öne çıkan oyuncu oldu. Kariyeri belli; dünkü görüntüsüyle bundan sonraki maçlarda daha fazla katkı yapabilecek bir isim. Kanat bindirmeleri yanında topla becerisi üst düzeyde. Orta alanda Yusuf Yazıcı için sezon başından beri yazdık, çizdik. Son maçlarda Ersun Yanal kendisine şans vermeye başladı. Dün de ilk kez bir Süper Lig maçında ilk 11'de şans verilmesine rağmen attığı gol ve yaptığı asistle takımı için ne denli önemli oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. İlk yarı Castillo takımı öne taşıyan ve rakip savunmayı en fazla rahatsız eden oyuncuydu. Eğer 2-0'dan sonra Bursaspor'un tüm riskleri aldığı bölümde daha becerikli ve final paslarında daha olumlu olabilseler ilk yarıda maç, Trabzonspor için çok daha rahat bir konuma gelebilirdi.
İlk yarının son dakikalarında N'Doye'un gereksiz top kaybından gelen golden sonra ikinci yarı yine N'Doye hiç gereği yokken ikinci sarı kartla oyun dışı kalması üzerine maç Trabzonspor için daha zorlu bir hale geldi. Fakat başta kaleci Onur olmak üzere savunmada çok dirençli bir görüntü içerisinde oldular ve Bursaspor'a beraberlik şansı tanımadılar.
İkinci yarıda Yanal'ın Medjani'yi oyuna aldığı anda oyundan çıkacak oyuncu Castillo mu olur? Bunu anlamak zor.
Alınan üç puan bulunduğu konum olarak Trabzonspor için çok önemli. Fakat üç puandan daha çok yeni oyuncuların takıma katılımıyla 16 maça göre daha farklı görüntülerin bundan sonraki maçlarda da ortaya çıkacağı gerçeği var. Bu da yarınlar adına Trabzonspor için bana göre çok daha olumlu bir gelişme.

Ersun Yanal’ın yanlışları...

Birinci tespit: Her iki takım arasında büyük farklar var. İkinci tespit: Oyunda Trabzonspor adına strateji yanlışlığı var.
Önce Fenerbahçe gibi bir takıma karşı kendi gücünüzü bilmek zorundasınız. Trabzonspor, oyuna yanlış bir başlangıç yaptı. Çünkü elindeki kadro, Ersun Yanal'ın oynatmak istediği sisteme uygun değil. Ersun Yanal, sezon başından beri rakibe kendi alanında baskı yapıp hatalarından kaynaklı ikinci topları alarak hücum girişimlerinde bulunmayı hedefleyen bir anlayışı takıma monte etmeyi düşünüyor. Oysa elinizdeki kadro, takım savunmasını öne çıkaran rakibe, önde basmayı değil kendi alanında bekleyen takım olmak zorunda.
Dünkü maçta yine yanlış bir başlangıç... Ardından duran topta her zaman olduğu gibi yerleşme hatasından kaynaklı penaltı golü ve 10 kişi kalış... O anda Trabzonspor adına maç zaten bitmişti. Akabinde Lens'in orta alandan sürüklediği atak, Onazi'nin rakibi durdurması gerekirken rakibe yanlış hamlesi sonucu oluşan pozisyon ve yenilen ikinci gol. 2-0'dan sonra saha içi dengeler, tamamen değişti. Zaten takım olarak oyun bazında önemli sorunları olan Trabzonspor için sorunlar daha da fazla ortaya çıktı.
Sezon başından beri bilinen Fenerbahçe adına bir gerçek var. Bu takımın en etkili silahı Lens. Onu bu kadar boş bıraktığınızda dünkü sonuç normal. Lens'in bulunduğu alanda Bero yokken Güray'ı düşünmek daha gerçekçi olurdu. Orta alanda Yusuf Yazıcı gibi teknik becerisi yüksek ve geçtiğimiz yıla göre devamlılığı olan oyuncu kenarda dururken Onazi ile oyuna başlamak son derece yanlış bir tercihti.
Sezon başından beri her zaman vurgulamaya çalıştığım en önemli gerçek, takım olarak ne yapacağınızı düşünmek ve ona göre strateji belirlemek şeklindeydi. Evinizdeki maçta Fenerbahçe gibi bir takıma karşı oyunu kendi sahanızda kabul etmek, orta alanda çok adam bulundurarak topun kendinizde kalmasını sağlayarak çabuk ve hızlı öne oynadığınız zaman şansınız var. Ve önde N'Doye'un her maçta olduğu gibi dünkü maçtaki görüntüsü ile niçin ilk 11'de oynadığını da anlamak gerçekten çok zor.

Devrimin başladığı yere elveda

Hüseyin Avni Aker denince akla gelen ilk şey, 'Devrimin başlangıç yeri' olduğudur… Yani İstanbul hegemonyasına son veren takımın mabedi. Hüseyin Avni Aker'e ilk kez 1979 senesinde çıktım. Dile kolay, tam 11 yılım geçti… O zemine ilk çıktığımda büyülendim desem yeridir. Rakip takımların korner atamadığı ve orta alanı geçtiği zaman sevindiği maçlar hala gözümün önüne geliyor. Aker'de kazanılan şampiyonluklar ve kaldırılan kupalar unutulmaz.. Kent için önemi gerçekten çok büyüktü. Maç olduğu günler taraftarlar stada gruplar halinde yürüyerek gelir, maçtan önce kendi aralarında bir takım değerlendirmeler yapardı. Maçtan sonra yine yürüyerek evlerine gider ve tüm yol boyunca eleştiriler dile getirirlerdi. Ortak bir vizyon oluşturma yönünde Avni Aker'in çok özel bir yeri var. Bir kültür oluştuğunu kabul etmek gerekir. Böyle bir kültürün içinde yer almak inanılmaz bir duygu. Ulaştığım bütün yüksek değerleri, Avni Aker'de yaşadım. Bu değerleri terk etmek kolay değil. Çok şey yaşanılan bir yer. Bir parçası olmak benim için her zaman bir övünç kaynağı oldu. Ama şu an veda etmek, insanda hüznü de beraberinde getiriyor.

DÜŞÜNCE DEĞİŞİKLİĞİ ŞART
Gönül isterdi ki yeniden aynı yerde modern bir saha inşa edilsin. Hüseyin Avni Aker kültürünü tümüyle yeni sahaya aktarmak olanaksız. Ama yeni sahanın ulaşım ve güvenlik açısından çok iyi olduğu da bir gerçek. Yeni başarılar için en önemli sorun, kitlenin destek olması. Yani taraftar..Kitlenin destek olma bilinciyle Trabzonspor takımına yeni sahada el atması ve yaklaşması başarının olmazsa olmazıdır. Başarı için bir başka gerçeğin ise Trabzonspor'un düşünce değişikliğine ihtiyacının olmasıdır. Doğru düşünce değişikliği yakalanmak zorunda. Ancak o zaman mekan değişikliği çok üretken olabilir.

İŞ ARTIK TARAFTARDA
Yıllardır başarıya hasret Trabzonspor'un özlemini çektiği eski günlere dönebilmesi için yeni mekanda taraftara çok büyük görevler düşüyor. Çünkü Hüseyin Avni Aker'de taraftarıyla bütünleştiği zaman yakalanan başarılar var. Onun için takıma sahip çıkmak öncelikli hedef olmalıdır.

İlk yarıdaki oyun ışık verdi

Her iki takım için de çok önemli bir maçtı. Maçın ilk 10 dakikalık bölümünde Kayserispor, daha arzulu ve istekli, rakip alanda daha fazla görünen takımdı ama 10'uncu dakikadan ilk yarı sonuna kadar bu sezon ilk defa çok olumlu oynayan bir Trabzonspor vardı sahada. Orta alanda Aytaç ve Okay, öne çıkarak top aldı. Rakip alanda yaptıkları baskı ve kazandıkları toplarda öne ve çabuk oynama düşünceleri olduğu için bu sezon ilk kez devre sonunda kaleye atılan şut sayısı 10 oldu. Eğer ilk devrede Mehmet Ekici daha etkin bir görüntüde olsa gol sayısını artırabilirlerdi. İkinci yarı ise tam bir kabus... Mehmet'in pasıyla ceza sahasına giren Yusuf, kaleciyle karşı karşıya kaldığı anda golü atsa daha farklı bir görüntü ortaya çıkabilirdi. Bu kaçan golden sonra ise Trabzonspor ilk yarıya göre savunmasını kaleye daha yakın kurdu, Okay ve Aytaç savunmanın içine girerek oynamaya başladı. Öne giden toplar çabuk kaybedildiği için Kayserispor pozisyonlar bulan taraf oldu. Maçın son 15 dakikalık bölümünde ise fiziksel anlamda Trabzonspor'da özellikle önde oynayan oyuncularda düşüşler olduğu için Kayserispor'un rahatlıkla ceza alanına geldiği anlar var. Haftalardır aldığı başarısız sonuçlarla bir kriz içerisinde olan Trabzonspor için alınan 3 puan ilaç gibi geldi. Trabzon'un 10 ila 45 arasındaki oyunu geliştirmesi gerekiyor.
İkinci yarı Kayserisporlu Deniz'e, ceza sahası içinde Bero'nun yaptığı hareket bana göre net penaltıydı.

Bu oyunla 1 puan başarı!

Sıkıntılı bir süreç... Çünkü son galibiyetini Galatasaray maçında alan Trabzonspor, bugüne kadar oynadığı maçlarda istediği puanları bir türlü alamadı ve puan sıralamasında hiç de kendisine yakışmayan bir yerde bulunuyor... Mehmet Ekici ve Okay yok. Mehmet Ekici, çok önemli bir isim. Bu takımın futbol aklı... Onun yokluğunda yerine düşünebileceğiniz isim Bero olmaz. Peki kim olur?
Sezon başından beri 18'e almadığınız sakatlıklar ve cezalardan dolayı bu sezon ilk kez 18 kişilik kadroda yer verdiğiniz Yusuf Yazıcı olur... Özellikle rakibin, 10 kişi kaldığı andan sonra kendi alanında çok adamla kapandığı zaman futbol aklını devreye katmak zorundasınız. Fakat Ersun Yanal, bu gerçeği göz ardı etti.
İkinci yarı topla daha fazla oynayan takım, Trabzonspor'du... Ama topla oynamak demek, pozisyon bulmak demek değildir. Örneğin top üçüncü bölgeye geldiği zaman doğru hücum organizasyonunuz yoksa gol pozisyonu üretemezsiniz. Kenarlara inmeden orta alana yakın yerlerde atılan uzun toplar, Ahmet Çalık liderliğinde savunmayı kusursuz yapan Gençlerbirliği'nin ekmeğine yağ sürdü. Aytaç'ın da çıkmasından sonra orta alanda oluşan boşluk nedeniyle Gençlerbirliği, 70. dakikadan sonra karşı ataklarda gol pozisyonu üreten taraf oldu.
Eğer Onur, Ahmet Çalık'ın pozisyonunu kurtarmasa 3 puanı alan taraf 10 kişi oynayan Gençlerbirliği olacaktı. Trabzonspor adına en fazla katkı yapan oyuncu geçen hafta olduğu gibi Yusuf Erdoğan'dı. İstekli, arzulu oyunuyla rakip savunmayı en fazla rahatsız eden oyuncu oldu. Dün yine görüldü ki sorunlardan biri önde, merkezde oynayan oyuncunun istenilen düzeyde olmaması. N'Doye, Suk ve Muhammet Demir, görev verilen maçlarda etkili ve üretken olamıyor. N'Doye, ön direğe koşması gereken hiçbir pozisyonda yoktu...
Maçın son bölümlerini göz önüne alırsak dünkü oyundan sonra alınan 1 puan için Trabzonspor üzülmesin.