CANLI
SKOR
İskender Günen

İskender Günen

Yanal, Yusuf’u çıkarınca...

Trabzonspor adına 5. dakikada Burak'la kazanılan gol önemliydi. Kabul etmek gerekir ki deplasmanda böylesi bir maçta golle başlamak moral motivasyon ve özgüveni yükseltme açısından önemli. İlk yarının 44. dakikasına kadar Trabzonspor adına her şey lehine gitti. Üstelik kendileri için büyük önem taşıyan Burak'ın sakatlanmasına rağmen.. Fenerbahçe topa daha fazla sahip olmasına rağmen, ilk yarı Valbuena ile girilen gol pozisyonundan başka üretkenliği yok.
Trabzonspor takım savunmasında başarılıydı. Her iki kenarı iyi kapattı. Fakat top kendisine geçtiğinde, atak girişimlerinde istenilen düzeyde görünmediler. İlk yarının son dakikalarında ise Trabzonspor savunmasının yerleşme hatası sonucunda Alper ile beraberlik golü geldi. İkinci yarı Trabzon kalesi önünde sadece savunmayı düşünen bir yapıya büründü.
Okay ve Kucka savunmanın tamamen içine girerek oynamaya çalışan iki oyuncu. Öne çıktıklarında ise çabuk kaybedilen toplar var. Buna rağmen, önce Fenerbahçeli Neustadter'in savunmadan çıkarken, yaptığı top kaybına Volkan'ın hatası da eklenince, Olcay ile 2-1 öne geçen taraf oldular. 2-1'den sonra ise Trabzonspor Teknik Direktörü Ersun Yanal'ın orta sahada top saklama becerisi olan ve ofansif anlamda tek isim olan Yusuf Yazıcı'yı dışarı çıkarması yanlış bir tercihti.
Onazi girdikten sonra Okay- Kucka-Onazi savunmanın tamamen içine girdikleri için öne çıkmayı düşünmediklerinden, savunmadan dönen ikinci toplarda Fenerbahçeli oyuncular tarafından atak girişimleri sıkça yapılmaya başlandı. Doğaldır ki oyunu sadece kendi sahanızda üstelik ceza sahanıza yakın kurduğunuz zaman hata yüzdeniz daha da fazla artar. Bunun sonucunda Kucka'nın anlaşılmaz hatası sonucunda kazanılan penaltıyla Fenerbahçe beraberliği yakalayan taraf oldu.
Bu karşılaşmada alınan bir puan Trabzonspor açısından başarı olarak görülebilir. Mücadele gücü yüksek bir görüntü ortaya konulduğu bir gerçek. Yalnız daha yüksek hedefler için özellikle hücumda daha üretken olmanız şart.

Yusuf’un imzası!

Ligin ilk maçları zordur. Bu zorluğa sahanızdaki maçın hemen başında Okay'ın gereksiz yan pasıyla rakibinin kazandığı golle 1-0 geride başladığınızda daha büyük sorunların ortaya çıkacağı gerçeği var. Konyaspor, Süper Kupa'yı müzesine götürmenin verdiği moral ve motivasyonuna sahip bir takım. Geçen yılki oyun kurgusundan tamamen farklı bir görüntüleri var. Geçen yıl geride bekleyen takımın yerine bu sezon önde baskı yapan, rakibi hataya zorlayarak atak girişimlerinde bulunan ve gol pozisyonları üreten bir takım var. Yenilen golden sonra fazla zaman geçmeden Burak ile verilen yanıt, Trabzonspor için bir şanstı.
İlk yarı bütün atak girişimlerinin odak noktası geçen yıl olduğu gibi Yusuf Yazıcı'ydı. Top onun ayağına geldiği zaman ofansif anlamda daha farklı görüntüler ortaya çıktı. Atılan golün başlangıcında ve sonrasında oluşan iki pozisyonda da Yusuf'un imzası var. Orta alanda Okay ve Kucka'nın bulunması gereken yerde olmadıkları için merkezden Konyaspor rahatlıkla geldi ve pozisyonlar üretti. Hücumda Burak ilk yarı mücadelesi ve attığı golden başka ceza alanı içinde rakibi zorlayan tek oyuncu oldu. İkinci yarı ise Bero ve Burak'la girilen iki net gol pozisyonu var.
Kucka tam bir hayal kırıklığı. Onazi geçen yıl rakipten en fazla top kapan oyuncuydu. Bana göre; her ne kadar geçen yılki görüntüsünde olmasa da yenilen golde büyük hatası olmasına rağmen orta sahadan çıkacak oyuncu Okay'ın yerine Kucka olmalıydı.
Şu an hücumda Yusuf Yazıcı ve Burak'a bağlı bir takım var. Orta alanda eksikler fazla, kenarlarda ise Olcay bekleneni vermekten uzak. Bongonda ise topla becerili fakat top üçüncü bölgeye geldiğinde çok fazla etkin değil. Ligin ilk maçında istenilen oyun ortaya konmamasına rağmen Burak'ın son dakikalarda golüyle kazanılan 3 puan büyük önem taşıyordu. Bu arada Hüseyin Göçek, Fofana ve Durica'nın kırmızı kartını es geçti.

İki farklı görüntü

Hedeflerinden uzak iki büyük takım.
Fakat aralarındaki rekabet düşünüldüğünde iki takım arasındaki maç dünkü gibi çok az seyirci önünde herhalde oynanmamıştır. Trabzonspor açısından iki farklı görüntünün olduğu bir maçtı. İlk yarı oyunun 40. dakikasına kadar birbirinden kopuk ne savunmada ne de hücumda istenilen düzeyde değillerdi.
Savunmadan çıkarken yaptıkları pas hataları orta alanda yapılan top kayıplarından sonra Fenerbahçe'nin atak başlangıçlarını yarattılar. Karşı ataklarda ligimizin golü bulamayan takımlarından birisi ne yazık ki Trabzonspor.
Bu maçta da rakibi 3'e 1 yakaladıkları pozisyonda Bero yanlış pas tercihi yaptığı için sonucu değiştiremediler. Ardından N'Doye'un rakibe yaptığı faul sonrasında ise Fenerbahçe'nin çabuk oynayarak Hasan Ali ile buluşturulan top, kaleci Onur'un yaptığı büyük hata. Yalnız Sow ile Fenerbahçe'nin öne geçtiği pozisyonda yardımcı hakem ofsaytı nasıl görmez hayret!
40. dakikadan sonra ise rakip alanda daha fazla pas yapma olanağı buldukları anda N'Doye ile ilk yarının son dakikalarında yakaladıkları gol pozisyonunda Volkan başarılıydı.
2. yarı yapılan oyuncu değişiklikleri var. Okay'ın sakatlanmasından sonra Durica savunmanın göbeğine alındı, Medjani orta sahaya, Olcay kenardan orta alanda, Bera da Olcay'ın yerinde. Yapılan bu değişikliklerden sonra ilk yarıya göre farklı bir oyun ortaya çıktı.
İki kenar bek Pereira ve Mas'ın ofansif anlamda yaptıkları katkı Castillo'nun bireysel becerisiyle getirdiği toplar Yusuf Yazıcı'nın ilk yarıya göre daha iyi performansı sonucunda çabuk ve öne kullanılan top N'Doye'un Bero'yu topla buluşturması sonucunda gelen beraberlik golü.
Oyunun son 10 dakikası ise maç git-gellerin olduğu şekli aldı. Her iki kalede de yakalanan gol pozisyonları var. Onur'un yerine kaleye geçen Esteban iki pozisyonda başarılı oldu. Sonuçta her iki takım da puanları paylaşmak zorunda kaldı.

Gerçek bir test oldu

Son üç haftaki görüntüsünden farklı bir Trabzonspor... Durica ve Okay'ın yokluğunda Medjani ve Bero görev aldı. Ayrıca son üç haftada yer verilmeyen Castillo 11'de sahaya çıktı. Ersun Yanal geçen haftaların aksine 4-1-4-1 oynattı. İlk yarı topun olduğu yerde çoğalan, rakibe baskı yapan, agresif ve rakipten kazandıkları toplarda hücum girişimleri yapan bir takım vardı sahada.
Onazi, orta alanda mücadele gücü yüksek ve rakipten fazla top kapan oyuncuydu. Castillo adam eksilten hareketleriyle Trabzonspor'u karşı kaleye taşıyan isimdi. Yusuf ise atakların başlangıcındaki kişiydi. Rakibi eksik yakaladıkları iki pozisyonda ise final pasını iyi yapamadıkları için öne geçme şansını kullanamadılar.
İkinci yarı yine önde baskı yapan ve rakibe oyun oynama olanağı vermeyen bir takım görüntüsündeydiler. Castillo'nun getirdiği topta N'Doye pozisyondan yararlanamadı ve ardından Yusuf'un şutu direkten döndü. 60. dakikadan sonra ise Başakşehir, topa daha fazla sahipti. Önde top kayıpları çoğaldı, dönüşlerde sorunlar baş gösterdi. Bu yüzden Başakşehir'in Visca ile girdiği iki net gol pozisyonu var.
Trabzon'un dün en yetersiz bölgesi ise savunmada Uğur, Medjani ve Mas'tı. Uğur, Medjani kademe anlayışlarında büyük hataların yanında, top kullanmada da çok fazla pas hatası yaptı. Oyunun son bölümlerinde ise Onur yüzde yüz gol pozisyonunu önledi ve ardından Pektemek'in kullanamadığı pozisyon ise Trabzonspor'un şansı oldu.

KENDİ OYUNCUSUNA HOŞGÖRÜSÜZ
Bu maçtan her iki takım da birer puanla yetinmek zorunda kaldı. Yalnız bu maçta bir konu üstünde durmalıyız. Ersun Yanal, Zeki Yavru ve Yusuf Erdoğan'ı oyuna almak adına hamle yapıyor, fakat Trabzonspor taraftarı aşırı tepki gösteriyor. Yazık... Bu iki oyuncu bu takımın altyapısından çıkan, ihtiyacı olduğu zaman hiçbir maddi çıkar beklemeden elinden geleni yapan ve mücadele eden iki isim. Bu takımın neden yıllardır başarılı olmadığı taraftarın dünkü anlamsız tepkisinde saklı.
Kendi içinden yetiştirdiği isimlere bu kadar hoşgörüsüz davranmanın anlamı ne yazık ki yok. Unutulmaması gereken; kendisini başarılı kılan yapıyı terk edip başka kulüpleri taklit eden Trabzonspor yıllardır bu taklidinde başarılı olamadı.

Neden ve sonuç ortada

Ligin ikinci yarısına iyi bir başlangıç yapan, üst üste aldığı puanlarla üst sıraları zorlayan Trabzonspor, ligin son 3 haftasına girilirken özellikle oyun bazında yetersiz görüntüler vermeye başladı. Kazanma azmi, coşku ve takım birlikteliğinden uzaktalar. Neden?
Ersun Yanal, başarılı olan takım kurgusunu değiştirdi. Yani taşları yerinden oynattı. N'Doye ve Rodallega'yı birlikte oynattı. Bu yüzden takımda tüm dengeleri bozdu.
Şurası bir gerçek bu takımın oyun aklı Yusuf Yazıcı. Yani topla üçüncü bölgede buluşturulması gereken isim. Kaleye yakın, topa sahip olduğu anda arkadaşlarına asist yapma olanağı fazla. Topla becerisi ve oyun görüşü başka bir oyuncu yok. Ama Ersun Yanal, Adanaspor maçının ilk yarısında ısrarla yine kendisini sol kenara yakın oynattı. Buna rağmen ilk yarı Trabzonspor'da vasatın üstüne çıkan tek isimdi.
Attığı gol, büyük beceri gerektiren bir goldü.
Trabzonspor, ilk yarıda topa daha fazla sahip olmasına rağmen, pozisyon üretmede yetersiz kaldı. Bütün hücum girişimleri Olcay ve Pereira'nın olduğu kenardan yapıldı. Sol kenarda ise Mas ofansif anlamda hiç yok. Orta alanda Onazi ve Olcay, çok fazla pas hatası yapan iki isim. Dame N'Doye'un sahada varlığı yokluğu belli değil.
İkinci yarıya başlarken ise N'Doye sol kenara geldi, Yusuf, Rodallega'ya daha yakın oynamaya başladı.
Sonrasında ise Castillo ve Bero, Onazi ve N'Doye'un yerine oyuna girmesine rağmen değişen bir şey olmadı.
Kapanan takımlara karşı kenarlarda mutlaka adam eksilten oyuncu olmalı. Israrla üstüne basarak her yazımda belirtmeye çalıştım, Castillo bu takımın 11'inde her zaman bulunması gereken bir isim. Adanaspor ise sezon başı yanlışlarının faturasını ödüyor. Hala ligin son sırasında olmalarına rağmen ilk 11'de 9 yabancı oyuncuyla sahaya çıkıyorlar!
Hollanda takımı Ajax üretken bir altyapıya sahip. Son oynadıkları Lyon maçında savunmanın göbeğinde 17 yaşındaki genç oyuncuya yer veriyor. Bizler hala vasat bile olmayan yabancı oyunculardan medet umuyoruz. Yazık!

İki önemli yanlış

Ligin ikinci yarısında Trabzonspor adına en olumsuz görüntülerin olduğu bir maç. Yenilen üç golü göz önüne getirelim...
Pozisyon hatalarının olduğu üç gol...
Rakip sayısal anlamda sizden daha az olduğu hücumda golleri bulduğu zaman yapacağınız herhangi bir şey yok. Orta alanda Okay sakatlığından dolayı yok. Okay ki; ikinci yarı orta alana dinamizmi katan, mücadele gücüyle rakipten en fazla top kazanan ve öne çabuk oynamayı düşünen oyuncuydu.
Onun yokluğunda Aytaç görev aldı.
Fakat görünen o ki bu oyuncu hiç de hazır değil. Onazi ile Aytaç ne rakipten top kazanma ne de öne oynama konusunda yeterli düzeyde değillerdi. En önemli sorunlardan biriyse top önde kaybedildikten sonra N'Doye, Rodallega, Yusuf ve son dört haftadır yokları oynayan Olcay orta alana gelerek yardımcı olmadılar. Hücum girişimlerinde ise sol kenarın çok etkisiz olduğu gerçeği var. İlk yarı daha çok merkezden hücum girişimleri oldu ve özellikle iç saha maçlarında önemli yeri olan iki kenar beki, Kayserispor kenarları kapattığı için etkisiz kıldı.
İkinci yarı Ersun Yanal'ın yaptığı iki önemli yanlış var. İkinci yarıya Castillo gibi şu an Trabzonspor kadrosu içinde adam eksiltme özelliği olan tek oyuncu ile başlamaması.
Ve ardından berabere giden maçta Rodallega'nın oyundan çıkarılması. Dün bir kez daha görüldü ki N'Doye ve Rodallega'yı birlikte oynatmak takımın bütün ahengini bozdu ve ritmini kaybettirdi. N'Doye ve Rodallega belki maçın son 30 dakikalık bölümünde birlikte oynayabilirler ama hiçbir zaman ilk 11 tercihi içinde düşünülmemeli.
Kayserispor'a gelince; Trabzonspor'un zaaflarını çok iyi kullandılar. Kendi alanında oyunu kabul edip, orta alanı savunmaya yakın kurarak her iki kenarı da iyi kapattılar.
Topa sahip olduklarında ise özellikle maçın ikinci yarısında Welliton'la etkili atakları var. Bu maçta Kayserispor adına en fazla katkı yapan oyuncu ise iki gol atan Lawal'dı.

Dün bir kez daha görüldü ki N'Doye ve Rodallega'yı birlikte oynatmak takımın ahengini bozdu. Bu ikili hiçbir zaman ilk 11 tercihi içinde düşünülmemeli.

Ya Ekici kalsaydı?

Avrupa kupalarını hedefleyen iki takım... Maçı 3 puanla bitiren avantajlı olacaktı. Antalyaspor karşılaşmaya baskı ile başlayan ve ilk 10 dakika da üç korner atışı kazanan taraftı. Ersun Yanal'ın sahaya sürdüğü 11, deplasmanda kazandığı Akhisar maçının ikinci yarısındaki takım. Dripling özelliği olan Castillo yoktu, yerinde N'Doye vardı.
Antalyaspor'un savunmasındaki iki kenar bekte stoper özellikliydi, yani savunmanın 4 oyuncusunun hücuma katkısı yok.
Orta alanları ise mücadele gücü olmayan, top ayaklarına geldiğinde oynamaya çalışan oyunculardan oluşuyordu. Bu yüzden ilk yarının 20. dakikasından sonra Trabzonspor orta alanda üstünlüğü ele aldı. Yusuf ile buluşturulan toplarda bu oyuncunun öne çabuk oynama düşüncesinden kaynaklı atak girişimleri gerçekleşti. Önce Rodallega ardından Pereira ile girilen gol pozisyonları var.
İkinci yarı her yönüyle rakibe büyük üstünlük sağlayan bir takım vardı. Önce Yusuf'un mükemmel pası ve Rodallega'yla öne geçen taraf Trabzonspor oldu. İkinci gol Yusuf'un kullandığı korner sonucunda N'Doye'un içeri çevirdiği ve Uğur'un vuruşuyla geldi. Bu golden sonra Antalyaspor oyun disiplininden tamamen koptu ve Rodallega ile üçüncü golü bulan taraf yine Trabzonspor oldu.
Son oynanan 7 deplasman maçında alınan 6 galibiyetin yarınlar adına büyük önem taşıdığı bir gerçek. Bu maçta anlatılması gereken en önemli isim ise Yusuf Yazıcı'ydı.
Lyon-Beşiktaş maçında Lyon'da alt yapıdan gelen ilk 11'de 5 oyuncusu vardı. Yani sadece transfer eden değil üreten takımlar.
Şu an sorulması gereken acaba Mehmet Ekici, Trabzonspor'da olsa Yusuf'a şans verilir miydi? Dünkü maçın en önemli oyuncusu oldu. Atılan her golde payı var ve de oyunda öne oynamayı düşünen oyuncuların başında geliyor. Her geçen gün takımı adına sonucu belirleyen isim olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Abdülkadir gibi yetenekli bir oyuncuya da skor rahatlığına kavuştulan maçlarda şans verilmeli.

Alkışlıyorum

Oyunun ilk 25 dakikası Trabzonspor için korku filmi gibi geçen süreydi...
Maçın başlarında hatalar zinciriyle gelen gol, Pereira'nın yaptığı pas hatası, ardından iki savunma oyuncusunun ıskası sonucunda öne geçen taraf Beşiktaş oldu.
Golden sonra ise Beşiktaş oyunun kontrolünü tamamen eline aldı. Atiba ve Oğuzhan ile oyunu istediği gibi yönlendirdiler ve iki net pozisyon ürettiler. Trabzonspor'da ise önce savunmadan çıkarken kaptırılan toplar var. Savunmanın kenarında oynayan Pereira ve Mas savunmada yetersiz kalan iki isimdi. Orta alanda Onazi ve Okay savunmanın içine girerek oynadıkları için önde de istenilen ölçüde top kalmadığından Trabzonspor, Beşiktaş'ın oyununu sadece seyretti.
25. dakikada ise Okay'ın attığı mükemmel golden sonra oyunda dengelerin değiştiğini gördük. Onazi ve Okay öne çıkarak top aldılar. Yusuf Yazıcı'nın devreye girmesiyle bu kez gol pozisyonu bulan taraf Trabzonspor oldu.
Önce Yusuf'un kaçırdığı golden sonra kazanılan serbest vuruşta Rodallega ile girilen gol pozisyonları var.
İkinci yarı ise Trabzonspor oyuna daha iyi başlayan olmasına rağmen Beşiktaş'ın Aboubakar ile bulduğu ikinci gol savunmada Durica'nın hatasından kaynaklandı.
Beşiktaş gibi topa daha çok sahip olmak isteyen ve bunu gerçekleştiren takım karşısında 2-1 geriye düşmelerine rağmen Trabzonspor oyunu bırakmadı, direncini ortaya koydu. Önce Castillo ile gelen beraberlik golü, ardından ise Rodallega ile öne geçen taraf oldular.
3-2'den sonra Trabzonspor'un daha kontrollü ve de topa sahip olarak tempoyu düşürmesi gerekirdi. Bir de şurası bir gerçek Trabzonspor, savunmasını kaleye yakın kurduğu her maçta rakibe çok gol pozisyonu şansı veriyor. Bu da savunmada yeterli olmadıklarının bir göstergesi.
Serbest vuruştan Talisca'nın attığı gol de ise Onur'un hatası var. Maçın son dakikalarında gelen gol ise Trabzonspor'un beraberlikle ayrılabileceği maçta büyük bir hayal kırıklığı olsa gerek. 7 golün atıldığı, mücadele gücü yüksek, izleyenlere büyük keyif veren bir maç olduğu düşüncesindeyim.

Onur ile gelen 3 puan

Hedefleri farklı iki takım... Çaykur Rizespor ateş hattının içinde, Trabzonspor ise Avrupa kupalarına katılabilme hesapları yapıyor. Futbol İngilizlerin deyimiyle tuhaf bir oyun...
Dünkü maçı seyrettikten sonra bunu bir kez daha gözlemledik.
Bütün bir maç süresince gol pozisyonları bulan, 11 korner atışı gerçekleştiren taraf Çaykur Rizespor oldu. Buna karşın attığı korner sayısı 1, gol pozisyonu üretme açısından da Rizespor'un gerisinde olan Trabzonspor, galip gelen taraf oldu. Bunda tabii ki en büyük pay kaleci Onur'undu. Milli ara Trabzonspor'a yaramamış. Yusuf Yazıcı ve Pereira'nın yokluğu bir takımı bu kadar etkilerse o zaman sorun çok fazla demektir.
Birlikte oynama düşüncesinin olmadığı, yardımlaşmadan uzak, kopuk kopuk, herkesin kendine göre bir şeyler yapma peşinde olduğu bir Trabzonspor vardı sahada. Olcay, Yusuf Yazıcı ve Pereira olmadığı için kendi görev yerini terk etti ve Rizespor'un atak girişimlerinin çoğu Olcay'ın olduğu kanattan geldi.
Bero, daha çok boş alan bulduğunda etkili. Pas organizasyonlarında hiç yok.
Bu maçta en büyük sorun ise topu önde tutamama oldu. Castillo, N'Doye ve Bero'nun yaptıkları top kayıplarından sonra, geri dönüşler de istenilen düzeylerde olmadığı için ikinci yarıda Rizespor çok yoğun bir baskı kurdu. Okay ve Onazi de savunmanın içine girdiklerinde dönen toplar rakip oyuncular tarafından rahatlıkla kazanıldı ve tekrar atak girişimi oldu. Rizespor'un çok adamla geldiği ve bütün riskleri aldığı sürelerde karşı ataklarda Trabzonspor adına yine her maç olduğu gibi üretkensizlik vardı.
Kenardan oyuna dahil olan oyuncular Rodallega, Yusuf Erdoğan ve Aytaç'ın daha fazla katkı yapmaları beklenirken, ortaya koydukları performansın da sorgulanması gerektiği düşüncesindeyim.
Alınan 3 puan doğaldır ki önemli. Fakat dünkü maçı göz önüne getirdiğimizde alınan 3 puanda en büyük payın Onur'da olduğunu belirtmek şart. İşin gerçeği böylesi bir maçta her zaman şans yanınızda olmaz.